T.C.
İSTANBUL
1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/222 Esas
KARAR NO : 2025/282
DAVA :Markanın Hükümsüzlü
DAVA TARİHİ : 03/11/2023
KARAR TARİHİ : 18/12/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan asıl ve karşı davanın yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkilinin etkinlik organizasyonu, e ticaret ,sanatçı yönetimi ve pazarlama çözümlerini de içeren her biri kendi alanında lider dört şirketten oluştuğunu, ... Dünya çapında faaliyet gösterdiğini,Türkiye de faaliyet gösteren ...Tic.A.Ş. nin müvekkilinin iştiraklerinden biri olup 2000 yılından beri faaliyet gösterdiğini, müvekkili TÜRKPATENT nezdinde davalı /karşı davacı ...LTD.ŞTİ. tarafından başvurusu yapılan ve ....sınıfta tescil edilmek istenen ... sayılı ve ... marka başvurularından, marka başvurularının ... ve ... sayılı marka ültenlerinden yayınlanması üzerine haberdar olduğunu, ayrıca davalı karşı davacı tarafından 03.03.2020 tescil tarihli ...sayılı markasından kuruma yapmış olduğu araştırma sonucu haberdar olduğunu, iş bu dava konusu markanın ‘’...’’ ibareli markalarına benzer ve bu markalarla karıştırılma ihtimali yaratan ‘’...’’ ibaresini içermesi ... markasının ayırt ediciliğine vereceği zarar ile davalının bu markanın tanınmışlığından elde edeceği haksız yarar nedeni ile iş bu davanın açıldığı ve bu kapsamda SMK 25,6/1 ve 6/6 hükümleri uyarınca markanın hükümsüzlüğünü talep etmesi zorunlu olduğunu, davaya konu ... sayılı ... markasının ... markası ile karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzer olması nedeni ile SMK m.6/1 ve m.25 uyarınca hükümsüz kılınması gerektiğini, dava konusu markanın tescilli olduğu hizmetler ,müvekkilinin markaları kapsamındaki mal ve hizmetler ile aynı ve aynı türde olduğunu, davaya konu markanın SMK 25,6/1 ve 6/6 hükümleri uyarınca hükümsüz kılınması gerektiğini, müvekkiline ait ...gibi sosyal medya hesaplarında ... markasının uzun yıllardır yoğun olarak kullanıldığını, Türk kullanıcılar arasında yüksek bilinirliğinin olduğunu, davaya konu markanın müvekkilinin markasının ayırt edici karakterine zarar vermenin yanında müvekkilinin markasına tanınmışlığından haksız yarar da sağlanacağını, davalının canlı etkinlikler, bilet satış sektöründe hizmet verdiğinden kasten davacı ile ilişkilendirilmek amacıyla bu markayı tescil ettirdiğini, SMK 6/5 madde gereğince de davalı ya ait ... sayılı ... markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini, markanın devrinin önlenmesini talep ve dava etmiş, karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki asıl davaya konu ihtilafın, müvekkiline ait ... sayılı markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talebine ilişkin olduğu, davacının (K.Davalı) bu talebi,..., ..., ..., ..., ..., ...ve ... sayılı markaları gerekçe gösterilerek SMK’nın 25 inci maddesi ve bu maddenin yaptığı atıfla SMK 6/1 ve 6/5 düzenlemelerine dayalı olduğunu, davacının bu düzenlemeler kapsamında ortaya koyduğu iddiaların Marka Hukukunun temel ilke ve prensiplerinden oldukça uzak olduğunu, asıl davanın reddine karar verilmesi talep ettiğini, davaya gerekçe gösterilen ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... sayılı her bir marka yönünden kullanmama def’i ileri sürülerek işbu maddenin atıf yaptığı SMK 19/2 düzenlemesinde yer alan şartların karşı yan tarafından her bir marka yönünden ispatlanması gerektiğini, davacı karşı davalının SMK 6/1 düzenlemesine dayalı hükümsüzlük talebinin yerinde olmadığını, Markaların benzer olmadığını, seri marka yarattığı iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, markaların tanınmışlığının ispatlanamamış olduğunu ,yine somut olayda “haksız bir yarar sağlama”, “ayırt edici karakterin zedelenmesi” ile “itibarın zarar görmesi” hallerinin meydana geldiğinin karşı yanca ispatlanamadığını beyan ederek asıl davanın reddine, karşı dava yönünden;...,... ..., ..., ..., ..., ... ve... sayılı markaların üçüncü kişilere devrinin önlenmesine, davalı adına tescilli markaların iptali ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlığın; asıl davada dava konusunun davalı adına ... tescil no lu ...şekil markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemli olduğu, Karşı dava konusunun; davacı ... avalı adına..., ...., ...,..., ..., ..., ... ile... sayı ile tescil edilmiş olan markaların, Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (“SMK”) geçici 4 üncü maddesi ile öngörülen yetki uyarınca aynı kanunun 9, 26 ve 27. maddeleri çerçevesinde kullanılmayan mal ve hizmetler bakımından İPTALİ ne ilişkin olarak açıldığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap ve karşı dava dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişiler ...,.... ve ... tarafından düzenlenen 17/12/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Karşı Dava yönünden asıl dava davacısı karşı dava davalısı ... in Türkiye de iştiraki ... A.Ş. firmasının ... yıllarına ait ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda ,ilgili yıllara ait yevmiye kebir e defterlerin açılış ve kapanış beratlarının kanuni süresi içerisinde Gelir İdaresi Başkanlığına yüklendiği ilgili yıllara ait envanter defterlerinin kanuni süresi içerisinde tasdiklerinin yaptırıldığı ve sahibi lehine delil teşkil ettiği ,İlgili yıllarda ... markasının ticari belgeleri e arşiv faturaları ,elektronik biletlerinde yoğun olarak kullanıldığını, ana dava yönünden asıl dava davacısı karşı dava davalısı ... in Türkiye de iştiraki ... A.Ş. firmasının Biletix markasının Türkiye’de tanınmış olduğu, ana dava yönünden asıl dava davacısı karşı dava davalısı ...in Türkiye de iştiraki ... A.Ş. firmasının “...” markası ile asıl dava yönünden davalı Karşı Dava yönünden Davacı ...’ne ait “...” markasını tüketicinin rahatlıkla birbirinden ayıramayacağı ve bu sebeple de karıştırma ihtimali bulunduğu, ana dava yönünden tek başına davalı/karşı davacının iş ilişkisi içerisinde bulunması kötüniyet iddiasını ispata yeterli olmadığı; Davalı/karşı davacı ... markasının varlığından haberdar olarak ... markasını tescil ettirdiğinin anlaşıldığı, salt bu bilme durumunun kötüniyet teşkil edip etmeyeceği ususunda nihai karar Sayın Mahkeme’nin olduğu, karşı dava yönünden, “davacı/karşı davalının markalarının tescilli tüm emtiaları kapsamında kullanmama def’i ve karşı davaya konu markaların kullanmama nedeniyle iptal talebinin”, yarar/fayda sağlama/zarar görme ilkesi gereği değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususunun Mahkeme’nin taktirinde olmakla birlikte heyetlerince yapılan değerlendirmede davaya konu .... sınıf emtiaları dışında kalan emtiaların kullanılıp kullanılmaması hususunun, davalı/karşı davacı ... ŞİRKETİ’nin bir zarar görme ihtimaline veya bir hukuki yarar sağlama imkanına yol açmasının konusu olmadığı, bu gerekçeyle de iptal talebinin yerinde olmadığı" bildirilmiştir.
Bilirkişiler ..., ... ve ...tarafından düzenlenen 14/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Asıl Dava Bakımından; Davacı/karşı davalının markaları ile davalı/karşı davacının markası arasında karıştırılma ihtimalinin olduğu, Davacı/karşı davalının “...” markasının tanınmış marka olduğu, Karşı Dava Bakımından; Davalı/karşı davacının markalarını kullandığı hususu" bildirilmiştir.
Dosyadaki tüm belge, beyan, dilekçe ve sunulu deliler, asıl dava davacısı karşı dava davalısı ...'nin markayı kullanan firma ...A.Ş. ye ait 2014-2015-2016-2017-2018-2019-2020-2021-2022-2023 yıllarına ait ticari defter ve belgeleri üzerinde mali inceleme raporları, Türk patent ve marka kurumundan celp edilen belgeler , ticari sicil kayıtları, HMK 266 madde kapsamında denetim ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporları ile birlikte incelendiğinde;
Asıl davada hükümsüzlüğü talep edilen ... numaralı “...” ibareli kelime”şekil markası .... hizmet “Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). "tescillidir.
Bu kapsamda hükümsüzlük talepli asıl dava yönünden, davacı karşı davalının adına tescilli markaların .... Sınıfta yer verilen “Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil).” Hizmet sınıfı bakımından kullanılmakta olduğunu ispat etmesi, asıl dava konusu taleplerinin incelenmesi için yeterlidir.
Dosyada incelenen Ticari defterler, e-faturalar, gelir tabloları ve fiziki bilet örnekleri dikkate alındığında Biletix markasının Türkiye'de ticari faaliyetlerde ... Sınıfta yer alan “Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil).” kesintisiz ve ciddi biçimde kullandığı bu nedenle SMK m.9/1 kapsamında kullanım şartının sağlandığı anlaşıldığından asıl dava konusu olan hükümsüzlük taleplerine yönelik incelenmesi gereklidir.
ASIL DAVADA HÜKÜMSÜZLÜK İSTEMİNİN İNCELENMESİ:
Asıl davada hükümsüzlüğü talep edilen ... numaralı “...” ibareli kelime”şekil markası .... hizmet “Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Sınıfında 30.10.2019 tarihinden itibaren tescillidir.
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının gözetilmesi de gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Karıştırma ihtimali ortalama tüketicilerin her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Başka bir anlatım ile halkın söz konusu mal ve hizmetleri aynı ya da bağlantılı işletmelerden geldiğini düşünme tehlikesidir. Hem markanın hem de mal veya hizmetlerin aynı olması durumunda karıştırma ihtimali daha güçlüdür. Karıştırma ihtimalinden söz edilebilmesi için öncelikle tescil başvurusuna konu veya tescil edilmiş marka ile daha önce tescil edilmiş ve tescil başvurusu yapılmış markanın kapsadığı hizmetlerin aynı ya da benzer olması gerekmektedir. Eğer bu mal ve hizmetler aynı ya da benzer ise bu kez markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenecektir. Karıştırma ihtimali hem marka, hemde sınıf bakımından benzerlik gerektirdiğinden iki markanın tescil edildikleri, tescil başvurusunda bulunulduğu ya da kullanıldığı mal ve sınıfların ne kadar birbirine benzer ise karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmaması için markaların da o oranda birbirinden farklı olması gerekecektir. Markalar arasında sözcük, harf karakteri, şekil, grafik gibi renk unsurlarında hiçbir fark yok ise markalar arasında ayniyetten söz edilir. Eğer bu unsurlardan birinde küçük fark var ise benzer markalardan söz edilir. Markalar arasında karıştırma ihtimali incelenirken her bir unsura göre değil bir bütün olarak iki markanın bıraktığı genel global izlenimin markanın bütünüyle bıraktığı etki dikkate alınır.
AB Adalet Mahkemesi (CJEU ) uygulamalarında karıştırma ihtimalinin belirlenmesinde bir takım ilkeler mevcuttur. Uygulamalara göre karıştırma ihtimali ilgili tüm faktörler dikkate alınmak suretiyle marka veya işaretler birer bütün olarak değerlendirilmeli bu değerlendirme yapılırken uyuşmazlık konusu mal veya hizmetin talep edebilecek durumdaki ortalama tüketici gözü ile bakılmalı ortalama tüketicinin detayları incelemeden markayı bir bütün olarak algılayacağı gözönünde bulundurulmalı markadaki ayırt edici ve egemen unsurların bıraktığı genel intibaya göre görsel ve işitsel ve kavramsal anlamda karıştırma ihtimali bulunup bulunmadığı tartışılmalıdır.
Markalar arasında daha az derecedeki benzerlik mal veya hizmetler arasında daha çok benzerlik ile dengelenebilir. Bunun tersi de mümkündür. Ayrıca eğer önceki markanın ayırt ediciliği kendiliğinden çok yüksek ise veya kullanım sonucunda yüksek ayırt edicilik sağlanmış ise karıştırılma ihtimali de çok yüksek olacaktır. Salt çağrıştırma ihtimalinin varlığı karıştırma ihtimalini de mevcut olduğunun kabulü için yeterli değildir. Önceki markanın tanınmışlığı da tek başına karıştırılma ihtimalinin varlığı için yeterli değildir. Eğer her iki marka arasında çağrıştırma ,tüketicide bu markayı taşıyan ürünlerin aynı ya da ekonomik olarak bağlantılı işletmelerden kaynaklandığı yolunda bir kanaate yol açacak nitelikte ise, bu durumda karıştırma ihtimalinin bulunduğu düşünülmelidir. Markalar arasında görsel , işitsel,kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı her iki markanın asli ve tali unsurları ile birlikte bütünü itibariyle bıraktığı izlenimler bakımından benzerlik olup olmadığı çağrıştırma söz konusu olup olmadığı, markaların ait oldukları mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kitlesinin eğitim ve toplumsal durumu, markaların tescilli oldukları malın ya da hizmetin değeri , buna bağlı olarak alıcının mal almaya gittiğinde harcadığı zaman kriterleri dikkate alınarak ortalama düzeydeki tüketici gözü ile karıştırma ihtimali mevcut olup olmadığı tespit edilecektir.
Tescil başvurusuna konu olan ya da tescil edilmiş bulunan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa bu hal, hem nispi red, hem de hükümsüzlük nedenidir.
Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken, her bir unsura göre değil, bir bütün olarak her iki markanın bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünüyle bıraktığı etki dikkate alınacaktır (Holyoak/Torremans; s. 436, Cornish / Llewelyn / Aplın s. 754 vd, Bently Sherman s. 822 vd, Baınbrıdge s. 634) . Markalarda eğer, jenerik unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Aynı şekilde tanımlayıcı veya jenerik şekiller de değerlendirme dışı bırakılacaktır (Çolak, Uğur; a.g.e. s.193).
Karıştırma ihtimalinin değerlendirilmesinde "markanın ayırd edicilik gücü" de dikkate alınmalıdır. Buna göre ayırd ediciliği zayıf olan markalar bakımından karıştırma ihtimalinin mevcudiyeti daha az olacaktır. Buna karşılık ayırd edicilik gücü yüksek olan markalarda karıştırma ihtimali daha kolay bir şekilde ortaya çıkabilecektir. İki markanın ayırt edilemeyecek derecede benzer olup olmadığının tespitinde, iki marka arasında karıştırılma ihtimalini aşan, herhangi bir tetkikat ve yoruma ihtiyaç duyulmayacak bir benzerlik bulunup bulunmadığına bakılır. Markalar arasındaki benzerliğin iltibasa yol açıp açmayacağının ayrıca inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olduğu hallerde markalar arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik var demektir.
Bir markanın, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir markanın aynı veya benzeri olmakla birlikte, farklı mallar veya hizmetlerde kullanılabilmesi mümkündür. Ancak, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle "haksız bir yararın sağlanabileceği", "markanın itibarına zarar verebileceği" veya tescil için başvurusu yapılmış "markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği" durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedilir (Türk Marka Hukuku, Çolak, Uğur; On İki Levha Yayıncılık A.Ş., İstanbul 2104, Güncellenmiş 2. Baskı, s. 290). Bu korumadan yararlanılabilmesi ve markanın farklı mal ve hizmetler yönünden de korunabilmesi için;
- Sonraki başvuru sahibi ile önceki marka sahibi arasında bağlantı olma ihtimali,
- Önceki marka sahibinin bu markanın tescilinden zarar görme ihtimali,
- Önceki marka hakkı sahibinin ününden ve marka değerinden haksız yarar sağlama,
- Önceki markanın itibarına zarar verme,
- Önceki markanın ayırt edici karakterini zedeleme,
gibi unsurlardan birinin veya birkaçının bir arada bulunması zorunludur. Ancak önemli olan nokta, bu sayılan sonuçların markanın tanınmışlık düzeyinden bağımsız olarak doğabilir olduğudur.
Markanın itibarından haksız yararlanmadan bahsedilebilmesi için, her şeyden önce imaj transferinin gerçekleşmesi gerekir (Berlit, W., Grur 2002, s. 577; Şenocak, Kemal; Batider, 2009 Sa. 2, s. 149). İmaj transferi, tanınmış markanın özdeş veya benzerinin, farklı mal ve hizmetlerde kullanılması suretiyle, tüketicinin markanın imajı ile ilgili olumlu düşüncelerinin, ikinci markanın kullanılacağı ürünlere aktarılması ve bu suretle satışların arttırılması stratejisidir (Schaeffer, M; Grur 1988, s. 513; Şenocak, Kemal, Batider, 2009 Sa. 2, s. 150). Tanınmış markanın tüketici zihninde oluşan olumlu çağrışımlar, bu markanın özdeşi veya benzerinin kullanılması suretiyle sonradan oluşturulmuş markanın ilgili olduğu ürünlere aktarılabilir olmalı ki, tanınmış markanın itibarının istismarından söz edilebilsin. Ancak bu tür durumlarda tanınmış markaya ait imaj, istismar eden tarafından ekonomik açıdan kendi lehine haksız yere değerlendirilmiş ve ekonomik menfaat sağlanmış olur.
Davacının çekişme konusu ... sınıfta yer alan mal ve hizmetlerin, davalı markasının tescil kapsamında yer aldığı, davacının markasında yer alan mal ve hizmetlerle davalının markasının tescil kapsamındaki emtiaların birebir aynı olduğu, bu nedenle bu mal ve hizmetler yönünden imaj transferinin gerçekleşme ihtimalinin bulunduğu görülmüştür..
Dava konusu mal ve hizmetler bakımından haksız yarar anlamında, taraf markalarının arasında ayniyet bulunduğu ortadadır. Bu nedenle tanınmış markanın ününden yararlanma söz konusu açıktır. Tanınmış markanın bu güne kadar yaptığı reklam harcamalarından, markayı tanıtma ve farkındalık yaratarak belleklerde yer edinmesini sağlama açısından ve bu farkındalığın yarattığı olumlu kalite ve güven duygusundan davalı taraf haksız yararlanma sağlayabilir. Tüketicinin zihninde hızlı kabulüne ve yer edinmesine yardımcı olabilir. Pazarlamada “çağrışım” kavramı ile bu konuya açıklık getirmek mümkündür. Marka çağrışımı, tüketicinin zihninde marka ve onun özellikleri arasında belli temel özdeşleştirmelerin (çağrışımlar) oluşturulmasıdır. Bu özellikler; tüketicilerin marka ile ilişkilendirdikleri belli bir sembol, ürün nitelikleri, sözcükler, sesler, renkler veya ünlü bir kişi olabilmektedir. Ayrıca markanın yazılışı ve yazım karakteri diğer çağrışım araçlarıdır. Çağrışımlar benzersiz çağrışımlar olabileceği gibi, bir grup çağrışım da yaratılabilir.
Bilimsel tanımlarda marka çağrışımlarının tüketici zihninde farkındalık yaratmak ve sadakat geliştirmek yönünde çok etkili olduğu ifade edilmiştir. Özellikle işletmeler özgün ve benzersiz/eşsiz çağrışımlar yaratarak farklı olmak isterler. Bazen de markalar bir grup çağrışım akla getirebilir. Çeşitli yazarlara göre marka değeri yaratmada marka çağrışımlarının büyük katkısı, tüketici temelli olmasından kaynaklanmaktadır. (Krishnan,Characteristics of memory associations:Aconsumer-Based Brand Equity Perspective”International Journal of Research in Marketing,13, 1996:390).
Somut davada Markaların ikisinde de yer alan esaslı unsur “...” kelimesinin yarattığı etkidir. Markalarda temel olarak yan unsur gibi yer alan bu ibare aynı zamanda markaları tanımlayan ve ilgili hizmete yapılan vurguyu güçlendiren bir yapıdadır. Temel olarak .... Sınıf kapsamı açısından tek başına ayırt ediciliği olmayan “...” kelimesi yanına geldiği marka vasfı taşıyan ibareyi tamamlayan bir etkidedir. Bu sebeple de benzerlik değerlendirmesine tabi tutulacak unsurlar tek başına “...” ve “...” ibareleri değildir. Davacı markasını bilen, daha önce gören ortalama bir tüketici için söz konusu ibare bir çağrışım sembolüdür. Farklı ürünlerde ya da hizmetlerde aynı kelimelerin kullanılması durumunda, tüketicilerin algıda seçicilik gereği, ilk dikkatlerini çekecek unsur daha önceden öğrenip belleklerine yerleştirdikleri bu kelime olacak ve böylece markalar ve/veya işletmeler arasında idari veya ekonomik bir bağ olacağını düşünebileceklerdir.
İki tarafın da hedeflenen tüketici kitlesi birebir aynı hedef kitledir. Sunulan mal ve hizmetin muhatabı olan tüketici de aynı tüketici kitlesidir. Her ne kadar bir tarafta etkinlik düzenleyen profesyonel ekipler olsa da ilgili iki markanın da ana tüketici kitlesi, kar beklentisini içeren, ana gelir kaynağını yaratan kitle, ilgili etkinliklere bilet talebi olan kitledir. Ağırlıklı olarak/sıklıkla dijital mecralarda ilgili satın alma işleminin gerçekleşmesi tüketicinin dikkat düzeyini etkilemektedir. Özellikle küçük telefon ekranları ve bilgisayar ekranı gibi nispeten bir çok veriye aynı anda maruz kalan tüketicinin tercihlerini şekillendirirken dikkat düzeyini düşüren bir etki yaratmaktadır. Etkinlik/konser vb. bilet talebi olan tüketici sıklıkla ilgili etkinliği adını çeşitli arama motorlarına yazarak çıkan sonuçlara göre tıklayarak ve sıklıkla son dakika satın alma tercihlerini şekillendirmektedir. Bu durum açıkça tüketicinin hızlı bir şekilde satın alma kararını verdiğini göstermektedir, hızlı bir karar alma süreci de dikkat düzeyini olumsuz etkilemektedir. Davaya konu tüketici kitlesi alanında uzman bir kitle değildir. Örneğin, bu tüketicinin bir satın alma personeli gibi hareket ederek çeşitli firmalardan ilgili etkinlik biletleri için teklif toplamasını veya teknik şartname yazarak gelen teklifleri buna göre ayrıntılı değerlendirmesini beklenmemektedir. Öte yandan özellikle ayırt edicilik sağlayan (logo ,renk, tasarımsal unsurlar gibi) unsurlardan ziyade yalnızca telaffuz çerçevesinde tüketici de algı oluşturmaktadır. Bu durumda yine tüketicinin dikkat düzeyini düşürerek karar verme süreçlerindeki farkındalığı azaltan bir etki yaratmaktadır.
Markaların ikisinde de yer alan esaslı unsur “...” kelimesinin yarattığı etkidir. Markalarda temel olarak yan unsur gibi yer alan bu ibare aynı zamanda markaları tanımlayan ve ilgili hizmete yapılan vurguyu güçlendiren bir yapıdadır. Temel olarak ... Sınıf kapsamı açısından tek başına ayırt ediciliği olmayan “...” kelimesi yanına geldiği marka vasfı taşıyan ibareyi tamamlayan bir etkidedir. Bu sebeple de benzerlik değerlendirmesine tabi tutulacak unsurlar tek başına “...” ve “...” ibareleri değildir.
Markalar gerek tescil edildikleri şekilde gerekse de tüketici zihninde yer ettikleri şekilde bir bütün olarak ele alınmalıdır, bu sebeple de değerlendirmede ... ve ... olarak dikkate alınmaları gerekmektedir. ... kelimesi ayırt edici olarak ileri sürülemese de markalar arasındaki benzerliği yükselten bir etki yaratması açısından önemli olup, davacının yürüttüğü yoğun reklam ve tanıtımlarla markanın tanınmış marka olduğu da izahtan vareste olup, davalının markasının davacı markasının tanınmışlığından faydalanacağı, davalı logosunu gören tüketicinin refleks ile her iki marka arasında idari bağlantı kuracağı hususu da açıktır.
Öte yandan markada baskın ayırt edici unsur/ses olarak markalarda yer alan “...” ve “...” ibaresinden oluşmaktadır. Davacı/karşı davalının markasının 7 harfinden 6 harfi davalı/karşı davacı markası ile birebir aynı konumdadır. İki markanın da 6 harfinin birebir olduğu göz önüne alındığında birebir ayniyet söz konusudur. Farklılık içeren yalnızca “...” ibaresinin içerdiği "...” harfidir ve gerek yazımda markanın ara harfi gerekse de kendinden sonra gelen harfle birlikte bir bütün olarak okunması gibi unsurlarla farklılaşma düzeyine etkisi çok sınırlı olmaktadır. Bu sebeple markaların yazım unsurları ayırt edilemeyecek kadar benzer durumdadır.
İki markada ana vurgu noktası/marka vasfı taşıyan/ayırt edici konumda olan “...” harfidir. Okunuş olarak ... ve ... markalarında “...” kelimeleri birebir telaffuzdadır. Benzer şekilde ayırt edici unsur olarak yer alan “...” ve “...” ibarelerinin de telaffuzları birebir aynıdır. Türkçe'de “...” harfi ...” şeklinde telaffuz edilmektedir. Birebir benzer şekilde “...” hecesi de “...” şeklinde telaffuza sahiptir. Bu durum markalardan yer alan ana marka unsurlarının birebir aynı telaffuza sahip olduklarını göstermektedir. İki markanın okunuşları “..." ve “...” şeklinedir. Düşük algı düzeyine sahip ortalama tüketici iki markanın telaffuzlarını duyduklarında anlık olarak, marka vasfı taşıyan “...” ibaresinin başta mı yoksa sonda mı yer aldığını ayırt edebilecek/hatırlayabilecek düzeyde değildir. Bu sebeple aynı telaffuz çerçevesinde olmaları sebebi ile iki marka da okunuş bakımından ayniyet söz konusudur.
Logolar yönünden inceleme yapıldığında; davalı/karşı davacı markası kırmızı, siyah ve beyaz renk unsurları içermekte ve “...” ibaresini ana vurgu noktası olarak markanın ortasında konumlandırmaktadır. Davacı/karşı davalı markaları incelendiğinde ise ana unsur olarak siyah, beyaz ve turuncu renk unsurlarını taşıyan Markaları olduğu görülmektedir. Özellikle ... tescil numaralı Biletix markasında logosal unsur olarak yer alan “...” harfi çağrışımlı görsel unsur davalı/karşı davacı markasında yer alan ön plandaki “...” harfi ile benzerlik düzeyini arttırır bir etki yaratmaktadır.
Davacı yan ayrıca tanınmış marka olduğunu ileri sürmüştür.
Taraf olduğumuz tanınmış markalarla ilgili uluslararası anlaşmalarda ve mülga 556 sayılı KHK’de ve 6769 sayıyı yasada da tanınmış markanın tanımı ve kriterleri gösterilmemiş, bu husus mahkeme içtihatları ve öğreti ile uygulamaya bırakılmıştır. Yargıtay birçok kararında "bir kişi veya teşebbüse sıkı sıkıya bağlı, garanti, kalite, kuvvetli reklam ve yaygın dağıtım içeren, müşteri, akraba, dost ve düşman ayırımı yapılmaksızın, coğrafi sınır, kültür ve yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışımdır" şeklinde bir tanımlama getirmiş ve bu tanıma nazaran da markanın promosyon sonucunda kazanılan herkesçe veya ilgili kesimce bilinme, emtia söylendiğinde o markanın akla gelmesi, ait olduğu sektörde iyi bilinme ve geniş bir dağıtım ağına sahip olma gibi kıstaslara göre markanın tanınmış marka olup olmadığının tesbiti cihetine gidilebileceğini belirtmiştir. Tanınmış marka konusunda uluslararası boyuttaki çalışmalar ise Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (wipo) bünyesinde yürütülmektedir. Bu kuruluş uzmanlar komitesince benimsenen A/34-13 nolu tavsiye kararında bir markanın tanınmış olup olmadığının tesbitinde, markanın kullanım süresi, yaygınlığı, kapsamı ve coğrafi alan genişliği, ekonomik değeri, reklam, temsil, promosyon, fuarlara katılım ve fuar düzenleme, kataloglar hazırlama gibi tanıtım faaliyetleri, bu çalışmaların kapsamı, süresi ve mali bütçesi, işletmenin büyüklüğü, cirosu,marka hakkının hangi etkinlikte ve verimlilikte korunduğu, tanınmışlığa yönelik mahkeme ve diğer yetkili makamların kararları gibi olguların göz önünde bulundurulması kararlaştırılmıştır. Somut dava dosyasında davacı yanca sunulu deliller, mali inceleme kayıtları, Wipo kriteleri gözetildiğinde,ürünün sunulduğu sektör ve çevre gözetilerek bahsi geçen kriterlerin Mahkememizce davacı markasının tanınmış marka olduğunu bu nedenle emtia sınıfı dışında daha geniş bir korumadan faydalanacağını da göstermektedir.
Davacı yan davalının kötüniyetli olarak markayı tescil ettirdiğini ileri sürdüğünden bu iddianın da incelenmesi gereklidir.
Toplumda tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin, farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, itiraz üzerine ret edilir.
Bilindiği gibi, MK 2. maddesi, ‘Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz’ hükümlerini amirdir. Öte yandan, gerek mülga 556 sayılı KHK’nin 35 maddesi, ‘başvurunun kötü niyetli yapıldığına ilişkin itirazların’ marka tescil sürecinde TPE tarafından dinleneceğini amirdir. 6769 sayılı SMK 6/9 maddesi de aynı düzenlemeyi tekrar etmiştir.
AB Direktifi ve Topluluk Marka Tüzüğünde bu husus açıkça hükümsüzlük nedeni sayılmıştır. Dürüstlük ilkesi ile, MK 2. maddesinden hareketle, kötü niyetle tescil edilen bir markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi her halde kabul edilmelidir. Aksi halde, “salt marka başvurusunda bulunulması yada tescilli bir markanın kullanılması eylemlerinin, bir başkasının markasına tecavüz sayılmayacağı” yerleşik uygulaması da dikkate alındığında, marka tescil sistemi amacından saptırılarak, bizatihi haksız rekabet aracı haline getirilebilecektir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.07.2008 gün ve... esas,... karar sayı ve “...” kararında kötü niyetli başvurunun hükümsüzlük nedeni sayılacağı kabul edilmiş bulunmaktadır.
Keza HGK’nın 29.06.2022 tarih, ... E., ... K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, gerek 556 sayılı KHK’da gerekse de 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda hangi hâllerde kötü niyetli marka başvurusunun söz konusu olduğu belirtilmemiştir. Ancak genel olarak kötü niyetli marka başvurusu; hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için başvuruda bulunulması veya başvurunun tescil ettirilmesi olarak tanımlanabilir. Bu kapsamda başvuru sahibinin somut olayda olduğu gibi tanınmış bir markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi hâli, kötü niyetin varlığında önem kazanmaktadır. Örneğin, somut olayda olduğu gibi davalı yan gerçek hak sahibi olmamakla birlikte başkasının ticaretinde kullandığı bir işareti, kendisinin hak sahibi olmadığını bile bile tescili için başvuruda bulunduğunda kötü niyetli sayılacaktır. Bu husus her somut olayda Mahkemece tartışılması gereklidir. Davacı ve davalı bir dönem iş ilişkisinde bulunmuş, davalı sonrasında aynı alanda davacı markasının haklı ününden yararlanmak amacıyla birebir ayniyet derecesindeki markayı aynı sınıfda tescil ettirmiştir. Dolayısıyla davalının tescil anında kötüniyetli olduğu hususu Mahkememizce kabul edilmiştir. Zira İki markada ana vurgu noktası/marka vasfı taşıyan/ayırt edici konumda olan “...” harfidir. Okunuş olarak Bileti ve ... markalarında “...” kelimeleri birebir telaffuzdadır. Benzer şekilde ayırt edici unsur olarak yer alan “...” ve “...” ibarelerinin de telaffuzları birebir aynıdır. Türkçe'de “...” harfi “...” şeklinde telaffuz edilmektedir. Birebir benzer şekilde “...” hecesi de “...” şeklinde telaffuza sahiptir. Bu durum markalardan yer alan ana marka unsurlarının birebir aynı telaffuza sahip oldukları gözetildiğinde İki markanın okunuşları “..." ve “...” şeklinde olup, markaların benzerlikten öte ayniyet derecesinde olduğu , davalının da bilerek tanınmış markayı seçtiği, basiretli tacir olarak hareket etmediği, kötüniyetin korunmayacağı hususu Mahkememizce dikkate alınmıştır.
Hükümsüzlük kapsamında ileri sürülen deliller incelendiğinde; ... in Türkiye de iştiraki ... A.Ş. firmasının Biletix markasının Türkiye’de tanınmış marka olduğu, asıl dava yönünden asıl dava davacısı karşı dava davalısı ... in Türkiye de iştiraki ... A.Ş. firmasının “...” markası ile asıl dava yönünden davalı Karşı Dava yönünden Davacı ... ŞİRKETİ’ne ait “...” markasını tüketicinin rahatlıkla birbirinden ayıramayacağı, karıştırma ihtimali bulunduğu, .. markasının yalnızca bilet satışları kapsamında değil, aynı zamanda tanıtım, reklam ve dijital platformlar dahil olmak üzere çeşitli alanlarda ciddi biçimde kullanıldığı, davalı/karşı davacının marka tescil tarihinden önce asıl davacı ile iş ilişkisi içerisinde bulunduğunun sunulu deliller ile ispat edildiği, aynı emtia sınıfında birebir davacının markasının davalı tarafından tescil edilmesinin bizitahi kötüniyetin tezahürü olduğu , somut olayda davacı yanca ileri sürülen hükümsüzlük gerekçelerinin ispat edildiği anlaşılmıştır.
Dosyaya sunulu deliller ve bilirkişilerce yapılan değerlendirme de yer alan, ulusal gazete haberleri, bilet satış adetleri, birçok ünlü ismin veya organizasyonun bilet satışlarının uzun yıllardır üstlenilmiş olması ve bu kapsamda yoğun ve kesintisiz şekilde ulusal ve uluslararası bir çok isim ve organizasyona bilet satışı hususunda aracılık edildiğini gösterir deliller birlikte değerlendirildiğinde Biletix markasının bilet sağlama hizmetlerinde Türkiye genelinde bu sektör/hizmet için tüketici nezdinde bilinirliği yüksek ve tanınmış marka olduğu, sunulan ticari belgeler, e-faturalar, e-defter kayıtları ve basılı materyallerle Markanın kullanımının SMK madde 9 kapsamında yer alan 'ciddi kullanım' şartını gerçekleştirdiği, kullanmama def'inin yerinde olmadığı, somut olayda her iki tarafın markaları arasında karıştırma ihtimali bulunduğu, SMK 6/1/1,6/5 ve kötüniyetli tescil gerekçelerine göre SMK 25. Maddeler kapsamında davalı markasının hükümsüzlük koşulları oluştuğundan asıl davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
KARŞI DAVANIN İNCELENMESİ:
Karşı dava konusu; davalı adına ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ile ...sayı ile tescil edilmiş olan markaların, kullanmama nedeniyle İPTALİ taleplidir.
Karşı dava yönünden yapılan incelemede ; ... markasının yalnızca bilet satışları kapsamında değil, aynı zamanda tanıtım, reklam ve dijital platformlar dahil olmak üzere çeşitli alanlarda ciddi biçimde kullanıldığı, sunulan ticari belgeler, e-faturalar, e-defter kayıtları ve basılı materyallerle Markanın kullanımı SMK madde 9 kapsamında yer alan 'ciddi kullanım' şartını gerçekleştirdiğinin alınan her iki bilirkişi raporu ile sübuta erdiği, marka sahibinin faaliyetlerini ...Dağıtım Basım ve Ticaret Anonim Şirketi aracılığıyla sürdürmekte olduğu ve ...Şirketi'nin davaya konu markaları Türkiye'de kullanmaya yetkili olduğu, markanın verilen izin ile kullanımının markasal bir kullanım olduğunun bilindiği, markanın ciddi olarak kullanıldığı dolayısıyla kullanmama def'i ve kullanmamaya dayalı iptal taleplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Öte yandan Mali bilirkişi tarafından yapılan tespitte dava dosyasına sunulan delillerin değerlendirilmesi sonucu ... markasının davaya konu .... sınıf emtiaları çerçevesinde yoğun, ciddi ve kesintisiz şekilde kullandığı belirlenmiştir.
Her davada hukuki yarar dava şartıdır. Asıl davada davacının markası Tanınmış marka olduğundan karşı davacının farklı alanda dahi davalının markası iptal edilse dahi tescil alamayacağı açıktır. Nitekim son raporda da Davacı/Karşı Davalı'nın tüm markalarının, tescilli olduğu tüm emtialarının kullanılıp kullanılmaması hususunda hukuki yarar/fayda sağlama/zarar görme İlkesi gereği değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu Mahkeme'nin taktirinde olmakla birlikte heyetlerince yapılan değerlendirmede davaya konu .... sınıf emtiaları dışında kalan emtiaların kullanılmamasının, davalı/karşı davalı tarafın bir zarar görme ihtimaline veya bir hukuki yararına olması söz konusu olmadığı sonucuna varıldığı belirtilmiştir.
Davaya konu .... Sınıf emtialarının dışında kalan diğer emtiaların kullanmama sebebi ile olası iptalinin direkt/doğrudan davalı/karşı davacıya bir faydası/yararı veya mevcutta uğradığı bir zararı ortadan kaldıran bir etkisi bilirkişilerce görülmediği belirtilmiştir.
Öte yandan asıl davacı davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürmüş, mahkememizce de davalının tescil anında kötüniyetli olduğu ,karşı davada karşı dava davacısının hukuki yararı bulunmadığı, öte yandan MK 2.madde gereğince kötüniyetin korunamayacağı da gözetilerek, ... Sınıf yönünden davalının ciddi kullanımının bulunduğu, diğer sınıflar yönünden ise açılan karşı davanın hukuki yarar yokluğu gözetilerek reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:
I-ASIL DAVANIN KABULÜNE,
Davalı adına ... no ile tescilli ... şekil markasının HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, Kararın kesinleşmesini mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere Türk Patent ve Marka Kurumuna gönderilmesine,( 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca )
-615,40 TL ilam harcının yatırılan 269,85 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 345,55-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
-Avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince; 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 269,85-TL peşin harcı, 269,85-TL başvurma harcı 66,00-TL tebligat ve müzekkere masrafı, 7.650,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.255,70-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin davanın kabulü nedeniyle üzerinde bırakılmasına,
-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
II-KARŞI DAVANIN REDDİNE
-615,40-TL ilam harcının 269,85-TL peşin harçtan mahsubuna, eksik kalan 345,55-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
-Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-Davacı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-Davalı tarafın yapmış olduğu yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
Dair karar davacı-karşı davalı ve davalı-karşı davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA içerisinde İstanbul bölge adliye mahkemesi nezdinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. 18/12/2025
Katip Hakim
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır