T.C.
İSTANBUL
1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/211 Esas
KARAR NO:2025/230
DAVA:Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:17/06/2022
KARAR TARİHİ:08/10/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...' ın 20 yılı aşkın süredir medya ve televizyon yayıncılığı sektöründe faaliyet gösteren, ülke çapında tanınan, yasalara uyumlu ve saygılı, çevresinde ve iş dünyasında sürekli saygı ve takdir gören örnek bir kişi olup aynı zamanda diğer müvekkili şirketin ... .... Ltd. Şti.'nin hissedarı ve yetkilisi olduğunu, müvekkillerinin yayıncılık ve yapımcılık işleriyle iştigal etmekte olup muhtelif yayın kuruluşlarına, televizyon kanallarına, yapım firmalarına, ulusal veya uluslararası tüm yapımcılık ve yayıncılık müşterilerine yönetmenlik, kurgulama, yapımcılık hizmetleri verdiklerini, bu kapsamda da yayın ve yapım içerikleri ürettiklerini, telif hakları ve tesciller gerçekleştirdiklerini, davalının, geçmiş dönemlerde müvekkili ... tarafından yönetmenliği gerçekleştirilen bir projede kısa süreliğine (1 bölüm) görev aldığını, müvekkiliyle bu sayede tanıştığını, müvekkili firmanın çalışma ve faaliyetleri çerçevesinde müvekkili ...' ın içinde kadın-erkek eşlerin yer aldığı, erkeklerin ev işlerinde yarışırken kadınların ise moda/hobi faaliyetlerinde bulunduğu bir yarışma programını 2017 yılında üretmiş ve demo çekimlerini gerçekleştirerek çalışmalarını somutlaştırmaya başladığını, çalışmanın somut ve gerçekleştirilebilir hale getirilmesi faaliyetleri 2019-2020 yıllarına değin sürmüş, yayın kuruluşlarıyla görüşmeler gerçekleştirilmekte iken COVID-19 küresel pandeminin yaşandığını, program formatının resmen kayıt ve tescil edilmesi ise .... Noterliğinin 02.12.2020 tarih, ... yevmiye numaralı beyannamesiyle gerçekleştirildiğini, 2022 yılının Şubat ayına gelindiğinde, müvekkillerin ticari ve mesleki faaliyetleri kapsamında yine ülkemizin saygın kuruluşlarından olan ... A.Ş. ("...") tarafından Müvekkiller ile iletişim kurulmuş, benzer bir yapım çalışmasının talep edildiğini, sektörden ve müvekkillerinin ticari çevresinden söz konusu program formatında bir ticari işin gerçekleştirilebileceğini öğrenen Davalının , .... Noterliğinin 11.02.2022 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile hem müvekkillerine hem de ... üçüncü kişisine; Çalışmalara konu olan ve müvekkil ... tarafından kayıt ve tescil edilmiş program formatının kendisine ait olduğunu, Yapımcılık ve yayıncılık faaliyetlerine konu edilmesi halinde bunun tarafınca engelleneceğini, Ticari iş ve işlemlerin tarafınca sekteye ve sona erdirmeye uğratılacağı hususlarının resmen ihtar edildiğini, bu ihtarın herhangi bir dayanak eklenmeksizin salt beyanla keşide edilen bu ihtarnameye karşı taraflarınca .... Noterliğinin 17.02.2022 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle cevabi ihtarname keşide edilmiş; bahse konu ileri sürümlerin dayanakları ve delilleri ile hayata geçirilen hukuki işlemlerin olası sonuçları Davalıya ihtar edildiğini, cevabi ihtarnamenin Davalı tarafından yanıtsız bırakılması üzerine Müvekkillerin ticari iş ve faaliyetleri durmak zorunda kalmış, konunun yasal çözümü ve denetiminin gerçekleştirilmesi adına dava şartı arabuluculuk yoluna taraflarınca başvurulduğunu ve anlaşılamadığı belirterek, şimdilik 1.000,00.-TL maddi tazminatın Davalıdan alınarak Müvekkillerine ödenmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Bir programın karakteristik özelliklerinin tamamı olarak ifade edilebilecek televizyon programı formatlarının FSEK kapsamında koruma alanı bulup bulmayacağı ve bu doğrultuda eser niteliğini haiz olup olmadığı hususu önem arz ettiğini, müvekkilinin ilgili davaya konu programı FSEK kapsamında korunması gereken bir eser olduğunu, müvekkilinin eseri yazılı bir metin şeklinde ortaya konulmuş aynı zamanda bu metinlerde de nitelikleri ve özel olarak belirtildiğini, yapılması düşünülen programın türü ve ana hatları belirlenerek programın nasıl sunulacağını, yayın akışı ve biçimi, yarışma kuralları, puanlama ve değerlendirme, dekorasyon, sunucu özellikleri gibi unsurlar yer almakta olduğunu, bu şekilde müvekkilinin kendi fikri ürünü ve çabası sonucu ortaya çıkan TV program formatı tüm özellikleri ile düşündüğünü, izleyiciler tarafından diğer TV program formatlarından farklı olduğu anlaşılabilen ve tanımlanabilen, sahibinin hususiyetini taşıyan ve özel olarak belirlenmiş orijinal ve özel bir TV program formatı olduğunu, bu formatın müvekkilce en ince ayrıntısına kadar belirlenerek kaleme alındığını, müvekkilinin oluşturmuş olduğu bu TV program formatını -...- FSEK kapsamında korunması için tescil şartı olmamasına rağmen müvekkilinin eserini daha etkin bir şekilde koruyabilmek için eseri tescil ve tasdik ettirdiklerini, Müvekkil inin 2017 yılında telif hakkını almadan önce ilgili davaya ilişkin TV program formatını bir dosya haline getirdiğini, müvekkilinin ilgili davaya konu TV programı müvekkili tarafından T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI TELİF HAKLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İLİM EDEBİYAT ESERLERİNE İLİŞKİN KAYIT-TESCİL BELGESİ 03/11/2020 tarihinde aldığını, İşbu tescil belgesi ile de formatın üretim tarihinin 02.01.2017 olduğunun sabit olduğunu, müvekkilinin telif süreci boyunca ilgili davaya ilişkin Tv programı için çalışmalar da bulunmuş ve yapımcılarla eserin Televizyon kanallarında yayınlanması konusunda çeşitli yazışmaları da olduğunu belirterek, davanın reddini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmalık; haksız rekabet teşkil edecek eylemlerin tespiti ve meni ile maddi ve manevi tazminat istemli dava noktasında toplanmıştır.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanununu 1. maddesinde, kanunun amacı, "fikir ve sanat eserlerini meydana getiren eser sahipleri ile bu eserleri icra eden veya yorumlayan icracı sanatçıların, seslerin ilk tespitini yapan fonogram yapımcıları ile filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcıların ve radyo-televizyon kuruluşlarının ürünleri üzerindeki manevi ve mali haklarını belirlemek, korumak, bu ürünlerden yararlanma şartlarını düzenlemek, öngörülen esas ve usullere aykırı yararlanma halinde yaptırımları tespit etmek" olduğu açıklanmıştır.
Aynı yasanın 1/A maddesinde yasa kapsamı, "Bu Kanun, fikir ve sanat eserlerini meydana getiren eser sahipleri ile bu eserleri icra eden veya yorumlayan icracı sanatçıların, seslerin ilk tespitini yapan fonogram yapımcıları ile filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcıların ve radyo-televizyon kuruluşlarının ürünleri üzerindeki manevi ve mali haklarını, bu haklara ilişkin tasarruf esas ve usullerini, yargı yollarını ve yaptırımları ile Kültür Bakanlığının görev, yetki ve sorumluluğunu kapsamaktadır." şeklinde belirtilmiştir.
Yine, 1/B maddesinde, Eser'in tanımı, sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri şeklinde yapılmış; Yasanın 13 ve devamı maddelerinde ise eser sahibinin fikri haklarının neler olduğu açıklanmıştır.
Taraflar arasındaki uyumazlık esas olarak, davacılar tarafından tescil ettirilen ... adlı tv program içeriğinin gerçekte davalı tarafından meydana getirilen ... isimli tv program içeriğiyle (program formatlarının) aynı olup olmadığı, intihal/iltibas edip etmediği, her iki tv program formatının eser mahiyetinde olup olmadığı, eser niteliğinde olması durumunda muaraza çıkaran davalı davranışının, davacı eser sahibinin mali haklarının ihlali olarak kabul edilip edilemeyeceği, bu eserler üzerindeki fikri haklar ve özellikle mali haklardan hangisine üstünlük tanınması gerektiği; eser niteliğinde olmaması durumunda ise davalı davranışının haksız rekabet teşkil edip etmediği hususlarına ilişkin olup, bu minvalde değerlendirmeler yapılmıştır.
Dosya kapsamına alınan 29/07/2025 tarihli Bilirkişi heyeti raporunda, ''Davalının sunduğu belgeler, “...” formatının 2017’de oluşturulduğunu, 2020’de tescil edildiğini ve 2019’da demo çekimleriyle somutlaştırıldığını kanıtlamaktadır. Formatın detaylı yapısı, “...” gibi özgün unsurları ve erken tarihte yapımcılarla paylaşılması, davalının hak sahipliğin desteklemektedir.'' diğer yandan; ''Davacının ise noter onaylı belgesi bulunmakla birlikte, hem kronolojik olarak davalıdan ileri tarihte onaylatmış olması, hem içerik olarak davalının formatından daha az detaya sahip olması hem de 2019 yılındaki demo çekimleri sırasında herhangi bir hak iddiasında bulunmaması, söz konusu format üzerindeki mali hak ihlali iddiasını zayıflatmaktadır. bu nedenle davacı tarafın haksız rekabet iddiasında haklı olmadığına" kanaat getirildiği açıkça belirtilmiştir.'
Raporun sonuç kısmında, “...” adlı formatın detaylı yapısı, özgün karakterleri ve uygulama geçmişi ile eser mahiyetinde olduğu ifade edilmiş, buna karşılık davacı tarafa ait “...” adlı formatın ise yeterli özgünlük içermemesi nedeniyle eser niteliği taşımadığı değerlendirilmiştir.
Davalı vekili alınan rapora iştirak ettiğini beyan etmiş olup, alınan rapora davacı yarın da itirazı olmamış, iki tarafça da süresinde rapora yönelik itiraz edilmemiş olup aynı zamanda alınan raporun denetime elverişli olarak hazırlandığı bu durumda davacı ve davalıya ait formatların benzer olmadığı, iltibasın oluşmadığı hususu kesinlik kazanmıştır.
Davacı vekili en son icra edilen 08/10/2025 tarihli duruşmada alınan rapora yönelik sözlü olarak itiraz etmiş itirazlarında alınan raporun soruşturma dosyasında alınan rapor ile çeliştiğini beyan etmiş ise de, bizatihi davacı yanın beyanına göre soruşturma dosyasında alınan rapor ile iş bu dosya kapsamında alınan raporda iki format arasında benzerliğin olmadığı belirlenmiş olup bu durumda iki raporda( soruşturma ve dava dosyası) da aynı minvalde değerlendirmeler yapıldığından raporlar arasında çelişkinin olduğu iddiası yerinde değildir.
Davacı vekili her ne kadar 08/10/2025 tarihli duruşmada, dosya kapsamına alınan raporda iki format arasında benzerlik olmadığı tespit edilmesine rağmen sonuç kısmında haksız rekabetin olmadığı değerlendirmesinin yerinde olmadığını ifade etmiş ise de;
İki format arasında benzerliğin bulunmamasının tek başına davalı eylemlerinin haksız rekabet kapsamında değerlendirilmesi için yeterli olmadığı, davacı yanın, davalının haksız rekabet kapsamında olduğunu iddia ettiği eylemlerin husule geldiği tarihte iki format arasında benzerlik olup olmadığını kesin olarak tespite yarayan bir rapor alınmamış olup, davalı yanın fikri hak sahibi olduğu eserinin mali ve manevi haklarını koruma gayesi ile davacı yana ihtarname göndermesi ve ihtarname sonrası suç duyurusunda bulunmasının haksız rekabet kapsamında değerlendirilmeyeceği, FSEK kapsamında ikame edilen davaların öncesinde eser üzerinde hak sahibi olan kişilerin dava öncesi ihtarname ve suç duyurusunda bulunması yönündeki girişimlerin uygulamada sıklıkla karşılaşıldığı, eser sahibi olan kişinin mali ve manevi haklarını koruma gayesi ile benzer formatta olduğunu düşündüğü esere ilişkin olarak ihtarname göndermesi, dava ve sikayet yollarına tevessül edilmesi, hak arama özgürlüğü kapsamında hukuki yollara başvurma yöntemleri olup, davalı tarafın, iki formatın benzer olmadığını bilmesine rağmen bileyerek ve isteyerek tamamı ile kötüniyet ile davacı yanın iş ve faaliyetlerini engelleme amacı ile hareket ettiğini gösterir delil bulunmadığı aksine davalı yanın davacı tarafa gönderdiği ihtarnamenin ve devamındaki suç duyurusunun davalı yanın hak sahibi olduğu eserini koruma amacı güden hak arama özgürlüğü kapsamında telakki edilecek eylemler olup, anılı eylemlerin haksız rekabet kapsamında olmadığı, iki formatın benzer olmadığı hususunun iş bu dava dosyası ile konuya ilişkin yapılan soruşturma dosyasında alınan raporlar sonrasında tespit edilebildiği, haksız rekabet kapsamında olduğu iddia olunan davalı eylemlerinin husule geldiği tarihte davalı yanca iki formatın benzer olmadığını kesin olarak bilmesini sağlayacak bir rapor yahut bir karar da olmadığı anlaşılmakla davalı eylemlerinin haksız rekabet kapsımında olmadığı mahkememizce değerlendirilmiştir.
Yukarıda yapılan tespitlerin yanında bir diğer husus dosya kapsamına alınan bilirkişi raporu ile açıkça davalı yanın haksız rekabet kapsamında olan eyleminin bulunmadığı, davacı yanın ikame ettiği davasında haklı olmadığı tespit edilmiş, alınan rapor davacı yana tebliği edilmiş, tebligatta kesin süre içerisinde itirazda bulunmaması halinde itiraz etme hakkından vazgeçmiş sayılacağı ihtar olunmuş, davacı vekili kesin sürede itiraz etmemiş olup, bu durumda davalı lehine kazanılmış hakkın da oluştuğu gözetilerek haksız rekabet ve buna bağlı maddi ve manevi tazminat istemli davanın reddi yönünde aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Açılan davanın reddine,
2-Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 3.432,58 TL peşin harçtan mahsubu ile fazla yatan 2.817,18 TL harcın kararın kesinleşmesi ile talep halinde yatıran davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan;
-Haksız rekabeti konu alan dava yönünden maktu 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,
-Maddi tazminat istemli dava yönünden 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,
-Manevi tazminat istemi yönünden her bir davacının ayrı ayrı 100.000,00'er TL manevi tazminat talebi bulunduğundan; her bir davacı aleyhine ayrı ayrı 40.000,00'er TL vekalet ücreti takdiri ile, her bir davacıdan ayrı ayrı 40.000,00 TL vekalet ücreti tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Arta kalan gider ve delil avansının kararın kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine,
Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.08/10/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır