T.C.
İSTANBUL
1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/58 Esas
KARAR NO:2025/234
DAVA:Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:15/03/2024
KARAR TARİHİ :09/10/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; HMK 403. maddesi uyarınca davanın esasına girilmeden ve dava dilekçede davalıya tebliğ edilmeden evvel; Davacıya ait önceki tarihli tanınmış “...” markasının davalı yan tarafından izinsiz olarak kullanıldığı aşağıda sıralanan internet siteleri/sosyal medya hesaplarının bilişim uzmanı bilirkişi marifetiyle incelemesi suretiyle tespitine ve tespit sonucunda elde edilecek sonuçların mahkememiz dosyasına konmasına, davalıya ait sosyal medya hesapları:
▪ https://.../...
▪ https://.../p/.../
▪ https://.../p/.../
▪ https://.../p/.../
▪ https://.../p/.../
▪ https://.../p/.../
▪ https://.../p/..._/
▪ https://.../p/.../
▪ https://.../p/.../
▪ https://.../p/.../
▪ https://.../p/.../
▪ https://.../reel/.../
▪ https://.../reel/.../
▪ https://.../.../
• Davalıya ait web-sitesi
▪ ...
▪ https://.../index.php/...-2/
▪ https://.../index.php/.../
▪ https://.../index.php/.../
• Üçünü kişiler adına kayıtlı tur siteleri
▪ https://.../...-...
▪ https://.../...-...
▪ https://.../...-...
▪ https://.../...-...-...
▪ https://.../...-...-...
▪ https://.../en/.../...-...
▪ https://.../.../...-.../
• 1 numaralı tespit talep gerçekleştirildikten sonra, davalıya ait “...” adresinde bulunan “... ...” tabelalı işyerinde ve/veya daha sonra gösterilecek adreslere gidilerek, davacıya ait önceki tarihli ve tanınmış “...” markasının otel tabelasında, reklam vasıtalarında, broşürlerde, kataloglarda, her türlü tanıtım materyallerinde ve ticari faaliyetlerde kullanımlarının tespiti ile , davalı eyleminin Marka hakkını ihlal ve ihlal ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, durdurulması önlenmesi, davalıya ait alan adının iptali, ihtiyati tedbire hükmedilmesi talep ve dava edilmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... ilinde çeşitli alanlarda faaliyet yürütmekte olup davaya konu otel işletmesini de iş bu firma kapsamında faaliyette bulunmak üzere açıldığını, 2023/... başvuru numarası tahtında işbu davaya konu otelin isim ve marka başvurusunu yaptığını, ... kelime anlamı olarak kuyumcu anlamına gelmediğini, davacı firmanın genel manada kullanılan bir kelimeyi marka olarak tescil ettirmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, müvekkili firmanın “... ...” adının daha çok saat ve mücevherat alanında faaliyet yürüten davacı firmanın markası ile aynı alanda hizmet vermemesi de düşünüldüğünde makul bir insan açısından benzerlik oluşturmayacağını, markaların kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı yada benzerliliğinin olmasının gerektiğini, davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlık; Marka hakkında ihlal ve haksız rekabet iddiaları kapsamında eylemlerin tespiti, durdurulması önlenmesi, davalıya ait alan adının iptali, ihtiyati tedbir kararı verilmesi kapsamında açıldığı anlaşılmaktadır.
Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 03/04/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı tarafından dosyaya sunulan ve bahsi geçen “...” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 29.09.2023 tarihinde kayıt olunduğu ve alan adı sahibinin açıkça belirtilmediği gizli tutulduğu, işletme adının “... ...”, açık adresinin “... / ...” olarak belirtildiği ve web sitesi içerisinde tespite konu “...” ibarelerinin ve görsellerin kullanıldığı, davacı tarafından dosyaya sunulan bahsi geçen “@...” isimli ... sosyal medya hesabına ait sayfaların kullanımda ve aktif olduğu, genel profil sayfası ve paylaşımlar kontrol edildiğinde tespite konu ”...” sayfasıyla ilişkili olduğu, bu sebeple ilgili sosyal medya sayfasının sahibi ile internet sitesinin sahibinin aynı kişi/kişiler olduğunun anlaşıldığı ve bahse konu sosyal medya içeriklerinde tespite konu “...” ibarelerinin ve görsellerinin kullanıldığı, davacı tarafından dosyaya sunulan bahsi geçen “@...” isimli ... sosyal medya hesabının güncel olarak yayında olmadığını, davacı tarafından sunulan ve üçüncü kişiler adına kayıtlı olan tur siteleri üzerindeki belirtilen sayfaların / linklerin güncel olarak açık ve faaliyette olduğunu, ilgili internet sitelerine ait sunulan sayfa/linkler hakkında yapılan araştırma ve incelemeler sonucunda ilgili sayfalarda tespite konu “...” ibareli otel ve konaklama hizmetlerinin tanıtım ve satışlarının yapıldığı yönünde görüş ve kanaatini bildirmiştir.
... 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Sayılı Talimat dosyasından bilirkişi ... tarafından düzenlenen 02/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; belirtilen adreste faaliyet gösteren işyerine fiziki olarak gidilerek inceleme yapıldığını, söz konusu işyerinde otel/konaklama faaliyeti yürütüldüğünü; yiyecek, içecek satışı olduğu, bunun haricinde hediyelik eşya, bijuteri, mücevher vb. ürün satışı yapılmadığının görüldüğünü ve işyerinin fotoğraflarının çekilerek bir suretlerinin rapor kapsamına eklendiğini bildirmiştir.
Bilirkişiler ... tarafından düzenlenen 11/03/2025 tarihli bilirkişi raporlarında özetle; Davacının ... ibareli kelime markasının esas unsurunun ... ibaresi olduğu, 14. Sınıfta yer alan “Kuyumculuk eşyaları (taklitleri dahil); kıymetli madenler, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar, kol düğmeleri, kravat iğneleri, değerli metalden heykeller ve biblolar, saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil).” İle 03. Sınıfta yer alan “Parfümeri ve kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler” emtialarında TANINMIŞ MARKA olduğu, Davalının ... alan adında, bu alan adı altındaki web sitesinde, https://.../.../ instagram sosyal medya hesaplarında, trivago, odamax vb e-ticaret sitelerindeki kullanımlarında, tabela ve tanıtım araçlarında “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri”nde verdiği yeme-içme hizmetlerinde sunumu yapılan emtialar üzerinde ... ibaresinin esas unsur olarak MARKASAL kullanıldığı, söz konusu hizmetler ile mallar arasında benzerlik olmadığı, ancak davacının tanınmış ... markasının yüksek ayırt ediciliğe sahip olduğu, sadece o mal veya hizmetin ticareti ile uğraşan kişiler ya da ilgili alıcılar tarafından değil; üçüncü kişiler tarafından da biliniyor olduğu ve uzak çağrışımlarda bile söz konusu mal ve hizmetlerin hitap ettiği orta düzeyde tüketici kitlesinin tanınmış markayı hatırlamasına, işareti onunla ilişkilendirmesine neden olacağı, davalının kullanımlarının davacının yüksek tanınmışlığa sahip markasından haksız yararlanılmasını, markanın itibarına zarar verilmesini ya da ayırt edici karakterinin zedelenmesine neden olabileceği, zira tanınmış markanın ve karıştırılma tehlikesini artırdığı, bu nedenle davalının kullanımlarının davacının tescilli tanınmış markasından doğan haklarına tecavüz eder mahiyette olduğunun tespit edilmiş olduğunu bildirmişlerdir.
MARKA HAKKINA TECAVÜZ VE HAKSIZ REKABET İDDİALARININ İNCELENMESİ :
6769 sayılı Kanunun 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmıştır. Bunlar Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleridir.
İlgili Kanunun 7 inci maddesi; "Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ite aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle betik tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci /fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. " hükümlerine amirdir.
6769 sayılı SMK ‘nun 149.maddesinde "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Haksız rekabet iddiası yönünden;
6102 sayılı TTK'nın 54 vd maddeleri Haksız Rekabete ilişkindir. Madde 54- "(1)Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2)Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." hükümlerine amridir. Yine TTK Madde 55- (1)Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a)Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle;.... 4.Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,... dürüstlüğe aykırı davranmış olur. Şeklinde düzenlenmiş Madde 56 da "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a)Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b)Haksız rekabetin men'ini, c)Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d)Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e)Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği düzenlenmiş kararların ilanının talep edebileceği öngörülmüştür.
Toplanan deliller, davacının tanınmış markası, marka tescil belgesi, davacının 6.5.2025 tarihli beyan dilekçesinde markanın ... tarafından devir alındığına dair sunduğu belgeler kapsamına göre uyap sistemine markayı devir alan ... işlenmiş olup, dolayısıyla markanın ve sunulu diğer marka tescillerinin sahibinin unvanının davacı yanca sunulu Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtlarına göre markanın yeni hak sahibinin ... olduğu anlaşılmıştır.
Türk Patent ve Marka Kurumu marka kurumundan marka devri yapılmadan önce gönderilen kayıtlara göre; .... firması adına :1992 başvuru tarihli ... nolu markanın 3,5,8,9,11,14,16,18,20,21,24,25,28,33,34. Sınıf için tescilli olduğu, ... nolu markanın 1996 tarihinde 35,36,37,38,39,40,41,42. Sınıf için tescil edildiği, ... nolu u.arası markanın 03.sınıf için 2021 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
Davacı yanca sunulu deliller kapsamında içinde ... esas unsuru barındıran 20 adet seri markanın muhtelif tarihlerde ağırlıklı olarak 14. Sınıf başta olmak üzere 3,9,14,16,18,21,34,35. Sınıflarda tescil başvurularında bulunulduğu/tescilli olduğu anlaşılmıştır.
HMK 266 madde kapsamında denetim ve hüküm kurmaya elverişli, dosyadaki deliller ile tutarlı, marka hukuku ilkelerine göre hazırlanan Bilirkişiler ... tarafından düzenlenen 11/03/2025 tarihli rapor hükme dayanak olarak alınmıştır.
Rapor kapsamına göre; Davacının ... ibareli kelime markasının esas unsurunun ... ibaresi olduğu, aynı zamanda bu ibarenin davacının ticari unvanının esaslı unsuru olduğu, davacının 14. Sınıfta yer alan “Kuyumculuk eşyaları (taklitleri dahil); kıymetli madenler, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar, kol düğmeleri, kravat iğneleri, değerli metalden heykeller ve biblolar, saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil).” İle 03. Sınıfta yer alan “Parfümeri ve kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler” emtialarında TANINMIŞ MARKA olduğu, Davalının ... alan adında, bu alan adı altındaki web sitesinde, https://.../.../ instagram sosyal medya hesaplarında, trivago, odamax vb e-ticaret sitelerindeki kullanımlarında, tabela ve tanıtım araçlarında “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri”nde verdiği yeme-içme hizmetlerinde sunumu yapılan emtialar üzerinde ... ibaresinin esas unsur olarak MARKASAL olarak kullanıldığı, söz konusu hizmetler ile mallar arasında benzerlik olmadığı, ancak davacının tanınmış ... markasının yüksek ayırt ediciliğe sahip olduğu, sadece o mal veya hizmetin ticareti ile uğraşan kişiler ya da ilgili alıcılar tarafından değil; üçüncü kişiler tarafından da biliniyor olduğu ve uzak çağrışımlarda bile söz konusu mal ve hizmetlerin hitap ettiği orta düzeyde tüketici kitlesinin tanınmış markayı hatırlamasına, işareti onunla ilişkilendirmesine neden olacağı, davalının kullanımlarının davacının yüksek tanınmışlığa sahip markasından haksız yararlanılması, markanın itibarına zarar vereceği, davacının uzun yıllara yayılan tanınmış markasından davalının hiçbir çaba sarf etmeden imaj trasferi yoluyla yararlanacak oluşu , bu durumun ise tanımış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesine neden olacağı, markanın tanınmış marka olmasının karıştırılma tehlikesini artırdığı, bu nedenle davalının eyleminin SMK ‘nun 7 inci maddesinin c. Bendinde” Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.” Halinde kullanımların davacının tescilli tanınmış markasından doğan haklarına tecavüz eder mahiyette olduğu anlaşıldığından: Davalı eyleminin davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin ve haksız rekabete neden olduğunun tespitine, durdurulmasına, önlenmesine,Mahkememizce verilen 24.4.2025 tarihli tedbirin karar kesinleşene kadar devamına, karar kesinleştiğinde davacı yanca yatırılan teminatın talep halinde iadesine, Tecavüzün neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Somut uyuşmazlık da davacı eylemin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürmüştür.
Davacının ihlal edildiğini iddia ettiği marka Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olup SMK ile getirilen özel hükümlerin haksız rekabet hukukunu da kapsayacak şekilde ve haksız rekabete göre daha üstün koruma getirerek düzenlendiği hususunda bir tartışma yoktur. Ancak Davacı hem bu özel hükümlere dayandığından tescilli marka koruma alanı ile haksız rekabetin koruma alanının kesiştiği dava konusu olayda, yalnızca özel hükümler uygulama alanı bulacağına ilişkin uygulamada BAM daire kararları arasında farklı uygulamaların bulunduğu, 11,HD’nin daha önceki verdiği bazı kararlarında her iki hükmün uygulama alanının bulunduğunu bildirmesi, son uygulamalarda ise , SMK ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığı yönünde kararlar verildiği, ancak daire içindeki görüş ayrılığının içtihadı birleştirme yoluyla halen giderilmemiş oluşu, bu durumun ihlal edenleri cesaretlendirdiği gözetilerek mahkememizce haksız rekabetin varlığının da kabul edilmesi gerekmiştir.
Zira Kümülatif koruma ilkesi “mevzuattaki birden fazla hükümle korunabilme” anlamına gelmektedir. Bu durumda, bir kişinin gerçekleştirdiği fiilin birden çok hükmün koruma kapsamında olması halinde, hak sahibinin bu hükümlerden dilediğine başvurabilmesine kümülatif koruma denilmektedir. Kümülatif koruma ilkesinin söz konusu olduğu hallerde hak sahibi seçme zorunluluğuna tabi olmayıp şartlarını taşıması koşuluyla hukuki sebeplerden birine, birkaçına veya tamamına bu ilke kapsamında dayanarak dava açabilmektedir.
Özel kanunun genel kanunu bertaraf edebilmesi için hem konusunu eksiksiz düzenlemiş hem de genel kanundan daha kapsamlı ve üstün koruma sağlamış olması gerekir . 6769 sayılı SMK’nun haksız rekabet korumasını bertaraf edeceğinin kabulü halinde var olan bir haktan mağdur olan tarafın yararlanamaması söz konusu olacağından bu durumun adil yargılanma yönünden de eşitsizliğe neden olacağı bilinmektedir.
Korumanın şartları mevcut olduğu takdirde davacı gerek haksız rekabet hükümleri gerekse SMK hükümleri uyarınca talepde bulunma hakkına sahiptir.
TTK’nın karıştırılma ihtimaline ilişkin düzenlemesi, mehaz İsviçre hukukundan aynen aktarılan başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almaya ilişkin TTK m. 55/1.a.4’tür. Bu hükümle, ürünlerin kaynağı konusunda tüketicinin kafasını karıştırma ihtimali olan fiillerin engellenmesi, piyasada açıklık ve şeffaflığın sağlanması amaçlanmakta, bu suretle rakiplerin yanı sıra tüketicilerin ve toplumun da menfaatleri korunmaktadır. Piyasada oluşması muhtemel karışıklığın engellenmesi, rekabetten beklenen işlevlerin sağlanması açısından da önem taşımaktadır.
Öte yandan AB hukukunda da kümülatif koruma ilkesi açıkça kabul edilmiştir. Yönerge ve Tüzük Tasarısı‟ndaki düzenlemelerde tasarımların marka, patent, faydalı model gibi Topluluğun fikri mülkiyet mevzuatı ile korunmasının üye ülke hukuklarındaki fikri mülkiyet mevzuatına göre ayrıca korunmalarına engel olmayacağı belirtilmiştir. Ancak, kümülatif olarak koruma üye ülke mevzuatlarına bırakılmış olup, ilkenin nasıl uygulanacağı gösterilmemiştir. Sınai Mülkiyet Kanunun genel gerekçesi ve madde gerekçeleri incelendiğinde, Sınai mülkiyet haklarının kanunla düzenlenme ihtiyacı yanında, uluslararası sözleşmeler ve AB mevzuatıyla uyumun arttırılması ve daha nitelikli ve etkin işleyen çağdaş bir sınai mülkiyet sistemine geçişin sağlanması için mevcut sistemin revize edilmesi gereğinin ortaya çıktığı, bu çerçevede marka, coğrafi işaret, tasarım, patent ve faydalı model haklarına ilişkin önemli yenilikler getiren düzenlemelerin yapıldığı, mevcut sistemde yer almayan geleneksel ürün adı korumasının sisteme dahil edildiği ve düzenlemelerde Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Anlaşması (TRIPS), Paris sözleşmesi, yeni 2015/2436 sayılı Avrupa Birliği (AB) Marka Direktifi ve 2015/2424 sayılı AB Marka Tüzüğü, Patent kanunu anlaşmasına (PLT) uygun olarak kanunun hazırlandığı belirtilmiştir. Dolayısıyla kümülatif koruma AB müktesabına da uygundur.
Dolayısıyla somut olayda da davalının eylemi hem 6769 sayılı SMK hükümlerine göre marka hakkını ihlal teşkil ettiğinden, aynı zamanda haksız rekabete de neden olduğundan eylemlerin tespiti, durdurulması ve önlenmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:
DAVANIN KABULÜNE,
1-Davalı eyleminin davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin ve haksız rekabete neden olduğunun tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, 2-Mahkememizce verilen 24.4.2025 tarihli tedbirin karar kesinleşene kadar devamına, karar kesinleştiğinde davacı yanca yatırılan teminatın talep halinde iadesine,
2- Tecavüzün neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına,
3-615,40 TL ilam harcının peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 187,80 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 40.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 427,60 TL başvuru harcı, 427,60 TL peşin harç 842,5 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 27.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 28.697,7 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine
6- Davalı tarafın yapmış olduğu bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
7-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
-Dair verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. 09/10/2025
Katip ...
Hakim ...