T.C.
İSTANBUL
1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/233 Esas
KARAR NO : 2025/229
DAVA : Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/10/2022
KARAR TARİHİ : 08/10/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıların oğulları ... 14 Şubat 2000 yılında dünyaya gelmiş olup henüz 18 yaşındayken 30 Mayıs 2018 tarihinde ani kalp durması neticesinde vefat ettiğini, ...'in küçüklüğünden beri şiirler yazan, çok yetenekli, anne ve babasını mutlu edip onları gururlandırmak isteyen bir çocuk olduğunu, daha sonraları müziğe duymuş olduğu heyecan ve sevgi ile yeteneğini harmanlayarak ve küçük yaşında, yaşı gibi küçük olan odasında hip-hop, rap ve trap tarzında birçok eser meydana getirdiğini, kendi imkanları ile kayıt altına aldığını, ...'in birçok eser yarattığını ve icra ettiğini, müteveffa ...'in davalı ...Ş.’ye bağlı olan ... isimli yayımcı ile iş birliği yaptığını ve bu kuruluşun bünyesinde yer alan bir sanatçı olduğunu, müteveffanın ...’a 2018 yılının Ocak ayı itibari ile katıldığını, aynı yılın Şubat ayında reşit olduğunu ve bu birliktelikte ... tarafından düzenlenen birçok konserde, turnede ve klip çekiminde yer aldığını, 30 Mayıs 2018 tarihinde ... vefat ettiğinde ... sanatçılarıyla imzaladığı sözleşmeyi henüz ...’e sunmadığını dolayısıyla bu sürecin sözleşmesiz şekilde seyrettiğini, ...'in bundan sonra herkes tarafından “...” ismi ile bilinen, genç ve yetenekli bir sanatçı haline geldiğini, yaratmış ve icra etmiş olduğu eserler ile sesini milyonlara ulaştırma amacıyla büyük heyecan ve özveriyle kendisini bu yola adadığını, ...'in vefatından kısa bir süre önce ismini duyurduğunu ve pek çok kişi tarafından sevilmiş bir sanatçı haline geldiğini, ansızın vefatı nedeniyle ayrılışı sevenleri ve hayranlarını da oldukça üzdüğünü, Davalı tarafın bu sevginin farkında olarak ve ...’in birçok kayıtlı ama yayımlanmamış eserlerinin bulunduğunu da bilerek 13.02.2020 tarihinde acılı davacılardan bir avukat aracılığı ile 14.02.2020 tarihinde yayımlanmış olan “...” adlı albüm içerisinde yer alan “...”, “...”, “...”, “...”, “...” adlı toplamda 5 adet eser için “sözleşme / muvafakatname” adı altında imza aldığını ancak söz konusu muvafakatname de gelir paylaşımına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığını, davacıların davalıya gelir paylaşımını sorduğunda davalı tarafın şarkıların yayınlandıktan sonra elde edeceği gelirlerin tamamını vereceğini söylediklerini, davalı tarafın işbu eserlerin söz ve beste bedeli karşılığında sadece ilk ve son kez olmak üzere davacılara 16.000 TL’lik ödeme yaptığını ve bir daha hiçbir şekilde davacılarla iletişime geçmediğini, eserlerin gerek fiziki gerekse dijital gelirlerinden davacılara hiçbir pay ödemediğini belirterek davacıların maddi ve manevi hak sahibi bulunduğu eserlerinin izinsiz yayımlanması ve kullanılması sebebiyle tecavüzün refi'ne, FSEK m. 68 uyarınca 3 katı tazminat talebimize karşılık şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın eserlerin yayınlanma tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte Davalı şirketten tahsiline, FSEK m. 70/1 uyarınca ihlal edilen manevi haklarımıza karşılık 50.000 TL manevi tazminatın, sanat eserlerinin yayımlanma tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA; Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Davacıların mirasçısı oldukları ...'nun icracı sanatçı olarak yer aldığı müzik eserlerinin davalılar tarafından izinsiz kullandıklarını iddia ettiklerini, ...'nun müzikal çalışmalarını davalıların markası olan ... bünyesinde sürdürerek dava konusu eserlerin kaydı (ilk tespiti) davalılar tarafından gerçekleştirildiğini, davalıların bu nedenle dava konusu eserler üzerinde fonogram yapımcısı sıfatıyla Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK)'nun 80/B maddesi kapsamında hak sahibi olduklarını, FSEK madde 80/B gereğince bir müzik eserinin ilk tespitini (kaydını) gerçekleştiren fonogram yapımcıları, eserlerin doğrudan veya dolaylı olarak çoğaltılması, dağıtılması, satılması, kiralanması ve kamuya ödünç verilmesi hususlarında izin verme veya yasaklama haklarına münhasıran sahip olduklarını, ayrıca eserlerin işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletimine ve yeniden iletimine izin verme konusunda da fonogram yapımcısı münhasıran hak sahibi olduğunu, davacıların işbu davayı ikame etmeden önce ... Cumhuriyet Başsavcılığı ...Soruşturma dosyasıyla müvekkillerin yetkilisi ... aleyhine manevi veya maddi haklara tecavüz ile dolandırıcılık suçu iddiasıyla suç duyurusunda bulunduklarını, yapılan soruşturma sonucunda 13.02.2020 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığınca atılı suçların oluşmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, davacıların davalılara ... tarihli Edisyon Sözleşmesi ile ...'nun tüm müzik eserlerine ilişkin olarak mali hakları ve manevi hakların kullanım yetkilerini devrettiklerini belirterek davacıların yetkisiz mahkemede açmış oldukları davanın öncelikle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davacıların hukuki dayanaktan yoksun ve haksız davasının esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Bilirkişiler ..., ...,..., ..., ...31/05/2025 tarihli bilirkişi raporlarında özetle; Davacılar tarafından sunulan davaya konu bahsi geçen “...” isimli sanatçıya ait “...”, “...”, “...”, “...” ve “...” isimli “...” farklı albümlere ait müzik eserlerinin ..., ..., ..., ... ve ... isimli dijital platformlarda olmak üzere toplamda “12” adet eserin / şarkının güncel olarak yayında olduğu, tespit edilmiş olup, ekran görüntüleri detaylıca değerlendirme bölümünde sunulduğu (Bknz: Link-1 ile Link-25 arası ekran görüntüleri), “...” isimli platformunun müzik bölümüne erişmek adına her türlü üyelik işlemi denenmiş ancak sistemsel hatalar verdiği görüldüğü, bu nedenle belirtilen müzik eserlerine bu platformda giriş yapılamadığından erişilemediği, ...’nun (...), seslendirdiği şarkılarında, sanatçı becerisiyle özgün bir şekilde icra eden müzisyen olduğundan dolayı icracı sanatçı konumunda olduğu ve ... internet adreslerindeki dava konusu eser videolarının, yüksek görüntülenme sayılarına sahip şarkılar olduğu; Taraflar arasında imzalanan EDİSYON sözleşmesinin mali hükümler kısmında yer alan; “6.1. EDİTÖR, işbu sözleşme ile kendisine devredilen hakların kullanımları nedeni ile elde edilen gelirin % 60’ını ESER SAHİBİ ’ne ödeyecektir.” şeklindeki, taraflar arasındaki öngörülen gelir paylaşımı oranının, sektörel açıdan değerlendirildiğinde makul bulunduğu; Davalı 2020 ve 2021 yılı 600 Satış hesabı ticari defter ve belge incelemesi sonucu , müteveffa ... (...) e ait bir gelir kaydına rastlanılmamış, davalı tarafın çalışma şartları gereği sözleşme imzaladıkları sanatçıların eserleri ile ilgili dağıtım hizmetlerini Almanya da bir firmanın verdiği, Almanya da ki dağıtım şirketinden gelen bilgilere istinaden tutulan raporlama sistemine göre , dava tarihi itibari ile davalı firmanın müteveffa ... (...) adına raporlanan 15.733,06 euro gelirine karşın sadece 2.448,30 EURO ödeme yapmış olduğu ,bu durumda dava tarihi itibari ile davacıların 13.284,76 EURO alacağı(242.704,25 TL ) mevcut olduğu ,dava tarihinden sonra davalı tarafından mahkeme kararı ile belirlenen hesaba 11.05.2023 tarihinde yapılan 174.132,74 TL ödeme sonrası müteveffa ... (... ) ile ilgili Raporlanan Gelirler dikkate alınarak 2025 yılı 1.çeyrek dahil davacıların , 8.708,15 EURO alacaklı görüldükleri, dava konusu sözleşmenin TBK m. 28 hükmünde düzenlenen aşırı yararlanmanın unsurlarını taşımadığı, sözleşmenin süresine ilişkin sözleşmede farklı süreler yer alması nedeniyle sözleşmenin geçerli olup olmadığının takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, ancak bunun sözleşmenin geçerliliğini etkilemediğinin kabulü halinde davalılarca yapılan kullanımların mali haklara tecavüz teşkil etmediği, Müteveffa ... tarafından "..." isminin ve "..." simgesinin uzun süreli fiilî kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığının anlaşıldığı ancak Bu ismin ve simgenin davalı şirket tarafından izinsiz olarak ticari faaliyetlerde kullanıldığına dair kanıt bulunmadığı bu sebeple marka hakkına tecavüz ve haksız fiil oluşturduğunun söylenemeyeceği, Edisyon sözleşmesinin geçerliliği hususunda, hak devrinin açık ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde düzenlenip düzenlenmediği, özellikle süre ve bedel gibi temel unsurlar yönünden mahkemece ayrıca değerlendirilmesi gerektiği görüşlerini bildirmişlerdir.
Bilirkişiler bilirkişi ek raporlarında özetle; Kök rapordaki görüşümüzün korunduğu, Müzik eseri yayınlanmadan eser başına rayiç bedel olarak 10.000 - 15.000 TL talep edilebileceği, müzik eseri yayınlandıktan sonra anlaşma yapılması halinde her 1 milyon görüntülenme karşılığında 750$ ila 1000 $ civarında reklam kazancı talep edilebileceği, Müteveffa ... (.. ) in ticari defter ve kayıtlardan tespit edilemeyen rapor olarak sunulan Gelirlere ilişkin , Müteveffa ... (...) adına yapılan ödemeler( 10.825,54 EURO ) sonrası 2025 yılı 1.çeyrek dahil 8.708,15 EURO alacaklı olduğu görüşlerini bildirmişlerdir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmalığın; Mirasçı sıfatına haiz davacıların müteveffa oğulları ...’nun tüm maddi ve manevi hak sahibi bulunduğu iddia olunan eserlerinin izinsiz yayımlanması ve kullanılması iddiası sebebiyle TECAVÜZÜN REFİ İLE, davalı tarafın elde ettiği iddia olunan kazançların FSEK m. 68'e göre 3(üç) katına kadar olan tazminatı davacı tarafa ödenmesi, haksız kullanım sebebiyle meydana gelen şimdilik 1.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminat istemine ilişkin olarak açıldığı tespit edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, davalı yanın Müteveffa ... tarafından icra edilen eserlerin ilk tespitini gerçekleştirdiği ve mali hakları kullanım yetkisini devraldığı için FSEK madde 80 uyarınca uyuşmazlığa konu edilen albümlerin fonogram yapımcısı olup bu konuda niza bulunmamaktadır.
Taraflar arasında Edisyon Sözleşmesi akdedilmiş olup işbu sözleşme ile davalı tarafça ...'nun mirasçıları olan davacılardan ... tarafından vefat etmeden önce icra edilen bütün şarkıların mali hakları ve manevi haklarının kullanım yetkisi devralınmıştır.
İşbu sözleşme FSEK 52'ye uygun bir şekilde yapılmış olup nitekim dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda da sözleşmenin geçerli olduğu belirtilmiştir.
Hülasa, davalı taraf uyuşmazlığa konu albümlerin hem fonogram yapımcısı sıfatıyla hem de sözleşme ile mali hakları ve manevi hakların kullanım yetkisini usulüne uygun edindiğinden umuma iletim hakkını kullanabilmektedir. Dolayısıyla davalı tarafından tecavüz teşkil eden faaliyette bulunulmadığı sabittir.
Bilirkişi heyeti tarafından tanzim olunan kök ve ek raporda sözleşmede birden fazla süre maddesinin bulunduğu sürelerin sözleşmenin geçerliliği noktasında yorumlamanın mahkemenin takdirinde olduğu ifade edilmiş olup;
FSEK uyarınca akdedilecek mali haklar ve manevi hakların kullanma yetkisinin devri sözleşmesinde geçerlilik şartı olan hususlar sınırlıdır. Bunlar; yazılılık ve hakların ayrı ayrı gösterilmesi ile sınırlıdır. Binaenaleyh sözleşmede bilirkişi heyetinin belirtmiş olduğu şekilde farklı süreler bulunması halinde dahi sözleşmenin geçersizliğinden bahsedilemeyecektir. Nitekim sürenin sözleşmenin geçerliliğine bir etkisi bulunmamaktadır.
Bir an için farklı sürelerin sözleşmenin geçerliliğine etki edeceği varsayımında dahi , taraflar arasında akdedilen sözleşmede yer alan sürelerin albümlerin piyasaya sürülmesi ve eserin piyasaya sürüldükten sonrası için belirtilen sürelere ilişkin olduğu anlaşılmakta olup dolayısıyla sözleşmede yer verilen süre maddeleri ile sözleşmede karışıklık meydana gelmemiştir.
Sonuç olarak, taraflar arasında akdedilen sözleşmede yer alan sürelerin sözleşmenin geçerliliğine etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle taraflar arasında akdedilen Edisyon Sözleşmesi geçerlidir.
Dosya kapsamına yansıyan bir diğer davacı iddiası gabin olup, gabinin varlığından bahsedilebilmesi için edimler arasında açık bir oransızlık bulunmalı ve bu oransızlık da zarar görenin bilgisizliğinden, deneyimsizliğinden kaynaklanmalıdır.
Gabinin objektif unsuru olan edimler arasındaki açık oransızlık ve subjektif unsuru olan bilgisizlik ve deneyimsizlik de somut olayda mevcut değildir. Alınan bilirkişi raporlarında da Davalılar tarafından davacı ile akdedilen sözleşmede yer alan %60 oranın makul olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla gabinin objektif unsurunun gerçekleşmediği açıktır. Davacılar her ne kadar kendilerinden son gün ve çok kısa süre içerisinde imza alındığını belirtmişse de bilirkişi raporunda davacıların süreç içerisinde var oldukları, kendilerine telefon ve mail yolu da dahil olmak üzere çeşitli kaynaklarla sürekli bilgi verildiği anlaşıldığından gabinin subjektif unsurunun da söz konusu olmadığı anlaşılmıştır.
Bu nedenle davacının gabin iddialarının yerinde olmadığı alınan bilirkişi raporu ile de sabit olup bir an için gabin iddiasının geçerli olduğu varsayımında dahi bu iddianın TBK kapsamında öngörülen sürede dava ile ileri sürülmemesi hasebiyle iş bu dava yönünden geçerli savunma argümanı teşkil etmediği anılı sebeplerle sözleşmenin geçerli ve ayakta olduğu bu nedenle tecavüz iddialarının yerinde olmadığı mahkememizce değerlendirilmiştir.
Ve yine davacı yanın dava dilekçesi sonuç kısmında açıkça marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet istemi olmamakla birlikte bir an için var olduğu varsılımında dahi; Müteveffa ... tarafından "..." isminin ve "..." simgesinin uzun süreli fiilî kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığının anlaşıldığı ancak Bu ismin ve simgenin davalı şirket tarafından izinsiz olarak ticari faaliyetlerde kullanıldığına dair kanıt bulunmadığı bu sebeple marka hakkına tecavüz ve haksız fiil oluşturduğunun söylenemeyeceği mahkememizce değerlendirilmiştir.
Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporlarında her ne kadar bir takım hesaplamalar yapılmış ise de, hesaplamaların iş bu davanın konusunu oluşturmadığı, ikame edilen davanın gerek dava dilekçesi konu kısmı gerek dava dilekçesi sonuç ve istem kısmı gerekse de ön inceleme oturumu uyuşmazlık bölümüne dercedilen bilgiler kapsamında davacıların müteveffa oğulları ...’nun tüm maddi ve manevi hak sahibi bulunduğu iddia olunan eserlerinin izinsiz yayımlanması ve kullanılması iddiası sebebiyle TECAVÜZÜN REFİ İLE, davalı tarafın elde ettiği iddia olunan kazançların FSEK m. 68'e göre 3(üç) katına kadar olan tazminatı davacı tarafa ödenmesi, haksız kullanım sebebiyle meydana gelen şimdilik 1.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, dava dilekçesi sonuç ve istem bölümü aşağıdaki gibi belirtilmiş olup;
"SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izah etmeye çalıştığımız ve Mahkemenizce de re’sen dikkate alınacak sair nedenlerle,
1. Maddi ve manevi hak sahibi bulunduğu eserlerinin izinsiz yayımlanması ve kullanılması sebebiyle TECAVÜZÜN REFİ'ne.
2. FSEK m. 68 uyarınca 3 katı tazminat talebimize karşılık şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın eserlerin yayınlanma tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte Davalı şirketten tahsiline,
3. FSEK m. 70/1 uyarınca ihlal edilen manevi haklarımıza karşılık 50.000 TL manevi tazminatın, sanat eserlerinin yayımlanma tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte Davalı şirketten tahsiline,
4. Yargılama masrafları ile vekalet ücretinin Davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz."
Yukarıda da görüldüğü üzere ikame edilen dava 3 bağımsız davadan oluşmakta olup;
1. Maddi ve manevi hak sahibi bulunduğu eserlerinin izinsiz yayımlanması ve kullanılması sebebiyle TECAVÜZÜN REFİ'ne.
2. FSEK m. 68 uyarınca 3 katı tazminat talebimize karşılık şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın eserlerin yayınlanma tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte Davalı şirketten tahsiline,
3. FSEK m. 70/1 uyarınca ihlal edilen manevi haklarımıza karşılık 50.000 TL manevi tazminatın, sanat eserlerinin yayımlanma tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte Davalı şirketten tahsiline,
Yukarıda yapılan tespit ve değerlendirmeler ışığında davalı tarafın tecavüz teşkil eden eylemlerinin bulunmadığı, kullanımların izinsiz olmadığı, izinsiz kullanım olmaması hasebiyle davacı yanın FSEK 68. Madde kapsamında tazminat alacağının bulunmadığı, tecavüz teşkil eden eylemlerin bulunmaması sebebi ile manevi tazminat alacağının da doğmadığı, dosya kapsamında yapılan maddi tazminat hesabının izinsiz kullanım kapsamında elde edilen gelirlere ilişkin olmayıp, yapılan hesaplamaların ayrı bir davanın konusunu oluşturduğu anlaşılmakla ikame edilen davanın reddine dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Açılan davanın reddine,
2-Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 870,96 TL peşin harçtan mahsubu ile fazla yatan 255,56 TL harcın kararın kesinleşmesi ile talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı ...... A.Ş tarafından yapılan 100,00 TL yargılama giderinin davacılardan tahsili ile bahsi geçen davalıya ödenmesine,
5-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan;
-Tecavüzün refi davası yönünden maktu 40.000,00 TL, maddi tazminat istemi yönünden 1.000,00 TL, manevi tazminat istemi yönünden 40.000,00 TL olmak üzere 81.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile ret sebebinin her iki davalı için de aynı olması sebebi ile davalılara eşit olarak verilmesine( 40.500,00'er TL)
6-Arta kalan gider ve delil avansının kararın kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine,
Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.08/10/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır