T.C.
İSTANBUL
1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/236 Esas
KARAR NO:2025/209
DAVA Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesi, markanın hükümsüzlüğü,unvan terkini
DAVA TARİHİ:31/03/2017
KARAR TARİHİ:23/09/2025
Taraflar arasında Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesi, markanın hükümsüzlüğü, unvan terkini istemiyle açılan dava dosyası ... nolu Fikri ve sınai Haklar Hukuk mahkemesinin ... esas numarasına tevzii edilmiş bu mahkemece yargılama devam ederken HSK’nun 02/08/2017 tarihli ve ... sayılı kararı uyarınca .... FSH Hukuk Mahkemelerinin 08/08/2017 tarihi itibarıyla faaliyetlerinin durdurulmasına, ... Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan dava, iş ve arşiv dosyalarının ... FSH Hukuk Mahkemesine devrine karar verilmiş ve dava dosyası uyap tevzii bürosunca mahkememizin ... esas numarasına kayıtlanmış ve Mahkememizce verilen 07/12/2022 tarih, ... Karar sayılı ilamın istinaf edilmesi üzerine; İstanbul Bam 16. HD'nin 2023/399 Esas ve 2024/1771 Karar sayılı 20/11/2024 Tarihli ilamıyla KALDIRILMASINA karar verilerek dosya mahkememize gönderilmiş olup, kaldırma kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan mahkememiz 2024/236 esasına kayıtlanmış, kaldırma kararına göre yargılamaya devam edilerek yargılama sonlandırılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde ; müvekkilinin TPE nezdinde ... ibaresini içeren ve 37. ve 42.sınıflar da dahil olmak üzere çeşitli sınıflarda 2016/..., 2014/..., 2013/...., 2008/... no'lu marka tescilleri bulunduğunu, ... markalarının WIPO ve OHIM nezdinde de tescilli olduğunu, dünyanın birçok ülkesinde marka tescilleri bulunduğunu, 2000 yılından bu yana dünyanın birçok ülkesinde mimari projeler hazırladıklarını, ... markasının Türkiye'de de tanınmış olduğunu, 2013 yılında ... ... ... adlı projeyi yaptıklarını, müvekkilinin ticaret unvanının asli unsurunun da ... ibaresi olduğunu, internette ... ve www.g-....com web siteleri üzerinden Türkiye'de tanıtım yaptıklarını, dünya çapında www...com web sitesi üzerinden faaliyet gösterdiklerini, müvekkilinin ... markası ile ... markaların ayırd edilemeyecek derecede benzerleri olan ... ... ... ... ... ..., gibi marka başvurularının 37. ve 42.sınıftaki hizmetler yönünden TPE tarafından resen reddedildiğini, davalının 2007 yılında ilk tescil edilen unvanı "... ... Ltd. Şirketi" iken müvekkilinin Türkiye'deki faaliyetlerinden sonra davalının 09/06/2014'te unvan değişikliği yaparak ... ... A.Ş. unvanını aldığını, tüm bunlara rağmen davalının 37. ve 42. sınıflardaki inşaat hizmetleri, restorasyon hizmetleri, mühendislik hizmetleri gibi hizmetler üzerinde ... markasını kullanmaya devam ettiğini, ihtarname gönderilmesine rağmen sonuç alınmadığını, davalının kullanımlarının, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu, davalının unvan tescilinin kötüniyetli olduğunu, davalının TPE nezdinde tescil ettirebildiği ... ibaresini içeren markaların da 6769 sayılı SMK'nun 6/1, 6/4, 6/5, 6/3 ve 6/6 maddeleri gereği hükümsüz kılınması gerektiğini, davalının müvekkiline ait web sitesini bile taklit ettiğini," iddia ile esas dair diğer talepleri yanında ihtiyati tedbir kararı verilerek davalının ... markasını ya da ... ibaresini asli unsur olarak içeren markaları iş yerinde veya herhangi bir mecrada kullanmasının, hizmet vermesinin, ... markasını www...com.tr web sitesinde, ... veya ..., instagram'da kullanmasının durdurulmasını, önlenmesini, davalının ... markasını müvekkilinin marka tescilleri kapsamında kullandığı ilan, broşür, afiş, ambalaj, tabela ve benzeri malzemelerin toplatılmasını, muhafazasını, internet sitesine ve sosyal medya sitelerine erişimin tedbiren engellenmesini, davalının www...com.tr olan adının iptalini, ticaret unvanının iptal ve terkinini, TPE nezdindeki 2016/..., 2016/..., 2016/..., 2015/..., 2015/..., 2015/..., 2015/..., 2015/..., 2015/... sayılı marka başvurularının ve 2015/... no'lu marka tescilinin dava sonuna kadar 3.kişilere devrinin tedbiren önlenmesini ve bu markaların da hükümsüz kılınarak sicilden terkine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket kurucuları ...'ın soyadlarının baş harflerini içeren ... markasıyla 10 yıldır nizasız fasılasız faaliyet gösterdiğini, eskiye dayalı kullanım ile gerçek hak sahibi olduğunu, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, davacının dayandığı ... markalarını kullanmamakta olduğunu, bizzat davacının yönetici ortağının 2015 tarihinde şirkete gönderdiği bir e-mail'de tecavüzün olmadığının ikrar edildiğini, müvekkilinin ... markasıyla onlarca proje gerçekleştirdiğini, davacının daha çok yatırım danışmanlığı, pazarlama, markalaştırma hizmetleri alanında faaliyet gösterdiğini, davacı markasının tanınmış olmadığını, gerçek hak sahipliğinin müvekkiline ait olduğunu, davacının marka tescilinden çok önce müvekkilinin ... markasını kullanmaya başladığını, ... markasını içeren www...com.tr olan adını 2010 yılında tescil ettirdiklerini, ... olan adının ise 2007 yılından beri tescilli olduğunu, daha sonra 2011 yılında da ... ibareli diğer 4 internet sitesini tescil ettirdiklerini, davalının 2015 yılında gönderdiği ile e-mail'de tecavüz iddiasında bulunmasına rağmen, aynı gün gönderdiği ikinci e-mail'de özür dilediğini, böylece kullanıma icazet verdiğini, bu maillerden 2 sene sonra bu davayı açtıklarını," savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlık; “...” ve ... esas unsurlu davacı marka haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men’i, ref’i, ... ... A.Ş. ticaret unvanının iptali ve sicilden terkini. ... "http://www...com.tr"www...com.tr alan adının terkini; “... ...” isimli ..., ... ve ... hesaplarına erişimin engellenmesi,davalı adını tescilli 2015/... nolu marka ile dava dilekçesinde başvuru aşamasında olan markaların (2016/..., 2016/..., 2016/..., 2015/..., 2015/..., 2015/..., 2015/..., 2015/..., 2015/... ) tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
KALDIRMA ÖNCESİ YARGILAMA
Mahkememizce toplanan delillere göre kaldırma kararı öncesinde; davanın reddine şeklinde karar verilmiştir.
Mahkememiz kararının istinaf edilmesi üzerine; İstanbul Bam 16. HD'nin 2023/399 Esas ve 2024/1771 Karar sayılı 20/11/2024 Tarihli ilamıyla “…Dosyada mevcut TPMK kayıtları ile; 2008 ... numaralı "..." markasının davalı tarafın marka tescil başvurularından, ticaret unvanının değiştirilmesinden ve www...com.tr alan adının tahsisinden daha önce tescil edildiği tespit edilmiştir.
Davalının daha sonra yaptığı marka tescil başvurularına davacının itiraz üzerine, davacının markasının 37. ve 42. sınıfta tescilli olduğu mal ve hizmetlerle ilgili davalının tescil talepleri reddedilmiş, davalının markaları aynı sınıflarda olmakla birlikte, farklı mal ve hizmetler için tescil edilmiştir.
Davacı vekilinin ticaret unvanının terkini talebiyle ilgili istinaf taleplerinin incelenmesinde; davacı şirketin 2002 yılında İngiltere’de kurulduğu, 2008 yılında Türkiye'de "..." ibareli marka tescil bşavurusu yaptığı ve markasının tescil edildiği, davalı şirketin ise 09/06/2014 tarihinde ticaret unvanını değiştirerek "..." ibareli ticaret unvanını tescil ve ilan ettirdiği tespit edilmiştir. Davacı, davalının ticaret unvanının terkini talebini tescilli markasından kaynaklan haklarının yanı sıra, İngiltere’de tescilli olduğunu iddia ettiği ticaret unvanından kaynaklanan hakkına da dayandırmıştır. Her ne kadar davacı şirketin ticaret unvanı Türkiye'de tescilli olmasa dahi 2002 yılından bu yana kullandığı anlaşılan bu ticaret unvanının Paris Sözleşmesi'nin 8. maddesi gereğince Türkiye'de de korunması gerektiği, davalının ticaret unvanını değiştirdiği 09/06/2014 tarihinden 31/03/2017 dava tarihine kadar 3 yıldan az bir zaman geçtiği, davalının dosyaya sunulan bu tarihten önceki faturalarında "..." ibaresini markasal olarak kullandığı tespit edilmişse de, ticaret unvanı olarak ... Ltd. Şirketi unvanını kullandığı anlaşılmıştır. Mahkemece davalıya ait olduğu tespit edilen internet sitelerinde bu konuda inceleme yaptırılmadığı, davalının "..." ibaresini ticaret unvanı olarak hangi tarihten itibaren kullandığına dair delillerin tam olarak toplanmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle davacının ticaret unvanından kaynaklanan haklarıyla ilgili sessiz kalıp kalmadığının ve TTK’nun 52. maddesindeki ticaret unvanının silinmesi koşullarının mevcut olup olmadığının araştırılması ve kararda tartışılması gerektiği halde eksik inceleme ile, yalnızca marka haklarıyla ilgili değerlendirme yapılarak ticaret unvanının terkini talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin ticaret unvanının terkini talebiyle ilgili istinaf talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Tüm bu nedenlerle; davacı vekilinin diğer istinaf talepleri bu aşamada incelenmeksizin, istinaf taleplerinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, Mahkemece .... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D.İş sayılı dosyasının dosya içine getirtilmesine, bir marka uzmanı, bir sektör uzmanı ve bir bilişim uzmanı bilirkişiden oluşacak yeni bir bilirkişi heyetinden delil tespiti dosyası ve davalıya ait ... ve www...com.tr alan adlı internet sitelerinin arşiv kayıtları da incelenerek, davalının bu internet alan adlarını hangi tarihten itibaren aktif olarak kullanmaya başladığına ve içeriğine dair rapor istenilmesi, davalının "..." ibaresini ticaret unvanında hangi tarihten itibaren kullanmaya başladığının incelenmesine, ayrıca hakimin davayı aydınlatma görevi kapsamında, davacı vekiline müvekkilinin İngiltere’de ki ticaret sicil kaydının onaylı örneğini ve tercümesini dosyaya sunması için kesin süre verilerek, sunulduğu takdirde davalı şirket ile aynı ticari faaliyetlerde bulunmak üzere tescil edilip edilmediği incelenerek, sonucuna göre ticaret unvanının terkini talebinin değerlendirilmesi, sunulmadığı takdirde mevcut dosya kapsamına göre değerlendirme yapılması için dosyanın mahkemesine iadesine , 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince, İSTANBUL 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 07/12/2022 tarihli ... E. - ... K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, '' şeklinde karar verilerek kaldırma kararı sonrasında dava mahkememizin 2024/236 esas sayılı dosyasına kayıtlanmış, kaldırma kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan kaldırma kararı uyarınca açık yargılamaya devam olunmuştur.
DELİLLERİN İNCELENMESİ
Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; 2016/... başvuru numaralı “...” markasının 43. sınıfta tescili için başvuruda bulunduğu,,
Davacının 2014 ... numaralı “... ...” markasının 40,35,36,37,41,42,44. sınıflarda tescilli olduğu,
2014 ... numaralı “...” markasının 35. sınıfta tescilli olduğu,
2013 ... numaralı “...” markasının 03,04,16,20,24,35,36,37,41,42,44. sınıflarda tescilli olduğu,
19/03/2008 başvuru, 31/05/2009 tescil tarihli, 2008 ... numaralı “...” markasının 20,36,37,42. sınıflarda tescilli olduğu,
Davalının 2016 ... başvuru numaralı “... ...” markasının 37, 42. sınıflarda tescilli olduğu,
Davalının 2016 ... başvuru numaralı “ ... ...” markasının 37, 42. sınıflarda tescilli olduğu,
Davalının 2015 ... başvuru numaralı “... ...” markasının 37, 42. sınıflarda tescilli olduğu,
Davalının 2015 ... başvuru numaralı “... ...” markasının 37, 42. sınıflarda tescilli olduğu,
Davalının 2015 ... başvuru numaralı “... ... ” markasının 37, 42. sınıflarda tescilli olduğu,
Davalının 2015 ... başvuru numaralı “... ... ” markasının 37, 42. sınıflarda tescilli olduğu,
Davalının 2015 ... başvuru numaralı “... ...” markasının 37, 42. sınıflarda tescilli olduğu,
Davalının 2015 ... başvuru numaralı “... ... ” markasının 37, 42. sınıflarda tescilli olduğu,
Davalının 2015 ... numaralı “ ... ... ” markasının 37, 42. sınıflarda tescilli olduğu,
Davalının 2016 ... numaralı “... ... A.Ş.” markasının 37, 42. sınıflarda tescilli olduğu tespit edilmiştir.
Davalıya ait ticaret sicil kaydı incelendiğinde; ... Ltd. Şirketi unvanı ile 10/07/2007 tarihinde ticaret sicile tescil edildiği, 09/06/2014 tarihinde ... ... A.Ş. olarak unvanını değiştirdiği tespit edilmiştir.
.... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/... Esas, 2019/...6 Karar sayılı kararı incelendiğinde; davacının ... ... A.Ş, davalının ... ... Limited olduğu, davalı adına tescilli 2008 ... tecsil numaralı "..." markasının kullanılmaması nedeniyle iptali için dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda davalının markasının tescilli olduğu mal ve hizmetlerde ciddi ve etkin bir şekilde kullanıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, Dairemizin 2020/1004 Esas, 2022/1271 Karar sayılı kararı ile davacının istinaf taleplerinin reddine karar verildiği, kararın davacı tarafça temyiz edilmesi üzerine bu kez Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22/04/2024 tarihli, 2022/6494 Esas, 2024/3082 Karar sayılı kararı ile onandığı tespit edilmiştir.
Kaldırma öncesinde ...'ndan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 7/02/2019 havale tarihli raporda; Davacı taraf ait "..." markası ile davalı tarafın "..." esas unsurlu markasının ayırt edilemeyecek derecede aynı olduğu; markaların aynı sınıflarda tescilli olmalarına rağmen, birbiri ile benzerliği olmayan hizmetlerde tescilli olmaları sebebiyle aralarında iltibas veya karıştırılma ihtimali olmadığı, bu nedenle hükümsüzlük şartların oluşmadığı, davacıya ait "..." markasının ülkemizde kendi sektöründe tanınmış marka olduğu konusunda yeterli kanaate ulaşılamadığı, yüksek, iyi bilinen ve yaygın kullanılan davalı tarafın 2008 yılından önce "..." markası üzerinde önceye dayalı bir kullanım hakkı (gerçek hak sahipliği) olduğu konusunda yeterli kanaate ulaşılamadığı, davalı tarafın marka başvurusu esnasında kötüniyetli olduğu hususunun davacı tarafça ispat edilemediği, davalı tarafın ticaret unvanının terkini için gerekli şartların somut olayda oluşmadığı, nihai değerlendirmenin tamamen mahkemeye ait olduğu, davalının markasını tescil belgesinde yer alan hizmetler kapsamında kullanmayıp markalarının tescilli olmadığı 37. sınıfta yer alan "inşaat hizmetlerinde" ve 42. sınıfta yer alan "mimari tasarım hizmetlerinde" markasal olarak kullanması sebebiyle davacı tarafın marka haklarının ihlal edildiğine dair görüş bildirdikleri anlaşılmıştır.
Kaldırma öncesinde ... 'den oluşan bilirkişi heyetinden alınan 28/09/2020 havale tarihli raporda; TK. 52, 54, 55. maddeler ve SMK'nun. 5, 6 ve 25/1. maddeleri çerçevesinde davalının "..." esas unsurunu taşıyan markalarının ve "www...com.tr" ibareli alan adının davacının ilk tescili 2008 yılında yapılan "..." ibareli markaları ile markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davacıya ait 2008 tarihinde ... tescil numaralı "..." markasının, 01.06.2009 tarihinde tescil edilmiş olduğunu, davanın 31.03.2017 tarihinde ikame edilmiş olması göz önüne alındığında, markanın tescilinden itibaren beş yıllık sürenin geçmiş olduğu hususundaki takdirin Mahkemeye ait olduğunu, davacının, bizzat kendisi ve grup şirketleri olduğunu belirttiği "... ... Limited" ve "... ... Limited" şirketlerinin üçüncü kişi konumundaki "... AŞ." ve "... ... A.Ş." ile imzalanan lisans sözleşmeleri kapsamında "..." markasının kullanıldığını beyan ettiğini, heyete tevdi edilen dosya kapsamında davacı tarafından sunulan belgeler arasında, davacı tarafça beyan edilen lisans sözleşmelerinin ibraz edilmemiş olduğunu, bu nedenle bu hususta heyetçe bir tespit yapılamadığı için davacının ilk tescili 2008 yılında yapılan "..." ibareli markaları ile markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmesine karşın davacı şirketin 3. şahıs ve/veya firmalarla yapıldığı belirtilerin sözleşmelerin noter onaylı tasdikli suretinin Mahkemeye sunulamaması durumunda davalı markalarının hükümsüzlüğünün talep edilemeyeceğini, bu husustaki kararın Mahkeme'nin takdirinde olduğunu bildirmişlerdir.
Kaldırma öncesinde ...'den oluşan bilirkişi heyetinden alınan 01/11/2022 havale tarihli Ek raporda; davalının "..." esas unsurunu taşıyan markalarının ve "www...com.tr" ibareli alan adının davacının 2002 yılından itibaren kullanmış olduğu ve ilk tescili 2008 yılında yapılan (davalı tarafça da 2014 yılından itibaren tescil edilmiş olduğu görülen,) ayrıca davacıya ait şirket ve grup şirketleri olarak belirtilen "... ... Limited" ve "... ... Limited" şirketlerinin üçüncü kişi konumundaki "... A.Ş" ve "... ... A.Ş." ile imzaladıkları lisans sözleşmeleri kapsamında kullanımdaki "..." ibareli markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği, davacıya ait 2008 tarihinde ... tescil numaralı "..." markasının, 01.06.2009 tarihinde tescil edilmiş olduğu, dosya kapsamından anlaşılan huzurdaki açılan davanın 31.03.2017 tarihinde ikame edilmiş olması göz önüne alındığında, markanın tescilinden itibaren "beş yıllık sürenin geçmiş olduğu" hususundaki takdirinin Mahkemeye ait olduğu, davacının, bizzat kendisi ve grup şirketleri olduğunu belirttiği "... ... Limited" ve "... ... Limited" şirketlerinin üçüncü kişi konumundaki "... A.Ş." ve "... ... A.Ş." ile imzaladıkları lisans sözleşmeleri kapsamında "..." markasının kullanıldığı hususunda davacı vekillerince 09.10.2020 havale tarihli beyan dilekçesi ekinde, kök rapor döneminde dava doyasında mevcut olmayan "... ... Limited" ile 3. firmalarla yapılan "..." markası lisans sözleşmeleri ("..." ile "... ... Limited" şirketi arasında 12/01/2004 tarihinde imzalanan alt lisans sözleşmesinin imzalamış olduğu, davacı ... ... Limited bünyesine bağlı kuruluş olan ... ... Limited Şirketinin 14/12/2004-07/07/2008 tarihleri arasında ... ... Limited ile 07/07/2008 -09/06/2010 tarihleri arasında ise ... ... ... Limited ticaret ünvanını gösteren görsellerden oluşan belgelerin sunulduğu, ... ... bünyesine bağlı kuruluş olan ... ... Limited Şirketi ile ... Türkiye şirketi arasında 17/10/2007 tarihli niyet mektubu ve 2007 tarihli lisans ve tasarım hizmetleri sözleşmesi imzalanmış olduğu ... ... ile ... arasında imzalanan ve "..." markası altında sunduğu 29/02/2006 tarihli komisyon sözleşmesi imzalandığı, davacı ile ... arasında imzalanan ve "..." markası altında sunduğu 01/01/2013 tarihli komisyon sözleşmesinin imzalanmış olduğu ) sunulduğu, yasa gereği marka sahibinin marka tescilinden doğan hakkı üzerinde lisans hakkı tesis edebileceği, bu nedenle markanın lisans yoluyla kullanımının da, tescilli markanın fili olarak kullanılmış olabileceği hususunun kök raporda da belirtildiği gibi, markanın lisans yoluyla kullanılmış olabileceği, bu nedenle kök rapordaki belirttikleri görüşün davacı tarafça sunulmuş ilave belgelere istinaden davalı markalarının hükümsüzlüğü, sicilden terkini ile ihtiyati tedbir talep edilebileceğini, ancak nihai kararın Mahkemenin takdirinde olduğu hususunda heyet olarak görüş ve kanaate varıldığı bildirilmiştir.
Kaldırma öncesinde ..., ..., ...'ndan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 20/06/2022 tarihli raporda; Davalı ve davacı markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, davalı markalarının, davacının tescilli olduğu hizmet alanları bakımından reddedilmiş olmasından dolayı, aynı ya da benzer markaların farklı mal ve hizmet alanları bakımından tesciline bir engel bulunmadığı, bu nedenle davalı tarafın markalarının SMK m. 5/1-ç hükmüne göre hükümsüzlüğünün istenemeyeceği, davacı markalarının tanınmış marka niteliğinde olmadığı, davalının markalarını tescil ettirmiş olduğu faaliyet alanı dışında kullanması halinde, davacı markası ile davalının kullandığı ibarenin esas unsurlarının ayırt edilemeyecek derecede benzer bulunması ve tarafların aynı sektörde benzer mal veya hizmetleri sunmalarından dolayı, firmaların farklı olmasına rağmen müşteriler nezdinde her iki firma arasında bağlantı olduğu düşüncesini ortaya çıkaracağını ve karıştırmaya sebebiyet verebileceğini, her ne kadar davalı taraf "..." ibaresini markasal olarak ilk defa kullanmış ise de, sadece ilk defa kullanımın yeterli olmadığı, aynı zamanda markanın kullanım yoluyla ayırt edici hale getirilmesi ve piyasada maruf hale getirilmesi gerektiği, oysa davalının ilk kullanımı ile davacı tescili arasında bir yıldan az bir süre bulunduğunu, bundan dolayı Yargıtay’ın aramış olduğu marufiyet şartının gerçekleşmemiş olduğunu, davacı tarafın ilk tescilini gerçekleştirdiği 2008 yılından başlamak üzere bu davanın açılmış olduğu 2017 yılına kadar herhangi bir dava açmamış olduğu, bu sürenin ortalama dokuz yıla tekabül etmekte olduğu, sessiz kalma başlangıç tarihini "..." ibaresinin kullanıldığı 2008 tarihi değil de, "... archi/tecture" markasının kullanılmış olduğu tarih olan 27.10.2010 tarihi esas alınsa bile, arada yedi yıldan fazla bir süre bulunduğu, davacı tarafın sessiz kalarak dava açma hakkını kaybetmiş olduğunu, "..." ibaresinin, davalı tarafından aynen ticaret unvanının bir eki olarak kullanılmış olmasının, kural olarak marka hakkına tecavüz teşkil etmeyeceği, ancak burada tespit edilmesi gereken hususun, davalı unvanının amacına uygun olarak kullanılıp kullanılmadığı olduğu, davalı taraf söz konusu ticaret unvanını davacının markalarını kullandığı faaliyet alanında markasal olarak, yani mal ve hizmetlerini ayırt etmek amacıyla kullanıyor ise, bu durumda marka hakkına tecavüzün varlığının söz konusu olabileceği, davalının markasını tescil ettirmiş olduğu 37 ve 42. hizmet sınıfları içinde belirtilmiş olan faaliyet alanlarını aşarak, davacının tescil edilmiş olduğu alanlarda markasını kullanmasının haksız rekabet teşkil edeceği, diğer taraftan bu konunun da, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğramış olduğu gerçeğiyle birlikte ele alınması gerektiği, yani davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığının kabul edilmesi halinde, davalının haksız rekabetinin de söz konusu olamayacağı, davalının ... alan adını, tescilli markalarının izin verdiği faaliyet alanında markasal olarak kullanabileceği, ancak web sitesindeki faaliyetlerin tescilli marka sınırlarını aşması halinde bu durumun davacı markalarını ihlal edebileceği, yine bu hususun da davacı tarafın sessiz kalarak hak kaybına uğramış olduğu gerçeğiyle birlikte ele alınması gerektiğine dair görüş ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir.
KALDIRMA KARARI SONRASINDA ALINAN RAPOR
Bilirkişiler ... tarafından düzenlenen 28/05/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; https://... alan adlı sitede alan adının 16.06.2007 tarihinde kayıt ettirildiği ancak sitenin ancak 2014 yılı arşiv kaydında ''...'' logosunun yer aldığının tespit edilebildiği, www. ....com.tr alan adlı sitede alan adının 03.2010 tarihinde kayıt edildiği ancak sitenin 2013-2014 yılı arşiv kaydında; “...'' logosunun yer aldığının tespit edilebildiği, www. ....com.tr alan adlı sitenin yönlendirildiği https://.../tr alan adlı sitede alan adının 05.11.2017 tarihinde kayıt ettirildiği kayıt edildiği ancak Sitenin ancak 2013-2014 yılı arşiv kaydında ''...'' logosunun yer aldığının tespit edilebildiği, dolayısıyla davalının tüzel kişilik olarak web sitesi kullanımlarının 2013-2014 yılına dayandığı, davacının ise sicil kaydının 2002 yılına dayandığı, davacı ile davalının faaliyet alanlarının örtüşebileceği ve birbirinden etkilenebileceği, davacının davalının ticaret unvanı kullanımına göre taşıdığı öncelik dolayısıyla müdahale edebileceği yönünde görüş bildirmişlerdir.
HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİNİN İNCELENMESİ:
TANINMIŞLIK İDDİASI YÖNÜNDEN İNCELEME;
Davacı yan tanınmış marka olduğunu iddia etmiştir. Tanınmışlık ile değerlendirme bilirkişi incelemesi kadar sunulacak delillere göre nihai olarak mahkemece takdir edilecek bir olgudur.
Yargıtay birçok kararında "bir kişi veya teşebbüse sıkı sıkıya bağlı, garanti, kalite, kuvvetli reklam ve yaygın dağıtım içeren, müşteri, akraba, dost ve düşman ayırımı yapılmaksızın, coğrafi sınır, kültür ve yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışımdır" şeklinde bir tanımlama getirmiş ve bu tanıma nazaran da markanın promosyon sonucunda kazanılan herkesçe veya ilgili kesimce bilinme, emtia söylendiğinde o markanın akla gelmesi, ait olduğu sektörde iyi bilinme ve geniş bir dağıtım ağına sahip olma gibi kıstaslara göre markanın tanınmış marka olup olmadığının tesbiti cihetine gidilebileceğini belirtmiştir. Tanınmış marka konusunda uluslararası boyuttaki çalışmalar ise Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (wipo) bünyesinde yürütülmektedir. Bu kuruluş uzmanlar komitesince benimsenen ... nolu tavsiye kararında bir markanın tanınmış olup olmadığının tesbitinde, markanın kullanım süresi, yaygınlığı, kapsamı ve coğrafi alan genişliği, ekonomik değeri, reklam, temsil, promosyon, fuarlara katılım ve fuar düzenleme, kataloglar hazırlama gibi tanıtım faaliyetleri, bu çalışmaların kapsamı, süresi ve mali bütçesi, işletmenin büyüklüğü, cirosu,marka hakkının hangi etkinlikte ve verimlilikte korunduğu, tanınmışlığa yönelik mahkeme ve diğer yetkili makamların kararları gibi olguların göz önünde bulundurulması kararlaştırılmıştır.Yargıtay 11.HD nin 19.4.2002 tarih ve 2001/9903 esas-2002/3699 karar sayılı ilamında bir markanın birden çok ülkede tescilli olmasını tanınmış marka olarak kabul açısından yeterli görmekteyken son uygulamalarda bu hususun markanın tanınmışlığı açısından bir gösterge olabileceği ancak tek başına tanınmış marka olgusu için markanın birçok tescilinin olmasının yeterli olmayacağına işaret edilmiştir. ...’de ise açıkça tanınmışlığın ilgili sektörde tanınmışlık olarak anlaşılması gerektiği belirtilmiştir. Yine doktrinde ... deki düzenlemeye benzer görüş ... tarafından ileri sürülmüş ve markanın tanınmışlığından söz edebilmek için bir ülkede yaşayanların tamamı tarafından söz konusu markanın bilinmesinin zorunlu olmadığı, marka sahibinin hedef kitlesinin esas alınması gerektiğine işaret edilmiştir.Markanın tacirler yada o malın alıcıları değil, bu mal ile ilgili olmayanlar tarafından da bilinmesi halinde tanınmış markadan bahsedileceği, tanımış markanın maruf marka karşısında daha kapsamlı,ekonomik yönden daha önemli bir kavram olarak karşımıza çıkacağı, bir markanın tanınmış olduğunu söyleyebilmek için markanın konulduğu mamülün birden bire düşünülmeden ve bir hatıranın yardımı ile hatırlanmadan,refleks halinde düşünülmesi gerektiği, genellikle tüketicinin zihninde bir fikir uyandıran markanın tanınmışlık derecesine ulaştığı da doktrinde ... tarafından ifade edilmiştir. ... ise, tanınmış markanın en önemli özelliğinin, tescilli bulundukları mal kategorisinden bağımsızlaşarak ve başlı başına birer kalite sembolü olarak, reklam aracı haline gelen ve geniş kitleler karşısında sahip oldukları etkilerini, tamamen farklı mal kategorileri üzerinde de gösterebileceği markalar olarak tanımlamıştır. Arkan ise tanınmış markadan bahsedebilmek için, reklam gücü yüksek, kalite sembolü haline gelmiş bir markanın, sadece o markayı taşıyan mal ya da hizmetlerle ilgili çevre içinde değil bu çevre dışında, o mal ya da hizmetle ilgisi olmayan kişilerce de bilinmesi gerektiğini belirtmiştir.
Bilindiği üzere Tanınmış marka korunmasında en önemli konunun tanınmışlığın belirlenmesinde izlenilecek yöntem olduğu, her ne kadar hukuki bağlayıcılığı olmasa da WIPO Kriterlerinin baz alınarak tanınmışlık araştırılması yapılması gerektiği bir markanın koruma istenen ülke dışında yabancı ülkelerde tanınmış olmasının, koruma istenen ülkede de tanınmış olduğuna hükmedilmesi için yeterli olmayacağının açık olduğu, her davada tanınmışlık olgusunun o davanın somut özelliklerine göre değerlendirilmesi gerektiği bilinmektedir. Dolayısıyla her somut olayda tarafların dosyaya sunduğu belgeler, beyanlar ve ihtilafın niteliği,ürünün sunulduğu sektör ve çevre gözetilerek bahsi geçen kriterlerin Mahkemece yada atanan bilirkişice o dosyaya özgü sunulan deliller ile tartışılması gereklidir. Somut olayda da tüm bilirkişi raporlarında da isabetle belirtildiği üzere davacının Türk Patent ve Marka Kurumunda bir tanınmışlık kaydının bulunmadığı,tanınmışlık için Kuruma bir başvuru yapılmadığı, dosya içeriğindeki belgelere göre davacı faaliyetlerinin ağırlıklı olarak yurt dışında olduğu, ülkemizde ise lisans verme yoluyla markasını kullandırdığı yurtdışında yada ülkemizde tanınmış olduğuna dair delil bulunmadığı , dolayısıyla davacı markalarının Türkiye'de tanınmış marka olmadığı , davacının sunduğu deliller tanınmışlık olgusunu ispata elverişli olmadığından SMK 6/4 maddesine dayalı hükümsüzlük iddiasının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
KARIŞTIRMA/GERÇEK HAK SAHİPLİĞİ YÖNÜNDEN İNCELEME:
Karıştırma ihtimali ortalama tüketicilerin her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Başka bir anlatım ile halkın söz konusu mal ve hizmetleri aynı ya da bağlantılı işletmelerden geldiğini düşünme tehlikesidir. Hem markanın hem de mal veya hizmetlerin aynı olması durumunda karıştırma ihtimali daha güçlüdür. Karıştırma ihtimalinden söz edilebilmesi için öncelikle tescil başvurusuna konu veya tescil edilmiş marka ile daha önce tescil edilmiş ve tescil başvurusu yapılmış markanın kapsadığı hizmetlerin aynı ya da benzer olması gerekmektedir. Eğer bu mal ve hizmetler aynı ya da benzer ise bu kez markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenecektir. Karıştırma ihtimali hem marka, hemde sınıf bakımından benzerlik gerektirdiğinden iki markanın tescil edildikleri, tescil başvurusunda bulunulduğu ya da kullanıldığı mal ve sınıfların ne kadar birbirine benzer ise karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmaması için markaların da o oranda birbirinden farklı olması gerekecektir. Markalar arasında sözcük, harf karakteri, şekil, grafik gibi renk unsurlarında hiçbir fark yok ise markalar arasında ayniyetten söz edilir. Eğer bu unsurlardan birinde küçük fark var ise benzer markalardan söz edilir.
Önceki markanın tanınmışlığı da tek başına karıştırılma ihtimalinin varlığı için yeterli değildir.
Markalar arasında benzerlik olup olmadığı incelenirken, markalardaki esaslı unsurların tespit edilmesi gerekmektedir. Davalıya ait olan ... ... ... ... ... ..., ... ..., ... ..., ... ... gibi markalar karşılaştırıldığında, ..., ... ,design, ..., kontrat, architecture ibarelerinin herkesin kullanımına açık tasviri işaretler olmasından dolayı, her iki taraf markalarında da esas unsurun “...” ibaresi olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla her iki taraf markası karşılaştırıldığında, davalıya ait markalarının esas unsurunun ... ibaresi olması nedeniyle davacı markalarının da esas unsuru ... ibaresi olduğundan “ayırt edilemeyecek derecede” benzerlik olduğu anlaşılmaktadır. 6769 sayılı SMK md. 25/1'de hükümsüzlük halleri açısından SMK md. 6/1 maddesinde “Tescil başvurusu yapılan markanın daha önce tescil edilmiş veya başvurusu yapılmış marka ile aynı veya benzer mal ve hizmetleri kapsaması ile birlikte aynı ya da benzer olması durumunda halk tarafından karıştırılma ihtimali bulunması” hükümsüzlük gerekçesi olarak düzenlenmiştir.
Davacının marka tescil tarihi 2008 tarihli olup, davalının marka başvurusundan önce tescil edilmiş olduğu dosya içeriğinde bulunan belgelerden anlaşılmaktadır. Bu durumda karıştırmaya dayalı hükümsüzlük isteminin de dinlenebilmesi için markaların tescil edilmiş olduğu mal ve hizmetlerin de aynı yada benzer olması şarttır.
Ancak dosya içeriğindeki belgeler incelendiğinde; Davalıya ait marka başvurularından 2015/... sayılı “... ...”, 2016/... sayılı “... ... A.Ş.”, 2016/... sayılı “...”, 2016/... sayılı “... ...”, 2015/... sayılı“... ...”, 2015/... sayılı “... ... ...”, 2015/... “... ...”, 2015/... sayılı “... ...”, 2015/... sayılı “... ...”ve 2015/... sayılı “... ...” marka başvuruları ile ilgili markaların 37. ve 42. Sınıftaki hizmetler bakımından tescili talep edilmiş, ancak burada sözü edilen tüm marka başvurularına karşı davacının itirazı üzerine TÜRKPATENT tarafından verilen kararlar ile aralarında davalının kullanımlarına konu 37. sınıftaki “İnşaat hizmetleri, Mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri” ve 42. sınıftaki “Mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetlerinin” de bulunduğu 37. ve 42. sınıftaki bazı hizmetler bakımından başvuruların reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Davalıya ait güncel marka tescil belgesi kayıtları incelendiğinde ilk başvuruda bulanan bir çok sınıfın tescil harici bırakıldığı anlaşılmıştır. Davacı dava açarken başvuru aşamasındaki markaların tescile bağlanması halinde hükümsüzlüğünü talep ettiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla huzurdaki davada hükümsüzlük incelemesinin ancak tescil kapsamındaki emtia sınıfı yönünden yapılması gereklidir. .Dosyaya sunulu raporlar kapsamına ve marka hukuku ilkelerine göre, markalar ayırt edilemeyecek kadar benzer ve markaların esas unsurunun ... ibaresi olduğu sabit ise de, davalının markaları davalının tescilli olduğu hizmet sınıfları bakımından reddedilmiş olduğu için, markalarının SMK m. 5/1-ç hükmüne göre hükümsüzlüğü istenemeyecektir. Zira aynı ya da benzer markaların farklı mal ve hizmetler bakımından tesciline bir engel bulunmamaktadır. Bunun istisnası ise tanınmış markalardır. Tanınmış markalar dahi ancak SMK m. 6/5” de belirtilen şartların varlığı halinde tescil edildiği alan dışında da korunabilmektedir ki davacının markasının tanınmış marka olmaması nedeniyle farklı sınıflar yönünden davacıya bir koruma sağlamayacağı da açıktır.
Davalı tarafın 2015/..., 2015/..., 2015/..., 2015/..., 2015/..., 2015/..., 2015/...,2016/... ve 2016/... nolu ... esas unsurlu markaları aşağıdaki sınıflarda tescili” 37. sınıf: saat tamiri hizmetleri; gemi inşaatı hizmetleri. Hava taşıtlarının bakım ve tamiri hizmetleri. Giysilerin temizliği, bakımı ve tamiri hizmetleri. Madencilik, maden çıkarma hizmetleri. Ayakkabı, çanta, kemer tamiri hizmetleri, Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu). Deniz araçlarının bakımı ve tamiri hizmetleri,gemi inşaatı hizmetleri 42. sınıf: Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı,başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması vegüncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri. Sanat eserleri orijinallik onay hizmetleri”alanındadır.
Davacı tarafın 2014/... nolu “... ...” markası ve 2013/... sayılı ... markası şu sınıflarda tescillidir;(37. sınıf: Emlak gelişimi ve ticari, konut ve otel özelliklerinin yapılandırılması; inşa, yapılandırma ve yenileme hizmetleri; inşa hizmetleri, başka bir deyişle, konut ve ticari özellikler için inşa ve kurulum hizmetleri; eğlence tesisi ve mekânların inşası; binaların ve içindekllerin bakımı, temizlenmesi ve tamiri; mobilya döşeme hizmetleri; yukarıda bahsedilenlerin tümü ile ilgili danışmanlık tedariki, bilgi ve tavsiye hizmetleri, 42. sınıf: Mimari hizmetler; ürün tasarımı; tasarım hizmetleri; grafik tasarım hizmetleri; İnceleme hizmetleri; iç tasarım hizmetleri; mobilya ve ev eşyaları tasarım hizmetleri; yukarıda bahsedilenlerin tümü ile ilgili danışmanlık tedariki, bilgi ve tavsiye hizmetleri.)
Davacı tarafın 2008/... nolu “...” markası şu sınıflarda tescillidir;(...)
Bilindiği üzere; markanın benzerlik/karıştırma nedeniyle hükümsüz kılınması için hem markasal hem de sınıfsal benzerlik aranmaktadır. Bu iki hususun örtüşmesi durumunda karıştırılma ihtimali (iltibas) oluştuğu kabul edilir. Aralarında iltibas olan markalardan da yeni tarihli olanın hükümsüz kılınması gerekir fakat; somut olayda davacı yanın markalarının tescilli oldukları hizmetler incelendiğinde hiçbirinin davalının tescil aldığı emtia sınıfı ile ortak olmadığı görülmektedir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca kural olarak aynı ibarenin farklı sınıflarda tesciline bir engel bulunmamaktadır. Bunun tek istinası; tüm sınıflar yönünden tanınmış bir markanın varlığıdır. Her ne kadar tarafların ... markaları rakamsal olarak aynı sınıflarda tescilli gibi görünse de sınıflarda yer alan hizmetler incelendiğinde hiçbirinin ortak olmadığı, bu durumda aynı esas unsura sahip markaların farklı sınıflarda tescilli olmaları sebebiyle aralarında sınıfsal anlamda bir benzerlik olmadığı ve bu durumda markalar arasında karıştırılma ihtimali oluşmayacağı; bu durumda dava konusu markaların hükümsüz kılınması için gerekli şartların oluşmadığı anlaşıldığından karıştırma ihtimaline dayalı hükümsüzlük isteminin de yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
KÖTÜNİYETLİ TESCİLE DAYALI HÜKÜMSÜZLÜK İDDİASININ İNCELENMESİ:
Davacı taraf davaya konu ... esas unsurlu markaların davalı tarafından kötü niyetli olarak tescil edildiği iddiasında bulunarak bu yönde de markanın hükümsüz kılınmasını talep etmiştir. 6769 sayılı Kanun uyarınca kötüniyetli marka tescili bir hükümsüzlük sebebidir. SMK m.6/9 maddesi uyarınca; “Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Davalı tarafın ilk marka başvurusunda bulunduğu Temmuz 2015 tarihinde kötüniyetli olduğunu ortaya koyan herhangi bir belge veya evrak davacı tarafından sunulmamıştır. Davacı taraf marka başvurusu esnasında davalı tarafın müvekkili firmadan haberdar olduğunu ve tanınmışlığından fayda sağlamak amacıyla müvekkili ile aynı hizmetlerde davalı tarafın marka başvurusunda bulunduğunu iddia etmiştir. Ancak O tarihte zaten davacı tarafın markası ... ibaresi ile tescillidir. Davalı tarafın ... markasını davacı tarafın faaliyet alanında tescil ettirerek “davacı açısından bir tescil engeli yaratması” da imkansızdır. Kaldı ki, davacı tarafın itirazı üzerine ortak hizmetler başvuru kapsamından çıkartılmış olup, aynı faaliyet alanında markayı haksız tescil ettirerek markanın bilinirliğinden haksız avantaj elde etme durumu da söz konusu değildir. Davacı markası tanınmış marka da olmadığından davalının marka başvuru anında kötüniyetli olduğu iddiası davacı yanca ispat edilmediğinden bu yöndeki hükümsüzlük isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
TECAVÜZ HAKSIZ REKABET ve ÜNVAN TERKİNİ YÖNÜNDEN İNCELEME:
Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 29. Maddesinde sayılmıştır. SMK m. 29/1-(a) bendine göre, marka sahibinin izni olmaksızın markanın 7. Maddede belirtilen biçimlerde kullanılması ve yine aynı maddenin (b) bendine göre marka sahibinin izni olmaksızın markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edilmesi marka hakkına tecavüz sayılmaktadır. Marka hakkı sahibinin markasına zarar vermeye yönelik tüm fiilleri engelleme hakkı vardır. Marka hakkına tecavüz de bunların başında gelir. Marka hakkına tecavüzün varlığı için 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda belirtilen eylemlerden birinin gerçekleşmiş olması ve somut olayda bu eylemin hukuka uygunluk sebeplerinden birinin bulunmaması gerekir.
Kaldırma kararı sonrasında sunulu deliller ve alınan rapor kapsamı ile kaldırma kararı gerekçesi birlikte incelendiğinde;
Toplanan deliller, taraf iddia ve savunmaları, alan adı sahiplik kayıtları, marka tescil belgeleri, YİDK kararları, ticari sicil kayıtları, mail kayıtları(10 Mart 2015 ve 11. Mart 2015 tarihli davacı şirketin yönetici ortağı olduğu iddia edilen ... tarafından gönderildiği belirtilen e-posta) , davalı yanın markasal ve unvan kullanımına ilişkin sunduğu fatura kayıtları, HMK 266 madde kapsamında alınmış bilirkişi raporları, kaldırma kararı sonrasında .... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D.İş sayılı dosyasının dosyamız arasına celp edilmiş, alanında uzman bilirkişilerden oluşacak yeni bir bilirkişi heyetinden delil tespiti dosyası ve davalıya ait ... ve www...com.tr alan adlı internet sitelerinin arşiv kayıtlarınında incelemesi yapılmış, davacının sunduğu ticari sicil kaydı ve kaldırma kararı doğrultusunda alınan ve hükme dayanak yapılan son bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde:
Sunulu delillere göre markanın tekliği ilkesine ve bir markanın tek sahibinin olacağı kuralı ilkesine göre davacının ülkemizdeki tescili daha öncedir. Davacı yan ayrıca grup şirketleri olarak belirtilen “... ... Limited” ve “... ... Limited” şirketlerinin üçüncü kişi konumundaki“... A.Ş” ve “... ... A.Ş.” ile imzaladıkları lisans sözleşmeleri sunmuş “...”markasının davacının tescil tarihinden öncede kullanıldığını, ...” ile 3. firmalarla yapılan “...” markası lisans sözleşmeleri kapsamına göre de “... ... Limited” ile “... ... Limited” şirketi arasında 12.01.2004 tarihinde imzalanan alt lisans sözleşmesi ,“... ... Limited” ile “... ... Limited-(yeni unvanı: ... ... Limited)” şirketi arasında” 23.05.2005 tarihinde imzalanan Alt Lisans Sözleşmesi , “...” bünyesine bağlı kuruluş olduğu iddia edilen “... ...” şirketinin 14.12.2004 — 07.07.2008 tarihleri arasında “... ... ile 07.07.2008 —09.06.2010 tarihleri arasında ise “... ... ... Limited” Ticaret unvanını gösteren görsellerden oluşan belgeleri sunmuş, ... ...” bünyesine bağlı kuruluş olan “... ... Limited” şirketi ile“... Türkiye” şirketi arasında 17.10.2007 tarihli niyet mektubu ve 2007 tarihli Lisans ve Tasarım Hizmetleri Sözleşmesi sunmuştur.
Davacı tarafça kaldırma kararı uyarınca dosyaya 19.02.2025 tarihli dilekçe ekinde sunulan ticaret sicil kayıtları sunulmuş ve 07.08.2002 itibariyle kuruluş kaydının yapıldığı görülmektedir. Faaliyet alanı ise gayrimenkul geliştirme faaliyetidir.
Davalının 10.7.2007 tarihinde ticaret odasına kayıt olduğu ,eski unvanının ... ... LTD ŞTİ ve ... ... AŞ olduğu daha sonra unvanının ...’olarak tescil edildiği , 9.6.2014 tarihi itibarıyla ticari unvan değişikliği yapıldığı, 46. sınıf (inşaat taahhüt) meslek kodunda kayıtlı olup faaliyet alanının “her türlü inşaat taahhüt işleri, kat karşılığı binalar yapmak vb olduğu anlaşılmıştır.
Davalının faaliyet alanları Ticaret Sicil kaydında ; İkamet amaçlı olmayan binaların inşaatı (fabrika, atölye vb. sanayi üretimini amaçlayan binalar ile hastane, okul, otel, işyeri, mağaza, alışveriş merkezi, lokanta, kapalı spor tesisi, cami, kapalı otopark, tuvalet, vb. inşaatı);İç mimarların faaliyetleri (iç dekorasyon dahil),... faaliyetleri ve mimari danışmanlık faaliyetleri (kültürel miras varlıklarının korunmasını ve restorasyonunu destekleyen mimari faaliyetler ile iç ... faaliyetleri dahil)şeklinde görülmektedir.
Dolayısıyla davacının Gayrimenkul yönetimi kavramının emlakçılık (satış, kiralama vb) hizmetlerini içerdiği gibi gayrimenkulün değerlenmesi kapsamında tasarım ve ... iç: de kapsayabileceği hususu açıktır. Kaldiki davacının web sitesindeki faaliyetler kapsamında “design-branding” hizmetinin bulunduğu hususu da son alınan bilirkişi raporunda tespit edilmiştir.
Keza arşiv kayıtları incelenmesinde; https://... alan adlı sitede alan adının 16.06.2007 tarihinde kayıt ettirildiği ancak sitenin ancak 2014 yılı arşiv kaydında ''...'' logosunun yer aldığının tespit edilebildiği, www. ....com.tr alan adlı sitede alan adının 03.2010 tarihinde kayıt edildiği ancak sitenin 2013-2014 yılı arşiv kaydında; “...'' logosunun yer aldığının tespit edilebildiği, www. ....com.tr alan adlı sitenin yönlendirildiği https://.../tr alan adlı sitede alan adının 05.11.2017 tarihinde kayıt ettirildiği kayıt edildiği ancak sitenin ancak 2013-2014 yılı arşiv kaydında ''...'' logosunun yer aldığının tespit edilebildiği, dolayısıyla davalının tüzel kişilik olarak web sitesi kullanımlarının 2013-2014 yılına dayandığı, davacının ise ticari sicil kaydının 2002 yılına dayandığı, davacı ile davalının faaliyet alanlarının örtüştüğü ve birbirinden etkilenebilecek olduğu, davacının davalının ticaret unvanı kullanımına göre ... ibaresi üzerinde öncelik hakkı olduğu, dolayısıyla kaldırma kararı sonrasında alınan teknik inceleme kapsamına göre davalının markasal olarak kullanımlarının site içinde 2013-2014 yılları olduğu, davacının unvan terkini için yasal süresinde dava açtığı, bilindiği üzere, Ticaret unvanı, işletme adı ile hizmet markası, tacirin maddi olmayan mal varlıklarıdır. Seçilmeleri, tescilleri, korunmaları, kullanılmaları ve kullanım amaçları farklıdır. Birbirleri ile karışıklığa neden olacak şekilde kullanılmaları halinde sahibinin bu durumu önleme hakkı bulunmaktadır. Karışıklığa neden olan kullanım şayet tescile dayalı bir kullanım ise, bu halde unvanın, işletme adının veya markanın sicilden terkini veya hükümsüzlüğü talep edilebilmektedir.
Davalı Şirket niteliği itibariyle bir ANONİM ŞİRKETTİR. Dolayısıyla tüzel kişi tacirdir. 6102 sayılı TTK'nda tacir olmaya bağlanan hükümlerden biri de ''basiretli olma" yükümlülüğüdür. Davalı şirket bir tüzel kişi tacir olması sebebiyle, TTKm.18/2 uyarınca basiretli bir tacir gibi davranmak yükümlülüğündedir. Bu hükme göre, faaliyet alanı içerisinde tüm işlemlerini hukuka uygun olarak yerine getirmekle yükümlüdür. Basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğü olan davalı şirketin, tanıtım faaliyetlerinde kullandığı ifadelerin halkı yanıltacak nitelikte olmamasına dikkat etmesi, bu konuda gereken özeni göstermesi de bu kapsamdadır.
Davacının ticari faaliyete başladığı tarihin 2002 yılı olması, ülkemizde ise lisans sözleşmeleri yoluyla 2004 yılından beri faaliyette bulunması nedeniyle unvan terkini istemi yerinde görülmüş ve davalının ticari unvanının terkini talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Son raporda yer alan teknik tespitlere göre; Davalı adına kayıtlı olan ... alan adı 16.06.2007 tarihinde tescil edilmiştir ve şu an aktif kullanımda değildir. Bu web sitesine ait internet arşiv kayıtlarında 08.06.2009 ile 08.10.2024 tarihleri arasında toplam 39 arşiv kaydı yer almaktadır. 2011 tarihli ilk arşiv kaydı “...” markasının kullanımını göstermektedir; ancak bu dönemde web sitesinin yapım aşamasında olduğu , Sitenin ilk aktif kullanımı ise 2014 yılına dayandığı , Davalı adına kayıtlı olan www...com.tr alan adının 09.03.2010 tarihinde tescil edildiği, ve şu anda ... adresine yönlendirme yapmakta olduğu, web sitesine ait internet arşiv kayıtlarında 17.01.2012 ile 22.08.2024 tarihleri arasında 2013 tarihli ilk arşiv kaydında “...” markasının kullanıldığı , Davalı tarafından tescil edilen ... alan adı 05.11.2017 tarihinde kaydedildiği, web sitesine ait ilk arşiv kaydının 2013 yılına ait olduğu ve bu kayıtta da “...” markasının kullanımının bulunduğu, davalıların ... ibareli alan adlarındaki ilk kullanımlarının teknik tespitlere göre en erken 2013 yılı olduğu, ilk alan adında 2011 tarihli bir arşiv kaydına rastlanmışsa da bu tarihte site yapım aşamasında olması, yüksek yargı uygulamalarında ise sessiz kalma süresinin dikkate alınabilmesi için kullanımın, markasal algı yaratacak nitelikte olması gerektiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar 2007-2008 tarihli faturalarda “...” ibaresinin yer aldığı anlaşılmışsa da; davaya konu markanın “...”ibaresi olması, davacının önceye dayalı hak sahibi olması ve kaldırma sonrasında sunulu delillere göre ise davanın süresi içinde açılmış olduğu sonucuna ulaşılması gerekmiştir.
.... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D. iş sayılı dosyası da fiziken celp edilmiş, davacı tarafından 29.8.2016 tarihinde davalı aleyhine www...com.tr adresi ve sosyal medya hesaplarında ... markasının kullanıldığının tespite yönelik olarak delil tespiti talep edildiği, bilirkişinin 9.9.2016 tarihli incelemesinde ... ibaresinin tespit istenen linklerde kullanıldığının bildirildiği anlaşılmıştır.
Kaldırma kararı incesinde alınan raporlarda marka hakkının ihlal edildiği hususu bildirilmiş ancak sessiz kalma nedeniyle hak kaybı değerlendirmesi yapılarak bu takdir mahkemeye bırakılmıştır, kaldırma gerekçesi ve kaldırma kararı sonrası teknik olarak alınan rapor kapsamı ile davacının davalının markasal kullanımlarını öğrendiği tarih sunulu delillere göre; 09.06.2014 tarihinde “...” olarak davalının şirket unvanını değiştirdiği tarih olarak alındığında; davalının marka başvurularının tarihlerinin 2015 yılı olması, bültende ise 31.3.2017 tarihinde yayınlanması, davacının .... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D. iş sayılı dosyasında davacı tarafından 29.8.2016 tarihinde delil tespiti yoluyla hukuki girişimde bulunulduğu, keza davalıya .... Noterliği aracılılığı ile ... yevmiye no.lu ve 16.09.2016 tarihli ihtarı gönderdiği ve huzurdaki davayı da 31.3.2017 tarihinde ....FSHHM’ne açıldığı , dolayısıyla öğrenme tarihi gözetildiğinde resmi kayıtların dikkate alınması gerektiği anlaşılmış ve unvan terkini ve marka hakkını tecavüz iddiaları kapsamında ileri sürülen istemlerin süresinde olduğu anlaşılmıştır.
TOPLANAN DELİLLERE GÖRE; davacı yanın ticari sicile tescilinin 2002 yılı olduğu ve ilk tescili 2008 yılında yapılan ve davacıya ait şirket ve grup şirketleri olarak belirtilen "... ... Limited" ve "... ... Limited" şirketlerinin üçüncü kişi konumundaki "... A.Ş" ve "... Yapı A.Ş." ile imzaladıkları lisans sözleşmeleri kapsamında kullanımdaki "..." ibareli markalarının ülkemizde kullanımda olduğu, davacıya ait 2008 tarihinde ... tescil numaralı "..." markasının, 01.06.2009 tarihinde tescil edilmiş olduğu, davacının, bizzat kendisi ve grup şirketleri olduğunu belirttiği "... ... Limited" ve "... ... Limited" şirketlerinin üçüncü kişi konumundaki "... A.Ş." ve "... ... A.Ş." ile imzaladıkları lisans sözleşmeleri kapsamında "..." markasının kullanıldığı hususunda davacı vekillerince 09.10.2020 havale tarihli beyan dilekçesi ekinde, sonradan sunulu "... ... Limited" ile 3. firmalarla yapılan "..." markası lisans sözleşmeleri ("..." ile "... ... Limited" şirketi arasında 12/01/2004 tarihinde imzalanan alt lisans sözleşmesinin imzalamış olduğu, davacı ... ... Limited bünyesine bağlı kuruluş olan ... ... Limited Şirketinin 14/12/2004-07/07/2008 tarihleri arasında ... ... Limited ile 07/07/2008 -09/06/2010 tarihleri arasında ise ... ... ... Limited ticaret ünvanını gösteren görsellerden oluşan belgelerin sunulduğu, ... ... bünyesine bağlı kuruluş olan ... ... Limited Şirketi ile ... Türkiye şirketi arasında 17/10/2007 tarihli niyet mektubu ve 2007 tarihli lisans ve tasarım hizmetleri sözleşmesi imzalanmış olduğu ... ... ile ... arasında imzalanan ve "..." markası altında sunduğu 29/02/2006 tarihli komisyon sözleşmesi imzalandığı, davacı ile ... arasında imzalanan ve "..." markası altında sunduğu 01/01/2013 tarihli komisyon sözleşmesinin imzalanmış olduğu ) sunulduğu, yasa gereği marka sahibinin marka tescilinden doğan hakkı üzerinde lisans hakkı tesis edebileceği, bu nedenle markanın lisans yoluyla kullanımının da, tescilli markanın fili olarak kullanımı sayıldığı,
Davalı adına kayıtlı olan ... alan adı 16.06.2007 tarihinde tescil edildiği , arşiv kayıtlarında 08.06.2009 ile 08.10.2024 tarihleri arasında toplam 39 arşiv kaydı yer aldığı, 2011 tarihli ilk arşiv kaydı “...” markasının kullanımını gösterdiği, ancak bu dönemde web sitesinin yapım aşamasında olduğu , Sitenin ilk aktif kullanımının 2014 yılına dayandığı , Davalı adına kayıtlı olan www...com.tr alan adının 09.03.2010 tarihinde tescil edildiği, ve şu anda ... adresine yönlendirme yapmakta olduğu, web sitesine ait internet arşiv kayıtlarında 17.01.2012 ile 22.08.2024 tarihleri arasında 2013 tarihli ilk arşiv kaydında “...” markasının kullanıldığı , Davalı tarafından tescil edilen ... alan adı 05.11.2017 tarihinde kaydedildiği, web sitesine ait ilk arşiv kaydının 2013 yılına ait olduğu ve bu kayıtta da “...” markasının kullanımının bulunduğu, davalıların ... ibareli alan adlarındaki ilk kullanımlarının teknik tespitlere göre en erken 2013 yılı olduğu, ilk alan adında 2011 tarihli bir arşiv kaydına rastlanmışsa da bu tarihte site yapım aşamasında olması, yüksek yargı uygulamalarında ise sessiz kalma süresinin dikkate alınabilmesi için kullanımın, markasal algı yaratacak nitelikte olması gerektiği , sunulu delillere göre; Davalı ve davacı markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, davalı markalarının, davacının tescilli olduğu hizmet alanları bakımından reddedilmiş olmasından dolayı, aynı ya da benzer markaların farklı mal ve hizmet alanları bakımından tesciline bir engel bulunmadığı, bu nedenle davalı tarafın markalarının SMK m. 5/1-ç hükmüne göre hükümsüzlüğünün istenemeyeceği , diğer hükümsüzlük istemine ilişkin nedenlerin somut olayda gerçekleşmediği gözetilerek hükümsüzlük istemlerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Zira davacı markalarının tanınmış marka niteliğinde olmadığı, davalının markalarını tescil ettirmiş olduğu faaliyet alanı dışında kullanabileceği , YİDK kapsamında zaten karıştırma teşkil eden sınıfların listeden çıkarıldığı, dolayısıyla hükümsüzlük istemlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Tecavüz incelemesinde ise; davalı yan ... ibaresini tescil dışındaki iş ve işlemlerde markasal olarak kullandığından; davacı markası ile davalının kullandığı ibarenin esas unsurlarının ayırt edilemeyecek derecede benzer bulunması ve tarafların aynı sektörde benzer mal veya hizmetleri sunmalarından dolayı, firmaların farklı olmasına rağmen müşteriler nezdinde her iki firma arasında bağlantı olduğu düşüncesini ortaya çıkaracağından eylemin karıştırmaya sebebiyet verebileceği, her ne kadar davalı taraf "..." ibaresini markasal olarak ilk defa kullanmış ise de, sadece ilk defa kullanımın yeterli olmadığı, aynı zamanda markanın kullanım yoluyla ayırt edici hale getirilmesi ve piyasada maruf hale getirilmesi gerektiği, oysa davalının ilk kullanımı ile davacı tescili arasında bir yıldan az bir süre bulunduğu, bundan dolayı Yargıtay’ın aramış olduğu marufiyet şartının gerçekleşmemiş olduğu, davalı tarafın tescilli olmadığı bir alanda davacının markasını kullandığı, bu durumun müşteriler nezdinde karıştırma ihtimali yarattığı ve davalının davacı firmanın bir uzantısı olarak ağılanmasına neden olabileceği bu durumda SMK 29 vd maddeleri kapsamında marka hakkına tecavüzün bulunduğu, yani davalının markasını tescil ettirmiş olduğu 37 ve 42. hizmet sınıfları içinde belirtilmiş olan faaliyet alanlarını aşarak, davacının tescil edilmiş olduğu alanlarda markasını kullanmasının marka hakkına tecavüz teşkil edeceği, davalının http://www...com.tr ve www...com.tr alan adını, tescilli markalarının izin verdiği faaliyet alanında markasal olarak kullanabileceği, ancak web sitesindeki faaliyetlerin tescilli marka sınırlarını aşması nedeniyle alan adına erişimin engellenme istemi de yerinde görülmüş olup, Davalının kullanımının markasal kullanım olması nedeniyle davacının tescilli marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine,durdurulmasına, önlenmesine, Davalının ticari unvanından ... ibaresinin terkinine, karar kesinleştiği takdirde ticari sicil müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
Davacı yan eylemin aynı zamanda haksız rekabete neden olduğunu da ileri sürmektedir. Yargıtay 11.HD’nin 2024/5263 esas, 2025/3601 karar ve 22.5.2025 tarihli EMSAL ilamları gözetilmiş ve;
Davacının ihlal edildiğini iddia ettiği markası Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olup SMK ile getirilen özel hükümler haksız rekabet hukukunu da kapsayacak şekilde ve haksız rekabete göre daha üstün koruma getirerek düzenlenmiştir. Davacı bu özel hükümlere de dayandığından tescilli markasının koruma alanı ile haksız rekabetin koruma alanının kesiştiği dava konusu olayda, yalnızca özel hükümler uygulama alanı bulacağından, özel hükmün yanında haksız rekabete ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektirir herhangi bir kanun hükmü de olmadığından, özel kanunla birlikte eş zamanlı olarak haksız rekabet hükümlerinin de uygulanmasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır.( Yargıtay’ın son verdiği kararlardaki gerekçe dikkate alınarak haksız rekabetin tespiti isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.)
Yukarda açıklanan gerekçe kapsamına göre aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:
1-Davalının kullanımının markasal kullanım olması nedeniyle davacının tescilli marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine,durdurulmasına, önlenmesine,
-Davalının ticari unvanından ... ibaresinin terkinine, karar kesinleştiği takdirde ticari sicil müdürlüğüne gönderilmesine,
- haksız rekabetin tespiti isteminin reddine,
-hükümsüzlük istemlerinin reddine,
-karar kesinleştiği takdirde http://www...com.tr ve www...com.tr alan adına erişimin önlenmesine ,
Davalı yanın “... ...” isimli ..., ... ve ... hesaplarına karar kesinleştiğinde erişimin engellenmesine,
-615,40-TL ilam harcının 31,40-TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 584,00-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
-Kabul edilen marka hakkına tecavüz yönünden, Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Kabul edilen unvan terkini istemi yönünden, Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Reddedilen hükümsüzlük istemi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-Haksız rekabetin tespiti isteminin reddi yönünden Yargıtay’ın görüş değiştirmiş olması nedeniyle davalı lehine lehe vekalet ücreti takdirine yer olmadığına ( davanın açıldığı tarihte Yargıtay’ın görüş değişikliği bulunmadığından hareket ile)
-Davacı tarafından yapılan; 31,40-TL başvurma harcı, 31,40-TL peşin harç 24.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 4.494,00-TL tebliğat masrafı olmak üzere toplam 28.556,80-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre 14.278,40-TL yargılama giderinin 3/2 si olan 9.518,93 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan giderin üzerinde bırakılmasına,
-Davalı tarafın yapmış olduğu 6.177,00-TL yargılama giderinin davanın kısmen kabul kısmen ret oranına göre 1/3 olan 2.059,00 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan giderin davalı üzerinde bırakılmasına,
-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
- Yargılama gideri ve vekalet ücreti ile sair hususların gerekçeli kararda hüküm altına alınmasına,
Dair karar davacı vekilinin ve davalı yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi.23/09/2025
Katip ...
Hakim ...