T.C.
İSTANBUL
1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/208 Esas
KARAR NO : 2025/205
DAVA : Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini
DAVA TARİHİ : 28/07/2017
KARAR TARİHİ : 23/09/2025
Mahkememizin 07/12.2021 tarihli ... E. – .... K. sayılı ilamının istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 44.HD'nin 17/10/2024 tarih ve ... esas ve ... karar sayılı mahkememiz kararının KALDIRILMASINA karar verilerek, kaldırma ilamı sonrası Mahkememizin 2024/208 esas numarasına kayıtlanan davada yapılan açık yargılama sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılar tarafından piyasa sürülen 1995 tarihli türkülerimiz ve 2014 tarihli ... şarkısı isimli albümler de müvekkilinin fonogram yapımcısı olduğu eserlerin haksız ve hukuka aykırı olarak kullanıldığı iddiası ile Fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile; Tecavüzün durdurulmasına, FSEK kapsamında bir eserin çoğaltılmış nüshalarının veya hasren onu imale yarıyan kalıp ve buna benzer sair çoğaltma vasıtalarının ihtiyati tedbir yolu ile muhafaza altına alınmasına, FSEK 70/2 kapsamında 10.000-TL maddi, FSEK 70/1 kapsamında 50.000-TL manevi tazminat ile FSEK 70/3 kapsamında davalıların fiziksel-digital vs tüm alanlarda elde ettikleri kar için şimdilik 10.000-TL’nin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu eserlerin 1993 yılında kaset ve 1995 yılında CD olarak 24 yıldır yayında olduğunu, 24 yıl sonra dava konusu edilmesi nedeniyle zaman aşımı itirazlarının dikkate alınması gerektiğini, ayrıca davacının dava açmak da hukuki menfaatinin bulunmadığını, taraf sıfatı yokluğundan dolayı davanın reddi gerektiğini, davacı ....Ltd.Şti nin eski ünvanı ...., ... olduğunu, davacı şirketin eski ortağı da... olup, ... 25. Noterliğinin .... tarih ... yev. nolu sözleşme ıle davalı ... arasında imzalanan sözleşme ıle sözleşme konusu eserlerin tüm haklarının devredildiği ve davalı müvekkili tarafından devralındığı hususunun davacı tarafından kabul edilmemekte olduğunu, oysa resmi makamlar huzurunda yapılan sözleşmeye karşı dayanaksız bir iddianın varlığının kabul edilemez olduğunu, esas yönünden ise davalı ... 'de başlayan sanat hayatında seslendirdiği ve ... 25. Noterliğinde yapılan ... tarih ve ... yevmiye nolu SÖZLEŞME ile bütün haklarını ( kullanma, yayma, çoğaltma vs.) devraldığını, 130 eserden "hit" olmuş ... şarkısını "..." albümünde bir araya getirerek yeni Tarihli müzik piyasasına çıkarıp sevenleri ile buluşturduğunu, Diğer davalı ... de davalı ...'ın yetkilisi ve ortağı olduğu müzik yapım şirketi olduğunu, FSEK 52 ve devamı maddelerince yasaya uygun olarak 130 eserin tüm haklarını elinde bulunduran davalılara karşı, davacının bir hak iddia edilebilmesinin hukuken hiçbir şekilde mümkün bulunmadığını, esas yönünden de davanın gerektiğini beyan etmişlerdir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlık; davalılar tarafından piyasa sürülen 1995 tarihli türkülerimiz ve 2014 tarihli ... şarkısı isimli albümler de müvekkilinin fonogram yapımcısı olduğu eserlerin haksız ve hukuka aykırı olarak kullanıldığı iddiası ile tecavüzün durdurulmasına, FSEK 70/2 kapsamında şimdilik 10000 TL maddi, 70/1 kapsamında 50000 TL manevi tazminat ve FSEK 70/3 kapsamında davalıların fiziksel, dijital, mobil, internet ve alanlarda elde ettiği kar için şimdilik 10.000 TL maddi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
KALDIRMA ÖNCESİ YARGILAMA :
Mahkememizin 07/12/2021 tarihli ... E. ... K. sayılı ilamıyla ; ''Davanın Reddine, karar verilmiştir.
Mahkememiz kararın İstinaf edilmesi üzerine; İstanbul BAM 44.HD'nin ... Esas ve ...Karar sayılı 17/10/2024 tarihli ilamı ile;”.. Davaya konu uyuşmazlık davacının davaya konu ettiği ve davalı sanatçı tarafından plaklara okunan 13 adet icra üzerinde mali yönden hak sahibi olup olmadığı, davalı şirket tarafından çıkarılan 1995 tarihli ... isimli CD ve ses kasetine ve 2014 tarihli ... Şarkısı isimli ... formatındaki fonogramlara, daha önce davacı tarafça çıkartılan plaklardaki icraların birebir aynısının alınıp alınmadığı, hak ihlalinin bulunup bulunmadığı, zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği, sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluşup oluşmadığı, bir ihlal varsa davacının talep edebileceği tazminatın miktarının tayini hususlarına ilişkindir..
Dosyada mübrez 16.8.1971 tarihli sözleşmenin davalı sanatçı ... ile ...( ...plakları sahibi sıfatıyla) arasında yapıldığı 15.1.1992 tarihli sözleşmenin ise ... ile ... arasında yapıldığı anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamındaki ticari sicil kayıtları kapsamına göre; davacı ...’nin odaya kayıt tarihinin...yılı olduğu ve ortaklarının ...,...ve ... olduğu, eski ortaklarının ise ..., ..., ..., Hamdi ... olduğu, yetkililerinin ...ve ...olduğu anlaşılmıştır. ... tarih ve ... sayılı Türkiye Ticaret keza ... – tarih ve ... sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde; ''... münteşir firma ilanında gazeteye hatalı dercedilen ''...'' olarak düzeltildiği, ... – tarihli ... sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ''...'' bundan sonraki ticaret ikametgahının ''...'e naklettirdiğini'' ve ''...'' işletme adını kullanacağını bildirdiği, ... tarih ve ... sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde, eski ticaret unvanı ''...'' olan şirketin yeni ticaret unvanının ''...'' olduğunun tescil ve ilan edildiği,...tarih ... sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde; ''...'' unvanı ile ''Kanuni ve ticari ikametgahı ile sicil numarası yazılı ve ticarete devam eden tacir tarafından verilen dilekçede, meşgalesine başta plak, ses kaseti, video kasetleri olmak üzere her türlü ses ve görüntü cihazlarında kullanılan kaset çeşitlerinin yapımcılığı imalatı ve dahili ticareti toptan plak boş ve kaset bandı boş ve dolu video bandı bunlarla ilgili doldurma işleri müzik eserlerinin yapımcılığı işleri olarak değiştirdiğinin tescil ve ilanını istemiş olmakla'' şeklinde ilan verildiği,... tarih- ... sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde ise; ...Şirketi'nin Şirket Esas Sözleşmesi ilan edildiği, şirketin kurucularının ''..., ... adına velayeten babası ...'' şeklinde belirtildiği, 05.05.1998 tarihli ... 22.Noterliği'nin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı evrakında her üç firmanın da tarafına ait olduğu, temsile ...’ın yetkili olduğu belirtilmiş, ekindeki imza sirküsünde ise ...TİC LTD ŞTİ adına atılacak imzalarda temsil yetkisinin müştereken kullanılacağı, şirketi müşterek imza ile ... ve ...’in müşterek imza ile temsil edeceğini kararlaştırmış oldukları anlaşılmıştır.
Davacı şirketin 16.8.1971 tarihli sözleşme kapsamında mali hakların sahibi olduğu yönündeki iddiasına yönelik olarak, dava konusu sözleşmenin tarafı ve hak sahibi olan "..." şahıs firmasının devamı olduğunu ileri sürmüş olup, dosya kapsamında bulunan ... 22.Noterliği'nin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı "Beyannamede" şirket yetkilisi ...'ın;" (...) ...firmasının ''Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin ...gün ve ... sayılı nüshasında firma adı olarak '...' ı kullanacağının tescil ve ilan edildiği, daha sonra firmanın isminin '...' olarak değiştirildiği ve bu değişikliğin 12.12.1986 gün ve 1659 sayılı nüshasında ilan edildiği, daha sonraki yıllarda firmanın şirkete dönüştüğü ve '... Şirketi' unvanını alarak 29.12.1992 gün ve 3188 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilmek suretiyle resmilik kazandığı, bu değişikliklere ilişkin gazete fotokopilerinin ekli olduğu, değişik isimlerdeki her üç firmanın da tarafına ait olduğunu, değişik firma isimleri ile yapmış olduğu sözleşmelerdeki eserlerin dağıtım ve yayın hakkının şirkete ait olduğunu kabul ve beyan ettiğini" kayıt altına aldırdığı anlaşılmıştır.
Mahkemece, ... 22.Noterliği'nin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı resmi evrakının okunaklı örneğinin Noterlikten celp edilerek, geçerli bir mali hak devri olduğunun kabul edilip edilemeyeceği, davacının dava açma hakkının bulunup bulunmadığının, davalı sanatçı ile dava dışı ...arasında yapılan sözleşmenin geçerli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmadığından, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin kabulünün gerektiği anlaşılmıştır.
Mahkemenin kabulüne göre de, mahkemece davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı, buna yönelik iddianın ispatlanamadığı açıklandıktan sonra, davanın esasına girilerek sessiz kalmak suretiyle taleplerin zamanaşımına uğradığına yönelik gerekçeye yer verilmesi de yerinde olmamıştır. Kaldı ki kabule göre de; davacı vekilinin zamanaşımına yönelik istinaf sebebi incelendiğinde, FSEK 71. Maddesi uyarınca dava konusu eylemin aynı zamanda suç teşkil ettiği, TBK m.72 göre haksız fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa ve ceza zamanaşımı daha uzun ise ceza zamanaşımının uygulanacağının kabul edildiği, bu nedenle fiilin uzamış ceza zamanaşımına tabi olduğu, FSEK 71. Madde hükmünde öngörülen ceza miktarı göz önüne alınarak, zamanaşımı süresinin dolup dolmadığının her bir albüm yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. ... 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 07/12/2021 tarih, ... E. ... K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, karar verilerek dava dosyası kaldırma kararı sonrasında mahkememizin 2024/208 esas numarasına kayıtlanmıştır.
KALDIRMA KARARI ÖNCESİNDE ALINAN RAPORLAR VE UZMAN GÖRÜŞLERİ;
Bilirkişiler ..., ..., ... 14/06/2019 tarihli bilirkişi raporlarında özetle ; belirtilen yapımların(plakların) mülkiyeti ... 'a ait olduğu, ... 'ın yapımlarını ... plağa devir etiği ile ilgili bir delile rastlanmadığı, bu açıdan bakıldığında Türküola plakçılık kendisine ait olmayan raporda belirtilen yapımları ve eserleri ... ve ... ne ... tarih ve ... nolu sözleşme ile devir ettiğini ve buna hakkı olmadığı görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Bilirkişiler ..., ..., ... 05/02/2020 tarihli bilirkişi raporlarında özetle: ...'ın yapımlarını, ...' a devir ettiğini belgeleyen bir sözleşme ve delile rastlanmadığını, Bu yönde ara karar oluşturulmasına rağmen belge ibrazında bulunulmadığını, raporda bütün ayrıntılarıyla belirtilen yapımların (Plakların) mülkiyeti... Tic, Ltd. Şti. — ... olduğu, ...Tic. Ltd. Şti. — ...'a ait olan bu plakların gelirinden doğan tüm maddi, manevi hak ve zararların usulsüzlüğü yapan davalı tarafından geri karşılanması söz konusu olabileceği, Davacı yan 50.000 TL. manevi tazminat talep etmiş olduğundan , manevi tazminat yönünden değerlendirme Mahkemeye ait olmakla bu hususta herhangi bir görüş oluşturulamayacağını ,Davalı tarafın eserlerden fiziksel ve dijital ortamlardan elde ettiği karın dosya kapsamında hesaplanmasının mümkün olamayacağından , dava dilekçesinde Davacının talebine bağlı kalınmak suretiyle 10 .000 TL. maddi tazminat ve 10.000 TL. fiziksel ve dijital ortamlarda edinilen kar olmak üzere toplam 20.000 TL maddi zarar bedelinin yerinde olduğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
İlhami güneş tarafından düzenlenen Hukuki Mütalaa incelendiğinde: Davacının dayandığı ilk tespitlerin yapım ve alenileşme tarihleri nedeniyle FSEK 80. maddeye göre değerlendirilemeyeceği; haksız rekabet hükümlerine göre talep yapılmadığından davalı sanatçının kendi icralarına yabancı kılınamayacağı, İlk tespite konu icraları yapan davalının davacı plak firmasına hak devrettiğine ilişkin FSEK 52, madde kapsamında geçerli sonuç doğuran kanıt bulunmadığı, davalının dava dışı ... ile sözleşme yaparak mali hakları devraldığı, albümlerin kayıt bantlarını da teslim aldığından çoğaltma ve yayma eylemlerinin meşru olduğunun kabulü gerektiği, Davacının manevi hak ihlali ve manevi tazminat isteme yetisinin ne ilk tespit tarihi ne de 4110 sayılı Kanunla 12.06.1995'te değişik FSEK 80 kapsamında mümkün olmadığı, manevi tazminat taleplerinin reddi gerektiği, Bilirkişi raporunun eksik ve yanılgılı değerlendirmeleri nedeniyle hükme esas alınamayacağını, Davalı icracı sanatçının ilk tespitlerin yapıldığı dönemde var olmayan(dolayısıyla açıkça gösterilmemiş) internette iletim, dijital müzik haklarını devrettiğinin ve davacının fonogramlarda, bu mecralar için de hak sahibi olduğunun kabul edilemeyeceğini, Tecavüz olduğu ileri sürülen olay tarihleri ve dava tarihi dikkate alındığında ihtiyati tedbirde aciliyet şartının gerçekleşmediği de sabit olduğundan ihtiyati tedbir taleplerinin koşullarının oluşmadığını, Davacının fonogram yapımcısı sıfatıyla husumete ehil olmadığını; öte yandan davacının uzun süre sessiz kalmakla dava hakkının düştüğünü bildirdiği anlaşılmıştır.
Bilirkişiler ..., ..., ... 12/08/2021 havale tarihli bilirkişi raporlarında; Davacı şirketin davaya konu sözleşmede taraf olmaması ve ... tarafından davacı şirkete sözleşme devrinin yapıldığına ilişkin bir sözleşmenin dosyada olmaması ve dosya davacı tarafından ibraz edilen plakların üzerinde davacı şirketin yapımcı sıfatına dair bir belirlemenin olmaması dikkate alındığında davacı şirketin 16.8.1971 tarihli sözleşme kapsamında hak sahipliği sıfatı ve bu doğrultuda dava açma ehliyetinin değerlendirilemediğini, Davacının hak sahibi olduğunun kabulü ihtimalinde ise;İcralar üzerinde tespiti gerçekleştirenin hangi haklara sahip olacağının sözleşmenin düzenlendiği ve plakların yayınlandığı tarihte yürürlükte olan 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda açıkça düzenlenmemiş olmakla tespiti gerçekleştiren yani plakları yayınlayanın plaklar üzerindeki haklarının korunmasının yine o tarihte FSEK'te yer alan 84 üncü madde ile mümkün olabileceğini, davalı tarafın da kabulün de olduğu üzere daha önce plaklara okunan icraların aynen plaklara okundukları haliyle davalı şirketin çıkardığı fonogramlara alınması nedeniyle FSEK 84 hükmünün ihlalinin gerçekleştiği, Davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin TTK 60'taki mutlak 3 yıllık süre de dikkate alındığında zamanaşımına uğradığı, Tecavüzün durdurulması talebinin ise davalı şirket albümlerinin yayının devam etmesi nedeniyle zamanaşımının söz konusu olamayacağı, ancak dosyadaki bilgi ve belgeler ile taraf iddia ve savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, davalılarca ilk defa 1993 yılında Türkülerimiz albümünde kullanılan şarkılara davacı tarafça ikinci albüm olan 2014 tarihli ... Şarkısı adlı albümün çıktığı tarihe kadar olan 21 yıl boyunca ses çıkarmayıp davalılarda oluşturduğu haklı beklenti de dikkate alındığında 2014 yılında da aynı şarkıların başka bir albümde de kullanılmasının da kötüniyetli hareket olarak nitelendirilemeyeceği de dikkate alındığında Takdiri Mahkemeye ait olmak kaydıyla davaya konu olaysa sessiz kalma yolu ile hak kaybının gerçekleştiği görüş ve kanaatine varıldığının bildirildiği anlaşılmıştır.
KALDIRMA KARARI SONRASI ALINAN RAPOR VE GEREKÇE
Bilirkişiler Tarık ..., ..., ... tarafından düzenlenen 30/06/2025 tarihli bilirkişi raporlarından özetle ; ...Şti. ve ...unvanlı şirketler arasında usulüne uygun imzalanmış mali hak devir sözleşmesi bulunmadığını, Her iki albüm için zamanaşımı süresinin başlangıcının bandrol alım tarihleri olduğunun kabulü halinde her iki albüm için de zamanaşımı süresinin dolmadığı, Zamanaşımı süresinin başlangıcının eser işletme belgelerinin tarihi olduğunun kabulü halinde türkülerimiz isimli albüm için zamanaşımı süresinin dolduğu, ... Şarkısı isimli albüm için zamanaşımı süresinin dolmadığı kanaatine ulaştıklarını bildirmişlerdir.
Toplanan deliller, kaldırma kararı öncesi alınan raporlar, ... 22.Noterliği'nin... tarihli ve ... yevmiye numaralı resmi evrakı, kaldırma kararı sonrasında alınan rapor içerikleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı Bandrol talep formu , yüksek yargı uygulamaları bir arada incelendiğinde;
... 22.Noterliği'nin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı resmi evrakı kapsamına göre; Beyanname başlığı altında:
"Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin ... gün ve ... sayılı nüshasında firma adı olarak “...”ı kullanacağım tescil ve ilan edilmişti. Daha sonra firmanın ismi ... olarak değiştirilmiş ve bu değişiklik Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 12.12.1986 gün ve 1659 sayılı nüshasında ilan edilmiştir. Daha sonraki yıllarda firmamız şirkete dönüşmüş ve “... ŞİRKETİ” unvanını alarak 29 Aralık 1992 gün ve 3188 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmek suretiyle resmilik kazanmıştır. Bu değişikliklere ilişkin gazete fotokopileri eklidir. Değişik isimlerdeki her üç firmanın da tarafıma ait olduğunu değişik firma isimleri ile yapmış olduğu sözleşmelerdeki eserlerin dağıtım ve yayın hakkının şirketimize ait bulunduğunu kabul ve beyan ederim.”şeklindeki beyannamenin ... Şirketi'ni münferiden temsil eden ...'ın beyanına göre kimlik bilgileri kapsamında düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Beyanname ekinde yer alan ve celbedilen ticaret sicil gazetesi örneklerine göre her bir şirketin tescil tarihi son raporda da tablo halinde incelenmiş olup şu şekildedir:
Türkiye ticaret sicil gazetelerine göre ... tarihinde ... sicil numarası tescil edilen ...unvanlı şirket zaman içerisinde çeşitli tarihlerde unvan değiştirerek en son ... unvanını almış ve 23.05.1995 tarihinde tescil edilen terk işlemi ile faaliyetine son vermiş, keyfiyet ... TTSG'de yayınlanmıştır.
Davacı ... Ltd. Şti.'nin ana sözleşmesinin 18.12.1992 tarihinde tescil edildiği dikkate alındığında her iki şirketin bir dönem aynı anda (18.12.1992-23.05.1995) faaliyette olduğu anlaşılmaktadır. Beyanname tarihi ise ... unvanlı şirketin faaliyetlerine son verdiği tarihten sonraki bir tarih olan 05.5.1998 dir.
Dolayısıyla ... unvanlı şirketin unvan ve tür değiştirerek ... Tic. Ltd. Şti. olmadığı bu şirketin ... unvanlı şirketten farklı bir şirket olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda iki farklı tüzel kişilik söz konusu olduğundan bu şirketler arasında FSEK'te aranan koşullara sahip bir sözleşmenin varlığının aranması gerektiği kanaati oluştuğu hususu son alınan rapor kapsamı ile de sabittir.
FSEK eser sahibine sahip olduğu hakları devretmesine olanak tanımıştır. Eser sahibi ve mirasçıları eser üzerinde aslen iktisap yolu ile herhangi bir hukuki işleme ihtiyaç duymaksızın hak sahibi iken (FSEK m. 48/1), diğer kimseler ancak bir devir işlemine ihtiyaç duymaktadırlar (FSEK m. 48/1). FSEK eser üzerindeki hakların devrini düzenlerken şekil şartları öngörmüştür. Buna göre “mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır” (FSEK m. 52). Kanun devir sözleşmesinin yazılı olmasını ve hakların ayrı ayrı belirtilmesini aramıştır. Madde metninde yer alan şarttır ifadesi ile hükmün emredici nitelikte olduğu vurgulanmıştır. Nitekim “Kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şeklidir. Öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz.” TBK m. 12/2 gereğince anılan hükme aykırılığa bağlanan sonuç geçersizliktir. Mali hak devir sözleşmesi her iki tarafa borç yükleyen tam iki taraflı sözleşmedir. Devreden devir borcu altındadır. Devralan da bu haklar karşılığında kararlaştırılmışsa ivaz vermenin yanı sıra bu hakları sözleşmeye ve kanuna uygun olarak kullanma borcu altına girmektedir. TBK m. 14/1 hükmü “Yazılı şekilde yapılması öngörülen sözleşmelerde borç altına girenlerin imzalarının bulunmasını” aramaktadır. Dolayısıyla TBK m. 1/1 gereği iradelerin uyuşması ve imzaların bulunması ile sözleşme tamam olur. Bu sözleşme alacağın temliki gibi tasarrufi bir işlemdir”. Bu nedenle her ne kadar .... Ltd. Şti. ve ...unvanlı şirketlerin yetkilisi aynı da olsa bu iki şirket arasında FSEK'te aranan geçerlilik koşullarını taşıyan bir sözleşmenin bulunması gerektiği sadece beyanname ile mali hak devrinin gerçekleşmeyeceği hususu yüksek yargı uygulamaları ile de anlaşılmıştır.
Davada öncelikli olarak davacının aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususunun incelenmesi gereklidir.
Davacı vekili, müvekkili ...Şt’nin bu şirketlerin devamı olduğunu ileri sürmektedir. Ancak FSEK 52. Madde kapsamında dava konusu albümler açısından davacı şirkete yapılmış bir yazılı devir, ruhsat sunulmamıştır. Keza ortaklık hukuku ilkelerine göre davacı şirketin bağımsız olarak kurulmuş bir tüzel kişilik olduğu, ortaklığın birleşme veya devralma gibi bir durumunun da bulunmadığı sunulu sicil kayıtları ile anlaşılmaktadır.
Dosyaya görüş sunan bilirkişi heyetleri ile uzman görüşü nazara alındığında ; “...unvanlı şirketin unvan ve tür değiştirerek ... Şti. olmadığı bu şirketin ... unvanlı şirketten farklı bir şirket olduğuna işaret edilmiştir. Dolayısıyla iki farklı tüzel kişilik söz konusu olduğundan ve şirketler arasında FSEK’te aranan koşullara sahip FSEK 52. Maddeye uygun mali hak sözleşmesinin varlığının aranması gerektiğine işaret edilmiştir.
...Tic. Ltd. Şti. 18.12.1992 tescil tarihli ve 29.12.1992 ilan tarihlidir. Ticaret sicili... olup, önceki şirketten farklı olarak tüzel kişilik kazanmıştır. ... unvanlı şirket ise 23.05.1995 tarihinde terk işlemi ile faaliyetine son vermiştir, dolayısıyla bir devamlılık söz konusu değildir. Dolayısıyla Davacı ...Ltd. ...sicil nolu 1992 kuruluş tarihli farklı bir tüzel kişiliktir.
Mali Hak devri ancak gerçek hak sahipleri arasında yapılabilir.Öte yandan bu hakka sahip haklar devir edilirken ise; FSEK’in 52. maddesi gereğince malî bir haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır. Başka bir deyişle malî hakkın devrini amaçlayan sözleşmenin mutlaka yazılı biçimde yapılması ve devre konu malî hakkın açık bir biçimde ifade edilmesi ( albümse açıkça albüm adı, eserlerin tek tek isimleri vb) gerekmektedir. Sözleşmede devrin hangi malî hak veya haklara özgülendiğinin belirtilmemesi( kaset,CD, internet, digital haklar) aksine belirsiz veya genel ifadeler kullanılması geçersizlik sonucunu doğurur. Malî hakkın devri bir tasarruf işlemi olduğundan sözleşmenin yapılmasıyla birlikte malî hak, eser sahibinin mal varlığından çıkar ve devralanın mal varlığına dahil olur. Malî hakkı devralan hakkı devredenin yerine geçer ve herkese karşı ileri sürülebilen mutlak bir hakkın sahipliğini elde eder. Devirle birlikte hakkın devralanın mal varlığına dahil olmasıyla birlikte devreden hakkın sahibi olma vasfını yitirir ve aynı hakkı ikinci bir defa başkasına devredilmesi olanaksızdır. Dolayısıyla devirle birlikte devralan üçüncü kişilere karşı bu malî hakkın sağladığı yararlanma ve yasaklama yetkilerinin tamamını kullanır; hatta yasaklamaya ilişkin yetkilerini eser sahibine karşı da ileri sürebilir.(Yargıtay HGK’nun ... ESAS/ ... KARAR ve 22.2.2022 tarihli ilamı)
Dolayısıyla 5846 Sayılı yasa eser üzerindeki hakların devrini düzenlerken sıhhat şartı niteliğinde şekil şartları öngörmüştür. Buna göre “mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır” (FSEK m. 52). Davacı eser sahibi veya mirasçısı olmadığından, yazılı ruhsat veya hakkın tam devri, konu net bir biçimde belirtilerek yazılı yapılmalıdır. Davacı yanca yasanın aradığı manadaki şartlara uygun geçerli bir sözleşme ibraz edilmemiştir. Keza FSEK'in 54. maddesi gereğince, "mali bir hakkı yahut kullanma ruhsatını devre salahiyetli olmayan kimseden iktisap eden, hüsnüniyet sahibi olsa bile himaye görmez."hükmüne de amirdir.
Sözleşmenin tarafı ve onun uzantısı olup sonradan tüzel kişi tacir olan şirket ise 23.05.1995’de ticareti terk etmiştir. Davacı şirket ise ...Ltd. Şt. farklı bir tüzel kişi olarak ana sözleşmesi ilan edilerek 18.12.1992’de kurulmuştur.
Dolayısıyla bilirkişilerce de daha önceki raporlarda da açıkça ifade edildiği üzere; iki farklı tüzel kişiliğin temsilcisinin aynı kişi olması iki farklı tüzel kişiliği birbirinin aynı veya devamı yapamaz, buna yasal düzenlemeler engeldir. TTK anlamında şirketler ancak birleşerek veya şirket devri yoluyla birbirlerinin haklarına halef olabilirler. Dolayısıyla İstanbul 22.Noterliği'nin 5 Mayıs 1998 tarihli ve 10028 yevmiye numaralı resmi evrakı tek başına yasal düzenlemeleri bertaraf edecek nitelikte bir evrak olarak değerlendirilemez. (HGK'nun ...E.... K. Ve 09.06.2020 tarihli ilamı)
Davada taraf sıfatı, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da o hakkın sahibine aittir (aktif husumet). Usul hukuku açısından ise taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def'i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir olgudur (YHGK 27.1.2016,13/684-106).
Alınan son bilirkişi raporunda da işaret edildiği üzere davalı ...’ın ... ile imzaladığı 06.08.1971 tarihli sözleşmenin sağladığı mali hakkın davacıya geçtiği iddiasına ilişkin bir kanıt sunulmadığı, ... Tic. Ltd. Şti. ve... unvanlı şirketler arasında usulüne uygun imzalanmış mali hak devir sözleşmesinin sunulmadığı, HMK 114/1.d ve HMK 115 maddelerine göre ; dava şartlarının varlığı zamanaşımı itirazından önce incelenmektedir. ( Yargıtay 8. HD. ...E. -... K.) Zira aktif dava ehliyeti dava şartıdır. Davacının aktif dava ehliyetine sahip olmadığı anlaşıldığından artık zamanaşımın varlığı yada yokluğu keza esasa dair inceleme yapılması da mümkün değildir. Yüksek 44.HD nin kaldırma ilamı da bu yöndedir. Davacının mali hakkı usulüne uygun devralmamış olması nedeniyle, dava şartının davanın açıldığı tarihten sonrası için telafi edilmesi ve sağlanması da mümkün bulunmadığından davacının Aktif dava ehliyeti bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın reddine,
2-615,40 TL ilam harcının 31,40 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 584,00-TL harcın davacıdan tahsiline,
3-Avukatlık ücret tarifesi uyarınca red edilen tecavüzün önlenmesi istemi yönünden 40.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Avukatlık ücret tarifesi uyarınca red edilen maddi tazminat istemi yönünden 20.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5- Avukatlık ücret tarifesi uyarınca red edilen manevi tazminat istemi yönünden 40.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-Davacı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı ...'ın yapmış olduğu 6.099,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak işbu davalıya verilmesine,
8-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
Dair karar davacı vekillerinin ve davalı vekillerinin YÜZLERİNE karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA içerisinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi 23/09/2025
Katip ...
¸
Hakim ...
¸