T.C.
İSTANBUL
1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/188 Esas
KARAR NO : 2025/207
DAVA KONUSU: Marka hakkına tecavüzün tespiti&markanın hükümsüzlüğü,kullanmama nedeniyle markanın iptali
DAVA TARİHİ : 14/09/2023
KARAR TARİHİ : 23/09/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan asıl ve karşı davanın yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 1999 yılında kurulan davacı şirketin, 2002 yılında “...” esas unsurlu markası ile ticaret faaliyetine devam ettiğini , markanın tek ve gerçek sahibinin davacı olduğunu, ... markasının ilk kez 2010 yılında ... Sınıflarda tescil edildiğini,bu tarihten sonra da rua esas unsurlu markaların tescillerine devam edildiğini, tanınmış marka olduğunu, davalıya ait“...” ibareli ... sayılı markaya kurum nezdinde yapılan itirazların kurum tarafından 11.04.2023 tarihinde tam kabulüne rağmen mezkur markanın davalı tarafından davacının tescilli olduğu sınıflar kapsamında ilgili sektörde kullanmaya devam ettiğini, ... 46. Noterliğinden...tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile “ ...” veya “...” esas unsurunu barındıran kullanımların derhal sona erdirilmesini ihtar edildiğini ve bu ihtarın davalı şirket tarafından dikkate alınmadığını, davalının “...” esaslı unsurunu hukuka aykırı kullanımına meşruiyet kazandırmak için ...tarihinde ... tescil numaralı “...” markasını devir aldığını, markanın 06.06.2023 tarihinde davalı şirkete devredildiğini ve bu marka devrinin kötü niyetli olduğunu, davacı şirketin markasının tescil edildiği şekli olan “..."yı “..." olarak tescilsiz olarak kullanmaya devam ettiğini, davalının kötü niyetli şekilde devraldığı davaya konu “...” markasını değil, davacının tanınmış “...” markası ile yüksek düzeyde benzerlik gösteren “..." olarak kullanmakta olduğunu, “...” ifadesinin esas unsur olarak ortak olduğunu, davalı eyleminin haksız rekabete ve tecavüze neden olduğunu, davalı markası “...” ve davacının “...” markasının aynı sınıfta tescilli olması sebebiyle iltibasa neden olduğunu, ... numaralı “...” markasının .... sınıflarda; ...numaralı markası .... sınıfta tescilli olup karşı tarafın davaya konu “...” markası ise ... sınıfta tescilli olduğunu, tanınmış “...” esas unsurlu markalarının hizmet kapsamları ile birebir örtüştüğünü ve bu sebeple de benzerlik koşulunun da sağlandığını, davalının kötüniyetli olduğunu, bu kapsamda asıl davada ; Davacı adına tanınmış ... numaralı ....sınıflarda tescilli “...” ve ... numaralı ... Sınıfta tescilli ... markaları ile ayırt edilemeyecek surette kullanımlar kapsamında davalı adresinde delil tespiti yapılması, davalıya ait ...,... ve ... alan adları üzerinde inceleme yapılması, Davalının başta ... uzantılı web sitesi olmak üzere online platformlarda ... esas unsurunu barındıran “..." markalarının kullanıldığı tüm sayfalara erişimin tedbiren engellenmesine, Davalının başta ...olmak üzere online platformlarda ... esas unsurunu barındıran “...” markalarının kullanıldığı tüm sayfalara erişimin süresiz ve kesintisiz olarak engellenmesine karar verilmesini, ...sayılı “..."” marka tescilinin SMK 6/1 6/5 6/6 ve 6/9 uyarınca haksız ve hukuka aykırı olduğunun tespitine, hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, markanın devrinin önlenmesine, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde davalı markasının kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmesini , karşı davanın ise reddine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
SAVUNMA: Davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde ve karşı dava dilekçesinde özetle; davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu gözetilerek usulden reddine, davacı yanın müvekkilinin tescilsiz kullanıldığına ilişkin iddialarının asılsız olup kendi sunduğu delillerde dahi müvekkilinin ... sayılı “...” markasını kullandığının sarih olduğunu, bu markaya yönelik açılan davada 5 yıllık sürenin geçmiş olduğunu, davacının sunmuş olduğu "..." ibaresinin kullanımına ilişkin markalarının listesi incelendiğinde müvekkilinin kullanım yılından sonra mevcut haline dönüştürüldüğünü, 2020 yılında alınan ... markasının müvekkilinin kullanım hakkına sahip olduğunu '...' kullanımından sonra olduğunu, bu nedenle 2020 yılı tarihi dikkate alındığında aslında kendisi yönünden kullanımın usulsüz ve kötü niyetli olduğunun sarih olduğunu, davacı yanın dosyasına sunmuş olduğu delillerden yola çıkıldığında dahi markanın yaygın kullanılmadığını, salt huzurdaki davada haklı görünmek adına müvekkili şirketin kullanmış olduğu kullanıma benzetilmeye çalışıldığının da açık olduğunu, davacının tanınmışlık iddiasının yerinde olmadığını, davacı yanın sunmuş olduğu faturaların 2010 yılından günümüze kadar kesintili bir şekilde düzenlendiğini, markanın yoğun ve ciddi kullanımının gerçekleşmediğini, davacı yan ile müvekkili şirketin faaliyet alanları da birbiriyle alakasız olduğunu, müvekkili şirket kafe ve restoran olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin faaliyet alanında gerek kalitesi gerekse de müşteri portföyü dikkate alındığında sektöründe 1. Sınıf bir yer edindiğini, davacının sunmuş olduğu faturalar dikkate alındığında sadece gömlek satışı yaptığının açık olduğunu, Müvekkili şirketin ise gömlek satmamakta olduğunu, bu anlamda davacı ile müvekkili şirketin faaliyet alanları, bölgeleri, hedef kitle, vb her anlamda farklılık gösterdiklerinin sabit olduğunu, bu anlamda aynı markanın farklı sınıfta tescil edilmesinin mümkün olduğunu, Davacı yanın tescilleri incelendiğinde; iddiasının aksine müvekkilinin kullanımına benzeten bizatihi davacının kendisi olduğunu, zira markanın gıda sektöründe almış olduğu markaların tescil tarihlerine bakıldığında ( ... TESCİL NUMARALI ... , ... TESCİL NUMARALI...MARKASI ) dava tarihinden kısa bir süre önce müvekkil şirketin kullanımına benzetmeye çalıştığının görülmekle olduğunu, ... isminin müvekkili şirketin faaliyetleri ile uyumlu olmasına karşın davacının faaliyetleri ile alakası olmadığını, “...-...” olarak bir arada incelendiği takdirde, benzerlikten bahsedilemeyeceğini, Davacının belirtmiş olduğu; müvekkili şirkete ait ..., ... ve ... alan adları bile müvekkilinin markayı ciddi olarak kullandığını açıkça göstermekte olduğunu, davacının ise markayı ciddi kullanmadığı bu yönde alan isimlerini kullanmadığının da sabit olduğunu, Sadece kısmi gömlek satışına ilişkin düşük bakiyeli faturalar sunmakla yetinebildiğini,bu kapsamda asıl davanın reddine, karşı davada ise; davalıya ait TPMK nezdindeki ... Tescil numaralı ...markası ve... tescil numaralı ... tescillerinin SMK'nın ilgili hükümleri uyarınca haksız ve hukuka aykırı olduğunun tespitine, hükümsüzlüğüne ve Türk Patent ve Marka Kurumu sicilinden terkinine, taleplerinin kabul edilmemesi halinde kullanılmama nedeniyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlık; Davacı adına tanınmış ... numaralı....sınıflarda tescilli “...” ve... numaralı .... Sınıfta tescilli ... markaları ile ayırt edilemeyecek surette kullanımlar kapsamında davalı adresinde delil tespiti yapılması, davalıya ait ..., ... ve ... alan adları üzerinde inceleme yapılması, Davalının başta ...uzantılı web sitesi olmak üzere online platformlarda ... esas unsurunu barındıran “..." markalarının kullanıldığı tüm sayfalara erişimin tedbiren engellenmesine, Davalının başta ...olmak üzere online platformlarda ... esas unsurunu barındıran “...” markalarının kullanıldığı tüm sayfalara erişimin süresiz ve kesintisiz olarak engellenmesine esastan da karar verilmesine, Davalıya ait TPMK nezdindeki ...sayılı kötü niyetli “..."” marka tescilinin SMK 6/1 6/5 6/6 ve 6/9 uyarınca haksız ve hukuka aykırı olduğunun tespitine, hükümsüzlüğüne ve Türk Patent ve Marka Kurumu sicilinden terkinine bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde davalı markasının kullanmama nedeniyle iptaline , sicilden terkinine , tedbir kararı verilmesine dair açıldığı, karşı dava konusunun: Davacıya ait TPMK nezdindeki ... Tescil numaralı ... markası ve ... tescil numaralı ...tescillerinin SMK'nın ilgili hükümleri uyarınca haksız ve hukuka aykırı olduğunun tespitine, hükümsüzlüğüne ve Türk Patent ve Marka Kurumu sicilinden terkinine, taleplerinin kabul edilmemesi halinde kullanılmama nedeniyle iptaline ve TürkPatent sicilinden terkinine ilişkin açılmış bir dava olduğu anlaşılmaktadır.
Bilirkişiler ..., ... tarafından düzenlenen 02/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Dava dilekçesinde belirtilen ... alan adı kontrol edildiğinde alan adının 03.06.2022 tarihinde alındığı/kayıt edildiği, web sitesi içerisinde ... ibaresi ile kullanımın olduğu, Dava dilekçesinde belirtilen “... linki kontrol edildiğinde ... hesabının olduğu, hesabın Haziran 2022 tarihinde oluşturulduğu, profil resminde ... yazdığı, iletişim bilgilerinde ... - ... - ..., ... yazdığı, hesap içerisinde ... ibaresinin kullanıldığı, ... içerisinde bulunan web sitesinde ... ikonu üzerine gelindiğinde ... linkinebağlantı verildiği, Dava dilekçesinde belirtilen h... linki kontrol edildiğinde ... sayfasının olduğu, sayfanın 10 Şubat 2023 tarihinde oluşturulduğu, profil resminde ... ibaresinin olduğu, sayfa içerisinde ...ve ... ibarelerinin kullanıldığı, sayfa iletişim bilgilerinde ... bilgilerinin olduğu,... içerisinde bulunan web sitesinde ... ikonu üzerine gelindiğinde ... linkine bağlantı verildiği, Dava dilekçesinde bulunan ... ekran görüntüsü kontrol edildiğinde ... linkinde İletişim bilgilerinde ... - ...yazdığı, ... ibaresinin olduğu, ... ekran görüntüsü kontrol edildiğinde ... linkinde ... ibaresinin olduğu, ... içerisinde bulunan web sitesinde Linkedin ikonu üzerine gelindiğinde ... linkine bağlantı verildiği, link içerisinde ... ibaresinin olduğu, iletişim bilgilerinde ... bilgilerinin olduğu, davacı taraf adına ... tescil numaralı ... ve ...Tescil numaralı ... markalarının .... Sınıfta, davalı tarafa ait ... tescil numaralı ... markasının da .... Sınıfta tescilli olduğu, 27.10.2023 tarihinde “...” adresine gidildiğinde mahallin dış mekanında, karekodla okunan menüde, İç mekanda “ ...” ve ... ibarelerinin kullanıldığı, Peçeteler üzerinde “...” ibaresinin yer aldığı, adisyon ve satış fişinde davalı unvanının yer aldığı, şirket yetkilileri tarafından şirket vergi levhası ve ... marka tescil belgesinin dosyaya sunulmak üzere takdim edildiği, şirket vergi levhasında yer alan şirket bilgisinin dava dilekçesi ile uyumlu olduğu Davalı şirkete ait...tescil numaralı “...” markasının tescil edildiği şekilde kullanılmadığı, davalı tarafın,...tescil numaralı ... marka tesciline sadık kalmadığı, davacı tarafın markasının tertip tarzı dikkate alındığında davalı tarafın tescilden farklı marka kullanımının davacı tarafa ait markalara yaklaştığı, Davalı tarafça kullanılan ...” ve ... markaları ile davacı taraf adına ... tescil numaralı... +şekil markası arasında iltibas ihtimali bulunduğu, görüş ve kanaatine vardıklarını bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ...'nun 21/03/2024 tarihli bilirkişi ek raporlarından özetle; Kök rapordaki görüşlerinin devam ettiğini bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ..., ...,...,...tarafından düzenlenen 9/06/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle ;asıl davada; Kullanmama defi Bakımından Yapılan değerlendirmede ; Davacı adına ...tescil numarası ile tescilli ... markasının başvuru tarihi 27.02.2010, fiili tescil tarihi 12.05.2011 olmakla dava tarihi itibariyle bu marka bakımından kullanmama defi ileri sürülebileceği, dosyaya sunulan davacı tarafa ait delillerden davacının sair sınıflarda (25 ve 35) ciddi kullanımının bulunduğu ancak ... Sınıfta yer alan hizmetler bakımından kullanımının bulunmadığı bu bağlamda SMK 29 anlamında Davacı adına ...Tescil numarası ile tescilli ... markası bakımından marka hakkı ihlali gerçekleşmediği, Davacı adına ... tescil numarası ile tescilli ... bakımından ise tescil tarihi itibariyle kullanmama defi ileri sürülemeyeceği , davalı tarafın kullanımlarının ..., .... , şeklinde olduğu, davacı markasının ve fiili kullanımlarının ...esas unsurlu olup, ... ibaresinde ... ibaresinin ön planda olmadığı, gerek tabelada ve gerekse Internet sitesi ve sosyal medya hesaplarında tüm karakterlerin eşit boyutta olduğu, ... ibaresinin ön plana çıkarılmadığı kullanımın marka hakkı ihlali teşkil etmeyeceği, davalı tarafça kullanılan ... ve...markasında ön palandaki unsurun ... ibaresi olduğu, ...nolu ...markası ile .... Sınıf için iltibas oluşabileceği bildirilmiştir. karşı dava bakımından yaptıkları değerlendirmede; Hükümsüzlük talepleri bakımından yapılan değerlendirmede; Davacı adına başvurusu yapılan ... başvuru numaralı ... markasının henüz tescile bağlanmadığından bu marka ile alakalı olarak hükümsüzlük taleplerinin değerlendirilmesinin söz konusu olmayacağını, Davacı adına ... Tescilnumarası ile tescilli ...Markasının başvuru tarihi 27.02.2010, fiili tescil tarihi 12.05.2011;... tescil numarası ile tescilli ... markasının başvuru tarihi, 04.09.2020, fiili tescil tarihi 03.03.2021 olduğu, Davacı tarafa ait markaların tescil tarihi itibariyle SMK 6/1 anlamında hükümsüzlük gerekçesi bulunmadığı, Davalı Karşı davacının” markalarını fiilen 2022 yılından bu yana aktif şekilde ... Sınıfta kullandığı, davacı/karşı davalı tarafın tescil tarihleri dikkate alındığında SMK 6/3 anlamında hükümsüzlük gerekçesi bulunmadığı, Davacı adına ... tescil numarası ile tescilli ... Markasının başvuru tarihinin, davalı tarafça devralınan ... markasının tescil tarihinden sonra, ancak davalı/karşı davacının markayı fiilen kullanmaya başladığı tarihten daha önceye ait olduğu, davacı/karşı davalının bu markayı tescil ettirirken davalı tarafı hedef tuttuğu ve davalıyı engelleme amacı güttüğü ispatlanabilir nitelikle bir delil bulunmadığı, SMK 6/9 anlamında hükümsüzlük gerekçesi bulunmadığını bildirmişlerdir. Kullanmama nedeniyle iptal iddiaları kapsamında yaptıkları değerlendirmede; Her ne kadar Davacı adına ... tescil numarası ile tescili ... Markasının .... Sınıfta kullanımı bulunmuyor ise de markanın başvuru tarihi, 04.09.2020, fiili tescil tarihi 03.03.2021 olmakla dava tarihi itibariyle SMK 26 daki şartların karşılanmadığı, kanunda öngörülen süre dolmamış olduğundan bu markanın kullanmama nedeniyle iptalinin söz konusu olmayacağı, Davacı adına ... Tescil numarası ile tescilli ...markasının başvuru tarihi 27.02.2010, fiili tescil tarihi 12.05.2011 olmakla dava tarihi itibariyle bu markanın ... Sınıftaki hizmetler bakımından kullanmama nedeniyle iptalinin talep edilebileceği bildirilmiştir.
Bilirkişiler ... ..., ..., ...ve ... tarafından düzenlenen 13/01/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacıya ait olduğu belirtilen bahsi geçen “...” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 19.12.2008 tarihinde kayıt olunduğu ve internet sitesinin içerikleri detaylıca incelendiğinde genel olarak “...” adıyla ve ''...'' logosuyla “Tekstil / Giyim” sektörlerine dair faaliyetler ile ilgili internet sitesi olarak kullanıldığı, Davacıya ait olan ilgili internet web sitesinin ''...” adresinde davacı tarafından beyan etmiş olduğu gibi uzun yıllardan bu yana yoğun bir şekilde kullanıp kullanılmadığını tespit edebilmek adına dünyanın en önde gelen web arşiv sistemi üzerinden yapılan inceleme sonucunda ilgili internet sitesinin 2011 yılından bu yana arşiv kayıtlarına ulaşıldığı ve 2011 yılından bu yana davacı tarafından “...” adıyla “...” sektörlerine dair faaliyetler ile ilgili internet sitesi olarak kullanıldığı tespit edildiğini, davalıya ait olduğu belirtilen bahsi geçen “..." internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 03.06.2022 tarihinin kayıt olunduğu ve internet sitesinin içerikleri detaylıca incelendiğinde; genel olarak “...” adıyla ve '' ...'' logosuyla “Restoran / Yeme-İçme" sektörlerine dair faaliyetler ile ilgili internet sitesi olarak kullanıldığını, davalıya ait olan ilgili internet web sitesinin “...” adresinde davalı tarafından ne zamandan bu yana kullanıp kullanılmadığını tespit edebilmek adına dünyanın en önde gelen web arşiv sistemi üzerinden yapılan inceleme sonucunda ilgili internet sitesinin 2023 yılından bu yana arşiv kayıtlarına ulaşıldığı ve davalı tarafından “...” adıyla “Restoran / Yeme-İçme" ile ilgili haberlerin yayınladığı internet sitesi olarak kullanıldığı tespit edildiği, davalı tarafa ait olduğu belirtilen davaya konu “...” isimli İnstagram sosyal medya hesabına ait genel profil sayfası “.../” ve paylaşımlar kontrol edildiğinde; hesap adının “...” olarak belirtildiği, ilgili hesaptan yapılan paylaşımların genel olarak “Restoran / Yeme-İçme” tanıtımlarına ait olduğu ve ilgili hesaptan yapılan ilk paylaşımın “09 Kasım 2022" tarihinde, inceleme tarihindeki en son paylaşımın “03 Ekim 2024” tarihinde olduğu tespit edildiğini, davalı tarafa ait olduğu belirtilen davaya konu “...” isimli ... sosyal medya hesabına ait genel profil sayfası ve paylaşımlar kontrol edildiğinde; hesap adının “...” olarak belirtildiği, ilgili hesaptan yapılan paylaşımların genel olarak “Restoran / Yeme- İçme" tanıtımlarına ait olduğu ve ilgili hesaptan yapılan ilk paylaşımın “10 Şubat 2023" tarihinde, inceleme tarihindeki en son paylaşımın “03 Ekim 2024” tarihinde olduğu tespit edildiğini, ciddi kullanım yönünden mali yönden inceleme neticesinde; Davacı tarafın kullanım sınıflarının .... Sınıf haricinde mevcut olduğu, Davalı tarafın kullanım sınıflarının yeme, içme ve eğlence mekanı (Gıda ve eğlence sektörü) olduğu, ticari belgelerde ''...'' şeklinde marka kullanımı olduğu, tescilli hali ''...'' şeklinde delil sunumu olmadığını, Markasal inceleme neticesinde; ... başvuru numaralı ''...'' görselini haiz “...” ibareli markanın tescilli olduğu ...sınıftla “Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar" emtiaları bakımından bakımından 28.11.2023 - 24.11.2018 arasında davacı/karşı davalı tarafından kullanıldığı, bu emtialar bakımından iptal koşullarının oluşmadığı, Markanın tescilli olduğu diğer emtialar bakımından ise dosya münderecatında markanın bu mal ve hizmetlerde ciddi ve kesintisiz biçimde kullanıldığına ilişkin veriye rastlanılmadığı, davalı tarafından markanın söz konusu mal ve hizmetlerde kullanıldığının ispatlanamadığı, hal böyle iken ...başvuru numaralı markanın ....sınıfta; “Ev tekstil ürünleri (bayraklar, flamalar, mendiller dahil).", ....sınıfta; “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler (Ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri dahil). Büro hizmetleri. Ticari ve sınai ürünler için eksperlik hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.” ve ....sınıfta, “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı (kreş) hizmetleri dahil). Hayvan bakım evleri hizmetleri" mal ve hizmetleri bakımından iptal koşullarının oluştuğu, Davalı/karşı davacıya ait... başvuru numaralı ''...'' ...“...” ibareli markanın tescilli olduğu ....sınıftaki “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri, Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri,” hizmetlerinde davalı/karşı davacı tarafından Türkiye'de inceleme konusu 14.09.2023 - 10.09.2018 tarihleri arasında ciddi ve kesintisiz biçimde kullanıldığına ilişkin veriye rastlanılmadığı, davalı/karşı davacı tarafından markanın tescilli oldukları mal ve hizmetlerde kullanıldığının ispatlanamadığı iptali talep edilen davalı/karşı davacı markasının tescilli olduğu mal ve hizmetler bakımından iptal koşullarının oluştuğu, Davalı adına tescilli olan ve hükümsüzlüğü istenen ... başvuru numaralı “..." ibaresini ihtiva eden markanın SMK m. 6/1, 6/4, 6/5, 6/6, 6/9 hükümler kapsamında hükümsüzlüğü koşulunun oluşmadığı, Davacı/Karşı davalının karşı dava ile hükümsüzlüğü talep edilen ...başvuru numaralı markası tescil edilmemiş olduğundan hükümsüzlüğünün talep edilemeyeceği, Davacı yana ait ...kod numaralı marka İle davalı yanın tespit edilen markasal kullanımları ve kapsadıkları mal ve hizmetlerin benzer olarak nitelenebileceği, dava konusu marka ve kullanımların arasında ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimaline sebebiyet verecek kadar benzerliğin var olduğu, ilgili markasal kullanımların davacı marka hakkına tecavüz teşkil eder nitelikte olduğunun değerlendirilebileceği, davalı yanın eylemlerinin, TTK 54. ve 55 Maddeleri kapsamında haksız rekabet teşkil edip etmeyeceğinin takdirinin mahkememize ait olduğu yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ..., ...,... ve ...'ın 30/05/2025 tarihli bilirkişi raporlarından özetle; Kök raporda sunmuş olduğu görüşlerini tekrar ettiklerini beyan etmişlerdir.
Türk Patent ve Marka Kurumundan marka tescil belgeleri celp edilmiştir.
...ŞTİ adına ... nolu ... ibareli markanın .... Sınıf için 27.10.2010 tarihinde tescil edildiği, ... nolu ... şekil ibareli markanın ... Sınıf için 4.9.2020 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
... nolu ... markasının ise başvuru aşamasında olduğu tescil edilmediği kurum tarafından gönderilen 24.10.2024 tarihli yazı ekindeki belgeler kapsamından anlaşılmıştır.
... ŞTİ adına ... nolu ... ibareli hizmet markasının .... Sınıf için 2.3.2017 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. Ayrıca markanın devir yoluyla davalıya devir edildiği marka devir belgeleri kapsamından anlaşılmıştır.
Toplanan deliller, sunulu deliller, marka tescil belgeleri, bilirkişilerin teknik raporları bir arada incelendiğinde HMK 266 madde kapsamında hukuki değerlendirme mahkememize ait olduğundan yüksek yargı uygulamaları dikkate alınarak asıl ve karşı dava yönünden mahkememizce inceleme yapıldığında;
ASIL DAVADA TANINMIŞLIK, KÖTÜNİYET ,KARIŞTIRMA İDDİALARINA DAYALI HÜKÜMSÜZLÜK İSTEMİNİN İNCELENMESİ
Davacı yan asıl davada, markasının tanınmışlığını ileri sürerek ayrıca davalının tescilinin kötüniyetli olduğunu ileri sürerek hükümsüzlük isteminde bulunmuştur.
SMK m.6/4 hükmüne göre; Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
SMK m.6/4 hükmü bağlamında tanınmış marka koruması için; toplumun her kesimince bilinme gerekli olmayıp, toplumun ilgili kesimindeki bilinilirlik düzeyi dikkate alınacaktır. Toplumun ilgili kesimi; markanın tanındığı iddia edilen ve kaynak ülkede markanın tescilli olduğu ve kullanıldığı sektörü ifade eder. (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, 4.Baskı, İstanbul 2018, s.344-345) Bir markanın Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış marka olarak kabul edilebilmesi için, bu markanın Türkiye'de tanınmış olmasının ya da kullanılmasının gerekip gerekmediği hususu bakımından; Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 13.02.2019 tarih ...Esas... Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, Türkiye’de tescilli olmayan markalara tanınmış marka koruması sağlanabilmesi için, söz konusu markanın, itiraza konu marka başvuru tarihinden önce Türkiye’de ilgili sektörde tanınmış marka olduğunun dosyaya sunulan objektif delillerle ispat edilmesi gerekir. (Aynı yönde Y11HD; 18.09.2019 tarih, ... E ... K; Y11HD; 20.11.2018 tarih, ...E ...K)
SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;
A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,
B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,
C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.
Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.
Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.
Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.
Markanın tanınmış olup olmadığının tespitinde 1997 tarihli WIPO kriterlerinden faydalanılır. TPMK 'de -bağlayıcı olmamakla birlikte- WIPO tarafından ortaya konulan bu kriterleri ayrıntılandırmak suretiyle şu kriterleri getirmiştir. (Paslı, Uluslararıs Antlaşmalar, s.451); "1.Markanın tescilinin ve kullanımının süresi (markanın tarihçesi hakkında ayrıntılı bilgi), 2.Markanın tescilinin ve kullanımının yayıldığı coğrafi alan ve kapsam. (Yurtiçi ve yurtdışı tesciller nelerdir?) 3.Markanın üzerinde kullanıldığı mal ve/veya hizmetin piyasadaki yaygınlığı, pazar payı, yıllık satış miktarı nedir? 4.Markaya ilişkin promosyon çalışmalarının (özellikle de Türkiye'deki promosyon çalışmalarının) özellikleri nelerdir? (Promosyonun süresi, devamlılığı, yayıldığı coğrafî olan, kapsam, promosyona harcanan para, promosyonun niteliği (TV reklamı, yerel gazete ilanı, sadece çocuk sahiplerine yönelik yapılan tanıtım vs.) 5.Reklam niteliğinde olmayan ancak markanın tanıtımına faydalı olabilecek nitelikte faaliyetler var mıdır? (Gazete, dergi, TV vb. medya organlarındaki yayınlar, markalı ürünlerin fuarlarda teşhiri vb.) 6.Markanın tanınmışlığını gösteren bir mahkeme kararı var mıdır veya marka sahibinin markasını koruma yolundaki etkin çabaları nelerdir? (Tanınmışlık kararı dışında, verilmiş mahkeme kararları, hâlen devam etmekte olan marka, haksiz rekabet davaları, itiraz sayıları vb.) 7.Marka ne derece orijinaldir, markanın ayırt edicilik niteliği nedir? 8.Markanın tanınmışlığına ilişkin yapılmış kamuoyu araştırmaları varsa bunların sonuçları. 9.Markanın sahibi firmaya ilişkin özellikler (firmanın büyüklüğü, çalışan sayısı, ödenmiş sermayesi, cirosu, kârı, yurt çapında ve yurtdışında sahip olduğu dağıtım kanalları; şubeleri, bayilikleri, servis ağı, ödediği vergi, ihraç miktarları, piyasasına hâkimiyeti vs.), 10.Marka üzerinde kullanıldığı mal veya hizmetle özdeşleşiyor mu? Marka kelime veya şekil olarak görüldüğü anda refleks olarak belli bir ürünü çağrıştırıyor mu? Marka üzerinde kullanıldığı mal veya hizmetle ilgili olarak belli bir kaliteye veya statüye işaret ediyor mu? 11.Markayı taşıyan ürüne veya marka sahibi firmaya ilişkin olarak alınmış belgeler, ödüller (TSE, TSEK, ISO vb.kalite belgeleri, kalite ödülü, çevre ödülü, mavi bayrak vs.) var mı? 12.Markayı taşıyan ürünlerin dağıtım kanalları ( marka sahibi firmanın kendine ait dağıtım kanallarının dışında) ve söz konusu ürünlerin ithalat ve ihracat olanakları nelerdir? 13.Eğer marka bir satışa konu olmuşsa, marka üzerinde kıymet takdiri yapılmışsa markanın parasal değeri nedir? Markanın parasal değeri, marka sahibinin yıllık bilançosunda gösterilmiş midir? 14.Marka tescillerinin kapsadığı mal ve/veya hizmet portföyünün genişliği nedir? (Ömek: sedece "gazozlar" için tescilli bir marka ile, tüm elektronik eşyaları iine alan bir tescil.), 15.Marka halk nezdinde tanınan bir marka ise bu tanınmışlık düzeyini ne kadar süredir korumaktadır? 16.Markanın tanınmışlığından ötürü, bu niteliğine yönelik tecavüz fiilleri var mıdır? Marka üçüncü kişilerce taklit ediliyor mu? (Markaya benzer başvuruların yoğunluğu, markanın piyasada haksız yere üçüncü kişilerce kullanılıp kullanılmadığı vs.). Marka üçüncü kişilerce kullanılmakta ise bu kullanım, şekil ve üzerinde yayıldığı coğrafi ve ticari olan itibariyle tanınmış marka sahibine zarar veriyor mu? 17.Marka, üzerinde kullanıldığı mal veya hizmetin niteliği itibariyle (Örnek: araba markası ile çiklet markası) veya potansiyel ve fiili kullanıcı kitlesinin niteliği itibariyle (doktorlara yönelik bir ürün ile çocuklara yönelik bir ürün markası) tecavüze açık mı, değil mi? 18.Yukarıda sayılanların ispatına yönelik olan veya bir markanın tanınmış olduğunun ispatına yönelik her türlü belge."
Tanınmışlığın tespitinde, marka sahibi tarafından yaptırılan promosyon ve tanıtım malzemeleri yanında ulusal basında veya gazetelerde markanın tanınmışlığını ortaya koyan reklam ve haberler de dikkate alınır. Bunun yanında yaygın kullanım alanı, toplum nazarındaki tanınmışlıkta dikkate alınır. Bir markanın tanınmış marka olarak belirlenmesinde, markanın toplumun ilgili kesiminde sahip olduğu yüksek bilinirlik düzeyi dikkate alınması gereken kriterlerden biridir.
Somut olayda ise davacı yanın sunduğu deliller kapsamına göre tanınmış marka iddiasının yerinde olmadığı , tanınmışlığın ispatına yönelik yüksek yargı uygularında işaret edilen delilleri sunmadığı, iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı anlaşıldığından, bu iddiaya dayalı hükümsüzlük istemi yerinde görülmemiştir.
Davacı, davalı şirketin kötüniyetli olduğunu ileri sürerek de SMK 6/9 madde kapsamında hükümsüzlük isteminde bulunmuştur.
SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötüniyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez.
Somut dava dosyasında davacı yanca davalının tescilde kötüniyetli olduğu hususu ispat edilemediğinden bu yöndeki hükümsüzlük isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
GERÇEK HAK SAHİPLİĞİNE DAYALI VE KARIŞTIRMA İHTİMALİ İDDİASINA DAYALI HÜKÜMSÜZLÜK İSTEMİNİN İNCELENMESİ
6769 sayılı SMK'nın 4/1 maddesi uyarınca Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir.
Kanunun “Marka tescilinde mutlak ret nedenleri” başlıklı 5. Maddesine göre mutlak red nedeni olarak tescili yasaklanmış işaretlerin ayırt etme gücüne sahip olmamaları veya herkesin kullanımına açık olmaları sebebiyle kamu menfaati gözetilerek tescil edilmeleri mümkün değildir.
Kanunun “Marka tescilinde nispi ret nedenleri” başlıklı 6. Maddesine göre; "1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. 2)Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. 3)Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. 4)Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. 5)Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmıştık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." hükümlerine amirdir.
6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun Hükümsüzlük Hâlleri Ve Hükümsüzlük Talebi Başlıklı 25. Maddesi; "1)5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.2)Menfaati olanlar. Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir. 3)Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez. 4)Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz. 5)Hükümsüzlük halleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir. Marka örneğini değiştirecek biçimde hükümsüzlük kararı verilemez. 6)Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez. 7)6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar. ” hükümlerine amirdir.
Gerçek Hak Sahipliği İddiası
Gerek mülga KHK gerekse 6769 sayılı SMK ile marka hukukumuzda tescil ilkesi kabul edilmiştir. Ancak tescil ilkesi kabul edilmesine rağmen sistemimiz getirilen istisnalar nedeniyle kullanma sistemine daha yakındır. Yargıtay da yerleşik uygulamasında gerçek hak sahipliği kuralını benimsemiş ve markayı ilk defa kullanıp ona ayırt edicilik kazandıranı gerçek hak sahibi olarak adlandırmıştır. Ancak bir kimsenin bir markayı sadece ilk defa kullanmaya başlaması ile o marka üzerinde önceye dayalı hak sahibi olduğu kabul edilemez.
Tescil edilmemiş markaya SMK ile koruma sağlanmasının sebebi sadece tescilsiz marka sahibinin markayı ilk kez kullanmaya başlaması değildir. Aksine markanın kullanımını haklı kılacak daha temel ve önemli bir sebep bulunmalıdır. Bu da markanın belli bir yer, bölge ve piyasada bilinir hale gelmesidir.
Doktrinde marufiyet kuralı olarak isimlendirilen bu şart hem Türk Patent ve Marka Kurumu uygulamasında hem de Yargıtay içtihatlarında kabul edilmiş ve tescilsiz marka sahibinin kendisinden sonra yapılan tescilleri engelleyebilmesi veya hükümsüzlük davası açarak haksız yapılmış tescilleri ortadan kaldırabilmesi için tescilsiz markanın yoğun kullanımının kanıtlanması gerekmektedir.
Markayı tescil ettirmeden ilk defa kullanan ve maruf hale getiren kişinin "gerçek hak sahipliğine" dayalı olarak SMK'nın 6.maddesi hükmünden yararlanarak aynı markanın aynı tür mal ve hizmet için bir başka kişi adına tesciline itiraz edebilmesi veya hükümsüzlük davası açabilmesi için; 1.Davacıya ait markanın ayırt edicilik kazanmış olması, 2.Markanın, itiraz eden veya dava açan tarafından diğer haksız başvuru/tescil yaptığı iddia edilen kişinin başvurusundan önceki bir tarihten beri kullanılmakta olması, 3.İtiraz sahibinin veya hükümsüzlük davası açanın üzerinde önceden kullanmaya dayalı hak sahibi olduğunu iddia ettiği ibare ile tescil başvurusu yapılan veya hükümsüzlüğü talep edilen markanın aynı veya benzer olması gerekmektedir.
Yargıtay 11. HD. ... esas,... karar sayılı ve 06/07/1998 tarihli kararında, "İsviçre-Türk markalar hukuku, marka üzernideki hakkın iktisabı ve korunması ile ilgili olarak üç önemli ilkeye dayanır. Marka üzerindeki öncelik hakkı, o markayı, ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişiye aittir. Buna 'gerçek hak sahibi' denilir ve bu tescil açıklayıcı etkiye sahiptir. Buna mukabil bir markayı ihdas etmeksizin seçip tescil ettiren kimsenin bu tescili kurucu etkiye sahiptir. Ancak, bu tescil sadece hak sahibine başlangıçta şarta bağlı bir hak sağlayabilir. Gerçek hak sahibinin dava açıp bu markayı tescil ettireceği tarihe kadar kurucu etkiye sahipliği devam eder. Çünkü, hakiki, gerçek hak sahipliği ikinci bir bağımsız ve münferit mülkiyete hak vermez. Markanın hakiki hak sahibi markasının aynısını veya tefrik edilemeyecek benzerini, her nasılsa marka olarak tescil ettiren kimsenin, sonradan tescil edilmiş markanın terkinin istenebileceği kabul edilmektedir." şeklinde karar verilmiştir.
Somut dava dosyasında asıl davada davacı ... markası üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, davalı kullanımlarının ihlal teşkil ettiğini ileri sürmekte, karşı davada ise davacı yan davacının markasını .... Sınıf da kullanmadığını, kullanmadığı bir alanda hak iddia edilmesinin mümkün olmadığını, kullanama defi ile birlikte davacı markalarının iptali ve hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de TÜRKPATENT tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre TÜRKPATENT tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
6769 sayılı SMK m.19/2 madd düzenlemesine göre; 6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir.
Somut olayda da davacı –karşı davalı davacının ...sınıf yönünden ticari bir faaliyeti olmadığını ileri sürmüş, marka hakkına tecavüz şartlarının ve karıştırma ihtimali bulunmadığından bu sebeple hükümsüzlük şartlarının da bulunmadığını bildirmiştir. Bilirkişilerce de gerek kullanmama def-i yönünden gerekse kullanmamaya dayalı iptal şartları yönünden tarafların sunduğu deliller ve mali kayıtlar üzerinde bilirkişilerce inceleme yapılmıştır.
Toplanan delillere göre her iki tarafın markasındaki esaslı unsurun ... ibaresi olduğu anlaşılmaktadır.
Ciddi kullanım yönünden bilirkişilerce yapılan incelemede; asıl davacı tarafın kullanım sınıflarının .... Sınıf haricinde mevcut olduğu, Davalı tarafın kullanım sınıflarının yeme, içme ve eğlence mekanı (Gıda ve eğlence sektörü) olduğu, ticari belgelerdeki kullanımın ise ''...'' şeklinde marka kullanımı olduğu, davalının markasının kurumda tescilli halinin ... no ile ''...'' şeklinde olduğu, davalının kullanımlarının ... olduğu, dolayısıyla asıl davada davacının karıştırma ihtimalinin varlığını ileri sürebilmesi ve marka hakkının tecevüze uğraması için davalı ile aynı sektörde faaliyet göstermesinin gerektiği ancak asıl davada davacının 43. Sınıfta ticari bir faaliyetinin bulunmadığı dolayısıyla marka hakkına tecavüz iddialarının dinlenemeyeceği anlaşılmıştır.
.. başvuru numaralı ''...'' görselini haiz “ruaistanbul” ibareli markanın tescilli olduğu ....sınıftla “Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar" emtiaları bakımından bakımından 28.11.2023 - 24.11.2018 arasında davacı/karşı davalı tarafından kullanıldığı, bu emtialar bakımından iptal koşullarının oluşmadığı, tescil kapsamındaki diğer mal ve hizmetlerde ciddi ve kesintisiz biçimde kullanıldığına ilişkin delil bulunmadığı, davalı tarafından markanın söz konusu mal ve hizmetlerde kullanıldığının ispatlanamadığı, bu kapsamda ... başvuru numaralı markanın ...sınıfta; “Ev tekstil ürünleri (bayraklar, flamalar, mendiller dahil).", ...sınıfta; “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler (Ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri dahil). Büro hizmetleri. Ticari ve sınai ürünler için eksperlik hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.” ve ....sınıfta, “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı (kreş) hizmetleri dahil). Hayvan bakım evleri hizmetleri" mal ve hizmetleri bakımından iptal koşullarının oluştuğu, Davalı/karşı davacıya ait ... başvuru numaralı ''...'' ... “...” ibareli markanın tescilli olduğu ....sınıftaki “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri, Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri,” hizmetlerinde davalı/karşı davacı tarafından Türkiye'de inceleme konusu 14.09.2023 - 10.09.2018 tarihleri arasında ciddi ve kesintisiz biçimde kullanıldığına ilişkin veriye rastlanılmadığı, davalı/karşı davacı tarafından markanın tescilli oldukları mal ve hizmetlerde kullanıldığının ispatlanamadığı iptali talep edilen davalı/karşı davacı markasının tescilli olduğu mal ve hizmetler bakımından iptal koşullarının oluştuğu, Davalı adına tescilli olan ve hükümsüzlüğü istenen ...başvuru numaralı “..." ibaresini ihtiva eden markanın SMK m. 6/1, 6/4, 6/5, 6/6, 6/9 hükümler kapsamında hükümsüzlük koşulunun oluşmadığı anlaşılmıştır.
Markaya Tecavüz iddiası yönünden;
6769 sayılı Kanunun 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmıştır. Bunlar Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleridir.
İlgili Kanunun 7 inci maddesi; "Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ite aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle betik tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci /fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. " hükümlerine amirdir.
Kanunun 149.maddesinde "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
SMK m. 29/1-a atfıyla uygulanacak olan SMK m, 7/2- b'ye göre tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tesdili markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, marka hakkına tecavüz niteliği taşıyacaktır.
Mutlak hak niteliğini taşıyan markanın, marka sahibinin izni olmaksızın bir başkası tarafından kullanılması yasaklanmış bulunmaktadır. Markanın sahibinden başkası tarafından aynen veya taklit, tağyir, iltibas suretiyle kullanılıp kullanılmadığının saptanmasında her şeyden önce markanın şekil ve anlam itibariyle taşıdığı baskın unsur göz önünde tutulmalıdır. Bu baskın unsurun aynen veya değiştirilerek başkası tarafından kullanılması, haksız olarak kullanımın tespitinde büyük önem taşır. Bir marka ana özellikleri itibariyle başkası tarafından bir hakka dayanmadan kullanıldığında tecavüz unsuru gerçekleşmiş olur (Erdal Noyan, Marka Hukuku, Ankara 2006, s.545). Bir marka hakkına tecavüz teşkil edilebilmesi için, markayla ayniyet taşıyan veya benzer olan işaretin, tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal veya hizmetlerde alıcıların karıştırılmasına sebebiyet verecek şekil ve surette kullanılması gerekir.
Asıl davada davacı marka hakkının ihlal edildiğini, davalı eyleminin haksız rekabete neden olduğunu ileri sürmüşse de; bilirkişi raporundaki görüşlerin hukuki nitelikte olması değerlendirildiğinde mahkememizce oluşan kanaate göre ve sunulu delillere göre asıl davada marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet şartlarının oluşmadığı anlaşılmıştır.
Zira asıl davada davacı yanın .... Sınıf mal ve hizmetlerde ciddi bir kullanımı yoktur. Davalının ise TPMK nezdindeki tescilli markası ... sayılı “..."” markası olup, davalı yan markasını tescil edildiği şekliyle değil ,tescilli olduğu emtia sınıfı ile uyumlu olarak yeme, içme ve eğlence mekanı (Gıda ve eğlence sektörü) alanında ağırlıklı olarak ''...'' , ...” ibareleri ile tescilden farklı olarak kullanmaktadır. Davalının tescilden farklı olarak kullandığı markadaki esas unsur ... olup, tescilli markasındaki esas unsur da ... ibaresidir. Cafe ibaresi markada yapılan işi nitelemekte olup, öte yandan asıl davacının .... Sınıfta bu markayı kullanmadığı tespit edildiğinden dolayısıyla fiilen ticari sahada yani .... Sınıfda asıl davacı tarafından kullanılmayan bir markanın varlığından hareket ile davalı eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete neden olduğu söylenemeyecektir. Bu nedenle bilirkişilerin salt ... tescil numaralı ... markasının varlığından ve bu markanın .... Sınıfta tescilli olmasından hareket ile keza davalının tescilden farklı kullanımda bulunduğundan hareket ile tecavüz değerlendirilmesinde bulunması mahkememizce yerinde görülmemiştir.
Zira asıl davaya yönelik cevap dilekçesinde ve karşı davada davacı 6769 Sayılı SMK' nun 29/2. Maddesi uyarınca asıl davacının .... Sınıf yönünden kullanımının bulunmadığını ileri sürmüş, toplanan delillere göre de asıl davada davacı ... ibaresini .... Sınıf mal ve hizmetlerde ciddi olarak n kullandığını ispat edemediğinden davalı kullanımlarının .... Sınıf mal ve hizmetler yönünden tecavüzden bahsedilemeyeceği gibi haksız rekabetten de söz edilemeyeceği, bu sebeple SMK nun 29/2. Maddesi delaletiyle SMK nun 19/2. Maddesi uyarınca asıl davada ileri sürülen marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, tedbir istemlerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından bu taleplerin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Asıl davada yönünden toplanan delillere göre; davalı adına ...tescil nolu “...” ibareli markanın tescilli olduğu ....sınıf yönünden tescilli olduğu hali ile kullanılmadığı, ''...'' , ...”ibareleri ile kullanıldığı, dolayısıyla ... ibaresi adı altında ciddi olarak kullanımda bulunulmadığına dair sunulu rapor içerikleri gözetilerek; ... Sınıfın “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.” Kapsamında iptal koşullarının oluştuğu gözetilerek markanın KULLANMAMA NEDENİYLE İPTALİNE karar verilmesi gerekmiştir.
Asıl davada davacı aynı zamanda ... tescil nolu “...” ibareli markanın hükümsüzlğünü de talep etmişse de ; hükümsüzlük davası 6 yıl 6 ay sonra açıldığından ancak kötüniyetli tescile dayalı olarak da taleplerde bulunulmuşsa da kötüniyetli tescil dahil olmak üzere, SMK 61/1,6/5,6/6,6/9 maddelerine dayalı hiçbir hükümsüzlük sebebinin somut olayda gerçekleşmediği anlaşıldığından hükümsüzlük isteminin reddine, 6769 Sayılı SMK' nu uyarınca karşı davada davacı asıl davacının ... Sınıf yönünden kullanımının bulunmadığını ileri sürmüş, toplanan delillere göre de asıl davada davacı ... ibaresini .... Sınıf mal ve hizmetlerde ciddi olarak kullandığını ispat edemediğinden davalı kullanımlarının .... Sınıf mal ve hizmetler yönünden tecavüzde oluşturmayacağı bu sebeple SMK nun 29/2. Maddesi delaletiyle SMK nun 19/2. Maddesi uyarınca asıl davada ileri sürülen marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, tedbir istemlerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından bu taleplerin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
KARŞI DAVADA yapılan yargılama ve toplanan deliller kapsamına göre;
Davalı adına tescilli olan ...nolu “rua istanbul” ibareli markanın tescilli olduğu .... sınıfta “Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar” emtiaları bakımından ciddi olarak kullanıldığı, bu emtialar bakımından iptal koşullarının oluşmadığı gözetilerek bu sınıf yönünden iptal isteminin reddine, Ancak ... başvuru numaralı markanın ....sınıfta; “Ev tekstil ürünleri (bayraklar, flamalar, mendiller dahil).”, 35.sınıfta;, “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler(Ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri) , Büro hizmetleri. Ticari ve sınai ürünler için eksperlik hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.” ve ...sınıfta, “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı (kreş) hizmetleri dahil). Hayvan bakım evleri hizmetleri.” mal ve hizmetleri bakımından iptal koşullarının oluştuğu gözetilerek markanın kısmı olarak KULLANMAMA NEDENİYLE İPTALİNE, Kararın kesinleşmesini mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere Türk Patent ve Marka Kurumuna gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
...nolu markanın hükümsüzlüğü talep edilmişse de, hükümsüzlük isteminin koşulları oluşmadığından hükümsüzlük isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir..
... nolu markanın hükümsüzlüğü talep edilmişse de; dava açıldığı tarihte bu marka tescile bağlanmadığından , mevsimsiz açılan dava nedeniyle bu markanın hükümsüzlük isteminin reddine,( Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... E.... K.,...E... K., ...E.... K. ve ... E...K. sayılı ilamlarında da açıklandığı üzere dava tarihi itibariyle tescilli olmayan bir markanın hükümsüzlüğü için dava açılması mümkün olmayıp, henüz tescilli olmayan bir markanın hükümsüzlüğü için açılan davanın, erken açılması gerekçesiyle reddi gerekmektedir. Yargılama sırasında hükümsüzlüğü istenen markanın tescil edilmesinin dahi sonuca etkisi olmayacağı bilinmektedir) karar verilerek yukarda açıklanan genel gerekçe kapsamına göre aşağıda gösterilen şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarda açıklanan gerekçe kapsamına göre;
I-ASIL DAVADA:
1- ... tescil nolu “...” ibareli markanın tescilli olduğu ...sınıftaki “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.” Kapsamında iptal koşullarının oluştuğu gözetilerek markanın KULLANMAMA NEDENİYLE İPTALİNE, Kararın kesinleşmesini mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere Türk Patent ve Marka Kurumuna gönderilmesine
2-...tescil nolu “...” ibareli markanın hükümsüzlük isteminin koşulları oluşmadığından keza dava hükümsüzlük davası 6 yıl 6 ay sonra açıldığından ancak kötüniyetli tescile dayalı olarak da taleplerde bulunulmuşsa da hiçbir hükümsüzlük sebebinin somut olayda gerçekleşmediği anlaşıldığından hükümsüzlük isteminin reddine,
3-Marka hakkına tecavüzün tespiti ile erişimin engellenmesi isteminin, ihtiyadi tedbir istemlerinin reddine,
4-615,40-TL ilam harcının 269,85-TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Marka hakkına tecevüz ve haksız rekabetin tespiti istemlerinin reddi nedeniyle, karar tarihindeki Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Kullanmama nedeniyle iptal isteminin kabul edilmesi nedeniyle karar tarihindeki Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7- hükümsüzlük isteminin red edilmesi nedeniyle karar tarihindeki Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
9-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
10-Davalı tarafından yapılan 6.000,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
II-KARŞI DAVADA:
KARŞI DAVANIN KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE
1-Davalı adına tescilli olan ... nolu “...” ibareli markanın tescilli olduğu .... sınıfta “Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar” emtiaları bakımından ciddi olarak kullanıldığı, bu emtialar bakımından iptal koşullarının oluşmadığı gözetilerek bu sınıf yönünden iptal isteminin reddine,
Ancak ...başvuru numaralı markanın ....sınıfta; “Ev tekstil ürünleri (bayraklar, flamalar, mendiller dahil).”, ....sınıfta;, “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler(Ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri) , Büro hizmetleri. Ticari ve sınai ürünler için eksperlik hizmetleri.
Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.” ve ....sınıfta, “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı (kreş) hizmetleri dahil). Hayvan bakım evleri hizmetleri.” mal ve hizmetleri bakımından iptal koşullarının oluştuğu gözetilerek markanın kısmı olarak KULLANMAMA NEDENİYLE İPTALİNE, Kararın kesinleşmesini mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere Türk Patent ve Marka Kurumuna gönderilmesine
2-... nolu markanın hükümsüzlük isteminin koşulları oluşmadığından ancak dava terditli olarak açıldığından ancak hükümsüzlük istemi de talep edildiğinden hükümsüzlük isteminin reddine,
3-... nolu markanın hükümsüzlüğü talep edilmişse de; dava açıldığı tarihte bu marka tescile bağlanmadığından , mevsimsiz açılan dava nedeniyle bu markanın hükümsüzlük isteminin reddine,( Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2010/10029 E....K., ...E....K., ... E....K. ve ... E.... K. sayılı ilamlarında da açıklandığı üzere dava tarihi itibariyle tescilli olmayan bir markanın hükümsüzlüğü için dava açılması mümkün olmayıp, henüz tescilli olmayan bir markanın hükümsüzlüğü için açılan davanın, erken açılması gerekçesiyle reddi gerekmektedir. Yargılama sırasında hükümsüzlüğü istenen markanın tescil edilmesinin dahi sonuca etkisi olmayacağı bilinmektedir)
- Kullanmama nedeniyle iptal isteminin kısmen kabul edilmesi nedeniyle karar tarihindeki Avukatlık ücret tarifesi uyarıca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
- hükümsüzlük isteminin red edilmesi nedeniyle karar tarihindeki Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
- Kullanmama nedeniyle iptal isteminin kısmen red edilmesi nedeniyle karar tarihindeki Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
Dair karar davacı-karşı davalı ve davalı-karşı davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA içerisinde İstanbul bölge adliye mahkemesi nezdinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. 23/09/2025
Katip
¸
Hakim
¸