T.C.
İSTANBUL
1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/122 Esas
KARAR NO : 2025/210
DAVA : Marka hakkına tecavüz ,haksız rekabetin tespiti, markanın hükümsüzlüğü ve iptali
DAVA TARİHİ : 09/05/2023
KARAR TARİHİ : 23/09/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan asıl ve birleşen davanın yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı şirketin Türkiye'nin her yerinde gümrükleme, taşımacılık ve depolama hizmeti vermekte olup müşterilerinin çeşitli alanlardaki ihtiyaçlarını büyük bir özveriyle karşılamakta olduğunu, deneyimli kadrosu ve hızlı servisi ile uluslararası nakliye şirketlerinin depolama ithalat, ihracat taşımaları ve gümrükleme işlemlerini gerçekleştirdiğini, TÜRKPATENT nezdinde tescilli ... esas unsurlu markaların bulunduğunu ,markalarının tanınmış marka olduğunu, Öncelikli olarak müvekkilinin tek ve gerçek hak sahibi olduğu, tanınmış “...” esas unsurlu markaları ile aynı/ayırt edilemeyecek surette benzer ve kötü niyet mahsulü davalı ... Şirketi'ne ait tescilsiz olarak kullandığı ... / ... / ... / ... markaları ve benzerleri üzerindeki kullanımlarının, davalının “...” adresinde davalıya tebligat yapılmaksızın yerinde tespit yapılarak keza davalıya ait ... alan adı üzerinde söz konusu marka kullanımlarının tespitinin yapılmasına; davalı ... ŞİRKETİ'ne ait tescilsiz ... esas unsurlu markaları ve benzerleri üzerindeki kullanımlarının, davalının “..." ve “..." adreslerinde davalıya tebligat yapılmaksızın bilirkişi atamak suretiyle yerinde tespit yapılması, her iki davalının eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, eylemlerinin durdurulması, önlenmesi, markaların 3.kişilere devrinin önlenmesi ile aykırı kullanımların tedbiren önlenmesine, davacının gerçek hak sahibi olduğu tanınmış ... sınıflarda tescilli ... esas unsurlu önceki tarihli markaları ile aynı/ayırt edilemeyecek surette benzer ve davacı markalarından kopyalanmak suretiyle oluşturulmuş kötü niyet mahsulü, davalı ... Şirketi'ne ait ... sayılı “...” ile ... “...” markalarının SMK 6/1,6/5, 6/6 ve 6/9 uyarınca hükümsüzlüğüne, ...sayılı markanın ise kullanılmama nedeniyle iptali ve TürkPatent sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil Şirketin ... 1993 yılında Başladığı Ticaret Hayatında 30 Yılı Aşkın Süredir aktif bir şekilde faaliyet göstermekte olduğunu, “...” kelimesini içeren tescilli markaları bulunduğu gibi 1993 yılından günümüze kadarda ticaret unvanı kullanıldığını, davalı Şirket'in “...” Unsurlu Markaları Yönünden eskiye dayalı kesintisiz bir kullanımı ve müktesep hakkı bulunduğunu, Müvekkili Şirket ...’in 1993 tarihinde ilk olarak “...” unvanlı şahıs şirketi olarak kurulduğunu, otomotiv sektöründe ticari faaliyetlerini yürütürken önce aynı pay sahipleri tarafından 1997 yılında limited şirket olarak “... Ticaret Ltd. Şti.” Kurulduğunu, iş hacminin ve sektörde tanınırlığının artması neticesinde yine aynı pay sahipleri tarafından 2002 yılında “... Sanayi ve Ticaret A.Ş olarak kurulduğunu, 1993'ten beri sürdürülen ticari faaliyete, 1997 yılında limited şirket, 2002 yılında ise anonim şirket kurulmak suretiyle devam edildiğini, “...”ibaresinin davalı tarafından hem ticaret unvanlarında hem de tescil talebine konu emtia sınıflarında marka olarak kesintisiz bir şekilde kullanıldığını, ticaret sicili kayıtlarından tespit edileceği davacının 12.04.2017 tarihinde yeni kurulmuş bir şirket olduğunu, ilk marka başvurusunun tarihinin ise 02.05.2019 olarak görünmekte olduğunu, davacı yanın tanınmışlık iddiasının yerinde olmadığını, Müvekkili ... 1985 tarihinden, ... ise 1993 tarihinden bu yana ticaret siciline kayıtlı olarak kesintisiz bir şekilde ticari hayatta faaliyet gösterdiğini, Davacı Şirket sicile tescil edilmeden ve ticari hayata atılmadan uzun zaman önce ... ibaresini davalıların kullanmaya başladığını ve müvekkili ile sektörde tanınır hâle geldiğini, Müvekkil Şirket'in ... Sınıf yönünden kendi markaları mevcut iken davacı Şirket'in daha sonraki tarihte fiilen faaliyet dahi göstermediği sınıflarda tescil ettirdiği markalarının taklit edildiği iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Müvekkili ... kendi adına tescilli “....” markasını aktif bir şekilde kullanmakta olup , kuruluş tarihinden bu yana otelcilik sektöründe faaliyet gösteren ve tüketici nezdinde bu alanda tanınmış olduğunu, davacı Şirket gümrük ve lojistik sektöründe iştigal ettiğini, Davacı Şirket'in otel sektöründe herhangi bir ticari faaliyet dahi göstermediğini, tüm hükümsüzlük, haksız rekabet, marka tecavüzü nedeniyle kullanımların tespiti, men'i ve ref'i, kullanmama nedeniyle iptal ve ihtiyati tedbir taleplerinin 18.06.2023 tarihli bilirkişi raporunda yer verilen somut tespitler doğrultusunda reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
BİRLEŞEN İST.1.FSHHM 2023/248 ESAS SAYILI DOSYASI’NDA;
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı ... ve ... ve ...'in “...” ibareli markaları üzerinde eskiye dayalı üstün ve öncelikli hak sahipliğinin bulunduğunu ve bu markaları 30 yılı aşkındır kullandığını, davalı yana ait ... sayılı “...”, ...sayılı “...”,... sayılı “...", ... sayılı “....”, ... sayılı “...”,... sayılı “...” markalarının SMK 6/1 , SMK 6/5 ve 6/6 kapsamında hükümsüzlüğüne karar verilmesini, TTK 52 kapsamında davalının ticaret unvanının terkin edilmesini, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, Davalı Şirket'in “....” kelimesini içeren markalarının iş yerlerinde, herhangi bir fiziki veya internet üzerinde herhangi bir mecrada kullanılmasının, bu markayı taşıyan hizmetleri sunmasının, sağlamasının, ürünleri üretmesinin, satmasının, sağlamasının, elinde bulundurmasının, satışa arz etmesinin, depolanmasının, ithal ya da ihraç etmesini, sair mecralarda tanıtmasının ve bu amaçlarla kullanmasının önlenmesine, tedbir kararı verilmesine, “... sitesine erişimin engellenmesine, her bir davacı için ayrı ayrı 10.000 TL manevi ve HMK m. 107 hükmü uyarınca sonradan artırılmak üzere şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve da va etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili beyan dilekçesinde; Birleşen davada davacının tazminat talepli olarak dava açmış olmasına rağmen arabuluculuk dava şartının sağlanamamış olduğunu, dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirketin ... esas unsurlu markalarının yüksek tanınmışlık statüsüne haiz olduğunu, başvuru aşamasındaki markaların müktesep hakka karine olamayacağını, davacının kötüniyetli olduğunu, sessiz kalma yoluyla davacının hak kaybına uğradığını, 1.FSHHM’nin ... esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını, gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, birleşen davanın haksız olarak ikame edildiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Asıl Dava konusu uyuşmazlığın; Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi , davalılardan ... adına tescilli ... nolu ve ....tescil nolu markaların SMK 6/1,5,6,9. Md kapsamına göre hükümsüzlüğü ,... nolu markanın kullanmama nedeniyle iptali, davalıya ait alan adı üzerinde delil tespiti, tedbir kapsamında açıldığı anlaşılmaktadır.
Birleşen davada dava konusu uyuşmazlığın, Davalı Şirket adına tescilli ..., ..., ..., ..., ...ve ... numaralı markaların hükümsüzlüğü, Davalı Şirket adına tescilli ...numaralı “ ...” başta olmak üzere ... numaralı “...”, ...numaralı “ “...”, ... numaralı “...”, ... numaralı “...”, ...numaralı “....” markalarının 3.kişilere devrinin önlenmesi, Davalının ticaret unvanının terkini, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men ve sonuçlarının ortadan kaldırılması, Davalı Şirket'in “...” kelimesini içeren markalarının iş yerlerinde, herhangi bir fiziki veya internet üzerinde herhangi bir mecrada kullanılmasının, bu markayı taşıyan hizmetleri sunmasının, sağlamasının, ürünleri üretmesinin, satmasının, sağlamasının, elinde bulundurmasının, satışa arz etmesinin, depolanmasının, ithal ya da ihraç etmesini, sair mecralarda tanıtmasının ve bu amaçlarla kullanmasının önlenmesine, Davalı Şirket'e ait işyerinde ,depolarında arama ve el koyma işlemi yapılarak “...” unsuru içerir ve sair şekillerdeki markaların tek başına yahut sair unsurlar ile birlikte kullanıldığı ürünler, ambalajlar, ilan, reklam, broşür, afiş, tabela ve sair her türlü tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evrak ve malzemeye el konulmasına, el konulanların toplanmasına ve tedbiren el konulanların esasa ilişkin hükmün kesinleşmesini müteakip imha edilmesine,“.... sitesine erişimin engellenmesi, her bir davacı için ayrı ayrı 10.000 TL manevi ve HMK m. 107 hükmü uyarınca şimdilik SMK 151/2-b kapsamında 1.000 TL maddi tazminatın ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkin olarak açıldığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, asıl ve birleşen davada dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
İlk bilirkişi heyeti Bilirkişiler ... ve ... tarafından delil tespiti kapsamında düzenlenen 18.06.2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davalıya ait olduğu belirtilen bahsi geçen “...” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 17.04.2002 tarihinin kayıt olunduğu ve internet sitesinin içerikleri detaylıca incelendiğinde genel olarak “... / ...” adıyla “Otelcilik Hizmetleri” ile ilgili internet sitesi olarak kullanıldığı, Davalıya ait olduğu belirtilen bahsi geçen “...” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, alan adının who’s (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 11.04.2003 tarihinin kayıt olunduğu ve internet sitesinin içerikleri detaylıca incelendiğinde genel olarak “...” adıyla “Otomotiv Alım - Satım ve Servis Hizmetleri” ile ilgili internet sitesi olarak kullanıldığı, asıl davada davalı ...ait markaların, tescilli olduğu ... sınıftaki korumasının hukuka uygun olduğu, Davacı ... ile Davalı ... ait ticari iş alanlarının birbirinden farklı olması, hedef tüketici kitlesinin farklı olması, her iki tarafın tüketici çevresinin seçim tercihini oluştururken yüksek özen ve dikkatle hareket edecek olması nedeniyle bu iki tarafa ait markaları ve sunduğu Mal/hizmetleri karıştırma ihtimalinin bulunmadığı, Davacı ... ile Davalı... ticari iş alanlarının birbirinden farklı olması, hedef tüketici kitlesinin farklılığı ve bilinç düzeyinin yüksekliği nedeniyle taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı, Davacı ... ile Davalı ... adına tescilli markaların kendi mal veya hizmet sınıflarını tamamlayacak şekilde seri markası oldukları ve bu iki farklı seri markasının birbirinin seri markası şeklinde algılanmasına sebep olacak şekilde işletmeler arasında idari ve ekonomik bağlantı görünümünün söz konusu olmadığı, Davalı ... ile Davalı ... adına tescilli markalar yönünden eskiye dayalı kullanım ve tescil sebebiyle, tescilli oldukları mal veya hizmet ile benzer mal veya hizmet sınıflarında öncelikli hak sahibi oldukları, Davalı ... adına tescilli ... numaralı ... markasının, bu şirketin kuruluş tarihinden günümüze değin eylemli ve hukuki şekilde mal ve/veya hizmetleri üzerinde kullanıldığı, Davacı ... adına tescilli markaların, ayırt edici unsur olan ... işaretinin zayıf karakterli olması, başka kişiler tarafından da farklı mal ve hizmet sınıflarında tescilinin sağlanması, tanınmış marka olarak tescil talepli başvuruda bulunulmamış olması da dahil, ülke çapında yürütülen bütün ticari işlem ve eylemlerin, davacının kurumsal kimliğinden, sunduğu mal ve hizmetlerden kaynaklandığına ve davacıya işaret ettiğine dair tüketici zihninde doğrudan bir çağırım yarattığı söylenemeyeceği için tanınmış marka iddiasının hukuken kabul edilebilir olmadığı, ... adına tescilli ... markasının ayırt edici unsuru olan ... işaretinin, karakterinin değiştirilmeksizin kullanımının hukuka uygun olduğu görüş ve kanaatine varmışlardır.
İkinci bilirkişi heyeti Bilirkişiler ...,......, ...ve ... tarafından düzenlenen 22.03.2024 tarihli bilirkişi raporlarında özetle; ... nolu “...” markasının ciddi olarak davalıca kullanıldığı, “...” markasının gerçek sahibinin davalılar ... ŞİRKETİ ve ... ŞİRKETİ olduğu, ... / ... / ... / ... şeklinde kullanımların SMK 9/2-a bendi kapsamında ciddi kullanımlar olduğu sonuç ve kanaatine vardıklarını bildirmişlerdir.
İkinci bilirkişi heyetince düzenlenen 07.10.2024 tarihli birinci ek bilirkişi raporlarında özetle; birleşen davada Davalı ... Ltd. Şti.'nin incelenen ticari defterlerinde Marka ayrımına ilişkin Gelir, Gider ve Kar ayrımı kayıtlı bulunmadığını, Davalı ... Şti. 2021 yılında 99.612,75 TL, 2022 yılında 254.224,32 TL ve 2023 yılında 139.623,95 TL net kar elde etmiş olduğunu, Davalı şirketin incelenen ticari defterlerinde ..., ..., ...isimli markaların kayıtlı olarak yer aldığını, Davalı ... Gümrük Müşavirliği Hizmetleri İth. İhr. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin inceleme yapılan son 2 yılı içerisinde elde ettiği net kar 393.848,27 TL olarak hesap edildiğini, Davalı ... Ltd. Şti.'nin incelenen kayıtlarında marka bazında gelir, gider ve kar ayrımı kayıtlı bulunmadığından davalı şirkette inceleme yapılan son 2 yıl içerisinde elde edilen 393.848,27 TL net karın davalı şirkette kayıtlı 4 grup markaya bölündüğünde her bir marka grubu için ortalama 98.462,07 TL (393.848,27 TL / 4 = 98.462,07 ) net kar elde ettiği hesap edildiği yönünde sonuç ve kanaatine varmışlardır.
İkinci bilirkişi heyetinin 04.07.2025 tarihli ikinci ek bilirkişi raporlarında özetle; Tarafların isim hakkına sahip olsalar dahi, herhangi bir yetki belgesi sunmadıklarından, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın belirlediği yetki belgelerine sahip olmamaları neticesinde, lojistik sektöründe faaliyet gösterme sıfatına haiz olmadıkları, Tarafların lojistik sektöründe, sektörün çatı kuruluşlarına ilişkin gerçekleştirilen sorgulamalarda neticesinde de bilinmedikleri, ... Otelcilik'in, Türkiye İhracatçılar Meclisi ile İhracatçı Birliklerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında kanun gereğince gerekli ihracatçı kayıtlarının ... üzerinde bulunduklarının görülmesi neticesinde ihracatçı sıfatına haiz oldukları, ancak ....'in ihracatçı kaydı olmaması nedeni ile ihracatçı olarak değerlendirilemeyeceği, Ticaret Bakanlığı üzerinden gerçekleştirilen sorgulamada, ... markasına ait bir gümrüklü depolama alanı bulunmadığı ve aksini kanıtlar nitelikte bir üyelik belgesi de sunulmadığından, ...'nde de kayıtlarının bulunmadığı, ... markasının otomotiv sektöründe tanındığı, bu durumun dernekler nezdinde gerçekleştirilen sektörel araştırmalar neticesinde, kök rapordaki tanınma durumunun değişmediği, tarafların oto kiralama sektöründe faaliyet göstermedikleri, kök raporda ulaşılan bilgilerde bir değişiklik olmadığı sonuç ve kanaatine varmışlardır.
Türk Patent ve marka kurumundan marka tescil belgeleri, taraflara ait ticari sicil kayıtları, mali kayıtlar celp edilmiştir.
... nolu ... ibareli markanın ... ŞİRKETİ adına ....sınıf için 18.3.2021 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
... nolu ... ibareli markanın ... ŞİRKETİ adına ....sınıf için 18.3.2021 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
... nolu ... ibareli markanın ... ŞİRKETİ adına ....sınıf için 31.7.2015 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
... nolu ... şekil ibareli markanın ... ŞİRKETİ adına ... .sınıf için 2.2.2019 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
... nolu ... şekil ibareli markanın ... ŞİRKETİ adına ...,sınıf için 2.5.2019 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
... nolu ... şekil ibareli markanın ... ŞİRKETİ adına ... Sınıf için 13.6.2020 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
... nolu ... net şekil ibareli markanın ... ŞİRKETİ adına ...,sınıf için 12.10.2020 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
... nolu ... şekil ibareli markanın ... ŞİRKETİ adına ...sınıf için 21.10.2020 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
... nolu ... transit şekil ibareli markanın ... ŞİRKETİ adına... tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
... nolu ... şekil ibareli markanın ... ŞİRKETİ adına ... sınıf için 26.10.2020 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
Ticari sicil kayıtlarının incelenmesinde;
... ŞİRKETİ’nin 9.12.1985 tarihinde otel konaklama faaliyetleri kapsamında kurulduğu anlaşılmıştır.
... ŞİRKETİ’nin 10.9.2002 tarihinde motorlu araçların bakım,imalat ve tamir hizmetleri meslek grubunda tescil edildiği anlaşılmıştır.
... ŞİRKETİ’nin 3.12.2012 tarihinde taşıt kiralama ve ilgili hizmetler grubunda tescil edildiği anlaşılmıştır.
... ŞİRKETİ’nin 7.4.2017 tarihinde kurulduğu ve ticari sicil gazetesi kapsamına göre ithalat,ihracat, gümrükleme, inşaat, gümrük müşavirliği, gıda, lojistik, antrepo ,işletmeciliği, kapsamında faaliyet kolu olarak tescil edildiği anlaşılmıştır.
12 Aralık 1985 tarih 1407 sayılı resmi gazete ilan edildiği üzere Davalı ...6.12.1985 tarihinden itibaren tüketicilere otel konaklama hizmeti sağladığı görülmüştür. Davalı ... ait olduğu belirtilen bahsi geçen “www.grandhotelgulsoy.com”internet web sitesinin 17.04.2002 tarihinin kayıt olunduğu , “... / ...” adıyla “Otelcilik Hizmetleri” ile ilgili internet sitesi olarak kullanıldığı tespit edilmesi nedeniyle .... markasını, tescil ettirmeden önce de aktif bir şekilde kullandığı ilk bilirkişilerin raporları kapsamı ile anlaşılmıştır. Keza 2019/10251 nolu ... şekil ibareli markanın ... ŞİRKETİ adına ... .sınıf için 2.2.2019 tarihinde tescil edildiği kullanımın aynı zamanda markası ile ve faaliyet alını ile uyumlu olduğu anlaşılmıştır.
TANINMIŞ MARKA İDDİALARININ HER İKİ DAVA YÖNÜNDEN İNCELENMESİ
Gerek asıl gerek birleşen davada taraflar markalarının tanınmış marka olduğu iddiasında bulunmuştur. 6769 sayılı SMK'da ve taraf olduğumuz tanınmış markalarla ilgili uluslararası anlaşmalarda tanınmış markanın tanımı ve kriterleri gösterilmemiş, bu husus mahkeme içtihatları ve öğretiye bırakılmıştır. Nitekim Özel Daire ... tarih ve ...s. bir kararında "bir kişi veya teşebbüse sıkı sıkıya bağlı, garanti, kalite, kuvvetli reklam ve yaygın dağıtım içeren, müşteri, akraba, dost ve düşman ayırımı yapılmaksızın, coğrafi sınır, kültür ve yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışımdır" biçiminde bir tanımlama getirmiş ve bu tanıma nazaran da markanın promosyon sonucunda kazanılan herkesçe veya ilgili kesimce bilinme, emtia söylendiğinde o markanın akla gelmesi, ilişkin olduğu sektörde iyi bilinme ve geniş bir dağıtım ağına sahip olma gibi kıstaslara göre markanın tanınmış marka olup olmadığının tespiti cihetine gidilmektedir.
Doktrinde konuyla ilgili yapılan bir başka tanıma göre ise; "Bir ülkenin bir veya birkaç yöresinde tutunma markalar değil, dünya çapında olmasa bile, yurt içi ve yurt dışında ilgili çevrelerce bilinen, Paris Sözleşmesine üye devletlerden birinin yurttaşına veya o ülkelerden birinde yerleşik olan ya da ticari veya sınai işletmeye sahip kişilere ait bulunan markalar" tanınmış markalardır (Bkz. Ünal Tekinalp Fikri Mülkiyet Hukuku, 2012, s. 411).
SMK m.6/5'te yer alan "Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi" ibaresine temel teşkil eden düzenleme Paris Konvansiyonunun 1. mükerrer 6. maddesi hükmüdür. Bu hükümde tanınmış marka kavramına yönelik olarak verilen kriter "herkesçe bilindiği mütalaa edilen" kavramıdır. Antlaşmanın Fransızca metninde markayı ifade etmek "notoirement connue(s)" ifadesi, Almanca metninde ise Türk doktrininde de sıklıkla kullanılan "..." ifadesi kullanılmaktadır. Yine Konvansiyon'un 29/1-(c) hükmünde muhtelif yorumlarda itirazlar olması halinde Fransızca metin kabul edilir denmek suretiyle, Fransızca (ve takiben Almanca) metnin esas alınmasının yanlış olmadığı söylenebilir. Hukukumuzdaki düzenlemeye de temel teşkil eden anılı hükümde yer alan ifadeler ise herkesçe bilindiği gibi anlamına gelmekte olup, tanınırlık kriteri olarak ilgili/ilgisiz herkesi yeni toplumu esas almaktadır. Bu kabulün ise tanınmış markanın bilinirlik eşiğini çok yukarı koyduğu ve maddenin uygulama alanını daralttığı muhakkaktır. Bir diğer uluslararası antlaşma olan Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Antlaşması (TRIPS) ise 16. maddesinde yer alan düzenleme ile tanınmışlık düzeyi (yüksek) marka kavramını gündeme getirmiştir. Bu düzenleme sebebiyle doktrinde ve yargı makamlarında farklı özelliklerine göre ve tanınmıştık derecelerine göre, farklı koruma düzeylerine sahip tanınmış marka çeşitlerinin olduğu öngörüsü egemendir. Ancak tanınmış marka huhuken farklı alt türlere ayrılmamakta, TRİPs Paris Konvansiyonu'ndan bağımsız, ayrı bir tanınmış marka kavramı ile ondan ayrı bir düzen getirmemekte, aksine hükmü tamamlamakta, tanınmış marka kavramının uygulama alanını genişletmektedir. Paris Konvansiyonu ve TRIPS bağlamında tanınmış marka tektir. TRIPS düzenlemesiyle tanınmış markanın herkesçe bilinirlik ölçütünü tüm toplum olmaktan çıkarmıştır. Bu bağlamda markanın ticarete konu yapıldığı ilgili sektörde bilinir olması tanınmış marka olarak kabul görmesinde yeterli olacaktır. İlgili sektörün tespitinde ise markanın kapsadığı ürünlerin hitap ettiği müşteriler yanında, rakip ürün müşterileri, alıcıları, satıcıları ve sektör içindeki ilgili kişiler nezdindeki bilinirlik dikkate alınacaktır.
Tanınmış marka kavramının ne olduğu ortaya koyulduktan sonra, bunun tespitinin nasıl yapılacağı sorusuna cevap vermek gerekecektir.
Markanın tanınmış olup olmadığının tespitinde 1997 tarihli WIPO kriterlerinden faydalanılır. TPMKde bağlayıcı olmamakla birlikte WIPO tarafndan ortaya konulan bu kriterleri ayrıntılandırmak suretiyle şu kriterleri getirmiştir. (Paslı, Uluslararıs Antlaşmalar, s.451); "1.Markanın tescilinin ve kullanımının süresi (markanın tarihçesi hakkında ayrıntılı bilgi), 2.Markanın tescilinin ve kullanımının yayıldığı coğrafi alan ve kapsam. (Yurtiçi ve yurtdışı tesciller nelerdir?) 3.Markanın üzerinde kullanıldığı mal ve/veya hizmetin piyasadaki yaygınlığı, pazar payı, yıllık satış miktarı nedir? 4.Markaya ilişkin promosyon çalışmalarının (özellikle de Türkiye'deki promosyon çalışmalarının) özellikleri nelerdir? (Promosyonun süresi, devamlılığı, yayıldığı coğrafî olan, kapsam, promosyona harcanan para, promosyonun niteliği (TV reklamı, yerel gazete ilanı, sadece çocuk sahiplerine yönelik yapılan tanıtım vs.) 5.Reklam niteliğinde olmayan ancak markanın tanıtımına faydalı olabilecek nitelikte faaliyetler var mıdır? (Gazete, dergi, TV vb. medya organlarındaki yayınlar, markalı ürünlerin fuarlarda teşhiri vb.) 6.Markanın tanınmışlığını gösteren bir mahkeme kararı var mıdır veya marka sahibinin markasını koruma yolundaki etkin çabaları nelerdir? (Tanınmışlık kararı dışında, verilmiş mahkeme kararları, hâlen devam etmekte olan marka, haksiz rekabet davaları, itiraz sayıları vb.) 7.Marka ne derece orijinaldir, markanın ayırt edicilik niteliği nedir? 8.Markanın tanınmışlığına ilişkin yapılmış kamuoyu araştırmaları varsa bunların sonuçları. 9.Markanın sahibi firmaya ilişkin özellikler (firmanın büyüklüğü, çalışan sayısı, ödenmiş sermayesi, cirosu, kârı, yurt çapında ve yurtdışında sahip olduğu dağıtım kanalları; şubeleri, bayilikleri, servis ağı, ödediği vergi, ihraç miktarları, piyasasına hâkimiyeti vs.), 10.Marka üzerinde kullanıldığı mal veya hizmetle özdeşleşiyor mu? Marka kelime veya şekil olarak görüldüğü anda refleks olarak belli bir ürünü çağrıştırıyor mu? Marka üzerinde kullanıldığı mal veya hizmetle ilgili olarak belli bir kaliteye veya statüye işaret ediyor mu? 11.Markayı taşıyan ürüne veya marka sahibi firmaya ilişkin olarak alınmış belgeler, ödüller (TSE, TSEK, ISO vb.kalite belgeleri, kalite ödülü, çevre ödülü, mavi bayrak vs.) var mı? 12.Markayı taşıyan ürünlerin dağıtım kanalları ( marka sahibi firmanın kendine ait dağıtım kanallarının dışında) ve söz konusu ürünlerin ithalat ve ihracat olanakları nelerdir? 13.Eğer marka bir satışa konu olmuşsa, marka üzerinde kıymet takdiri yapılmışsa markanın parasal değeri nedir? Markanın parasal değeri, marka sahibinin yıllık bilançosunda gösterilmiş midir? 14.Marka tescillerinin kapsadığı mal ve/veya hizmet portföyünün genişliği nedir? (Ömek: sedece "gazozlar" için tescilli bir marka ile, tüm elektronik eşyaları içine alan bir tescil.), 15.Marka halk nezdinde tanınan bir marka ise bu tanınmışlık düzeyini ne kadar süredir korumaktadır? 16.Markanın tanınmışlığından ötürü, bu niteliğine yönelik tecavüz fiilleri var mıdır? Marka üçüncü kişilerce taklit ediliyor mu? (Markaya benzer başvuruların yoğunluğu, markanın piyasada haksız yere üçüncü kişilerce kullanılıp kullanılmadığı vs.). Marka üçüncü kişilerce kullanılmakta ise bu kullanım, şekil ve üzerinde yayıldığı coğrafi ve ticari olan itibariyle tanınmış marka sahibine zarar veriyor mu? 17.Marka, üzerinde kullanıldığı mal veya hizmetin niteliği itibariyle (Örnek: araba markası ile çiklet markası) veya potansiyel ve fiili kullanıcı kitlesinin niteliği itibariyle (doktorlara yönelik bir ürün ile çocuklara yönelik bir ürün markası) tecavüze açık mı, değil mi? 18.Yukarıda sayılanların ispatına yönelik olan veya bir markanın tanınmış olduğunun ispatına yönelik her türlü belge."
Tanınmışlığın tespitinde, marka sahibi tarafından yaptırılan promosyon ve tanıtım malzemeleri yanında ulusal basında veya gazetelerde markanın tanınmışlığını ortaya koyan reklam ve haberler de dikkate alınır. Bunun yanında yaygın kullanım alanı, toplum nazarındaki tanınmışlıkta dikkate alınır. Bir markanın tanınmış marka olarak belirlenmesinde, markanın toplumun ilgili kesiminde sahip olduğu yüksek bilinirlik düzeyi dikkate alınması gereken kriterlerden biridir.
Somut olaya dönüldüğünde ise gerek asıl gerekse birleşen davada taraf markalarının tanınmış marka olma için gereken şartları taşımadığı bu nedenle gerek asıl gerek birleşen davada tanınmış marka iddiası kapsamındaki hükümsüzlük taleplerinin dinlenemeyecek olduğu anlaşılmışıtır.
ASIL DAVADA KÖTÜNİYETLİ TESCİL İDDİASININ İNCELENMESİ:
Kötü niyetli marka tescili 556 S. KHK'da bir hükümsüzlük nedeni olarak sayılmamış olmasına rağmen, doktrinde bir kısım yazarlar tarafından bu durum da hükümsüzlük nedeni olarak savunulmuş, nihayet SMK 6/9 maddesinde kötü niyetli tescil bir tescil engeli olarak yasal mevzuattaki yerini almıştır. Yargıtay HGK, 16.07.2008 tarih ve ...E., ... K. Sayılı kararı ile tescilde kötü niyetliliği markanın hükümsüzlüğüne yol açacağı yönünde içtihat oluşturmuştur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de sonradan vermiş olduğu kararlarda bu hususu dikkate almıştır.
Bir markanın kötüniyetle tescil ettirildiğinden söz edebilmek için, o markanın tescil ettirilmesinin altında başkasına ait olduğunu bildiği bir markayı haksız olarak sahiplenme, başkasına ait markanın tanınmışlığından ve itibarından haksız olarak yararlanma, başkasının markasının piyasaya girmesini engelleme, tescil ettirilen markayı gelecekte gerçek hak sahibine markadan doğan hakları kullanmakla tehdit ederek satma amacı gibi dürüstlük kuralı (MK m d. 2) ile bağdaşmayan kanıtlanabilir niyetlerin yatması gerekir.
Yine bu konuda Yargıtay HGK ... E., ... K sayılı 15.04.2015 tarihli emsal kararlarında, “...556 sayılı KHK'nın 35/l.maddesi uyarınca tescil başvurusu sırasında kötü niyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de KHK'nın amacına uygundur. Çünkü, KHK'nîn 35/1. Ve 42/l-(a) maddelerindeki düzenlemelerde, esasen MK'nun 2.maddesinin özel bir uygulamasından ibarettir. Marka Hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil nedeniyle sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli tescil olarak kabul edilmektedir. Somut olay bakımından asıl davada davacı yanca davalı markasının kötüniyetli tescil sebebi ile hükümsüz kılınması talep edilmişse de davacı tarafından bu olgunun ispat edilmediği, öte yandan gerek unvan tescili gerekse ilk marka kullanımının asıl dava davacısı tarafından değil davalı tarafından gerçekleştirilmiş olması, dolayısıyla davacı yanın hükümsüzlük davasında ileri sürdüğü kötüniyet olgusunu ispat edemediği ve buna dayalı hükümsüzlük isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
ASIL DAVADA KARIŞTIRMA İHTİMALİ, MARKANIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ, İPTAL VE TECAVÜZ İDDİALARININ İNCELENMESİ
Karıştırma ihtimali ortalama tüketicilerin her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Başka bir anlatım ile halkın söz konusu mal ve hizmetleri aynı ya da bağlantılı işletmelerden geldiğini düşünme tehlikesidir. Hem markanın hem de mal veya hizmetlerin aynı olması durumunda karıştırma ihtimali daha güçlüdür. Karıştırma ihtimalinden söz edilebilmesi için öncelikle tescil başvurusuna konu veya tescil edilmiş marka ile daha önce tescil edilmiş ve tescil başvurusu yapılmış markanın kapsadığı hizmetlerin aynı ya da benzer olması gerekmektedir. Eğer bu mal ve hizmetler aynı ya da benzer ise bu kez markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenecektir. Karıştırma ihtimali hem marka, hemde sınıf bakımından benzerlik gerektirdiğinden iki markanın tescil edildikleri, tescil başvurusunda bulunulduğu ya da kullanıldığı mal ve sınıfların ne kadar birbirine benzer ise karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmaması için markaların da o oranda birbirinden farklı olması gerekecektir. Markalar arasında sözcük, harf karakteri, şekil, grafik gibi renk unsurlarında hiçbir fark yok ise markalar arasında ayniyetten söz edilir. Eğer bu unsurlardan birinde küçük fark var ise benzer markalardan söz edilir. Markalar arasında karıştırma ihtimali incelenirken her bir unsura göre değil bir bütün olarak iki markanın bıraktığı genel global izlenimin markanın bütünüyle bıraktığı etki dikkate alınır.
AB Adalet Mahkemesi (CJEU ) uygulamalarında karıştırma ihtimalinin belirlenmesinde bir takım ilkeler mevcuttur. Uygulamalara göre karıştırma ihtimali ilgili tüm faktörler dikkate alınmak suretiyle marka veya işaretler birer bütün olarak değerlendirilmeli bu değerlendirme yapılırken uyuşmazlık konusu mal veya hizmetin talep edebilecek durumdaki ortalama tüketici gözü ile bakılmalı ortalama tüketicinin detayları incelemeden markayı bir bütün olarak algılayacağı gözönünde bulundurulmalı markadaki ayırt edici ve egemen unsurların bıraktığı genel intibaya göre görsel ve işitsel ve kavramsal anlamda karıştırma ihtimali bulunup bulunmadığı tartışılmalıdır.
Markalar arasında daha az derecedeki benzerlik mal veya hizmetler arasında daha çok benzerlik ile dengelenebilir. Bunun tersi de mümkündür. Ayrıca eğer önceki markanın ayırt ediciliği kendiliğinden çok yüksek ise veya kullanım sonucunda yüksek ayırt edicilik sağlanmış ise karıştırılma ihtimali de çok yüksek olacaktır. Salt çağrıştırma ihtimalinin varlığı karıştırma ihtimalini de mevcut olduğunun kabulü için yeterli değildir. Önceki markanın tanınmışlığı da tek başına karıştırılma ihtimalinin varlığı için yeterli değildir. Eğer her iki marka arasında çağrıştırma ,tüketicide bu markayı taşıyan ürünlerin aynı ya da ekonomik olarak bağlantılı işletmelerden kaynaklandığı yolunda bir kanaate yol açacak nitelikte ise, bu durumda karıştırma ihtimalinin bulunduğu düşünülmelidir. Markalar arasında görsel , işitsel,kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı her iki markanın asli ve tali unsurları ile birlikte bütünü itibariyle bıraktığı izlenimler bakımından benzerlik olup olmadığı çağrıştırma söz konusu olup olmadığı, markaların ait oldukları mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kitlesinin eğitim ve toplumsal durumu, markaların tescilli oldukları malın ya da hizmetin değeri , buna bağlı olarak alıcının mal almaya gittiğinde harcadığı zaman kriterleri dikkate alınarak ortalama düzeydeki tüketici gözü ile karıştırma ihtimali mevcut olup olmadığı tespit edilecektir.
Bu kapsamda; ... ait ..., ..., ... ibareleri ile ...…firmasına ait ... şekil, ... , ... şekil , ..., ... şekil ibareli markaların karşılaştırılmasında;
Taraf markalarına dair öncelikle ayniyet incelemesi yapıldığında, markaların bütününün kavramsal açıdan birebir aynı sözcük, karakter, yazı tipini taşımamaları nedeniyle aynı olmadıkları , Her iki tarafın markalarının esas ve ayırt edici işaretinin ... ibaresi olduğu, yanlarına eklenen unsurların tarafların ticari faaliyetini tanımlayamaya yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan ilk alınan raporda ... markasının, bir markaya diğer markalardan daha fazla ayırt edici nitelik kazandırmayan türde zayıf bir işaret olduğu da belirtilmiştir. Nitekim ilk raporda dava dışı firmalar adına tescilli ... ibareli birden çok marka tescili olduğu hususu tespit edilmiştir.
12.04.2017 tarihinde kurulmuş olan davacı ... esas ticari faaliyetinin İthalat İhracat, Gümrükleme, İnşaat, Gümrük Müşavirliği, Gıda, Lojistik ve Antrepo İşletmeciliği, Unlu mamüller alanında olduğu, sıfır veya 2. el araç alım-satımına, araç bakım ve servisi mahiyetinde ticari faaliyetinin olmadığı hususu da bilirkişilerce tespit olunmuştur.
Davalı ... devam eden ticari faaliyetinin esas konusunun sıfır ve 2. el araç alım satımı, araç bakım ve servis hizmeti, ithalatı ve ihracatı, kiraya verilmesi ve kiralanması hizmeti, acenteliği, distribütörlüğü olduğu hususu bilirkişilerce tespit edilmiş olup, Davalı ...'in ticari faaliyeti ile tescil ettirmiş olduğu 39 sınıfa ait ticari faaliyetlerin uyumlu olduğu anlaşılmıştır.
Davacı ... ticari faaliyetine muhatap İlgili tüketici kesiminin, kendisine sunulan hizmetin ticari önemi en üst seviyede araştırma yaparak tercihini oluşturması beklenen bir sektördür. Çünkü sunulan mal ve hizmetlerin muhattabı davacı gibi tacir sıfatına haiz veya tercihini oluştururken hassas hareket edecek ve araştırmasını yaparak hemen karar vermeyecek gerçek ve tüzel kişilerdir.
Bu sebeple davacı ..., gümrükleme veya lojistik hizmeti almayı planlayan potansiyel Müşteri niteliğindeki hedef tüketici kitlesi, seçimlerinde herkesten daha hassas davranacak ve davalı ...'den gümrük veya lojistik hizmeti almak için talepte bulunmayacaktır. Davalı ... de binek araç alım satım, servis bakım ve bu iş sahasıyla doğrudan bağlantılı ticari alanlarda faaliyetini sürdürürken kendisine muhatap olacak ilgili tüketici kesimi, tacir sıfatına haiz veya tercihini oluştururken hassas hareket edecek gerçek ve tüzel kişilerdendir. Çünkü talep edilen araç, fiyatı ve ait olduğu kalite segmenti nedeniyle satın almayı düşünen tüketici kitlesi için daha fazla piyasaya araştırması yapmayı, rakip firmalarla fiyat-performansı ve araç niteliği karşılaştırması yapmayı zorunlu kılmaktadır. Böylece en üst seviyede bilince sahip tüketici, satın almayı düşündüğü mal veya hizmete erişebilmek için piyasa araştırmasına aktif bir şekilde kendisini dahil edecek ve tercihini belirli bir yönde kullanması şeklinde yönlendirilmeye zorlanmamış olacaktır.
Bu sebeple araç alımı veya servis bakımı hizmeti için talebini ortaya koyan hedef tüketici kitlesi, Davacı ... firmasına salt unvan ve/veya marka benzerliği sebebiyle yönelmeyecektir. Çünkü bu hedef kitle, ne satın almak istediğini bilen (Araç), neyi satın almayacağını bilen (Gümrük, Lojistik,İnşaat, v.s.) bir topluluktur. Yurtdışından ithal mal getiren bir potansiyel müşteri (hedef tüketici kitle), ürünün yurda giriş gümrükleme işlemleri için davacı ... firmasına başvuracak iken, araç satın almak için davalı ... firmasına başvurabilir ve bu iki tarafı karıştırması beklenemez.
Tarafların faaliyet alanlarının farklılığı, tüketici kitlesinin birbirine benzemeyen ihtiyaçları sebebiyle ayrışmasını sağlar. Ticari faaliyetlerinin farklılaşması nedeniyle birbirine rakip olmayan tarafların, yüksek düzeyde seçici niteliğe sahip hedef tüketici grupları da farklıdır. Bu sebeple davacı ... ile davalı ... benzer mal ve/veya hizmet sınıfı içerisinde faaliyet göstermediği ve hedef tüketici için sundukları hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı anlaşıldığından keza “...” internet web sitesinin alan adının 11.04.2003 tarihinden bu yana “...” adıyla “Otomotiv Alım - Satım ve Servis Hizmetleri” ile ilgili internet sitesi olarak kullanılması halinin eskiye dayalı üstün hak sahipliğine işaret ettiği de nazara alındığında davalı ... ait markaların, tescilli olduğu sınıflar ve bu sınıfla bağlantılı sıfır ve 2. el araç alım satım, bakım ve servis hizmetlerinde korunmaya layık olduğu ve bu alanda gerçek hak sahibi olduğu anlaşılmıştır.
Davalı ... ait ... markaları davalının esas ticari faaliyetini tanımlayamaya yönelik ve 39. sınıfta davalı adına tescilli ... markasının serisi niteliğinde araç sektöründe seri marka oluşturma kapsamında ticari faaliyetiyle uyumlu olduğu anlaşılmıştır.
Toplanan delillere göre; her iki tarafın ticari unvanında ... İbaresinin bulunması davalı ... ait markaların SMK 6.madde kapsamında hükümsüzlüğüne gerekçe olamayacağı gibi, asıl davada ileri sürülen gerçek hak sahipliği, tanınmışlık nedeniyle hükümsüzlük ve kötüniyet iddialarının da yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Zira davalı ..., ... markasını .... sınıfta 31.07.2015 tarihinde tescil ettirdiği sabit iken, bu tarihten sonra 7.4.2017 tarihinde tüzel kişilik kazanan davacı ...'e ait ticari unvandan ve markalardan yararlanma ve 3. kişiler nezdinde karıştırılma ihtimali yaratmaya çalıştığı iddiasının yerinde olmadığı, asıl davada davacı yanın gerçek hak sahibi yada üstün hakka sahip olduğunu da ispat edilemediği, asıl davada ileri sürülen tecavüz , hükümsüzlük ve iptal taleplerinin ispat edilemediği anlaşılmıştır. 2002 yılından beri A.Ş. türünde ticari faaliyet yürüten davalı ... tescilli markalarının, 2017 yılında kurulan davacı ...'in talebiyle hükümsüz kılınabilmesi mümkün değildir.
Asıl davada davacı ... markasını hemen hemen tüm sınıflarda tescil ettirmişse de; bütün marka sınıflarında koruma talep etmesi ve ... ile bağlantılı fakat kendi ticari faaliyetinin haricindeki alanlarda tescilli ... işaretli marka tescillerinin kendi markasına seri olacağı iddiası, diğer markaların koruma alanını sınırlayacağından , bu durumunda salt tescilin varlığından hareket ile davacının kendi markalarına sınırsız ve ölçüsüz hakimiyet ile tekel niteliği kazandıracağı hususu da izahtan varestedir. Zira davacının esas ticari faaliyet alanın dışındaki alanlarda hiç faaliyet göstermediği halde kendisine sınai koruma alanı sağlandığından bahisle dürüst ticari tacirlerin ticaretini engelleme çabası MK 2. Maddesine aykırıdır ve bu hukuki durum, ticari işletme/şirket ile markası arasında yaratılmış bağın doğasına da aykırıdır. Zira marka, bir ticari işletmenin mal ve/veya hizmet niteliğindeki faaliyetlerinin sonucunda tüketicinin tercihine yön verir. Tüketici salt marka varlığını nazara alarak tercini oluşturmaz. Markanın sunduğu mal ve /veya hizmetleri karşılaştırarak, araştırma yaparak isteğini ortaya koyar.
... ait markaların hukuki ve fiili varlığı, davacı ... ait markaların seri markası olabileceği şeklinde 3. kişiler için ilişkilendirilme ihtimalini yaratmayacaktır. Davalı ..., dünya çapında tanınmış marka olan ... A.Ş.'nin 13.10.2011 yılından itibaren araç satım, bakım ve onarım ve bunlara ait yedek parçaların satımı hususunda yıldan yıla yetkilendirilmiş bayisi olduğu hususu sunulu deliller ve bilirkişi raporu kapsamından anlaşılmıştır.
Bilirkişi raporunda yapılan incelemeler kapsamında, yerinde yapılan tespitler ve davalının ticari faaliyetine dair, fatura, sipariş emirleri, dikkate alındığında davalı ... ...numaralı ... markasını, ... ve ... markalarını eylemli bir şekilde kullandığı dolayısıyla asıl davada kullanmama nedeniyle iptal şartlarının da oluşmadığı anlaşılmıştır.
Öte yandan bilirkişi raporlarında işaret edildiği üzere, davacı ... ile davalı ... faaliyetlerinin ve hedef tüketicilerin farklı olması nedeniyle davacıya ait markaların davalı markalarının tescilli olduğu sınıfta karıştırılma durumu söz konu değildir. Davacının sunduğu deliller kapsamına göre tanımış bir marka olmadığı da sabittir. Dolayısıyla gerçek hak sahibi olmayan ve tanınmış marka olmayan davacının gümrük, lojistik gibi ticari sahası, her tüketicinin ihtiyacına karşılık gelmeyen, davalının sunduğu mal ve hizmetlerle aynı dağıtım ve sunum şekline sahip olmayan, tüketiciler tarafından sürekli talep edilmeyen, kamuoyunda görünürlüğü ve muhatap tüketici çevresi sınırlı ve faaliyette bulunduğu sektöre özel nitelikte olmasından hareket ile farklı sınıflar içinde faaliyet gösteren tacirlerin faaliyetlerinde bir kısıtlamaya gitmesi de söz konusu olamayacaktır.
Davalı ... ait markaların, davalının 30 yıla yakın otomotiv sektöründeki ticari geçmişine bağlı olarak hedef tüketici kesimi için bilinirlik kazandığı, müşteri çevresinin çeşitliliği ve medya yoluyla yapılan reklamlar, ... tanınmış markasıyla olan ticari işbirliği yaptığı, Davalı ..., davacı ... ait ticari iş alanlarında ticari ve sınai faaliyetini: kişileri yanıltacak şekilde reklam faaliyetinin olmadığı, esas faaliyeti olan otomotiv alım satımına dair reklamlarda bulunduğu dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporu ile de anlaşılmıştır. Somut olayda davacı markalarının itibarının zarar görmesi,ayırt ediciliğinin zedelenmesi ve bu markalardan davalı ...haksız yararlanmasının somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmıştır.
Davacı yan Davalı ... Adına Tescilli .... markasını, ... Olarak Kullanmasının da marka hakkına tecavüz oluşturduğunu ileri sürmüş ise de; Davalı ... AŞ’nin 12 Aralık 1985 tarih 1407 sayılı resmi gazete ilan edildiği üzere 6.12.1985 tarihinden itibaren tüketicilere otel konaklama hizmeti sağladığı , Davacının ise şirket ana sözleşmesinde ve fiili iş sahasında otel konaklama hizmetinin bulunmadığı, 2019/10251 nolu ... şekil ibareli markanın ... ŞİRKETİ adına ... .sınıf için 2.2.2019 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla markanın diğer markalardan ayırt edici ve baskın unsuru Gülsoy işaretidir. Sınai Mülkiyet Kanunu Madde 9/2.a maddesi gereğince markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması da hukuka uygundur.
Bilirkişilerce isabetli olarak tespit edildiği üzere; davacının otel konaklama hizmetine dair hiç bir ticari faaliyetinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalı ... Otelciliğin ise 1985 yılından bu yana otel konaklama hizmetiyle ticari faaliyetini sürdürdüğü, tarafların ticari sahalarının birbiriyle ilgisinin bulunmaması, konaklama gibi özenle, dikkatle üzerinde düşünerek ve araştırma yaparak talep ettiği hizmete sahip olma arayışına girişecek tüketici kitlesi yönünden, tarafların markalarının sırf ... işaretinin aynı olması nedeniyle karıştırılması da söz konusu olmayacağından bu davalı yönünden de tecavüz iddialarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
“... alan adının 17.04.2002 tarihinden itibaren davalı tarafından kullanıldığı sabit iken 20 yıla yakın bu markasal kullanımın .... sınıftaki eskiye dayalı öncelikli hak sahipliğinin davalı Aslı Uluslararası Otelciliğe ait olduğu , dolayısıyla asıl davada toplanan deliller ve HMK 266 madde kapsamında denetim ve hüküm kurmaya elverişli dosyadaki deliller ile ve marka hukuku ilkeleri ile uyumlu ilk rapor dikkate alındığında; ... nolu “...” markasının ciddi olarak davalı tarafından kullanıldığı somut olayda markanın iptal şartlarının gerçekleşmediği, “...” markası üzerinde gerçek hak sahibinin davalılar ... ŞİRKETİ ve ... ŞİRKETİ olduğu, ... / ... / ... / ... şeklinde kullanımların SMK 9/2-a bendi kapsamında ciddi kullanımlar olduğu , Asıl davada davacı yanın ileri sürdüğü ; gerçek hak sahipliği, kötüniyet iddialarının , marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet iddialarının ,karıştırma iddialarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Zira davalı ..., ... markasını ... sınıfta 31.07.2015 tarihinde tescil ettirdiği , 7.4.2017 tarihinde tüzel kişilik kazanan davacı ...'e ait ticari unvandan ve markalardan yararlanma ve 3. kişiler nezdinde karıştırılma ihtimali yaratmaya çalıştığı iddiasının yerinde olmadığı, asıl davada davacı yanın unvan tescili öncesinde ... ibaresi üzerinde gerçek hak sahibi yada üstün hakka sahip olduğunu da ispat edemediği, keza ... nolu ... şekil ibareli markanın ... ŞİRKETİ adına .. .sınıf için 2.2.2019 tarihinde tescil edildiği , davacının ise .... Sınıf mal ve hizmet açısından bir faaliyetinin bulunmadığı, dolayısıyla her iki davalıya yönelik olarak asıl davada ileri sürülen Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi , davalılardan ...adına tescilli ... nolu ve ... tescil nolu markaların SMK 6/1,6/5,6/9. Md kapsamına göre hükümsüzlüğü ,... nolu markanın kullanmama nedeniyle iptali taleplerinin her bir dava sebebi yönünden ispat edilemediği gözetilerek taleplerin ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN TİCARET UNVANININ TERKİNİ, MARKA HAKKINA TECAVÜZ VE HAKSIZ REKABETİN TESPİTİ, MARKANIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ TALEPLERİNİN İNCELENMESİ
UNVAN TERKİNİ İSTEMİNİN İNCELENMESİ
Ticari sicil kayıtlarının incelenmesinde; terkin talep edilen ... ŞİRKETİ’nin 7.4.2017 tarihinde kurulduğu ve ticari sicil gazetesi kapsamına göre ithalat,i hracat, gümrükleme, inşaat, gümrük müşavirliği, gıda, lojistik, antrepo ,işletmeciliği, kapsamında faaliyet kolu olarak tescil edildiği anlaşılmıştır.
Birleşen davada davacıların ise ... ŞİRKETİ’nin 9.12.1985 tarihinde otel konaklama faaliyetleri kapsamında kurulduğu , ... ŞİRKETİ’nin ise 10.9.2002 tarihinde motorlu araçların bakım,imalat ve tamir hizmetleri meslek grubunda tescil edildiği anlaşılmıştır.
Huzurdaki unvan terkini davası 8.12.2023 tarihinde açılmıştır. Yani 6 yıl 8 ay sonra unvan terkini istemli dava açılmış olduğundan birleşen davada uzun süre unvan terkini talep etmeyerek dava sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğramıştır.
Sessiz kalma yoluyla hak kaybı, önceki hak sahibinin, hakka konu ticari ad ve işareti iyi niyetli bir şekilde kullanan kişiye karşı dava açma hakkını uzun süre kullanmaması ve ihlallere sessiz kalarak ticari ad ve işareti koruma hakkını yitirmesi demektir. Sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin temeli 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2. maddesine dayanmaktadır. Sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesi ticaret unvanları yönünden açılacak davalarda da söz konusudur. Aynı veya benzer bir ticari ad ve işaretin başka bir kişi tarafından ticaret unvanında kullanılması hâlinde önceki hak sahibinin dava açarak bu unvanın terkinini veya değiştirilmesini talep etmesi mümkündür. Sessiz kalma yoluyla hak kaybından bahsedilebilmesi için, önceki hak sahibinin ticari ad ve işaretin aynısının veya benzerinin ticaret unvanı olarak tescil ettirildiğini veya başkaları tarafından kullanıldığını bilmesi ve buna rağmen sessiz kalmış olması gereklidir. Önceki hak sahibi, ticari ad ve işaretin bir başkası tarafından ticaret unvanı olarak tescil edilmesine veya kullanılmasına sessiz kalmayarak dava yoluna başvurursa artık sessiz kalma sebebiyle hak kaybı söz konusu olmamaktadır. Ticaret unvanı yönünden sessiz kalmanın ne kadar süre geçtikten sonra hak kaybına sebep olacağı TTK’de düzenlenmemiş ise de 10/01/2017 tarihinde yürürlüğü giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile ilk defa marka hukukunda hükümsüzlük davaları yönünden sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin bir düzenleme getirilmiştir. SMK’nin 26/6. maddesi; “Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötü niyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez” hükmünü haizdir. Dolayısıyla bu tür davalarda TMK 2 maddesi de dikkate alınarak davanın somut özelliklerine göre sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin uygulanabilmesi için beş yıllık sürenin geçmiş olması aranmaktadır.
6762 Sayılı TTK'nun, Madde 52" Usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanmak hakkı, munhasıran sahibine aittir." Madde 54 "Ticaret unvanı kanuna aykırı olarak başkası tarafından kullanılan kimse, bunun men'ini ve haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini ve zarar görmüş ise, kusur halinde bunun da tazminini istiyebilir. Mahkeme, davayı kazanan tarafın talebi üzerine, masrafları aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere hükmün gazete ile de yayınlanmasına karar verebilir." Hükmünü amirdir.
Somut olayda da birleşen dava davacısı uzun süre sessiz kalarak huzurdaki davayı açtığından unvan terkini yönünden sessiz kalarak bu davayı açma hakkını yitirdiğinden birleşen davada unvan terkini isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA MARKA HAKKINA TECAVÜZ HAKSIZ REKABET VE HÜKÜMSÜZLÜK İDDİALARININ İNCELENMESİ:
Markaya Tecavüz iddiası yönünden;
6769 sayılı Kanunun 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmıştır. Bunlar Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleridir.
İlgili Kanunun 7 inci maddesi; "Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ite aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle betik tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci /fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. " hükümlerine amirdir.
Kanunun 149.maddesinde "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
SMK m. 29/1-a atfıyla uygulanacak olan SMK m, 7/2- b'ye göre tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tesdili markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, marka hakkına tecavüz niteliği taşıyacaktır.
Mutlak hak niteliğini taşıyan markanın, marka sahibinin izni olmaksızın bir başkası tarafından kullanılması yasaklanmış bulunmaktadır. Markanın sahibinden başkası tarafından aynen veya taklit, tağyir, iltibas suretiyle kullanılıp kullanılmadığının saptanmasında her şeyden önce markanın şekil ve anlam itibariyle taşıdığı baskın unsur göz önünde tutulmalıdır. Bu baskın unsurun aynen veya değiştirilerek başkası tarafından kullanılması, haksız olarak kullanımın tespitinde büyük önem taşır. Bir marka ana özellikleri itibariyle başkası tarafından bir hakka dayanmadan kullanıldığında tecavüz unsuru gerçekleşmiş olur (Erdal Noyan, Marka Hukuku, Ankara 2006, s.545). Bir marka hakkına tecavüz teşkil edilebilmesi için, markayla ayniyet taşıyan veya benzer olan işaretin, tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal veya hizmetlerde alıcıların karıştırılmasına sebebiyet verecek şekil ve surette kullanılması gerekir.
Yine 6769 sayılı SMK'nın "Önceki tarihli hakların etkisi" başlıklı 155. Maddesine göre "Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez." hükümlerine amirdir.
Yukarda açıklanan ilkeler ışığında birleşen davadaki uyuşmazlığa dönecek olursak;
ASIL DAVADA DAVACILAR ADINA TESCİLLİ MARKALAR İNCELENDİĞİNDE;
... nolu ... ibareli markanın ... ŞİRKETİ adına ....sınıf için 18.3.2021 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
... nolu ... ibareli markanın ... ŞİRKETİ adına ....sınıf için 18.3.2021 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
... nolu ... ibareli markanın ... ŞİRKETİ adına ....sınıf için 31.7.2015 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
... nolu ... şekil ibareli markanın ... ŞİRKETİ adına ... .sınıf için 2.2.2019 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
DAVALI ADINA TESCİLLİ MARKALAR İNCELENDİĞİNDE,
... nolu ... şekil ibareli markanın ... ŞİRKETİ adına ...,sınıf için 2.5.2019 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
... nolu ... şekil ibareli markanın ... ŞİRKETİ adına .... Sınıf için 13.6.2020 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
... nolu ... net şekil ibareli markanın ... ŞİRKETİ adına .. tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
... nolu ... şekil ibareli markanın ... ŞİRKETİ adına ...,sınıf için 21.10.2020 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
... nolu ... transit şekil ibareli markanın ... ŞİRKETİ adına ....sınıf için 21.10.2020 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
... nolu ... şekil ibareli markanın ... ŞİRKETİ adına ....sınıf için 26.10.2020 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
Asıl dava yönünden; ...” markasının gerçek sahibinin davalılar ... ŞİRKETİ ve ... ŞİRKETİ olduğu, ... / ... / ... / ... şeklinde kullanımların SMK 9/2-a bendi kapsamında ciddi kullanımlar olduğu, tarafların markalarının tanınmış marka olmadıkları, davacılar ve davalı tarafların faaliyet alanlarının farklılığı, tüketici kitlesinin birbirine benzemeyen ihtiyaçları gidermesi nedeniyle keza davacı ve davalıların markasal ve ticari unvan kullanımlarının tescile dayalı ve farklı alanlarda olması nedeniyle yani ticari faaliyetlerinin farklılaşması nedeniyle birbirine rakip olmayan tarafların, yüksek düzeyde seçici niteliğe sahip hedef tüketici gruplarına hitap etmeleri nedeniyle yani benzer mal ve/veya hizmet sınıfı içerisinde faaliyet göstermedikleri ve hedef tüketici için sundukları hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı davacı Gülsoy Otomotive ait markaların, tescilli olduğu sınıflar ve bu sınıfla bağlantılı sıfır ve 2. el araç alım satım, bakım ve servis hizmetlerinde faaliyet gösterdiği,
... ..firmasının otel konaklama faaliyetleri kapsamında hizmet sunduğu, davalı ... ..firmasının gümrükleme, lojistik kapsamında faaliyet gösterdiği dolayısıyla markaların faaliyet alanlarının birbirleri ile karıştırmaya ve birbirlerinin yerine ikame edilebilen sektörler olmaması gözetilerek asıl davada ileri sürülen marka hakkına tecavüz,haksız rekabet eylemlerinin gerçekleşmediği , bu nedenle bir tazminata hükmedilme şartlarının da oluşmadığı anlaşılmıştır.
BİRLEŞEN DAVADA HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ YÖNÜNDEN İNCELEME:
6769 sayılı SMK'nın 4/1 maddesi uyarınca Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir.
Kanunun “Marka tescilinde mutlak ret nedenleri” başlıklı 5. Maddesine göre mutlak red nedeni olarak tescili yasaklanmış işaretlerin ayırt etme gücüne sahip olmamaları veya herkesin kullanımına açık olmaları sebebiyle kamu menfaati gözetilerek tescil edilmeleri mümkün değildir.
Kanunun “Marka tescilinde nispi ret nedenleri” başlıklı 6. Maddesine göre; "1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. 2)Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. 3)Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. 4)Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. 5)Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmıştık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." hükümlerine amirdir.
6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun Hükümsüzlük Hâlleri Ve Hükümsüzlük Talebi Başlıklı 25. Maddesi; "1)5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.2)Menfaati olanlar. Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir. 3)Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez. 4)Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz. 5)Hükümsüzlük halleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir. Marka örneğini değiştirecek biçimde hükümsüzlük kararı verilemez. 6)Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez. 7)6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar. ” hükümlerine amirdir.
Birleşen davada davacı gerçek hak sahibi olduğunu ileri sürmüştür. Gerçek hak sahipliği bir ön sorun olarak ele alınması gerekmektedir.
Gerçek Hak Sahipliği İddiası
Gerek mülga KHK gerekse 6769 sayılı SMK ile marka hukukumuzda tescil ilkesi kabul edilmiştir. Ancak tescil ilkesi kabul edilmesine rağmen sistemimiz getirilen istisnalar nedeniyle kullanma sistemine daha yakındır. Yargıtay da yerleşik uygulamasında gerçek hak sahipliği kuralını benimsemiş ve markayı ilk defa kullanıp ona ayırt edicilik kazandıranı gerçek hak sahibi olarak adlandırmıştır. Ancak bir kimsenin bir markayı sadece ilk defa kullanmaya başlaması ile o marka üzerinde önceye dayalı hak sahibi olduğu kabul edilemez.
Tescil edilmemiş markaya SMK ile koruma sağlanmasının sebebi sadece tescilsiz marka sahibinin markayı ilk kez kullanmaya başlaması değildir. Aksine markanın kullanımını haklı kılacak daha temel ve önemli bir sebep bulunmalıdır. Bu da markanın belli bir yer, bölge ve piyasada bilinir hale gelmesidir.
Doktrinde marufiyet kuralı olarak isimlendirilen bu şart hem Türk Patent ve Marka Kurumu uygulamasında hem de Yargıtay içtihatlarında kabul edilmiş ve tescilsiz marka sahibinin kendisinden sonra yapılan tescilleri engelleyebilmesi veya hükümsüzlük davası açarak haksız yapılmış tescilleri ortadan kaldırabilmesi için tescilsiz markanın yoğun kullanımının kanıtlanması gerekmektedir.
Markayı tescil ettirmeden ilk defa kullanan ve maruf hale getiren kişinin "gerçek hak sahipliğine" dayalı olarak SMK'nın 6.maddesi hükmünden yararlanarak aynı markanın aynı tür mal ve hizmet için bir başka kişi adına tesciline itiraz edebilmesi veya hükümsüzlük davası açabilmesi için; 1.Davacıya ait markanın ayırt edicilik kazanmış olması, 2.Markanın, itiraz eden veya dava açan tarafından diğer haksız başvuru/tescil yaptığı iddia edilen kişinin başvurusundan önceki bir tarihten beri kullanılmakta olması, 3.İtiraz sahibinin veya hükümsüzlük davası açanın üzerinde önceden kullanmaya dayalı hak sahibi olduğunu iddia ettiği ibare ile tescil başvurusu yapılan veya hükümsüzlüğü talep edilen markanın aynı veya benzer olması gerekmektedir.
Yargıtay 11. HD. ...esas, ...karar sayılı ve 06/07/1998 tarihli kararında, "İsviçre-Türk markalar hukuku, marka üzernideki hakkın iktisabı ve korunması ile ilgili olarak üç önemli ilkeye dayanır. Marka üzerindeki öncelik hakkı, o markayı, ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişiye aittir. Buna 'gerçek hak sahibi' denilir ve bu tescil açıklayıcı etkiye sahiptir. Buna mukabil bir markayı ihdas etmeksizin seçip tescil ettiren kimsenin bu tescili kurucu etkiye sahiptir. Ancak, bu tescil sadece hak sahibine başlangıçta şarta bağlı bir hak sağlayabilir. Gerçek hak sahibinin dava açıp bu markayı tescil ettireceği tarihe kadar kurucu etkiye sahipliği devam eder. Çünkü, hakiki, gerçek hak sahipliği ikinci bir bağımsız ve münferit mülkiyete hak vermez. Markanın hakiki hak sahibi markasının aynısını veya tefrik edilemeyecek benzerini, her nasılsa marka olarak tescil ettiren kimsenin, sonradan tescil edilmiş markanın terkinin istenebileceği kabul edilmektedir." şeklinde karar verilmiştir.
Maddi anlamda hak sahipliği ilkesi de temel taş olarak kabul edildiği için tescilli hak sahipliğinin aksi ortaya konularak tescille elde edilen karinenin çürütülebilmesi mümkündür.” (Fatih BİLGİLİ, Marka Hukukunda Hakkın Kötüye Kullanılması, Ankara, 2006, s. 92)
Hükümsüzlük istemi yönünden toplanan deliller somut olay kapsamında incelendiğinde; davalı yanca dosyaya sunulan ... FSHM mahkemelerine ait ilamlar incelendiğinde; Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin ve Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşmiş uygulamasına göre (HGK. 19.11.2003 T, E. ..., K. ...) YİDK kararının yerinde olup olmadığı, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmektedir. YİDK kararının iptali istemine ilişkin olarak açılan davalarda YİDK karar tarihi olan işlem tarihindeki marka işlem dosyasında mevcut maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak ve salt marka işlem dosyası ile sınırlı olarak idari makamlarca değerlendirme yapılmaktadır. Bu nedenle birleşen davadaki markanın hükümsüzlüğü istemi yönünden değerlendirme yapılırken yani gerçek hak sahipliği incelenirken ; Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 06/01/2020 tarih ... E ...K sayılı kararında, önceki markanın fiilen kullanılmasını, gerçek hakkın doğumu bakımından gerekli gördüğünden, davalının tescile bağlanan hizmetlerinin karıştırma ihtimali yaratıp yaratmadığı hususu fiili kullanımları da dikkate alınarak tartışılması gereklidir.
Davacının "..." ibareli markası ile davalının hükümsüzlüğü talep edilen ... nolu ... şekil , ... nolu ... şekil , ... nolu ... net şekil ,... nolu ... , ... nolu ... transit şekil, ... nolu ... şekil markaları karşılaştırıldığında; her iki tarafın markasındaki asli unsurun ... ibaresi olduğu, İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makül düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, işaretsel benzerlik nedeniyle davalının tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulduğu izlenimine kapılmasının bu kapsamda SMK 6/1 maddesindeki karıştırma ihtimalinin bulunduğu zira davacının tescilli markasının ... nolu ... ibareli markanın ... ŞİRKETİ adına ....sınıf için 31.7.2015 tarihinde tescil edildiği keza ... n olu ... şekil ibareli markanın ... ŞİRKETİ adına 43 .sınıf için 2.2.2019 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. ) davalının ise hükümsüzlüğü talep edilen;
...nolu ... ibareli markanın tescilli olduğu ...sınıf( Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri.Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri.Tekne barındırma hizmetleri. Boru hattı ile taşıma hizmetleri.Elektrik dağıtım hizmetleri.Su temin hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri.Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri.Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri) yönünden keza .... Sınıf ( Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.Geçici konaklama hizmetleri.Geçici konuklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri,düğün salonu kiralama hizmetleri,konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri,Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri.Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri yönünden ;
... tescil nolu ... net ibareli markanın tescilli olduğu 39.sınıf(“ Karayolu, denizyolu, demiryolu ve intermodal taşımacılık ile lojistik sektörüne ilişkin danışmanlık hizmetleri.Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri,Nakliye hizmetleri, hava yolu ile nakliye hizmetleri; belgelerin, paketlerin, eşyaların ve parsellerin kara ve hava taşıtları ile alınması, teslimi, depolanması ve nakliyesi hizmetleri; kamyon, hava yolu, tren ve gemilerle yük nakliyesi hizmetleri; nakliye ve teslimat hizmetleri, özellikle de milletlerarası kurye hizmetleri; malların kamyon, hava yolu, tren ve gemilerle nakliyesi hizmetleri; deniz yolu ile nakliye hizmetleri; trenle nakliye hizmetleri.” yönünden ;
... nolu ... ibareli markanın tescilli olduğu ...sınıf( Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri.Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri.Tekne barındırma hizmetleri. Boru hattı ile taşıma hizmetleri.Elektrik dağıtım hizmetleri.Su temin hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri.Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri.Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri) yönünden hükümsüzlük koşulları ve davacı markası ile belirtilen mal ve hizmat sınıflarının örtüşmesi nedeniyle bu markalar yönünden talep edilen hükümsüzlük isteminin kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekmiştir.
Her ne kadar Davalı Şirket adına tescilli ... numaralı “...”, ...numaralı “ “..., ... numaralı “...”markalarının hükümsüzlüğü talep edilmişse de ; davacı yanın davalının tescil aldığı 39.sınıf dışındaki sair marka emtia ve sınıfları üzerinde gerçek hak sahibi olduğu yönünde delil sunmadığı dolayısıyla ...sınıf mal ve hizmetler yönünden davacı adına tescilli markaların önceki tarihli olması keza davalının ise davacıdan sonra 39.sınıf için marka başvurusunda bulunmuş olması gözetilerek aşağıdaki şekilde davalı adına tescilli markaların kısmen kabul kısmen reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarda açıklanan gerekçe kapsamına göre,
I-ASIL DAVADA:
DAVADA TALEP EDİLEN TÜM İSTEMLER YÖNÜNDEN TALEPLERİN AYRI AYRI REDDİNE,
-615.40 TL ilam harcının, 179,90-TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 435,50-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
-Red edilen tecevüzün tespiti ve önlenmesi talebi yönünden Avukatlık Ücret Tarifesi uyarınca 40.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
-Red edilen hükümsüzlük istemi yönünden Avukatlık Ücret Tarifesi uyarınca 40.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
-Red edilen markanın iptali istemi yönünden Avukatlık Ücret Tarifesi uyarınca 40.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
-Davalı ... Şirketi'nin yapmış olduğu 31.149,50 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak işbu davalıya verilmesine,
-Davacı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
II-BİRLEŞEN DAVADA;
1-Unvan terkini isteminin reddine,
2-Tecavüzün tespiti, tazminat ve tedbire dair sair istemlerinin ayrı ayrı reddine,
3-Hükümsüzlük istemlerinin kısmen kabul kısmen reddine:
a-... nolu ... ibareli markanın tescilli olduğu 39.sınıf( Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri.Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri.Tekne barındırma hizmetleri. Boru hattı ile taşıma hizmetleri.Elektrik dağıtım hizmetleri.Su temin hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri.Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri.Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri) yönünden keza 43. Sınıf ( Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.Geçici konaklama hizmetleri.Geçici konuklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri,düğün salonu kiralama hizmetleri,konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri,Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri.Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri yönünden markanın kısmen hükümsüzlüğüne.
b-... tescil nolu ... ibareli markanın tescilli olduğu ....sınıf(“ Karayolu, denizyolu, demiryolu ve intermodal taşımacılık ile lojistik sektörüne ilişkin danışmanlık hizmetleri.Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri,Nakliye hizmetleri, hava yolu ile nakliye hizmetleri; belgelerin, paketlerin, eşyaların ve parsellerin kara ve hava taşıtları ile alınması, teslimi, depolanması ve nakliyesi hizmetleri; kamyon, hava yolu, tren ve gemilerle yük nakliyesi hizmetleri; nakliye ve teslimat hizmetleri, özellikle de milletlerarası kurye hizmetleri; malların kamyon, hava yolu, tren ve gemilerle nakliyesi hizmetleri; deniz yolu ile nakliye hizmetleri; trenle nakliye hizmetleri.” yönünden markanın kısmen hükümsüzlüğüne.
c-... nolu... ibareli markanın tescilli olduğu 39.sınıf( Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri.Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri.Tekne barındırma hizmetleri. Boru hattı ile taşıma hizmetleri.Elektrik dağıtım hizmetleri.Su temin hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri.Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri.Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri) yönünden markanın kısmen hükümsüzlüğüne.
d-davalı adına tescilli diğer markaların hükümsüzlük istemlerinin reddine,
4-Kararın kesinleşmesini mütakip kısmen hükümsüzlük kararı verilmiş markalara ilişkin kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere Türk Patent ve Marka kurumuna gönderilmesine,
-615,40 TL ilam harcının, 563,56-TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 51,84-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kayıdna,
-Reddedilen unvan terkini talebi yönünden Avukatlık Ücret Tarifesi uyarınca 40.000-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
- Reddedilen tecavüzün tespiti ve önlenmesi talebi yönünden Avukatlık Ücret Tarifesi uyarınca 40.000-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
-Reddedilen manevi tazminat talebi yönünden Avukatlık Ücret Tarifesi uyarınca 10.000-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
-Reddedilen maddi tazminat talebi yönünden Avukatlık Ücret Tarifesi uyarınca 1.000-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
-Kısmen Reddedilen hükümsüzlük talebi yönünden Avukatlık Ücret Tarifesi uyarınca 40.000-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
-Kısmen kabul edilen hükümsüzlük talebi yönünden Avukatlık Ücret Tarifesi uyarınca 40.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Davacı tarafların yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
Dair karar davacı, birleşen davada davalı vekilinin ve davalılar, birleşen davada davacılar vekillerinin yüzüne karşı ,gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA içerisinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi.23/09/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır