T.C.
İSTANBUL
1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/228 Esas
KARAR NO : 2025/215
DAVA : Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavazün Meni İstemli)
DAVA TARİHİ : 14/10/2022
KARAR TARİHİ : 25/09/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavazün Meni İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilleri Şirket ...’in 2005 yılından müzik yapımcılığı, dağıtımı, organizasyonu, editörlüğü ve menajerliği alanlarında faaliyet gösterdiğini, Davaya konu ve ... isimli sanatçının seslendirmiş olduğu ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...” isimli 11 adet sözlü Müzik eserinden oluşan albümün 1982 yılında ... etiketiyle yayımlandığını, ... ...’ün bir şahıs firması olduğunu, ... 26.06.1999 yılında vefat ettiğini, varislerinin mali hakları kullanma konusunda müvekkili şirkete muvafakatname verdiğini, dava konusu albümün fonogram yapımcılığından doğan mali hakların bu nedenle davacı uhdesinde bulunduğunu, Davacının fonogram yapımcısı sıfatıyla 1982 yılında yalnızca plak formatında yayımlanmış olan davaya konu albümü ve içindeki eserleri yıllar sonra yeniden dinleyicilerle buluşturduğunu ve hatta albümün yorumcusu ... ‘nun (Sanatı Adı:...) bu durumdan memnun kaldığını ve albümdeki şarkıların 1982 yılında seslendirilmiş versiyonları üzerine görsellerinin kullanılmasına müsaade ederek şarkıların internet ortamında yayımlanması için video klipler çektiğini, İşbu davaya konu albümdeki eserler için çekilen video kliplerin Temmuz 2014'te Sanatçı ... (Sanatçı adı: ...) bizzat yaşadığı evde çekildiğini, kliplerin davacı müvekkilleri şirkete ait olan ... isimli içerik sağlayıcıdaki ... resmi kanalında yayımlanması için yorumcu ... ‘nun 21.11.2015 yılında davacı müvekkili şirkete davaya konu albümdeki eserleri kapsayacak şekilde eserlerdeki icrasının/yorumunun müvekkili şirket tarafından dijital mecralarda da kullanılmasına yönelik muvafakatname tanzim ettiğini, 21.11.2015 tarihli muvafakatnamede açıkça "..., ..., ...ve/veya bilgisayar depolamaya, yaymaya, taşımaya mahsus araç ve gereçlerle umuma iletilmesine...ticaret mevkiine konulmasına...” denilmesi suretiyle yorumcu (icracı sanatçı) sıfatıyla haiz olduğu mali haklarının müvekkili şirket tarafından dijital mecralarda da kullanılmasına yönelik olarak geri dönüşsüz İzin verdiğini, Aynı muvafakatnamelerde sanatçı ...’ın müvekkili şirketten herhangi bir alacağının olmadığını beyan ederek müvekkili şirketi ibra ettiğini, yine aynı tarihte sanatçı ...’ın , üyesi olduğu Meslek Birliği' ne de verilmek üzere albümlerde yer alan kendine ait söz ve müziğini yaptığı eserlerin dijital platformlarda yayımlanması için de ayrıca bir muvafakatname verdiğini, davalı şirket ... un paravan şirket olarak ...’nin Delaware eyaletinde kurulmuş ve ... endüstrisinde müvekkilleri şirket de dahil dava dışı birçok yapımcıya yönelik haksız hukuk ihlalleri gerçekleştiren bir şirket olduğunu, ... şirketinin T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı'nda kaydı olmayan, "Yapımcı Belgesi” veya herhangi bir yapıma ilişkin "Eser İşletme Belgesi" olmayan bir şirket olduğunu, İlgili şirket yetkilileri ..., ..., ... kimi ses sanatçılarından almış oldukları izin, belge, muvafakatname ve birtakım belgelerin olduğunu iddia ederek kendilerini hak ihlalinde bulunma konusunda yetkin gördüklerini, T.C Sınırları içinde yasal herhangi bir şubesi, irtibat bürosu, ofisi dahi bulunmayan davalı paravan şirketin her nasılsa Türk mahkemeleri huzurunda dilediği zaman "davacı" sıfatıyla taraf teşkilini teşekkül ettirdiğini, Davalı şirketin ... platformundaki ... kanalında yayınlanan bu eserlere hak ihlali ihtarı (Strike) göndermek suretiyle şirketin resmi kanalının kapanması tehlikesi ile karşı karşıya bıraktığını, değişen teknolojik koşulları nedeniyle CD ve Kaset üretimi neredeyse sona erdiğinden , müziğin dinleyicilere ulaşmasında dijital platformların öne çıktığını, Türkiye'de faaliyet gösteren davacı müvekkilleri şirket gibi müzik yapımcıları ve müziğe emek veren söz yazarı, besteci, icracı olmak üzere hem eser sahipleri hem de bağlantılı hak sahipleri açısından ilgili dijital platformlardaki eserlerin yayınının önem arz ettiğini, ..., ..., ..., ... başta olmak üzere eser sahiplerinin dijital platformlardaki telif hak edişlerinin takibi için ilgili içerik sağlayıcılarla yıllık bazda lisans sözleşmeleri akdedildiğini, haliyle davalının eylemleri sadece müvekkillerinin şirketini değil, birçok söz yazarı, besteci ve müzik emekçisinin de ticari kazanımlarını olumsuz yönde etkilediğini, Davacının ... 4. Fshm ... değişik iş... k ile ihtiyati tedbir kararı aldığını, belirtilen eserlerin müvekkillerine ait ... isimli ... kanalında yayınlanmakta olduğunu, eserlere ilişkin tüm mali hakları kullanma yetkisinin müvekkilleri şirkete ait olduğunu, Davalı ... isimli ... şirketin haksız eylemleri durdurulmadığı süre boyunca videolara erişim engellenmiş olup, müvekkilleri şirketin kanalının da kapanması tehlikesiyle birlikte telafisi güç maddi zararların ortaya çıkmasının kaçınılmaz olduğunu, Bu sebeple ... 4, FSHM... Değişik İş Dosyası ile ilgili mahkeme tarafından teminatsız tedbir kararı verildiğini, karşı tarafın açıkça kötü niyetli olduğunun sarih olması da birlikte değerlendirilerek TEMİNATSIZ yeni bir ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, ... tarafından yapılan haksız hak ihlali bildirimlerinden dolayı tedbiren "...” isimli ve... adresli ... kanalının kapatılmasının ve dilekçelerinde bilgileri verilen video şarkıların kaldırılmasının önlenmesine yönelik yeni bir tedbir kararının verilmesini, tedbir kararının karşı tarafın açıkça müzik korsanlığı amacı gütmekte olduğu ve paravan bir şirket olduğundan hareketle hak sahipliği konusunda herhangi bir bilgi, belgeye sahip olmadan yapmış olduğu bu haksız eylemleri ve davacının dosyaya ibraz ettiği tüm belgeler ışığında açıkça fonogram yapımcılığından doğan mali hakları kullanma konusunda ehil ve yetkili olduğundan bahisle HMK 392/1 uyarınca TEMİNAT ALINMAKSIZIN verilmesini, haksız eylemlerinin durdurulmasına, mali haklara yönelik tecavüzünün menfine, davacı şirketin ... kanalının kapatılmasının önüne geçilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin; 1999 yılında dava konusu eserler üzerindeki hakları kullanma yetkisini ... şirketinden devir aldığını beyan ettiğini, İlgili "İBRANAME VE TAAHHÜTNAME" başlıklı muvafakatnamelere bakıldığında; bunların FSEK md 48 bağlamında hak devri değil, sadece kullanım izninden ibaret olduğunu, muvafakatnamelerin son cümlesinde; "Bu ibraname ve taahhütnamenin fsek 56/1. Maddesi uyarınca basit ruhsat olarak düzenlendiğini, davacının dava konusu eserler üzerinde sadece fonogram yapımcılığından doğan haklara değil, hiç bir hakka sahip olmadığını, sadece ilgili fonogramlar üzerinde, ...'in sahip olduğu haklar kapsamında kullanım iznine sahip olduğunu, dosyaya sunmuş olduğu, ...'in mirasçıları tarafından imzalanmış, noter huzurunda düzenlenen muvafakatnameler tek taraflı olarak düzenlenmiş belgeler olduğunu, geçersiz olduğunu, dava konusu eserlerin fonogram yapımcısı olan ...’in mali hak sahibi değil, kendisinin de davacı gibi sadece ruhsat sahibi olduğunu, dava konusu fonogramların yapımı aşamasında, sanatçı ... tarafından ilgili eserler üzerinde hak devri yapılması veya ruhsat verilmesi konusunda izin veya yetki verilmediğini, dava konusu müzik eserlerinin icra edildiği tarihlerde yürürlükte olan 1951 tarihli Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda “Umuma İletim” veya “Dijital Mecrada veya Internet Üzerinden Umuma İletim”, 80. Maddede düzenlenen ve fonogram yapımcısına bağlantılı hak tesis eden düzenlemelerin mevcut olmadığını, Bu hakların 21.02.2001 tarihinde yasalaşan 4630 sayılı “Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine İlişkin Kanun” ile mevzuata eklendiğini, ilgili fonogramın yapımı itibariyle, ilgili eserlerin yapımcısı olan ...'e otomatikman bir hak tesis edilmediğini, ...’in sadece ... tarafından kendisine kullanım yetkisi verilen haklara sahip olduğunu, Bu hakların tamamının aslen ...'na ait olduğunu, davacının basit ruhsat aldığı hakların ...'e ait olduğunu gösterir ... ile ... arasında imzalanmış bir sözleşme dosyaya sunamadığını, muvafakat almadığını, bu nedenle de bu ruhsatların geçersiz olduğunu, bir an için muvafakatlerin kanunda öngörülen şekil şartına uyduğu, ...'in hak sahibi olduğu veya sahip olduğu kullanım yetkisini başkasına verebileceği düşünülecek olsa dahi; bunu yaparken eser sahibi olan ...'ndan izin alması gerektiğini, aksi şekilde düzenlenen ruhsatların kanunen geçersiz olduğunu, davacı tarafından dayanak gösterilen ...ile imzalanan muvafakatlerin hiç bir geçerliliği bulunmadığının ortada olduğunu, ... tarafından verilen basit ruhsatın, davacıya fonogram yapımcısı sıfatı bahşetmeyeceğini, Davacı ile ... arasında yapılan sözleşmelerin, dava konusu eserlerle ilgisi olmadığını, 21.11.2015 tarihli sözleşme incelenecek olduğunda; ilk cümlesinin “...-... için seslendirmesini yapmış olduğum aşağıda ismi yazılı müzik eseri icraatlarının...” şeklinde başladığı ve sadece talepte bulunan namına seslendirilmesi yapılan eserleri kapsadığının görüleceğini, Sanatçı ... tarafından 21.11.2015 tarihinde imza edilen muvafakatname incelendiğinde, ilk cümlesinin yine; “...-...'in yapımını üstlendiği...” şeklinde başladığı ve sadece talepte bulunan namına seslendirilmesi yapılan eserleri kapsadığının görüleceğini, Bu nedenle icracı sanatçı ...'nun davacı için "..." veya davacının "..." herhangi bir eseri bulunmadığını, ilgili eserlerin yapımcısının ...olduğunu, ... de eserlerin yapım yılı ve o dönemde yürürlükte olan kanuna göre sadece müvekkilinin sahip olduğu hakları kullanma yetkisine sahip olduğunu, yani bu hakların özünde...'na ait olduğunu, Müvekkilleri Şirket ile bu konularda karşılıklı çok sayıda davaları olan..., ..., ...'in ortağı ve yönetim kurulu üyesi olan ...'in, ...'ta başkan yardımcısı olmasından dolayı bu üyelerin çıkarlarını ayrıca korudukları ve bu uğurda dayanaksız belgeler düzenlediklerini, davacının, dava konusu eserlere, 2014 yılının Temmuz ayında sanatçı ...'nun evinde klipler çektiğini beyan ettiğini, Davacı ile... arasında imza edilen sözleşme ve muvafakatname 21.11.2015 tarihli olduğunu, yani çekildiği iddia edilen klipler ile dayanak tutulan sözleşme ve muvafakatname ile arasında 15 ay olduğunu, bir sanatçı ile sözleşme imzalanmadan ona klip çekilmesinin hayatın olağan akışına aykırı bir durum olduğunu, davaya dayanak tutulan sözleşme ve muvafakatnamenin imzalatıldığını, ancak ne orada okutulan eserler, ne de video klipler dijital olarak yayına girmediğini, davacının 82 yılına ait yapımları bu sözleşme ve muvafakatnameyi dayanak göstererek haksız olarak kullanmaya ve üzerinden gelir elde etmeye başladığını, dosyaya sunmuş oldukları sanatçı ... ile müvekkilleri şirket ortağı ... arasında imzalanan 15.08.2015 tarihli dijital hak devir sözleşmesi ve... ile müvekkilleri şirket arasında imzalanan 15.08.2015 tarihli sözleşmelerin tamamen 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 52. Maddesine uygun olarak düzenlenmiş ve taraflarca imza altına alınmış sözleşmeler olduğunu... tarafından ... 9. Noterliği'nden gönderilen...tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde atıf yapılan 21.12.2019 tarihli sözleşme, sanatçı ... ile doğrudan müvekkilleri şirket arasında yapılmış yeni bir sözleşme olduğunu, Davacı taraf; bu sözleşmelerin sonradan düzenlenerek eski tarihli olarak imzalandığını beyan ettiğini, haksız ve dayanaksız olarak tesis edilen ihtiyati tedbir kararının itiraz yoluyla kaldırılmasına karar verilmesini, asi halde teminata hükmedilmesine, davanın reddine karar verilmesini talep ettikleri anlaşılmıştır.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlık; Davacı şirketin Sanatç...'ın seslendirmiş olduğu eserlerden oluşan “...” isimli albümde yer alan 11 adet eser üzerinde ( sanatçı ... nun seslendirdiği; “..., ..., Kum, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...” isimli 11 adet sözlü müzik eseri) albümdeki eserlere bağlı tüm mali hakları kullanmaya haiz olduğunun tespiti ile davalı tarafından gerçekleştirildiği iddia olunan hukuka aykırı eylemlerinin FSEK madde 66 Madde kapsamında men'i ve tedbir kararının devamına karar verilmesi taleplidir.
Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, davalı yanca reddi hakim isteminde bulunulmuş, davalı yanın reddi hakim talebinde ileri sürdüğü iddiaların MK 2. Madde kapsamında davayı uzatmaya yönelik olduğu, hakkın amacı dışında kullanımına yönelik olduğu ve yasada yer alan hiçbir maddeye uymadığı anlaşılmış, inceleme merciince reddi hakim isteminin yerinde olmadığından reddine, davalı yanın para cezası ödemesine hükmedilmiş, merciin kararının istinaf edilmesi üzerine; İstanbul 37.HD’nin ... esas-... karar ve 3.2.2025 tarihli ilamları ile davalı yanın Reddi Hakim istemlerinin yerinde olmadığına kesin olarak karar verilmiş, Reddi hakim nedeniyle dosya inceleme merciinden gelene kadar usul işlemleri yapılmamış, Reddi hakim isteminin Kesin olarak red edilmesi nedeniyle tahkikata devam olunmuş, taraflar diğer mahkemelerce verilmiş emsal karar ve bilirkişi raporlarını sunmuşlar, toplanması gereken tüm deliller toplandıktan sonra , HMK 186. madde kapsamında sözlü yargılamaya geçilmiş ve karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
İlk bilirkişi heyeti bilirkişiler..., ..., ... tarafından düzenlenen 14/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacının dava konusu eserleri internet yoluyla umuma İletim hakkına sahip olması için dava konusu eserlerle ilgili olarak hem fonogram yapımcısından hem icracı sanatçıdan hem de eser sahiplerinden izin alması gerekeceğini, ancak dosyada yer alan belgelerin incelenmesinden bu iznin sadece tv yayınları ile sınırlı olarak fonogram yapımcısından alındığı, internet yoluyla yapılacak yayınlar için alınmadığı, icracı sanatçıdan alınan izinden ise icracı sanatçının caydığı, eser sahiplerinden alınan bir izne rastlanmadığının görülmekte olduğunu, keza davalı firmanın ise sadece dava konusu fonogramlarda yer alan tespitleri umuma iletmek için hem icracı sanatçıdan hem fonogram yapımcısından hem de eser sahiplerinden izin almasının gerektiğini, dosya kapsamına göre ise; davalının sadece icracı sanatçı ile devir sözleşmesi yaptığının görülmekte olduğunu, davalının dava konusu eserlerle ilgili eser sahipleri ve fonogram yapımcısından aldığı bir izin bulunmadığından davalı açısından da dava konusu fonogramlarda kayıtlı eserlerin internet yoluyla umuma iletim hakkının tespit edilemediği yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
İkinci bilirkişi heyeti ..., ..., ... tarafından düzenlenen 18/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davaya konu 11 adet şarkının sanatçı ... tarafından icra edildiğini, dava dışı ...'ın, sanatçı...'ın söz konusu eserlerinin kayıtlarının 1982 yılında ilk tespitini yaparak kamuya arz ettiği fonogram yapımcısı olduğunu; Davacı ... (...)'in, dava konusu eserlerin yer aldığı albümün yapımına imza atan, sesleri kaydeden, tescil ettiren, yapım masraflarını karşılayan ve albümü kamuya sunulabilir hale getiren taraf olmadığından dolayı fonogram yapımcısı haklarına da sahip olmadığını, Davacı tarafından 28.11.2022 tarihinde sunulan DVD incelendiğinde ve davacının da kabul ettiği üzere, söz konusu kayıtların sanatçı ...'ın 1982 yılındaki dava dışı ... tarafından kamuya arz edilen plaktaki kayıtlarının kullanılarak klip oluşturulmasından ibaret olduğundan, açıklanan nedenlerle dava konusu edilen albümde yer alan eserlerin kliplerinin davacıya ait ...içerik sağlayıcıdaki ... resmi kanalında yayımlanması nedeniyle ilk tespiti gerçekleştiren davacı olmadığından (dava dışı ... olduğundan) davacı fonogram yapımcısı olarak kabul edilemeyeceğinden davacının fonogram yapımcısı sıfatıyla FSEK kapsamında belirtilen haklardan yararlanamayacağı, ...-... mirasçıları tarafından davacıya verilen evraklarda (11.10.2006 ve 20.11.2006 tarihli) internet vasıtasıyla umuma iletim hakkına ilişkin herhangi bir lisans davacıya tanınmadığı gibi, dava konusu eserlerin ilk tespitini gerçekleştiren ...'ın 1982 yılında böyle bir hakkı da bulunmadığını, aynı şekilde 1982 tarihinde icracı sanatçının da böyle bir hakkı bulunmadığını, ...-... mirasçıları tarafından davacıya verilen evraklarda FSEK 25. maddesinin 2. fikrasında düzenlenen umuma erişilebilir kılma hakkı ile FSEK m. 80/1B-I ve 3'te yer verilen haklara rastlanamadığını, davacının FSEK m. 25/2 ve yine bağlantılı hak sahipleri olan icracı sanatçı ve fonogram yapımcısından FSEK m. 25/2 kapsamında herhangi bir izin de almadığının anlaşıldığını, 15.08.2015 tarihli sözleşme incelendiğinde, internet (dijital) iletim hakkı dahil olmak üzere dava konusu edilen eserlerin icracı haklarının sözleşmede geçen kapsam dahilinde münhasır lisans haklarının ...'na devredildiğini, dosyadaki davalı tarafından 21.07.2014 tarihli evrakta yer alan dava dışı ... imzasının kendisine ait olmadığı iddiasında bulunmakla birlikte, işbu imzanın sıhhati noktasında herhangi bir tereddüt bulunmadığı kabul edilse dahi, 2014 tarihli evrak 15.08.2015 tarihli evraktan önce dahi olsa, 2014 tarihli evrakta hakların basit ruhsat şeklinde kullanılmasına izin verildiğini, eser/hak sahibinin bu haklara yönelik dilediği tasarrufta bulunabileceğini, diğer yandan 15.08.2015 tarihli evrakla dava dışı ... haklarını münhasır lisans kapsamında dava dışı ...'na kullanımını devretse de, diğer eser/hak sahiplerinin de izin vermesi gerektiğinin açık olduğunu, dosyada dava dışı ...'nun sadece icracı sanatçı (kimi eserlerin eser sahibi olmakla birlikte tek olarak eser sahibi olmayan) ... izin alındığının görüldüğü, 15.08.2015 tarihli sözleşmenin tarihinin 21.11.2015 tarihli sözleşmeden önceki bir tarihte olduğu gözetildiğinde de, 15.08.2015 tarihinde dava dışı ...'nun münhasır lisans hakkını dava dışı ...'na tanıdığı , FSEK m. 54'te belirtilen “mali bir hakkı yahut kullanma ruhsatını devre salahiyetli olmayan kimseden iktisap eden, hüsnüniyet sahibi olsa bile himaye görmez.” hükmü uyarınca davacının iktisapları geçerli olmadığından dava konusu edilen esere ilişkin mali hak veya ruhsatlarının da intikal etmeyeceği yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
Toplanan deliller, alınan rapor içerikleri, 4.FSHHM’nin ... diş sayılı dosyası , davacı şirketin ...'ın seslendirmiş olduğu eserlerden oluşan “...” isimli albüm, ilgili albüme ait plak görseli, sunulu CD, Kültür Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü yazıları, meslek birliklerinden gelen yazı içerikleri, 21.11.2015 tarihli muvafakatname, 15.08.2015 tarihli sözleşme , HMK 266 madde kapsamında alınan rapor içerikleri, yüksek yargı içtihatları ile birlikte incelendiğinde;
Huzurdaki davaya temel olan uyuşmazlık davacı şirketin fonogram yapımcısı haklarına sahip olup olmadığı, bu hakka sahip ise devir alınan hakların niteliği ve sınırları, ...’ın davacı ve davalı yana sözleşme ile verdiği hakların FSEK 52. Maddeye uygun olup olmadığı, davalının ise sanatçının sahip olduğu icracı sanatçılıktan kaynaklı hakların kendisine devredildiği düşüncesiyle youtube telif hakkı ihlal bildiriminde bulunmuş olması nedeniyle davacının tecavüzün önlenmesi davası açıp açamayacağı, davalının ise böyle bir bildirimle bulunma hakkı olup olmadığı konularıdır.
DAVACININ FONOĞRAM YAPIMCISI HAKLARINA SAHİP OLUP OLMADIĞININ İNCELENMESİ Bilindiği üzere fonogram yapımcısı; icracı sanatçının izniyle yapılmış bir kaydın doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak çoğaltılması, kiralanması, telli-telsiz her türlü araçla yayınlanması ya da kişiye açık yerlerde temsil suretiyle o kayıttan faydalanma hakkına sahip olan kimselerle, bir işareti, resmi veya sesi, bunları nakle yarayan bir alet üzerine tespit eden veya ticari amaçlarla haklı olarak çoğaltan ya da yayan kimsedir. Fonogram yapımcısının hakları icraya ve bazen de eser sahibinin iznine bağlı, sınırlı, ancak aslen iktisap olunan haklardır. Yine bu haklar hukuki niteliği itibariyle eserin veya icranın korunması mahiyetinde olmayıp, eser veya icranın tespiti yapılan vasıtalar ile bunları imal eden şahsın menfaatlerinin korunması mahiyetindedir”. Söz konusu bağlantılı haklar, eser sahibinin haklarını ne değiştirebilir, ne sınırlayabilir ne de ortadan kaldırabilirler. Bu sebeple, FSEK'in hem 1/B Maddesinin (j) ve (k) bendleri, hem de 80. maddesi “eser sahibinin manevi ve maddi haklarına zarar vermemek kaydıyla” bağlantılı hakların var olduklarını” belirtmiştir”
FSEK.80/B maddesine göre: Bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları, eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra, eser sahibinin ve icracı sanatçının izni ile yapılan tespitin, doğrudan veya dolaylı olarak çoğaltılması, dağıtılması, satılması, kiralanması ve kamuya ödünç verilmesi hususlarında izin verme veya yasaklama hakları münhasıran fonogram yapımcısına attir. Bu çerçevede fonogram yapımcıları Tespitin doğrudan veya dolaylı olarak çoğaltılması,Tespitin her türlü yöntemle satılması ve dağıtılması, Tespitin kiralanması ve kamuya ödünç verilmesi, Tespitin işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan vasıtalarla umuma iletimi ve yeniden iletimi( Radyo- televizyon aracılığıyla yayın),, yurt içinde henüz satışa çıkmamış veya başka yollarla dağıtılmamış tespitlerin aslının veya kopyalarının satış ve diğer yollarla dağıtılması,Tespitin telli veya telsiz araçlarla veya diğer yöntemlerle umuma iletilmesi, Tespitin internet ortamında umuma iletilmesi haklarına sahiptir.
FSEK 80/B hükmünde de işaret edildiği üzere; bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma hakkını devraldıktan sonra tespitin kullanım hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. FSEK m.48'e göre; eser sahibi veya onun mirasçıları, mali hakları devir ettikleri veya ruhsat verdikleri takdirde onlardan bu hakları alanlar aslen iktisapta bulunmuş olurlar. Eş söyleyiş ile ; eser sahibinden veya mirasçılarından devin alınan haklar aslen iktisap edilmiş haklardır. FSEK m.49. madde düzenlemesinde ise devren iktisap düzenlenmiştir. Buna göre, eser sahibi veya mirasçılarından, mali bir hak veya böyle bir hakkı kullanma ruhsatını iktisap eden bir kimse bu hakkı başkasına devretmişse devren iktisap söz konusudur. Yazılı izin alınmadan devir yapılmışsa icazet verilinceye kadar işlem askıda hükümsüzdür. Bu hakları geçerli olarak ilk devralandan sonra devralan kimse, yani devren iktisap eden kimse, devraldığı hak üzerinde başkaca bir işleme gerek olmaksızın tasarruf edebilir. Bu durumda mali hak devreden eser sahibi veya mirasçılarının malvarlığından çıkararak devralanın malvarlığına intikal ettiren bir tasarruf işlemidir. FSEK.48. madde hükmüne göre mali hakkın devri, yer, süre ve muhteva açısından sınırlandırılabilir.
5846 sayılı yasının 80. maddesinde I kısmında “Eser sahibinin hakları ile bağlantılı haklar” başlığı altında 1.alt başlıkta ise eser sahibinin haklarına komşu haklar başlığı altında;
“Eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla ve eser sahibinin izniyle bir eseri özgün bir yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden sanatçılar” icracı sanatçılar olarak sayılmış bulunmaktadır. Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m.4/ f.1-b de icracı sanatçı “Sanat eserleri ile folklor eserlerini düzgün biçimde yorumlayan,söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden oyucuları, ses sanatçılarını, müzisyenleri ve dansçıları vb. diğer kişiler” olarak tanımlanmıştır. Mevzuat uyarınca bir kişinin icracı sanatçı olarak kabul edilebilmesi için bazı koşullar vardır. Öncelikle gerçek kişiler icracı sanatçı olabilmektedir. Tüzel kişilerin icracı sanatçı olabilmesi mümkün değildir. İkinci koşul yaratılmış bir eserin mevcut olmasıdır. Zira icracı sanatçı yaratılmış eseri yorumlamak, tanıtmak, söylemek ve çalmak suretiyle icra eden kişidir. Şiir ve hikayeleri özgün biçimde seslendirip anlatanlar, şarkıcılar, icraları sanatsal katkıları ile şekillendirenler icracı sanatçılar olarak kabul edilmelidir. (Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, 2021, s. 273-274; İlhami Güneş, “FSEK'te Yer Alan İcracı Hakları ve Uygulama”, s.173). Üçüncü koşul ise eserin icracı sanatçı tarafından icra edilmesidir. Bir kişinin bağlantılı hak sahibi olarak nitelendirilebilmesi için icracı sanatçı olması ve bu sıfatla icrayı gerçekleştirmiş olması gereklidir. İcraya elverişli bir eserin umuma arzında kameraman, ses ve görüntü teknisyenleri gibi teknik hizmet ve yardımlarda bulunan kişiler de görev alabilirler. Ancak bu kişiler icracı sanatçı kabul edilmezler. Zira icracı sanatçı eseri profesyonel bir şekilde, sanatsal faaliyet olarak icra eden kişiye denilmektedir. Dördüncü koşul Kanun m. 80 ve Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m. 4 uyarınca eserin özgün şekilde icra edilmiş olması gerekliliğidir. Yönetmelik m. 4'te komşu hak “Eser sahibinin haklarına zarar vermeden ve onun rızası ile bir eseri özgün biçimde icra eden veya icrasına katılan, bir icrayı ya da sesleri ilk defa tespit eden, yayınlayan gerçek ve tüzel kişilerin münhasıran sahip oldukları; icrayı tespit etme, çoğaltma, kiralama, telli-telsiz her türlü araçla yayınlama ve kamuya açık yerlerde temsil suretiyle bundan faydalanma hakları” olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla özgün şekilde icra etme unsuru da icracı sanatçı nitelendirmesi için bir diğer önemli unsurdur. Son ve en önemli koşul icracı sanatçının eseri, eser sahibinin izni doğrultusunda icra etmiş olmasıdır (Kılıçoğlu, s. 239- 240).
5846 sayılı yasının 80. maddesine göre icra sahibi: İcrasının tespit edilmesine, icranın canlı verilmesine, temsiline, tespitin çoğaltılmasına, kiralanmasına ve veya ödünç verilmesine, yayılmasına, radyo-TV, uydu veya kablo gibi telli veya telsiz yayın kuruluşlarında yayınına ve yeniden yayınına, işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayın veya yeniden yayınına, dijital ortamda umumun erişimine açmaya, telli ve telsiz araçlarla umuma İletimine izin verip vermeme konusunda hak ve yetki sahibidir. Eser sahiplerinin yararlandığı mali haklar icracılar açısından da işin mahiyetine göre olabildiği ölçüde geçerlidir. İcracı sanatçılar bu haklarını uygun bir bedel karşılığında sözleşme yaparak yapımcıya devredebilirler. Tespit işlemi, icranın işaret, ses ve görüntü nakline yarayan cihazlar yoluyla kaydedilmesidir. Bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden gerçek veya tüzel kişilere fonogram yapımcısı denilmektedir.
Toplanan delillere göre; ...'ın seslendirdiği “...” adlı albüme ilişkin sorgulama neticesinde Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif hakları tarafından verilen cevabı yazı da; herhangi bir kayıt tescil belgesine rastlanılmadığı belirtilmişse de, davacının dava dilekçesinin EK:2 başlığı ile dosyaya sunmuş plak görselleri,sunulu DVD bilirkişilerce de incelenmiş, dava konusu edilen toplam 11 eserin (..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...”) kapsayan ...albümünün çıktığı dönem çerçevesinde (1982 yılında) geçerli olan FSEK hükümleri kapsamındaki fonogram haklarının ... Prodüksiyon ve Pazarlama'ya ait olduğu anlaşılmıştır.
13.12.1951 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak 01.01.1952'de yürürlüğe giren 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) günümüze değin 5 kez değiştirilmiştir. Bunlardan ilki ... tarih ve ... sayılı Kanunla, ikincisi ...tarih ve 4110 sayılı Kanunla, üçüncüsü ... tarih ve ... sayılı Kanunla, dördüncüsü ... tarih ve ... sayılı Kanunla ve nihayet beşincisi de ...tarih ve ... sayılı Kanunla gerçekleşmiştir.
Sunulu delillere göre ...-...mirasçıları ile Didim Noterliği ... tarihli ... yevmiye numaralı ile ... 22. Noterliği... tarihli ... yevmiye numaralı “İbraname ve Taahhütname” başlıklı yazılar ile mali hakları kullanma yetkisinin bu muvafakatnameler ile davacıya verildiği ve böylelikle dava konusu albümün fonogram yapımcılığından doğan mali hakları KULLANMA HAKKININ davacıda olduğu tartışmasızdır. Tartışma konusu olan bu hakların içine digital hakların dahil olup olmayacağıdır. Davalı ise davacının fonogram yapımcısı olmadığını huzurdaki davayı açmaya yetkili olmadığını ileri sürmektedir.
Bahsi geçen albüme ilişkin ... -... mirasçılarının vermiş olduğu ibraname ve ve taahhütnameler incelenmiş , sunulu deliller kapsamına göre, EK-1 ve EK-2 'de belirtilen müzik yapıtlarının ses kayıtları üzerindeki eser sahibi haklarından müzik yapımcılarına ilişkin bölümü 5856 sayılı Kanun gereği ... 'a aittir. Eklerde belirtilen söz konusu müzik yapıtlarının ... 'a ait bulunan ses kayıtlarının ; ... – ... tarafından yayımlanacak yapımlar kapsamına alınmasına, albümde veya karma albümlerde kullanılmasına ve müzik kaseti, klip, audio, video, DVD, md, plak, Cd-rom, compakt -disk, remix, Vcd ve aynı amaçla kullanılmak üzere, bu iznin verildiği tarihteki teknik olanaklar ile üretilebilen; ya da bu iznin verildiği tarihteki teknik olanaklarla üretilmemekle birlikte; iznin verildiği tarihten sonra gelişecek teknik olanaklarla üretilebilecek) benzerleri her türlü ses taşıyıcılara kayıt edilerek; çoğaltılmasına, dağıtılmasına ve televizyon kliplerinde kullanılmasına; bu çerçeve içinde ... - ... tarafından üretilecek ve çoğaltılacak ses taşıyıcılarının radyo ve televizyon yayın kuruluşları tarafından yayınlarda kullanılmasına ve yayımlanmasına izin verip vermemek konusunda,bu eserlerle ilgili dilediği şekilde bandrol almasına ...- ... yetkili olmasına rıza ve muvakkatimizin tam olduğunu beyan ederiz. Bu ibraname ve taahhütname 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 56 1. Maddesi uyarınca “basit ruhsat” olarak düzenlenmiştir. ” şeklinde düzenlemeler içerdiği anlaşılmıştır.
Dolayısıyla FSEK m.11 karinesi gereği ...'in dava konusu albüm üzerinde fonogram yapımcısı sıfatıyla hak sahibi olduğu anlaşılmıştır. Ancak ...'in bu fonogram üzerindeki hakkı fonogramın yayınlandığı tarihte kendisine eser sahipleri ve icracı sanatçı tarafından tanınan hakları kapsamaktadır. İcracı sanatçılara o tarihlerde tanınan hak ise sadece icranın çoğaltılması ve yayılması ile ilgili haktır. 1982 ve 1984 yıllarda FSEK m.81 hükmü şu şekilde idi. “İlim, edebiyat veya musiki eserlerinin okunma, çalınma veya temsili, doğrudan doğruya veya radyo ve buna benzer vasıtalarla yayımından faydalanılarak, dolayısıyla, işaret, ses ve resim nakline yarayan aletler üzerine alınırsa bunlar ancak sanatkarın muvafakatiyle çoğaltılabilir, yayımlanabilir.”1982 yılında da ...'in o tarihlerde icracı sanatçı ve eser sahiplerinden aldığı izinle bu fonogramı meydana getirmiş olduğu anlaşılmaktadır. Şu halde fonogram üzerindeki çoğaltma ve yayma hakları halen ... üzerindeyken ilk tespitleri yapan bu firmanın fsek 49.maddesine uygun olarak bu hakkını huzurdaki davacıya devir ettiği yani huzurdaki davacının da bu hakları devren alan sıfatıyla mali hakları ilk tesis edildiği haliyle kullanacağı da tartışmasızdır.
Her ne kadar davalı tarafça ... tarafından fonogram yapımcılığı esnasında eser sahibi ve icracı sanatçıdan FSEK m.52 uyarınca yazılı muvafakat alınmadığı iddia edilmiş ise de, ... tarafından 21.11.2015 tarihinde imza edilen muvafakatname dahi incelendiğinde, ilk cümlesinde…...-...'in yapımını üstlendiği...” şeklinde başladığı , 1982 yılından beri ise ham fonogram kayıtlarına sesleri tespit edenlere yönelik icracı sanatçının haklarının ihlal edildiği yada gereği gibi kullanılmadığı yönünde bir ihlal bildiriminde bulunmadığı, dolayısıyla huzurdaki davacının mali hakları devir aldığını bilerek hareket eden icracı sanatçının tüm icracı sanatçılar yönünden 2001 yılında haklarının genişlediğini de düşünerek, icracı sanatçının ilki 2014 yılında olma üzere bir sözleşme yapıldığı, sonrasında ise 21.11.2015 tarihli sözleşmenin huzurdaki davacı ile sanatçı arasında düzenlendiği, dolayısıyla mali hakların FSEK 11. Madde kapsamında dava dışı ilk fonogram yapımcısına o anki şartlardaki hali ile geçtiği, sonradan FSEK 49.madde kapsamında da huzurdaki davacıya da devir yoluyla kullanma hakkının geçtiği anlaşılmıştır. Kaldi ki huzurdaki dava zaten davalının haksız olarak telif ihlal bildirimi yapması nedeniyle açılmış olup, öncelikle bu savunmayı ileri süren kişilerin kendilerinin de hak sahibi olması gereklidir. Ancak huzurdaki davada davalının icracı sanatçıdan aldıklarını iddia ettikleri hak dışında ne yapımcı, ne söz yazarı nede besteciden izin almadığı halde MK 2. Maddesine aykırı olarak telif ihlalinde bulunduğu anlaşılmıştır.
Somut olayda davacının dava dışı ...mirasçıları ile yaptığı sözleşme incelendiğinde ; EK1 ve EK2'de belirtilen müzik yapıtlarının ses kayıtları üzerindeki eser sahibi haklarından müzik yapımcılarına ilişkin bölümü 5856 sayılı Kanun gereği ...'a aittir. Eklerde belirtilen söz konusu Müzik yapıtlarının ...'a ait bulunan ses kayıtlarının ; ... - ... tarafından yayımlanacak yapımlar kapsamına alınmasına, albümde veya karma albümlerde kullanılmasına ve müzik kaseti, klip, audio, video, DVD, md, plak, Cd-rom, compakt -disk, remix, Vcd ve (aynı amaçla kullanılmak üzere, bu iznin verildiği tarihteki teknik olanaklar ile üretilebilen; ya da bu iznin verildiği tarihteki teknik olanaklarla üretilmemekle birlikte; iznin verildiği tarihten sonra gelişecek teknik olanaklarla üretilebilecek) benzerleri her türlü ses taşıyıcılara kayıt edilerek; çoğaltılmasına, dağıtılmasına ve televizyon kliplerinde kullanılmasına; bu çerçeve içinde ... - ... tarafından üretilecek ve çoğaltılacak ses taşıyıcılarının radyo ve televizyon yayın kuruluşları tarafından yayınlarda kullanılmasına ve yayımlanmasına izin verip vermemek konusunda, bu eserlerle ilgili dilediği şekilde bandrol almasına ...- ... yetkili olmasına rıza ve muvakkatimizin tam olduğunu beyan ederiz”şeklindedir. Bu belgede davacıya ...mirasçıları tarafından klip çekme izni verilmemiştir. Ancak klipler üzerinde ise klipleri çeken olarak davacının hakkının bulunduğu düşünüldüğünde davalının yine bu hakları ihlal bildirimi ile durdurması mümkün değildir. Şayet bu ruhsatın amacı dışında kullanıldığı iddiası varsa bunu ancak ruhsatı veren taraf dermeyan edebilir. Oysa huzurdaki davalı tarafından tüm mali haklar kendi üzerindeymişçesine ihlal bildirimi yapılarak davacının ticareti engellendiğinden yani davalının sahip olmadığı bir hakka dayalı olarak ihlal bildiriminde bulunması nedeniyle huzurdaki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Zira telif ihlal bildirimi albümdeki eserlerin söz yazarı, bestekarları ve meslek birlikleri tarafından yapılmamıştır. Öte yandan ham albüm kayıtlarına klip çekilmesi o eserin işlenmesidir.
Davacı tarafa dava konusu eserlerin icracı sanatçısı ... tarafından verilen 25.11.2015 tarihli muvafakatname de , dava konusu eserlerin de yer aldığı tespit edilmiştir.
Bu sözleşme kapsamına göre” ...-... için seslendirmesini yapmış olduğum aşağıda ismi yazılı müzik eseri icralarımın plak, audio kaset, cd,video kaset, vcd, vcd klip, cd rom.dvd.dvd klip,mp3,mp4, usb (flash dısk),cd kart formadan, ve/ve ya bilgisayar depolamaya ve/veya yaymaya ve/veya işbu sözleşme tarihinden sonra geliştirilecek herhangi bir ses ve görüntü taşımaya,depolamaya ve/veya yayma'ya mahsus araç ve gereçler vasıtasıyla,yer, sayı ve süre ile sınırlandırılmamış biçimde işlenmesine, tespit hakkı, çoğaltma hakkı , yayma hakkı , temsil hakkı, işaret,ses ve/veva görüntü nakline yarayan araçlarla işleme, umuma iletim hakkı,kiralanmasına, eserlerin 3 şahıslara devir edilmesine,temsil sureti ile faydalanmasına, dağıtılmasına, tespit hakkı verilmesine , ticaret mevkine konulmasına,yayımlanmasına ülkemizde ve tüm dünyada...'in hak sahibi olduğuna, çoğaltılan ses ve görüntü taşıyıcılarının radyo tv ve sms kuruluşları tarafından kullanılmasına izin verme hakkının da adı geçen şirkete ait olduğuna aşağıda adı geçen eserlerimin münferiden (single) ve/veya emsalları ile birlikte karışık yapımlarda kullanmak üzere dağıtılmasını ve yayımlanmasını beyan ve kabul ediyorum. İşbu sözleşmeye konu icralarını ile ilgili olarak yapımcı şirketten adı geçen icralarımdan dolayı herhangi bir alacağımın olmadığım, herhangi bir alacak talebinde bulunmayacağımı beyan, geri dönüşsüz kabul ve taahhüt ederim.”şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır.
Bu metin dahi göz önüne alındığında icracı ... tarafından dava konusu eserlerle ilgili olarak davacı firmaya umuma iletim hakkını da kapsayacak şekilde mali hakların kullanılmasına izin verildiği görülmektedir. Dolayısıyla bu belge kapsamına göre davacı fonogram yapımcısının haklarını kullanması için gereken icracı sanatçıdan izin alması şartının yerine getirildiği anlaşılmaktadır. Ancak bu muvafakat ... tarafından geri alınmış, bu husus davacıya ... 53. Noterliği ... tarih ve ... yev. Numaralı ihtarnamesi ile bildirilmiştir. Bu ihtarname içerik itibarıyla sözleşmeden cayma iradesi niteliğindedir. Nitekim ihtar sonrasında caymaya itiraz davası açmış olup, celp edilen ... 3.FSHHM’nin... esas, ... karar ve 19.2.2025 tarihli ilamı incelendiğinde; Davacısı ... davalı ... olan caymaya itiraz davasının görüldüğü , ilgili ihtarnamenin davacı tarafa 29/12/2022 tarihinde tebliğ edildiği, işbu ihtarnameye karşı 24.1.2023 tarihinde caymaya itiraz davasının ikame edildiği , yapılan yargılama neticesinde mahkeme gerekçesinde; .. sözleşmede yer alan “...-... için seslendirmesini yapmış olduğum...” ibaresi ile sözleşmede ...ve ... isimli albümün ilk fonogramcısı olan ...'ten bahsedilmediğinden, bir diğer ifade ile başka eski fonogramlarla bağlantı kurulmadığından bu sözleşmede verilen hak ve yetkinin ... ve ...isimli fonogramlarda yer alan icranın eski haliyle kullanımı değil yeniden icra edilecek hallerini kapsadığı sonucuna varıldığını, davacının muvafakatname ve sözleşme kapsamında eserlerin yeniden icra edilecek halleri ile hak ve yetki aldığı ve cayma ihtarına kadar yeni icraları tespit etmeyip ...icraları üzerine video klip yaptığı, hakkı hiç veya gereği gibi kullanmadığı ,meslek birliklerinden yalnızca 136,43-TL ödeme alındığı, davalı sanatçı için oldukça düşük kaldığı , caymanın esasa yönelik şartları yönünden geçerli olduğu , davacının kusur durumu ve sözleşmenin esaslı surette ihlal edildiğinin kabulü ile mehil verilmesine gerek olmadığı , neticeten davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Dolayısıyla mahkeme gerekçesinde dahi huzurdaki davada davacı ile dava dışı sanatçı arasında yapılan sözleşmede yer alan ...-... için seslendirmesini yapmış olduğum...” ibaresinin yer alması nedeniyle sanatçının icracılık hakkından kaynaklı haklar kapsamında taleplerde bulunduğu, davacıya verdiği izin kapsamında davacının hareket ettiği ve digital platformda yayın yaptığı, keza bilirkişi raporlarının tamamında bu icraların yeni icralar olmadığı, ham kayıtlar üzerine video çekilerek oluşturulan kayıtlar olduğunun anlaşıldığı, dolayısıyla huzurdaki davada ... ve ...isimli fonogramlarda yer alan icranın yeniden icra edilecek halleri kapsamında davacının üzerine düşen sorumlulukların davacı yanca yerine getirilip getirilmediğinin tartışma konusu olmadığı, başta verilen umuma iletim hakkının sonradan ihtaren alındığı, dolayısıyla sanatçının bu hakları hiç vermediği yada ilk tespiti yapanlardan bu hakların davacıya geçmediği yönündeki davalı savunmalarının yerinde olmadığı, dolayısıyla caymaya itiraz davasının bekletici mesele yapılmasına gerek olmadığı anlaşılmıştır.
Öte yandan sanatçı...EK m.54 hükmü uyarınca ... İsimli kişiye münahsıran vermiş olduğu lisans hakkının da incelenmesi gereklidir. Zira kimse sahip olduğu haktan fazlasını devir edemez. Bu nedenle lisans sözleşmesindeki imzaların taklit imza olduğu yönündeki savunmanın incelenmesi de mahkememizce yerinde görülmemiştir.
Davalı şirket ile sanatçı ... arasında 20.12.2019 tarihli sözleşme de dosyaya sunulmuştur.
Bu sözleşme ise devir sözleşmesi niteliğinde olup bu sözleşme ile de ... tarafından icra edilen eserlerin internet ve dijital ortamlarda umuma iletim haklarının davalıya devredildiğine yönelik hükümler içerdiği görülmekteyse de; dava dışı sanatçının bu hakları devir edebilmesi için söz yazarından ve besteciden izin almasının yasal zorunluluk olduğu, bu izinlerin alındığı yönünde davalı yanca bir delil sunulmadan tedbirin kaldırılmasının talep edilmesinin yerinde olmadığı da açıktır. Nitekim ... tarafından dava konusu eserlerin hak sahipliğine ilişkin olarak dosyaya gönderilen 27.03.2023 tarihli yazıda; ... isimli eserin bestecisinin ...olduğu, ... isimli eserin bestecisinin ... olduğu, ... isimli eserin söz yazarının ..., bestecisinin ... olduğu görülmektedir. Keza dava dilekçesinde ek 8 olarak sunulu belge incelendiğinde ise; sadece 1 adet eserde yani ... isimli eser yönünden söz ve müziğinin icracı sanatçıya ait olduğu, dolayısıyla albümdeki diğer 10 eserde ya söz yazarı yada bestecinin farklı olduğu, dolayısıyla icracı sanatçı ...’ın ham fonogram üzerinde mali bir hakka sahip olabilmesi için bu söz yazarı ve bestecilerden keza ilk tespiti yapan yapımcıdan izin almasının gerektiği, ancak davalı yanın sunduğu belgelere göre böyle bir mali hak devrinin bulunmadığı anlaşılmıştır.... ‘ın eserlerde icracı sanatçı olduğu tartışmasızdır. Ancak musiki eserleri sözlü veya sözsüz bestedir. Bir musiki eseri sözlü besteden oluşmakta ise de eser sahipleri arasında hem besteci hem söz yazarları da girmektedir. Somut olaydaki musiki eserleri de sözlü bestelerdir. Ancak bu eserlerde beste sahibinden söz yazarından alınan bir izne rastlamamıştır.( örneğin; ... isimli eserin söz yazarının ..., bestecisinin ... olduğu.. gibi) .Fsek uygulamasında eserden doğan haklar bir bütündür. Bir eserin internet yoluyla umuma iletimi hakkının varlığı için sadece icracı sanatçının izni yeterli değildir. Davalı telif hakkı ihlal bildiriminde haksız olarak bulunmuş olup, diğer eser sahiplerinden yasal mevzuatımız uyarınca bir izin de almamıştır. Bunun gibi davalı firmanın internette yayınlayacağı eser davalı firmanın hak sahibi olduğu ham fonogram kaydı ise ayrıca bu fonogram yapımcısınından keza bu haklar FSEK 49.Madde kapsamında devir edilmiş ise devir alanlardan da izin alması gerekir.
Yukarda açıklanan gerekçe kapsamına göre HMK 266 madde kapsamında bilirkişilerin teknik incelemeleri mahkememizce denetime uygun bulunmuş ancak hukuki değerlendirme nihai olarak Mahkememizce yapılmıştır.
Toplanan delillere göre; Huzurdaki davada: davalı firmanın ... platformuna ihlal bildiriminde bulunması üzerine davacı yanın ... 4.FSHHM’nin... diş sayılı dosyasında tedbir istemli dava açtığı, Mahkemenin 26.9.2022 tarihli kararı ile davacı adresinde yayınlanan eserlerin youtube tarafından kaldırılmasının önlenmesine, ...firmasına tedbir kararının tebliğine karar verildiği, huzurdaki davanın ise bu telif hakkı bildirimlerinin önlenmesi istemiyle açıldığı ve yapılan yargılamada; ...’ın huzurdaki davacı ile 2014 yılında ve daha sonra ise 2015 yılında sözleşme yaptığı, sunulu delillere göre(ek 5) Sanatçı ile şirket sahibin birlikte fotoğraf çektirdiği, çekilen resmin sosyal mecrada yayınlandığı, altında sanatçının evinde klipler çekildiğini, sanatçının albümlerinden klipler geleceğinin bildirildiği, ilk bilirkişi raporunun 22. Sayfasında sunulu DVD incelenmiş; kliplerin tamamının yeniden icra edilen şarkılardan oluşmadığının tespiti yapılmış, keza bu şarkıların ilk kez ... tarafından fonograma kaydedilen şarkıların sadece ...'ın evinde çekilmiş fotoğraflar eşliğinde videoya alınmasından ibaret olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla bu kliplerinde bir hususiyet taşımadığı, icracı sanatçının yaşadığı mekandan elde edilen görüntülerinin (örneğin evde koltukta otururken, bahçede doğayı izlerken) video kaydına alınmasından ibaret olduğu, görüntülerin üzerine de icracı ...'ın daha önce söylemiş olduğu ve ...'in kaydettiği şarkılar döşendiğini teknik olarak tespit edilmiştir. Dolayısıyla eserlerin 82-84 yıllarına ait eski plak kayıtlarına ait olduğu , sanatçı ile (2014) yılında bir sözleşme yapıldığı , sözleşmenin hiçbir kısmında şarkıların yeni versiyonlarının / kayıtlarının yapılacağına dair bir düzenleme yer almadığı, öte yandan bir şarkı için klip çekilmesi için öncelikle o şarkının yeniden icra edilmesi gerektiği de bilinmektedir.
Sanatçı huzurdaki davacı tarafından mali haklarının yeterince korunmadığı düşüncesiyle daha önce yaptığı sözleşmelerden cayma iradesini davacıya bildirmiştir, davacı caymaya itiraz davası açmış ancak dava red edilmiştir. Huzurdaki davada ; davacının gerek ilk tespiti yapan fonogram yapımcısından gerekse icracı sanatçıdan gerekli izinleri aldığı yönünde bir duraksama yoktur. Kaldi ki digital alanda da yayın yapılması için sözleşme yapıldığı ancak bu sözleşmeden sanatçının sonradan caydığı da sabittir.
Davalı firmanın ise huzurdaki dava yönünden geçerli bir savunma ileri sürebilmesi için; yani dava konusu fonogramlarda yer alan tespitleri umuma iletmek için hem icracı sanatçıdan hem fonogram yapımcısından hem de eser sahiplerinden (besteci/söz yazarı) izin alması gerekmektedir. Oysa davalının sadece İcracı sanatçı ile sözleşme yaptığı ayrıca ... ile lisans sözleşmesi yapıldığı görülmektedir. Dolayısıyla eser sahipleri ve fonogram yapımcısından aldığı bir izin bulunmadığından davalı açısından da dava konusu fonogramlarda kayıtlı eserlerin umuma iletim hakkının mevcut olmadığı dolayısıyla davalının olmayan bir hakka dayalı olarak telif hakkı ihlal bildiriminde bulunamayacağı, huzurdaki davacının ise mali hakları yani fonoğram yapımcısı haklarını kullanma hakkını devir alan olarak keza davalı sanatçıdan dijital alanda 21/11/2015 tarihli sözleşme ile bu hakları da aldığı, huzurdaki davayı açmakta hukuki yararı bulunduğundan davalı yanca ileri sürülen aktif husumet itirazı yerinde görülmemiştir.
Toplanan delillere göre; Davacının ... mirasçılarından aldığı ... 22. Noterliği ... tarihli ... numaralı “İbraname ve Taahhütname” isimli evrakları kapsamında aralarında dava konusu albümünde olduğu ... yapımı ... isimli albüm üzerinde FSEK MD. 80/B KAPSAMINDA digital yolla umuma iletim hakkı dışındaki fonogram yapımcısı haklarından kaynaklı hakları kullanacak olmasından kaynaklı olarak huzurdaki davayı açmasında hukuki yararı bulunduğundan; Sanatçı ...’ın ... isimli albümündeki 11 adet müzik eserlerine davalı yanca yapılan telif hakkı ihlal bildirimlerinde bulunması nedeniyle davalı yanca geçerli bir hakka sahip olmadığı halde ... davacının sitesindeki albümlerin umuma erişiminin kısıtlanmasına yol açmak suretiyle gerçekleştirilen tecavüzün önlenmesine, olası tecavüzlerin durdurulmasına,
Davacının icracı sanatçı (... ) ile akdedilen 21.07.2014 ve 21.11.2015 tarihli sözleşmeler nedeniyle digital haklara da sahip olduğu yönünde iddiada bulunması, davalının ise icracı sanatçının bu hakları 20.12.2019 tarihli sözleşme ile davalıya internet (dijital) iletim hakkı dahil olmak devredildiği yönünde sözleşme sunulmuş olmasına rağmen, 1982 yılında icracı sanatçının fonogram yapımcısı haklarına sahip olmadığı, dava konusu albüm üzerinde ...’ın icracı sanatçılık hakkından kaynaklı olan haklarının 2001 yılındaki yasal düzenleme ile genişlediği( ancak dava konusu albüme ilişkin 11 adet icraların sözleri ve müzikleri incelendiğinde sanatçının 1 eser dışında söz ve müzikler üzerinde tek başına hak sahibi olmadığı) dolayısıyla internet (dijital) iletim hakkı dahil olmak üzere dava konusu edilen eserlerin icracı haklarının devredildiği yönünde sözleşme sunulmuş ise de dava konusu icralar üzerinde sanatçının tek başına digital mecrada hak sahibi olmadığı, sanatçının dava konusu albüm üzerinde digital hak ihdas etmesi için yorumcu/icracı sanatçı sıfatıyla diğer söz yazarı ve müzik eseri sahiplerinden(besteciden) izin almasının gerektiği, olmayan bir hakkın devrinin de söz konusu olmayacağı, dolayısıyla davalının sunduğu sözleşme kapsamına göre tek başına telif hakkı ihlali bildiriminde bulunamayacağı zira FSEK 54. Madde kapsamına göre hak sahibi olmayandan devir aldığı hakleri ileri sürerek telif hakkı ihlal bildiriminde bulunmak hak ve yetkisinin bulunmadığı gözetilerek; ... 4.FSHHM’nin... diş sayılı dosyası kapsamında verilen 19.9.2022 tarihli tedbir kararının karar kesinleşene kadar devamına karar verilmesi gerekmiştir.
Nitekim; fonogram yapımcısının dava dışı ... olduğu, ilk tespiti yapan yapımcının ise haklarını FSEK 49. Madde uyarınca huzurdaki davacıya devredildiği, dijital umuma iletim hakkının ise 2001 yılında yapılan değişiklik ile birlikte düzenlendiği, dolayısıyla o dönem için ilk tespiti yapan firmanın ve icracı sanatçının digital haklar yönünden tek başına hak sahibi olmadığı, FSEK’in 51. maddesinin, ileride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına müteallik sözleşmelerin batıl olduğuna ilişkin hükmünü amir olduğu, ilk tespiti yapan yapımcı tarafından davacıya yapılan devirlerin, icracı sanatçının hakları yönünden FSEK 49.maddesinde düzenlenen devren iktisap niteliğinde olduğu, 1982 yılından beri icracı sanatçının ilk tespiti yapan dava dışı firmayla bir ihtilaf yaşadığına dair bir delil bulunmadığı, dolayısıyla ilk tespiti yapan firmanın mali hakları icracı sanatçıdan devir aldığı, bu hakların yani 1982 yılında var olan hakların ise devir yolu ile davacıya devir edilebileceği, devralanların dava dışı firmanın icralar yönünden bu haklara devir yoluyla sahip olacağı, zira sunulu albüm kapağında devir eden dava dışı firmanın adının bulunduğu, dolayısıyla davacının davaya konu bu albüm ve icralar yönünden plak gibi o zamanın şartlarına göre yayma, çoğaltma hakkına sahip olduğu, ancak dijital yolla umuma iletim hakkına sahip olmadığı, ancak ilk tespiti yapan firmanın sahip olduğu fonogram yapımcısının haklarına sahip olacağı, keza huzurdaki davacının ham fonogramdaki ses kayıtları üzerinde çoğaltma hakkından kaynaklı olarak hakları devir alan sıfatıyla bu hakları kullanabileceği, dolayısıyla yetkisiz kişilerce digital alanda telif hakkı bildiriminde bulunulmasının önüne geçmek amaçlı ref davası açabileceği , davacının ve davalının ham fonogram üzerinde digital yönden hak sahibi olabilmesi için icracı sanatçılar, söz yazarları, bestekarlar ile anlaşmasının gerektiği, davalının ise bu hakların tümüne sahip olmayan icracı sanatçıdan aldığını iddia ettiği haklar kapsamında ihlal bildiriminde bulunmasının mümkün olmadığı, zira meslek birliklerine üye olan dava dışı söz yazarı ve bestecilerin de albüm üzerinde bağlantılı hak sahibi olmalarından kaynaklı olarak hak sahibi oldukları ve digital yolla gelir elde edebildikleri, davalının ihlal bildirim eylemi ile davanın tarafı olmayan diğer hak sahiplerinin haklarına da tecavüzde bulunduğu ve digital gelirden pay alma hakkını engellediği, bu eylemin ise MK 2. Maddesine aykırılık teşkil ettiği gözetilerek davanın kısmen kabul kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçe kapsamına göre;
1-Davacının ... mirasçılarından aldığı ... 22. Noterliği ...tarihli ... numaralı “İbraname ve Taahhütname” isimli evrakları kapsamında aralarında dava konusu albümünde olduğu 1982 yapımı ... isimli albüm üzerinde FSEK MD. 80/B KAPSAMINDA digital yolla umuma iletim hakkı dışındaki fonogram yapımcısı haklarından kaynaklı hakları kullanacak olmasından kaynaklı olarak huzurdaki davayı açmasında hukuki yararı bulunduğundan; ...’ın ... isimli albümündeki 11 adet müzik eserlerine davalı yanca yapılan telif hakkı ihlal bildirimlerinde bulunması nedeniyle davalı yanca gerçekleştirilen tecavüzün önlenmesine, olası tecavüzlerin durdurulmasına,
2-Davacının icracı sanatçı (dava dışı ... ) ile akdedilen 21.07.2014 ve 21.11.2015 tarihli sözleşmeler nedeniyle digital haklara da sahip olduğu yönde iddiada bulunması, davalının ise icracı sanatçının bu hakları 20.12.2019 tarihli sözleşme ile davalıya internet (dijital) iletim hakkı dahil olmak devredildiği yönünde sözleşme sunulmuş olmasına rağmen, 1982 yılında icracı sanatçının fonoğram yapımcısı haklarına sahip olmadığı, dava konusu albüm üzerinde dava dışı sanatçının icracı sanatçılık hakkından kaynaklı olan haklarının 2021 yılındaki yasal düzenleme ile genişlediği( ancak dava konusu albüme ilişkin 11 adet icraların sözleri ve müzikleri incelendiğinde dava dışı sanatçının 1 eser dışında söz ve müzikler üzerinde tek başına hak sahibi olmadığı) dolayısıyla internet (dijital) iletim hakkı dahil olmak üzere dava konusu edilen eserlerin icracı haklarının devredildiği yönünde sözleşme sunulmuş ise de dava konusu icralar üzerinde sanatçının tek başına digital mecrada hak sahibi olmadığı, sanatçının dava konusu albüm üzerinde digital hak ihdas etmesi için yorumcu sıfatıyla diğer söz yazı ve müzik eseri( bestecilerden) sahiplerinden izin almasının gerektiği, olmayan bir hakkın devrinin de söz konusu olmayacağı, dolayısıyla davalının sunulu sözleşme kapsamına göre tek başına telif hakkı ihlali bildiriminde bulunamayacağı gözetilerek; ... 4.FSHHM’nin ... diş sayılı dosyası kapsamında verilen 19.9.2022 tarihli tedbir kararının karar kesinleşene kadar devamına,
3-Dava konusu bu icraların gerek davacı gerekse davalı yanca FSEK m. 80/1A.4’de düzenlenen umuma iletim hakkı usulünce devralınmadan ( gerek icracı sanatçı gerekse fonogram yapımcısından) dijital platformlarda umuma iletilmesi mümkün olmadığından davalı yanca ileri sürülen aktif husumet itirazının reddine,
4-Önlemeye yönelik yeni bir tedbir kararı verilmesi isteminin reddine,
5-Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 534,70-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6-Davacı tarafça yapılan 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç, 9.000,00-TL bilirkişi ücreti masrafı ile 718,00-TL posta ve müzekkere ücretlerinden oluşan 9.879,40-TL yargılama giderinin 2/3 sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
7-Davalı tarafından yapılan 6.000 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre 1/3'ünün davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Davanın kısmen kabul edilmesi nedeniyle karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
9-Davanın kısmen red edilmesi nedeniyle karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
10-Arta kalan gider ve delil avansının kararın kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekillerinin, davalı vekilinin ve feri müdahil ... vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/09/2025
Katip ...
¸
Hakim ...
¸