T.C.
İSTANBUL
1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/448 Esas
KARAR NO : 2025/211
DAVA : Alacak (Fikir Ve Sanat Eseri İle İlgili Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/10/2018
KARAR TARİHİ : 24/09/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Alacak (Fikir Ve Sanat Eseri İle İlgili Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile ...A.Ş. arasında bir sözleşme akdedilmiş olduğunu, ...'nın sözleşmesel yükümlülüklerini ihlal etmiş olması nedeniyle Davacı tarafından öncelikle 28.04.2004 tarihinde ihtar çekilerek ... akdi ifaya davet edilmiş olduğunu, ancak ihtarın tebliğine rağmen ... tarafından herhangi bir aksiyon alınmaması üzerinde bu kez Davacı tarafından ... 22. Noterliğinin... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşme feshedilmiş olduğunu, Fesih bildiriminin gönderilmesi üzerine ... tarafından 01.09.2004 tarihinde ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ...E. sayılı dosyası ile caymaya itiraz davası açılmış olduğunu, Dava sonucunda Yerel Mahkeme tarafından "...fonogram yapımcısı firmanın albüm yapım sözleşmesine uymaması ve sözleşmede öngörülen sürelerde edimini yerine getirmemesi durumunda sanatçının, bu albüm yapım sözleşmesini tek taraflı olarak feshetmesinde hukuka aykırı bir durum söz konusu değildir. Bu nedenle de davanın reddi gerekmiştir..." gerekçesiyle feshin geçerliliğine hükmedilmiş olduğunu, Yargıtay'ın onama kararı üzerine ... tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuş olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 24.10.2008 tarih ve ... E., ... K. sayılı karar düzeltme talebinin reddi kararı ile karar kesinleşmiş olduğunu, bu karara rağmen ... tarafından mezkür albümler birtakım mecralarda yayınlanmış ve yayınlanmaya devam edilmekte olduğunu, bu husus ileride detaylı olarak yer vereceğimiz delil tespiti dosyasına konu edilerek tespit edilmiş olduğunu, Davacı tarafından ...'in Davacının icracı sanatçı olarak komşu hak sahibi bulunduğu "..." ve "..." albümlerinin birtakım mecralarda yayınladığı tespit edilmiş olduğunu, bunun üzerine ...'e hiçbir şekilde hak sahibi olmamaları sebebiyle mezkur albümleri ve içerdikleri eserleri kullanamayacakları ihtar edilmiş olduğunu, ihtarnamenin 11.04.2017 tarihinde tebellüğ edilmiş olmasına rağmen ... tarafından internet mecraları üzerinden tespite konu albümler halen yayınlandığını, bu husus ileride detaylı olarak yer verecekleri delil tespiti dosyasına konu edilerek tespit edilmiş olduğunu, İhtarnameye herhangi bir cevap verilmemesi üzerine bu kez de cayma hakkını konu alan ihtarname keşide edilmiş olduğunu, ... tarafından mezkur ihtarname üzerine ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyası ile caymaya itiraz edilmiş olduğunu, bu dosya kapsamında ... tarafından davaya konu eserlerle herhangi bir ilgilerinin bulunmadığı iddia edilmiş olduğunu, Mahkemece "...caymaya itiraz davasının kabulü ile, hak sahibi olmayan davacılar aleyhine "yapılan caymanın geçersiz olduğunun tespitine..." karar verilmiş olduğunu, ...'in davaya konu albümler ve eserlerle ilgili hak sahibi olmadığı Mahkemece de karar altına alınmış olduğunu, Davalıların davaya konu eserleri haksız yere internet mecralarında yayınladığı tarafımızca öğrenilmiş olmakla bu konuda delil tespiti hukuki yoluna başvurulmuş olduğunu, ...bul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin... D. İş, ... K. sayılı dosyasında yer alan bilirkişi raporu ile haksız yayınlar tespit edilmiş olduğunu, Davalılar ... ile ...'in yönetim kurulu üyeleri arasında aynı kişiler bulunmakta olduğunu, Görüleceği üzere ayrı tüzel kişilikler söz konusu olsa dahi her üç davalı şirketin dahi ortak ve yöneticilerinin ... ve ... olmaları ve her üç şirketin de adresinin aynı olduğu hususları da göz önüne alındığında davalıların birbirlerinden ve haksız yayınlardan haberdar oldukları, aralarında organik bir bağ olduğu hususu izahtan vareste olduğunu, Davacının icracı sanatçı olarak FSEK m.80/1-A,(2) hükmü doğrultusunda "...icranın tespit edilmesine, bu tespitin çoğaltılmasına, satılmasına, dağıtılmasına ve ödünç verilmesine, işaret, ses, ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletimine ve yeniden iletimine ve temsiline izin verme veya yasaklama hususunda münhasıran hak sahibidir." bunun yanında yine FSEK m.80 kapsamında Davacı icracı sanatçı olarak eser sahipleri gibi tecavüzün ref'i, tecavüzün men'i ve tazminat davası açma hakkına sahip olduğunu, sunulan sebeplerle, belirsiz alacak davası yoluyla FSEK m.68 hükmü uyarınca ref bedelinin (telif tazminatı) ve m.70/3 hükmü uyarınca tecavüz nedeniyle temin edilen karın ihlal tarihinden itibaren hesaplanacak ticari reeskont faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsil olarak tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA; Davalı ... vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Davalı Şirketin, dava konusu albümlerin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcı olduğunu ve bu albümlere ilişkin Eser İşletme Belgeleri de Kültür Bakanlığı tarafından Davalı Şirket adına kayıt ve tescil edilmiş olduğunu, Davalı Şirket'in albümlere ilişkin hak sahibi olduğu Kültür Bakanlığına yazılacak müzekkere ile de ortaya çıkacak olduğunu, Davalı taraf, dava dilekçesinde Davalı Şirket ile yapmış olduğu sözleşmeden cayma bildirimi gönderdiğini, caymaya itiraz davasında ise Mahkemenin sözleşmenin feshine karar verdiği beyan edilmiş olduğunu, bahsi geçen Mahkeme Kararı dava dilekçesinin eki olarak taraflarına tebliğ olmadığından, bu hususta beyan ve itiraz haklarını saklı tuttukarını, böyle bir mahkeme kararına ilişkin bilgilerinin olmadığını, Nitekim bu yönde bir kesinleşmiş mahkeme kararı bulunması halinde, bu karara ilişkin işlem yapılması, davalı şirkete bilgi verilmesi gerekmekte olduğunu, Ancak davacı taraf kendi iddialarında da belirttikleri üzere 2004 yılında açmış olduklarını ve 2008 yılında kesinleştiğini iddia ettikleri mahkeme kararına ilişkin hukuki işlem yapmak için 10 sene beklemişler, ki bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olacağı da açıkça görülmekte olduğunu, Nitekim bu hususta zamanaşımı itirazında bulunduğumuzu da ayrıca belirtmek gerekmekte olduğunu, Davacının üyesi bulunduğu müzik yorumcuları meslek birliğine vermiş olduğu yetki belgesi ile icracı olarak tüm mali haklarının takip ve tahsil yetkisini ilgili meslek birliğine devrettiğini, uzun yıllardır dijital hakların takibinden doğan gelirlerinin tümünü de söz konusu meslek birliğinden tahsil ettiği açık olduğunu, zaten tahsil etmiş olduğu telif bedellerine ilişkin uzun yıllar sonra tekrar telif talep etmesi hukuka aykırı olup, dürüstlük ve iyi niyet kuralları ile çelişmekte olduğunu, bu konuda ilgili müzik yorumcuları meslek birliğine yazılacak müzekkere ile davacının yetki belgesi ve tahsil ettiği telif bedellerinin sorulması gerekmekte olduğunu, Dava dilekçesinde iddia edildiği üzere, sözleşmenin feshine karar verilmiş olması halinde, davacı tarafın cayma beyanında bulunması mümkün olamazdı ancak davacı taraf 2017 yılında dahi sözleşmenin geçerli olduğunu, cayma beyanı ile zımnen kabul etmiş ve davalı şirketin hak sahibi olduğunu da ikrar etmiş durumda olduğunu, Nitekim ... 2. FSHHM.... Sayılı caymaya itiraz davasında Mahkeme "Dosyaya gelen Kültür Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü yazı cevabından dava konusu ... isimli eserleri davalı şirket adına kayıtlı olduğu" hususunun da tespit edilerek karara bağlandığı açıkça görülmekte olduğunu, Yine söz konusu davanın 3 nolu celsesinde davacı da "...dışarıdan aldığımız duyum üzerine...'ya ait hakları ...'e gönderdik." diyerek davalı şirketin hak sahibi olduğunu bir kez daha ikrar etmekte olduğunu, bu nedenle davalı şirket aleyhine açmış olduğu davanın hukuken kabulü mümkün olmayıp, davalı şirket lehine davanın reddinin gerektiği açık olduğunu, beyan etmiştir.
SAVUNMA; Davalı “... Ltd Şti ile ... AŞ” vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından davalı şirketlere ... (20.) Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile CAYMA ihbarında bulunulmuş olduğunu, devamında tarafımızca FSEK 58. Maddede yazılı süre içerisinde ... (2.) Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasından davacıya karşı Cayma İtiraz Davası açılmış olduğunu, söz konusu davada Yerel Mahkeme tarafından verilen 22.05.2018 tarihli karar ile caymaya itiraz davamızın kabulü ile hak sahibi olmayan davacılar aleyhine yapılan caymanın geçersiz olduğunun tespitine karar verilmiş olduğunu, Davacı taraf ile davalı şirketler arasında işbu dava konusu eserlerle alakalı olarak ... (2.) Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ...E. ... K sayılı dosyasından görülmekte olan (derdest) bir caymaya itiraz davası bulunduğunu, dolayısı ile derdestlik itirazlarının olduğunu, Yukarıda işaret edilen ... (2.) Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasından verilen karar dilekçe ekinde Sayın Mahkemeye sunulmakta olduğunu, Bu kararın gerekçesinde; dosyaya gelen Kültür Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü yazı cevabından dava konusu ... isimli eserlerin ... Pazarlama A.Ş adına kayıtlı olduğu herhangi bir devrin yapılmadığı, toplanan deliller ışığında davaya konu iki eserin davacı yan ile ilgisinin bulunmadığı, bu nedenle cayma hakkının doğru bir şekilde kullanılmamış olduğu" na karar verilmiş olduğunu, Dolayısı ile dava konusu ... isimli albümlerin davalı şirketlerle ilgisinin olmadığı hususunun; Kültür Bakanlığı kayıtları, ... (2.) Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/603 Esas sayılı dosyası (bu dosyanın davalısı ve Vekili ile huzurdaki davanın davacısı ve Vekili aynı kişidir) açık olmasına rağmen huzurdaki davada davalı olarak gösterilmiş olmasına itiraz ediyoruz. HUSUMET İTİRAZIMIZ olduğunu, Dava dilekçesinde davalı ... tarafından haksız kullanımlar olduğu ifade edilmiş olsa da youtube, spotify, itunes, fizy, google play gibi bahsi geçen platformların tamamı herkesin içerik yükleyebileceği platformlar olduğunu, Davacının dava dilekçesinin 4 numaralı bendinde ... ile ... arasındaki ilişki başlığı altında; bu şirketlerin ortaklarının aynı kişiler olduğu dolayısı ile şirketler arasında organik bağ olduğu şeklindeki iddialarının hukuki temelinin olmadığı açık olduğunu, Zira Türk Ticaret Kanunu ve diğer yasal mevzuat gereğince şirketlerin her biri kendi başlarına tüzel kişilik sahibi olduğunu, Ortaklarının yada yöneticilerinin aynı yada benzer kişiler olması tek bir şirket gibi değerlendirmeleri sonucunu doğurmaz olduğunu, Bu iddia mesnetsiz ve yasal dayanağı olmayan bir ifade olduğunu, Ayrıca; davacı tarafın taleplerinin zaman aşımına uğramış olduğunu, İcracı Sanatçı olarak hakedişlerini üyesi bulunduğu ve yetkilendirdiği Müyorbir Meslek Birliğinden tahsil ettiğini, bu albümlerle ilgili almış olduğu ödemelerin ilgili Meslek Birliğinden sorulması gerektiğini, yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının haksız ve hukuka aykırı davasına, dava dilekçesi içinde iddia ve taleplerinin tamamına itiraz etmekte olduklarını, beyan etmiştir.
İlgili yerlere müzekkereler yazılmış, cevabi yazılar dosya arasına alınmıştır.
Dosya kapsamında müteaddit defa bilirkişi raporları alınmış, alınan raporlar taraflara tebliği edilerek taraf vekillerinin beyan ve itirazları dosya arasına alınmıştır.
Davacı vekilinin 25.06.2025 tarihli talep arttırım dilekçesinde özetle; Mahkememizin işbu esas sayılı dosyası kapsamında, 18.06.2025 tarihli duruşma tutanağının 2 numaralı ara kararı uyarınca, "2-Takdiri davacı tarafta olmak kaydıyla talep arttırım yahut ıslah dilekçesi sunmak üzere 1 hafta kesin süre verilmesine" karar verilmiş olup, her ne kadar taraflarına ihtarat yapılmamış ve bu nedenle de HMK uyarınca kesin süre verilmesinin sonuçları oluşmamış olsa da herhangi bir hak kaybı olmaması adına bu aşamada bedel arttırım taleplerini; 18.04.2025 tarihli Bilirkişi Heyet Raporundaki tespitleri hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte, davaya konu taleplerini bedel arttırım suretiyle bu aşamada 90.000,00 TL'ye artırdıklarını, yükselttiklerini beyan ve talep etmiştir.
Davacı vekili 22/09/2025 tarihli dilekçe ile ikinci defa talep arttırım işlemi yaparak davaya konu talebini bedel arttırım suretiyle bu aşamada 126.673,99-TL'ye arttırdığını, 126.673,99-TL- 10.000-TL =116.673,99-TL üzerinden harcı ikmal ettiğini beyan etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmalığın; Davanın davacının icracı sanatçı olduğu, "..." albümlerinde yer alan eserlerin davalılarca izinsiz kullanıdığı iddiasıyla fsek 68 e göre telif tazminatı ve fsek 70/3 e göre temin edilen kar'ın ihlal tarihinden itibaren hesaplanarak davacıya ödenmesi istemiyle açıldığı, tespit edilmiştir.
Davacının ikame ettiği davanın esası yönünden inceleme faslına geçilmeden davalı tarafın savunma dilekçeleri ile bildirdiği usule dair itirazların değerlendirilmesi gerekmekte olup, bu minvalde incelemeler yapıldığında;
İkame edilen davanın fsek 68 e göre telif tazminatı ve fsek 70/3 e göre temin edilen kar'ın tahsili istemine ilişkin olduğu, ikame edilen dava yönünden zaman aşımı süresinin 10 yıl olduğu, ihlale konu eylemlerin dava tarihi itibari ile de var olduğu, tazminata esas hesaplanacak dönemin davanın açıldığı tarihin 10 yıl evveli olan 19/10/2008 tarihi sonrasını ele alacağından dava tarihi itibari ile zaman aşımının mevcut olmadığı, davanın belirsiz alacak davası olması sebebiyle talep arttırım tarihi itibari ile de zaman aşımına uğrayan bir alacağın bulunmadığı anlaşılmakla zaman aşımı defi savunması yerinde görülmemiştir.
Davalılar vekili ... 2. FSHHM ... esas sayılı davanın mevcudiyeti sebebi ile derdestlik itirazında bulunmuş ise de itiraza konu davanın caymanın iptaline ilişkin olup, açılan davanın davacılarının ... şirketleri olduğu, ilgili davada davanın kabulüne karar verildiği, kabul gerekçesinin ise caymanın muhatabının ... şirketleri olmaması olup, ilgili davanın konusu itibari ile bu davadan farklı olduğu, verilen kararın bu dosyada taraf olan ...... Şirketi yönünden bir ehemmiyeti olmadığı gibi verilen kararın mahiyeti itibari ile diğer davalılara da bir etki etmeyeceği, ikame edilen iş bu davanın, davalıların hak sahipliği olmamasına rağmen izinsiz kullanım sebebine dayandığı, dayanak gösterilen ... 2. FSHHM ... esas dosyasında ise bu davadan farklı bir konuyu ele alarak, ilgili davayı ikame eden davanın davacılarının caymanın muhatabı olmadığının belirlendiği, ilgili dosyada izinsiz kullanımın olup olmadığı kapsamında bir inceleme olmadığı, hülasa bahsi geçen davanın iş bu davayı derdest kılmadığı değerlendirilmiştir.
Davalılardan ... Limited Şirketi husumet itirazında bulunmuş, bu kapsamda mahkememizce gerekli incelemeler yapılmış olup;
Davalı şirketlerin aralarında bağlantı olduğu, dosya kapsamında anlaşılmakta ise de şirketlerin bağlantılı ve organik bağ içeresinde olmasının, bir davalının gerçekleştirdiği eylem sebebi ile diğer davalılara da sorumluluğun sirayet edeceği anlamına gelmediği, her bir davalının ayrı bir tüzel kişiliği oluşturduğu, bahsi geçen ... Yapım Film.... Ltd. Şti.'nin diğer davalıların eylemlerinden sorumlu olabilmesi için ilk önce dava konusu eylemle illiyet bağlarının kurulabilmesi gerekmekte olup Her üç şirket arasında organik bağ olduğu kabul edilse dahi, organik bağ ilişkisi doğrudan bir şirkete açılacak davanın, bağlantılı tüm şirketlere de açılabileceğini göstermemektedir. Organik bağ ilişkisinden söz edebilmek ve grup şirketlerin tümünü birlikte sorumlu tutabilmek için alacaklının kanundan doğan haklarını kullanmasının engellenmesi için temsilde farklı kişiliklere yer vermesi, borçlu kişinin bağımsızlığının sınırlanması ve organik bağ içinde olunan kişiyle özdeş kabul edilmesi gerekmektedir.
Davalı şirketlerin kanuna karşı hile ya da alacaklıya zarar vermek gayeleriyle kurulduğuna dair bir delil olmadığı, her bir şirketin uzun yıllardır faaliyet gösterdiği anlaşılmakta olup, davacının iddiası; davalılar tarafından icracı sanatçılıktan doğan haklarına tecavüz edildiği yönündedir. Dolayısıyla dosya kapsamında davalıların haksız fiilinin olup olmadığı incelenmektedir. Pasif husumet iddiası olan ... Yapım Film... Ltd. Şti.'nin davacının iddia ettiği eylemlerinin bulunduğu noktasında dosyaya yansıyan hiçbir delil bulunmadığı, "..." kanal ismi ile yayınlandığı anlaşılan paylaşımlardaki kanal ismi olan ... isminin ... Yapım Film... Ltd. Şti. Olduğuna ilişkin dosya kapsamında bir delil olmadığı gibi davalılardan ... Şirketi aşamalarındaki beyanlarla bu şirketi kısaca ( ...) olarak belirtmiş ve kanal isminin ise kısaca ... olarak gösterilen ... Şirketi olduğunu ikrar etmiş olup, bu durumda ... adı ile yayınlanan paylaşımlardan davalı ... Şirketi'nin sorumlu kılınamayacağı, bahsi geçen şirkete husumet tevcihini gerektirir bir delil olmadığı, şirketlerin bağlantılı olmasının diğer davalılarca yapılan ihlal eylemleri sebebi ile ayrı bir tüzel kişiliği bulunan davalı ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi'ne husumet tevcihi için yeterli olmadığı anlaşılmakla ikame edilen davanın davalılardan ... Limited Şirketi yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
Dosya kapsamı itibari ile yapılan incelemelerde davalı ... tarafından ... , ... isimleri ile yapılan dijital kullanımların mevcudiyetine ilişkin bir ihtilaf olmayıp, bahsi geçen davalıya husumet tevcihinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
Diğer davalı ... Şirketi(...) aşamalardaki beyanlarında ve yine esasa dair beyan dilekçesi kapsamında 22.09.2025 tarihli dilekçesinin 15. Maddesinde "Yukarıdaki görselde açıkça fark edileceği üzere; ... kanalından yapılan yayında söz konusu eserin ... tarafından yüklendiği görülmektedir. Bu doğrultuda söz konusu albüm ve şarkılardan elde edilen her türlü gelir de doğrudan ...'ya gitmektedir. Bu doğrultuda; bir kullanıcı hesabı olan ... kanalı, söz konusu yayından gelir elde etmediği gibi, herhangi bir sorumluluğu da bulunmamaktadır. " şeklinde beyanı olup, gerek evvelce yapılan tespitler gerekse de beyan nazara alındığında paylaşımın ... kanalında yapıldığı, bu kanalın da ikrar ile sabit olduğu üzere davalı ... Şirketi'ne olduğu, bu kanal üzerinden yapılan paylaşımlarda gelirlerin doğrudan ... şirketine gittiği, davalının gelir elde etmediği savunmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davalıya ait kanaldan kanal sahibi yerine sadece kanal sahibi olmayan şirketin gelir elde etmesi iddiasının davalı yanca ispatlanması gerektiği, bu kapsamda uygun bir delilin sunulmadığı gibi dosya kapsamına alınan 10/08/2021 tarihli bilirkişi ek raporunun mali değerlendirmeler kısmında, davalı muhasebecisi tarafından davalıların elde ettiği gelire dair bilgiler verildiği, verilen bilgilere göre de davalı ... şirketinin albüm sahibi, davalı ... Şirketi(...) ise dağıtımının yapıldığı yönünde bilgi verildiği, dosya kapsamına alınan değişik iş dosyası ile yapılan tespitler ile iş bu dosya kapsamına alınan bilirkişi raporlarından da görüleceği üzere dava konusu albümlerin davalı ...... Şirketine ait kanallarda ve yine ... Şirketi(...) kanalında yayınlandığı, ... kanalından yayınlanan eserlerin ise lisans sahibi olarak gösterilen davalı ... adına yüklendiği alınan dosya kapsamına alınan bilirkişi raporu içeriğindeki ekran görüntülerinden anlaşılmakta ise de iki şirket arasındaki bağlantı ve yine davalı ... şirketinin kendi kanalında paylaşımda bulunması ve albümlerin dijital dağıtımını yapması ve yine 10/08/2021 tarihli rapora dercedilen bilgiler nazara alındığında ihlal kapsamında olan kullanımlardan davalılardan ... A.Ş ve ... Şirketi'nin sorumlu olduğu, her iki şirketin müşterek ve müteselsil olarak maddi menfaat elde ettiği mahkememizce değerlendirilmiş, anılı sebeplerle iki şirkete husumet tevcihinde isabetsizlik bulunmadığı mahkememizce değerlendirilmiştir.
Davalı taraf aşamalardaki beyanlarında, icracı sanatçıların Müyorbir adına düzenledikleri yetki belgesiyle üçüncü kişilerle lisans yapma hak ve yetkisini meslek birliğine devredildiğini Müyorbir ise bu yetkiye dayanarak müzik yapımcılarıyla lisans sözleşmeleri imzalayabilmekte olduğunu beyan ederek davacı yanın aktif husumetinin bulunmadığını ifade etmiş, ifadesini tevsik amacı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı cevabi yazısını ileri sürmüş ise de;
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından sunulan cevabi yazının başka bir dosyaya ilişkin olup, görüş niteliğinde olduğu , mahkememiz nezdinde bağlayıcılığının bulunmadığı, ayrıca bahsi geçen cevabi yazının süresi içerisinde iş bu dosyaya sunulan delil olmaması hasebiyle itibar edilmesinin de mümkün olmadığı, davalı yanın itirazlarının yasal mevzuat ve bu konuya ilişkin yargısal teamüller muvacehesinde ele alıp değerlendirilmesi gerektiği;
Mahkememizin 2017/270 Esas sayılı dava dosyası gerekçeli kararında benzer konuyu ihtiva eden aşağıdaki gibi değerlendirme yapılmış,
" Davalı yan her ne kadar davacı tarafın ...'e yetki belgesi verdiği ve bu meslek birliğinden telif ödemeleri aldığını iddia ederek, bu davada talepte bulunamayacağını iddia etmiş ise de; davacının, meslek birliğine yapılan telif ücreti ödemelerini almış olması da, mali hakları kullanma yetkisinin geçerli olarak devredilmiş olduğu anlamına gelemez. Zira, bu hakların devrinin usulüne uygun olarak yapılması sözleşmenin mutlak geçerlilik şartı olup, davalı iddiası bu yönde yerinde olmadığı gibi alınan raporlar ile de bu durum sabit hale gelmiştir."
Mahkememizce yapılan değerlendirme ise İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ'NİN ...E.,... K. Sayılı kararında aşağıda belirtili karar çerçevesinde tasdiklenmiştir.
"Somut uyuşmazlıkta; müzik eserlerinin internet üzerinden umuma iletimine ilişkin mali hak 5846 sayılı FSEK 25.maddede 2001 yılında yapılan değişiklik ile ihdas edilmiş olup taraflar arasındaki sözleşmeler ve muvafakatlerin davalıya dijital iletim hakkı sağlamadığı yönündeki kabul yerindedir. Bununla birlikte, davacı önceki sözleşmeler yönünden cayma hakkını kullanmış olup davalı yanca süresinde iptal davası açılmadığından caymanın geçerli olup olmadığının iş bu davada incelenmemesi de yerindedir. Davalı yan, davacı ile dava dışı 3.kişi arasındaki 14.04.2014 tarihli sözleşme gereğince davacının mali haklarını devrettiğini ileri sürmüş ise de, davacının dava konusu eserlerin bir kısmında besteci ve icracı, bir kısmında söz yazarı ve icracı, bir kısmında ise hem besteci hem söz yazarı hem de icracı olarak eser sahibi olduğu, davacının icracı sanatçı olarak herhalükarda 14.04.2014'ten önceki mali hakları yönünden dava açabileceği, cayma ile birlikte hakların davacıya geri döndüğünün kabul edilmesinin de yerinde olduğu, meslek birliklerine verilen yetki belgesinin usulüne uygun mali hak devri anlamında olmadığı, husumet itirazının reddine karar verilmesinin yerinde olduğu kanaatine varılmıştır."
Hülasa, ...'e yetki belgesi vermiş olması davacı ile sözleşme yapılmasını ve kendisinden izin alınması zorunluluğunu ortadan kaldırmamakta olup gerek yukarıda bahsi geçen emsal karar gerekse de bizatihi konunun muhatabı ...'in dosyamıza sunduğu 12/06/2020 tarihli cevabi yazı da bu hususu doğrulamakta olup, anılı sebeplerle davacının dava açmasında aktif husumetinin var olduğu mahkememizce değerlendirilmiştir.
Dosya kapsamına alınan usul ve yasaya uygun tespitler ihtiva eden 18.04.2025 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; Davacı dava konusu albümlere ilişkin eser işletme belgelerinde icra sanatçısı olarak belirtilmiş olup
FSEK m. 80/1-A hükmünde düzenlenen komşu hakların sahibidir.
Dolayısıyla icracı sanatçıya tanınan haklara ve kanunun sağladığı diğer haklara sahiptir.
....... A.Ş. (eser işletme belgesinde yer alan unvan) eser işletme belgelerine istinaden dava konusu albümlerin ilk tespitini yapan fonogram yapımcısıdır. Dolayısıyla FSEK m. 80/1-B hükmünde düzenlenen komşu haklara sahiptir. Şu kadar ki, düzenlenen muvafakatnamelerde plak, kaset, compact disk ile yayınlanması, çoğaltılması, dağıtılmasına muvafakat verildiğinden gerek FSEK m. 48, m. 52, m. 80/1-B ile “Bir icracı sanatçı ile yapımcı arasında yapılan sözleşmeyle çoğaltma, kiralama, icranın telli ve telsiz her türlü araçla yayınlanması ya da temsili yolu ile faydalanma hakkı uygun bir bedel karşılığında yapımcıya devredilmişse, icracı ve yorumcu sanatçıların yazılı izni aranmaz. Ancak, bu haklardan belli bir kısmının yapımcıya devredilmesi halinde, devredilmeyen hakların kullanımı söz konusu olduğunda bunlar için icracı sanatçılarla eser sahibinin yazılı izninin alınması gereklidir.” şeklindeki Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği’nin m. 8/1 hükmü gereği muvafakatnamede yer almayan haklar davacıya aittir.
Muvafakatnamenin düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan kanun gereği dava konusu edilen kullanımlara ilişkin bir hüküm bulunmadığı ve bu hakların 2001 yılında yapılan değişiklikle tanındığı göz önünde tutulduğunda gerek kanunların esasa ilişkin hükümlerinin geriye yürümemesi, bu tarihte dava konusu edilen hakka davacının da sahip olmaması ve gerek FSEK m. 20, 51, 53 ve 54/1 hükümleri gereği bu hakkın davalıya devri mümkün olmadığından davalı bu hakları iktisap etmemiştir.
Davalı dava konusu edilen mali hakka sahip olmadığından “Malî bir hakkı yahut kullanma ruhsatını devre salâhiyetli olmıyan kimseden iktisap eden, hüsnüniyet sahibi olsa bile himaye görmez.” şeklindeki FSEK m. 54/1 hükmü gereği bu hakkı (FSEK m. 25) üçüncü bir Kişiye devretmesi mümkün değildir.
Cayma hakkı sözleşme özgürlüğü kapsamında kalmaktadır. Bozucu yenilik doğuran bir hak olduğundan FSEK m. 58 hükmü kapsamındaki koşullar yerine getirilmekle sonuçlarını doğurur. Cayma tamam olduktan sonra bundan geri dönmek mümkün olmadığından hakların devri için yeni bir sözleşme imzalanması gereklidir. Bu nedenle cayma hakkı mahkeme kararıyla( ... 2.FSHHM...Esas, ...Karar) tamam olduğundan ve daha sonra yeni bir sözleşme imzalanmadığından davalıların hak sahibi olmadığı mahkememizce değerlendirilmiştir.
Hülasa, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında
davalılardan ... Şirketi yönünden bahsi geçen şirkete husumet tevcihini haklı gösterir bir delil olmadığı, bahsi geçen davalının sorumlulukları tespit edilen diğer davalılar ile organik bağının bulunmasının tek başına husumet tevcihi için yeterli olmadığı, tüzel kişilik perdesinin aralanması olayının da somut olayda sağlanmadığı anlaşıldığından davalılardan ... Şirketi yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, diğer davalıların ise ayrı ayrı dijital platformlar üzerinden eserleri izinsiz yayınladığı, yukarıda açıklanan sebeplerle kullanımlarının izinsiz olduğu ve sorumlulukları tespit edilen iki davalının da bahsi geçen izinsiz kullanıma bağlı maddi menfaat temin ettiği, maddi menfaat teminine ilişkin olarak ise birlikte hareket etmek suretiyle müşterek ve müteselsil sorumluluklarının doğduğu, izinsiz kullanım sebebi ile FSEK 68. Madde kapsamında tazminat isteminin yerinde olduğu mahkememizce değerlendirilmiştir.
Davacı yan alacak istemini dava dilekçesi ile 10.000,00 TL olarak göstermiş, alacağın dayanağını ise FSEK 68 ve FSEK 70/3 olarak göstermiş olup; Yargıtay'a göre, hem FSEK.m.68, hem de FSEK.m.70.f.2 veya FSEK.m.70.f.3 kapsamında maddi tazminat talep edildiğinde, talep edilen toplam bedel, anılan seçenekler uyarınca istenebilecek “en çok bedel” ile sınırlı olduğu davacının bu taleplerinden hangisi yüksek ise, maddi tazminat için koşulların oluştuğu noktasında mahkemece kanaatin hasıl olması halinde en yükseğine hükmedilmesi gerekeceği, bu minvalde mahkememizce değerlendirme yapıldığında haksız fiilin husule geldiği tarihe göre davacı yanın talep edeceği rayiç bedelin 30.000,00 TL olduğu, belirlenen bedelin dosya kapsamındaki delillere göre göre ve yine ihlalin başladığı tarih, ihlal süreci, ihlale konu eser sayısı ve eserlerin mahiyeti nazara alındığında uygun olduğu gibi alınan raporlarda istikrar ve isabetle aynı değere ulaşıldığı, bu durumda davacı yanın FSEK 68. Madde kapsamında üç kat tutarında tazminat uygulandığında 30.000,00x3= 90.000,00 TL alacağa hak kazandığı mahkememizce değerlendirilmiş olup, davacı yanın FSEK 70/3 madde kapsamında 90.000,00 TL üzeri bir alacağın mevcudiyetinin tespit edilememesi halinde davacının hak kazanacağı tazminatın 90.000,00 TL olacağı, FSEK 70/3 maddesi kapsamında hesaplamanın yapılabilmesi için ihlal tarihinden dava tarihine kadar olan bölümde dava konusu albümlerin ne kadarlık izlenme sayısına ulaştığı, iş bu eserler yönünden davalı yanın elde ettiği karın tespit edilmesi gerekmekte olup güncel durum itibari ile izlenme sayılarına ulaşmak mümkün ise de, geçmiş tarih aralığında sınırlandırma yapmak suretiyle izlenme sayılarının tespit edilmesinin mümkün olmadığı, bu konuda ispata elverişli delil olmadığı, davalı yanın dava tarihinden öncesine ilişkin elde ettiği gelirlere ilişkin mali kayıt sunmadığı dosya kapsamında sunulu 10/08/2021 tarihli bilirkişi raporunda davalı muhasebecisi tarafından davalıların elde ettiği gelire dair bilgiler verildiği, verilen bilgilere göre de davalı ... şirketinin albüm sahibi, davalı ... Şirketi(...) ise dağıtımının yapıldığı yönünde bilgi verildiği, Davalı ... A.Ş. ve davalı ... A.Ş.'nin 21/10/2008 ile 19/10/2018 tarihleri arası davacı “...albümleri dijital satışlarından toplam 36.653,49-TL gelir elde ettiklerinin hesaplandığı, her ne kadar verilen bilgilere göre FSEK 70/3 madde kapsamında net bir hesaplama yapılması mümkün değil ise de TBK50-51. Maddeler nazara alındığında verilen gelir bilgisinin ihlal tarihinden dava tarihini kapsayan dönem için uygun bulunduğu, davacı yan her ne kadar güncel dinlenme sayılarını nazara alınarak tespit edilen bedelin düşük olduğunu iddia etmiş ise de, FSEK 70/3 kapsamındaki hesaplamanın güncel tarihe göre değil ihlal tarihinden dava tarihini kapsayan dönem için yapılması gerektiği, davacı vekili her ne kadar 22/09/2025 tarihli dilekçesinin 5. Sayfasında Onerpm hesabından 15 milyonun üzerindeki dinlenmeye bağlı 7.148,34 USD ödeme yapıldığını ileri sürerek hesaplanan bedelin düşük kaldığını beyan etmiş ise de, dava tarihi nazara alındığında ileri sürülen izlenme sayılarının dava tarihinde belirtildiği gibi olmadığı ve yine ödeme yapılan miktarın baz alınması durumunda dahi dava tarihindeki kura göre her halükarda 90.000,00 TL altında bir bedele ulaşılacağı ayrıca dava tarihindeki asgari ücretin aylık 1.603,12 TL olduğu düşünüldüğünde asgari ücretin yaklaşık 56 katına tekabül edecek bir gelirin elde edilmesinin ihlal tarihi ile dava tarihi arasındaki süreç ve o dönemde olabilecek izlenme sayıları düşünüldüğünde mümkün görülmediği , bu durumda her halükarda FSEK 68. Maddesi kapsamında belirlenen miktarın FSEK 70/3 maddesi kapsamında hesaplanan bedelden daha yüksek olacak olması sebebi ile FSEK 68. Madde kapsamında 90.000,00 TL tazminata hükmedilmiş, FSEK 70/3 maddesine dayalı tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Haksız fiilin, dosya kapsamına sunulu değişik iş dosyasında mevcut bilirkişi raporundan da görüleceği üzere ilk olarak 11/09/2015 tarihinde davalı ... şirketine ait kanalda diğer davalı şirket yönünden ise ... kanalında 05/01/2016 tarihinde yayınlanmış olması sebebi ile belirtilen tarihler faiz başlangıç tarihleri olarak gösterilerek FSEK 68.madde kapsamında 90.000,00 TL telif tazminatı alacağının davalılardan ... A.Ş yönünden 11/09/2015, diğer davalı ... Şirketi yönünden 05/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla tazminat isteminin reddine, FSEK 70/3 maddesine dayalı talebin reddine dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Davacı vekilinin 25.06.2025 tarihli talep arttırım dilekçesinde özetle; Mahkememizin işbu esas sayılı dosyası kapsamında, 18.06.2025 tarihli duruşma tutanağının 2 numaralı ara kararı uyarınca, "2-Takdiri davacı tarafta olmak kaydıyla talep arttırım yahut ıslah dilekçesi sunmak üzere 1 hafta kesin süre verilmesine" karar verilmiş olup, her ne kadar taraflarına ihtarat yapılmamış ve bu nedenle de HMK uyarınca kesin süre verilmesinin sonuçları oluşmamış olsa da herhangi bir hak kaybı olmaması adına bu aşamada bedel arttırım taleplerini; 18.04.2025 tarihli Bilirkişi Heyet Raporundaki tespitleri hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte, davaya konu taleplerini bedel arttırım suretiyle bu aşamada 90.000,00 TL'ye artırdıklarını, yükselttiklerini beyan ve talep etmiştir.
Davacı vekili 22/09/2025 tarihli dilekçe ile ikinci defa talep arttırım işlemi yaparak davaya konu talebini bedel arttırım suretiyle bu aşamada 126.673,99-TL'ye arttırdığını, 126.673,99-TL- 10.000-TL =116.673,99-TL üzerinden harcı ikmal ettiğini beyan etmiştir.
Mahkememizce icra edilen 18.06.2025 tarihli duruşmada her ne kadar talep arttırım işlemi için 1 hafta kesin süre verilmiş ise de, verilen sürenin sehven 1 hafta olarak verildiği, HMK 107/2. Maddesi gereği verilecek sürenin 2 hafta olduğu, 2 haftalık süre içinde de davacı vekilince 25/06/2025 tarihli talep arttırım işlemi ile dava değerinin 90.000,00 TL olarak belirlendiği, her ne kadar davacı vekili 22/09/2025 tarihli dilekçe ile 25/06/2025 tarihli değer artışına yönelik işlem ihtiva eden dilekçenin ıslah dilekçesi olduğunu beyan etmiş ise de, 25/06/2025 tarihli dilekçenin içeriği incelendiğinde davacının açıkça talep arttırım işlemi yaptığı anlaşılmış olup, bu durumda 22/09/2025 tarihli ikinci talep arttırım işleminin geçerli olmadığı, geçerli olduğu kabul edilse dahi her halükarda davacının talep edebileceği alacağın 90.000,00 TL olacağı bakiye kısmın ret ile sonuçlanması gerekeceğinden sonuca tesir etmeyeceği mahkememizce değerlendirilmiş, anılı sebeplerle aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-İkame edilen davanın davalılardan ... Şirketi yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine,
2-Diğer davalılara husumet tevcihinde isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla diğer davalılar yönünden ikame edilen davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile;
FSEK 68.madde kapsamında 90.000,00 TL telif tazminatı alacağının davalılardan ... A.Ş yönünden 11/09/2015, diğer davalı ... Şirketi yönünden 05/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla tazminat isteminin reddine,
-FSEK 70/3 maddesine dayalı talebin reddine,
2-Davanın kabulüne konu değeri üzerinden alınması gereken 6.147,90 TL karar ve ilam harcının, başlangıçta peşin harç olarak alınan 170,78 TL ile 22/09/2025 tarihinde tamamlama harcı olarak yatırılan 1.992,51 TL'nin toplamı olan 2.163,29 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 3.984,61 TL karar ve ilam harcının hükmolunan tazminatta sorumlulukları tespit edilip aleyhinde karar verilen ... A.Ş ve ... A.Ş'den müşterek ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, bahsi geçen davalılardan alınması gerekip, alınması gereken karar ve ilam harcına mahsubu yapılan davacının peşin ve tamamlama harcı olarak yatırdığı toplam 2.163,29 TL'nin ... A.Ş ve ... Ticaret A.Ş şirketlerinden müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
3-Davacı tarafça yapılan başvurma harcı, posta, müzekkere, bilirkişi ücretlerinden oluşan toplam 42.016,55 TL'den kabul ve ret oranları nazara alınarak 29.852,13 TL yargılama giderinin ... A.Ş ve ... Ticaret A.Ş şirketlerinden müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı ... Anonim Şirketi tarafından yapılan 3.075,00 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranları nazara alınarak 963,08 TL olan kısmının davacıdan alınarak bahsi geçen davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı ... A.Ş tarafından yapılan 3.075,00 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranları nazara alınarak 963,08 TL olan kısmının davacıdan alınarak bahsi geçen davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan 40.000,00 TL vekalet ücretinin ... A.Ş ve ... A.Ş şirketlerinden müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
7-Davalı ... Şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden harçlandırılmış dava değeri olan 126.673,99 TL üzerinden karar tarihindeki tarifenin 7/2 ve 13/1 maddeleri nazara alınarak hesaplanan 20.267,83 TL( bahsi geçen davalı yönünden davanın ret sebebi gereği 7/2 maddesi uygulanmış olup, tarifenin 13/1 maddesi 7/2 maddesini istisna gösterdiğinden maktu vekalet ücreti takdir edilmemiştir.) vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bahsi geçen davalıya verilmesine,
8-... A.Ş ve ... A.Ş şirketleri kendilerini ayrı ayrı vekil ile temsil etmesi hasebiyle iş bu davalılar yönünden redde konu olan 36.673,99 TL (talep arttırım işlemi sonrası harçlandırılmış dava değeri olan 126.673,99 TL'den kabule konu 90.000,00 TL'nin mahsubu ile 36.673,99 TL ret değeri hesaplanmıştır) üzerinden hesaplanan 36.673,99 TL tek vekalet ücretinin davacıdan tahsili ret sebebinin bahsi geçen iki davalı için de aynı olması sebebi ile yarı yarıya olacak şekilde bahsi geçen davalılara ödenmesine, (36.673,99/2)
9-Her ne kadar FSEK 70/3 maddesine dayalı istemin reddine karar verilmiş ise de, alacağın dayanağı FSEK 68 ve FSEK 70/3 gösterilmiş olup, her iki maddenin aynı anda uygulanarak karar verilmesi mümkün olmadığından, mahkememizin FSEK 68. Maddesini somut olaya tatbiki sebebi ile FSEK 70/3'e dayalı istemin reddine karar verildiğinden redde konu bu istem yönünden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
10-Arta kalan gider ve delil avansının kararın kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine,
Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.24/09/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
TASHİH ŞERHİ
Her ne kadar Mahkememizin 24/09/2025 tarihli duruşmasında verilen kısa kararda "FSEK 68.madde kapsamında 90.000,00 TL telif tazminatı alacağının davalılardan ... A.Ş yönünden 11/09/2015, diğer davalı ... Şirketi yönünden 05/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla tazminat isteminin reddine," şeklinde karar verilmiş ise de ... Şirketi ismindeki YAPIM ibaresi olmaksızın şirket ismi eksik olarak kısa karara geçmiş olduğundan bu kısımda aşağıdaki gibi düzeltme işlemi yapılarak tashih karar verilmiştir.
-"FSEK 68.madde kapsamında 90.000,00 TL telif tazminatı alacağının davalılardan ... A.Ş yönünden 11/09/2015, diğer davalı ... Şirketi yönünden 05/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla tazminat isteminin reddine,"
Dair karar taraf vekillerinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde iş bu tashih kararı yönünden İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.23/10 /2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır