T.C.
İSTANBUL
1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/142 Esas
KARAR NO : 2025/186
DAVA : Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 16/06/2023
KARAR TARİHİ : 14/07/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli ...ve ... numaralı markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin ticari işlerinde, şirket adresindeki işletme binası girişinde yer alan tabelada, ... sayfasında, şirket yetkilisinin ... uygulamasında müşteri grup yazışmalarında hesabında, şirket yetkilisinin çalışanı olan kişinin instagram hesabında “...” ibaresinin kullanıldığını, ayrıca davalının ... tescil numarası ile “...” markasını tescil ettirdiğini, bu ihlallerin müvekkilince tespit edilmesi üzerine davalı şirket yetkilisi ... ... 9. Noterliği’nden ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamenin yollanarak ihlallere son verilmesinin ihtaren bildirildiğini, ancak muhatabın ihtarnameye cevap vermemiş olup ihlale devam ettiğini, ihtarname tebliğinden hemen sonra davalının müvekkiline ait marka tescilinden haberdar olmasına rağmen kötü niyetli bir şekilde marka tescil başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin... markasının davalı firmanın kullandığı markadan daha önce koruma altına alındığını ve tescil edilmiş olduğunu, davalıya ait markanın baskın ve kullanım tarzının dikkat çekici tarafı ve ibaresi ... ibaresi olduğunu, aynı sektörde markanın kullanıldığını, davalı şirketin müvekkilinin tescilli markasının İngilizce okunuşu neticesinde oluşan ... ibaresini tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanması dolayısıyla müvekkilinin tescilli markası ile iltibas tehlikesi bulunduğunu, davalı markasının hükümsüz kılınması gerektiğini, SMK m.29/f.1-b ve SMK m.7/f.2-a ve b düzenlemeleri gereğince marka hakkına tecavüzün de söz konusu olduğunu ileri sürerek, davalıya ait ...tescil numaralı markanın hükümsüzlüğünü, davalı markasının müvekkilinin tescilli “...” markasına tecavüz oluşturduğunun tespitini, tecavüzün önlenmesini, tecavüz fiillerinin durdurulması kapsamında SMK m.7/f.3-a,b,ç,d,e,f hükümleri doğrultusunda karar verilmesini, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesini veya ilgililere tebliğ edilmesini, belirsiz alacak davası olarak şimdilik 100,00 TL olarak talep edilen maddi tazminatın SMK m.151/f.2-b gereğince belirlenerek karara esas alınmasını, 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini ve yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıya yüklenmesini talep etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İşbu dava ve davadaki talepler bakımından zaman aşımı ve hak düşürücü süre sebepleriyle davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının davayı tamamen kötü niyetli olarak ikame ettiğini, hakkını dayandırdığı markayı kendi adına tescil ettirdiği tarihin dava konusu edilen markanın tescil tarihinden sonra olduğunu, SMK m.19 ve 25/7 gereğince işbu davayı açma hakkının olmadığını, müvekkili şirkete ait markanın davacı markasından hem daha önce yayınlandığını hem de daha önce tescil edildiğini, müvekkili firmanın turizm ve kargo faaliyeti gösteren bir firma olduğunu, ... ili ... ilçesinde yurt içi ve yurt dışı kargolama faaliyetleri yürüttüğünü ve hiçbir zaman davacının tescilli markasını kullanmadığını, ayrıca taraf markalarının hiçbir şekilde birbirine benzemediğini, iltibas yaratma ihtimalinin söz konusu olmadığını, davacının markasını dava dilekçesinde “...” olarak belirtmişse de “...” şeklinde tescil edildiğini, davacı markasının farklı şekillerde yazılmış grafik tasarımının öne çıktığı bir “...” yazısı iken, müvekkilinin markasının düz harflerle yazılmış yazı stili, rengi ve logosu tamamen farklı bir marka olduğunu, görsel olarak birbirlerine hiçbir şekilde benzemeyen yoğunlukla şekil ve tasarımdan ibaret olan iki farklı ögenin birbirlerine karıştırılabileceği iddiasının hukuki mesnetten yoksun olduğunu, fonetik olarak bakıldığında da markalar arasında hiçbir benzerliğin bulunmadığını, davacı markası yazıldığı gibi “...” olarak telaffuz edilirken, müvekkilinin “...” markasının telaffuzunun tamamen farklı olduğunu, müvekkilinin markasında “..” ibaresi olması, “...” uzantısının farklı şekilde kullanılması hususlarının davacı adına tescilli marka ile açıkça ve şüphesiz bir farklılık oluşturduğunu, markaların sadece logolarının dahi tek başına birbirleriyle iltibas yaratılmayacağına yeterli bir sebep olduğunu, davacının TPMK nezdinde kabul edilmiş bir markanın sahibi olduğunu, tümüyle ... veya ... kelimelerinin sahibi olmadığını, Kurum nezdinde tescil edilmiş benzeri markaların mevcut olduğunu, hem birçok kargo şirketinin “...” ibaresini kullandığını, “...” kelimesinin globalleşmiş kısaltması kullanılarak müşterilere daha hızlı kargo yapma konusunda intiba yaratma amacı güdüldüğünü, ayrıca müvekkilinin uluslararası hizmet vermesi nedeniyle salt İngilizce okunuşunun kullanıldığı yönündeki davacı iddiasının da yanlış olduğunu, “...” ve “...” kelimelerinin her dilde farklı okunup farklı anlamlara geldiğini, logoda yazı tipi, punto (yazı boyutu) ve renk benzerliğinin de olmadığını, bu durumun tüketici gözünde bırakılan tesir bakımından tamamen ayırt edici nitelikte olduğunu, müvekkilinin davacının mal ve hizmet sınıfına giren kısımlarda haksız kullanım da yapmadığını, tabela, broşür, kartvizit gibi ürünlerde tüketicilerin yanılmasına yol açacağı ve alt firma algısı yaratabilecek bir hususun söz konusu olmadığını, bu iddianın tamamen mesnetsiz olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmalık; Davalı adına ...nolu markanın hükümsüzlüğünü, davalı eyleminin marka hakkına tecavü oluşturduğunun tespiti, durdurulması önlenmesi, ihtiyati tedbire hükmedilmesi , SMK 151/2b kapsamında şimdilik 100 TL maddi tazminat, 30.000 TL manevi tazminatın davalı dan tahsili, hükmün ilanı kapsamında açılmış bir dava olduğu anlaşılmıştır.
Bilirkişiler ..., ... ve ...'in 28/06/2024 havale tarihli bilirkişi raporlarında; Her ne kadar ortak hizmet sınıfı bulunsa da davacı markaları ve davalı marka ve kullanımlarının esas ve baskın unsurlarının görsel, işitsel, telaffuzsal ve tüketici üzerinde bırakılan genel izlenim itibariyle bütünsel olarak farklılık arz ettiği, bu yönüyle halk nezdinde karıştırma ihtimali bulunmadığı, anılan nedenlerle marka ihlali ve yine aynı sebeplerden davalıya ait markanın hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı kanaatine varıldığı, davalı 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yıllarında Turizm sektöründe faaliyet gösterdiği, konaklama hizmeti ve araç kiralama hizmeti verdiği defter ve belgelerinde görüldüğü yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir
Bilirkişiler..., ... ve ... 19/06/2025 tarihli bilirkişi raporlarında; SMK m.6/f.1 kapsamında davalı markasının ve SMK m.7/f.2-b kapsamında davalının ... sınıftaki “...” ibareli fiili marka kullanımının, davacının önceki koruma tarihli tescilli markası ile “ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali”nin ortaya çıkmasına sebep olacağının değerlendirildiği, böyle olmakla birlikte her konuda olduğu gibi iltibasın da elbette Sayın Mahkeme’nin takdirinde olduğu, davalının tescilli markasının koruma tarihi davacının dayandığı markadan daha sonra olduğundan, SMK m.155 gereği işbu tescilin bir hukuki etkisinin olmayacağı, hukuka aykırılığı ortadan kaldırmayacağı, hükümsüzlüğe ve marka hakkına tecavüze yönelik nihai takdir ve karar yetkisinin Mahkememize ait olduğu, Mahkemece davacı yanın maddi tazminata hakkı olduğu kabul edilirse; davacı tarafından talep edilen hesaplama yöntemi olan SMK m.151/2-b gereğince yapılan hesaplamaya göre 319.479,59 TL tazminat hesaplandığı, davacı tarafın maddi tazminat talebinin TBK m.50 ve 51’e göre belirlenmesi hususunun Mahkememizin takdirinde olduğu, manevi tazminat talebi hakkındaki takdirin Mahkemeye ait olduğu yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
Davacı vekili 11/07/2025 tarihli dilekçesi ile, gördükleri lüzum üzerine davadan feragat ettiklerini, gereğinin yapılmasını bildirmiş, davacı vekilinin vekaletnamesi incelendiğinde davadan feragat yetkisinin bulunduğu anlaşılmış olup, bu durumda davacının talep içeriği incelendiğinde esas itibari ile feragat iradesi ile beyanda bulunduğu mahkememizce değerlendirilmiş olup davanın feragat nedeniyle reddine dair karar verilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davacı vekili 11/07/2025 tarihli dilekçesi ile davadan feragat etmiş olmakla HMK 307.maddesi gözetilerek DAVANIN FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
2-615,40-TL ilam harcının 514,04-TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 101,36-TL' nin davacıdan tahsiline,
3-Taraflarca talep edilmediğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Davacı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafın yapmış olduğu yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
Dair karar taraf vekillerinin yokluğunda, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK OLMAK ÜZERE karar verildi.14/07/2025
Katip Hakim
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır