T.C.
İSTANBUL
1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/137 Esas
KARAR NO : 2025/142
DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/06/2023
KARAR TARİHİ : 18/06/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili olan firmanın sektöründe tanınan bir markaya sahip olduğunu, Müvekkili olan firmanın 2017 yılından beri Türkiye'de aktif olarak faaliyette bulunduğunu, 2019 yılına kadar ... A.Ş. ile distribütörlük anlaşması yapıldığını, Ekim 2022 itibariyle Türkiye'deki satışlarını ... Şti. aracılığı ile gerçekleştirdiğini, Müvekkili olan firmanın “...” ibaresi bakımından gerçek hak sahibi olduğunu, gerçek hak sahipliği nedeniyle hükümsüzlük kararı verilebilmesi için marka sahibinin muhakkak Türkiye'de bulunması ve Türkiye'de satış yapması gerekmediğini, bu durumun Paris Sözleşmesi 8. maddesi ile de belirtildiğini, Davalı yana ait ... sayılı ve “...” ibareli markanın kötü niyetli olarak tescil edildiğini, ... ibaresi bakımından müvekkili olan firmanın gerçek hak sahibi olması sebebiyle davalı yana ait markanın SMK m. 25 uyarınca hükümsüzlüğünü, Davalı yana ait markanın, müvekkili olan firmanın ... unsurlu tescilli markaları ve ticaret unvanı ile birebir olması sebebiyle SMK m. 25 uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesini, Müvekkili olan firmaya ait markanın tanınmış marka olduğunu, bu sebeple SMK m.6/5 uyarınca Müvekkili olan firmaya ait markanın korunması gerektiği, Davalı yana ait markanın, Müvekkili olan firmaya ait markayı çağrıştıracağını; bu durumun tanınmışlık düzeyine ve ayırt ediciliğine zarar vereceğini, başvuru sahibinin de başkasına ait markalardan haksız yarar sağlanmasına neden olabileceğini, Davalı yana ait markanın kötü niyetli olarak tescil edildiğini, Bir teşebbüsün markasal haklarından bahsedebilmek için marka tescili elde etmesinin zorunlu olmadığını, Davalı yan tarafından başka alanlarda tanınmış olarak görülen kişi adı ve sözcükleri içeren birbirinden farklı kötü niyetli marka tescil başvuruları gerçekleştirildiğini, Müvekkili olan firma yetkilisi adına kayıtlı TPMK nezdinde ... kod numaralı tescili markanın bulunduğunu beyan etmiştir.
SAVUNMA; Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın Türkiye'de bir fikri hakkı olmadığını ve tescilli marka sahibi olmadığını, ... ibaresinin Batı toplumlarına özgü özel bir isim olduğunu, ismin dünyada bilinen bir isim olduğunu ve bilinmesine 1958 yapımı ... isimli filmin katkı sağladığını, Dava konusu ibarenin ... isimli filmden ilhamla çokça kullanıldığını; Türk Patent ve Marka Kurumu veri tabanından yapılacak araştırma sonucunda ... ibaresine olan taleple anlaşılacağını, Taraf markaları arasında ayniyetten bahsedilemeyeceği Müvekkili olan firmaya ait markanın içerdiği ibarelerin ayırt edici ve tescile edilebilir olduğunu, davacı yan markası ile ayniyet iddiasının gerçeklerle bağdaşmadığını, Davacı yana ait markanın tanınmışlık iddiasının asılsız olduğunu, Müvekkili olan firmaya ait markaya ciddi yatırımlar yapıldığını iddia ve beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dosya kapsamı itibari ile bilirkişi incelemesi yapılmış, alınan kök ve ek rapor taraflara tebliğ edilerek beyan ve itirazları alınmıştır.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmalığın; Davanın davalı tarafa ait ... Kod Numaralı ve “...” İbareli Markasının Hükümsüzlüğü talebiyle açıldığı anlaşıldı.
Davacı yanın SMK 6/3 maddesi kapsamındaki talebi sebebi ile mahkememizce bu kapsamda kök ve ek rapor alınmak suretiyle kapsamlı araştırmaların yapıldığı, yapılan incelemede davacı tarafından sunulan faturalardan davacı yana ait
Türkiye’deki en eski kullanımın, distribütör firma adına kesilen 02.11.2017 – 28.10.2019 tarih aralığında olduğu görülebildiği, ....Ltd.Şti nin 2022 ve 2023 yılı ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucu, distribütörün ilk 15.11.2022 tarihli Gümrük Beyanı ile davacı ... dan güneş gözlüğü ve gözlük çerçevesi ithalatı yaptığı ,2023 yılında ise dava konusu markaya ait güneş ve optik gözlüklerinin toplam 7.501.250,63 TL tutarında satışı gerçekleştirdiği,
dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden görüleceği üzere, Davacı Şirketin 2017 yılından 2019 yılına kadar olan süre içerisinde dava dışı 3. kişi durumunda bulunan ... A.Ş. ile distribütörlük anlaşması yaparak Türkiyede pazarlamış olup, Ekim 2022 itibariyle Türkiye’deki satışlarını ... LTD ŞTİ. aracılığı ile gerçekleştirdiği, Tüm bu satış ve pazarlamalara ilişkin faturalar ve ticari belgelerin de Bilirkişi tarafından da incelendiği ve raporlara dercedildiği, ... unvanlı şirket ile davacı şirket Arasında süren ticari ilişki tüm yönleriyle ortaya konulmuş olup öte yandan, Davacı şirketin dosya kapsamına yansıyan bilgilerden da anlaşılacağı üzere ilk distribütörü olan ... A.Ş. firma yetkilisinin, Bilirkişi tarafından istenen TİCARİ BİLGİ VE BELGELERİ sunmak istememesi Türk Ticaret Kanunu’na göre ticari sırları paylaşmama hakkı içerisine girmekte olup, ilgili şirketin ticari defter kayıtlarını sunmaktan imtina etmesinin davacı şirket aleyhine değerlendirilmesinin hakkaniyete uygun olmayıp dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre değerlendirme yapılması gerektiği, dosyaya sunulan tamamı Türkçe diline çevrilen , üzerinde tarih, ürün kodu ve/veya adı bulunan,
şirketin imza ve kaşelerinin yer aldığı, faturaların da davacı şirketin dava dışı 3. kişi durumunda bulunan ... A.Ş firması ile ... ibareli markaların Türkiyedeki satışlarını ispat etmeye yeterli olduğu, bu durumda davacı yanın aynı zamanda ticaret unvanı olan ... ibareli marka üzerinde Tüirkiye'de, davalının hükümsüzlüğe konu markasısının emtia sınıfında 02.11.2017 yılında başlayan gerçek hak sahipliğinin söz konusu olduğu, bu durumun da bilirkişi raporları ile tevsik edildiği, davalıya ait hükümsüzlüğü istenen markanın tescil tarihi ve yine davalının markayı kullanmaya başladığını iddia ettiği tarihten önceye dayanan davacıya ait gerçek hak sahipliğinin tartışmasız bir şekilde davacı yanca ispat olunduğu anlaşılmış anılı sebeplerle Bilirkişiler tarafından da belirlendiği üzere, davalı adına tescil edilen ve davacı Şirkete ait ... unvanı ile birebir aynı esas unsuru olan ... sayılı ve ibareli markanın, 09. sınıftaki emtiaların tümü bakımından gerçek hak sahibinin davacı olduğunun kabulü ile ... sayılı markasının 6769 sayılı Smk’nın 6/3 maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekmiştir.
6769 Sayılı SMK’nın 6/6. Maddesi Yönünden dosya kapsamına alınan Bilirkişi raporunda "Davacı şirketin ülkemizde tescilli olmamak ile ülkemiz nezdindeki ticari faaliyetlerin gerçekleştirildiği sırada kullanıldığı ... UNVANI İLE
DAVALI “... ” MARKASI BENZER VE KARIŞIKLIĞA YOL AÇABİLECEK NİTELİKTE OLDUĞU, Davacı yan tarafından ... A.Ş. adına 02.11.2017 – 28.10.2019 tarih aralığında tanzim edilmiş olan faturalar incelendiğinde, ilgili faturaların “... ” ticaret unvanını ve ayrı olarak “...” ibaresini ihtiva etmesi sebepleriyle davacı yan ticaret unvanının esas unsurunun yurt içinde kullanım konusu edildiğinin kabul edilebileceği, ancak davacı yanın ilgili dönem itibari ile distribütörü olduğu belirtilerek tanzim edilmiş olan faturaların muhatabı olan firmanın heyetimize ticari defter ve kayıtlarını açmaması nedeni ile ( mali inceleme kısmında detaylı olarak açıklanmıştır. ) heyetimizce ilgili durum tevsik edilemediği, Bu halde, ilgili distribütörlük sözleşmesinin ve tanzim edilen faturaların doğruluğunun Sayın Mahkemeniz tarafından kabul edilmesi halinde; DAVACI TARAFA AİT OLDUĞU KABUL EDİLEBİLECEK İLGİLİ KULLANIMLARI ÇERÇEVESİNDE DAVALI YANA AİT TESCİLLİ ...KOD NUMARALI MARKASININ SMK M.6/6 UYARINCA HÜKÜMSÜZLÜĞÜ ŞARTLARININ MEYDANA GELDİĞİNİN DEĞERLENDİRİLEBİLECEĞİ’’ yönünde görüş oluşturulmuştur.
Yukarıda yapılan tespit ve değerlendirmeler ışığında ilgili distribütörlük sözleşmesinin ve tanzim edilen faturaların doğruluğu mahkememizce teyit edilip gerçek hak sahipliğinin davacı yanda olduğu tespit edildiğinden yapılan bu tespitler ve bilirkişinin usul ve yasaya uygun belirlemesi ışığında SMK 6/6 madde kapsamında dava konusu markanın hükümsüzlüğü için koşulların oluştuğu mahkememizce değerlendirilmiştir.
Davalı Vekilinin Bilirkişi Raporuna Beyan ve İtirazlarından Özetle; " Bilirkişi raporunda, 2022 yılı öncesine dair incelemenin gerçekleştirilemediğini belirtildiğini, bu durumun, "iddia edenin iddiasını ispatla yükümlü olması" kuralının yerine
getirilmemesi anlamına geldiğini, davacının, 2022 yılı öncesine ait faaliyetlerini ispat edemediğini, incelemesi yapılan 2022 yılı sonu ve 2023 yılına ait satış toplamının ise 7.501.250,63-TL tutarında olduğunun görüldüğünü, Müvekkiline ait şirket olan ...Tic. Ltd. Şti. Satışlarının ... olarak 2018 yılından itibaren olduğunun görüldüğünü, Türk Patent Kurumunun, ... kelimesinin ayırt ediciliği hususunda herhangi bir tereddüt yaşamadığını, bilirkişi heyetinin neye dayanarak ayırt edici unsur oluşturmayacağını ifade ettiklerini anlayamadıklarını, zira sadece Türk Patent Kurumu değil, aynı zamanda uluslararası tescil kurumu olan Wipo da Milano kelimesini ayırt edici olarak görmekte olduğunu" beyan etmiştir.
Zayıf marka kavramı, ayırt edicilik derecesi düşük olan veya tescili istendiği mal veya hizmete yakın duran, ait olduğu işletmenin mal veya hizmetlerini, diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayırt etme kapasitesi göreceli olarak
az olan markalardır. Bir marka ister doğuştan, ister kullanım yoluyla ayırt edicilik kazanmış olsun, ne kadar ayırt edici ise, karıştırma ihtimali de o ölçüde yüksektir. Zayıf marka tescilli olduğu mal ve/veya hizmet ile yakınlık içerisinde olan ya da günlük hayatta herkesçe ve her yerde kullanılan sıradan sözcükler bakımından söz konusu olabilir.
Coğrafi yer adı olarak kullanılan veya başvuruya konu mal ya da hizmetle dolaylı olarak bağlantısı bulunan ayırt edici niteliği düşük işaretler için ayırt edilemeyecek kadar benzerlik kararı verilirken bunların aynılığı aranacak, ayırt edici nitelikte olmayan tali unsurların ise kavramsal olarak son derece yakın ibareler olması gerekecektir. (Marka İnceleme Kılavuzu, Türk Patent ve Marka Kurumu, 2021, s.202) Bu bilgiler ışığında, davalı yanın markasında yer alan “Milano” ibaresi, coğrafi yer adlarının zayıf marka muhteviyatında olmaları nedeniyle, markasal koruma alanı dar bir unsurdur. Marka ibaresinin başlangıcında yer alan ... ibaresinin ayırt edici gücü de dikkate alındığı ... ibaresinin markaya ayırt edici nitelik katmadığı ve markada tali nitelikte olduğundan bahsedilecektir. Hal böyle iken davalı markasının esas unsurunun ... ibaresi olduğu davacı yan markasal kullanımları ve davalı yan tescilli markasının esas unsurunun “...” ibaresi olması dikkate alındığında taraflara ait marka ve markasal kullanımların benzer olduğu ve karışıklığa yol açabileceği sabit olup, anılı sebeplerle davalı vekilinin itirazları yerinde görülmemiştir.
Davacı vekili her ne kadar davacı markasının tanınmış marka olduğunu iddia etmiş aynı zamanda hükümsüzlüğü istenen davalı markasının tescilinin kötüniyetli olması sebebi ile SMK 6/4-5 ve 9 maddeleri kapsamında da hükümsüz kılınması gerektiğini beyan etmiş ise de, yapılan incelemede davacı markasının tanınmış olmadığı ve davalı markasının tescilinin kötüniyetli olduğu noktasında somut delillerin bulunmaması sebebi ile bu madde kapsamındaki talepleri yerinde görülmemiş ise de; davacı yanın ... ibaresi üzerinde davalının tescilli markasındaki emtia sınıfında husule gelen önceye dayalı gerçek hak sahipliği ve bu ibare üzerinde aynı zamanda ticaret unvanına sahip olması, davalı markası ve kullanımlarında da esas unsurun ... olması ve yukarıda yapılan incelemeler ışığında markalardaki esas unsurun birebir aynı olması, ... ibaresinin markaya ayırt edici nitelik katmadığı ve markada tali nitelikte olması hasebiyle markalar arasındaki benzerlik nazara alındığında SMK 6/3 ve 6/6 maddesi kapsamında hükümsüzlük için koşulların oluştuğu anlaşılmakla açılan davanın kabulü ile; davalı tarafa ait ... numaralı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, kararın infazı için TPMK'ya müzekkere yazılmasına, mahkememizce verilen tedbir kararın karar kesinleşinceye kadar aynen devamına dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Açılan davanın kabulü ile;
-Davalı tarafa ait .... numaralı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, kararın infazı için TPMK'ya müzekkere yazılmasına,
2-Mahkememizce verilen tedbir kararın karar kesinleşinceye kadar aynen devamına,
3-Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından başlangıçta peşin alınan 179,90 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 435,50 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafça yapılan başvurma harcı, peşin harç, posta, müzekkere ve bilirkişi masraflarından oluşan toplam 14.849,80 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
6-Arta kalan gider ve delil avansının kararın kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine,
Dair karar davalı yanın yokluğunda, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 18.06.2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır