T.C.
İSTANBUL
1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/269 Esas
KARAR NO : 2025/147
DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/03/2015
KARAR TARİHİ : 18/06/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ...'ın ... sayılı, ... sayılı , ... sayılı , ... sayılı , ... sayılı ve ... sayılı markalarının 556 sayılı KHK m.42, m.7/1 (a) ve m.7/1 (c) maddeleri uyarınca hükümsüzlüğü talebiyle ikame edildiğini, davacı vekili özetle; dava konusu markaların hiçbirisinde şekiller belirli bir sınırla tespit edilmediğini, markaların görsel/fiziksel sınırlarını tespit etmenin mümkün olmadığını, belirtilen sebeple marka tescillerinin KHK'nın 5'inci maddesine göre çizimle görüntülenme şartını yerine getirmediğini, davacının markalarının renk markası olduğunu ve renk markalarının tescil edilmemesi gerektiğini, renk markalarının tescil edilebileceğinin kabulü halinde dahi renklerin grafik gösterimi şartının karşılanması için renk markaları tescillerde Pantone vb uluslararası sınıflandırma sistemlerine göre belirleni ancak davalı markalarının bu koşulu yerine getirmediği, marka tescillerinin hiçbirisinde davalı tarafın hangi renk tonları üzerinde tescil gerçekleştirdiğini gösteren bir ibare bulunmadığını bu yönüyle aynı zamanda ayırt edici nitelik de taşımadıklarını dolayısıyla davalı marka tescillerinin KHK'nın 5'inci maddesinde aranan şartı gerçekleştirmediklerini, markalardaki mavi rengin içecekler üzerinde fonksiyonel kullanım amacı olduğunu, gri (gümüş) rengin hammaddenin doğal rengi olduğunu ve bu durumun kullanımın maliyet bakımından avantaj sağladığı, mavi/gri (gümüş) rengin bu fonksiyonel kullanımının yaygınlığı ve pazarlama biliminin kabul görmüş teknikleri ile açıklanabilmesinin; markaların tescilinin KHK m.7/1 (c) hükmüne de aykırı olduğunu gösterdiğini iddia ve talep etmiştir.
SAVUNMA; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Süresi içerisinde cevap sunulamadığından ötürü davayı inkar kapsamında beyanlarını sunduklarını, davacının uzun süre sessiz kalıp ancak kendilerine dava yöneltilince hükümsüzlük davası açtıklarını, kötü niyet olduğunu, bazı markalar yönünden (... siyah - beyaz ve mavi) ve ... (mavi-gümüş) dava açmak için 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, ayrıca MK m. 2 uyarınca da davanın reddinin gerektiği, dava konusu markalardan sadece ... sayılı markanın renk markası olduğunu diğer markaların ise renk kombinasyonlarından oluşan şekil markası olduğunu, ... ya da %50 %50 şeklini haiz oldukları üzere çizimle görüntülenebilme şartını sağladıkları, markaların kendiliğinden ayırt edici olduklarını ayrıca kullanım yoluyla da ayırt ediciliğin kazanılmış olduğunu, dünya çapında tanınmış marka niteliğini haiz olduğunu belirtmiştir.
Bam kaldırma ilamı sonrası kaldırma ilamı gereği eksiklerin giderilmesi amacı ile bilirkişi raporları alınmış olup;
Bilirkişiler ..., ... ve...11.10.2023 tarihli bilirkişi raporlarında özetle; Tarafların itiraz ve beyanlarının her türlü hukuki tavsif ve nihai kararın takdiri Mahkememize bırakılarak; huzurdaki davaya konu ve hükümsüzlüğü talep edilen ... 25,32,33. Emtia sınıfında, ... - ... ... ... ve ... markalarının ... Emtia sınıfında davalı adına tescil edilmiş olduğu, “Davalı adına tescilli bulunan ..., ..., ...ve ...nolu markaların 556 sayılı KHK m. 7/l-a kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, Davalı adına tescilli bulunan... ve... nolu markaların 556 sayılı KHK m. 7/1-a kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, -Davacı tarafın savunmanın genişletilmesi ile ilgili beyanlarının değerlendirilmesinin Mahkememizin takdirine bırakıldığı, Davaya konu ... - ... - ... - ... , ... - ... nolu markaların 556 sayılı KHK m. 7/l-c kapsamında hükümsüz kılınamayacağı, 556 sayılı KHK m. 42/1-a hükmü uyarınca davalı adına tescilli ... ve ... tescil nolu markaların tescil tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 5 yıllık süre geçtiğinden dolayı hükümsüz kılınamayacağı sonuç ve kanaatine varmışlardır.
Bilirkişiler ..., ..ve ... Teselli 05.08.2024 tarihli bilirkişi raporlarında özetle; ... marka renk kombinasyon markası olarak diğerleri şekil markası olarak kabul edildiği, 556 sayı KHK m.7/1(a) hükmü uyarınca markalara ilişkin değerlendirmeler sonucunda; renk kombinasyon markasının; açık, kesin, anlaşılır, objektif olmayan tanım nedeniyle, KHK m.5'de aranan çizimle görüntülenebilme veya benzer biçimde ifade edilebilme kriterini gerçekleştiremediği zira çizimle görüntülenebilmenin doğal olarak ön koşulunun; açık, kesin, anlaşılır, objektif olmasını gerektirdiği, ayrıca; markanın farklı olası versiyonları nedeniyle; koruma kapsamının, yasal merciler dahil ilgili 3. kişiler açısından, açık, kolay, kesin, objektif olarak anlaşılamaması ve tüketicinin aklında belirgin bir markanın kalmaması nedeniyle ayırt edicilikten yoksun olduğu; ayrıca ilgili sektörde gümüş renk tüketici tarafından marka olarak algılanmadığı için ayırt ediciliğinin bulunmadığı, kombinasyondaki mavi rengin doğada sınırlı olan 3 ana renkten birisi olması nedeniyle ayırt edici olmayan gümüş renkle kombinasyonunun, marka tesciline uygun olmadığı ...sayılı kontursuz ve basit formdaki renkli şekil markasının bir bütün olarak değerlendirildiğinde; KHK m.5'e göre gerekli itelikten yoksun olduğu, çizimle görüntülenebilme kriterini gerçekleştirdiği,... - ... - ... sayılı şekil markalarının, ayırt edici nitelikte olduğu, çizimle görüntülenebilme kriterini gerçekleştirdikleri, ...ve ...sayılı markaların tescil tarihleri ile davanın açıldığı tarih olan 28.03.2015 tarihi arasında 5 yıllık sürenin sona erdiği, hak düşürücü süre yönünden değerlendirmenin Mahkememize bırakıldığı, Davacı tarafın savunmanın genişletilmesi ile ilgili itirazlarının değerlendirilmesinin Mahkememize bırakıldığı, markaların kullanımla ayırt edicilik sağladığına dair yeterli bilgi belge olmadığı, gümüş rengin enerji içeceklerin ambalajlarının yapası itibariyle sık kullanılan bir renk olduğu ilgili sektörde 556 sayılı KHK m.7/1 (c) anlamında; tanımlayıcı nitelikte bir renk olamayacağı, davalının... sayılı renk kombinasyon markasının; tescilli olduğu 32. sınıftaki malların karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmaları esas unsur olarak içermediği sonuç ve kanaatine varmışlardır.
Bilirkişiler ..., ...ve ... Teselli 23.04.2025 tarihli bilirkişi ek raporlarında özetle; 05/08/2024 tarihli raporumuzda; ... tescil numaralı marka dışındaki markalar şekil markası olarak kabul edilmiş ve çizimle görüntülenebilme kriterini sağladıkları yönünde görüş belirtildiği, ancak rapora itiraz kapsamında tekrar yapılan değerlendirme neticesinde; dosyada mevcut olmayan marka başvuru örnekleri, TPMK online veri tabanında incelendiği, inceleme neticesinde, başvuru aşamasında sunulmuş marka örneklerinin, şekil marka başvurularına uygun yöntemle yapılmadığı ve şekil markası olmadığı, başvuru yapılırken; marka örneği kare formatında bir kutucuğa yerleştirdiği, şekil ya da kelime markalarında, markanın koruma talep edilen tüm unsurları, açıkça görülecek şekilde bu kutucuğun içinde yer alması gerektiği, kutucuk bir dış çerçeve olup, markanın bir unsuru olmadığını, davalı marka örnekleri incelendiğinde; herhangi bir form/şekil oluşturacak sınırlara sahip olmadığını, bir şeklin yamuk ya da dikdörtgen olarak kabul edilebilmesi için 4 kenarı olmalı ve kenarlar marka örneğinin unsuru olarak açıkça belirtilmiş olması gerektiğini, davalı markalarında görülen dış çerçeve; marka örneğinin içine yerleştirileceği kutucuğun çerçevesi olup, marka örneğinin bir unsuru değildir. Başvuru sahibi ya da TURKPATENT dahil hiç kimse, başvuru sonrasında marka örneğini değiştiremez, ilave unsur ya da sınır çizgisi ekleyemeyeceği, davalı markaları renklerin sınırları olmayan çizgilerle birbirinden ayrılmasından ibaret olduğunu, çünkü kutucuğun içerisinde sadece bunlar yer almaktadır ve başvurusu yapılan marka bu unsurlardan ibaret olduğunu, davalının ...- ... - ... - ... ve ...sayılı markaları şekil markası olmadıklarını, ...tescil numaralı marka dışındaki davalı marka örnekleri; renk kombinasyon marka başvurularına uygun olarak yapılmıştır. Renk markalarında; marka örneğini oluşturan renk kombinasyonu, marka örneği kutucuğunun tamamını kaplayıp, arada boşluk kalmayacak şekilde yapılacağını, ancak pantone kodları ve renklerin oranı belirtilmediğini,...tescil numaralı markada ise sağ ve alt tarafında ters L oluşturulmuş ancak ters L devamında pantone kodu ve oranı belli olmayan renkler yer aldığını, sınırları belli bir form oluşmadığını, şekil markasına ne de renk markasına uygun yapılmadığını, başvuru yapılan markanın ne olduğu; açık, kolay, kesin, objektif olarak anlaşılamamakta olduğu, davalının ... - ... - ...-...ve ... sayılı markaları, pantone kodları ve renklerin hangi oranda kullanıldıkları belirtilmediği, sınırları bilinmediğinden belli bir form da oluşturmadıkları için 556 sayılı KHK m.7 1 (a) hükmü uyarınca markalara ilişkin değerlendirmelerimiz sonucunda; KHK m.5'de aranan “çizimle görüntülenebilme veya benzer biçimde ifade edilebilme kriterini gerçekleştiremedikleri ve ayrıca koruma kapsamının, yasal merciler dahil ilgili 3. kişiler açısından, açık, kolay, kesin, objektif olarak anlaşılamadığı, itirazların değerlendirilmesi aşamasında; ... sayılı E renk kombinasyon markasına yönelik olarak “İlgili sektörde gümüş renk tüketici tarafından marka olarak algılanmadığı için kendiliğinden ayırt ediciliğinin bulunmadığı, kombinasyondaki mavi renk ise doğada sınırlı olan 3 ana renkten birisi olması nedeniyle ayırt edici olmayan renklerle kombinasyonunun marka tesciline uygun olmaması” tespitimiz raporumuzun sonuç kısmından çıkartıldığı, zira tarafımızca yapılan değerlendirmenin, SMK m.5/1 (b) kapsamında kaldığı, benzer düzenlemenin KHK m.7'de yer almadığı tarafımızca resen dikkate alınarak, 556 sayılı KHK m.7/1(a) hükmü uyarınca ... sayılı renk kombinasyon markasının; Açık, kesin, anlaşılır, objektif olmayan tanım nedeniyle, KHK m.5'de aranan “çizimle görüntülenebilme veya benzer biçimde ifade edilebilme kriterini gerçekleştiremediği zira çizimle görüntülenebilmenin doğal olarak ön koşulunun; açık, kesin, anlaşılır, objektif olmasını gerektirdiği, tarifnamesindeki “yan yana” ifadesinin markanın farklı versiyonlarına sebep olması nedeniyle; koruma kapsamının, asal merciler dahil ilgili 3. Kişiler açısından, açık, kolay, kesin, objektif olarak anlaşılamaması ve tüketicinin aklında beli bir markanın kalmaması nedeniyle ayırt ex ikten yoksun olduğu; Dava konusu markalardaki gümüş renk, ürünün piyasaya sunumunda yaygın kullanılan alüminyum kutuların rengi ile tüketici algısında ayırt edilemeyecek nitelikte olması nedeniyle tanımlayıcı niteliktedir. Mavi renk, ilgili tüketici nezdinde doğrudan soğukluk algısı oluşturmadığını, bununla birlikte; renklerin kombinasyonu, tüketici algısında başka bir renk algısı yaratmadığını, kombinasyon, tanımlayıcılığa neden olan unsuru ortadan kaldıracak bir etki de yapamadığını, kombinasyondaki gümüş-mavi renklerin her birinin markanın esas unsurunu teşkil ettiği, esas unsur niteliğindeki gümüş rengin, enerji içecekleri dahil sıvı içecek grubunun ambalajındaki alüminyum rengi nedeniyle tanımlayıcı olduğu ve bu gerekçelerle davaya konu tüm markalar KHK m.7/1 (c) anlamında değerlendirildiğinde; davalının ... sayılı ... kombinasyonu markası hariç, diğer davalı markalarının KHK m.7/1 (c) kapsamında; tescilli olduğu 32. sınıftaki malların karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmaları esas unsur olarak içerdiği ve tanımlayıcı nitelikte olduğu, kullanım yoluyla ayırt ediciliği ispata elverişli delillerin, öncelikle Türkiye'deki kullanıma yönelik olması gerektiği, ikinci olarak da; bilgi ve belgelerin hangi tarihe ait olduğuna göre karar verilmesi gerektiğini, bu tarih KHK'da açıkça belirtildiği üzere, tescil tarihinden öncesi olduğunu, ancak bir kısım Yargıtay kararları dikkate alınarak, markaların tescil tarihinden sonraki tarih olan dava tarihine göre değerlendirildiğinde dahi, markaların kullanımla ayırt edicilik sağladığına dair yeterli bilgi belge olmadığı, davacı tarafın savunmanın genişletilmesi ile ilgili itirazlarının değerlendirilmesinin Mahkememize bırakıldığı,...ve .... sayılı markaların tescil tarihleri ile davanın açıldığı tarih olan 28.03.2015 tarihi arasında 5 yıllık sürenin sona erdiği, hak düşürücü süre yönünden değerlendirmenin Mahkememize bırakıldığı sonuç ve kanaatine varmışlardır.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmalığın; Davalı şirket adına tescilli dava konusu ..., ..., ..., ..., ..., ... nolu markaların KHK 7/1-a,ve c bendleri kapsamına göre hükümsüzlüğüne ilişkindir.
Davacı vekili, mutlak ret sebeplerine dayalı olarak hükümsüzlük iddiasında bulunulmuş olması sebebiyle, kamusal yararın söz konusu olduğu, bu sebeple içtihadı olarak geliştirilen 5 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanamayacağını iddia etmiştir.
Sessiz kalma sebebiyle dava açılamayacağı yönündeki savunma bir def’i olmayıp itirazdır. Zira sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin dayanağı TMK’nın 2. maddesi olduğuna göre, dava açılması açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve bu durum dava dosyasından ortaya konulabiliyorsa, sessiz kalma yoluyla hak kaybı bir itiraz olarak kabul edilip hâkim tarafından resen dikkate alınmalıdır. Keza TMK’nin 2/2. maddesi gereğince bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.02.2020 tarih, ... Esas,... Karar sayılı kararı ile Yargıtay 11. HD'nin 2011/7104 Esas, ... Karar, ...Esas, ... Karar, ... Esas, ... Karar sayılı kararları da bu yöndedir.)
Sessiz kalmanın ne kadar süre geçtikten sonra hak kaybına sebep olacağı, dava tarihinde yürürlükte olan ve somut olaya uygulanması gereken 556 sayılı KHK'da düzenlenmiş değildir. Bununla birlikte 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile ilk defa marka hukukunda hükümsüzlük davaları yönünden sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin bir düzenleme getirilmiştir. SMK’nin 26/6. maddesi; “Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötü niyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez” hükmünü haizdir. Buna göre marka hükümsüzlük davalarında sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin uygulanabilmesi için beş yıllık sürenin geçmiş olması gerekmektedir. Ancak somut olay yönünden mevzuatta bir süre belirlemesi bulunmadığından TMK’nin 2. maddesi de gözetilmek suretiyle her somut olayın özellikleri dikkate alınarak sürenin belirlenmesi gerekmekte olup, uygulamada genellikle bu süre beş yıl olarak yerleşmiştir.
Somut olayda, sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı değerlendirilen davacı markalarından ...... no'lu markaların tescil tarihinden dava tarihine kadar uzunca bir süre geçmiş olması, aynı sektörde faaliyet gösteren davalı tarafından hükümsüzlük davası açılmasının TMK'nun 2.maddesi anlamında hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırılık oluşturduğu gözetilerek, sürenin kamusal yarar sebebiyle uygulanmayacağına yönelik davacı yan itirazları yerinde görülmemiş olup, nitekim kaldırma ilamı öncesinde mahkememizce bu yönde karar verildiği, davacı vekilinin iş bu iki markaya yönelik istinaf isteminin de reddine karar verilmiş olması sebebi ile ... ve ... numaralı markalar yönünden açılan davanın reddine dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
... markası yönünden inceleme yapıldığında; mahkememizce ilk olarak 11.10.2023 tarihli bilirkişi raporu alındığı ancak bilirkişi raporunun evvelce alınan raporlar ile çelişkiler ihtiva etmesi hasebiyle çelişkilerin giderilmesi ve itirazların Bam kaldırma ilamı da nazara alınmak suretiyle değerlendirilmesi için yeni bir rapor daha alınmış, Bilirkişiler ..., ... ve... Teselli 05.08.2024 tarihli bilirkişi raporlarında özetle; ... marka renk kombinasyon markası olarak diğerleri şekil markası olarak kabul edildiği, 556 sayı KHK m.7/1(a) hükmü uyarınca markalara ilişkin değerlendirmeler sonucunda; renk kombinasyon markasının; açık, kesin, anlaşılır, objektif olmayan tanım nedeniyle, KHK m.5'de aranan çizimle görüntülenebilme veya benzer biçimde ifade edilebilme kriterini gerçekleştiremediği zira çizimle görüntülenebilmenin doğal olarak ön koşulunun; açık, kesin, anlaşılır, objektif olmasını gerektirdiği, ayrıca; markanın farklı olası versiyonları nedeniyle; koruma kapsamının, yasal merciler dahil ilgili 3. kişiler açısından, açık, kolay, kesin, objektif olarak anlaşılamaması ve tüketicinin aklında belirgin bir markanın kalmaması nedeniyle ayırt edicilikten yoksun olduğu usul ve yasaya uygun olarak tespit edilmiş olup, itirazların değerlendirilmesi maksadı ile alınan...tarihli ek rapor ile de bu marka yönünden itirazların denetime elverişli olarak değerlendirildiği ve kök rapor ile aynı doğrultuda görüş birliğine varıldığı, alınan kök ve ek rapordaki tespitlerin yerinde olduğu, ; ... sayılı renk kombinasyon markasına yönelik olarak 556 sayılı KHK m.7/1(a) hükmü uyarınca ... sayılı renk kombinasyon markasının; Açık, kesin, anlaşılır, objektif olmayan tanım nedeniyle, KHK m.5'de aranan “çizimle görüntülenebilme veya benzer biçimde ifade edilebilme kriterini gerçekleştiremediği zira çizimle görüntülenebilmenin doğal olarak ön koşulunun; açık, kesin, anlaşılır, objektif olmasını gerektirdiği, tarifnamesindeki “...” ifadesinin markanın farklı versiyonlarına sebep olması nedeniyle; koruma kapsamının, yasal merciler dahil ilgili 3. Kişiler açısından, açık, kolay, kesin, objektif olarak anlaşılamaması ve tüketicinin aklında beli bir markanın kalmaması nedeniyle ayırt edicilikten yoksun olduğu nitekim kaldırma ilamı öncesinde de esasında bu yönde tespitlerin de yapıldığı, BAM kaldırma ilamında da bu husustan" Mahkemece de denetime elverişli görülen ayrık bilirkişi raporunda, davalı tarafa ait ... nolu markanın çizimle görüntülenme şartını taşımadığının tespit edildiğini, ancak bu raporda yapılan teknik değerlendirmenin de mahkemece dikkate alınmadığını, çözümü teknik bilgi gerektirdiği için dosyayı bilirkişiye tevdi eden mahkemenin dosyaya alınan raporu denetime elverişli de gördüğü halde, raporda yapılan teknik değerlendirmeye aykırı karar vermesinin anlaşılamadığını" şeklinde bahsedildiği anlaşılmakla bahsi geçen markanın yukarıda aktarılan gerekçeler ışığında anılı sebeplerle hükümsüzlüğüne ilişkin aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
Diğer markalar yönünden inceleme yapıldığında ise; mahkememizce kaldırma ilamı öncesi alınan raporlar ile kaldırma ilamı sonrası alınan 11.10.2023 tarihli bilirkişi raporu arasındaki çelişkilerin giderilmesi amacı ile alınan 05/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda her ne kadar ... tescil numaralı marka dışındaki markalar şekil markası olarak kabul edilmiş ve çizimle görüntülenebilme kriterini sağladıkları yönünde görüş belirtilmiş ise de; 23/04/2025 tarihli ek rapor ile usul ve yasaya uygun olarak tespit edildiği üzere: bilirkişilerce incelenen marka başvuru örnekleri, TPMK online veri tabanında incelenmesi neticesinde, başvuru aşamasında sunulmuş marka örneklerinin, şekil marka başvurularına uygun yöntemle yapılmadığı ve şekil markası olmadığı, başvuru yapılırken; marka örneği kare formatında bir kutucuğa yerleştirdiği, şekil ya da kelime markalarında, markanın koruma talep edilen tüm unsurları, açıkça görülecek şekilde bu kutucuğun içinde yer alması gerektiği, kutucuk bir dış çerçeve olup, markanın bir unsuru olmadığı, davalı marka örnekleri incelendiğinde; herhangi bir form/şekil oluşturacak sınırlara sahip olmadığı, bir şeklin yamuk ya da dikdörtgen olarak kabul edilebilmesi için 4 kenarı olmalı ve kenarlar marka örneğinin unsuru olarak açıkça belirtilmiş olması gerektiği, davalı markalarında görülen dış çerçeve; marka örneğinin içine yerleştirileceği kutucuğun çerçevesi olup, marka örneğinin bir unsuru olmadığı başvuru sahibi ya da TURKPATENT dahil hiç kimse, başvuru sonrasında marka örneğini değiştiremeyeceği ilave unsur ya da sınır çizgisi ekleyemeyeceği, davalı markaları renklerin sınırları olmayan çizgilerle birbirinden ayrılmasından ibaret olduğu, kutucuğun içerisinde sadece bunlar yer aldığı ve başvurusu yapılan marka bu unsurlardan ibaret olduğu, davalının ... - ... ve ... sayılı markaları şekil markası olmadıkları, davalının ... -... ve ... sayılı markaları, pantone kodları ve renklerin hangi oranda kullanıldıkları belirtilmediği, sınırları bilinmediğinden belli bir form da oluşturmadıkları için 556 sayılı KHK m.7 1 (a) hükmü uyarınca markalara ilişkin yapılan değerlendirmeler sonucunda; KHK m.5'de aranan “çizimle görüntülenebilme veya benzer biçimde ifade edilebilme kriterini gerçekleştiremedikleri ve ayrıca koruma kapsamının, yasal merciler dahil ilgili 3. kişiler açısından, açık, kolay, kesin, objektif olarak anlaşılamadığı, davaya konu tüm markalar KHK m.7/1 (c) anlamında değerlendirildiğinde; davalının ... sayılı siyah - beyaz renk kombinasyonu markası hariç, diğer davalı markalarının KHK m.7/1 (c) kapsamında; tescilli olduğu 32. sınıftaki malların karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmaları esas unsur olarak içerdiği ve tanımlayıcı nitelikte olduğu, kullanım yoluyla ayırt ediciliği ispata elverişli delillerin, öncelikle Türkiye'deki kullanıma yönelik olması gerektiği, ikinci olarak da; bilgi ve belgelerin hangi tarihe ait olduğuna göre karar verilmesi gerektiği bu tarih KHK'da açıkça belirtildiği üzere, tescil tarihinden öncesi olduğu ancak bir kısım Yargıtay kararları dikkate alınarak, markaların tescil tarihinden sonraki tarih olan dava tarihine göre değerlendirildiğinde dahi, markaların kullanımla ayırt edicilik sağladığına dair yeterli bilgi belge olmadığı gibi süresinde de defi olarak talep edilmediği nitekim Bam kaldırma ilamında da "Ancak kullanım yoluyla ayırt edicilik iddiasının ancak def'i yoluyla ileri sürülebilmesi mümkün olup, davalı yanın süresi içerisinde davaya cevap vermeyerek bu hususu aşamalarda ileri sürmüş olmasının savunmanın genişletilmesi mahiyetinde olduğu, davacı yanca savunmanın genişletilmesine açıkça muvafakat verilmediği, somut olayda savunmanın genişletilmesi istisnasının da yer almadığı dikkate alındığında, Mahkemece; davalı markasının kullanım yoluyla ayırt edici hale geldiği yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğu kanaatine varılmıştır." bu hususun vurgulandığı anlaşılmakla davalı yanın bu yöndeki itirazları yerinde görülmediği ve yine davalı yan her ne kadar aşamalardaki itirazlarda emsal mahiyet teşkil ettiğini iddia ettiği dava dosyalarında verilen kararları sunmuş buna dair bilgiler vermiş , özellikle itiraz dilekçesinde bahsini geçtiği ... 2.FSHHM ...Esas sayılı dava dosyasından bahsedilmiş ise de; ilgili dosyadaki markaların iş bu dava dosyası markaları ile aynı olmadığı, her markanın ikame edildiği dava içerisinde sunulu iddia ve savunmalar muvacehesinde ayrı değerlendirilmesinin icap edeceği nitekim ilgili mahkemede kullanım yolu ile ayırt edicilikten bahsedilmek suretiyle tespit ve kararların verildiği halbuki mahkememiz nezdinde markalar farklı olduğu gibi süresinde kullanım yolu ile ayırt edicilik kazanılması yönünde bir defi de bulunmadığı ve yine mahkememiz nezdinde görülen davaya konu her bir markanın usul ve yasaya uygun olarak incelemeleri gerçekleştirilmiş, BAM ilamı nazara alanmış , 23/04/2025 tarihli ek rapor ile evvelce alınan raporlar arasındaki çelişkiler giderilmiş, itirazlar denetime elverişli olarak karşılanmış olup, usul ve yasaya uygun tespitler ihtiva eden 23/04/2025 tarihli ek rapor ve yukarıda aktarılan gerekçeler ışığında -Dava konusu ..., ..., ... ve ... nolu markaların HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE; kararın kesinleşmesi ile infaz için TPMK'ya müzekkere yazılmasına, ... ve ... numaralı markalar yönünden açılan davanın REDDİNE dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile;
-Dava konusu ..., ..., ... ve ... nolu markaların
HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE; kararın kesinleşmesi ile infaz için TPMK'ya müzekkere yazılmasına,
-... ve ... numaralı markalar yönünden açılan davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 27,70 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 587,70 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan maktu 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan maktu 40.000,00 TL vekalet ücretinin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Davacı tarafça yapılan başvurma harcı, peşin harç, posta, müzekkere, tebligat ve bilirkişi ücretlerinden oluşan 25.446,00 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranları nazara alınarak takdiren 16.964 TL olan kısmının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafça yapılan 6.100,00 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranları nazara alınarak takdiren 2.033,33 TL olan kısmının tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
7-Arta kalan gider ve delil avansının kararın kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine,
Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.18/06/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır