T.C.
İSTANBUL
1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/152 Esas
KARAR NO : 2025/149
DAVA : Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli), Fikir Ve Sanat Eseri (Manevi Tazminat İstemli.)
DAVA TARİHİ : 28.04.2021
KARAR TARİHİ : 18.06.2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli), Fikir Ve Sanat Eseri (Manevi Tazminat İstemli.) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı, ilgili dizi projesini... tarihinde ... Sorumlusu olan ... ile eposta vasıtasıyla paylaşmış olduğunu, ...'nın 23/07/2015 tarihinde projeye dönüş yapmış ve projeyi revize ederek proje hakkında beğenisini ifade etmiş olmasına rağmen sonrasında taraflar arasında buna dair herhangi bir sözleşme imzalanmamış olduğunu, üzerinde görüşülen Davacıya ait ... dizi projesi, Davacının izni ve rızası olmadan, haksız olarak kullanılarak, eserin üzerinde tali değişiklikler yapmak suretiyle tahrif edilerek ... adı altında bir dizi prodüksiyonu ve dizi senaryosu oluşturulmuş olduğunu, ... 22. Noterliği marifetiyle, davalı taraflara gönderdiği ... tarihli ihtarname ile de “...” isimli dizi senaryonun/eserin sahibi Davacı olmakla, tüm hakları Davacıya ait olan dizi projesinin Davacıdan izin alınmadan kullanıldığını, Muhataplarca Davacı eser sahibinin mali ve manevi haklarına tecavüzde bulunmak suretiyle 5846 sayılı FSEK ve 6102 sayılı TTK haksız rekabet hükümlerinin ihlal edildiği tespit edilmiş olduğunu, Bu Kapsamda Davacının hem özgün hikaye sahibi, hem hikayeyi dizi film olarak tasarlayan hem de senaryo yazarı olarak maddi talepte bulunma hakkı bulunmakta olduğunu, beyan ve iddialarına yer vererek mali ve manevi haklara tecavüz sebebiyle tazminat talepleri ve sonuç olarak yukarıda açıklanan nedenlerle, ceza davası açma hakları ile her türlü alacak hakları, sair maddi ve manevi tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla, davacının eser sahipliğinin tespiti ile davalıların, davacının eser sahipliğinden doğan mali ve manevi haklarına tecavüz durumunun FSEK m. 67 ve 69 hükümleri uyarınca tespitine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ve önlenmesine; bu kapsamda, “...” dizisine ilişkin künye bilgilerinin davacının isminin proje, eser sahibi ve senaryo yazarı olarak belirtilmesine, “...” dizinin halihazırda yayımlandığı tüm platformlarda künyenin davacının isminin proje, eser sahibi ve senaryo yazarı olarak belirtilecek şekilde değiştirilmesine ve gelecekte yayımlanacak mecralarda da değiştirilmiş künyenin kullanılmasına, “...” dizinin önjeneriğinde de davacının isminin proje, eser sahibi ve senaryo yazarı olarak belirtilmesine ve dizinin halihazırda yayımlandığı ve gelecekte yayımlanacağı tüm mecralarda da önjeneriğin değiştirilmiş olarak yayınlanmasına, “...” dizisine ilişkin yapılanı ve yapılacak tüm reklamlarda da davacının eser sahipliğinin belirtilecek şekilde gerekli düzeltmelerin yapılmasına, davacının eser sahipliğinden doğan haklarına tecavüz sebebiyle ESEK madde 68/1 ve madde kapsamında, davalılardan talep ve tahsile hakkı olduğu bedellerin hesaplanmasına, yapılacak hesaplamalar sonucunda ortaya çıkacak olan tutarlar ile ilgili olarak fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 100.000,00 TL maddi tazminatın, davalılardan müştereken ve müteselsilen ticari avans faiziyle birlikte tahsiline, davacının eser sahipliğinden doğan mali ve manevi haklarına tecavüz sebebiyle FSEK madde 70 uyarınca davalılardan talep ve tahsile hakkı olduğu 200.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen ticari avans faiziyle birlikte tahsiline, davacıya ödenmesi gereken telif bedelinin hesaplanması sonucunda ortaya çıkacak olan tutarlar ile ilgili olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik100.000,00 TL'nin ticari avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, Masraf, yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile ürünlerin imhası ile ilgili masraflar ve imha sürecine kadar olacak süreçte ortaya çıkacak her türlü masrafların davalılara yükletilmesine, Dava sonunda verilecek hükmün, kesinleşmesini müteakip masrafları davalılara ait olmak üzere Türkiye çapında yayınlanan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde yayınlanmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA; Davalı ... vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Davalı (...) tarafından ... bir firmadan lisansı alınan ...'nın izleyiciler tarafından sevilmesi üzerine bu programda yer alan karakterler üzerine bir dizi projesi yapmak istemiş olduğunu, yani aslında proje sahibi davalı (...) olduğunu, nitekim davacı taraf da işbu proje fikrinin davalı (...) tarafından kendisine getirildiğini kabul ve beyan etmekte olduğunu, özetle davacının ortada bir eseri bulunmamakta olduğunu, yalnızca davalı tarafından hiçbir zaman onaylanmayan 4-5 sayfalık bir proje fikri bulunmakta olduğunu, davacı ne genel hikaye sahibi ne senarist ne de başka bir eser sahibi olmadığını, davacıya ait 5 sayfalık metin bir senaryo değil bir proje fikri olup telif hukukuyla korunmaz olduğunu, beyan ve iddialarında bulunarak davanın esastan reddini talep ettiği anlaşılmaktadır.
SAVUNMA; Davalı ..., ..., ..., ... ve ... vekilinin davaya cevap dilekçesinde özetle; Davacının yazdığını iddia ettiği ... isimli dizi projesi henüz yayınlanmamışken çekimleri dahi yapılmamışken ve de kitap vb gibi şekille umuma arz edilmemişken davalılar nereden görüp intihal etmiş olabileceğini, intihal iddiasında bulunabilmek için intihal iddiasında bulunulan eserin intihalle suçlanandan daha önce vücuda getirilmesi gerektiğini, Davacılardan .... Ltd. Şti., davalılardan (Yayıncı ve FSEK Kapsamındaki tüm mali haklarının ve manevi hakları kullanma yetkilerinin sahibi) ... adına ... dizisinin çekimlerini gerçekleştirmiş olduğunu, dizideki dahli (bir bakıma..'ye vekaleten) çekimleri yapmak, teknik anlamda dizinin çekim hizmetlerini gerçekleştirmekten ibaret olduğunu, davalı senaristler (..., ... Esas Bilirkişi Heyet Raporu, ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, ..., ..., ..., ...,...) dizinin farklı bölümlerinde yer almış olduklarını, başka bir ifade ile dizinin 17 bölümünün tamamı senaristlerin tümü tarafından değil kısmi, bir kısım bölümler farklı davalılarca yazılmış olduğunu, davalıların tümünden aynı miktar maddi tazminat talebi de bir başka mesnetsiz bir talep olduğunu, beyan ve iddialarına yer vererek davanın reddi talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
İlgili yerlere müzekkereler yazılmış, cevabi yazılar dosya arasına alınmıştır.
Dosya kapsamında müteaddit defa bilirkişi kök ve ek raporları alınmış, taraflara tebliğ edilmiş, tarafların sunmuş oldukları beyan ve itirazları dosya arasına alınmıştır.
Taraf vekillerince dosya kapsamına ilişkin sunulan beyan ve deliller dosyamız arasına alınmıştır.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmalığın; Davanın, davacının eser sahipliğinden doğan haklarına yapılan tecavüzün tespiti, meni ve refi ile fsek 68/1, 70/3 maddesi kapsamında 100.000 TL maddi, 200.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile mahkememizce verilen kararın ilanı istemine ilişkin olduğu anlaşıldı.
Uyuşmazlığın esasına yönelik incelemeye geçilmeden önce usule yönelik bir takım itirazların somut olayda irdelenmesi bilahare esas yönünden inceleme yapılması icap etmektedir.
Dosya kapsamı incelendiğinde davalı yanın zorunlu arabuluculuk dava şartı kapsamında itirazlarının mevcut olduğu, bu kapsamda değerlendirme yapıldığında;
Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 Sayılı Kanun'da, 06.12.2018 tarih ve 7155 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir. Bu bağlamda aynı kanun ile 6102 Sayılı TTK'ya 5/A maddesiyle, getirilen düzenleme ile, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir. Davanın konusunun birden fazla olması ve bunlardan bir kısmının bir miktar para alacağına, bir kısmının ise miktara tabi olmaması halinde, yani HMK 110. maddesi anlamında bir dava yığılması ve talepler arasında da HMK 166. maddesi anlamında bağlantı bulunması halinde, uyuşmazlığın ne şekilde çözümleneceğine ilişkin bir hüküm bulunmamakta ise de, Anayasamız uyarınca, uyuşmazlığın çözümünde asıl olanın mahkeme yargısı olduğu dikkate alındığında, aralarında bağlantı bulunan ve miktara tabi olan ve olmayan talepleri bir arada içeren, talep yığılmasının söz konusu olduğu davaların zorunlu arabuluculuğa tabi olmaksızın mahkemece çözüme kavuşturulması gerekir (aynı yönde B.K.. Dairemizin 10.02.2020 tarih ve ... – ...; 17.02.2020 T. ve...).
Somut olayda davacı taraf 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında, maddi ve manevi tazminat talepleri yanında, eser sahipliğinden kaynaklı tecavüzün tespiti, tecavüzün ortadan kaldırılması (ref'i) ve meni taleplerini bir arada ileri sürdüğünden, bu nitelikteki davaların bir bütün olarak ve işin esasına girilerek çözüme kavuşturulması gerektiği anlaşıldığından davalı yanın bu yöndeki itirazları mahkememizce yerinde bulunmamıştır.
Davalı tarafın husumet yönünden itirazları mevcut olup, mahkememizce bu kapsamda değerlendirme yapıldığında;
Davalı ... bu konuya ilişkin beyanında “ senarist olarak davacı ile birlikte ... yer aldığı, yine ekinde yer alan cv bilgilerinde bu kişiye ait bilgilere yer verildiği açıkça belirtilmiş olmasına rağmen davacının tek başına bu davayı açamayacağına
ilişkin hiç bir değerlendirme yapılmamıştır. husumetin sayın mahkemece resen yargılamanın her aşamasında gözetilmesi gerektiği dikkate alındığında haksız ve usulsüz bir şekilde açılan davanın doğrudan reddini talep ediyoruz.” şeklinde beyanda bulunmuş ise de; Yapılan incelemede; Davalı vekilinin dilekçesinde yer verdiği ancak içeriğinden eksik alıntılanan ilk satırda normalde yer aldığı üzere: “Proje Tasarım: ...” ifadesiyle açıkça belirtildiği, dosya kapsamına yansıyan bilgilere göre ..., davalı yayıncı ...A.Ş’nin o dönemki editörü olup davalı ... çalışanı olduğu, ...'nun yayına hazırlık sürecinde senaryo editörlüğü için görevlendirilmiş bir kişi olduğunun anlaşıldığı, dosyada mübrez en son ibraz edilen ek bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, ...’nun CV sinde ... çalışanı olduğu ve o dönemki davalı ... AŞ’de (...) yayınanlanan ... Programında sadece EDİTÖR olarak yer aldığının açık olduğu, bu nedenle, bahsi geçen yıllarda davalı ... AŞ. çalışanı olan ...'nun editör düzeyinde destek olarak çalıştığının anlaşıldığı, davacının eser üzerindeki fikri ve hukuki hak sahipliği tam olduğu işbu sebeple davalı yanın davacının aktif husumet ehliyetinin olmadığı yönündeki itirazlarının yerinde olmadığı gibi davalı yanın süresi içerisinde bu yönde( davacının tek başına dava açamayacağı) savunması) bir savunmada bulunmadığı, bu yöndeki savunmanın tahkikat aşamasına geçildikten sonra sunulması ve davacı tarafın da savunmanın genişletilmesine muvafakat göstermemesi sebebi ile sonradan bu yönde savunmada bulunmasının da usulen mümkün olmadığı mahkememizce değerlendirilmiştir.
Esasa ilişkin değerlendirme yapıldığında;
FSEK 1/B-a maddesinde “eser” “Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri” olarak tanımlanmaktadır.
Görüldüğü üzere, bir fikir ve sanat ürününün, FSEK çerçevesinde eser olarak korunabilmesi için, eseri meydana getirenin hususiyetini taşıması (sübjektif şart) ve Kanun’da sayılan kategorilerden biri altında değerlendirilebilir olması (objektif
şart) gerekmektedir.
Bilindiği üzere ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak tanımlanan eser kategorileri kendi içinde sınırlandırıcı olmakla birlikte bu kategoriler altından yer verilen alt grupta yer verilen eser türleri ise örnekseme
yoluyla oluşturulmuştur ve sınırlayıcı değildir. Davacı tarafın sunmuş olduğu delil, tüm projenin ana olay örgüsünü açıklayan, karakterleri yaratılmış ve çatışmaları kurulmuş, başlangıcı, gelişmesi ve neden sonuç ilişkisi içinde ilerlemesi belirlenmiş, detaylandırılmış bir ana hikaye, tretmandır.
Somut olay, yukarıda belirtili bilgiler muvacehesinde değerlendirildiğinde, davacının dava dosyası içerisinde sunduğu ... isimli tretmanın FSEK 2/1 kapsamında bir eser niteliği taşıdığı ve tespit edilen benzerliklere istinaden, davacının yazdığı ve eser sahibi olduğu ... tretmanının, eser sahibinin hususiyetini taşıyan bir çalışma olduğu, aleni bir hikaye olmadığı ve davacı eser ... tretmanındaki hususiyetin, davalı ... televizyon dizisine geçtiği, Tretman konusundaki ihtilafa yönelik olarak, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22.10.2012 tarih,... E. ve...K. sayılı kararında da tretmandan oluşturulan senaryonun 5846 sayılı FSEK'in 21, 68. ve 70. maddeleri uyarınca davacının mali ve manevi haklarına tecavüz oluşturduğu sabit kararına yönelik olarak da tretmanın bir eser niteliğinin bulunmadığı yönündeki 03.04.2023 tarihli raporda yer alan ayrık bilirkişi görüşüne iştirak edilmediği ve davalı taraf beyanlarının yerinde olmadığı mahkememizce değerlendirilmiştir.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 11 ve 12 inci maddelerinde eser sahipliğine ilişkin karinelerin neler olduğu düzenlenmiştir.
FSEK m.11 hükmüne göre; “Yayımlanmış eser
nüshalarında veya bir güzel sanat eserinin aslında, o eserin sahibi olarak adını veya bunun yerine tanınmış müstear adını kullanan kimse, aksi sabit oluncaya kadar o eserin sahibi sayılır.
Umumi yerlerde veya radyo-televizyon aracılığı ile verilen konferans ve temsillerde, mutat şekilde eser sahibi olarak tanıtılan kimse o eserin sahibi sayılır; meğer ki, birinci fıkradaki karine yoluyla diğer bir kimse eser sahibi sayılsın”.
FSEK m.12 hükmüne göre ise; “Yayımlanmış olan bir eserin sahibi 11 inci maddeye göre belli olmadıkça, yayımlayan ve o da belli değilse çoğaltan, eser sahibine ait hak ve salahiyetleri kendi namına kullanabilir. Bu salahiyetler, 11 inci maddenin ikinci fıkrasındaki karine ile eser sahibi belli olmadığı hallerde konferansı verene veya temsili icra ettirene aittir.
Bu maddeye göre salahiyetli kimselerle asıl hak sahipleri arasındaki münasebetlere, aksi kararlaştırılmamışsa, adi vekalet hükümleri uygulanır”.
FSEK sistematiğinde tescil ilkesinin kabul edilmemesi nedeniyle eser sahipliğinin tespitinde yukarıdaki karinelerin öngörülmesi uygulamada ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların çözümünde yardımcı olmaktadır. Ayrıca eser sahipliği, bu karineler dışında her türlü delille de ispatlanabilir.
Dosyada mübrez tretman, bu teratmanın gönderilmesine ilişkin mail ve whatsapp yazışmaları dikkate alındığında davacının davaya konu tretmanın FSEK 11’deki karine çerçevesinde eser sahibi olduğu kanaati hasıl olmuştur.
Davacıya ait eser ile tecavüze konu eser üzerinden yapılan karşılaştırmalı incelemelerde ana örgüyü etkilemeyen ufak farklılıklar mevcut ise de, bu farklılıklar ana hikayeyi değiştirmediği Davalı eserin, davacı eserin hikaye içeriğini, olay örgüsünü, karakter yaratımını kullandığı, Davacı eserin hususiyetinin davalı esere geçtiği somut olay nezdinde yapılan inceleme ile belirlenmiştir.
Bilindiği üzere alıntı yapılan kısımların, herkesin kullanımına açık olan vakıalar ya da harcıalem unsurlar ise, hususiyet taşımıyorsa eser koruması söz konusu olmaz. Yine eser içeriğindeki unsurlar kullanılmamış olsa bile eserin bütününe hakim olan hususiyet, diğer eserde esinlenme sınırını aşacak şekilde baskın unsur ise bu halde yararlanan eser bağımsız eser sayılmaz ve hak ihlali oluşur.
Dosya kapsamı itibari ile yapılan teknik incelemeler neticesinde karşılaştırılan unsurlar arasında bir çok dizide, senaryoda ya da tretmanda yer alan unsurlar (yabancı ile ilişkiden doğan çocuklar, çocukların babalarını araması, bir kıza iki kişinin aşık olması, gizlenen eski aşklar gibi) yer almakla birlikte Davalı dizide, davacı tretmanın hikayenin akışını, olayların birbirini takip etmelerini sağlayan neden sonuç ilişkisinin ve içeriğinin aynı şekilde kurulduğu ve ilerlediği davacı eserin hikaye içeriğini, olay örgüsünü, karakter yaratımını kullandığı, harcıalem unsurların kullanılsa bile bu unsurların belirli bir kompozisyon, akış kurgu, karakter unsurları ile bir hususiyet arz ettiği, bu çerçevede vaki kullanımın eser sahibinin FSEK 21’de belirtilen mali haklarından işleme hakkının ihlali sayılacağı ve yine kullanım sırasında eser sahibinin adının belirtilmemesi nedeniyle manevi hak türü olan FSEK 15’teki adın belirtilmesi hakkının ve FSEK
14’te düzenlenen umuma arz hakkının ihlali sayılacağı kanaati hasıl olmuştur.
Yukarıda yapılan tespit ve değerlendirmeler, dava öncesi yapılan tespit ve tespit sonrası alınan bilirkişi raporu ile dava dosyasında alınan bilirkişi raporları incelendiğinde, davacıya ait fikri ürünün eser mahiyetinde olduğu, bu konuda alınan kök ve ek raporlar ile davacıya ait eserin, eser sahibinin hususiyetini taşıyan bir çalışma olduğu, aleni bir hikaye olmadığı ve davacı eser... tretmanındaki hususiyetin, davalı ... televizyon dizisine geçtiği, bu çerçevede vaki kullanımın eser sahibinin FSEK 21’de belirtilen mali haklarından işleme hakkının ihlali sayılacağı ve yine kullanım sırasında eser sahibinin adının belirtilmemesi nedeniyle manevi hak türü olan FSEK 15’teki adın belirtilmesi hakkının ve FSEK
14’te düzenlenen umuma arz hakkının ihlali sayılacağı, tartışmaya açık olmayacak şekilde tespit edilmiştir.
Dosya kapsamına yansıyan deliller incelendiğinde davacı ile... çalışanı ... arasındaki e-mail yazışmaları ve Whatsapp konuşmaları taraflar arasındaki iletişimin kapsamı nazara alındığında davalıların davacının eserinden haberdar olduğu, ... Dramalar Departmanının ilgili projeyi değerlendirdiğini bu konuda değerlendirme yazıları oluşturularak davacıya iletildiğini ve ilgili projenin diziye çevrilmesi aşamasına ilişkin detaylarının açıkça tartışılmış olduğu, bu kapsamda senaryonun davacıdan talep edildiği anlaşılmakta olup davalıların, davacının projesinden haberdar olmadıkları yönündeki beyanların yerinde olmadığı ve yine davacıya ait eser ile “...” dizisi ile arasındaki benzerliklerin tespiti için ... 2. Fikri ve
Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde görülen ... D. İş dosyası kapsamında delil tespiti talebinde bulunulduğu ve ilgili dosyada gerçekleşen bilirkişi incelemesi de davacının anılan eserinin ...’de çalışan ...’a 12 Temmuz 2015 tarihinde gönderildiğinin tespit edildiği iş bu sebeple ayna zamanda yayıncı sıfatı bulunan davalı ... şirketinin husule gelen tecavüz eylemleri sebebi ile sorumluluğunun söz konusu olduğu, davalılardan ... Ltd.’nin davaya konu “...” dizisi üzerinde FSEK kapsamında bir yapımcı sıfatı olmadığı, dahlinin sadece ... adına teknik olarak dizinin çekimi hizmetini gerçekleştirmek olduğu yönünde açıklamalarda bulunmuş ise de, yapılan incelemede davalı şirketin senaryodan yapıma kadar süreçte yer aldığı nitekim delil tespiti dosyası içerisinde yer alan ... A.Ş tarafından ... 19. Noterliği'ne sunulan ... tarihli ihtarnamede açıkça kanala projenin davalı ... tarafından sunulduğu, dizi yapımının da iş bu şirket tarafından gerçekleştirildiğinin açıkça yazılı olduğu iş bu sebeple davalı şirketin husumet itirazının da yerinde olmadığı, diğer davalıların ise davalı dizisinde farklı bölümlerde senaryo ekibinde yer aldığı bu hususun davalı ... şirketi tarafından sunulan cevap dilekçesi ile de doğrulandığı, hülasa husule gelen intihal eylemlerinden her bir davalının müştereken sorumluluğunun olduğu ve davalılara yönelik husumet tevcihinin yerinde olduğu mahkememizce değerlendirilmiştir.
Davalı tarafın bir diğer itirazının; davacının “...” isimli projesinin kaleme alındığı tarihten daha önceki tarihli olduğu ve “...” dizisinin senaryosunu oluşturduğu iddia edilen “...” isimli projesine ilişkin olup, bu kapsamda mahkememizce gerekli incelemelerin yapıldığı, 31/12/2024 tarihli bilirkişi ek raporunun 80 ve 81. sayfalarında usul ve yasaya uygun olarak tespit edildiği üzere ile ... isimli proje ile davacıya ait tretmanın benzerlik taşımadığı, ... dizisinin ... isimli projeden biçimlendirilmediği net bir şekilde tespit edilmiş, davalı yanın itirazlarının yerinde olmadığı sabit hale gelmiştir.
Yukarıda yapılan tespit ve değerlendirmeler ışığında Davacının eser sahipliğinden doğan mali ve manevi haklarına yapılan tecavüzün TESPİTİNE karar verilmiş, husule gelen tecavüz eylemleri hasebiyle davacı yanın ilan talebi de uygun bulunmuş, Kararın kesinleşmesi ile kararın kesinleştiği tarihte tirajı en yüksek üç gazeteden birinde kararın masrafı davalılara ait olmak kaydı ile bir kez ilanına dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Davacı vekili tecavüzün tespiti isteminin yanında tecavüzün sonuçlarının ortadan kaldırılmasına(ref) ve önlenmesine(men) ; bu kapsamda,
a. “...” dizisine ilişkin künye bilgilerinin müvekkilin isminin proje, eser sahibi ve senaryo yazarı olarak belirtilmesine,
b. “...” dizinin halihazırda yayımlandığı tüm platformlarda künyenin müvekkilin isminin proje, eser sahibi ve senaryo yazarı olarak belirtilecek şekilde değiştirilmesine ve gelecekte yayımlanacak mecralarda da değiştirilmiş künyenin kullanılmasına,
c. “...” dizinin önjeneriğinde de müvekkiliri isminin proje, eser sahibi ve senaryo yazarı olarak belirtilmesine ve dizinin halihazırda yayımlandığı ve gelecekte yayımlanacağı tüm mecralarda da önjeneriğin değiştirilmiş olarak yayınlanmasına,
d. “...” dizisine ilişkin yapılanı ve yapılacak tüm reklamlarda da müvekkilin eser sahipliğinin belirtilecek şekilde gerekli düzeltmelerin yapılmasına yönelik olarak tecavüzün meni ve refi talebinde bulunmuş olup, mahkememizce bu kapsamda inceleme yapıldığında;
FSEK’in 68. maddesine göre rayiç bedelin 3 katı mali hak talebinde bulunan hak sahibi, tecavüz konusuyla ilgili, çoğaltılmış ya da dağıtılmış olan eserin toplatılması, imha edilmesi gibi diğer ref taleplerini ileri süremeyecektir. Zira m. 68 kapsamında talep edilen mali hakkın teminiyle birlikte tecavüzün farazi sözleşme ilişkisiyle ortadan kalktığına karar verilmektedir.
Davacı taraf FSEK m. 68/3 maddesi kapsamında rayiç bedelin üç katına yönelik tazminat talep etmektedir. FSEK m. 68/3 maddesi ise, “sözleşme ile kullanım halinde istenebilecek bedeli” veya “kanun hükümleri uyarınca tespit edilebilecek rayiç bedel”i ifade etmektedir. Dolayısı ile, FSEK m. 68/3 ile davacıya tanına hak varsayımsal bedel ve bunun en çok üç katını talep hakkı, davalının mali haklara yarattığı iddia edilen tecavüze sonradan davacı tarafından onay verilmesi ve ihtilafın sözleşmesel temele oturtulması suretiyle giderilmesidir.
Başka bir deyişle FSEK’in 68. maddesi gereğince bedel veya bunun en çok üç katını talep eden hak sahibi, tecavüz tarihine kadar, tecavüz konusuyla ilgili, çoğaltılmış ya da dağıtılmış olan eserin toplatılması, imha edilmesi gibi diğer ref taleplerinde bulunamaz . Zira burada tecavüzün, hak sahibinin talebi doğrultusunda farazi sözleşme ile ref’ine karar verilmektedir. Hak sahibi tarafından FSEK’in 68. maddesi gereğince bedel veya bunun en çok üç katının talep edilmesi, mütecavizin mali haklara tecavüzüne sonradan hak sahibi tarafından icazet verilmesi ve farazi olarak sözleşmesel temele oturtulması suretiyle yapılan kendine özgü bir ref yöntemidir. Bu husus FSEK’in 68/6 maddesinde, “Bedel talebinde bulunan kişi, tecavüz edene karşı onunla bir sözleşme yapmış olması halinde haiz olabileceği bütün hak ve yetkileri ileri sürebilir.” şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve bu konuya ilişkin istikrar kazanan yüksek mahkeme kararları nazara alınarak, FSEK 68. Maddesinin somut olaya tatbiki ile farazi sözleşme ilişkisinin kurulması hasebiyle Tecavüzün önlenmesi ve sonuçların ortadan kaldırılması (men ve ref) istemlerinin reddine dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Davacı vekili maddi tazminat isteminde bulunmuş olup, davacı yanın maddi tazminat isteminin dayanağını FSEK 68/1 ve 70/3 maddeleri oluşturduğu, 100.000,00 TL değer göstermek suretiyle maddi tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.
Davacının dava dilekçesi ile hem FSEK 68 hem de FSEK 70/3'e göre maddi tazminat talebinde bulunduğu, Yargıtay'a göre, hem FSEK.m.68, hem de FSEK.m.70.f.2 veya FSEK.m.70.f.3 kapsamında maddi tazminat talep edildiğinde, talep edilen toplam bedel, anılan seçenekler uyarınca istenebilecek “en çok bedel” ile sınırlı olduğu davacının bu taleplerinden hangisi yüksek ise, maddi tazminat için koşulların oluştuğu noktasında mahkemece kanaatin hasıl olması halinde en yükseğine hükmedilmesi gerekeceği, bu minvalde Mahkememizce gerekli araştırmaların yapıldığı müteaddit defa mali incelemeler yapıldığı davalı tarafın ticari defter kayıtlarının incelenmesi maksadıyla taraflara ihtaratlı kesin sürelerin de verildiği ve ticari defter kayıtları üzerinde de incelemelerin yapıldığı, davacı vekili her ne kadar aşamalarda sunmuş olduğu beyan dilekçelerinde yurt dışı satış gelirleri, ürün yerleştirme gelirleri ve youtube gelirleri yönünden birtakım dava dışı şirketlere müzekkere yazılmasını talep etmiş, müzekkere yazılması istenen şirketlerin isimlerini 07.05.2025 tarihli beyan dilekçesinin 9 ve 10. sayfalarda 1 ve 2 numaralı madde içeriklerinde belirtmiş ise de bahsi geçen şirketlere müzekkere yazılması yönünde süresi içerisinde sunulmuş bir delil bulunmadığı, bir an için bahsi geçen şirketlere müzekkere yazılması yönünde süresi içerisinde sunulmuş delillerin mevcut olması durumunda dahi davalı tarafın FSEK 70/3 md kapsamında telakki edilecek karın ancak ticari defter kayıtları üzerinde yapılacak inceleme neticesinde net olarak hesaplanabileceği dolayısıyla 07.05.2025 tarihli dilekçede müzekkere yazılması yönünde talebin bulunduğu şirketlerden gelecek cevabi yazıların FSEK 70/3 md kapsamında Mahkememizce net bir veri elde edilmesi noktasında yeterli olmayacağı, davalı tarafa davacının beyan dilekçesinde bahsinini geçmiş olduğu dava dışı şirketlerden ödeme yapıldığı varsayımında dahi bu ödemeler net kazancın tespitinde yeterli olmayacağı, maddi zararın da belirlenmesi gerekeceği, bu belirlemelerin de ancak ticari defter kayıtların üzerinde yapılacak incelemeler ile tespit edilebileceği, davacı taraf her ne kadar, davalı tarafın FSEK 70 md'si kapsamında gelir ve giderlere ilişkin mali kayıtların eksik sunulması ve yine youtube panellerinin kasıtlı olarak sunulmaması iddialarına dayanarak HMK 220/3 md'si gereğince davacı tarafın tüm beyan ve taleplerin kabul edilmesi yönünde istemde bulunmuş ise de mahkememizce dosya kapsamına alınan bilirkişi raporlarında davalı yanın dava konusu diziden zarar ettiği tespit edilmiş olup, özellikle 03/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda 14 ve 18. Sayfalar arasında gelir ve gider durumuna ilişkin kayıtlar tablolar halinde hazırlanmış olup yapılan incelemeler neticesinde 17 bölümden oluşan ve 2020 yılı içerisinde davalı ... şirketine ait kanalda yaklaşık 4 ay boyunca yayınlanan diziden bir kar elde edilemediği ve 6.149.007,00 TL zararın meydana geldiği anlaşılmakla davacı yanın FSEK 70/3 maddesi kapsamında talep edebileceği bir karın bulunmadığı ve HMK 220/3 maddesi kapsamındaki talebinin, ticari defter kayıtları ile saptanan veriler karşısında yerinde olmadığı mahkememizce değerlendirilmiştir.
Davacı yanın maddi tazminat isteminin bir diğer dayanağı FSEK 68. Maddesi olup; mahkememizce bu yönde inceleme yapıldığında;
FSEK Madde 68 – (Değişik: 23/1/2008-5728/137 md.)
“Eseri, icrayı, fonogramı ve yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir.
İzinsiz çoğaltılan kopyalar satışa çıkarılmamışsa hak sahibi çoğaltılmış kopyaların, çoğaltmaya yarayan film, kalıp ve benzeri araçların imhasını veya üretim maliyet fiyatını geçmeyecek uygun bir bedel karşılığında kendisine verilmesini ya da sözleşme olması durumunda isteyebileceği miktarın üç kat fazlasını talep edebilir. Bu husus, izinsiz çoğaltanın hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz… “
FSEK 68. Madde kapsamında üç katı tazminat uygulamasında; üç kata kadar tazminatın belirlenmesinde bir, iki yahut üç kat olacak şekilde hakimin takdir yetkisi kapsamında olup olmadığı, yahut direkt üç katın mı uygulanması gerektiği konusu tartışmalı olmak ile birlikte;
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, tecavüzün ref’i kapsamında FSEK 68. uyarınca arada sanki bir sözleşme varmış gibi rayiç bedelin 3 katı kadar bedel talep edildiği durumda mahkeme eğer şartları da varsa 3 kat bedele hükmetmelidir. Söz konusu düzenleme esasında bir çesit medeni ceza niteliğinde olup, bu yönde bir talep olması halinde daha azına hükmedilmeyeceği, nitekim aşağıda da bu yönde yüksek mahkeme kararlarının mevcut olduğu, Yargıtay'ın bu konudaki yerleşik uygulamasında da kabul gördüğü üzere: İzinsiz olarak kullanılan eserin, FSEK'nın 68. maddesi uyarınca belirlenecek rayiç değerinin üç katına hükmedilmesi gerekmektedir.
"...mahkemece izinsiz olarak kullanıldığı kabul edilen eserin, FSEK'nin 68. maddesi uyarınca belirlenecek rayiç değerinin üç katına hükmedilmesi gerekirken...". (YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ, E. ..., K...., T. 10.12.2014)
"...mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda izinsiz olarak kullanıldığı kabul edilen eserin, FSEK'nın 68. maddesi uyarınca belirlenecek rayiç değerinin üç katına hükmedilmesi gerekirken...". (YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ, E. ..., K...., T. 4.11.2014)
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... E.,... K, 10.01.2019 tarihli kararında da: "...mahkemece , davacının FSEK'nın 68/1. fıkrası uyarınca rayiç bedelin üç katına hükmedilmesine ilişkin talebi ve ıslahla artırdığı meblağ gözetilerek hüküm kurulması gerekirken, davacının 3 kat tazminata ilişkin talebi nazara alınmadan sadece 3 adet bilgisayarda lisansız kullanım bedeline hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir"
Vurgulanmak suretiyle 68. maddede talep konusu olan tazminat tutarının uygulamada da istikrarlı bir şekilde gözetildiği ve bu yönde kararlar verildiği görülmektedir.
Nitekim, yakın zamanda verilen güncel karar uyarınca da: "...haksız fiilin tespiti halinde rayiç bedelin üç katına hükmedileceği, bu konuda hakimin takdir yetkisinin bulunmadığı" açıkça vurgulanmıştır. (YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ, E. ..., K. ..., T. 17.12.2020)
2023 yılında verilen bir başka emsal kararda da, yerel mahkemenin, "5846 Sayılı Kanun'un 68. maddesinin birinci fıkrasına göre davacı tarafın davalı taraftan 3 kat telif tazminatı olarak ...... TL talep edilebileceği" yolundaki kararının Yargıtay tarafından onandığı anlaşılmaktadır. (YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ, E. ..., K...., T. 12.4.2023)
Yukarıda yapılan gerekçeler ışığında davacının FSEK 68. Madde kapsamında 3 kat tazminat isteme hakkının bulunduğu mahkememizce değerlendirilmiştir.
FSEK 68. Maddesi kapsamında mahkememizce gerekli incelemeler yapılmış olup, davacı vekili tarafından sunulan emsal sözleşmeler bilirkişilerce incelenmiş, sunulan emsal sözleşmelerin varsayımsal sözleşme olarak FSEK 68 madde kapsamında yapılacak hesaplamaya uygun veriler içermediği usul ve yasaya uygun olarak tespit edilmiştir.
Davalı ...Şti. defterleri üzerinde yapılan incelemede senaryo yazarlarına ödenen, senaryo telif ücret toplamlarının 602.500,00 TL ödendiğinin tespitinin yapıldığı görülmüştür.
Dosya kapsamına alınan 03.04.2023 tarihli bilirkişi raporunda;
Dava konusu Senaryo yazarlarına ödenen ücretlerin davalı ... defterlerinde mali bilirkişi tarafından tespit edildiği, dosyada somut emsal olarak alınabilecek tazminat tutarının senaryo yazarlarına ödenen 602.500,00 TL olduğu, burada ...'e göre uygulamanın % 25 olduğu, bilirkişi heyetinin (... isimli projeden de atmosfer, meslekler gibi unsurlar taşıdığı düşünülerek, toplamda 17 bölüm için senaryo ücretinin %12,5’ini talep edebileceği) kanaatine varması nedeni ile bu
hesaplama üzerinden 75.312,50 TL hesaplamanın yapıldığı burada bilirkişi heyetinin kanaati ile oluşan bir hesaplama olduğu, 22.04.2024 tarihli bilirkişi raporunda isabetle tespit edildiği üzere somut olayda dava konusu dizi çekimlerinde davalının resmi defterlerinde eser yazımı katkı, özgün hikaye senarist adı altında 9 kişiye 602.500,00 TL ödeme yaptığı, davacının bizzat görev almadığı dizi çekimlerinde tazminat ödemesinin mali olarak tespitinin imkansız olduğu, bu kapsamda bahsi geçen raporda belirlenen sektörel uygulama gereği olduğu saptanan bir bölüm senaryo bedelinin 1.5 katı olarak bedelin belirlenmesinin usul ve yasaya uygun düşeceği, bu kapsamda bir bölüm senaryo ücretinin tespit edilmesinin icap ettiği, Senaryo bedelinin ise haksız fiilin husule geldiği 2020 yılı verilerine göre belirlenmesi gerekeceği, her ne kadar 22.04.2024 tarihli raporda 60.000,00 TL olarak ücret belirlenmiş ise belirlenen ücretinin takdir edildiği yılın 2021 yılı olması sebebi ile yerinde olmadığı ve yine davacı yanca cevaba cevap dilekçesinin 23. Sayfasının 65. Maddesinde davacının bir bölüm senaryo için net 50.000,00 TL üzerinden anlaşmalar yaptığı yönündeki ikrarı nazara alındığında, bir bölüm senaryo ücretinin haksız fiilin husule geldiği 2020 yılı itibari ile 50.000,00 TL olarak takdiri TBK 50 ve 51. Maddeler kapsamında mahkememizce somut olaya ve dosya kapsamına uygun bulunmuştur.
31/12/2024 tarihli bilirkişi ek raporu ile isabetle tespit edildiği üzere, Davacının belirttiği, eser üzerindeki çeşitli haklar olan ... Hikaye sahibi olarak hikaye telif bedeli, Proje sahibi olarak projelendirme ve ön hazırlık bedeli, Senarist olarak senaryo bedeli, Yurt içi, yurt dışı satış, lisanslama, pazarlama gelirleri payı, ..., digital platform yayın ve reklam gelirleri payı, Ulusal kanalda yayınlanan dizi / filmin, sonradan bu kanala ait ... hesabında yayınlanması halinde
görüntülenme sayısı üzerinden bedel, Ürün yerleştirme / merchandising gelir payı ve benzeri her türlü gelirden pay ve Ürün yerleştirme senaryosu yazıldığında pay üzerindeki haklarının varsayımsal sözleşme kapsamında davalı tarafa devredildiği, bu durumda davacının FSEK 68. Madde kapsamında talep edebileceği tazminatın 50.000,00( takdiri yapılan bir bölüm senaryo ücreti) x 1,5= 75.000 TL, FSEK 68 maddesi kapsamında 3 kat tazminatın uygulanması ile 225.000,00 TL olduğu mahkememizce değerlendirilmiştir.
Davacı vekiline 23.05.2025 tarihli ara karar ile ıslah yahut talep arttırım dilekçesi ibrazı için 1 haftalık kesin süre verilmiş olup, 26.05.2025 tarihli istifa dilekçesi ile davacı vekili istifa ettiğini, istifa ettiğini bildirir dilekçeyi asile tebliğini talep etmiş olup, bunun üzerine davacı asile tebligat çıkartılmış ise de tebligatın iade döndüğü sonrasında 17.06.2025 tarihinde davacı asilin , vekilinin istifa ettiğini bildirir dilekçeyi kalemde tebliğ aldığı anlaşılmıştır.
Davacı asil her ne kadar mahkememizce talep arttırım için verilen sürenin yanlış olduğunu 2 hafta süre verilmesi gerektiğini beyan etmiş ise de, bir an için 2 haftalık kesin süre verilmesi gerektiği durumda dahi 23.05.2025 tarihli ara karar o dönem davacı vekili olan vekile 28.05.2025 tarihinde tebliğ edilmiş olup, 2 haftalık sürenin dolduğu tarih itibari ile de davacının istifa eden vekilinin görevinin devam ettiği zira istifa dilekçesinin asile tebliğinden itibaren 1 hafta daha vekalet görevinin devam ettiği, davacı yanın maddi tazminat istemi yönünden dava değerini arttırmadığı anlaşılmakla davacı asilin bu yöndeki itirazları yerinde bulunmamış anılı sebeplerle; -FSEK 68/1 ve 70/3 maddesi kapsamında ikame edilen maddi tazminat isteminin, FSEK 68/1 madde kapsamında tam kabulü ile, davacının FSEK 68/1 maddesi kapsamında talep edebileceği alacağın 75.000,00 x3= 225.000,00 TL olarak tespiti ile, taleple bağlılık ilkesi nazara alınarak 100.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının FSEK 68/1 maddesine dayalı maddi tazminat istemi yönünden fazlaya ilişkin hakkının saklı kalmasına, FSEK 70/3 maddesine dayalı istemin REDDİNE dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Davacı vekilinin aynı zamanda manevi tazminata ilişkin talebi mevcut olup yapılan incelemede;
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile eser sahibinin işleme, çoğaltma, yayma, temsil, umuma iletim gibi mali hakları ve adını belirtme, eserde değişiklik yapılmasını yasaklama gibi manevi hakları koruma altına alınmıştır.
Davacıya ait eserin, eser sahibinin hususiyetini taşıyan bir çalışma olduğu, aleni bir hikaye olmadığı ve davacı eser ... tretmanındaki hususiyetin, davalı ... televizyon dizisine geçtiği, bu çerçevede vaki kullanımın eser sahibinin FSEK 21’de
belirtilen mali haklarından işleme hakkının ihlali sayılacağı ve yine kullanım sırasında eser sahibinin adının belirtilmemesi nedeniyle manevi hak türü olan FSEK 15’teki adın belirtilmesi hakkının ve FSEK
14’te düzenlenen umuma arz hakkının ihlali sayılacağı, Davacının FSEK 70/1maddesi mucibince manevi tazminata hak kazandığı, dava konusu eserlerin mahiyeti, yayınlanma yerleri ve süreleri, tarafların sosyal ekonomik durumu ve tecavüz teşkil eden dizinin yayınlanmaya başladığı tarih birlikte değerlendirildiğinde 40.000,00 TL manevi tazminat uygun bulunmuş manevi tazminat isteminin kısmen kabul kısmen reddi ile;40.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, manevi tazminata ilişkin fazla istemin reddine, dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
1-Açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile;
-Davacının eser sahipliğinden doğan mali ve manevi haklarına yapılan tecavüzün TESPİTİNE,
-Davacının eser sahipliğinden doğan mali ve manevi haklarına yapılan tecavüzün önlenmesi ve sonuçların ortadan kaldırılması (men ve ref) istemlerinin, FSEK 68. Maddesinin somut olaya tatbiki ile farazi sözleşme ilişkisinin kurulması hasebiyle REDDİNE,
-FSEK 68/1 ve 70/3 maddesi kapsamında ikame edilen maddi tazminat isteminin, FSEK 68/1 madde kapsamında tam kabulü ile, davacının FSEK 68/1 maddesi kapsamında talep edebileceği alacağın 75.000,00 TL x 3 = 225.000,00 TL olarak tespiti ile, taleple bağlılık ilkesi nazara alınarak 100.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının FSEK 68/1 maddesine dayalı maddi tazminat istemi yönünden fazlaya ilişkin hakkının saklı kalmasına, FSEK 70/3 maddesine dayalı istemin REDDİNE,
-FSEK 70. maddesi kapsamında ikame edilen manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 40.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, manevi tazminata ilişkin fazla istemin REDDİNE,
-Davalı tarafın husumet itirazlarının REDDİNE,
-Kararın kesinleşmesi ile kararın kesinleştiği tarihte tirajı en yüksek üç gazeteden birinde kararın masrafı davalılara ait olmak kaydı ile bir kez ilanına,
2-Davanın kabulüne konu değeri üzerinden davalı taraftan alınması gereken 9.563,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 5.123,25 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 4.440,15 TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, davalı yandan alınması gereken karar ve ilam harcına mahsubu yapılan davacının yatırdığı peşin harç tutarı olan 5.123,25 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
3-Bir kısım davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden redde konu tecavüzün meni ve refi yönünden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan maktu 40.000,00 TL tek vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile kendisini vekil ile temsil eden davalılara ( 6 davalı kendisini vekil ile temsil etmiş olup bu durumda kendisini vekil ile temsil eden her bir davalı için düşecek pay 40.000,00/6= 6.666,66'ar)eşit olacak şekilde ödenmesine,
4-Bir kısım davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden kısmen ret kararı verilen FSEK 70 md gereğince manevi tazminat yönünden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan 40.000,00 TL tek vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile kendisini vekil ile temsil eden davalılara ( 6 davalı kendisini vekil ile temsil etmiş olup bu durumda kendisini vekil ile temsil eden her bir davalı için düşecek pay 40.000,00/6= 6.666,66'ar)eşit olacak şekilde ödenmesine,
5-Davacı tarafça iş bu dava dosyasında yapılan başvurma harcı, posta, müzekkere, tebligat ve bilirkişi ücretlerinden oluşan 54.714,10 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranları nazara alınarak takdiren 35.564,16 TL olan kısmının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
-İş bu dava ikame edilmeden önce açılan ... 2.FSHHM ... değişik iş sayılı dosyada yapılan başvurma harcı, peşin/nispi harç, posta ve bilirkişi masraflarından oluşan toplam 1.855,25 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranları nazara alınarak takdiren 1.205,91 TL olan kısmının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalılardan ... Şirketi'nin yapmış olduğu 100,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 35,00 TL'sinin davacıdan alınarak bahsi geçen davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalılardan ... Şirketi'nin yapmış olduğu 9.010,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 3.153,50 TL'sinin davacıdan alınarak bahsi geçen davalıya verilmesine,bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalılardan ...'in yapmış olduğu 75,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 26,25 TL'sinin davacıdan alınarak bahsi geçen davalıya verilmesine,bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
9-Davalılardan ...'in yapmış olduğu 75,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 26,25 TL'sinin davacıdan alınarak bahsi geçen davalıya verilmesine,bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
10-Davalılardan ...'in yapmış olduğu 75,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 26,25 TL'sinin davacıdan alınarak bahsi geçen davalıya verilmesine,bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
11-Davalılardan ...'ın yapmış olduğu 75,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 26,25 TL'sinin davacıdan alınarak bahsi geçen davalıya verilmesine,bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
12-Arta kalan gider ve delil avansının kararın kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine,
Dair karar davacı asilin bir kısım davalılar vekilinin ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 18.06.2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır