T.C.
İSTANBUL
1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/40 Esas
KARAR NO : 2025/140
DAVA : Markanın hükümsüzlüğü,unvan terkini, tecavüzün tespiti,haksız rekabetin tespiti, maddi ve manevi tazminat
DAVA TARİHİ : 23/02/2022
KARAR TARİHİ : 29/05/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Markanın hükümsüzlüğü,unvan terkini, tecavüzün tespiti,haksız rekabetin tespiti, maddi ve manevi tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı şirketin yetkililerinin Suriye savaşından kaçarak Türkiye’ye iltica ettiğini, ...’de tatlıcılık, restoran ve unlu mamuller sektöründe temayüz etmiş ... markasına dair sınai beceri ve kapasitesini Türkiye’ye taşıyarak aynı marka üzerinden...’da ... tatlarını tüketicinin hizmetine arz ettiği ve bu bağlamda 20’den fazla şubeyi tüketicilerin hizmetine açtığını, ... ibaresinin müvekkili şirket hissedarlarının soyadı olduğunu ve Suriye lehçesi yönüyle tatlıcılara ve tatlıya verilen genel bir ibare yahut kayıt olmadığını, ayırt edici vasfa haiz olduğunu, Müvekkilinin ... markasını 24.08.2016 tarihinde ve ... markasını da 13.07.2021 tarihinde TPMK tarafından sicile tescil edildiğini, Müvekkili şirket ile davalılardan ... arasında bir dönem münasebet bulunduğunu ve ... Devleti coğrafi sınırlarında piyasaya arz etmek üzere, müvekkili şirket ile diğer davalı ve bu şirketin kurucusu ... arasında 17.07.2019 tarihinde tek satıcılık sözleşmesi akdedildiğini, Sözleşmeye rağmen ...’ın yüklendiği borcu ifa etmediği gibi müvekkili şirketin markasını ticari unvan yönüyle birebir taklit ederek ...’ni kurduğunu, “...” markasını müvekkili şirketin hizmet verdiği... nolu sektörlerde faaliyet göstermek maksadıyla kötüniyetli olarak tescil için TPMK’ya müracaat ettiğini ve 30.10.2020 tarihinde sicile tescil ettiğini, ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ...D. iş ve ... Karar sayılı dosyasında yapılan incelemede müvekkili şirketin haklarına tecavüzde bulunduklarının tespit edildiğini, Müvekkili şirketin markalarında “...” ibaresini ... yazı ve ... tarihi ile birlikte ... işaretinin kullanılmakta olduğunu, asıl unsur “...” ibaresi ve ... yazının oluşturduğu, “...” tarihi ve ... işaretinin yan unsurlar olarak markaya bir bütün olarak ayırt edicilik kattığı, karşı tarafın kutularda ve internet sitesinde “...” markasında esas unsurun “...” ibaresi olduğunu “...” ibaresinin ... anlamına geldiği ve yardımcı unsur olduğunu, davalıların müvekkili şirketin markasını taklit eylemini aynı hizmet sınıfında salt isim, logo tarihçe kısmı ile değil ambalaj ve kutulara varıncaya kadar birebir ayniyet teşkil edecek şekilde olduğunu ,bu nedenle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi iddiası kapsamında davalılardan Yasin adına tescilli olan ...tescil nolu markanın hükümsüzlüğü, diğer davalı adına tescilli olan ünvanın terkini, tecavüz iddiası kapsamında şimdilik 10. 000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsili , hükmün ilanı ve ihtiyat-i tedbire hükmedilmesine karra verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Davacı vekili 24.2.2025 tarihli ıslah dilekçesi ve harç makbuzu ile ; maddi tazminat istemini 235.105.95 TL olarak talep etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Müvekkillerinin ...’da satış yaptığını ... ibaresini kullandığını, davacının sahiplenmeye çalıştığı “...” ibaresinin ...’de tatlı ile özdeşleşmiş ve tüm dünyada ... verdikleri bir kelime olduğunu, ...’nin her bölgesinde benzer isimlere sahip bulunan bu yerlerin iç savaşın çıkmasının ardından bir bir kapanarak terk edildiğini, birçoğunun göçmen olarak gittikleri ülkelerde bu isimleri kullanarak birçok yer açtığını, dünyanın her bölgesinde ..., ..., ... gibi isimlerle yüzlerce ... ile yemeklerini satan restoranlar ve pastanelerin açıldığını, davacının iddialarının ...’den beri bu işi yapan kişiler olduğunu ancak kendilerinin ... yılında ... ibaresini sicile tescil ettirdiğini, oysa bu isim ve ... ibaresinin dünyada birçok kişi tarafından yıllardır kullanıldığını, Tarafların aralarındaki tek satıcılık sözleşmesini karşılıklı bir anlaşma ile feshettiğini, Müvekkilinin bugüne kadar Türkiye’de hiç satış yapmadığını ve mağaza açmadığını, taraflar arasında ticari ilişki varken davacının paketleme ürünlerinin aynısının kullanıldığını bildiğini, Müvekkilinin marka hakkı ile ...’da 19.02.2020 tarihinde tescil başvurusunda bulunup 01.04.2020 tarihinde kabul edildiğini, bu süreçte davacı ile aralarında ticari ilişkinin devam ettiğini, müvekkilinin tatlıcısını ilk açtığı dönemde ...olarak açılış yaptığını ve hiçbir zaman adını değiştirmediğini, Davacının ... için müvekkili ile çalışırken ... ülkesi için ... isimli işletme ile çalıştığını, davacının sadece kendisine ait olduğunu savunduğu ... isminin ... şeklinde başka bir şirket tarafından kullanılmasında bir sorununun bulunmadığının görüldüğünü, davacının haksız kazanç sağlandığını iddia ederken başka bir ... adlı işletme ve tüm dünyada yer alan ... adlı işletmeleri görmezden gelmesinin açıkça kötüniyetin göstergesi olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlirdir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlık; Marka hakkına tecavüz haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, davalılardan ... adına tescilli olan... tescil nolu markanın hükümsüzlüğü, ünvanın terkini, şimdilik 10. 000 TL maddi(Davacı vekili 24.2.2025 tarihli ıslah dilekçesi ve harç makbuzu ile ; maddi tazminat istemini 235.105.95 TL olarak talep etmiştir.), 100.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsili , hükmün ilanı ve ihtiyat-i tedbir talepli olarak açıldığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalıların cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş,tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişiler ..., ..., ..., ... tarafından düzenlenen 02/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davalıların kullanımlarının... numaralı markadan uzaklaşarak davacı markası ile karıştırılma ihtimali içerecek biçimde olması sebebiyle SMK m.7/2-b ve m. 29 hükümleri gereğince marka hakkına tecavüz oluşturacağı, davalıların kullanımlarının davacının iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açacak biçimde olması sebebiyle TTK m. 55/1-a/4 gereğince haksız rekabet oluşturacağı, davalı ... adına kayıtlı ... numaralı markanın ortalama tüketici kitlesi nezdinde karıştırılma ihtimali oluşturabileceği ve SMK m.6/1 hükmü gereğince hükümsüzlük koşullarının oluştuğu ,davalı ... LTD. ŞTİ. yönünden ticaret unvanı terkini şartlarının oluştuğu, yoksun Kalınan Kazanç hesabının SMK 151/2-c maddesi uyarınca (lisans örneksemesine göre ) yapılması halinde, mahkemenin takdir edeceği oranlara göre;
Cironun % 5’i uygulanması halinde 1.175.529,78 x %5 = 58.776,50-TL,
Cironun % 10’u uygulanması halinde 1.175.529,78 x %10 = 117.552,98-TL,
Cironun % 15’i uygulanması halinde 1.175.529,78 x %15 = 176.329,47-TL,
Cironun %20’si uygulanması halinde 1.175.529,78 x %20 = 235.105,95-TL,
Yoksun Kalınan Kazanç hesabının SMK 151/2-b maddesi uyarınca yapılması halinde, mahkemenin takdir edeceği hesaplamaya göre;
Brüt Satış Kar/Zarar hesabı üzerinden 556.136,56-TL,
Faaliyet Kar Zararı hesabı üzerinden 41.460,55-TL olabileceği " bildirilmiştir.
Rapora itiraz edilmesi üzerine 2. Bilirkişi heyeti oluşturulmuştur.
İkinci bilirkişi heyeti ..., ..., ...ve ... tarafından düzenlenen 23/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Türkiye sınırları içerisinde sektörel olarak değerlendirme yapıldığında “...” ibaresinin bir tatlı cinsini ya da tatlı satan kişileri belirttiği ve jenerik ad haline geldiğinin söylenemeyeceği, “...” ibaresinin “...” emtialarının ortalama tüketicisi açısından ayırt edici bir sözcük olduğu ve tüketicinin “...” ibaresini marka olarak algılayacağı, davalının “...” adresinde ve “...” alan adlı internet sitesindeki ... ibareli kullanımlarının, SMK md. 29 hükmü uyarınca davacıya ait... ve ... sayılı tescilli markalara karşı tecavüz eylemi oluşturduğu, davalıların, Türkiye’de “...” ibaresi üzerinde SMK 6/3.maddesi kapsamında davacıya nazaran üstün ve önceye dayalı bir kullanımı bulunduğunun ispatlanamadığı, davacıya ait ... sayılı ... markası ile davalının ... sayılı ... markalarının benzer, markaların tescilli olduğu mal ve hizmetlerin aynı olduğu, markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu, davalı ... sayılı markası açısından SMK md. 6/1 uyarınca karıştırılma ihtimaline dayalı hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, davalıya ait ... sayılı markanın kötü niyetli bir tescil olduğu yönünde kanaat oluştuğu ancak tamamen hukuki bir niteleme olan bu husustaki takdir yetkisinin mahkemeye ait olduğu, davacının hükümsüzlük ve marka hakkına tecavüzün durdurulması talepleri açısından sessiz kalma yoluyla hak kaybı koşullarının oluşmadığı, davalılar tarafından davacı aleyhine haksız rekabet hükümlerinin ihlal edildiği, davalı ... Şti. ticaret unvanının terkini şartları oluştuğu, mali inceleme neticesinde; davalının yurt dışı tatlı satışlarından dolayı 2020 ve 2021 yıllarında faaliyet karının 41.460,55 TL olduğu, davalıya ait defterlerin kendi lehine delil olabileceği" bildirilmiştir.
İkinci Bilirkişi heyetinin raporuna da itiraz edilmesi üzerine 3.kez Heyet oluşturulmuştur.
Üçüncü Bilirkişi heyeti ..., ..., ... ve ... tarafından düzenlenin 14/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davalının...” adresinde ve “...” alan adlı internet sitesindeki ... ibareli kullanımlarının, SMK md. 29 hükmü uyarınca davacıya ait ... ve ... sayılı tescilli markalara karşı tecavüz eylemi oluşturduğu, “...” ibaresinin “...” emtialarının ortalama tüketicisi açısından ayırt edici bir sözcük olduğu ve tüketicinin “...” ibaresini marka olarak algılayacağı, davalılarca, Türkiye’de “...” ibaresi üzerinde SMK 6/3.maddesi kapsamında davacıya nazaran üstün ve önceye dayalı bir kullanımda bulunduğunun ispatlanamadığı, davacıya ait ...sayılı ... markası ile davalının ... sayılı ... markalarının benzer, markaların tescilli olduğu mal ve hizmetlerin aynı olduğu, markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu, Davalı ... adına tescilli ... sayılı markası açısından SMK md. 6/1 uyarınca karıştırılma ihtimaline dayalı hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, davalı ... adına kayıtlı ...sayılı markanın kötü niyetli bir tescil olduğu yönünde kanaat oluştuğu ancak tamamen hukuki bir niteleme olan bu husustaki takdir yetkisinin mahkemeye ait olduğu, davacının hükümsüzlük ve marka hakkına tecavüzün durdurulması talepleri açısından sessiz kalma yoluyla hak kaybı koşullarının oluşmadığı, davalılar tarafından davacı aleyhine haksız rekabet hükümlerinin ihlal edildiği, davalı ... Ltd. Şti. ticaret unvanının terkini şartları oluştuğu, SMK 151/2-c maddesi uyarınca inceleme yapılması halinde,
Mahkemenin takdir edeceği oranlara göre;
Cironun %5’i uygulanması halinde 1.175.529,78 x %5 = 58.776,50 TL,
Cironun %10’u uygulanması halinde 1.175.529,78 x %10 = 117.552,98 TL,
Cironun %15’i uygulanması halinde 1.175.529,78 x %15=176.329,47 TL olabileceği,
SMK 151/2-b maddesi uyarınca inceleme yapılması halinde;
Davalı şirketin 2020 yılı faaliyet karı 9.701,01 TL ve 2021 yılı Faaliyet Karı 31.759,54 TL olmak üzere toplam 41.460,55-TL (9.701,01 + 31.759,54 = 41.460,55) olabileceği, davalı şirketin kurucu hissedarı ...’ın davacı şirket ile akdettiği tek satıcılık sözleşmesi ile ilgili davalı şirkete ait ticari defterlerin ve belgelerin davalılar lehine delil olabileceği" bildirilmiştir.
Aynı heyetin 17/01/2025 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle;Bilirkişi heyeti olarak yapılan ek incelemede; davalı şirketin davaya konu Muhtelif Tatlı -Baklava satışlarının tamamı yurtdışı satış olduğunun tespit edildiğini, davalı şirketin 2020 Yılı Muhtelif Tatlı Satışları Toplam 282.394,35 TL, 2021 Yılı ve 31.01.2022 tarihli Muhtelif Tatlı- Baklava satışları Toplamı 916.267,44 TL ( 819.357,30 +96.910,14 = 916.267,44) olmak üzere Davalı şirketin davaya konu Muhtelif Tatlı -Baklava Satışları Cirosu toplamının 1.198.661,79- TL (282.394,35 + 916.267,44 = 1.198.661,79) olarak hesap edildiğini, SMK 151/2-c maddesi uyarınca yapılan incelemede;
Tatlı Satışı Cirosuna % 5 oranı uygulanması halinde 1.198.661,79 x %5 = 59.933,09-TL,
Tatlı Satışı Cirosuna % 10 oranı uygulanması halinde 1.198.661,79 x %10 = 119.866,18-TL,
Tatlı Satışı Cirosuna % 15 oranı uygulanması halinde 1.198.661,79 x %15 = 179.799,27-TL olabileceği,
SMK 151/2-b maddesi uyarınca inceleme yapıldığında ise; davalı şirketin 2020 Yılı Toplam Muhtelif Tatlı Satışı F aaliyet Karı 9.460,21 TL (282.394,35 X 0,03350 = 9.460,21), davalı şirketin 2021 Yılı ve 31.01.2022 tarihli Toplam Muhtelif Tatlı -Baklava Satışı Faaliyet Karı 32.848,19 TL (916.267,44 X 0,03585 =32.848,19), davalı şirketin 2020, 2021 yılları ve 31.01.2022 tarihli Muhtelif Tatlı- Baklava Satışları Cirosu üzerinden hesaplanan Faaliyet Karı Toplamı 42.308,40 TL (9.460,21 +32.848,19 = 42.308,40’nin davacı şirketin yoksun kaldığı kazanç olabileceği hesap edildiği bildirilmiştir.
... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin... D. iş dosyasında BİLİRKİŞİLER ...ve ... tarafından düzenlenen 18.9.2021 tarihli raporda; “Tespit talep edenin markalarında ... ibaresi, ... yazı ve ... tarihi ile birlikte .... işaretlerinin kullanılmakta olduğu, asıl unsuru “...” ibaresi ve “...” oluşturduğu ... tarihi ve ... işaretlerinin ise yan unsurlar olarak markaya bir bütün olarak ayırt edicilik kattıkları görülmektedir.Aleyhine tespit istenilen işletmede yer alan kutularda ve ilgili internet sitelerinde kullanılan“...” markasında, esas unsurun “...” ibaresi olduğu, ... ibaresinin“...” anlamına geldiği ve yardımcı unsur olduğu, markanın tescil edişmiş halinde başka bir ibarenin ya da şeklin yer almadığı, lakin karşı tarafın fiili kullanımında talepte bulunanın markasında yer alan “...”, “... işaretlerinin”, “...” tarihinin “birebir ayniyet teşkil edecek şekilde kullanılmakta olduğu”Hatta söz konusu ibarelerin, talepte bulunanın markasında yer aldığı haliyle, “birebir ayniyet teşkil edecek şekilde” aynı formda, renkte ve yazı düzeninde kullanılmakta olduğu”Talepte bulunan tarafından dosyaya sunulan ürün numuneleri ile karşı taraf işletmeden alınan ürün numuneleri karşılaştırıldığında, kutu formlarının da neredeyse birebir aynı ölçülerde ve renkte olduğunun görüldüğü, kutu üzerinde markaların konumlandırılış biçimlerinin de neredeyse birebir aynı olduğu, Karşı tarafın, kendisine ait markanın mevcut tescilli halinden uzaklaşarak, tespit talep edene ait markada yer alan unsurları, birebir aynı şekilde kullanımı eyleminin, tarafların emtiaları, faaliyet alanları ve müşteri kitlesinin benzerliği husus da dikkate alındığında, talepte bulunana ait markalarla karıştırılma riski doğuracağı bildirilmiştir.
Toplanan deliller, marka tescil belgesi, ticari sicil kayıtları, Gelir İdaresi Başkanlığının yazıları,Islah Dilekçesi, ... 1.FSHHM’nin ...diş sayılı dosyası, ... 2.FSHHM’nin ... diş sayılı dosyası, HMK 266 madde kapsamında dosyadaki deliller ile uyumlu denetim ve Hüküm kurmaya elverişli bilirkişilerin kök ve ek raporları bir arada incelendiğinde;
MARKA HAKKINA TECAVÜZ ve KARIŞTIRMA İDDİASININ İNCELENMESİ
6769 SAYILI SMK m.7/II'ye göre; Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahihine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması halinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
SMK m.29/I-c uyarınca markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka hakkına tecavüz sayılır.
6769 sayılı SMK'nın 7. Maddesine göre; Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. (3)Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. (4)Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez. (5)Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a)Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi. b)Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması. c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması.
6769 sayılı yasanın 149.maddesinde "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Somut olayda davacının markası ile davalının markası Türk Patent ve Marka kurumundan celp edilmiştir.
Davalı ... adına tescilli ... numaralı ... ibareli markanın... Sınıf için 19.6.2020 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
Davacı ... adına ... nolu ... ibareli markanın ... Sınıflar için 4.3.2016 tarihinde tescil edildiği, keza ... nolu ... şekil ibaresi ile birlikte ... ve ... ibareli markanın 29.9.2021 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
Ticari sicil kayıtlarının incelenmesinde:
Davalı ...’nin 17.7.2020 tarihinde odaya kayıt olduğu iş kolunun hamur tatlıları imalatı olduğu , tek yetkilinin ... olduğu , ortağının da ... olduğu anlaşılmıştır.
Davacı ...’nin ise 4.6.2015 tarihinde odaya kayıt olduğu, baklava, pasta, şekerli mamüller iş kolunda faaliyet göstermek için kurulduğu anlaşılmıştır.
Alınan her üç bilirkişi raporunda heyetlerin ittifakla ile davalıların eyleminin ; ... numaralı markadan uzaklaşarak davacı markası ile karıştırılma ihtimali içerecek biçimde olması sebebiyle SMK m.7/2-b ve m. 29 hükümleri gereğince marka hakkına tecavüz oluşturacağı, davalıların kullanımlarının davacının iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açacak biçimde iltibasa neden olduğu, davalı ... adına kayıtlı ... numaralı markanın ortalama tüketici kitlesi nezdinde karıştırılma ihtimali oluştuğundan, SMK m.6/1 hükmü gereğince hükümsüzlük koşullarının oluştuğu ,davalı ....LTD. ŞTİ. yönünden ticaret unvanı terkini şartlarının oluştuğu bildirilmiştir.
Davacının marka hakkına tecavüz eyleminin tespiti talebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. Zira
Davalının marka tescilinde yer alan “...” ibaresini, davacının ...numaralı tescilli markasında bulunan “...” ve ... şekillerini içerecek şekilde kullandığı, söz konusu kullanımın marka tescilinde yer alan ibare ile birlikte davacımarkasında yer alan unsurları da içerdiği, böylelikle davalıların kullanımlarının ... adına tescilli markadan uzaklaşarak, davacı markası ile karıştırılma ihtimali oluşturacak biçimde olduğu , kullanımlarının aynı hizmet yönünden ve davacı markasındaki “...” ve “... işaretlerini” davacı marka tescilinde bulunduğu şekliyle içermesinin ortalama tüketici kitlesinde karıştırılma ihtimali oluşturacağı ve marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu, SMK m.7/2-b hükmünde karıştırılma ihtimali yoluyla marka hakkına tecavüz hususu düzenlenmiş olup, tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal ve hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılmasının marka hakkına tecavüz oluşturacağı belirtilmiştir. Bu hüküm ile belirtilen karıştırılma ihtimali, bir yandan markaların tescilli oldukları ya da tescil başvurusunun yapıldığı veya kullanıldığı mal ve/veya hizmetlerin, öte yandan işaretlerin benzer olup olmadığının incelenmesini gerektirmektedir. Bir başka anlatımla karıştırılma ihtimalinin varlığı için kural olarak hem işaret benzerliği, hem de sınıfsal benzerlik gereklidir. Tüm bu belirlemeler sonucunda davalıların kullanımlarının davacı adına tescilli markada yer alan “...” ve “...” içerecek biçimde olduğu, söz konusu kullanımlarda “...” tescilli markası yer alsa da, davalıların kullanımlarında tescilli markadan uzaklaşarak davacının tescilli markasında yer alan unsurlara benzer şekilde yer verdiği, bu durumda tescilli marka korumasının kapsamının aşıldığı anlaşıldığından davalıların eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, durdurulmasına, önlenmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HAKSIZ REKABET ve UNVAN TERKİNİ İDDİASININ İNCELENMESİ
Haksız rekabet hususuna ilişkin düzenlemeler TTK m.54 vd. hükümlerinde yer almaktadır. Bu düzenlemeler ile rakipler arasında ve tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı ve dürüstlük kuralına aykırı davranış ve ticari uygulamalara ilişkin esaslar belirlenmiştir. TTK m. 55 hükmünde başlıca haksız rekabet halleri düzenlenmiştir;
“(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcaları sayılmaktadır.
a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle;
1. Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek,
2. Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek,
3. Paye, diploma veya ödül almadığı hâlde bunlara sahipmişçesine hareket ederek müstesna yeteneğe malik bulunduğu zannını uyandırmaya çalışmak veya buna elverişli doğru olmayan meslek adları ve sembolleri kullanmak,
4. Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,
5. Kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini, fiyatlarını, gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek..." şeklinde belirtilmiştir. Davalı yanın tarafların ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ...D. iş numaralı dosyasında tespit edilen kullanımlarında, tescilli markasında yer alan “...” ibaresi ile birlikte, davacının markasında yer alan “...” ve “...” de yer verdiği, söz konusu işaretlerin kutu üzerinde konumlandırılış biçiminin davacı markasında bulunan kullanım ile aynı olduğu hususu bilirkişilerce tespit edilmiştir. Keza davacı tarafın tatlı imalatı ve satışı yaptığı, davalı ...Tic, Ltd. Şti.'nin de tatlı imalatı yaptığı, ... Ticaret Odasındaki 17.07.2020 tarihli kaydında da Nace 10.71.03 “Hamur Tatlıları imalatı” olarak yer aldığı, bu haliyle tarafların iş ürünleri ve faaliyet alanlarının da aynı olduğu, dolayısıyla TTK m. 55/1-a/4 gereğince “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” olduğu ve bu durumun haksız rekabet oluşturacağı keza davalının unvanını seçerken de ... ibaresi ile başlatmak suretiyle seçtiği bu durumun başkasının emeği ile piyasada sağladığı tanınmışlığından yararlanacak şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri ile karşılaştırma amacı ile hareket ettiğinden dolayı ; Davalı tüzel kişinin ticari unvan kullanımının haksız rekabete neden olduğu gözetilerek haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine karar verilmesi gerekmiştir.
Genel düzenleme olan haksız rakebetin koruduğu alanlar ile Ticari unvanın korunması farklı hukuki statüye ilişkin olduğundan, huzurdaki davada davacı unvan terkini de talep ettiğinden ve davalının unvan kullanımı dahi haksız rekabete neden olacak şekilde tescil edilmiş olmakla somut olayda davacının haksız rekabet hükümlerine göre de talepde bulunma hakkı bulunduğu anlaşılmıştır.
Ticari sicil kayıtlarının incelenmesinde:
Davalı ...’nin 17.7.2020 tarihinde odaya kayıt olduğu iş kolunun hamur tatlıları imalatı olduğu , tek yetkilinin ... olduğu , ortağının da ... olduğu anlaşılmıştır.
Davacı ...’nin ise 4.6.2015 tarihinde odaya kayıt olduğu, baklava, pasta, şekerli mamüller iş kolunda faaliyet göstermek için kurulduğu anlaşılmıştır.
TTK’nun 20 ve 40 ncı maddeleri uyarınca her tacir, bütün ticari işlemlerini bir ticaret unvanı altında yapmaya, imzaladığı evrakı bu unvanı kullanarak imzalamaya mecburdur. Tacirin ticaret unvanı kullanma ve tescil ettirme zorunluluğu bulunmaktadır. İşletme adı,işletmeyi benzeri işletmelerden ayırmaya yarayan ve işletmeyi tanıtma amacı güden bir isimdir. İşletme adının kullanılma zorunluluğu yoktur. Ancak,işletme adı kullanılıyor ise tescil ettirme zorunluluğu bulunmaktadır. Hizmet markası ise, bir işletmenin hizmetini diğer bir işletmenin hizmetlerinden ayıran işarettir.
Ticaret unvanı, işletme adı ile hizmet markası, tacirin maddi olmayan mal varlıklarıdır. Seçilmeleri, tescilleri, korunmaları, kullanılmaları ve kullanım amaçları farklıdır. Birbirleri ile karışıklığa neden olacak şekilde kullanılmaları halinde sahibinin bu durumu önleme hakkı bulunmaktadır. Karışıklığa neden olan kullanım şayet tescile dayalı bir kullanım ise, bu halde unvanın, işletme adının veya markanın sicilden terkini veya hükümsüzlüğü talep edilebilmektedir.
Ticaret hukukunda tacirin ve şirket ortağının ad/soyadı kullanımı, sınırsız sorumlu gerçek kişi tacirler ve ikinci dereceden sınırsız sorumlu şahıs şirketleri için getirilmiş bir zorunluluktur ve ad/soyadın birlikte kullanılması gerekir (TTK m41, 42). Şahıs şirketlerinde unvan ve ortakların (en azından birinin) ad/soyadı ile birlikte kullanılır. İsimlerde herhangi bir kısaltma yapılmaz.
Davalı Şirket niteliği itibariyle bir LİMİTED şirkettir. Dolayısıyla tüzel kişi tacirdir. 6102 sayılı TTK'nda tacir olmaya bağlanan hükümlerden biri de ''basiretli olma" yükümlülüğüdür. Davalı şirket bir tüzel kişi tacir olması sebebiyle, TTKm.18/2 uyarınca basiretli bir tacir gibi davranmak yükümlülüğündedir. Bu hükme göre, faaliyet alanı içerisinde tüm işlemlerini hukuka uygun olarak yerine getirmekle yükümlüdür. Basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğü olan davalı şirketin, tanıtım faaliyetlerinde kullandığı ifadelerin halkı yanıltacak nitelikte olmamasına dikkat etmesi, bu konuda gereken özeni göstermesi de bu kapsamdadır.
Ticari hayatta, müşteri ve tedarikçiler arasında şirketler genellikte kısaca asıl ve baştaki unsuru ile anıldığı da bilenen bir gerçektir. Davalının ticaret unvanı davacının tescilli markası ile başladığı gibi aynı ticaret unvanını kullanmaktadır. Davalı şirketin unvanında "... “ “...” gibi ibarelerin bulunması ticaret unvanını davacının ticaret unvanı ile karıştırılmasına yeterli görülmemiştir. Zira bu ibareler yapılan işleri nitelendirmek için kullanılan sıradan ibarelerdir. Ortalama bir insanın iki unvanı birbirine karıştırması halinde esas unsurun ... ibaresi olduğu, Davacının ticari unvanın başında ise ... ibaresi olması nedeniyle unvanların karıştırılması, şirketlerin birbirinin devamı, kardeş şirket , bağlı grup şirketi gibi algılanması çok yüksek bir ihtimaldir. Tescilde öncelik ilkesi gereği davacı davalıdan çok daha önce unvan tescili almış aynı zamanda markalaşarak markasını da tescil ettirmiştir. Ticari unvanların karıştırma ve haksız rekabete neden olması gözetilerek davacının, davalı unvanının terkini talebi yerinde olduğu anlaşılmış, alınan tüm bilirkişi raporlarında da unvan terkini taleplerinin haklı olduğu değerlendirildiğinden ; Davalı tüzel kişi adına tescilli ticaret unvanının karar kesinleştiğinde terkinine, karar kesinleştiğinde sicile işlenmek üzere ticari sicil müdürlüğüne ilamın gönderilmesine, Davalı tüzel kişinin ticari unvan kullanımının haksız rekabete neden olduğu gözetilerek haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜMSÜZLÜK İSTEMİNİN İNCELENMESİ
6769 Sayılı SMK.nun 6. maddesinde marka tescilinde nisbi red sebepleri şu şekilde Düzenlenmiştir:
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir. Sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) Paris Sözleşmesinin 1. inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Hükmünü amirdir.
6769 Sayılı SMK.nun 25. Maddesinde “Marka Hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talebi” düzenlenmiştir.
Karıştırılma ihtimali, bir -tescilsiz- işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir .
Yapılacak incelemede karıştırılma ( iltibas ) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir. Markaların esas unsurlarının ve vurgu sözcüklerinin aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir. Sözcük markalarında sözcüklerin başlangıç ve kökleri bütünsel benzerliğin tayininde önemlidir.
İki marka arasındaki iltibasın varlığının saptanmasında markaların bütünü itibarıyla bıraktığı etki incelenmelidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında ilgili mal ya da hizmetin orta yetenekteki alıcılarının dikkat ve özeni esas tutulur. Bu alıcıların markaları, aynı anda göz önünde bulunduramayacakları da dikkate alınarak ayrıntılara ilişkin farklar üzerinde, bütüne ilişkin benzerlikler üzerinde durulur. İnceleme sırasında Markalar görsel, biçimsel, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas ve tamamlayıcı unsurları gözetilerek bir bütün olarak incelenir. Marka parçalara ayrılarak inceleme yapılmaz.
Doktrinde, halk tarafından karıştırılma ihtimalinin iki koşulun bir araya gelmesi halinde vücut bulacağı kabul edilmiş ve bu iki koşuldan ilkinin tescili istenen markanın daha önce tescilli bulunan markanın aynısı veya benzeri olması, ikincisinin ise her iki markanın aynı mal ve hizmetlerde kullanılmasının olacağı belirtilmiştir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus,ortalama tüketici olarak tabir edilen alıcının söz konusu iki marka arasında bir bağlantı kurması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.
Markaların karıştırılması açısından hem mülga 556 sayılı KHK.nın aradığı, hem 6769 SayılıSMK.nun aradığı ve doktrinde kabul edilen görsel, anlamsal, fonetik değerlendirmeler, markanın esas unsuru, yardımcı unsuru türünden tüm ilkelere “markanın bir bütün olarak tüketicidebıra ktığı genel intibaı” değerlendirmesine katkı yapan unsurlardır.
Tüketicinin aklına iki markanın birbiri ile ilişkili olduğu yönünde az da olsa bir ihtimal beliriyorsa ve markaya güvenle mal ve hizmetlerin karıştırılma ihtimali doğuyorsa, markalar arası iltibasın veya en azından iltibas tehlikesinin kabulü zorunludur. Elbet bu değerlendirme yapılırken markaların tescilli oldukları sınıflar da (sınıflar yol gösterici olup, mal ve hizmetlerin ayniyeti, benzerliği ve birbiri ile ilgili olup olmadığı) göz önünde bulundurulmalıdır.
Dava konusu markalar arasında farklılaşma kriterinin yerine getirilip getirilmediğinin tespiti açısından markaların esas unsur ve yardımcı unsurlar da gözetilmek suretiyle; görsel, anlamsal ve fonetik olarak birbirleri ile iltibas tehlikesi oluşturup oluşturmadıklarının tespiti gerekmektedir.
Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken, inceleme konusu mallara veya hizmetlere ilişkin tüm faktörler dikkate alınmalıdır. Bu faktörler, mal ve hizmetlerin niteliğini, kullanım amaçlarını, kullanım biçimlerini ve birbirleriyle bağlantılı veya tamamlayıcı olup olmadıklarını içerir. karıştırılma ihtimalinin varlığı tespit edilirken mal ve hizmetlerin benzerliği veya tüketicilerce ilişkilendirilebilir nitelikte olmaları da göz önünde bulundurulacaktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı ile kast edilen durum açıktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmalarından kaynaklanmaktadır.
Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek mal ve hizmetleri de kapsamaktadır. Dolayısıyla, Tebliğ kapsamında belirlenmiş aynı tür mal ve hizmetler, benzer mal ve hizmetlerin tespit edilmesi için yeterli değildir. Benzer mal ve hizmetler ifadesi, ortalama tüketicilerce aynı (veya işkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtim: konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Bu çerçevede, aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayılabilecek ilişkili mal ve hizmetler de benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriğine girmektedir.
6769 Sayılı SMK” nın 6 (3) maddesinde “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.”
6769 sayılı SMK madde 6/3 uyarınca, tescil edilmiş olmamasına rağmen bir markanın kullanılmış ve belli bir oranda tanınır hale gelmiş olması durumunda, bu işaret üzerinde bir hak elde edilmiş olacağı kabul edilir. Gerçek hak sahipliği kişiye, açıklayıcı etkiye sahip olan tescile karşı üstün ve öncelikli hak sağlamaktadır.
Bir işaretin işletmenin broşürlerinde, kataloglarında, faturalarında vs. ticari evrakında sunulan ürünlerin ayırt edilmesini sağlayacak ve işletmesel köken gösterecek biçimde kullanılması markasal kullanıma karşılık gelir. SMK m.6/f.3 gereği öncelik hakkına konu edilebilecek kullanım tescilsiz bir marka aracılığıyla olabileceği gibi tescilsiz ticaret unvanı, tescilsiz işletme adı gibi ticaret sırasında kullanılan başka bir işaret vasıtasıyla da gerçekleştirilebilir.
SMK m.6/f.3 gereği, tescilsiz bir markanın, işaretin, ticaret unvanının eskiye dayalı kullanımı yoluyla bu marka, işaret, unvan üzerinde hak sahibi olan kimsenin bu markayı tescil ettirenin, tescil başvurusunu engelleme veya tescil gerçekleşmiş ise hükümsüzlüğü için talepte bulunma yetkisi mevcuttur.
SMK m. 6/3 uyarınca önceye dayalı kullanım yoluyla gerçek hak sahipliğinin söz konusu olabilmesi için bu kullanımın ticarette diğer işletmelerden ayırt etme maksadıyla gerçekleşmesi kâfi olup, muhakkak marka biçiminde bir kullanım şart değildir. Ticaret esnasında internet alan adı ya da tescilli ticaret unvanı olarak kullanmak da bu kapsamda değerlendirilmelidir.
Somut olayda Yüksek Yargı uygulamalarına göre ihtilaf incelendiğinde; davalının tescilli markasının 19.06.2020 başvuru tarihli olduğu, marka adının “...” olduğu ve ...sınıflarda tescilli olduğu görülmüştür. Davacının tescilli ... numaralı markası incelendiğinde, markanın 04.03.2016 başvuru tarihli ve “...” ibareli olduğu, markanın .... sınıflarda tescilli olduğu görülmüştür. Keza davacının “...” ibareli bir marka tescilinin de bulunduğu, bu markanın 17.03.2021 tarihinde tam devir işlemi ile davacıya devredildiği görülmektedir. Tüm bu sebeplerle hükümsüzlük koşulları incelemesinde davacının ...numaralı markası ile davalı ... adına kayıtlı ... numaralı marka yönünden inceleme yapılması gereklidir.
Davacı yanın marka adının “...” biçiminde olduğu görülmektedir. Davalı marka adında yer alan “...” ibaresinde esaslı unsurun “...” olduğu, ... ibaresinin İngilizce dilinde “...” anlamında geldiği ve markada yardımcı unsur olarak yer aldığı görülmektedir. Söz konusu “...” ibaresinin her iki markada da esaslı unsur olarak yer almasının ortalama tüketici nezdinde marka adları yönünden işitsel benzerlik oluşturacağı tespit edilmiştir. Marka örnekleri incelendiğinde davacı markasının ..., davalının ...Biçiminde olduğu, benzerliğin ortalama tüketici kitlesi nezdinde karıştırılma ihtimali Oluşturduğu, Tescil olunan mal ve hizmet sınıfları incelendiğinde, davacı markasının... sınıflarda tescilli olduğu, davalı markasının ise... sınıflarda tescilli olduğu görülmektedir. Bu doğrultuda mal ve hizmet sınıfları yönünden markalar arasında ayniyet bulunduğu görülmektedir. Markaların söz konusu sınıflar yönünden içerdikleri emtiaların da benzer olduğu tespit edilmiştir.
6769 sayılı SMK'nun 7/1 maddesine rağmen, SMK'nun 6/3 maddesi gereğince bir markanın eskiye dayalı, öncelikli kullanıcısı o markanın gerçek hak sahibidir. Her ne kadar marka koruması tescil ile elde edilmekte ise de, tescil başvurusundan önce o markayı ihdas eden, kullanan, piyasada maruf hale getiren ve o marka üzerinde hak elde eden kimsenin itirazı üzerine Türk Patent tarafından tescil başvurusunun reddi gerekir. Türk Patent'in tescil belgesi vermesi durumunda ise SMK'nun 25. Maddesine dayalı olarak gerçek hak sahibinin açacağı hükümsüzlük davası üzerine, tescil sahibinin bu markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi mümkündür. Bu durumda sonuçta tescil sahibinin tescili şeklen ve geçici olarak kendisine koruma sağlamakta, hükümsüzlük kararı ile birlikte ise bu koruma ortadan kalkmaktadır. ” (Uğur ÇOLAK, Türk Marka Hukuku, İstanbul, 4. Baskı, Sf. 420.)
Huzurdaki davada davacının marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğu, davalının davacıdan daha önce ticari faaliyeti ile marka üzerinde hak sahibi olduğunu ispat edemediği, davalı kullanımının karıştırma yarattığı, öte yandan davacının markasının bir uzantısı gibi görünmesine neden olduğu keza davalının internet üzerinden de gerçekleştirdiği marka kullanımı nedeniyle davalının markasal kullanımlarının davacının devamı bir şirket yada bağlı grup gibi algılanmasına neden olduğu gözetilerek öte yandan davalı ... ile davacı arasında 17.1.2019 tarihinde on yıllık bir distrübütörlük sözleşmesi imzalandığı, Almanya Coğrafi sınırları ile sınırlı olarak markanın satış ve pazarlama yetkisi verildiği, sözleşmenin 4.4. maddesine göre davalının bölge içinde doğrudan 3.kişilere ürün satamayacağının belirlendiği, dolayısıyla davalının davacının izni olmadan ticari unvan tescili ve marka tescili gerçekleştirdiği, öte yandan üretim yaparak ve davacının kullandığı aynı kutu ve görseller ile marka ihlali yaratacak şekilde hareket ettiği, eylemlerinde kötüniyetli olduğu gözetilerek davalı adına tescilli markanın tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğinden; Davalı ... adına tescilli ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicile işlenmek üzere TPMK ya gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
TAZMİNAT İSTEMİNİN İNCELENMESİ
6769 sayılı SMK’nun 150. maddesinde "Sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlüdür. (2)Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir. (3)Hak sahibi, sınai mülkiyet hakkının ihlali iddiasına dayalı tazminat davası açmadan önce, delillerin tespiti ya da açılmış tazminat davasında uğramış olduğu zarar miktarının belirlenebilmesi için, sınai mülkiyet hakkının kullanılması ile ilgili belgelerin, tazminat yükümlüsü tarafından mahkemeye sunulması konusunda karar verilmesini mahkemeden talep edebilir." düzenlemesi bulunmaktadır. Kanunun 151.maddesi gereğince marka sahibinin yoksun kalınan kazancını talep edebileceği düzenlenmiştir.
6769 sayılı SMK'nun 151.maddesine göre; "(1) Hak sahibinin uğradığı zarar, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar. (2) Yoksun kalınan kazanç, zarar gören hak sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden biri ile hesaplanır:
a) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir.
b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç.
c) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli.
(3) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur.
(4) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, ikinci fıkranın (a) veya (b) bentlerinde belirtilen değerlendirme usullerinden birinin seçilmiş olması hâlinde, mahkeme ürüne ilişkin talebin oluşmasında sınai mülkiyet hakkının belirleyici etken olduğu kanaatine varırsa, kazancın hesaplanmasında hakkaniyete uygun bir payın daha eklenmesine karar verir. (5) Mahkeme, patent haklarına tecavüz hâlinde, patent sahibinin bu Kanunda öngörülen patenti kullanma yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğu kanaatine varırsa yoksun kalınan kazanç, ikinci fıkranın (c) bendine göre hesaplanır. Hükmü düzenlenmiştir.
Davacı vekili tazminat istemini terditli olarak SMK 151/b ve c seçeneklerine göre hesaplanmasını talep etmiştir.
Bilirkişilerin kök ve ek raporlarında da terditli olarak davalı şirketin satış oranları üzerinden seçenekli olarak tazminat hesabi yapıldığı anlaşılmıştır.
Gerek kanun ve gerekse yerleşik Yargıtay uygulamasında, yoksun kalınan kazancın hesaplama yöntemlerinden birisi marka hakkına tecavüz edenin, markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre tespit edilmesidir. Burada amaç somut olarak ortaya çıkan zararın tazmini değil, marka hakkı sahibinin maruz kaldığı zararın adil bir biçimde denkleştirilmesi olduğundan zarar miktarı dolaylı bir yoldan belirlenmektedir. Bu yöntemde marka sahibinin değil, mütecavizin malvarlığında markanın haksız kullanımı sonucunda artış hesaba katılmaktadır.
Lisans tazminat seçeneğinde ise tarafların mali kapasitesi , ciroları, 1. derecede etken ise de tek başına lisans ücreti belirleme de bir kriter değildir. Lisans seçeneğine göre bir tazminat seçimi salt taraf cirolarından yani tek başına mali kayıtlardan hareket ile hesaplandığında hakkaniyete aykırı sonuçlar yaratılabilmektedir. Dolayısıyla bir lisans belirlenirken davacının zarar gördüğü gerçeği gözetilerek bir lisans belirlenmesi davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacak şekilde geniş olarak yorumlanamayacağı gibi ihlal edeni mükafatlandırır nitelikte de olmamalıdır. Varsa davacının başka firmalara verdiği lisanslar sunulup, ticaret odasından emsal lisans sorularak uygulamada sonuca varılmaya çalışılmaktadır. İTO’na farklı dava dosyalarında emsal lisans bedeli sorulduğunda, özellikle gıda sektörü yönünden tüm dosyalara bildirildiği üzere standart olarak cironun%10 unun emsal olabileceğini bildirmektedirler. Somut olayda davacı yanca emsal bir lisans sunulmadığından bilirkişilerin davalı cirosuna göre yaptığı hesaplama mahkememizce dikkate alınmış, davalının davacı markasını kullanım biçimi, kullandığı süre , aynı alanda faaliyet göstermeleri dikkate alındığında; HMK 266 madde kapsamında dosyadaki deliller ile uyumlu, şirketlerin karlılık oranlarının, mali kayıtlarının yurtdışı satışlar kapsamında mal ve hizmet sınıfına göre muhtelif tatlılar hizmet alanında fatura tarihleri ile birlikte denetime uygun şekilde incelenen Üçüncü Bilirkişi heyeti ..., ..., ...ve ...tarafından düzenlenin 14/08/2024 tarihli bilirkişi raporundaki mali veriler mahkememizce hükme dayanak olarak alınması gerekmiştir. Bilirkişilerce seçenekli olarak hesap edilen ve somut olaya uygun olan emsal lisans Cironun % 10 una göre belirlenen lisans bedeli olmasından hareket ile; 119.866.18-TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ıslah ile talep edilen fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Marka sahibi, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 149/1 (ç) maddesi uyarınca, manevi zararının tazminini de talep edebilir. Marka hukuku anlamında manevi zararın tazmininden amaç, tecavüz dolayısı ile marka sahibinin ticari-kişisel varlığında meydana gelen olumsuz sonuçların ortadan kaldırılmasıdır. Ticari-kişisel varlık, marka sahibinin ticari işletmesinin dış dünyada, yani ilgili piyasada sahip olduğu imge ve güvendir. Marka hakkına tecavüz, bazı durumlarda imge ve güven zedelenmesine veya yıkılmasına yol açabilir. Bununla yitirilen manevi ticari varlığın değeri, tazmini gereken bir kayıptır. Somut olayda da davalılar tacir olarak kusurlu bulunduğundan manevi tazminat ödemekle mükelleftirler. Tarafların ticari kapasitesi, olayın oluş biçimine göre, keza manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme aracı olmayacağı gerçeği de gözetilerek takdiren 40.000 TL manevi tazminatın 17.7.2020 tarihinden itibaren ticari işlere uygulanan en yüksek temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline,fazlaya ilişkin istemin reddine,hükmün ilanında davacının hukuki yararı bulunduğundan ilan isteminin de kabulün dair yukarda açıklanan gerekçeye göre aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:
DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,
1-Davalıların eyleminin davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, durdurulmasına, önlenmesine,
2- SMK 151/2-c kapsamında 119.866.18-TL maddi tazminatın 17.7.2020 tarihinden itibaren ticari işlere uygulanan en yüksek temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ıslah ile talep edilen fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-Takdiren 40.000 TL manevi tazminatın 17.7.2020 tarihinden itibaren ticari işlere uygulanan en yüksek temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline,fazlaya ilişkin istemin reddine,
4- Davalı ... adına tescilli ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicile işlenmek üzere TPMK ya gönderilmesine,
5-Davalı tüzel kişi adına tescilli ticaret unvanının karar kesinleştiğinde terkinine, karar kesinleştiğinde sicile işlenmek üzere ticari sicil müdürlüğüne ilamın gönderilmesine,
6-Davalı tüzel kişinin ticari unvan kullanımının haksız rekabete neden olduğu gözetilerek haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine,
7-Karar kesinleştiği takdirde; Davalıların davacının tescilli markaları olan "..." ve ". ..." ibareli markalar ile iltibas yaratacak şekilde "..." ve " ..." ibaresinin ve/veya benzerlerinin, işletme isminin tüketiciler nezdinde iltibasa sebebiyet verecek şekilde gerek Türkçe gerekse ... tabela, ambalaj, kutu, karton, poşet ,etiket, koli, ambalaj katolog, broşür, poşet, eşantiyon, ile sair tanım materyali olacak eşyaların kullanımının önlenmesine halen karar tarihinde davalı elinde ihlal teşkil eden tanıtım mataryali varsa toplatılmasına, davalının internet adreslerinden "..." ibaresinin kaldırılmasına, TPMK nezdinde ... Tescil numaralı "..." ibareli markanın üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi tensiben verilen ihtiyati tedbir kararının devamına, davalıların içinde "...” ibaresi geçen sosyal medya kullanımlarında bu ibareyi kullanmalarının önlenmesine, karar kesinleştiği tarihten itibaren 30 günlük kesin süre içinde "...” ibareli kullanımların, paylaşımların içeriklerden çıkarılmasına, bu suretli tecavüzün etkilerinin önlenmesine,
8-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalılardan tahsiline,
9-Alınması gereken 10.861,29 TL ilam harcından, yatırılan 1878,29 TL peşin harç ile 4050,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 5.928,29-TL'den mahsubu ile eksik kalan 4.933,00-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
10-marka hakkına Tecavüzün tespiti talibi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 40.000 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
11-unvan terkini yönünden; Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 40.000 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
12-Kabul edilen markanın hükümsüzlüğü talebi yönünden 40.000 TL vekalet ücretinin davalı ...’dan alınarak davacıya verilmesine,
13-haksız rekabet yönünden; Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 40.000 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
14- Kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden; Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 40.000 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
15-Kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden; Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 40.000 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
16-Reddedilen maddi tazminat talebi yönünden; Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 40.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
17-Reddedilen manevi tazminat talebi yönünden; Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 40.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
18-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 80,70 TL başvuru harcı, 5.928,29 TL peşin harç ile ıslah harcı, 483,50 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 22.150,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 128.642,73 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre 13.590,31-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
19-Davalı tarafın yargılama giderlerinden olan; 26.000,00- TL bilirkişi ücreti yargılama giderinin, davanın kabul ve red oranına göre 13.596,39-TL 'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
20-Taraflarca yatırılan fazla harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair verilen karar davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi.29/05/2025
Katip ... Hakim ...
¸e-imzalıdır e-imzalıdır