T.C.
İSTANBUL
1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/125 Esas
KARAR NO : 2025/171
DAVA : Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/06/2025
KARAR TARİHİ : 27/06/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı meslek birliği tarafından hukuka, meslek birliği mevzuat ve yönergelerine aykırı iş ve işlemler yapıldığı ve dolayısıyla telif hak edişlerinin eksik ödendiğinin tespiti ile eksik ödenen telif ödemelerinin bu aşamada HMK md.107 gereği belirsiz alacak olarak ayrı ayrı her bir davacı müvekkiline 5.000,00 TL (beşer bin Türk lirası) olmak üzere dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte taraflarına ödenmesini, davalı meslek birliğinin arz ve izah olunan usulsüz iş ve işlemleri sebebiyle telif gelirlerindeki eksik ödemelerden kaynaklı oluşan zararlarının tespiti ile HMK md.107 gereği şimdilik ayrı ayrı her bir davacıya 5.000,00 TL (beşer bin Türk lirası) olmak üzere dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte taraflarına ödenmese karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlık; Davalı meslek birliği tarafından hukuka, meslek birliği mevzuat ve yönergelerine aykırı iş ve işlemler yapıldığı ve dolayısıyla telif hak edişlerinin eksik ödendiğinin tespiti ile eksik ödenen telif ödemelerinin bu aşamada HMK md.107 gereği belirsiz alacak olarak ayrı ayrı her bir davacıya 5.000,00 TL (beşer bin Türk lirası) olmak üzere dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davacılara ödenmesine, davalı meslek birliğinin arz ve izah olunan usulsüz iş ve işlemleri sebebiyle telif gelirlerindeki eksik ödemelerden kaynaklı oluşan zararın tespiti ile HMK md.107 gereği şimdilik ayrı ayrı her bir davacıya 5.000,00 TL (beşer bin Türk lirası) istemine ilişkindir.
6102 Sayılı TTK 5/A maddesin uyarınca, Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar (Değişik ibare: 7445 - 28.3.2023 / m.31/ Yürürlük/m.43/1-a) “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
7445 sayılı kanununun 43/1-a maddesinde "bu kanunun 31 inci, 34 üncü, 36 ncı, 37 nci, 38 inci ve 41 inci maddeleri 1/9/2023 tarihinde yürürlüğe girer" hükmü getirilmiştir.
6325 Sayılı Kanunun 18/A.2 maddesinde ise, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması durumunda bir işlem yapılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir düzenlemesi bulunmaktadır.
7445 sayılı kanununun yürürlüğe girmesi ile 6102 sayılı TTTK 4.maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen davalardan konusu bir miktar para olan tazminat davalarında da arabuluculuk zorunlu hale getirilmiş, dava şartı olarak düzenlenmiştir.
Zorunlu arabuluculuk şartına ilişkin anılan yasal düzenlemelerde fsek kapsamındaki tazminat istemleri bakımından bir istisna da getirilmemiştir.
Zira yasal düzenlemeye göre 6325 sayılı Kanunun m.18/A.2 maddesindeki "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır.
Davacı dava dilekçesi içeriğinde de arabulucuya başvurduklarına dair bir açıklamada bulunmamıştır. Davacının, arabuluculuğa tabi olan bu dava ile ilgili arabuluculuğa başvurduğuna dair dilekçe ve ekinde herhangi bir açıklama olmadığı anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK m.114/f.2 hükmü ve 6325 sayılı HUAK m.18/A.2 hükmü dikkate alındığında HMK m.115/f.1 hükmü gereği ise bu eksikliğin taraf teşkili olmasa dahi "her aşamada" ele alınması yasal olarak gereklidir.
Yapılan tetkik ve incelemede, ikame edilen davanın mutlak ticari davalardan olduğu, istemlere konu tazminat talebinin ise para alacağının tahsili istemine ilişkin olması sebebi ile zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu, bu hususlarda niza bulunmadığı müşahede edilmiştir.
İhtilafın husule geldiği konunun, davacının tazminat ve telif alacağı isteminin yanında, ikame ettiği davanın sonuç ve talep kısmında ilk 5 maddede göstermiş olduğu taleplerin mevcudiyeti sebebiyle davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olup olmayacağına ilişkindir.
Davacı vekili 26/06/2025 tarihli beyan dilekçesi ile davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olmayan istemler ile açılması sebebi ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ... Esas,... Karar sayılı ilamı gereğince zorunlu arabuluculuk kapsamında olmadığını beyan etmiş, bu yöndeki mahkememiz kararından dönülmesini talep etmiştir.
Yapılan incelemede, gerek dosyaya davacı yanca sunulan yüksek mahkeme kararları gerekse de mahkememiz uygulamaları nazara alındığında ibraz edilen yüksek mahkeme kararlarında da belirtildiği gibi tecavüzün tespiti, meni ve refi ile tazminat istemlerinin aynı anda açılması halinde, tecavüzün tespiti, meni ve refi davalarının, tazminat istemlerinden ayrı olarak ikame edilebilecek bağımsız davalar olması, davaların yığılması hasebiyle zorunlu arabuluculuk kapsamınında olmayan davaların tazminat istemi gibi zorunlu arabuluculuk kapsamında olan davalar ile birlikte açılması halinde dava öncesinde arabuluculuğa başvurmanın zorunlu olmadığı ancak ikame edilen davanın istemleri incelendiğinde, davacı yanca sunulan yüksek mahkeme kararlarının iş bu davaya tatbikinin mümkün olmadığı, sonuç ve talep bölümünde ilk 5 maddede gösterilen istemler incelendiğinde, istemlerin tamamı davacıların asıl davası olan eksik ödenen telif ödemeleri ile eksik ödemelerden kaynaklı oluşan zarara ilişkin açılan tazminat istemli davası yönünden davacıların tazminata hak kazanıp kazanmadığı, davalı yanın eksik ödeme yapıp yapmadığı, ödemelerde, harcamalarda, maaş ve harcırahlarda usulsüzlük ve eksik ödemelerin olup olmadığı gibi tamamıyla davacının tazminat ve telif alacağı istemleri yönünden davacının hak sahibi olduğu tazminatın ve telif alacağının belirlenmesine yönelik yargılama faaliyeti sırasında yapılması ve araştırılması lazım gelen delil tespiti işlemlerine ilişkin olup, anılı sebeplerle tazminat istemi haricinde kalan istemlerin tamamı ile tazminat davası yönünden araştırılacak, incelenecek ve tespiti yapılacak konulara ilişkin olup, her biri ayrı bağımsız dava olma özelliğini taşımamaktadır.
Yukarıdaki açıklamaların daha iyi anlaşılabilmesi adına örneklendirmek gerekirse davacının sonuç ve talep bölümündeki istemleri olan, avans ödemelerinin, Mesam Başkanının aldığı maaşın, harcırahın, Mesam tarafından yürütülen faaliyetler sebebi ile harcanan meblağların usule uygun olup olmadığı, telif ödemelerinin eksik yapılıp yapılmadığının tespiti şeklinde bir esas dava açılması gerek FSEK gerekse de HMK kapsamında mümkün olmayıp, bu istemlerin ancak yanında inşai ve eda davası şeklinde istemlerin mevcudiyeti halinde dava olarak açılabileceği zira anılı istemlerin gerek FSEK gerek HMK kapsamında dava olarak telakki edilebilecek mahiyette olmadığı, sonuç ve talep bölümünde yer alan diğer istemlerin tamamı ile tazminat ve telif alacağı istemlerinin yerinde olup olmadığı, yerinde ise tazminat ve telif alacağı miktarının belirlenmesine ilişkin araştırılacak ve delil tespiti yapılacak işlemler olması sebebi ile ikame edilen davadaki tazminat ve telif alacağı istemli talebinin zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu, diğer istemlerin ise dava özelliği taşımaması sebebi ile davanın zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu, davacıların dava öncesinde arabuluculuğa başvurmadığı anlaşıldığından davanın dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir.HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2. maddeleri atfıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2. ve 115/2. maddeleri uyarınca açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
3-Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
4-Arta kalan gider ve delil avansının kararın kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF YASA YOLU açık olmak üzere karar verildi. 27/06/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır