T.C.
İSTANBUL
1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/258 Esas
KARAR NO :2025/117
DAVA:Markanın Hükümsüzlüğü ve İptali
DAVA TARİHİ:21/12/2023
KARAR TARİHİ:13/05/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Markanın Hükümsüzlüğü ve İptali davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının adına ... ... tescil nolu ve " ... '' ibareli marka tescilleri bulunduğunu, www...com alan adının 2002 yılından beri davacı adına kayıtlı olduğunu, gıda ürünü üretip satış gerçekleştirdiğini, davalı adına 12.10.2017 tarihinde .... sınıfta tescil edilen 2016/... numaralı “...” markasının tescil tarihinin üzerinden 5 yıl geçmiş olmasına rağmen hiçbir mal ve hizmette kullanılmadığının tespit edilmesi nedeniyle kullanmama nedeniyle markanın iptalini, markanın kullanılmama nedeniyle iptali talebinin reddi halinde davalı adına tescilli “...” ibareli markanın davacı adına tescilli “...” markası ile aynı veya ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olup markaların aynı tür ve benzer malları kapsadığını, davacı tarafça"“...” markası altında ürettiği ürünlerin büyük çoğunluğunu .... Sınıfta yer alan ürünler olması nedeniyle nihai tüketicilerin dava konusu marka ile davacıya ait markalar arasında ilişki olduğu yanılgısına düşmesinin kaçınılmaz olduğu ve bu sebeple davalı markasının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 25. maddesi hükmü gereği hükümsüz kılınması gerektiğini, davacıya ait “...” markasının uzun zamandır kullanıldığını, birçok ülkede tescilli olduğunu, tanınmış marka olduğunu, “...” markasının Suriye'de ... sınıf için 2002 ve ... için 2003 yılından bu yana tescilli olduğunu, davalı şirketin kurucusu ve şu anki bütün hissedarlarının da Suriye uyruklu olması birlikte değerlendirildiğinde davalının davacı markasının ününden ve tanınmışlığından haksız biçimde istifade etmek maksadıyla hareket ettiğinin ve yine dava konusu markanın kullanılmadığı değerlendirildiğinde engelleme/mali çıkar elde etme amacıyla yapılan tescilin kötü niyetli kabul edilerek markanın hükümsüz kılınması, davacının "..." ibaresi üzerinde öncelik hakkı ve ticaret unvanından doğan haklara sahip olduğunun kabulü ile dava konusu markanın hükümsüz kılınması ile 2016/... tescil numaralı "..." markasının üçüncü kişilere devrinin önlenmesi yönünde tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı şirket usulüne uygun tebligat yapılmış, açılan davaya cevap vermemiş delil bildirmemişlerdir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlık; Davalı adına 2016/... no' lu " Türk ..." ibareli markanın kullanmama nedeniyle iptali bu mümkün bulunmadığı halde hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemlidir.
Davanın açılmasını müteakip davacının dava dilekçesi davalıya tebliğ olunmuş, davalı açılan davaya cevap vermemiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
Bilirkişiler .. tarafından düzenlenen 09/12/2024 tarihli bilirkişi raporlarından özetle;
Kullanmama nedeniyle iptal talebi açısından;Davalıya ait 2016 ... sayılı "..." ibareli markanın ciddi şekilde davalı yanca kullanılıp kullanılmadığı yönünde inceleme yapılmak üzere davalı şirket adresine gidilmiş olup, davalı şirket ticari defterleri ve belgelerinin inceleme için ibraz edilmediğini, Davalıya ait 2016 ... sayılı markanın tescilli olduğu .... sınıflarda yer alan mallarda temel işlevine uygun ve ciddi bir şekilde kullanıldığının ispatlanamadığını, Hükümsüzlük talepleri açısından; Davacının 2014 ... ve 2014 ... sayılı...markaları ile davalı 2016 ... sayılı ... markasının benzer olduğu ve aynı malları kapsadığı, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, Davacının ... ...- ... ibareli markasının tanınmış marka olduğunun ispatlanamadığını, davalı markasının kötü niyetle başvurulduğu iddiasının ispatlanamadığını, davacının ... AL-... markasının tescilli olması karşısında, bu marka hakkında SMK 6/3. maddesinin uygulanıp uygulanamayacağına ilişkin takdirin mahkememize ait olduğu yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
HÜKÜMSÜZLÜK İSTEMİNİN İNCELENMESİ:
Davacı vekili huzurdaki davasında hükümsüzlük istemi açısından gerçek hak sahipliği, tanınmışlık, karıştırma ihtimali ve kötüniyet iddiaları kapsamında açmıştır.
Türk Patent ve marka kurumundan davacı adına tescilli markalar celp edilmiştir. Davacı adına tescilli olan markalar incelendiğinde;
2006/... sayılı marka incelendiğinde, davacı şirketin 19/09/2006 tarihinde "...-...", ibaresinin marka olarak tescili istemiyle davalı TÜRKPATENT'e başvuruda bulunduğu, tescil kapsamında ....sınıftaki ".... sınıf: Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar (arpa mayası, şerbetçi otu özü v.b.)..." emtiasının yer aldığı, başvurunun 13/12/2007 tarihi itibariyle tescil edildiği,
2013/... sayılı marka incelendiğinde, davacı şirketin 17/05/2013 tarihinde "...-..." ibaresinin marka olarak tescili istemiyle TÜRKPATENT'e başvuruda bulunduğu, tescil kapsamında ....sınıftaki ".... sınıf: Ormancılık ürünleri. Canlı hayvanlar (kuluçkalık yumurtalar, döllenmiş yumurtalar dahil). " emtiasının yer aldığı, başvurunun 24/06/2015 tarihi itibariyle tescil edildiği,
2014/... sayılı marka incelendiğinde, davacı şirketin 01/12/2014 tarihinde "...-..." ibaresinin marka olarak tescili istemiyle TÜRKPATENT'e başvuruda bulunduğu, tescil kapsamında ..sınıftaki ".... sınıf: Reklamcılık; malların gösterimi hizmetleri; ithalat-ihracat acente hizmetleri; tanıtım veya reklam amaçlı sergi organizasyonu hizmetleri; reklam alanı kiralama hizmetleri; ürünlerin dağıtımı hizmetleri; bir bilgisayar ağından çevrim içi reklamcılık hizmetleri. .... sınıf: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri; geçici konaklama hizmetleri; gündüz bakımı (kreş) hizmetleri; hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri." emtiasının yer aldığı, başvurunun 26/05/2016 tarihi itibariyle tescil edildiği,
2014/... sayılı marka incelendiğinde, davacı şirketin 03/07/2014 tarihinde "...-..." ibaresinin marka olarak tescili istemiyle TÜRKPATENT'e başvuruda bulunduğu, tescil kapsamında ...sınıftaki ".... sınıf: Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Süt ve süt ürünleri (tereyağı dahil). Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. ...: Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Pekmez" emtiasının yer aldığı, başvurunun 26/05/2016 tarihi itibariyle tescil edildiği,
2019/... sayılı marka incelendiğinde, davacı şirketin 25/09/2019 tarihinde "..." ibaresinin marka olarak tescili istemiyle TÜRKPATENT'e başvuruda bulunduğu, ...sınıf için geniş bir emtia listesi ile 11/09/2020 tarihi itibariyle tescil edildiği anlaşılmıştır.
Davalı adına tescilli hükümsüzlüğü istenen markanın ise 2016/... tescil no ile ... ibaresi ile .... Sınıf için Davalının 17.10.2017 başvuru tarihli, 2016 ...503 sayılı ... markası .... Sınıfta “Et, balık,kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin,zeytin ezmeleri. Süt ve süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş,dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındıkve fistik ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri”; 30. Sınıfta“Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding,muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar,domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker,kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar.Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısırcipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez” emtilarında 17.10.2016 tarihi itibarıyla davalı adına tescil edildiği anlaşılmıştır.
Davacıya ait 2014 ... ve 2014 ... sayılı...markaları ile davalı 2016 ... sayılı ... markasının görsel ve işitisel açıdan benzer olması ve aynı sınıf kapsamında tescilli olmasının, ilgili tüketicinin söz konusu malların aynı şirketten ya da ekonomik olarak birbirlerine bağlı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesini ve karıştırılma ihtimalini doğuracağı anlaşılmıştır. Davacı yan tanınmış marka olduğunu ileri sürmüş ise de davacı ... markasının Suriye'de ilk 2002 yılında tescil edildiği, Dünya genelinde .... Sınıf kapsamında Suriye, Umman, Bahreyn, Ürdün, , Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi, SriLanka, Avusturalya, Avrupa Birliği, İsviçre, Malezya, Kanada'da tescilli olduğu, Türkiye'de ....Sınıfları kapsar şekilde ilk 2014 yılında tescil edildiği , 2011, 2014, 2016, 2017 ve 2020 yıllarında ... markalı ürünlerin Türkiye'den ihraç ve ithal edildiği, 2020 ve 2021 yıllarında “...” markalı benzer kullanımlara karşı marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet davaları ikame edildiği ve davaların davacı lehine sonuçlandığı ancak sunulu hiçbir delilin davacı markasının tanınmış marka olduğunu ispata elverişli olmadığı anlaşılmıştır. Zira Yargıtay, tanınmış markayı “Bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde marufiyet,garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür yaş farkı gözetmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan çağrışımdır” şeklinde tanımlamıştır. Gerek yüksek yargı uygulamaları gerekse tanınmışlığın tespitinde dikkate alınacak kriterler , 1999 tarihli “WIPO Ortak Tavsiye Kararları” adı altındaki ölçütler nazara alındığında davacı markasının tanınmış marka olmadığı bu sebebe dayalı hükümsüzlük istemlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davacı ayrıca davacının markayı kötüniyetli olarak tescil ettirdiğini ileri sürmektedir.
HGK’nın 29.06.2022 tarih, 2020/11-699 E., 2022/1093 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, gerek 556 sayılı KHK’da gerekse de 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda hangi hâllerde kötü niyetli marka başvurusunun söz konusu olduğu belirtilmemiştir. Başkası tarafından kullanılan bir markanın aynısını veya benzerini bilerek ve haklı bir neden olmaksızın sırf rakibini engellemek amacı taşıyan engelleme markaları kötü niyetli marka başvurusu olarak değerlendirmelidir. Ayrıca başkasının markasından haksız olarak yararlanmak amacıyla gerçekte kullanılmayıp yedekleme ve marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuruda bulunmak ve tescil ettirmek de kötü niyetli olarak kabul edilmelidir. Görüldüğü üzere kötü niyetli marka başvurusu hâli her somut olay kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur. Bu kapsamda marka hükümsüzlüğü davalarında kötü niyet iddiası ileri sürülmüş ise 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi gereğince değerlendirme yapılmalı, öte yandan kötüniyet olgusunun da iddia eden davacı yanca ispat edilmesi gereklidir. Zira iyiniyet asıldır.
Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelere göre davacı markasının tanınmış olduğunun ispat edilemediği, tarafların salt Suriye uyruklu olmasının davalının davacı markasını bildiği ya da bilmesi gerektiği anlamına gelmediği, davacının davalıdan önce Türkiye'de tescil sahibi olduğu, dolayısıyla davalının marka tescili ile davacıyı engelleme imkanının bulunmadığı , davacının iddiasını ispat ile mükellef olduğu, ancak bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere bu yönde davacının bir delil sunamadığı dolayısıyla davalının kötüniyetli olmadığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere göre davacı davasında her ne kadar karıştırma ihtimali yönünden haklı olsa da davasını 5 yıllık yasal sürede açmak zorundadır. Dava açılış tarihi 5 yıllık süre geçtikten sonradır. Bu sürenin tek istisnası kötüniyet halidir. Ancak davacı davasında davalının kötüniyetini ispat edememiş,tanınmış marka olduğunu ispat edememiş, dolayısıyla hükümsüzlük istemlerinin süre itibarıyla yerinde olmadığını bildiği için huzurdaki davada ayrıca iptal isteminde de bulunmuştur. B u nedenle iptal şartları açısından açılan dava sebebinin incelenmesi gereklidir.
MARKANIN KULLANMAMA NEDENİYLE İPTAL ŞARTLARININ OLUŞUP OLUŞMADIĞININ DEĞERLENDİRİLMESİ:
6769 s. SMK'nın 9. Maddesinde "Markanın Kullanılması" başlığı altında yer alan düzenlemenin ilk fıkrasına göre "Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir." Denilmekterir.
2. Fıkrada ise kullanım sayılan haller düzenlenmektedir.
a) Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması.
b) Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması.
şeklindeki kullanımlar da kabul edilmiştir.
Maddenin 3. Fıkrasında ise “Markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Madde düzenlemesine göre; markanın kullanılması kanundan doğan bir yükümlülüktür. Bu sayede sicile kaydedildiği halde, haklı bir nedeni olmaksızın markanın kullanılmaması keyfiyetinin önüne geçilerek, sicilin gereksiz yere işgalinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Zira aksi bir kabul, kullanılmadığı halde bir markanın salt tescilli olması nedeniyle yenilendiği sürece ve sonsuza kadar, bu markanın başkaları tarafından alınmasını engelleme hakkının marka sahibine verilmesi anlamını taşıyacaktır ki bu durum yasal düzenlemelere aykırıdır.
Dolayısıyla markanın kullanılması, tescil kapsamındaki her bir emtia yönünden, mutlak bir yükümlülük olup, bu kullanımın da markanın tescil edildiği şekline uygun olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu durum tüm markalar için geçerlidir. Markanın sahibine tanınan tekel niteliğinde kullanım hakkı, markanın sahip olduğu toplumsal işlevleri nedeniyle sınırsız olmayıp kanun koyucu bir taraftan tekel hakkı verirken diğer taraftan kullanım yükümlülüğü getirerek marka sahibinin tekel hakkı ile toplumun ve rakip firmaların yararları arasında bir denge gözetmiştir.
Bununla birlikte kullanma kavramından anlaşılması gereken ticari amaçlı olarak ciddi şekilde işlevine uygun olarak ayrıca markanın gazete reklam ve ilanlarında yer alması, TV reklamlarında yayınlanması, promosyonlarının yapılması ve benzeri hususların da madde 9. anlamında birer kullanma hali kabul edilmesi gerekir.
Ancak geçerli bir kullanımdan bahsedilmek için de söz konusu kullanımın bir şekilde Türkiye’de gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Bu noktada sadece yurtdışında gerçekleşen bir kullanımın, ülkemiz açısından bir anlam ifade etmeyeceği açıktır. Bu hususla ilgili Yargıtay 11. HD 22.04.2008 tarih 2007/3234E ve 2008/5432K sayılı içtihatında;
“.. davalının adına tescilli markasını soyut lisans sözleşmesi ile ülke dışında başka bir şirkete vermesi ve yabancı ülkede kullanılmasının Türkiye’de kullanıldığı sonucunu doğurmayacağı, bu nedenle markanın tescil edildiği … tarihten dava tarihine kadar olan 5 yıllık süre içinde amacına uygun olarak kullanıldığının davalı tarafından kanıtlanamadığı..” şeklindeki değerlendirmesi ile kullanımın mutlak surette ülkemiz sınırları içerisinde olması gerektiğini vurgulamıştır. Bununla birlikte yurtdışında mevcut bir kullanım aynı zamanda Türk piyasa veya tüketicisine de ulaşıyorsa bu durumda kullanımın varlığından söz etmek mümkündür. Örneğin yurt dışındaki yabancı bir dergide çıkan reklam ve ilanlar, eğer dergi Türkiye’de de satılıyor ise geçerli bir kullanım olarak kabul edilebilir. Ancak bu noktadaki değerlendirmenin ilgili sektör şartları, günümüz koşulları, tüketicinin internet vasıtasıyla her türlü bilgi ve belgeye ulaşılabilir pozisyonda oluşu göz önüne alınarak yapılması gerekmektedir.
Bunun yanı sıra gerçekleştirilen kullanımların da ciddi olması gerektiğine açık bir şekilde kanunda yer verildiği gibi uygulamada da bu hususta görüş birliği bulunmaktadır.
Nitekim “ciddi kullanım”dan ne anlaşılması gerektiği konusunda, AB Adalet Divanı’nın Minimax kararı da benzer ilkelere sahiptir. Kararda, ciddi kullanım kavramı aşağıdaki şekilde değerlendirilmektedir:
• Markanın ciddi kullanımı, markanın fiilen kullanılmasını gerektirmektedir. Dolayısıyla, tek amacı markadan kaynaklanan hakları sürdürmek olan simgesel kullanım ciddi kullanım olarak kabul edilemez.
• Ciddi kullanım, kullanımı gerçekleştiren işletmenin kendi içindeki kullanımı değil, markanın kapsamında yer alan mal veya hizmetlerin piyasadaki kullanımını gerektirir.
• Ciddi kullanım halihazırda piyasaya sürülmüş veya piyasaya sürülmek üzere olan ve bunun için reklam kampanyaları hazırlanarak müşterilere ulaştırılmış mal veya hizmetlere ilişkin olmalıdır.
• Kullanımın ciddi olup olmadığı değerlendirilirken, markanın ticari kullanımını oluşturan tüm faktörler ve durumlar dikkate alınmalıdır. (Markanın ticari kıymetinin gerçek olup olmadığı, özellikle bu kullanımın ilgili ticari sektörde mallar ve hizmetler için pazar oluşturma veya pazar payı yaratma etkileri yaratabilecek kullanım olarak görülüp görülemeyeceği, vb.)
• Kullanımın ciddi kabul edilebilmesi için her zaman miktar olarak çok büyük olması gerekmez, bu husus ilgili piyasada, inceleme konusu mal ve hizmetlerin özelliklerine bağlıdır.
Bu noktada tekrar vurgulamak gerekir ki markanın kullanılması yükümlülüğü tescil kapsamındaki her bir sınıf ve alt sınıf mal ve hizmet için söz konusudur. Dolayısı ile benzer mahiyetteki emtiaların bir kısmı yönünden kullanımın bulunuyor olması tek başına yeterli görülmeyecek ve her bir emtia açısından kullanımın somut olarak ispatlanmış olması gerekecektir.
Markanın kullanımına ilişkin bu genel ilkeler çerçevesinde uyuşmazlık konusu olaya döndüğümüzde tescil aldığı sınıflarda /emtialarında herhangi bir kullanımının mevcut olmadığı hususu bilirkişilerce tespit edilmiş, ispat yükü davalı da olduğu halde davalının ciddi kullanıma ilişkin delil sunmadığı anlaşılmıştır.
HMK 266 madde kapsamında usul ve yasaya uygun olarak düzenlenen bilirkişi raporu hükme dayanak alınarak Davalı adına tescilli 2016/... sayılı markanın kullanmama nedeniyle (tüm sınıflar yönünden) İPTALİNE, Karar kesinleştiğinde kararın ilgili sicile işlenmek üzere Türk Patent ve Marka Kurumuna gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davalı adına tescilli 2016/... sayılı markanın kullanmama nedeniyle (tüm sınıflar yönünden) İPTALİNE, Karar kesinleştiğinde kararın ilgili sicile işlenmek üzere Türk Patent ve Marka Kurumuna gönderilmesine
2-Hükümsüzlük istemi yönünden ise 5 yıllık süreden sonra dava açmış olması gözetilerek hükümsüzlüğe ilişkin isteminin reddine,
3-615,40 TL ilam harcının yatırılan 269,85 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 345,55 TL harcın davalıdan tahsiline,
4-Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 40.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 269,85 TL başvuru harcı 269,85 TL peşin harç , 1.296 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 12.000 TL bilirkişi ücreti, olmak üzere toplam 13.835,7 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
Dair karar davacı vekilinin ve davalının yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA içerisinde İstanbul bölge adliye mahkemesi nezdinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi.13/05/2025
Katip ...
¸
Hakim ...
¸