T.C.
İSTANBUL
1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/80 Esas
KARAR NO : 2025/68
DAVA : Marka hakkına tecavüz &haksız rekabetin tespiti&tazminat
DAVA TARİHİ : 01/04/2022
KARAR TARİHİ : 20/03/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka hakkına tecavüz &haksız rekabetin tespiti&tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının ... numara ile tescilli “...” ibareli markanın ... Sınıfta yer alan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri” alanında tescilli olup .... sınıfta bu markayı tek başına kullanma hakkına sahip olduğunu, davalının ise 23.03.2018 tarihinde .... Sınıfta yer alan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinin geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri” sınıfı için ... no ile .. ibareli marka başvurusu yapmış ise de markaya davacı tarafından yapılan itiraz sonucunda davalının marka başvurusu tümden reddedildiğini, kurumun red kararına karşı davalı tarafından yapılan "karara itiraz" talebinin de reddedildiğini, davalı şirketin müvekkilin izni olmaksızın "..." ibareli tescilsiz markayı .... Sınıfta bulunan "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" sınıfında kullanıldığını, davalının, hamburgerci olarak "..." ibaresi ile ve dilekçelerinde bildirdikleri görselde belirtilen logoyu kullanarak hizmet verdiğini, davalının sosyal medya hesaplarını "..." adı altında açmış ve bu adla kendini tanıttığını, müvekkilinin, tabelalarında, reklam panolarında, menülerinde ve diğer reklam vasıtalarında yıllardır bu ismi kullanmakta olup müvekkilinih hizmet kalitesi haklı bir üne kavuştuğunu ve bilinen ve aranan bir marka haline geldiğini, müvekkilinin tescilli markasının varlığına ve Türk Patent ve Marka Kurumunun red kararına rağmen davalı tarafından aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olan markanın tescilsiz bir şekilde kullanılması hukuka aykırı olduğunu, müvekkili adına tescilli olan “...” ibaresi ile davalının kullandığı "..." ibaresi söyleyiş, yazılış ve kullanım olarak birbiri ile aynı olduğunu, davalı, ...sayılı ... marka başvurusunun reddinden sonra ve müvekkiline ait markanın varlığından haberdar olmasına karşın;
23.9.2020 tarih ... sayılı “...” markası için ... Sınıf,
07.05.2021 tarih ... sayılı “...” markası için .... Sınıf,
07.05.2021 tarih... sayılı “...” markası için .... Sınıf,
07.05.2021 tarih ... sayılı “...” markası için .... Sınıf,
21.06.2021 tarih ...sayılı “...” .... Sınıf,
03.11.2021 tarih ... sayılı “...” .... Sınıf,
03.11.2021 tarih ... sayılı “... ” .... Sınıf,
03.11.2021 tarih ... sayılı “...”.... Sınıf,
02.12.2021 tarih ... sayılı “ ...” .... Sınıf,
02.12.2021 tarih ... sayılı “...” .... Sınıf ta marka başvurularını gerçekleştirdiğini, müvekkiline ait marka ile haksız kazanç, haksız rekabet ve ticari etki yaratacak şekilde, yine müvekkili ile aynı ve aynı türden hizmetler için kullanıldığını, davalıya ... 20. Noterliği’nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, yine ... 20. Noterliği’nin... tarihli tespiti ile de söz konusu internet adreslerinin davalı tarafça kullanıldığının sabit olduğunu, müvekkiline ait esas unsuru ... olan ... numara ile tescilli markanın, davalı yanın merkez ve şubeleri tarafından izinsiz ve tescilsiz olarak tabela, totem ve her nevi kullanıma yönelik tanıtma vasıtasında, ürünlerinde, ürün etiket ve ambalajlarında, katalog dahil basılı evraklarında, her türlü reklam ve ticari faaliyetlerinde markasal kullanımı ile gerçekleştirdiği, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yaratan tüm haksız kullanımlarının tespiti, önlenmesi, durdurulması ve ortadan kaldırılmasını, Bu aşamada tespit edilen;
...
...
...
...
...
...
...
...
Sosyal medya hesaplarına erişimin engellenmesi için, karşı tarafa tebligat yapılmaksızın ve takdiren teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini , belirsiz alacak olarak değerlendirilerek yargılama sırasında yapılacak olan hesaplamaya göre değiştirilmek üzere şimdilik SMK 151/2-b kapsamında göre 1.000-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı reeskont faizi ile ve 30.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini ,davalının teminat yatırmasının öngörülmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davacı vekili 17.1.2024 tarihli tamamlama harcı alındı makbuzu ve aynı tarihli talep artırım dilekçesiyle maddi tazminat istemini 924.269.82 TL olarak talep etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 18.04.2017 kurulan müvekkili şirketin, geçen zaman içerisinde ... VEYA ... markası ile geniş tüketici kitlesi nezdinde haklı bilinirlik elde ettiğini, müvekkiline ait ..., ... veya... esas unsurlu işaret, ... ibaresinin yanı sıra, ... ve ... sözcükleri ile birlikte oluşturulmakla birlikte, ... ve ... ibarelerinin, markaya bambaşka bir anlam ve mesaj katmış olduğunu, Davacı Şirket’e ait markada yer alan ... sözcüğünün de yine taraf işaretlerini birbirinden farklılaştırmaya yettiğini, markalarda ortak olduğu iddia edilen ... sözcüğünün ayırt edici niteliğinin son derece zayıf olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlık; Davacıya ait ... nolu ''... '' markasının .... Sınıfta davacı adına tescilli olduğu, davalının ... ibaresini haksız olarak kullanıldığı iddiası kapsamında marka hakkını ihlal ve haksız rekabetin tespiti , durdurulması önlenmesi , SMK 151/ 2-b kapsamında şimdilik 1.000 Maddi( Davacı vekili 17.1.2024 tarihli tamamlama harcı alındı makbuzu ve aynı tarihli talep artırım dilekçesiyle maddi tazminat istemini 924.269.82 TL olarak talep etmiştir. ) 30.000 manevi tazminatın davalıdan tahsili, hükmün ilanı ve tedbir taleplerine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, taraflarca uzman görüşü sunulmuş, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişiler ... ve ... tarafından düzenlenen 22/06/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacının tescilli markasının esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, davalının marka kullanımlarının esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, davalının fiili kullanımlarının herhangi meşru bir hakka dayanmadığı, davalı kullanımlarının davacının tescilli markasından doğan haklarına tecavüz oluşturduğu, davalının davacıya karşı sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğrandığı itirazını ileri süremeyeceği bildirilmiştir.
Bilirkişiler ..., ...ve ... tarafından düzenlenen 06/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davalının tespit edilen kullanımlarının davacı yana ait tescilli markalara tecavüz teşkil ederek ve davacı yan ile haksız rekabet teşkil eder mahiyette olduğunun değerlendirilebileceği, davacının uzun süre sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğradığının değerlendirilemeyeceği; davalıya ait gelir tablosundaki satışların dava konusu marka altında yapılıp yapılmadığının tespit edilemediği, bir an olsun davalıya ait gelir tablosundaki satışların dava konusu marka altında yapıldığı düşünülse dahi bu yıllarda elde edilen kar’ da markanın etkisinin ne olduğunun bilinmediği, davacının, davalının marka hakkına tecavüzü nedeniyle yoksun kaldığı, kavuşamadığı karın hesaplanabilmesi için davacıya ait defterlerin inceleme yapılması gerektiği" bildirilmiştir.
Bilirkişiler ..., ...ve ... tarafından düzenlenen 07/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle, kök raporlarında herhangi bir değişiklik olmadığı, davalıya ait gelir tablosundaki satışların dava konusu marka altında yapıldığı yönünde karar vermesi durumunda 2020 yılı içinde elde ettiği karın 703.503,24 TL, 2021 yılı içinde elde ettiği karın 7.900.144,52 TL olduğunun tespit edilebildiğini bildirilmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ... ve ... tarafından düzenlenen 20/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; sessiz kalma nedeniyle hak kaybının gerçekleşmediği, elde edilen kazancın marka etkisi farazi olarak %10 kabul edildiğinde SMK 151/2-b kapsamında tazminatın 925.269,82 TL olarak hesap edilebileceği, %10 farazi oranı artırmanın/azaltmanın Mahkemenin takdirinde olduğu bildirilmiştir.
Bilirkişiler ..., ...ve ...tarafından düzenlenen 19/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda "Mali değerlendirme neticesinde kök raporlarında kanaatlerinin korunduğu bildirilmiştir.
Uzman görüşleri sunulmuş, Marka vekili ...K tarafından sunulan 18.1.2023 tarihli mütalaada; davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını bildirdiği anlaşılmıştır.
Emekli hakim ...tarafından sunulan 20.2.2023 tarihli mütalaada; davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğramadığı, davacının marka hakkının ihlal edildiğini bildirdiği anlaşılmıştır.
Toplanan deliller, marka tescil belgesi, ticari sicil kayıtları, uzman görüşleri, taraf iddia ve savunmaları, mali kayıtlar, ... 20. Noterliği’nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi, ... 20. Noterliği’nin ... tarihli tespit tutanağı, HMK 266 madde kapsamında denetim ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişilerin raporları bir arada incelendiğinde;
MARKA HAKKINA TECAVÜZ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:
Marka hakkına tecavüz sayılan haller 6769 sayılı SMK’nın 7. maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29. maddede düzenlenmektedir. Kanunun 29/1-a bendinde 7. maddeye atıf yapılarak, “marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmanın” marka hakkına tecavüz sayılan fiillerden olduğu belirtilmekte, daha sonra marka hakkına tecavüz sayılan diğer haller sıralanmaktadır. Bu durumda, marka hakkına tecavüz sayılan fiiller incelenirken 7. maddeyle 29. maddenin birlikte dikkate alınması gerekir.
SMK’nın 29/1-a maddesi marifetiyle 7/2-a maddesinde, “Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması”, 7/2-b maddesinde ise, “Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması” marka hakkına tecavüz sayılan fiiller arasında sıralanmıştır.
SMK’nın 7/2-c maddesine göre ise, “Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması” 29/1-a maddesi marifetiyle marka hakkına tecavüz sayılan fiillerdendir.
SMK’nın 7/3-ç maddesine göre, “İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması”, 7/3-d maddesine göre ise “İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.” hallerinde işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir.
SMK’nın 29/1-b maddesine göre, “Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.” marka hakkına tecavüz sayılan fiillerdendir.
SMK’nın ilgili maddeleri kapsamında öncelikle, ihtilaf konusu markaların aynı, ayırt edilemeyecek derecede benzer ya da ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzer olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir.
Markanın ve mal ve hizmetlerin benzer olup olmadığı incelemesinde, markaların ilgili piyasadaki ortalama tüketici nezdinde bıraktıkları genel intiba ve global etki dikkate alınarak değerlendirme yapılmalı, markaların benzer olmaları halinde ise markanın tescil kapsamında yer alan mal ve hizmet ile ihlal iddiasında bulunulan markanın kapsadığı mal ve hizmetin benzer olup olmadığı ve ortaya çıkacak duruma göre markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
Dolayısıyla ; 6769 sayılı SMK'nın 7/2-b hükmü uyarınca, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması marka hakkına tecavüz teşkil etmektedir. Tecavüz eyleminin oluşabilmesi için markaların aynı veya benzer olması;ürün ve hizmetlerin aynı veya benzer olması ve tescilli markanın ayırt edicilik seviyesinin,markaların ortalama tüketicilerde bıraktığı genel izlenim itibariyle ilişkilendirme dahil karıştırılma ihtimalini doğuracak düzeyde bulunması gerekir.
Davacının ... numara ile tescilli “...” ibareli markasının ... Sınıfta yer alan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri” alanında tescilli olup ... Sınıfta tescilli olduğu , Yine davalı yanın tespit edilen markasal kullanımlarının ise ... ibaresi olduğu, davalının İlgili marka her ne kadar “...”iki harfinin yukarıda; “...” iki harfinin aşağıda yazılması ile özel bir tasarım ile oluşturulmuş ise de; nihai tüketicinin “herhangi bir anlamı olmayan “...” ve “...” unsurlarını ayrı ayrı değerlendirmekten ise markasal kullanımın bir anlam ifade eden “...” kelimesinden müteşekkil olduğunu düşüneceği, taraf markalarında yer alan tasarımsal ögelerin, çekişmeli hizmetlerin ortalama tüketicisi bakımından, bir ayırt ediciliği bulunmadığı, Esasen, ortalama tüketicilerin davacı markasındaki sözcük dışında yer verilen şekli ve davalı işaretindeki harfler üzerinde yer verilen palmiye yaprağı benzeri görsellere ve fevkalade küçük olarak yazılan İstanbul ibaresine markasal değer atfetmeyeceklekleri , Dolayısıyla her taraf marka ve işaretlerinde ... ibaresin ni ilk bakışta ve derhal göze çarpmakta olduğu, Ortalama tüketicilerin davalı işaretlerinde de tipki davacı markası gibi, ilk bakışta markasal algıyı oluşturan ... sözcüğüne odaklanacak, yazıldığı gibi okunacak ve görsel olarak ilk bakışta fark edilecek bu sözcüğü verilen (yiyecek içecek servisi) hizmetin kaynağını belirten ibare olarak algılayıp benimseyecektir. Dolayısıyla davacı yana ait davaya mesnet markanın asli unsuru ile davalı yanın markasal kullanımının asli unsurlarının birebir aynı mahiyette olduğu, öte yandan her iki yanın ticari faaliyet alanında aynı olması nedeniyle davalının kullanımının tüketici nezdinde refleks olarak davacının bir şubesi gibi algılanması nedeniyle iltibasa neden olacağı ,davalının markasal kullanımlarının davacı yana ait tescilli markaya tecavüz teşkil eder mahiyette olduğu anlaşılmıştır.
Zira davacı markası .... Sınıftaki yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinde tescilli iken, davalının kullanımlarının da aynı alanda yani yiyecek içecek sağlanması hizmetlerine ilişkin olduğu, bu durumun karıştırma ihtimalini artıran bir unsur olduğu da tartışmasızdır. Davacının tescil kapsamın yer alan ve fiilen de kullanımına konu bulunan cafe / bar / restoran hizmetlerinin temel özelliği atıştırmalık veya sıcak ana yemek eşleğinde alkollü / alkolsüz içeceklerin sunumu niteliğinde olduğu gibi, davalının da merkez ve şubelerinde sadece hamburger, sosisli sandviç gibi aperatif veya atıştırmalık sunumu , sıcak yemekler ve içecek sunumunu yaptığı, tarafların, sunduğu hizmetlerin piyasa anlayışı, aynı alıcı çevresine hitap etmeleri, aynı ya da benzer ihtiyaçları karşılamaları nedeniyle tüketicinin aldanmasının kaçınılmaz olduğu ve davacının marka hakkının ihlal edildiği anlaşılmıştır.
Marka sahibinin yetkileri kapsamındaki fiillerin üçüncü kişilerce izinsiz gerçekleştirilmesi durumunda marka sahibinin yasaklama yetkisi maddenin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlık açısından önem taşıyan “işaret altında hizmetlerin sunulması veya sağlanması” (m. 7/3-b); “İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması” (m. 7/3-ç); “İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması”(m. 7/3-d); “İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması”"(m.7/3-ç) gibi eylemler marka sahibi tarafından yasaklanabilir. Bu hükme paralel şekilde, 6769 sayılı SMK m. 29/1-a hükmünde de kanunun 7. maddesindeki fiillerin üçüncü kişilerce izinsiz gerçekleştirilmesinin marka hakkına tecavüz oluşturacağı hükme bağlanmıştır.
Davacı tarafça, davalı adına başvuruları yapılan ... esas sayılı ve... ibareli marka, ... sayılı ve ...ibareli marka, ... sayılı ve ... ibareli marka, ... sayılı ve ... ibareli markalar yönünden itiraz edildiği, davalı tarafından dört marka için tesis edilen YİDK kararlarının iptali istemiyle ... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerinde dava ikame edilmiş ise de SMK 155. Madde düzenlemesi açık olduğundan ve ... Sınıf yönünden davacının ... ibaresi üzerinde ilk hak sahibi olması gözetildiğinde ilgili mahkeme ilamlarının beklenmesinin sonuç etkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
SESSİZ KALMA YOLUYLA HAK KAYBI SAVUNMASININ İNCELENMESİ
Huzurdaki dava bakımından davacının, davalının kullanımlarından, en geç ... numaralı marka başvurusuna itirazın yapıldığı 27.06.2018 tarihinde haberdar olduğu, bu bakımdan ilk koşul olan “Haberdar Olma Koşulu” nun bu tarihte olduğu sunulu deliller kapsamına göre anlaşıldığı, ancak davalı yanın adına itiraza mesnet markayı tescil ettirme çabasının akabinde markanın tesciline davacı yanın muvafaakati olmadığı yönündeki iradesini Türk Patent ve Marka Kurumu'na ve davalı yana itiraz ile ilettiği, İlgili itirazın kurum tarafından itirazın kabul edilmesine rağmen davalı yanın ilgili markasal kullanımlara devam etmesi ve dolayısıyla davalının artık iyiniyetli olduğundan bahs edilemeyeceğinden davalının sessiz kalma savunmasında bulunamayacağı anlaşılmış ve işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
HAKSIZ REKABET İDDİASININ İNCELENMESİ
Davacı vekili tarafından, Davalı kullanımlarının aynı zamanda TTK hükümleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği ileri sürüldüğünden uyuşmazlığın bu açıdan da değerlendirilmesi gerekmiştir.
Haksız rekabet 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 54. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 6762 sayılı eski TTK'nin aksine yeni TTK'da haksız rekabetin tanımı yapılmamıştır. Yeni TTK m. 54 f.2'de "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." biçiminde haksız rekabet oluşturan fiiller genel olarak belirtilmiştir.
TTK m. 55’de ise başlıca haksız rekabet halleri örnekseme metodu ile belirtilmiştir. Madde düzenlemesinde belirtilen başlıca haksız rekabet halleri; “dürüstlük kurallarına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar (kötüleme, avantaj sağlama, hakkı olmayan unvanları, meslek, derece ve sembolleri kullanma, karıştırılmaya neden olma, karşılaştırma ya da üçüncü kişiyi benzer yollarla öne geçirme, tedarik fiyatının altında fiyatla satışa sunma yoluyla aldatma, gerçek değer hakkında yanıltma, karar verme özgürlüğünü sınırlama, nicelik ve nitelikte yanıltma, hukuki işlemlere ilişkin kamuya yapılan ilanın açık olmaması, tüketici kredilerine ilişkin açık beyanda bulunmamak, yanıltıcı sözleşme formüllerini kullanmak), sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek, başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak, üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek, iş şartlarına uymamak, dürüstlük kurallarına aykırı işlem şartlarını kullanmak” olarak belirtilmiştir.
TTK’nın somut uyuşmazlıkla ilgili hükmü ise, TTK m.55 f.1 (a) bendinin dördüncü alt bendi olup, düzenleme "Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak" şeklindedir.
Somut olayda davalının ... asli ayırt edici ve markasal unsur şeklindeki kullanımları ile davacı markasının esas unsuru ... ibaresi arasında ilişkilendirilmek suretiyle karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğu, bu nedenle davalının bahse konu kullanımlarının aynı zamanda TTK m.55 f.1 (a) bendi kapsamında haksız rekabet teşkil eden fiillerden olduğu kanaatine ulaşılmıştır.
TAZMİNAT İSTEMİNİN İNCELENMESİ
Davacı yan tazminat istemini SMK 151/2-b kapsamında talep etmiştir.
6769 sayılı SMK’nın m.151/2. Madde gerekçesinde “Maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen hesaplama metotları arasına, önceki düzenlemelerde yer alan “hakkın kullanılması ile” ibareleri alınmamıştır. Önceki düzenlemede, tecavüz suretiyle yapılan satışlardan elde edilen kazanca, markanın katkısı oranında tazminata hükmedilmekte ve bu durum, oldukça düşük tazminatlara hükmedilmesine yol açmaktaydı. Türk Ticaret Kanununun haksız rekabete ilişkin hükümlerinin, tecavüz edilerek elde edilen net kazancın hak sahibine verilmesini sağlayacak şekilde düzenleme getirmesi nedeniyle uygulamada sınai mülkiyet hakkı sahipleri, sınai mülkiyet hakkı koruması yerine haksız rekabet korumasını tercih etmekteydi. “Hakkın kullanılması ile” ibaresine metinde yer verilmeyerek hüküm, Türk Ticaret Kanunu ile uyumlu şekilde düzenlenmiş, metinden “tecavüz suretiyle elde edilen gelire sadece sınai mülkiyet hakkının sağladığı katkı” anlamının çıkmaması gerektiği düşünülmüş, ayrıca AB direktifinde de “hakkın kullanılması ile” ibaresine karşılık gelecek ifade bulunmadığı gözetilerek anılan ibarelere fıkrada yer verilmemiştir. Yapılan düzenleme ile davaların ve tazminat sorumluluğunun daha etkin hale getirilmesi amaçlanmıştır. Yine fıkranın (c) bendine göre yapılacak hesaplama sonucu hükmedilecek tazminatta dikkate alınacak kazancın “net kazanç” yani “kâr” olduğu vurgulanmıştır.”
Yine gerekçede dikkat çeken diğer düzenleme ise ; SMK m.151/3. Madde düzenlemesi olup “Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur.” hükmü de tazminat takdirde dikkate alınacak bir düzenlemedir.
6769 sayılı SMK’nın m.151/3 maddesinin gerekçesi ise” Önceki düzenlemelerde yer almamasına rağmen yoksun kalınan kazancın belirlenmesinde ihlalin nitelik ve boyutunun da dikkate alınması gerektiği düşünülmüş olup, maddenin üçüncü fıkrasında bu yönde düzenleme yapılmıştır.
Bilirkişilerce yapılan incelemede; tarafların mali kayıtları, ticari defter ve belgeleri incelenmiştir.
Davalı şirketin kuruluş tescili : 12.04.2017 olup, bir merkez ve beş şubeden oluşmaktadır.
Tazminata hükmedilmesi halinde dikkate alınmak üzere; Davalının dilekçesinde, beyannameler üzerinden elde edilen kazancın tamamının tazminat hesabında dikkate alınması hususunda itirazları bulunduğu anlaşılmıştır. . Bilirkişilerce gelir tablosu şematik sıralamasında; Önce ticari faaliyetlerden elde edilen 600-Satış Hesapları grupları gelirler, Bunun devamında maliyet hesapları negatif olarak gelir ve maliyetlerden sonra da Faaliyet giderleri yine negatif olarak net satışlardan düşülerek bilirkişilerce FAALİYET KAZANCI bulunduğu ve mali yönden incelemenin bu sıralamaya göre yapıldığı, Davacı ve davalının hizmet sektöründe faaliyet gösterdikleri ,dolayısı ile yiyecek/içecek sektöründe markasal bir ürün satışından ziyade hizmette markanın çakışmasının bilirkişilerce haklı olarak ön plana çıkarılarak incelendiği, hizmetlerin karşılaştırılması ve örtüşen alanlara göre de markanın etkisinin % sel olarak sektörel teamüllere göre tespiti gerektiği, % sel marka etkisi belirlenirken Bölgesel koşullar, ulaşılan kitle, faaliyet gösterilen alandaki nüfus yoğunluğu, ürünlerin örtüşmesi, vb. hususlar nazara alınmak suretiyle markanın satışlara etkisinin oransal olarak tespit edilmesi ve davalı cirosuna uygulanması sonucunda elde edilecek tutarsal değerin tazminat olarak dikkate alınması gerekliliği gözetilerek davalının ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmış, mali olarak net satışlar, maliyetler,brüt satış karı tablolar halinde mali bilirkişi tarafından denetime uygun şekilde belirlenmiş, dolayısıyla davalının aynı marka adı altında merkez ile birlikte 5 şubesinin bulunması ,markanın bir hizmet markası olması, davalının davacı markasının ulaştığı haklı ünden faydalanmak amacıyla kurum tarafından red edilmesine rağmen seri olarak içinde ... ibaresi geçen marka başvurularında bulunduğu, dolayısıyla sektör bilirkişilerin davalının net karına uluşmak için %10 oranının bu nedenle hakkaniyete uygun bir oran olduğu raporda da gerekçelendirildiği, Bölgesel koşullar, ulaşılan kitle, faaliyet gösterilen alandaki nüfus yoğunluğu, ürünlerin örtüşmesi, vb. hususlar nazara alınmak suretiyle bilirkişilerce markanın satışlara etkisinin oransal olarak tespit edilmesi ve davalı cirosuna uygulanması sonucunda elde edilecek tutarsal değerin tazminat olarak dikkate alınması gerekliliği belirlenerek davalının mali kayıtları incelendiğinden, keza markanın satışlara etkisini %10 olarak kabul edilerek gelir tablosundaki 5 yıllık döneme ait 9.252.698,21 TL faaliyet kazancının içindeki tazminat bedeli 925.269,82 olarak tespit edildiğinden alınan son kök ve ek rapor içeriklerine göre mali yönden HMK 266 madde kapsamında Bilirkişiler ...,...ve ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporları dikkata alınarak marka hakkına İhlal nedeniyle SMK 151/2-b kapsamında göre 925.269.82-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı reeskont faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekmiştir.
Davacı yan 30.000 TL manevi tazminat talep etmiş olup, davacının markasının piyasada edindiği imaj ve güvenden oluşan manevi ticari varlığında meydana gelen kayıp ve zararlar nedeniyle talep ettiği manevi tazminat istemi günün ekonomik koşullarına göre manevi tatmin duygusu yönünden somut olayda davalının ekonomik verilerine ve eylemlerine göre uygun bir miktar olarak kabul edilmiş, Manevi tazminat isteminin kabulü ile 30.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekmiştir.
Davacı yan hükmün ilanı isteminde bulunmuştur. Hükmün ilanında davacının hukuki yararı bulunduğundan Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekmiştir.
TEDBİR İSTEMİNİN İNCELENMESİ
Alınan tüm bilirkişi raporlarında davalının eyleminin marka hakkını ihlal ve haksız rekabete neden olduğu sabit olduğundan davacının ... Sınıfta tescilli ... numara ile tescilli “...” ibareli markasına davalı yanın davacı markasının esas unsuru olan “...”ibarelerini izinsiz olarak kullanmak suretiyle, davacının bir şubesi gibi algılanması nedeniyle iltibasa neden olduğu ,davalının markasal kullanımlarının davacı yana ait tescilli markaya tecavüz teşkil eder mahiyette olduğu gözetilerek tedbir talebinin kabulüne, Davacı yana ait ... esas unsurlu tescilli markanın, davalı yanca her nevi tanıtım maksatlı ticari tanıtma vasıtasında, tabelasında , sunduğu ürünler üzerinde , ürün etiket ve ambalajlarında, kataloglarda, her türlü reklam ve ticari faaliyetlerinde markasal kullanımının önlenmesine, mevcut durumun HMK 389 vd maddelerine göre TEDBİREN ortadan kaldırılmasına,
Davalı yanca ... ibaresi içeren
....
...
....
...
....
...
...
... uzantılı sitelere erişimin engellenmesine, erişimin engellenmesi için ilgili kuruma müzekkere yazılmasına, Ancak davalı tarafça, takdiren 950.000 TL teminatın 1 haftalık kesin süre içinde yatırılması yada bu miktarda banka teminat mektubu sunulması halinde tedbirin UYGULANMASININ KARARIN KESİNLEŞME TARİHİNE KADAR ERTELENMESİNE, belirlenen kesin sürede teminat yatırılmadığı takdirde tedbirin derhal uygulanacağı hususunun davalı vekiline ihtarına karar verildiği, gerekçeli kararın yazılması safhasında ise davalının ...BANK AŞ’ na ait 25.3.2025 tarih ve 950.000 TL bedelli ... muhaberat numaralı teminat mektubunu mahkememize sunduğu , dosya içinde tutulan 26.3.2025 tarihli tutanak kapsamından anlaşılmış ve teminatın mahkeme kasasında muhafaza altına alındığı anlaşılmıştır.
Bu durumda 20.3.2025 tarihli celsenin hüküm kısmının 6 nolu ara kararı gereğince tedbirin uygulanmasının kararın kesinleşmesi sonrasına ertelendiği anlaşılmıştır.
Toplanan deliller, HMK 266 madde kapsamında hükmü esas alınan bilirkişilerin kök ve kök raporları bir arada incelendiğinde: Davalının davacıya ait marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabet eyleminin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, İhlal nedeniyle SMK 151/2-b kapsamında göre 925.269.82-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı reeskont faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, Manevi tazminat isteminin kabulü ile 30.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsiline,Davacı yana ait ... esas unsurlu tescilli markanın, davalı yanca her nevi tanıtım maksatlı ticari tanıtma vasıtasında, tabelasında , sunduğu ürünler üzerinde , ürün etiket ve ambalajlarında, kataloglarda, her türlü reklam ve ticari faaliyetlerinde markasal kullanımının önlenmesine, mevcut durumun HMK 389 vd maddelerine göre TEDBİREN ortadan kaldırılmasına,
Davalı yanca ... ibaresi içeren
...
....
...
....
...
...
...
.. html uzantılı sitelere erişimin engellenmesine, erişimin engellenmesi için ilgili kuruma müzekkere yazılmasına, Ancak davalı tarafça, takdiren 950.000 TL teminatın 1 haftalık kesin süre içinde yatırılması yada bu miktarda banka teminat mektubu sunulması halinde tedbirin UYGULANMASININ KARARIN KESİNLEŞME TARİHİNE KADAR ERTELENMESİNE, belirlenen kesin sürede teminat yatırılmadığı takdirde tedbirin derhal uygulanacağı hususunun davalı vekiline ihtarına (gerekçeli kararın yazılması safhasında ise davalının ... AŞ’ na ait 25.3.2025 tarih ve 950.000 TL bedelli ... muhaberat numaralı teminat mektubunu mahkememize sunduğu , dosya içinde tutulan 26.3.2025 tarihli tutanak kapsamından anlaşılmış ve teminatın mahkeme kasasında muhafaza altına alındığı anlaşılmıştır. Bu durumda 20.3.2025 tarihli celsenin hüküm kısmının 6 nolu ara kararı gereğince tedbirin uygulanmasının kararın kesinleşmesi sonrasına ertelendiği anlaşılmıştır.) ,Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline karar verilerek yukarda açıklanan gerekçeye göre aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:
1-Davalının davacıya ait marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabet eyleminin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine,
2-İhlal nedeniyle SMK 151/2-b kapsamında göre 925.269.82-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı reeskont faiz ile birlikte davalıdan tahsiline,
3- Manevi tazminat isteminin kabulü ile 30.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsiline,
4-Davacı yana ait ... esas unsurlu tescilli markanın, davalı yanca her nevi tanıtım maksatlı ticari tanıtma vasıtasında, tabelasında , sunduğu ürünler üzerinde , ürün etiket ve ambalajlarında, kataloglarda, her türlü reklam ve ticari faaliyetlerinde markasal kullanımının önlenmesine, mevcut durumun HMK 389 vd maddelerine göre TEDBİREN ortadan kaldırılmasına,
5- Davalı yanca ... ibaresi içeren
...
....
...
...
....
...
...
.. html uzantılı sitelere erişimin engellenmesine, erişimin engellenmesi için ilgili kuruma müzekkere yazılmasına,
6- Ancak davalı tarafça, takdiren 950.000 TL teminatın 1 haftalık kesin süre içinde yatırılması yada bu miktarda banka teminat mektubu sunulması halinde tedbirin UYGULANMASININ KARARIN KESİNLEŞME TARİHİNE KADAR ERTELENMESİNE, belirlenen kesin sürede teminat yatırılmadığı takdirde tedbirin derhal uygulanacağı hususunun davalı vekiline ihtarına (ihtarat yapıldı/ gerekçeli kararın yazılması safhasında ; davalının ... AŞ’ na ait 25.3.2025 tarih ve 950.000 TL bedelli ... muhaberat numaralı teminat mektubunu mahkememize sunduğu , dosya içinde tutulan 26.3.2025 tarihli tutanak kapsamından anlaşılmış ve teminatın mahkeme kasasında muhafaza altına alındığı anlaşılmıştır.) Bu durumda 20.3.2025 tarihli celsenin hüküm kısmının 6 nolu ara kararı gereğince tedbirin uygulanmasının kararın kesinleşmesi sonrasına ertelendiği anlaşılmıştır.
7-6100 sayılı HMK'nın 393/1 maddesi gereğince davalı yanca öngörülen 1 haftalık kesin sürede teminat yatırmadığı takdirde kararın infazı için yasal sürede davacı yanca icra dairesine bir başvurulmadığı takdirde iş bu tedbirin kendiliğinden kalkmış sayılacağına,
8-Tedbirin, ... İcra Dairesi aracı kılınarak infazına,
9-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline,
10-63.205,18 TL ilam harcının, 529,41 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 62.675,77 TL harcın davalıdan tahsiline,
11-kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 141.537,77-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
12- kabul edilen manevi tazminat yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 30.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
13- Kabil edilen marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesi istemi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 40.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
14-Davalı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
15-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 80,70-TL başvuru harcı 529,41-TL peşin harcı, 440,00-TL tebligat ve müzekkere masrafı, 8.725,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.775,11-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
15-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
Dair verilen karar davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA içerisinde İstanbul bölge adliye mahkemesi nezdinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. 20/03/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır