T.C.
İSTANBUL
1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/52 Esas
KARAR NO : 2025/61
DAVA : Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini
DAVA TARİHİ : 16/02/2023
KARAR TARİHİ : 06/03/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi ve Tazmini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...’un merhum ...’un varislerinden olduğunu, dava konusu müzik eserlerinin davalı tarafından hukuka aykırı olarak dijital mecralarda kullanmakta olduğunu, bu eserlerin ve umuma iletilen mecraların : ...
...
...
...
...
...
...
...
...
...
...
...
...
...
....
...
...
...
...
...
...
...
...
...
...
....
...
...
...
...
....
...
....
...
...
....
...
...
...
... uzantılı digatal mecralarda izinsiz olarak yayınlandığını, 2001 öncesi dönemdeki mali hak devrine ilişkin sözleşmelerin dijital hakları kapsamadığını, davalının hiçbir hak sahipliğinin bulunmadığını, bu nedenle tecavüzün tespitini, menini ve ref'i ne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Davaya konu müzik eserlerinin yorumlandığı beş adet müzik albümünün, ... şeklinde, eser sahiplerinden ve yorumculardan gerekli izinler alınarak T.C. Kültür Bakanlığı İstanbul Telif Hakları ve Sinema Müdürlüğü tarafından düzenlenen eser işletme belgeleri ile ... A.Ş. tarafından piyasaya arz edildiğini, söz konusu eser işletme belgeleri kapsamındaki hakların, muhtelif defalar firmalar arasında devir gördüğünü, nihayetinde ... 22. Noterliğinin ... tarih ve ... yev. Numaralı devir sözleşmesi ile müvekkili şirkete devredildiğini, müvekkili şirketin, ilgili sözleşme ile kendisine devredilen hak ve yetkileri usulüne uygun olarak kullanmış olduğunu, kişilerin, müzik eserlerine ..., ... gibi dijital ortamlardan erişerek müzik dinlemeleri bu çerçevede, hak sahiplerinin bu kullanım biçimleri bakımından, eserle ilgili mali haklarını ne şekilde takip ve tahsil edecekleri hususu, kişilerin bu mecraları ve müzik eserinin kimler tarafından, kaç kez dinlendiğini tek tek takip etmesinin ve hak talebinde bulunmasının imkansızlığı karşısında, bu işlevi meslek birlikleri üstlenmiş ve dijital servis sağlayıcılarla meslek birlikleri arasında akdedilen çerçeve sözleşmelerle, bu hakların meslek birlikleri tarafından takip edilerek belirli oranlarda hak sahiplerine dağıtılması uygulamasına geçilmiş olduğunu, bu anlamda, davacının belirttiği müzik eserleri ile ilgili olarak da ... tarafından mali hakların takibi yapılmakta, dijital mecralarda dinlenilen müzik eserleri (her bir müzik eserinin kaç kez tıklanarak dinlendiği hesabı ile) ilgili mecralardan hak bedelleri tahsil edilmekte ve ilgili tüzük ve yönetmelik hükümleri ile düzenlenen periyotlarla hak sahiplerinin banka hesaplarına ödenme olduğunu, haksız ve yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlık; Esere tecavüzün tespiti, men ve refi , tedbir istemine ilişkindir.
Davanın açılmasını müteakip davacının dava dilekçesi davalıya tebliğ olunmuş, davalı açılan davaya cevap vermiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olan taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişiler..., ... ve ...02/04/2024 tarihli bilirkişi raporlarında özetle; Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan; Youtube platformuna ait URL adreslerinin yayında olduğu, bu adreslerde yer alan videolar ile ilgili video başlığı, eklenme zamanı, ekleyen gibi bilgilerin bulunduğu ancak videoların şu anda yayında olmadığı, ... platformu URL adreslerinin yayında olmadığı, ilgili adreslerde yer alan videoların, başlık ve içeriklerinin de görüntülenemediği, ... platformuna ait URL adresleri incelendiğinde, ilgili sayfanın açıldığı, müzik eserlerinin ne olduğunun görüntülendiği, ancak şu anda bu eserlerin yayında olmadığı, videolar için “...” incelendiğinde de tümünde “...”bilgilendirmesinin yer aldığının tespit edildiğini, Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan bir adet ... platformundan alınan ekran görüntüsü bulunduğu, burada “...” adlı eserin “...” açıklaması ve “...” logosunun yer aldığı albüm kapak fotoğrafıyla yayınlandığını, Müzik platformların Web Arşiv kaydı tutulmadığından geçmişe yönelik incelemenin yapılamayacağını, dava konusu eserler üzerindeki mali hakların ...’un miraçıları ile icracı sanatçılar tarafından kullanılabileceği, eser işletme belgesinin devralınması FSEK m. 25 hükmünde yer alan hakların da devralındığı anlamına gelmediği, eserlerin dava konusu dijital platformlarda kullanıldığı tespit edilemediğinden davacının iddialarının kanıtlanıp kanıtlanmadığının takdirinin Mahkememize ait olduğu bildirilmiştir.
Bilirkişiler ..., ... ve ...06/12/2024 tarihli ek bilirkişi raporlarında özetle; Dava konusu fonogramın meydana getirildiği tarihte mevcut olmayan mali hakların eser sahibine/icracı sanatçıya ait olduğu, icracı sanatçının eser sahibinin iznini almadığı ya da teknolojik gelişmeler nedeniyle ortaya çıkan yeni alanlarda hak sahibi olamayacağı, bu nedenle yeni kullanımlar için ayrıca her bir hak sahibinden izin alınması gerektiği, TMK m. 640/4 gereği her bir mirasçının tek başına dava açabileceği, dijital mecrada yayınlanan her hangi bir eser tespit edilemediğinden karşılaştırma yapılamadığı" bildirilmiştir.
Gerek davalı yanca sunulan eser işletme belgesi, gerek Bakanlık aracılığıyla celp edilen eser işletme belgesi kapsamına göre 17.09.1992 tarihli eser işletme belgesi incelendiğinde eserin Klasik Türk Sanat Müziğinde Unutulmayan Besteciler ...olduğu, Tespit Aracı olarak Ses Kasedi, İcracı sanatçıları:..., ..., ..., ..., ...ve Yapımcı: .. A.Ş. olduğunun belirlendiği, Bestecisi ...olan Klasik Türk Sanat Müziğinde unutulmayan isimli esere ilişkin ses kasedinin 17.9.1992 yılında eserin kayıt ve tescilinin yapıldığı, keza Türk Müziğinde unutulmayan Altın şarkılar isimli eserin 28.8.1995 tarihinde kayıt ve tescilinin yapıldığı, 4.9.2008 tarihinde ise yapımcının unvanının ... olarak değiştiği anlaşılmıştır.
Toplanan deliller, meslek birliği Mesam tarafından gönderilen 26.2.2024 tarihli cevabi yazı,HMK 266 madde kapsamında bilirkişilerin kök ve ek raporları, davacının dava dilekçesi ekine eklediği yayına ilişkin görseller bir bütün olarak incelendiğinde:
Gerek davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu görseller, gerek bilirkişilerin raporlarında sonradan digital mecralardan kaldırılmış olsa da , davalı yanca umuma iletildiği anlaşıldığından davacının huzurdaki davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu anlaşılmıştır.
Mirasçılar eserler üzerindeki hakları aslen iktisap ettiklerinden hakların kullanımına ilişkin olarak ilgili kişilerden haklar devir alınmış olması halinde davalının eserler üzerinde hak sahibi olabileceği ancak, davalının gerek icracı sanatçılardan gerek besteci ve söz yazarından eserlere ilişkin mali hakları yani digital mecrada yayın haklarını almadan umuma iletimi sağladığı, ses kasedi çoğaltımı olarak verilen mali hakların kapsamını genişleterek davalının cevap dilekçesinde de ikrar ettiği üzere meslek birlikleri ile anlaşmalar yaparak tüm hakların halen kendisinde olduğu düşüncesiyle umuma iletimi gerçekleştirdikleri, ... platformuna ait URL adresleri incelendiğinde, ilgili sayfanın açıldığında, müzik eserlerinin hangilerinin olduğunun görüntülendiği, bilirkişinin inceleme yaptığı esnada görüntünün kaldırıldığı ,inceleme anında eserlerin yayında olmadığı, ancak videolar için “Katkıda Bulunanlar Bölümü” incelendiğinde de tümünde “Kaynak: ...” bilgilendirmesinin yer aldığı, bu durumda mevcut delillere göre umuma iletimin davalının izni ile gerçekleştiği, daha sonra davalı tarafından ihlal eden görüntüler kaldırılmış ise de ihlal tarihlerinde davacıdan izin alındığına dair belge sunulmadığından açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Zira bilindiği üzere tecavüz eyleminin objektif olarak hukuka aykırı olması bu davanın açılması için yeterli ve gereklidir. Dava açıldığı tarihte yada açıldıktan sonra ihlal sona erdirilmiş olsa bile sonradan eylemin tekrarlanma ihtimali bulunduğundan davacının gerek tecavüzün tespiti gerekse ref ve men talep edebileceği anlaşılmıştır.
5846 sayılı Fikir ve Sanat eserleri kanununun 66. maddesinde "Manevi ve mali hakları tecavüze uğrıyan kimse tecavüz edene karşı tecavüzün ref'ini dava edebilir....(Ek: 7/6/1995 - 4110/19 md.) hükmü düzenlenmiştir.
Bilindiği üzere fonogram yapımcısı; icracı sanatçının izniyle yapılmış bir kaydın doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak çoğaltılması, kiralanması, telli-telsiz her türlü araçla yayınlanması ya da kişiye açık yerlerde temsil suretiyle o kayıttan faydalanma hakkına sahip olan kimselerle, bir işareti, resmi veya sesi, bunları nakle yarayan bir alet üzerine tespit eden veya ticari amaçlarla haklı olarak çoğaltan ya da yayan kimsedir. Fonogram yapımcısının hakları icraya ve bazen de eser sahibinin iznine bağlı, sınırlı, ancak aslen iktisap olunan haklardır. Yine bu haklar hukuki niteliği itibariyle eserin veya icranın korunması mahiyetinde olmayıp, eser veya icranın tespiti yapılan vasıtalar ile bunları imal eden şahsın menfaatlerinin korunması mahiyetindedir”. Söz konusu bağlantılı haklar, eser sahibinin haklarını ne değiştirebilir, ne sınırlayabilir ne de ortadan kaldırabilirler. Bu sebeple, FSEK'in hem 1/B Maddesinin (j) ve (k) bendleri, hem de 80. maddesi “eser sahibinin manevi ve maddi haklarına zarar vermemek kaydıyla” bağlantılı hakların var olduklarını” belirtmiştir”
FSEK.m.80/B'ye göre, bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları, eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra, eser sahibinin ve icracı sanatçının izni ile yapılan tespitin, doğrudan veya dolaylı olarak çoğaltılması, dağıtılması, satılması, kiralanması ve kamuya ödünç verilmesi hususlarında izin verme veya yasaklama haklarını münhasıran haizdir. Bu çerçevede fonogram yapımcısının hakları şunlardır;
1. Tespitin doğrudan veya dolaylı olarak çoğaltılması,
2. Tespitin her türlü yöntemle satılması ve dağıtılması,
3. tespitin kiralanması ve kamuya ödünç verilmesi,
4. Tespitin işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan vasıtalarla umuma iletimi ve yeniden iletimi( Radyo- televizyon aracılığıyla yayın),
5. yurt içinde henüz satışa çıkmamış veya başka yollarla dağıtılmamış tespitlerin aslının veya kopyalarının satış ve diğer yollarla dağıtılması,
6. Tespitin telli veya telsiz araçlarla veya diğer yöntemlerle umuma iletilmesi,
7. Tespitin internet ortamında umuma iletilmesi.
FSEK 80/B hükmünde de açıkça belirtildiği üzere fonogram yapımcısının eser sahibinin mali hakları FSEK 48 ve FSEK 52 çerçevesinde devraldıktan sonra tespitin kullanım hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Bilindiği üzere FSEK m.48'e göre; eser sahibi veya onun mirasçıları, mali hakları devir ettikleri veya ruhsat verdikleri takdirde onlardan bu hakları alanlar aslen iktisapta bulunmuş olurlar. Başka bir deyişle eser sahibinden veya mirasçılarından iktisap aslen iktisaptır. Devren iktisap ise FSEK m.49'da düzenlenmiştir. Buna göre, eser sahibi veya mirasçılarından, mali bir hak veya böyle bir hakkı kullanma ruhsatını iktisap eden bir kimse bu hakkı başkasına devretmişse yani ikinci elden bir devralma varsa devren iktisap söz konusudur. Bu şekilde yapılacak devirlerin, eser sahibi veya mirasçılarının yazılı iznine dayanması gerekir. Yazılı izin alınmadan devir yapılmışsa icazet verilinceye kadar işlem askıda hükümsüzdür. Bu hakları geçerli olarak ilk devralandan devralan kimse, yani devren iktisap eden kimse, devraldığı hak üzerinde artık bir onay ya da icazete gerek olmaksızın tasarruf edebilir. Mali hakkın devri, hakkın, devreden eser sahibi veya mirasçılarının malvarlığından çıkararak devralanın malvarlığına intikal ettiren bir tasarruf işlemi olup FSEK. m.48 hükmünden de açıkça görüldüğü gibi, mali hakkın devri, yer, süre ve muhteva açısından sınırlandırılabilir”.
FSEK 25. madde işaret, ses ve/ veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı başlığını taşımaktadır. 4630 sayılı kanunla 21/02/2001 tarihinde kabul edilmiştir. Bu hükme göre, telli-telsiz uydu kablolu araçlarla veya radyo televizyonla yayınlar, dijital iletim ve sair ses, görüntü nakli yapan araçlarla yayın konusunda münhasır hak eser sahibinindir. Ancak toplumsal alışkanlıkların değişmesi ile 2001 yılında hükmün kapsamı genişletilmiş ve yeniden düzenleme gereği doğmuştur. Buna göre, internet mecrasında ve dijital alan yoluyla dağıtım kendine özgü yeni bir hak alanı yaratmıştır. Müzik eserlerinin internet üzerinden umuma iletimine ilişkin mali hakkın 5846 sayılı FSEK’in 25. maddesinde 2001 yılında yapılan değişiklikle ihdas edilmiş olması, mali hakların devrine ilişkin sözleşmenin ve davacı yanca verilen muvafakatlerin( besteci, söz yazarı, icracı sanatçı) değişiklikten önceki tarihlerde gerçekleşmesi ve FSEK’in 51. maddesinin, ileride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına müteallik sözleşmelerin batıl olduğuna ilişkin hükmü bir arada gözetilmesi gerekir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ... E., ... K.)
FSEK m. 80/I/B'de "bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcılarının eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra (...) haklara sahip olacağı belirtilmiş olup, takiben (1) numaralı bendinde "eser sahibinin ve icracı sanatçının izni ile yapılan tespitten söz ettiğinden, Türk Hukuku'nda ilk tespitten doğan hakların kullanılabilmesi için; hem eser sahibinden hem de icracı sanatçıdan "mali hakları kullanma yetkisinin" devralınmış olması gerekir. Maddede mali hakları kullanma yetkisi ruhsat, lisans anlamında kullanılmıştır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi ... E.,... K.)
Sunulu ... 15.Sulh Hukuk Mahkemesinin ... esas-... karar ve 23.12.2011 tarihli veraset ilamı kapsamına göre davacının huzurdaki davayı tazminat davası olarak açmadığından mirasçı sıfatıyla tek başına tecavüzün önlenmesini talep etme hakkı olduğu, eserin alenileşme tarihinden itibaren 70 yıllık sürenin dolmadığı, müteveffa nın eser sahipliğinden doğan mali hakları nın FSEK md. 63/1 gereği mirasçılarına intikal edeceği, mali hakları sahibine veren ve ona eserden üçüncü kişilerin bu tarzda yararlanmalarına engel olma yetkilerini bahşeden mutlak haklardan birinin de işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkıFSEK m. 25 olduğu, dolayısıyla yüksek yargı uygulamalarına göre davacının tek başına mali hakların mirasçısı sıfatıyla tecavüzün önlenmesini talep etme hakkına haiz olduğu anlaşılmıştır. Toplanan deliller, eser işletme belgesi, HMK 266 madde kapsamında denetime uygun bilirkişilerce hazırlanan kök ve ek rapor içeriklerine göre, Esere tecavüzünün tespitine, muhtemel tecavüzlerin Ref’i ve men’ine, Yargılama sırasında davalının kullanımlarını sonlandırdığı gözetilerek davacı yanın tedbir talebi konusuz kaldığından bu yönde bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:
1-Esere tecavüzünün tespitine, muhtemel tecavüzlerin Ref’i ve men’ine,
2-Yargılama sırasında davalının kullanımlarını sonlandırdığı gözetilerek davacı yanın tedbir talebi konusuz kaldığından bu yönde bir karar verilmesine yer olmadığına,
3-Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 435,50 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafça yapılan başvurma harcı, peşin harç, bilirkişi ücretleri ve posta masraflarından oluşan toplam 9.883,05 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
6-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
7-Arta kalan gider ve delil avansının kararın kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi.06/03/2025
Katip ... Hakim ...
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır