T.C.
İSTANBUL
1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/141 Esas
KARAR NO : 2025/43
DAVA : Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini
DAVA TARİHİ : 01/08/2024
KARAR TARİHİ : 12/02/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; “...”, “...” ve “...” adlı internet siteleri tarafından davacı şirketin markası haksız şekilde kullanılarak marka hakkına tecavüz suçunun işlendiğini, marka hakkına tecavüzün tespiti ve kaldırılması gerekmekte olduğunu, ihlale konu internet sitelerinin davacı şirketin tüm ticari faaliyetlerini gerçekleştirdiği internet sitesi ile karışıklık doğurması davacı şirketin ticari itibarına zarar verdiğinden davacı şirketin daha fazla zarara uğramasını önlemek amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilerek ilgili url adreslerinin erişime engellenmesi gerekmekte olduğunu belirterek URL adına erişim engellenmesi konulu ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne, davacı şirketin marka hakkının ihlal edildiğinin tespitini, marka hakkına tecavüzün önlenmesini ve tecavüzün kaldırılmasını talep etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı yanın hiç bir hukuki ihtilaf bakımından ''içerik sağlayıcı'' olmadığını, sadece üst düzey alan adı kayıt operatörü servis sağlayıcılar ve büyük ölçekli kullanıcılar için alan adı kayıt platformu olduğunu, davalı yana atfı kabil bir kusur veyahut davalının markaya tecavüzü söz konusu olmadığını, davalı firma tarafından sunulan hizmetlerin içerik sağlayıcı olmadığından yasal mevzuat bakımından sorumluluğuna gidilemeyeceğini belirterek usul ve yasaya aykırı olarak açılmış olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmalık; Marka hakkının ihlal edildiğinin tespiti, marka hakkına tecavüzün önlenmesi, kaldırılması ile iş bu davanın konusunu teşkil eden alan adına erişim engeli konulmasına ilişkin tedbir kararı verilmesine ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
“...” alan adı yönünden davacı yan davasını davalı şirkete karşı ikame etmiş harici kalan adları yönünden ikame edilen davalar tefrik edilmiş, her bir alan adına ilişkin açılan dava ayrı birer dava olması sebebi ile ayrı ayrı peşin harç yatırılmış, yargılamaya davalı ... yönünden devam edilmiştir.
Yapılan tetkik ve incelemede; karşı tarafa ait olduğu belirtilen bahsi geçen “...” isimli alan adının güncel olarak kullanımda olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 17.07.2024 tarihinde kayıt olunduğu ve alan adı sahibinin açıkça belirtilmediği gizli olduğu, alan adının “... A.Ş” isimli ... firmasından satın alındığı, Yer Sağlayıcısı ve Erişim Sağlayıcısı “...” olduğu, Tespiti için bahsi geçen “...” karşı tarafın ilgili internet sitesinin içeriği
kontrol edildiğinde, ... isimli ... firmasında barındığına dair tek sayfadan oluşan içeriklerin bulunduğu ve açıklama olarak “Bu Alan Adı Kayıt Edilmiştir ve ... Sayfasını Kullanmaktadır.” şeklinde belirtildiği, başkada içerik bulunmadığı, tüm bu
bulgular ışığında ilgili alan adının kişi / kurum tarafından ... isimli ... firmasından satın alınmış olduğu, ancak içeriğine alan adı sahibi tarafından henüz (internet sitesi vb.) bir içerik konulmadığı, bu nedenle de içerik sağlayıcı hakkında herhangi bilgiye rastlanılmadığı,
Tespiti için bahsi geçen “...” alan adının satın alındığı Davalı ... Anonim Şirketi cevap dilekçesinde sunmuş olduğu belge incelendiğinde davaya konu alan adını davalı ... firmasından satın alan müşteri bilgilerinin; TC Kimlik Numarasının “...”, Adı Soyadının “...”, Açık Adresinin “...” olduğu dosyaya sunulan belgede açıkça gözüktüğü, bu bulgular ışığında davaya konu alan adının sahibinin “...” isimli şahıs olduğu, Davalı ...’nin ise davaya konu alan adı sahibi konumunda olmayıp kişisel veya kurumsal web siteleri için alan adı (domain) kaydetme – servis sağlayıcı ve yönetme hizmetleri sunmakta olan yani alan adı satışı yapmakta bir ... firması konumunda olduğu, davalı yanın somut olaya ilişkin olarak sorumluluğu , gerek 5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun”, gerekse de 6769 sayılı “Sınai Mülkiyet Kanunu” uyarınca mümkün olmadığı, 5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun 2. Maddesi uyarınca gerekli tanımlar kanun hükmü olarak mevzuatta yerini almıştır. Buna göre; “Erişim sağlayıcı: Kullanıcılarına internet ortamına erişim olanağı sağlayan her türlü gerçek veya tüzel kişileri, İçerik sağlayıcı: İnternet ortamı üzerinden kullanıcılara sunulan her türlü bilgi veya veriyi üreten, değiştiren ve sağlayan gerçek veya tüzel kişileri, İnternet ortamı: Haberleşme ile kişisel veya kurumsal bilgisayar sistemleri dışında kalan ve kamuya açık olan internet üzerinde oluşturulan ortamı, İnternet ortamında yapılan yayın: İnternet ortamında yer alan ve içeriğine belirsiz sayıda kişilerin ulaşabileceği verileri, Yer sağlayıcı: Hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan veya işleten gerçek veya tüzel kişileri,” ifade eder.
Bununla birlikte yukarıda bahsi geçen içerik sağlayıcı, yer sağlayıcı ve erişim sağlayıcının yükümlülükleri de ilgili mevzuatta yerini bulmuş olup şu şekilde hüküm altına alınmıştır:
İçerik sağlayıcının sorumluluğu
MADDE 4- (1) İçerik sağlayıcı, internet ortamında kullanıma sunduğu her türlü içerikten sorumludur.
(2) İçerik sağlayıcı, bağlantı sağladığı başkasına ait içerikten sorumlu değildir. Ancak, sunuş biçiminden, bağlantı sağladığı içeriği benimsediği ve kullanıcının söz konusu içeriğe ulaşmasını amaçladığı açıkça belli ise genel hükümlere göre sorumludur.
(3) (Ek:... md.) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 8/12/2015 tarihli ve E.: ..., K.: ... sayılı Kararı ile.)
Yukarıda belirtili hususlar nazara alındığında, Davalı ...’nin davaya konu alan adı sahibi konumunda olmayıp kişisel veya kurumsal web siteleri için alan adı (domain) kaydetme – servis sağlayıcı ve yönetme hizmetleri sunmakta olan yani alan adı satışı yapmakta bir ... firması konumunda olması sebebi ile davalı yanın sorumluluğu olmadığı, davalı yana husumet tevcihinin yanlış olduğu mahkememizce değerlendirilmiş. anılı sebeplerle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili her ne kadar HMK 124/3 maddesi gereğince taraf değişikliği isteminde bulunmuş ise de; ilgili maddenin tatbiki için maddi bir hatanın husule gelmesi yahut taraf değişikliği talebinin dürüstlük kuralına aykırı olmamasının gerektiği,
Bu madde gereğince somut olay incelendiğinde davacı yan dava dilekçesinin 2. Sayfası 4. Maddesinde dava konusu alan adının davalı şirkete ait olduğundan bahsetmiş, açıkça davalının sorumlu olduğunu beyan etmiş hülasa kendi iradesi ile davalıya dava açtığını açıkça ortaya koymuş olup, maddi bir hatanın bulunmadığı tartışmasızdır.
Alan adının davalıya ait olduğunu dava dilekçesi ile beyan eden davacı vekili, davalı vekilinin husumete yönelik savunması üzerine bu defa dava dilekçesindeki davalının sorumluluğuna ilişkin dayanak iddiasını değiştirerek davalı tarafın alan adı tedarikçisi olması sebebi ile sorumlu olması gerektiğini ve alan adı sahibinin tespitinin mümkün olmadığını beyan etmiş, yani dava dilekçesi ile alan adının sahibi olması sebebi ile davalı yanın sorumlu olması gerektiğini beyan eden davacı vekili cevap cevap dilekçesi ile bu defa alan adı tedarikçisi olması sebebi ile davalının sorumlu olması gerektiğini beyan etmiştir.
Davacı vekilinin davalının sorumluluk sebebine ilişkin değişen iddiaları sebebi ile taraf değişikliği istemi dürüstlük kuralına uygun olmadığı gibi davacı vekili her ne kadar dava dilekçesi ile alan adı sahibinin davalı olduğunu beyan edip sonrasında beyanını değiştirerek alan adı sahibinin tespitinin mümkün olmadığını beyan etmiş ise de; alan adı sahibinin tespitinin mümkün olmaması somut davada davalı yana husumet yöneltilmesini gerektirmez, nitekim davacı vekili tefrik olunan diğer iki alan adı yönünden de alan adı sahibini tespit edememiş ve mahkemece davalı sıfatına haiz olacak kişilerin araştırılmasını talep etmiştir.
Alan adının sahibini tespit edemediğini iddia eden davacının davalı tarafı " alan adı sahibi" olarak gösterip mahkemece alan adı sahipliğine ilişkin araştırma yapılmasını talep etmek yerine davada sorumluluğu olmayan şirkete dava yöneltilmesi yerinde olmayıp, anılı sebeplerle taraf değişikliği istemi de yerinde bulunmamıştır.
Anılı sebeplerle davanın ve tedbir isteminin pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, davanın reddine karar verilmiş olması sebebi ile davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilerek aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
1-Davacı yanın HMK 124/3 maddesine dayalı taraf değişikliği isteminin REDDİ ile açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, husumet yokluğu sebebiyle tedbir isteminin de REDDİNE,
2- Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 187,80 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına.
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Arta kalan gider ve delil avansının kararın kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine,
Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.12/02/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır