T.C.
İSTANBUL
1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/364 Esas
KARAR NO : 2025/29
DAVA : Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/11/2021
KARAR TARİHİ : 28/01/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin uzun zamandır dizi ve film yapımcılığı sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, birçok sevilen ve başarılı yapıma imza attığını, yıllardır profesyonel şekilde prodüksiyon çalışmalarını sürdüren şirketin, yine profesyonel bir şekilde her bir yapım projesinde katkıda bulunan eser sahiplerinden FSEK' ten doğan tüm haklarını koruyacak ve telif bedellerini ödeyecek şekilde hak devirlerini gerçekleştirdiğini, davalının ise davacının birçok eserinde senarist olarak görev yaptığını, 4630 sayılı FSEK ek md. 2. hükmü ile 1995 öncesi döneme ait olan tüm yapımlarda yapımcının eser sahibi statüsünün korunduğunu, FSEK ek md. 2/4 'de “Bu Kanunun sinema eseri sahipliği ile ilgili hükümleri, 4110 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 12.06.1995 tarihinden sonra yapımına başlanan sinema eserlerine uygulanır” şeklinde olduğunu, 12.06.1995 tarihinden önce vücuda getirilen ve yapımına başlanan sinema eserlerinde icrası bulunan icracı sanatçıların, icraları üzerinde mali hakları bulunmadığını, davalının daha önce senaryosunu yazdığı 347 filmin 1 Ocak 2004 tarihleri arasında ... kanallarında 1891 kez gösterildiği gerekçesiyle söz konusu eserlerle ilgili olarak 5846 sayılı kanundan (FSEK) doğan eser sahipliğinin tespiti, eser sahipliğinden kaynaklanan mali ve manevi haklarına tecavüzün men'i ve 50.000,00 TL tazminat ödenmesi talebiyle 07.07.2004' te ... FSHHM' de bir dava açtığını, yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda 347 filmden “...”, “...” ve “...” isimli üçü dışındakilerin yapımına başlanma tarihinin 12.06.1995 tarihinden önce olması gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, kararın temyiz edildiğini, temyiz talebinin reddedildiğini, davalının, davacı şirkete ait ...' nda yer alan videolarına kaldırılması için ...' un değişik zamanlarda şikayetlerde bulunduğunu, ... kanalının 2016 yılından bu yana aktif olarak yayında olduğunu, 2021 Ekim ayı itibariyle 345.000 abonesi bulunduğunu, söz konusu kanalın günlük 250.000 ' den fazla izlenmeye, aylık olarak ta 5.000' den fazla yeni abone sayısına ulaşmakta olduğunu, davalının ilk olarak davacı şirkete ait ... kanalında yer alan “...” isimli filmin yayından kaldırılması için ...' a eserin kendisine ait olduğunu ve bu sebeple yayından kaldırılması gerektiğine ilişkin şikayette bulunduğunu, ... tarafından 23.09.2020 tarihinde filmin yayından kaldırıldığının bildirildiğini, 24.09.2020 tarihli mail ile de filmin yayından kaldırılmasına karşı bildirimde bulunduklarını, eser işletme belgesinin ...' a 25.09.2020 tarihinde geri dönüş yapılması ardından ... tarafından davalıya eserin kendine ait olduğunu gösterir belge sunması için 10 -14 iş günü süre verildiğini, davalının böyle bir delil sunamamasından 08.10.2020 tarihli mail bildirimi ile filmin tekrar yayına alındığını, eser işletme belgesinin yapımcının hak sahipliğini ispatlayan, delil niteliğinde bir belge olduğunu, eser işletme belgesinin bir ispat aracı olduğunu, haczedilebilir olduğunu, söz konusu eserlerin davacıya ait olduğunu, davalının son olarak 08.09.2021 tarihinde birden fazla video için ...' a şikayette bulunarak söz konusu eserlerin kendisine ait olduğunu tekrar ileri sürdüğünü, söz konusu şikayet sonucunda da davacı şirketin kanalında 5' ten fazla videoya telif hakkı ihtarı gelmesi nedeniyle ...' un evrensel bir kural olarak ihtar sonuçlanana kadar kanalın yeni video yüklemesine izin verilmediğini, yani mevcut durumda ...' un söz konusu videolara erişimi engellendiği gibi yeni videolar eklenmesine de artık izin verilmediğini, yeni video yüklenemiyor olunmasının hem kanalın izlenmesini, hem geliri hem de yeni abone sayısını geriye çektiğini, bu hususun saygın bir yapım şirketi olan davacının itibarını zedelediğini, huzurdaki davanın kabulünü, fazlaya dair tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat, hakkın kötüye kullanılması sebebiyle 10.000,00 TL tazminat ile davacı davacının uğramış olduğu manevi zarar nedeniyle 20.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek olan yasal faizleri ile birlikte tahsiline, davaya konu ... kanalına ilişkin davalının şikayetlerinin önlenmesi için teminatsız olarak tedbir kararı verilmesine, yapılan yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davacı yanın yapımcısı olduğu “..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...., ..., ..., ..., ..., ...” toplam yirmi adet sinematografik eserin senaryo, diyalog yazarı, hikaye yazarı sıfatlarıyla eser sahibi olduğunu, müvekkilinin eser sahibi olduğu sinema fimlerinin, davacı yan tarafından müvekkilinden izin alınmaksızın davacı yanın kendisine ait olan “...” isimli ... kanalında gerek bütün olarak gerekse sahneler halinde yayınlandığını, müvekkilinin eser sahibi olduğu sinema filmlerinin davacı yan tarafından izinsiz olarak yayınlanması ile 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında müvekkilinin gerek ilim edebiyat eseri sahipliğinden gerekse sinema eseri sahipliğinden doğan mali ve manevi haklarının açıkça ihlal edildiğini, müvekkilinin eser sahibi olarak diğer dava dışı müvekkili ... /...' in üyesi olduğunu, müvekkilinin imzaladığı üyelik yetki belgesi ile eserlerinden doğan mali haklarının korunması için ... üye olduğunu, ...' in müvekkilinin 5846 sayılı FSEK' ten doğan haklarını korumak adına yapılan faaliyetlerinin hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirilemeyeceğini, ...'in üyesi müvekkili ...' ın eserlerinin ... platformu içinden izinsiz olarak yayınlanması üzerine ... telif hakları merkezine telif hakkı şikayetleri yapmakta olup, ... telif hakları merkezinin bu şikayetleri haklı bulması halinde izinsiz yayınlanan eserlerin yayından kaldırıldığını, 2102/2001 tarih, 4630 ayılı yasanın 15. maddesi ile 5846 sayılı yasanın 25. Maddesinin değiştirildiğini ve 25/2 maddesinin de bu değişiklik ile yasada yer aldığını, Fikir ve Sanat Eserlerinin digital ortamda kullanımının tanımının 25/2 maddesi ile yapıldığını, müvekkili ...'ı n özgün hikaye ve senaryo yazarı sıfatıyla davacı yana davaya konu sinema filmlerinin yapım yıllarında yani 1995 öncesinde yasada yer almayan bir mali hakkını devretmiş olmasının ek maddeye rağmen mümkün olmadığını, ülkemizin 168 ülkenin tarafı olduğu uluslararası alanda imzalı olan Edebiyat ve Sanat Eserlerinin Korunmasına İlişkin Bern Sözleşmesi'nin tarafı olduğunu, Bern Sözleşmesi 14. Maddesinde sinematografik olarak işlenen eserlerin dağıtımı, topluma iletimi, temsili konusunda münhasıran izin verme yetkisinin eser sahibine ait olduğunun belirtildiğini, müvekkilinin eser sahibi olduğu eserlerin davacı yan tarafından izinsiz olarak kullanıldığı ve dava dışı müvekkili ... meslek birliğinin bahse konu izinsiz kullanımları önlemek için üyesi adına idari, hukuki ve cezai başvuruda bulunduğunu, FSEK ek madde 2'nin yok hükmünde olduğunu, dava dışı müvekkili Senaristbir meslek birliğinin davaya müvekkilinin yanında katılmasının müvekkillerinin her türlü dava, talep ve başvuru haklarını saklı tuttuğunu, huzurdaki davanın reddini talep ettiğini beyan etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmalığın; Fsek 66. Madde kapsamında eser sahibinin mali ve manevi haklarına tecavüz kapsamında hakkın kötüye kullanılması nedeniyle şimdilik 1.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL maddi, 20.000,00 manevi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili, ... kanalına şikayetlerin önlenmesi için tedbir kararı verilmesi istemli olarak açıldığı anlaşılmıştır.
Bilirkişiler ..., ...ve ...16.10.2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacının e-defter mükellefiyeti olduğu, e-defter beratlarının GİB sistemine yasal süresi içerisinde yüklendiği, defterlerin TTK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, defterlerin sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu, davacı kayıtlarında ... kanalına ilişkin kayıtların “...” hesap kodunda takip edildiğinin görüldüğü, bu kanala ilişkin gelirler yıllar itibariyle 2020 yılında 42.576.793,46 TL Brüt Satış, 42.570.075,76 TL Net Satış gerçekleştirdiği, 6.379.811,30 TL Satış Maliyeti oluştuğu ve 36.190.264,46 TL Brüt Satış Karına ulaştığı, buradan hareketle kar marjı hesaplandığında 36.190.264,46/ 42.570.075,76 0,85 oranında kar marjı gerçekleştiği, 2020 yılında yaşanan gelir kaybına kar marjı oranlandığında 354.191,76 9685 - 301.063,00 TL kar kaybı oluşabileceği, FSEK 8/3 hükmünde sinema eserlerinde yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı ve diyalog yazarı eserin birlikte sahibidirler... denildiği, 5846 sayılı FSEK m. EK 2 hükmünde ise "Bu kanundaki koruma süreleri komşu haklar, sinema eserleri, bilgisayar programları ve veri tabanları bakımından, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra alenileşen eserlere, işlenmeler ve mahsullere uygulanacağı, bu kanunun sinema eseri sahipliği ile ilgili hükümleri, 4110 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği 12.06.1995 tarihinden sonra yapımına başlanan sinema eserlerine uygulanır." düzenlemesine yer verildiği, dolayısıyla 12.06.1995 tarihinden önce meydana getirilen ve yapımına başlanan sinema eserlerinde hak sahibi sadece sinema eserini imal ettiren yani yapımcı olup senaristin herhangi bir hak sahipliği bulunmadığı, bu bakımından somut davada davalının senaristi olduğu sinema eserlerinden kaynaklı eser sahipliğinin söz konusu olmadığının kanaatine ulaşıldığı, davalının FSEK'ten kaynaklanan bir eser sahipliğinin söz konu olmadığı, davacının ... gelirlerinde meydana gelen azalmanın, davalı şikayetlerinden kaynaklandığı kanaatinin oluşması halinde davacının talep edebileceği kar kaybının 301.063,00 TL olabileceği yönünde görüş bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ... ve ...06.04.2024 tarihli ek bilirkişi raporlarında özetle; davalı tarafça dosyaya ibraz edilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... E. ve ... K. sayılı ilamında özetle; senaryonun bir tiyatro veya sinema eserinde, genel olarak eserin izleyicilere belirli bir plan ve mantık silsilesi içerisinde gösterilmesini sağlayan sahnelerin kurgusu ile anlatımı ve betimlemesi ile yaratılan karakter ve tiplemelerin sözlü ve sözsüz repliklerini konu alan, 5846 sayılı kanunun 2. maddesinin ikinci fıkrası anlamında bir edebiyat eseri olduğu, senaryo eserleri de diğer eserler gibi sahiplerine 5846 sayılı kanunun 27. maddesi uyarınca gerçek kişiler için yaşam 70 yıl (tüzel kişiler yönünden aleniyet tarihinden itibaren 70 yıl) süresince koruma sağlandığı, bu süre 17.06.1995 tarih ve 4110 sayılı kanun öncesinde yaşam 50 yıl olduğu, 5846 sayılı kanunun 29. maddesindeki “El işleri, küçük sanat eserleri, fotoğraf ve sinema eserleri için koruma süresi aleniyet tarihinden itibaren 20 yıldır” şeklindeki düzenleme, 17.06.1995 tarih ve 4110 sayılı kanun değişikliği ile aleniyet tarihinden itibaren 70 yıla çıkarılmış, 21.02.2001 tarih ve 4630 sayılı kanun ile de bu madde ilga edilerek eserler yönünden tüm koruma süreleri 27. madde ile yeknesak şekilde düzenlenmiş olduğu, 5846 sayılı kanunun 8. maddesi uyarınca sinema eserlerinde; yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı ve diyalog yazarı, eserin birlikte sahibi olarak kabul edildiği, bununla birlikte 5846 sayılı kanunda 07.06.1995 tarih ve 4110 sayılı kanun ile yapılan değişiklik öncesinde ise yaratılan sinema eserlerinde eser sahibi onu “imal ettiren” kişi olduğu, 5846 sayılı kanunun 51. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ileride çıkarılacak mevzuatla mali hakların şümulünün genişletilmesi veya koruma süresinin uzatılmasından doğacak salahiyetlerden vazgeçmeyi yahut bunların devrini ihtiva eden sözleşmeler batıl olarak kabul edilmiş olduğundan eserden doğan mali hakların koruma kapsamını genişleten her türlü mevzuat değişikliğinden eser sahipleri yararlanacakları, 5846 sayılı kanunun 51. maddesi uyarınca sürelerin uzatılmasıyla birlikte koruma süresi, filmlerin 1961-1993 yılları arasındaki aleniyet tarihi itibariyle yirmi yıl sonrasında son bulmuş iken, koruma sürelerinin uzatılmasıyla birlikte bu süre tüzel kişiler yönünden 2148 yılına kadar uzadığı, aynı şekilde, bir edebiyat eseri türü itibariyle senaryo eserlerinden doğan yaşam 50 yıllık koruma süresi ise yaşam 70 yıla uzamış olduğu, ayrıca 5846 sayılı kanunun Ek 2. maddesinin son fıkrası uyarınca, “Bu Kanunun sinema eseri sahipliği ile ilgili hükümleri, 4110 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 12.06.1995 tarihinden sonra yapımına başlanan sinema eserlerine uygulanır” düzenlemesinin de olayda uygulanma yeri bulunmadığı, zira, senaryo eseri sahipleri 4110 sayılı kanun öncesinde ve sonrasında da eser sahibi olarak kabul edildiği, öte yandan 4110 sayılı kanun ile ilk defa eser sahibi olarak tanımlanan “...” yazarları yönünden Ek 2. maddenin Anayasa'ya aykırılığına karar verildiği, (29.12.2011 tarih ve ...E., ... K.) bu karar uyarınca diyalog yazarları, 1995 yılı öncesi filmler yönünden de hak sahibi sayıldıklarından bahisle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına, 16.01.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verilmiş olduğu, daire üyesi Şaban Kazdal tarafından yazılmış olan muhalefet şerhinde ise özetle; kimlerin eser sahibi olabileceği 5846 sayılı kanunun 8. maddesinde düzenlendiği, bu maddeye göre "bir eserin sahibi onu meydana getirendir. Bir işlemenin veya derlemenin sahibi, asıl eser sahibinin hakları mahfuz kalmak şartıyla onu işleyendir. sinema eserlerinde yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı ve diyalog yazarı, eserin birlikte sahibidirler. Canlandırma tekniğiyle yapılmış sinema eserlerinde, animatör de eserin birlikte sahipleri arasındadır." Her ne kadar 5846 sayılı kanunun 8. maddesinde senaryo yazarı da sinema eseri sahipleri arasında sayılmış ise de 17.06.1995 tarih ve 4110 sayılı kanun ile yapılan değişiklikten önceki düzenlemeye göre sinema eseri sahibi eseri imal edenlerdir. Yani 1995 değişikliğinden önce senaryo yazarı eser sahipleri arasında sayılmadığı, yine 5846 sayılı kanunun Ek 2. maddesinin son fıkrası" Bu Kanunun sinema eseri sahipliği ile ilgili hükümleri, 4110 sayılı Kanun yürürlüğe girdiği 12.06.1995 tarihinden sonra yapımına başlanan sinema eserlerine uygulanır." hükmünü haizdir. Bu hükmün mefhum-u muhalifinden 1995 değişikliğinden önce yapımına başlanmış sinema eserlerinin sahiplerinin değişiklikten önceki hükümlere göre belirleneceği anlamı çıkmakta olduğu, yeri gelmişken dava konusu sinema filminin yapımının 1995 değişikliğinden önce tamamlandığı, 5846 sayılı kanunun Ek 2. maddesi diyalog yazarı ve animatörler yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olsa da senaryo yazarları bakımından halen yürürlükte olduğu, bu da 1995 değişikliğinden önce yapımına başlanan sinema eserlerinde eser sahibi sadece eseri imal edenler olduğu, senaryo yazarları 1995 değişikliğinden önce sinema eseri sahibi kabul edilmemiş olduğundan bahisle çoğunluk görüşüne katılmadığını ifade ettiği, yargıtay kararında somut davada 5846 sayılı kanunun Ek 2. maddesinin son fıkrasında yer alan, “Bu Kanunun sinema eseri sahipliği ile ilgili hükümleri, 4110 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği 12.06.1995 tarihinden sonra yapımına başlanan sinema eserlerine uygulanır” düzenlenmesinin olayda uygulanma yeri olmadığına ilişkin değerlendirmesi hukuken hatalı olduğu, zira maddede 5846 sayılı kanundaki eser sahipliğinden değil müstakilen sinema eseri sahipliğine ilişkin hükümlerden bahsedildiği, diğer bir ifadeyle herhangi bir eser kategorisindeki eser sahipliği değil, münhasıran sinema eseri sahipliği ile ilgili hükümlerinin 1995 yılından sonra yapımına başlanan sinema eserlerine uygulanacağı vurgulandığı, karşı oyda da yerine olarak ifade edildiği üzere 1995 değişikliğinden önce senaryo yazarı, sinema eseri sahipleri arasında sayılmadığı, her ne kadar 1995 yılında yapılan değişikliklerin amacı sinema eserine fikri katkı sunan diğer paydaşlara da hak sahipliğinin tanınması ise de bu düzenleme 1995 yılından önce ve sonra yapılmış sinema filmleri arasında bir eşitsizliğe yol açmakta olduğu, kanun koyucunun geçmiş dönemde eser sahipliklerinin tespitindeki güçlükler ve işin mali riskini üstelenen yapımcıyı koruma gayesi getirdiği düzenlemenin gelişen teknolojiyle beraber artık haklı bir gerekçe oluşturmayacağı izahtan vareste olduğu, dolayısıyla 1995 öncesi sinema eserleri bakımından yapımcıya münhasıran eser sahipliğinin tanınmasının makul bir gerekçesi olmadığı gibi, FSEK m. 8 düzenlemesinin amacıyla da bağdaşmamakta olup, uygulamada eşitsiz ve adaletsiz sonuçlara yol açmakta olduğunu, Mali Değerlendirme yönünden; kök raporda yapılan hesap hatası sonucu 2019' dan 2020 yılına değişim yüzdesinin % 26,31 olduğunun hesaplandığı, ek raporda yapılan değişim yüzdeleri hesabına göre 2017, 2018 yıllarında % 113,54 ve 115,48 oranında büyük bir artış olduğu, 2019 yılında artışın 9652,26 oranında gerçekleştiği, dava konusu yayın durdurma fiilinin gerçekleştiği 2020 yılında ise gelir artışının 96 35,71 oranında gerçekleştiğinin görüldüğü bir önceki yıl ile kıyaslama yapılırsa: 52,26 - 35,71 = %16,55 gibi bir azalma oluştuğunun görüldüğü, daha önceki yıl ile kıyaslama yapılırsa: 115,48 - 35,71 = % 79,77 gibi bir azalma oluştuğu, (2021 yılında tekrar % 100 üzerine çıktığı için hesaplama yapılmıştır) iki değişimin ortalaması alınırsa; (16,55 + 79,77) / 2 = 48,16 davacının değişim yüzdeleri hesaplamasına yapılan itirazın hesap bazında yerinde olduğu, önceki yıl ve sonraki yıl kıyaslaması yapıldığında % 50 oranının baz alınabileceği, kök raporda yapılan hesaplamayı değiştirecek bir husus bulunmadığı yönünde görüş bildirdikleri görülmüştür.
Davacı vekili 20.01.2025 havale tarihli dilekçesi ile, davadan feragat ettiğini ve karşın taraftan yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi olmadığını bildirmiş, davacı vekilinin vekaletnamesi incelendiğinde davadan feragat yetkisinin bulunduğu bu durumda davacının talep içeriği incelendiğinde esas itibari ile feragat iradesi ile beyanda bulunduğu mahkememizce değerlendirilmiş olup davanın feragat nedeniyle reddine dair karar verilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davacı vekili 20.01.2025 havale tarihli dilekçesi ile davadan feragat etmiş olmakla HMK 307.maddesi gözetilerek DAVANIN FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
2-615,40 TL ilam harcının 529,41 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 85,99 TL' nin davacıdan tahsiline,
3-Taraflar lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti hususunda hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine,
Dair karar taraf vekillerinin yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK OLMAK ÜZERE karar verildi. 28/01/2025
Katip
e-imza
Hakim
e-imza