T.C.
İSTANBUL
1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/89 Esas
KARAR NO : 2024/265
DAVA : Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini
DAVA TARİHİ : 22/03/2023
KARAR TARİHİ : 04/12/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ..., tüm yaşamı boyunca 500 kadar plak ve müzik albümü yapmış olduğunu, Türk Sanat Müziği'nin büyük sesi, Devlet Sanatçısı ...'ın, sanat yaşamı konser vermek ve müzik plakları ile albümleri hazırlamakla geçmiş olduğunu, Gramofon ile başlayan çalışmaları yerini 45'lik plaklara, daha sonra ... ve kasetlere, CD'lere bırakmış olduğunu, sanatçının ... firması için yüz bin kadar taş plak kaydı olduğunu, ... 1998 yılında Devlet Sanatçısı seçilmiş olduğunu, ...'ın yeteneği, Cumhuriyet'in kurucusu ve Türk sanat müziğinin büyük hayranı ...'ün de ilgisini çekmiş ve sanatçı birçok kez onun huzurunda, özel meclislerinde şarkı okumuş olduğunu, ... 1998'de Devlet Sanatçısı unvanı ve “Cumhuriyet'in Divası lakabını almış olduğunu, Yine davalı işletmenin hizmet servisine başlaması akabinde gece boyu ... icracısı olduğu şarkılar dinletilmekte olduğunu, (EK:1) Ayrıca işletmenin duvarlarında dekorasyon olarak “...", “...” yazmakta olduğunu, davalı yan, popülariteden faydalanmak suretiyle işletmesinde ... konsepti oluşturarak bir ticari politika gütmüş ve nitekim bu politikasıyla ticari kar elde etmiş olduğunu, Günümüzde gelişen teknoloji, insan ilişkileri, psikoloji ilmi ve pazarlama teknikleri beş yıl önceyle dahi, aynı olmadığını, bu durumda gelişen şartlara güncel hukukun da adapte olması gerekmekte olduğunu, hukukun “yaşayan” nitelik arz etmesi, onun aynı zamanda sürekli “gelişen” ve “değişen” bir yapıda olmasını da gerektirdiğini, bu gibi nedenlerle fikri mülkiyete ilişkin hırsızlığın ve hazıra konmanın önüne geçilerek toplumun daha yaratıcı olması sağlanacak ve gelişim mecbur hale geleceğini, bu yönüyle fikri mülkiyet korumaları kamu refahı ve düzeyi için elzem olduğunu, Bu somut olayda açıkça bir başkasına ait kişisel haklar ve bu kişisel hakların sosyal hayata yansıması olan sanatçı sıfatı ve dolayısı ile popülarite, kullanılmak suretiyle, açılan bir ticari işletmenin pazarlama politikası haline getirilmiş olduğunu, netice itibariyle ortada kazanılan bir para bulunmakta, bu paranın hiç kazanılmadığını varsaysak dahi hukuk dünyasında peyda olmuş ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların somut hale bürünmesiyle bir yapı meydana gelmiş olduğunu, ortaya çıkan bu yapıda ...'ın hakkı olduğu su götürmez bir gerçek olduğunu, dolayısı ile bu hak ve sorumluluklar, miraskarları tarafından takip edilmek istenmiş olduğunu İşletme içerisinde ekseriyetle çalınan ... icrası parçalar, aynalardaki ve duvarlardaki "...", "..." gibi ... isminin kullanılması da aynı amaca hizmet etmekte olduğunu, Müşterilerin bu tanıdık etkisi ile davada adı geçen ... adlı mekana yönelmeleri, diğer mekanlara oranla daha yüksektir. Bu sayede ... isminin kullanımı, şarkılarının kullanımı, sözlerinin kullanımı psikolojik bir pazarlama şekli olduğunu, müşterilerin adı geçen mekanı tercih etmelerinin bir nedeni de şahsın isminin kullanılıyor olması olabilir olduğunu, Davalı yan ...'in en bilinen işletmelerinden biri olup oluşturduğu ... konseptiyle ciddi ticari kar elde etmiş olduğunu, ekte paylaşmış olduğumuz müşteri yorumlarından da görüleceği üzere sadece ... halkına değil yerli ve yabancı müşterilerin de uğrak mekanı olduğunu, Somut olayı incelediğinde davalı yanın instagram hesabında (...) 28/07/2016 tarihli paylaşımla ilk ... paylaşımı yapılmış olup günümüze kadar düzenli aralıklarla muhtelif ... görselleri kamuya arz edilmeye devam etmekte olduğunu, oluşturulan konseptin tamamen ... odaklı olduğunu, 14/03/2023 tarihli tespitle davalı firmanın instagram hesabında 1030 adet gönderi paylaştığı tespit edildiğini, bu gönderilerin bir çoğunda ...' a ait görsel kullanılmış olduğunu, bir çoğunda da ... 'ın icralarının ses kaydı kullanılmış olduğunu, yine Instagram hesabında paylaşılan gönderiler, videolar ve diğer instagram kullanıcılarının davalı işletme hakkında paylaştıkları gönderiler detaylı incelendiğinde bu somut olayın baştan sona ... gölgesinde biçimlendirildiği görülecek olduğunu, ayrıca mekanda ... konsepti olduğunu ve genelde ağırlıklı olarak ... çalındığını ikrar ve tasdik eden sadece ...'da 358 adet 3. Kişi müşterilerin yorum ve görüşleri de bulunmakta olduğunu, (EK:4), İş bu yorumlarla sabittir ki, söz konusu işletme sadece...'in en bilindik işletmelerinden olmakla kalmamakla birlikte, 81 ilden müşteriye hizmet vermekte olduğunu, bu durum da işletmenin ticari karının ne denli büyük olduğunu gayet açık bir şekilde kanıtlar nitelikte olduğunu, Tüm bu bahsi geçen ihlaller fsek hükümleri gereğince ayrıca kişilik hakları yönünden incelendiğinde her bir ihlalin ayrıca değerlendirilmesi gerekmekte olduğunu, kişisel popülerliğini sanatı sayesinde elde etmiş olan güzide sanatçı ...'ın namı, görseli, sanat icraları kullanılarak davalı yan tarafından genel bir ticari politikanın izlendiği açık olduğunu, Davalı yanın tüm gelirlerini gösteren defter, belge, kayıt vs'nin incelenmesini, davalı işletme içerisinde kamuya arz edilen şarkılar için müyorbir' e, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğüne ve ilgili tüm kurumlara müzekkere yazılmasını talep etmekte olduklarını, Ayrıca örnek teşkil etmesi adına belirtmek gerekir ki, Türkiye'nin en bilindik firmalarından olan ... (... A.Ş.) tarafından üretilen rakı bardaklarında ve rakı şişelerinde, sadece ... isminin yazılı olması sebebiyle muris ...'ın miras karlarından izin alınmış ve bu üretim hasebiyle miraskarlara 21/10/2021 tarihinde 125.000 ti bedel ödenmiş olduğunu, Dava tarihinden itibaren olmak üzere, davaya konu ... adlı işletmede öncelikle "..." ismini verdikleri tabelanın kaldırılmasının akabinde, işletme içerisinde ... konsepti oluşturan her bir ürünün kaldırılmasının, çoğaltılmasının, yayılmasının önlenmesi ve ...'ın icracısı olduğu şarkıların işletme içerisinde dinletilmek ve sosyal medyalarında (instagram) paylaşılmak suretiyle umuma arzının durdurulması için İHTİYATİ TEDBİR KARARI verilmesine, FSEK m.66 uyarınca devam eden tecavüzün ref'i ve muhtemel tecavüzün men'ine, Davalı şirket tarafından muris ...'a ait görsellerin işletme içerisinde kullanılması sebebiyle FSEK m. 68/1 uyarınca, davalının sözleşme yapılması halinde isteyebileceği bedelin 3 katının ŞİMDİLİK 100,00 TL'sinin bilirkişi raporu neticesinde tam ve kesin miktar belirlendiğinde artırılmak üzere söz konusu ihlalin gerçekleştiği 08/02/2012 tarihten itibaren işleyecek olan avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı davalıe verilmesine, İşletme içinde umuma arz edilen M.S icralarına ilişkin FSEK m. 68/1 uyarınca, davalının sözleşme yapılması halinde isteyebileceği bedelin 3 katının ŞİMDİLİK 100,00 TL'sinin bilirkişi raporu neticesinde tam ve kesin miktar belirlendiğinde artırılmak üzere söz konusu ihlalin gerçekleştiği 08/02/2012 tarihten itibaren işleyecek olan avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı davalıe verilmesine, Davalı şirketin muris ...'ın görsellerini görüntü olarak sosyal medya hesaplarında kullanılması sebebiyle, FSEK m. 68/1 uyarınca, davalının sözleşme yapılması halinde isteyebileceği bedelin 3 katının ŞİMDİLİK 100,00 TL'sinin bilirkişi raporu neticesinde tam ve kesin miktar belirlendiğinde artırılmak üzere söz konusu ihlalin gerçekleştiği 28/07/2016 tarihten itibaren işleyecek olan avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı şirketin muris ...'ın icralarının ses olarak sosyal medya hesaplarında kullanılması sebebiyle, FSEK m. 68/1 uyarınca, davalının sözleşme yapılması halinde isteyebileceği bedelin 3 katının ŞİMDİLİK 100,00 TL'sinin bilirkişi raporu neticesinde tam ve kesin miktar belirlendiğinde artırılmak üzere söz konusu ihlalin gerçekleştiği 28/07/2016 tarihten itibaren işleyecek olan avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı şirketin muris ...'ın görsellerini bardak üzerine basmak suretiyle çoğaltması ve bir reklam malzemesi haline getirilmesi sebebiyle FSEK m. 68/1 uyarınca, davalının sözleşme yapılması halinde isteyebileceği bedelin 3 katının ŞİMDİLİK 100,00 TL'sinin bilirkişi raporu neticesinde tam ve kesin miktar belirlendiğinde artırılmak üzere söz konusu ihlalin gerçekleştiği 08/02/2012 tarihten itibaren işleyecek olan avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı davalıe verilmesine, Muris ...'ın manevi haklarının haleldar olması sebebiyle FSEK m. 70 uyarınca 100.000,00 TL manevi tazminatın 08/02/2012 ihlal tarihinden itibaren işleyecek olan kanuni faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesindeki soyut iddialarının kabul etmediklerini, Davalının işletmesinin ... isimli sanatçı ile ilgili herhangi bir faaliyeti olmadığını, davacı iddialarını yalnız varsayımlara dayandırmakta olduğunu davacının iddiaları gerçek dışı olduğu gibi yalnız kendine ait çıkarımlardan vardığı sonuçları anlamakta mümkün olmadığını, Davacı dilekçesinde davalının işletmesinin isminin ... olması sebebiyle ... isminin ... isimli sanatçıyı hatırlattığını, Davalı herhangi bir kişilik hakkını ihlal etmiş olmadığını, Kaldı ki davacının tescil dahi edilmemiş bir isme dair hak talep edebilmesi mümkün olmadığını, bir ad ve ayırt edici işaretin marka olarak tescil edilmesi halinde marka olarak korunacak olduğunu, Davacı dava dilekçesinde ...'a ait görsellerinin; davalının işletmesi içerisinde kullanıldığını, davalının sosyal medya hesaplarında paylaşıldığını, bardak üzerine basmak suretiyle çoğaltması iddia etmiş olup söz konusu iddiaları gerçek dışı olup kabul etmediklerini, Davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek üzere; bahsi geçen hususların bir an için varlığını kabul etsek dahi davalı herhangi bir hak ihlali gerçekleştirmiş olmadığını, Davacının FSEK'e dayanan davasının, dayanak fotoğrafların "eser" niteliğinde olmadığından reddi gerekmekte olduğunu, Somut olayda kullanıldığı iddia edilen fotoğraflar “Eser mahiyetinde olmasalar bile FSEK 86.maddedeki kapsamında herhangi bir kişilik hakkının ihlaline yol açmamakta olduğunu, Davacı taraf dava dilekçesinde davalının işletmesi içinde ... icralarının umuma arz edildiğini ve ses olarak sosyal medyada kullanıldığı iddiasını kabul etmediklerini, Davalının işletmesi bir ... olup müzikli eğlence mekanı olmadığını, kaldı ki davacının iddiasını bir an için doğru kabul etsek dahi Umuma açık işletmelerde müzik eserinin radyodan veya televizyondan yayınlanması halinde, icracı sanatçı ve eser sahibinin bu yayını engelleme açısından haklarının bulunmamakta olduğunu bu yayın nedeniyle sadece radyo veya televizyon yayıncısının yayın üzerinde inhisari nitelikte mali haklarının ihlalinin söz konusu olabilecek bu durumda, müzik eserinin radyo veya televizyondan yapılan yayınını umuma ileten işletmeci, sadece radyo veya televizyon yayıncısının haklarını ihlal edebillir olduğunu, icracı sanatçılar yönünden hakların ihlalinden bahsedilemez olduğunu, davacının tazminat taleplerinin davacının FSEK uyarınca korunmaya değer bir hakkının bulunmaması, FSEK dayanarak tazminat talep edilemeyecek olması ve zaten tecavüzün men'ini talep ederken aynı zamanda FSEK m. 68 kapsamında tazminat da talep edemeyecek olması sebepleri ile hukuki dayanaktan yoksundur ve reddi gerekmekte olduğunu, FSEK'in 68. maddesine göre rayiç bedelin 3 katı mali hak talebinde bulunan hak sahibi, dava tarihine kadar olan tecavüz konusuyla ilgili, çoğaltılmış ya da dağıtılmış olan eserin toplatılması, imha edilmesi gibi diğer ref taleplerini ileri süremeyecek olduğun, zira m. 68 kapsamında talep edilen mali hakkın teminiyle birlikte tecavüzün farazi sözleşme ilişkisiyle ortadan kalktığına karar verilmekte olduğunu, Davacının ihtiyati tedbir talebi hem haksız hem de kapsamı itibarı ile yargılamayı gerektirmekte olduğunu, işin esasına girilmeden, savunma ve karşı davamız dinlenmeden ve davacı lehine dava sonucunu sağlayacak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesi hukuka aykırı olacağı şeklinde beyan ve talep etmiştir.
İlgili yerlere müzekkereler yazılmış, cevabi yazılar dosya arasına alınmıştır.
Talimat yolu ile davalı işletmesinde inceleme yapılmış, 11.03.2024 tarihli bilirkişi raporunda ...'a ait herhangi bir görsel yahut eserlerine ilişkin sözlü bir veriye rastlanılmadığı tespit edilmiştir.
Bilirkişiler ..., ..., ...ve ... 09/04/2024 tarihli bilirkişi raporlarında özetle; Davacı tarafından sunulan ve davalıya ait olduğu belirtilen ilgili “..." Instagram sosyal medya hesabının “...” profil sayfasının ve paylaşımların güncel olarak yayında olduğu, paylaşımların içerikleri incelendiğinde genel olarak Yeme / İçme - Restaurant" ile ilgili içeriklerden oluştuğu, davacı tarafından USB bellek içeriğinde sunulan davaya konu paylaşımların güncel olarak yayında olmadığı, ancak dosyaya sunulan ekran görüntülerinden ve video içeriklerinde davaya konu ...'a ait görsellerin ve ses icralarının bulunduğu paylaşımların bu hesaptan geçmişte yapıldığı, dava sonrasında yayından kaldırıldığı anlaşıldığı, davaya konu paylaşımların en eski tarihli olanı ise “28 Temmuz 2016" tarihli olduğu, Davacı tarafından USB bellek içeriğinde sunulan delillerdeki görseller incelendiğinde Sanatçı ...'a ait görsel ve isminin Davalı ... 'nda cam bardak üzerinde (2 tane) kullanıldığı, Restoran duvarında görsel olarak (6 tane) kullanıldığı, masalarda aksesuar olarak kullanıldığı ve sosyal medya adresinde paylaşımlar içerisinde (14 tane) kullanıldığı anlaşılmıştır. Kullanımlara ait delillerin 2018 yılı ile 2022 yılı arasında ispat edildiği görülmüştür. Davacı tarafın iddiasında yer alan ihlalin gerçekleştiği 08/02/2012 tarihi baz alınarak ...'ın fotoğrafının bardak üzerine basımının ve duvarda çerçeveli kullanımının kullanım hakkı bedeli hesaplanırken sosyal medya kullanımlarının farklı tarihlerde olabileceği göz önünde bulundurularak sabit bir bedel belirlendiği; ...'ın fotoğrafının ve isminin cam bardak üzerine basım hakkının 1000TL, ...'ın fotoğrafının Restoran içerisinde çerçeveli kullanımının 250 TL x 6 tane 5 1500 TL, ...'ın fotoğrafının sosyal medya paylaşımında kullanım izninin tanesinin 50 TL x14 tane 700 TL, toplamda 3200 TL olarak değerlendirilmiştir. Görsellerin FSEK kapsamında eser niteliği taşımadığı, FSEK m.86 kişilik hakkının korunması bakımından davaya konu somut olayda tespit yapılan işyerinin "..." adıyla ... parçalarını çalması ve duvarların ... fotoğraflarının asılmasının bir konsept oluşturma şeklinde ticari amaçlı olduğu ve mad6'daki istisnai halleri taşımadığı ve ...'ın kişilik hakkının ihlal edildiği yönünde takdirin Mahkemeye bırakıldığı, Davalının ses icralarına yönelik işletme ve sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlarının icracı sanatçının mali haklarının ihlal ettiği anlaşıldığı görüş ve kanaatine varmışlardır.
Müzik sektör bilirkişisi tarafından hazırlanan 28.05.2024 havale tarihli ek raporda davacı yanın tazminat istemlerinin makul olduğu yönünde tespit yapılmıştır.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmalığın;Dava tarihinden itibaren olmak üzere, davaya konu ... adlı işletmede öncelikle ''...'' ismini verdikleri tabelanın kaldırılmasının akabinde, işletme içerisinde ... konsepti oluşturan her bir ürünün kaldırılmasının, çoğaltılmasının, yayılmasının önlenmesi ve ...'ın icracısı olduğu şarkıların işletme içerisinde dinletilmek ve sosyal medyalarında (instagram) paylaşılmak suretiyle umuma arzının durdurulması için İHTİYATİ TEDBİR KARARI verilmesi, ; FSEK m. 66 uyarınca devam eden tecavüzün ref’i ve muhtemel tecavüzün men’i ve FSEK 68. Maddesi kapsamında tazminat ile FSEK 70.maddesi gereği manevi tazminat istemine yönelik açıldığı tespit edilmiştir.
Davalı yan cevap dilekçesinde arabuluculuk dava şartı yönünde itirazda bulunmuş olup, mahkememizce öncelikle bu husus yönünden inceleme yapılmış;
Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun'da, 06.12.2018 tarih ve 7155 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir.
Bu bağlamda aynı kanun ile 6102 Sayılı TTK'ya 5/A maddesiyle, getirilen düzenleme ile, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir.
Fakat davanın konusunun birden fazla olması ve bunlardan bir kısmının bir miktar para alacağına, bir kısmının ise miktara tabi olmaması halinde, yani HMK 110. maddesi anlamında bir dava yığılması ve talepler arasında da HMK 166. maddesi anlamında bağlantı bulunması halinde, uyuşmazlığın ne şekilde çözümleneceğine ilişkin bir hüküm bulunmamakta ise de, Anayasamız uyarınca, uyuşmazlığın çözümünde asıl olanın mahkeme yargısı olduğu dikkate alındığında, aralarında bağlantı bulunan ve miktara tabi olan ve olmayan talepleri bir arada içeren, talep yığılmasının söz konusu olduğu davaların ticari arabuluculuğa tabi olmaksızın mahkemece çözüme kavuşturulması gerekmektedir.
Somut olay yukarıda belirtili açıklamalar muvacehesinde değerlendirildiğinde, davacı yanın istemlerinin sadece para alacağına ilişkin olmayıp aynı zamanda ref ve men istemini de ihtiva ettiği, men ve ref istemlerinin zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı, talep yığılmasının söz konusu olduğu iş bu dava yönünden zorunlu arabuluculuğun dava şartı olmadığı mahkememizce değerlendirilmiş, davalı yanın bu yöndeki itirazının reddine karar verilmiştir.
Davalı yanın zamanaşımı itirazlarına yönelik olarak ise;
Tecavüzün refi kapsamında mali talepler bakımından ise FSEK m. 68 uyarınca eser sahibinin yazılı iznini almadan, işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya FSEK hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir. Bedel talebinde bulunan kişi, tecavüz edene karşı onunla bir sözleşme yapmış olması halinde haiz olabileceği bütün hak ve yetkileri ileri sürebilir.
Tecavüzün ref’i kapsamında FSEK 68. kapsamında arada sanki bir sözleşme varmış gibi rayiç bedelin 3 katının talep edildiği durumda FSEK m. 70/2 kapsamındaki maddi tazminat talebindeki zamanaşımı süresinden (Haksız fiil - 2 yıl) farklı olarak zamanaşımı süresi de 10 yıl olarak hesaplanacaktır.
Türk Borçlar Kanunu m. 72 düzenlemesi uyarınca; tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.
Mevzuatımızda FSEK’e ilişkin ihlaller kural olarak suç olarak düzenlenmektedir. Bu nedenle 2 yıllık zamanaşımı süresi yerine TCK m. 66 ’daki 8 yıllık süre uygulanacaktır. Ceza hukukunda zamanaşımı fiil/olay tarihinden itibaren başladığından zamanaşımının başlama zamanı itibariyle fiil/olay tarihi esas alınacaktır.
Müteveffa sanatçı ...'ın işletme içerisinde sunulan sair görselleriyle ilgili durumdaki itirazlar yönünden ise , sanatçı ...'ın vefat tarihi dosya kapsamına sunulu veraset ilamına göre 08/02/2015'tir. Fsek'te “… tasvir edilenin ölümünden 10 yıl geçmedikçe, teşhir veya diğer suretlerle umuma arzedilemez.” Düzenlemesi yer almaktadır. Dolayısıyla fotoğrafı çekilen kişi ölmüş ise, ancak FSEK 19/1 deki kişilerin rızaları ile kullanılabileceği, ancak 10 yıl geçtikten sonra artık izin alınmasına gerek olmayacağı düzenlenmiştir. O halde, ölümünün üzerinden 10 yıl geçen kişilerin fotoğraflarını kullanırken izin alınmasına gerek olmayacağını söylemek mümkünken, davalı yanın FSEK m.86'ya göre yapmış olduğu zamanaşımı itirazı yerinde değildir. Zira ... bakımından işbu zamanaşımı süresi dolmamış olup anılı sebeplerle davalı yanın itirazı yerinde görülmemiştir.
Davacılar vekili esasa yönelik taleplerinden önce ihtiyati tedbir isteminin değerlendirilmesini talep etmiş olup; davacı vekilinin ihtiyati tedbir istemi, "Dava tarihinden itibaren olmak üzere, davaya konu ... adlı işletmede öncelikle ''...'' ismini verdikleri tabelanın kaldırılmasının akabinde, işletme içerisinde ... konsepti oluşturan her bir ürünün kaldırılmasının, çoğaltılmasının, yayılmasının önlenmesi ve ...'ın icracısı olduğu şarkıların işletme içerisinde dinletilmek ve sosyal medyalarında (instagram) paylaşılmak suretiyle umuma arzının durdurulması için İHTİYATİ TEDBİR KARARI verilmesi" şeklinde olup;
Mahallinde yapılan inceleme neticesinde alınan 11/03/2024 tarihli bilirkişi raporu ile; davalı yanın işletmesinde ...'a ait bir görsel yahut bir eserinin paylaşımının yapılmadığı ve yine dosya kapsamına alınan 09/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda da davalı yanın sosyal medya hesabında da mevcut durum itibari ile ...'a ait bir görsel yahut bir eserinin paylaşımının yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davalı yanın sadece işletme ismi olarak ... ismini kullandığı aynı ismi aynı zamanda instagram kullanıcı ismi olarak kullandığı anlaşılmakta ise de; işletme ve sosyal medya hesap isminin ... olmasının tek başına FSEK kapsamında bir ihlal teşkil etmeyeceği zira "..." isminin davacı tarafın tekelinde olan bir isim olmadığı aksi durumun ... ismini ihtiva eden tüm işletme isimlerinin kaldırılması anlamına geleceği, davalı yanın işletme ve sosyal medya hesabında ... ismini kullanmasının FSEK kapsamında bir ihlal teşkil etmeyeceği ve yine davacının " ..." ismi üzerinde marka hakkının olduğuna yönelik bir iddiasının olmadığı nitekim açılan davanın FSEK kapsamında olduğu bu hususun dava dilekçesi ve özellikle cevaba cevap dilekçesinin 4. Maddesinde " Davalı yan tarafından, davalı ...'ın ... oldukça tanınan ve sevilen biri olması sebebiyle işletmenin rağbet gördüğü iddia edilse de, şu soruyu sormak gerekmektdeir; söz konusu işletme sadece ...'ın bizatihi şahsını tanıyan ve seven insanlara mı hizmet vermektedir? Sayın mahkemenizin de takdir edeceği üzere, hayatın olağan akışına uygun olarak pek tabii ...'ı tanımayan fakat işletmeden hizmet almak isteyen müşteri kitlesi, bizzat ...'ı tanıyan müşteri kitlesinden fazla olacaktır. Ayrıca, huzurdaki yargılama açısından taleplerimizi FSEK kapsamındaki hükümlere dayandırarak temellendirdiğimizi tekrar dikkatlere sunarak, bu nedenle davalı yanın tescil ve marka mevzuatına dayalı olan beyanları işbu yargılama açısından bir alaka ve nedensellik içermemektedir." açıkça ifade edilmiştir. Anılı sebeplerle davalı yanın işletmesinde tecavüz teşkil edecek mahiyette bir ihlal eyleminin mevcut durum itibari ile bulunmaması, davalı yanın dava tarihinden sonra da ihlal eylemi gerçekleştireceğine ilişkin muhtemel bir tehlike durumunu gösterir mahiyette bir delil olmaması sebebi ile davacı yanın ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili dava dilekçesi ile tecavüzün meni ve refi yönünde istemde bulunmuş olup, iş bu istemler yönünden mahkememizce gerekli inceleme yapılmış;
Mahallinde yapılan inceleme neticesinde alınan 11/03/2024 tarihli bilirkişi raporu ile; davalı yanın işletmesinde ...'a ait bir görsel yahut bir eserinin paylaşımının yapılmadığı ve yine dosya kapsamına alınan 09/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda da davalı yanın sosyal medya hesabında da mevcut durum itibari ile ...'a ait bir görsel yahut bir eserinin paylaşımının yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davalı yanın sadece işletme ismi olarak ... ismini kullandığı aynı ismi aynı zamanda instagram kullanıcı ismi olarak kullandığı anlaşılmakta ise de; işletme ve sosyal medya hesap isminin ... olmasının tek başına FSEK kapsamında bir ihlal teşkil etmeyeceği zira "..." isminin davacı tarafın tekelinde olan bir isim olmadığı aksi durumun ... ismini ihtiva eden tüm işletme isimlerinin kaldırılması anlamına geleceği, davalı yanın işletme ve sosyal medya hesabında ... ismini kullanmasının FSEK kapsamında bir ihlal teşkil etmeyeceği ve yine davacının " ..." ismi üzerinde marka hakkının olduğuna yönelik bir iddiasının olmadığı nitekim açılan davanın FSEK kapsamında olduğu bu hususun dava dilekçesi ve özellikle cevaba cevap dilekçesinin 4. Maddesinde " Davalı yan tarafından, davalı ...'ın ... oldukça tanınan ve sevilen biri olması sebebiyle işletmenin rağbet gördüğü iddia edilse de, şu soruyu sormak gerekmektdeir; söz konusu işletme sadece ...'ın bizatihi şahsını tanıyan ve seven insanlara mı hizmet vermektedir? Sayın mahkemenizin de takdir edeceği üzere, hayatın olağan akışına uygun olarak pek tabii ...'ı tanımayan fakat işletmeden hizmet almak isteyen müşteri kitlesi, bizzat ...'ı tanıyan müşteri kitlesinden fazla olacaktır. Ayrıca, huzurdaki yargılama açısından taleplerimizi FSEK kapsamındaki hükümlere dayandırarak temellendirdiğimizi tekrar dikkatlere sunarak, bu nedenle davalı yanın tescil ve marka mevzuatına dayalı olan beyanları işbu yargılama açısından bir alaka ve nedensellik içermemektedir." açıkça ifade edilmiştir. Anılı sebeplerle davalı yana ait işletmenin tecavüz teşkil edecek mahiyette bir ihlal eyleminin mevcut durum itibari ile bulunmaması, davalı yanın dava tarihinden sonra da ihlal eylemi gerçekleştireceğine ilişkin muhtemel bir tehlike durumunu gösterir mahiyette bir delil olmaması sebebe ile tecavüzün meni ve refi istemi uygun bulunmadığı ve yine bir an için davalı yana ait işletmenin tecavüz teşkil edecek eylemlerinin dava tarihi ve sonrası itibari ile saptandığının kabul edilmesi halinde dahi;
FSEK’in 68. maddesine göre rayiç bedelin 3 katı mali hak talebinde bulunan hak sahibi, tecavüz konusuyla ilgili, çoğaltılmış ya da dağıtılmış olan eserin toplatılması, imha edilmesi gibi diğer ref taleplerini ileri süremeyecektir. Zira m. 68 kapsamında talep edilen mali hakkın teminiyle birlikte tecavüzün farazi sözleşme ilişkisiyle ortadan kalktığına karar verilmektedir.
Davacı taraf FSEK m. 68/3 maddesi kapsamında rayiç bedelin üç katına yönelik telif tazminatı talep etmektedir. FSEK m. 68/3 maddesi ise, “sözleşme ile kullanım halinde istenebilecek bedeli” veya “kanun hükümleri uyarınca tespit edilebilecek rayiç bedel”i ifade etmektedir. Dolayısı ile, FSEK m. 68/3 ile davacıya tanına hak varsayımsal bedel ve bunun en çok üç katını talep hakkı, davalının mali haklara yarattığı iddia edilen tecavüze sonradan davacı tarafından onay verilmesi ve ihtilafın sözleşmesel temele oturtulması suretiyle giderilmesidir.
Başka bir deyişle FSEK’in 68. maddesi gereğince bedel veya bunun en çok üç katını talep eden hak sahibi, tecavüz tarihine kadar, tecavüz konusuyla ilgili, çoğaltılmış ya da dağıtılmış olan eserin toplatılması, imha edilmesi gibi diğer ref taleplerinde bulunamaz . Zira burada tecavüzün, hak sahibinin talebi doğrultusunda farazi sözleşme ile ref’ine karar verilmektedir. Hak sahibi tarafından FSEK’in 68. maddesi gereğince bedel veya bunun en çok üç katının talep edilmesi, mütecavizin mali haklara tecavüzüne sonradan hak sahibi tarafından icazet verilmesi ve farazi olarak sözleşmesel temele oturtulması suretiyle yapılan kendine özgü bir ref yöntemidir. Bu husus FSEK’in 68/6 maddesinde, “Bedel talebinde bulunan kişi, tecavüz edene karşı onunla bir sözleşme yapmış olması halinde haiz olabileceği bütün hak ve yetkileri ileri sürebilir.” şeklinde ifade edilmiştir.
Hülasa; davalı yanın işletmesinde ve sosyal medya hesabında dava tarihi öncesinde FSEK kapsamında ihlal eylemi gerçekleşmiş ise de; ihlal teşkil eden eylem ve paylaşımların kaldırıldığı, ihlal olduğu noktasında kanaat getirilen davalı yan paylaşımlarının yapıldığı tarihin dava tarihi öncesine ilişkin olup, paylaşımların dava tarihi sonrası kaldırıldığına yahut dava tarihinden sonra da davalı yanca ihlal teşkil edecek eylemlerin yapıldığına ilişkin davacı yanın bir delil ibraz etmediği, dava tarihi sonrası yapılan tespit ve sonrasında alınan bilirkişi raporları ile davalı yanın ihlal teşkil edecek eyleminin güncel durum itibari ile bulunmadığı, bir an için dava konusu ihlal teşkil eden eylemlerin dava tarihi sonrası kaldırılması durumunda dahi( bu husus davacı yanca ispatlanamamıştır.) davacı yanın talebinin FSEK 68. Madde kapsamına göre olması sebebi ile farazi sözleşme ilişkisinin kurulacak olması durumu nazara alındığında davacı yanın men ve ref istemlerinin reddi gerekeceği, her iki durumda da davacı yanın men ve ref istemi yerinde olmayıp anılı sebeplerle men ve ref istemlerinin reddine dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
Davacı yanın dava dilekçesi sonuç ve istem bölümünde 3,4,5,6 ve 7. Madde ile ayrı ayrı belirttiği FSEK 68. Madde kapsamında ikame ettiği tazminat alacağı istemli dava yönünden değerlendirme yapıldığında;
Dosya kapsamına alınan 09/04/2024 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; Dava tarihi öncesinde ...’ın görsellerinin davalı yana ait sosyal medya hesaplarında ve işletme içerisinde kullanıldığı ve ...’ın görsellerinin işletme içerisinde bardak üzerine basılarak reklam malzemesi haline getirildiği ve yine ...’a ait icraların sosyal medya hesabında kullanıldığı anlaşılmakta olup, bahsi geçen ihlal eylemlerinin tamamının bilirkişi raporuna görselleri ile birlikte eklendiği, davalı vekili her ne kadar rapora yönelik itiraz dilekçesinde, davacı yanca sunulan USB bellek içerisindeki delillere itibar edilemeyeceğine bu delillerin yapay zeka ve diğer yöntemler ile oluşturulabileceğine iddia etmiş ise de; 09.04.2024 tarihli bilirkişi raporunda,
''davacı tarafından ...bellek içeriğinde sunulan davaya konu paylaşımların güncel olarak yayında olmadığı, ancak dosyaya sunulan ekran görüntülerinden ve video içeriklerinde davaya konu ...'a ait görsellerin ve ses icralarının bulunduğu paylaşımların hesaptan geçmişte yapıldığı, dava sonrasında yayından kaldırıldığı anlaşıldığı, davaya konu paylaşımların en eski tarihli olanı ise ''28 Temmuz 2016'' tarihli olduğu,''
''FSEK m.86 kişilik hakkının korunması bakımından davaya konu somut olayda tespit yapılan iş yerinin ''...'' adıyla ... parçalarını çalması ve duvarların ... fotoğraflarının asılmasının bir konsept oluşturma şeklinde ticari amaçlı olduğu ve mad86.daki istsinai halleri taşımadığı ...'ın kişilik hakkının ihlal edildiği,'' şeklinde tespitler yapılmış olup, alınan raporun da davalı yanın iddialarının yerinde olmadığını doğruladığı ve yine talimat dosyası ile davalının işletmesinde yapılan yerinde incelemede çekilen fotoğraflar incelendiğinde, flashbellek içerisine sunulan ve bilirkişilerce değerlendirilen fotoğraflardaki sandalye ve mekan aydınlatmaları ile yerinde yapılan tespitlerdeki sandalye ve mekan aydınlatmaları birebir örtüştüğü gibi davacı yanca sunulan sosyal medya paylaşımlarındaki yorumların da bahsi geçen paylaşımların davalı yana ait olduğunu gösterdiği, davalı yanın davacı tarafın sunduğu delillerin yok hükmünde olduğu, geçerli olmadığı, sonradan delil üretilmesi amacı ile yapıldığı yönündeki iddialarını ispatlayamadığı mahkememizce değerlendirilmiştir.
Davalı yanın dava tarihi öncesinde ...’ın görsellerinin davalı yana ait sosyal medya hesaplarında ve işletme içerisinde kullanıldığı ve ...’ın görsellerinin işletme içerisinde bardak üzerine basılarak reklam malzemesi haline getirildiği mahkememizce tespit edilmiş olup, davacı vekili her ne kadar ihlal teşkil eden eylemlerin tamamı için FSEK 68. Maddenin uygulanmasını talep etmiş ise de; her fotoğrafın 5846 sayılı FSEK 4.maddesinin 5. Bendi uyarınca eser mahiyeti olmayacağı, bahsi geçen sosyal medya ve işletme içeresinde kullanılan görseller ile bardaklara basılı görsellerin estetik değere haiz olmadığı ve eser niteliğinde bulunmadığı bu hususun dosya kapsamına alınan bilirkişi raporu ile usul ve yasaya uygun olarak tespit edildiği bu durumda davacı tarafın FSEK 68. Madde kapsamında talebi uygun olmayıp, müteveffanın görsellerinin sosyal medya ve işletme içeresinde kullanılması, bardaklar üzerinde görsellerinin basılması şeklinde gerçekleşen eylemlerin konsept oluşturma amaçlı olarak ticari amaç ile yapıldığı, madde 86.daki istisnaları taşımadığı ve FSEK 86.maddesi gereği kişilik haklarının ihlali kapsamında olduğu mahkememizce değerlendirilmiş, görsellerin işletme içeresinde ve sosyal medya hesabında ve yine işletme içerisinde bardaklar üzerinde kullanılması durumuna bağlı ihlaller için FSEK 68. Madde kapsamında 3 kat tutar uygulanmamıştır.
Müteveffanın icralarının sosyal medya hesaplarında paylaşıldığı davaya konu icraların yayınlanması hususunda ise, eser nitelikleri yönünden bir tartışma olmadığı anlaşılmaktadır. FSEK’nin 25’inci maddesine göre bir eserin aslının veya çoğaltılmış nüshalarının, radyo-televizyon, uydu ve kablo gibi telli veya telsiz yayın yapan kuruluşlar vasıtasıyla veya dijital iletim de dâhil olmak üzere işaret ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayınlanması ve yayınlanan eserlerin kuruluşların yayınından alınarak başka yayın kuruluşları tarafından yeniden yayınlanması suretiyle umuma iletilmesi, eserinin aslı ya da çoğaltılmış nüshalarının telli veya telsiz araçlarla satışı veya diğer biçimlerde umuma dağıtılması veya sunulması ve gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda esere erişimi sağlamak suretiyle umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak hakkı münhasıran eser sahibine aittir. Bununla birlikte umuma iletim hakkı FSEK tarafından eser sahipleri dışında FSEK’nin 80’inci maddesinin birinci fıkrası uyarıncabağlantılı hak sahipleri olarak tanımlanan ve bir eseri sahibinin izniyle özgün bir biçimde yorumlayan icracı sanatçılara, bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcılarına, gerçekleştirdikleri yayınları üzerinde radyo-televizyon kuruluşlarına filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren film yapımcılarına da tanınmıştır.
Eser sahibinin hakları ile bağlantılı haklar başlıklı FSEK mad.80 fonogramlara tespit edilmiş icraların ve filmlerin, her ne suretle olursa olsun umuma iletilmesi halinde, bunları kullananlar, eser sahiplerinin yanısıra, icracı sanatçılara ve yapımcılara veya ilgili alan meslek birliklerine de bu kullanımlara ilişkin uygun bir bedeli ödemekle yükümlüdürler, demektedir.
Bu kapsamda belirtmek gerekir ki eser, icra, fonogram, yapım ve yayınlarını kullanacak veya iletimini yapacak, girişi ücretli veya ücretsiz umuma açık mal sahipleri, kullanımdan veya iletimden evvel hak sahipleri ile FSEK’nin 52’nci madde hükmüne uygun bir sözleşme yapmak zorundadır. Hak sahiplerinin meslek birliğine üye olmaları hâlinde, umuma açık mahalleri işleten gerçek veya tüzel kişiler gerekli izni, sadece hak sahiplerinden değil ayrıca meslek birliğinden de alabilirler.
Bu durumda davalının ses icralarına yönelik sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlarının icracı sanatçının mali haklarının ihlal eder yönde olduğu, FSEK 68. Madde gereği mali hak bedeli isteminde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, bahsi geçen icraların izinsiz kullanıldığı ve 3 kat tutarın uygulanmasının da yasal mevzuata ve uygulamalara uygun olduğu mahkememizce değerlendirilmiştir.
Davacılar vekili FSEK 68. Madde kapsamındaki taleplerinden birini müteveffaya ait icraların işletme içeresinde umuma arz etmesi olarak göstermiş, bu kullanımlar için de alacak talebinde bulunmuş ise de; dosya kapsamına sunulan flash bellek incelendiğinde ve içerikler izlendiğinde; müteveffaya ait eserlerin davalı işletmede umuma arz edildiğine ilişkin bir delil olmadığı, sunulu videoların bir kısmında işletme içerisindeyken ...'ın icrasının çalındığı anlaşılıyor ise de, bahsi geçen videolarda(09.04.2024 tarihli bilirkişi raporunun 29 ve 30. Sayfalarında paylaşım 26 ve paylaşım 27 olarak görünmektedir) yaklaşık 15 saniye olduğu ve video içeriğinde ... icrasının işletme içerisinde umuma arz edildiğini göstermeye yeterli olmadığı zira videolarda çalan eserlerin sosyal medya hesabına içerik üretmek amacı ile yapıldığının anlaşıldığı ve videolarda sadece ... görselinin gösterildiği ve bahsi geçen videoların, işletme içerisinde bulunan müşterilere yönelik olacak şekilde ses icrasının umuma arz edildiğini gösterme noktasında yeterli bir delil olmadığı anlaşıldığından davacılar vekilinin bu yöndeki isteminin reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamına alınan 09.04.2024 tarihli bilirkişi raporu ile müteveffaya ait görsellerin işletme, sosyal medya hesabında ve bardaklar üzerinde kullanılması durumuna göre usul ve yasaya uygun olarak hesaplama yapıldığı, yapılan hesaplamalarda isabetsizlik bulunmadığı ve yine müteveffaya ait eserlerin sosyal medya hesabında kullanılması istemi yönünden davacı tarafın talep arttırım dilekçesi ile 5.000,00 TL olarak değer gösterdiği, dosya kapsamına alınan bilirkişi ek raporu ile bahsi geçen değerin uygun olduğu belirtildiği( her ne kadar aynı ek rapor ile diğer tazminat istemleri de makul olduğu saptanmış ise de diğer tazminat istemlerinin ek rapor düzenleyen sektör bilirkişisinin konusu olmaması sebebi ile itibar edilmemiştir.) ve yine dosya kapsamına emsal olarak sunulan tarifelere göre bahse geçen ses icraları için 5.000 TL rayiç değerin uygun olduğu, hülasa gerek sunulu emsal tarifeler gerek müzik sektör bilirkişisinin bu yöndeki ek raporu gerekse de icraya konu eserlerin mahiyeti nazara alındığında 5.000,00 TL rayiç değerinin makul olduğu tartışmasızdır.
Davacı yan FSEK 68. Madde kapsamında talep etmiş olduğu alacak kalemleri yönünden bir kısmı için 08/02/2012 bir kısmı için de 28/07/2016 tarihi itibari ile avans faizi işletilmesini talep etmiş olup, faiz türünün davanın konusu, mahiyeti ve yapılan paylaşımların ticari mahiyette olması sebebi ile yerinde ise de, yapılan incelemede ihlal teşkil eden paylaşımların 28.07.2016 tarihinde başladığı( 09.04.2024 tarihli bilirkişi raporunun 28. Sayfasında paylaşım-23) ve 2022 yılı içerisinde de devam ettiği anlaşılmakta olup, ihlalin başladığı tarih mahkememizce faiz başlangıç tarihi olarak nazara alınmıştır.
Bu durumda; ...’ın görsellerinin sosyal medya hesaplarında kullanılması sebebi ile hesaplanan 700,00 TL,( görsellerin eser mahiyeti olmaması sebebiyle FSEK 68. Madde kapsamında 3 kat tutar uygulanmamıştır.) ...’ın görsellerinin işletme içerisinde kullanılması sebebi ile hesaplanan 1.500,00 TL ,( görsellerin eser mahiyeti olmaması sebebiyle FSEK 68. Madde kapsamında 3 kat tutar uygulanmamıştır.) ...’ın görsellerinin bardak üzerine basılması ve reklam malzemesi haline getirilmesine bağlı olarak hesaplanan 1.000,00 TL, ( görsellerin eser mahiyeti olmaması sebebiyle FSEK 68. Madde kapsamında 3 kat tutar uygulanmamıştır.) ...’a ait icraların ses olarak sosyal medya hesabında kullanılması sebebi ile hesaplanan 5.000,00X3=15.000,00 TL ( dava konusu ses icralarının eser mahiyeti olması ve izinsiz kullanılması sebebi ile 3 kat uygulanmıştır.) olmak üzere toplam 18.200,00 TL tazminatın( 3.200 TL olan kısmı FSEK 86. Maddeye göre, 15.000,00 TL olan kısmı FSEK 68. Maddeye göre tayin edilmiştir.) 28.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Davacı tarafın FSEK 70.madde kapsamında talep ettiği manevi tazminat istemi yönünden değerlendirme yapıldığında;
Dava tarihi öncesinde ...’ın görsellerinin davalı yana ait sosyal medya hesaplarında ve işletme içerisinde kullanıldığı ve ...’ın görsellerinin işletme içerisinde bardak üzerine basılarak reklam malzemesi haline getirildiği ve yine ...’a ait icraların sosyal medya hesabında kullanıldığı anlaşılmakta olup, bahsi geçen ihlal eylemlerinin davacı tarafın manevi haklarını haleldar ettiği anlaşılmakla manevi tazminat için koşulların oluştuğu, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, ihlal teşkil eden eylemlerin mahiyeti ve içeriği, ihlalin başladığı tarih ve somut olay nazara alındığında 20.000 TL manevi tazminat uygun bulunmuş, ihlalin başladığı tarih itibari ile davacının faiz türüne ilişkin talebi ışığında yasal faiz işletilerek aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Davacının başlangıçta dava dilekçesi ile talep etmeyip talep artınım dilekçesine konu ettiği 50.000 TL değer ile belirttiği konsept bedeli alacağı yönünden usulüne uygun açılmış bir dava olmaması ve yine davacı sonrasında bu alacak kalemi yönünde ıslah işleminde bulunmuş ise de, ıslah tarihinin tahkikat aşamasının sonlandığı tarih sonrasına ilişkin olması sebebi ile süresinde olmaması ve ıslah ile dava dilekçesi ile talep edilmeyen bir alacak kaleminin sonradan davaya dahil edilmesinin mümkün olmaması bunun için ancak tam ıslah işleminin yapılması gerektiği, tam ıslah işleminin de yapılmadığı anlaşılmakla bu yöndeki talebin REDDİNE dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Davalı vekili her ne kadar aşamalardaki beyanlarında savunma hakkının ihlal edildiği beyan etmiş, bunun gerekçesi olarak da uyapta 04.12.2024 tarihinde kayıtlı beyan dilekçesinde;
"Dahası, davacının tescil edilmemiş bir isme ilişkin hak talep etmesi, hukuken zaten mümkün değildir. Bir ad veya ayırt edici işaret, ancak marka olarak tescil edildiği takdirde korunabilir. Bu hususla ilgili olarak Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gerekli dosya ve evrakların mahkemenizce incelenmediği anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamına sunduğumuz tanıkların dinlenmemesi, usul ve yasaya aykırıdır. Özellikle, müvekkilin annesinin aile içindeki isminin "..." olduğuna dair tanıklarımızın dinlenmemesi, yine müvekkilin müşterilerinin de bulunduğu mekânın hangi sebeplerle tercih edildiğine dair beyan verecek tanıkların dinlenmemesi, yargılamanın dürüst ve eksiksiz bir şekilde yapılmasını engellemiş ve birtakım hakların ihlaline yol açmıştır. Mahkemeniz, bu tanıkların dinlenmesini sağlamadan sözlü yargılama aşamasına geçmeye karar vermiştir. Bu durum, müvekkilin Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi' nde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelmektedir. Mahkemenin bir sonraki duruşmasında, sözlü yargılama kararından vazgeçilerek eksik delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi ve bu doğrultuda yargılama sürecinin yeniden şekillendirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, müvekkilin hakları ihlal edilmeye devam edilecektir." belirtmiş ise de
Yukarıda ayrıntısı ile ifade edildiği üzere davanın FSEK kapsamlı ikame edilmesi, davacı yanın marka iddiası olmaması sebebi ile TPMK nezdinde marka araştırmasının gerekli olmadığı, mahkememizce kabule konu olan kararın müteveffaya ait eserler ve görsellerin izinsiz kallanımı olup, izinsiz kullanımların da yazılı deliller ile ortaya konulduğu, davalı vekili her ne kadar " Özellikle, müvekkilin annesinin aile içindeki isminin "..." olduğuna dair tanıklarımızın dinlenmemesi, yine müvekkilin müşterilerinin de bulunduğu mekânın hangi sebeplerle tercih edildiğine dair beyan verecek tanıkların dinlenmemesi" sebeplerine dayalı olarak dinleteceği tanıkların dinlenmediğini beyan etmiş ise de; davalı yanın tanık dinlenilmesini istediği konuların somut davaya hiçbir etkisi olmadığı zira işletme isminin ... olmasının tek başına FSEK kapsamında bir ihlal olmadığı ve yine müşterilerin davalı işletmesini hangi gerekçe ile tercih ettiğinin de somut olay yönünden bir öneminin bulunmadığı, davanın kabule konu kısma ilişkin gerekçesi işletmenin müşterilerinin hangi gerekçe ile işletmeyi tercih ettiği değil işletme içerisinde ...'ın görselleri ile ses icralarının izinsiz bir şekilde kullanılması olup bu hususlar da yukarıda ayrıntısı ile ele alınmıştır. Davalı yanın ihlal teşkil eden eylemlerinin mevcudiyeti yazılı deliller ile ispatlanmış olup, aksinin ancak eş değer deliller ile davalı yanca ispatlanması gerekeceği ancak buna yönelik bir delil ibrazı olmadığı anlaşılmıştır. Dolayısı ile davalı yanın itirazları anılı gerekçeler ile yerinde görülmemiştir.
Davalı vekili her ne kadar aşamalardaki beyanlarında ... isminin bir çok işletmede marka ismi olarak kullanıldığını, aynı zamanda ...'a ait eserlerin ve görsellerin bir çok işletmede paylaşıldığını beyan etmiş ise de; davalı yanın bahsini geçtiği dava dışı kullanımların izin kapsamında mı yapıldığı yahut bu paylaşımlara yönelik bir ihtilaf olup olmadığı mahkememizce bilinmemekte olup kaldı ki dava dışı kişilerce ...'ın isminin marka olarak tescil edilmesi yahut görselleri ile eserlerinin paylaşılması bu dava yönünden davalı eylemlerini hukuka uygun kılmaz. Davalı vekilinin bu yöndeki itirazı yerinde bulunmamış, aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
1-Açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile;
- Davacı tarafça “Muris'in telif haklarının ve kişilik haklarının ihlal edilmesi ve ...'ın sanatsal ve popüler kişiliğinin kullanılarak 3. Kişiler tarafından kar elde edilmesine nedenleriyle; Davaya konu olan işletmenin, ... ismi, portesi, fotoğrafları ve tüm görsellerinden arındırılması ve bu şekilde bu görüntü ile ticari konulu uygulamanın durdurulması ve bahsedilen ürünlerin yayılmasının önlenmesi ve toplatılması” şeklinde yapılan İHTİYATİ TEDBİR talebinin REDDİNE,
-Davacının tecavüzün meni ve refi yönündeki istemlerin REDDİNE,
-...’ın görsellerinin sosyal medya hesaplarında kullanılması sebebi ile hesaplanan 700,00 TL,( görsellerin eser mahiyeti olmaması sebebiyle FSEK 68. Madde kapsamında 3 kat tutar uygulanmamıştır.) ...’ın görsellerinin işletme içerisinde kullanılması sebebi ile hesaplanan 1.500,00 TL ,( görsellerin eser mahiyeti olmaması sebebiyle FSEK 68. Madde kapsamında 3 kat tutar uygulanmamıştır.) ...’ın görsellerinin bardak üzerine basılması ve reklam malzemesi haline getirilmesine bağlı olarak hesaplanan 1.000,00 TL, ( görsellerin eser mahiyeti olmaması sebebiyle FSEK 68. Madde kapsamında 3 kat tutar uygulanmamıştır.) ...’a ait icraların ses olarak sosyal medya hesabında kullanılması sebebi ile hesaplanan 5.000,00X3=15.000,00 TL ( dava konusu ses icralarının eser mahiyeti olması ve izinsiz kullanılması sebebi ile 3 kat uygulanmıştır.) olmak üzere toplam 18.200,00 TL tazminatın( 3.200 TL olan kısmı FSEK 86. Maddeye göre, 15.000,00 TL olan kısmı FSEK 68. Maddeye göre tayin edilmiştir.) 28.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine,
-...’ın icralarının işletme içeresinde umuma arz edilmesine bağlı tazminat istemin REDDİNE,
-Davacının başlangıçta dava dilekçesi ile talep etmeyip talep artınım dilekçesine konu ettiği 50.000 TL değer ile belirttiği konsept bedeli alacağı yönünden usulüne uygun açılmış bir dava olmaması sebebi ile bu yöndeki talebin REDDİNE,
-Manevi tazminat istemli talebin kısmen kabul kısmen reddi ile; 20.000,00 TL manevi tazminatın 28/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine,
2-Davanın kabulü konu değeri üzerinden davalı yandan alınması lazım gelen 2.609,44 TL karar ve ilam harcının, davacı taraftan peşin alınan 179,90 TL peşin harç ile 3.494,06 TL tamamlama harcı toplamı olan 3.673,96 TL'den mahsubu ile fazla yatırılan 1.064,52 TL harcın kararın kesinleşmesi ile talep halinde davacılara iadesine, kabule konu değer üzerinden davalı yandan alınması gerekip, davacı tarafın yatırdığı peşin ve tamamlama harcı toplamına mahsup edilen 2.609,44 TL'nin davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine,
3-Davacı tarafça yapılan mahkememizce tayin edilen bilirkişiler için 14.000 TL, talimat yolu ile inceleme yapan bilirkişi için 2.500,00 TL olmak üzere 16.500 TL bilirkişi ücreti, 179,90 TL başvurma harcı, posta ve dosya masrafları için 1.737,50 TL olmak üzere toplam 18.417,40 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranları nazara alınarak; 3.438,63 TL olan kısmının davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, bakiye kısmın davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; davanın kabulüne konu kısmı üzerinden hesaplanan;
-Manevi tazminat istemli dava için 20.000,00 TL, diğer kabule konu kısım için 18.200,00 TL olmak üzere toplam 38.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; davanın reddine konu kısımlar yönünden hesaplanan;( Tecavüzün meni ve refi, FSEK 68'e dayalı dayalı mali hak bedeli (tazminat), manevi tazminat ve konsept bedeli alacağı her biri ayrı bir dava konusu olduğundan ayrı ayrı vekalet ücreti değerlendirmesi yapılmıştır.)
-Tecavüzün meni ve refi istemi için açılan dava yönünden 40.000,00 TL,
-Manevi tazminat istemli dava yönünden redde konu kısım üzerinden her ne kadar 40.000,00 TL vekalet ücreti hesaplansa da AAÜT 10/2 maddesi gereğince 20.000,00 TL,
-FSEK 68. Maddesine göre talep edilen alacak kalemleri üzerinden( dava dilekçesi sonuç ve istem 3,4,5,6 ve 7. Maddeler) talep arttırım dilekçesi ile dava değeri 54.600 TL olarak belirlenmiş olup, kabule konu miktar 18.200, redde konu miktar 36.400 TL olduğundan, redde konu miktar nazara alınarak; 36.400,00 TL,
-Davacı vekilinin dava dilekçesi ile talep etmeyip talep arttırıma konu ettiği konsept bedeli alacağı yönünden ise( iş bu alacak kalemi FSEK 68. Madde yönündeki alacak istemi, manevi tazminat, men ve ref istemlerinden bağımsız ayrı bir dava olma özelliği taşıdığından ayrı vekalet ücreti takdir edilmiştir.) 40.000,00 TL olmak üzere; toplam 136.400,00 TL vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalıya ödenmesine,
7-Arta kalan gider ve delil avansının kararın kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine,
Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 04/12/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır