T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2014/845 Esas
KARAR NO:2025/424
BİRLEŞEN ....ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN ... ESAS, ... KARAR SAYILI DOSYA
DAVA:Menfi Tespit, Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:22/09/2014
KARAR TARİHİ:13/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit, Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVADA ;
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile 43.620.14 TL borçtan dolayı takip başladığını , icra takibine konu borca dayanak olarak da davacı şirketin ... Bankası ... şubesindeki ... no.lu çek hesabından alınan ve davalı şirkete verildiği iddia edilen 31.8.2011 tarihli 19.000.-TL'lık ... no.lu çek ile aynı bankadan verilen 31.8.2011 tarihli 22.000.-TL'lık ... no.lu çeke dayandığını, ....lcra Müdürlüğünün 2011/... esas sayılı dosyası ile 10,508.22 TL borçtan dolayı takip başlattığını, icra takibine konu borca dayanak olarak da davacı şirketin ... Bankası ... şubesindeki ... no.lu çek hesabından alınan ve davalı şirkete verildiği iddia edilen 30.9.2011 tarihli 10.000.-TL.lık ... no.lu çeke dayandığını, ....icra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile 4.946.92 TL borçtan dolayı takip başlattığını, icra takibine konu borca dayanak olarak da davacı şirketin ... Bankası ... şubesindeki ... no.lu çek hesabından alınan ve davalı şirkete verildiği iddia edilen 31.10.2011 tarihli 4.500.-TL'lık ... no.lu çeke dayandığını, davalı şirketin icra takibine konu yaptığı çeklerdeki imzalar davacı şirket yetkilisi ve temsilcisi tarafından atılmış ıslak islak imzalı olmadığını, boş olarak ele geçirilen çeklere kaşe ile husule getirilmiş imzalar olduğunu, davalı şirket yetkilisi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına sahte çek tanzim etmek suçundan şikayet edildiğini, ... soruşturma numaralı dosya ile yapılan incelemede bilirkişi tarafından 19.000.- ve 22.000.-TL'lık çeklerdeki imzaların ıslak imza olmadığı kaşe ile husule getirilmiş imzalar olduğunu, icra takiplerinde borca ve imzaya itiraz edildiğini, bu konuda ....icra Hukuk Mahkemesinde ..., ....icra Hukuk Mahkemesinde ..., ....icra Hukuk Mahkemesinde ... esas sayılı dosyalarla davalar açıldığını, davalı şirketin icra takibine konu yaptığı çekler davacının rızası ile davalı şirkete verdiği çekler olmadığını, rızası dışında ele geçirilen imzasız çeklere kaşe imza yaparak bankaya ibraz edip arkasını yazdırdığı çekler olduğunu, davacı şirketin davalı şirkete icra takibine konu yaptığı çeklerden bir borcu olmamasına, takibe konu borç ile ilgili bir hizmet ve mal almamasına karşın davalı şirket davacı şirketin iş yerinin zeminini ve tadilat işlerini yaptığını ve bundan dolayı alacaklı olduğunu iddia ettiğini, oysa davalı şirket davacı şirketin iş yerinin zeminini ve tadilat işlerini yapmadığını, bu konuda elinde belge bulunmadığını, her ne kadar davalı şirket davacı şirket adına 5.7.2011 tarih ... no.lu 81.007.-TL.lık zemin kaplaması ile ilgili irsaliyeli fatura ve 10.7.2011 tarih, ... nolu 114.342.-TL.lık proje yapımı, danışmanlık, kontrol hizmeti gider harcama ve işçilik bedeli olarak irsaliyeli fatura kesmiş ise de bu fatura davacı rızası dışında ele geçirilen çeklere kılıf hazırlamak üzere kesilmiş fatura olduğunu, bu faturalar davacı şirket tarafından kabul edilmediğini ve davacı ticari defterlerine işlenmediğini, bu faturalar ....Noterliğinin 12.8.2011 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile 195.349.- TL borçlu olunduğu belirtilerek davacıya tebliğ edildiğini, davacı şirkete tebliğ edilen faturalar kabul edilmediğini ve ... 1.Noterliğinin 24.8.2011 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtamamesi ile iade edildiğini, davacı şirketin davalıya borcu olmayıp 73.000.- TL alacağı bulunmadığını, davacının davalı şirkete icra takibine konu yaptığı 4 çekten borcu olmadığından 59.075.28 TL bedelli bu çeklerden borçlu olmadığının tespiti için işbu menfi tespit davası açıldığını, davacı şirket hesabından davalı şirketin Denizbanktaki hesabına 11.4.2011 tarihinde 5.000.-TL 13.5.2011 tarihinde 3.000.-TL, 23.5.2011 tarihinde 5.000.-TL ve 27.5.2011 tarihinde 25.000.-TL olmak üzere toplam 38.000.-TL havale yapmış, havale makbuzuna davalı şirkete verilen borç para olduğu yazılarak havale yapıldığını, ayrıca davalıya davacı şirketin çek hesabından 15.11.2010 vadeli ... no.lu ... Bankası çeki ile 20.000.-TL, ... bankasının ... şubesindeki çek hesabından 30.6.2011 vadeli 597589 no.lu ... bankası çeki ile 15.000.-TL olmak üzere toplam 35.000.-TL çek bedeli ödeme yapıldığını, bu 2 çek ile yapılmış ödemeler mal ve hizmet karşılığı olarak yapılmadığını, çeklerdeki imzalar davacı yetkililerine ait ıslak imza olmadığını kaşe ile atılmış imzalar olduğunu, banka zuhulen ödeme yaptığını, havale ve çekle yapıları ödemeler toplamı 73.000.-TL olduğunu, davacı şirketin davalı şirkete, fatura bedellerinden dolayı ve ....İcra Müdürlüğünün ..., ....icra Müdürlüğünün ... ve ....icra Müdürlüğünün 2011/... esas sayılı dosyalarından dolayı borçlu olmadığının tespitine, kötü niyetli takip nedeniyle %40'tan aşağı olmamak üzere İcra inkar tazminatına mahkum edilmesine, davalı şiketin davacı şirkete 73.000.-TL borçlu olduğunun tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000.-TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ASIL DAVADA
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle ; Davalının alacağının dayanağı takibe konu edilen çek olduğunu, davalının bu çek üzerinde ciranta konumunda olduğunu, iş bu çeki ... ... Ltd. Şti.’den ciro yoluyla aldığını ve hem ciro yoluyla çeki aldığı şirket hem de davacı şirket aleyhine icra takibi başlattığını, davalının ... ... Ltd. Şti.’den ticari ilişkilerinin olduğunu ve bu alım satımdan dolayı fatura düzenlendiğini, dolayısıyla bu hususun gerek cari gerekse muhasebe kayıtlarında bulunduğunu, davacı şirket ile diğer davalı şirket arasında mevcut veya muhtemel ticari ilişkiler ya da ihtilaflarla ilgili birbirlerine karşı ileri sürülebilir nitelikteki itirazlar ve defiler davalı aleyhine ileri sürülemeyeceğini, davalının, takip konusu çek ile ilgili olarak davacı ile diğer davalı şirket yetkilileri aleyhinde açılan Ağır Ceza Mahkemelerine katıldığını ve sorumluların cezalandırılması yönünde talepte bulunduğunu, davacının aynı talepli dilekçesinin ilk sayfasının son paragrafında ....İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyası,... Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/... Sor.numaralı dosyası ve ikinci sayfanın ilk paragrafında ...İcra Hukuk Mahkemesinin ... E.sayılı dosyası açıkça zikredildiğini, davacı şirkete ait görünen çek üzerindeki imzanın davacı şirkete ait olmadığını, kaşe imza niteliğinde olduğu yargılama ile sabit olduğunu ve bu husus Yargıtay aşamasından geçerek kesinleştiğini, kesinleşmeye dair bilgi davacı şirket vekilince dilekçede açıkça zikredildiğini, bu açıklamalar doğrultusunda davalının, işbu menfi tespit davasına davalı olarak eklenmesi yersiz ve mesnetsiz olduğunu, zira davacının bu talebinde hem hukuki menfaati olmadığını, hem de talep konusu hakkında kesin hüküm mevcut olduğunu, bu iddialar süresiz olarak ileri sürülebileceği gibi, bizzat davacı vekilinin dilekçesi ile sabit olduğunu, davacı şirketin, davalı aleyhine olan talebinde hukuki menfaat yokluğu ve kesin hükmün varlığı nedeniyle reddine, mahkeme masrafları ile ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...Teks. Kozm. İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti vekilinin cevap dilekçesinde özetle ; Davacı şirketle müvekkil şirketin ilişkilerinin yaklaşık 3 yıl önce bir fuarda başladığını, yaptıkları işlerle davalı şirketin faaliyet konularındaki işler arasında benzerlik nedeniyle fuar sonrasında da görüşmeleri devam ettiğini, davacı şirketin büyük ortağı, sayın ...'ın büyük fabrikaların tekstil aksesuarlarını yaptığını, bu işi yaparken el emeğinin yoğun olduğunu ve bu işleri evlerde oturan ev hanımlarına yaptırdıklarını ancak bu işi büyütmek istediklerini, bunun için belediyelerden destek aradığını ifade ettiğini, davalı şirket İstanbul İli ... İlçesinde faaliyet ilçesinde faaliyet gösterdiğini, davacı şirket yetkilisi ile böyle bir imkan sunulması halinde yapılacak bütün işlerde %50, %50 ortak yürütüleceğine dair prensip anlaşmasına varıldığını ancak davacı şirketin 2011 yılı mayıs ayında iş yerine taşındıktan sonra, herhangi bir yazılı sözleşmede imzalamadığını ve bundan sonraki günlerde ticari açıdan davalı şirkete ihtiyacı kalmadığını, verdiği tüm sözlerden ve taahhütlerden caydığını ve ilişkileri çok çirkin bir boyuta taşıdığını, davalı şirket tarafından bu iş için yapılan araştırmalardan sonra, bu işin toplam faturasının 81.000 TL olduğunu ve ödeme koşullarını davacı şirket yetkilisi ...'a bildirdiğini, koşulların davacı şirketçe kabul gördükten sonra dava konusu çeklerden, 30/06/2011 vadeli 15.000 TL ve 31/07/2011 vadeli 17.000 TL'lik iki adet çek ve 5.000 TL de nakit para aldıktan sonra işe başlandığını ve 15 gün içinde işin bitirildiğini, iş bitirildiğinde de 31/08/2011 vadeli 19.000 TL çek ve 25.000 TL nakit para alarak toplamda 81.000 TL hesap tahsil edildiğini, haksız ve hukuka aykırı olarak ve hiçbir hukuki yararı bulunmayan davanın reddine, %40'tan az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, mahkeme masrafları ve ücreti vekaletin davacı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA ;
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davaya konu çek altındaki imzaların müvekkili davacıya ait olmadığından bahisle ... Bankası ... şb.'ndeki ...-9 nolu çek hesabına ait, 31/07/2011 tarihli 17.000TL bedelli ... nolu ... İcra Md ... E sayılı takip dosyası ile icra takibine konu edilen çek ile ilgili olarak davalı ...Teks. Koz. İnş. San ve Tic Ltd Şti ile çeki ciro yolu ile devralan ...'a, aynı hesaba ait 31/10/2011 tarihli 20.000TL bedelli ... nolu, 31/08/2011 tarihli 17.000TL bedelli ... nolu ve 30/09/2011 tarihli 7.500TL bedelli ... nolu çeklerden dolayı ...Teks. Koz. İnş. San ve Tic Ltd Şti'ne borçlu olmadığının tespitine, davalıların kötü niyetli olduğundan bahisle % 20 den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmelerini ve davalı şirketin, davacı şirketin iradesi dışında ele geçirdiği çekler ile ilgili daha önce açılan İst ... Asliye Tic Mah ... E sayılı dosyası ile dosyanın birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Tebligatlar usulüne uygun yapılmış olup, İstanbul CBS'nin ... soruşturma nolu dosyaya bilirkişi ... tarafından sunulan 30/01/2012 tarihli bilirkişi raporu, .... Noterliği'nin 12/08/2011 Tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi, ... 1. Noterliği'nin 24/08/2011 Tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi, Davalı şirketin müvekkil şirket adına kesmiş olduğu 05/07/2011 Tarih ... sıra nolu 81.007,00 TL'lik zemin kaplanması ile ilgili irsaliye faturası, Davalı şirketin müvekkil şirket adına kesmiş olduğu 10/07/2011 tarih ... sıra numaralı 114.342,00 TL'lık sosyal atölye projelerinin yapımı, danışmanlık ve kontrollük hizmeti, kültür merkezi işyerinin işgaliye hizmetleri bedeli, genel gider harcamaları, kadınlara işçilik ödemesi bedeli olarak irsaliye fatura, 11/04/2011 tarihli 5.000,00 TL'lık havale makbuzu, 13/05/2011 tarihli 3.000,00 TL'lık havala makbuzu, 23/05/2011 tarihli 5.000,00 TL'lık havale makbuzu, 27/05/2011 tarihli 25.000,00 TL'lık havala makbuzu, vekaletname, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosya aslı, .... İcra Dairesi'nin ... sayılı icra dosyası aslı, .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosya aslı, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosya aslı, .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosya aslı, .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosya aslı, .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosya aslı, .... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosya aslı v.s her türlü yasal delil dosya arasına alınmıştır.
Dava , ticari ilişkiden kaynaklanan menfi tespit davasıdır.
Asıl davada ; Dosyanın bilirkişi...'ya tevdi edildiği, 25/09/2017 tarihli raporunda özetle ; Davalı tarafından davacıdan 81.007.-TL.lık faturaya karşılık alındığı belirtiler ... Bankası ... Şubesine ait 31.7.2011 tarih ve ... no.lu 17.000.-TL bedelli çekte davacının keşideci, davalının lehtar olarak gözüktüğünü, çekin hamili davalılardan ...'ın ....icra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile çekle ilgili olarak davacı ile davalı aleyhine İcra takibi başlattığını, davacı takibe dayanak 17.000.-TL bedelli çekteki imzanın lastik imza olduğundan ve şirket yetkilisine ait olmadığından bahisle davalılar aleyhine ...icra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile imzaya itiraz davası açtığını, yapıları yargılama sonucunda 20.9.2012 tarihinde çekteki İmzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığını, kaşe imza olduğunun saptandığını ve davacının imza itirazının kabulüne karar verildiğini ve ilgili mahkeme kararının Yargıtay tarafından onanarak 14.3.2013 tarihinde kesinleştiğini, ....icra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına konu ... Bankası ... Şubesine ait 31.7.2011 tarih ve ... no.lu 17.000.-TL bedelli çekten ve İcra dosyasından davacının davalılara borçlu olmadığını, davacının davalılar aleyhine ...İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile açtığı imzaya itiraz davasının Yargıtay tarafından onanarak 14.3.2013 tarihinde kesinleştiğini, huzurda görülmekte olan menfi tespit davasının ise davacı tarafından 21.1.2014 tarihinde açıldığını, davacının davalılar aleyhine ...icra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile açtığı imzaya itiraz davasının Yargıtay tarafından onanarak 14.3.2013 tarihinde kesinleşmiş olduğu gözetilerek, kesinleşme tarihinden sonra davacının davalılar aleyhine 21.1.2014 tarihinde huzurda açmış olduğu menfi tespit davasına konu ... Bankası ... Şubesine ait 31.7.2011 tarih ve ... no.lu 17.000.-TL bedelli çekle ilgili menfi tespit davasında davacının hukuki menfaati olup olmadığının ve huzurda açıları menfi tespit davasının ... Bankası ... Şubesine ait 31.7.2011 tarih ve ... no.lu 17.000.-TL bedelli çek için davalılardan ... yönünden reddinin değerlendirilmesinin münhasıran Yüce Mahkemenizin takdirlerinde bulunduğunu, ... bankası ... Şubesine ait 31.10.2011 tarih ve ... no.lu 20.0000.. TL bedelli, 31.8.2011 tarih ve ... no.lu 17.000.-TL bedelli ve 30.9.2011 tarih ve 597591 bedelli çeklerde davacı keşideci, davalı lehtar olarak gözüktüğünü, davalı tarafından çeklerin davalının davacı adına düzenlediği 10.7.2011 tarihli 114.342.- TL bedelli hizmet faturasına karşılık davalı tarafından davacıdan ödeme olarak alındığı iddia edildiğini, faturanın ve çeklerin davalı kayıtlarında kayıtlı olduğunu, çeklerin davacı kayıtlarında kayıtlı olmadığını, faturanın da davacı tarafından kayıtlara alınmadan noter kanalıyla davalıya iade edildiğini, rapor içeriğinde açıklanmış olduğu üzere faturayı düzenleyen davalının fatura konusu hizmeti davacıya verdiğini ispatlayamadığını, dolaysıyla davacının davalı ...Tekstil Kozmetik İnşaat Sanayi ve Tic.Ltd. Şti.'ne ... Bankası ... Şubesine ait 31.10.2011 tarih ve ... nolu 20.0000.-TL bedelli, 31.8.2011 tarih ve ... no.lu 17.000.-TL bedelli ve 30.9.2011 tarih ve ... no.lu 7.500.- TL badelli çeklerden borçlu bulunmadığı tespit ve rapor edilmiştir.
Tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda yapılan yargılama, toplanan deliller, dava dilekçesi, cevap dilekçesi, aşamalarda aldırılan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı ile yapılan değerlendirmede;
Husumet konusu, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 187. maddesinde (HMK m. 116) yer alan ilk itirazlardan olmadığından davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Taraflarca ileri sürülmese dahi gerek mahkemece, gerekse Yargıtay’ca tarafların bu yönde bir savunmasının olup ol- madığına bakılmaksızın kendiliğinden gözetilir.
Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine ( fiil ehliyetine ) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.
Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi ( dava hakkı ) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.
Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki iliş- kidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Bkz. Baki Kuru- Ramazan Arslan- Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231).
Bu nedenle davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani bir davada taraf olabilmek için, ya hakiki şahıs; ya da hükmi şahıs olmak gerekir. Zira taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (Bkz. Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s. 288 ).
Diğer taraftan, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkinin varlığı medeni usul hukukumuzda "sıfat" olarak tanımlanmaktadır ve bir davada taraf olarak gösterilen kişilerin o dava ile ilgili kimseler olması zorunludur. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olmasına karşın, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Sübjektif bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine ait olduğundan, anılan hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da hakkın sahibine aittir ve buna aktif husumet denilmektedir. Bir sübjektif hak kendisinden istenebilecek olan kişi ise, o hakka uymakla yükümlü olan kimsedir ve bu da pasif husumet (davalı sıfatı) olarak adlandırılmaktadır. Sübjektif hakkın sahibi olan kimse ile o hakka uymakla yükümlü bulunan kişinin kimler olduğunun saptanması, bir başka anlatımla davada davacı ... davalı sıfatlarının kimlere ait olduğu hususu, dava konusu (sübjektif) hakkın özüne ilişkin maddi hukuk sorunudur. Dava açan veya aleyhine dava açılan kişiler o davada davacı veya davalı olarak taraf sıfatına sahip değillerse, mahkemece dava konusu hakkın esası (var olup olmadığı) hakkında inceleme yapılmadan dava sıfat yokluğundan reddedilir. Taraf sıfatı (husumet) ve sıfat yokluğu, davada taraf olarak görünen kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itiraz niteliğindedir ve yargılamanın her aşamasında, isteme gerek kalmaksızın mahkemece kendiliğinden gözetilmesi zorunludur. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2022/4844 Esas- 2022/6372 Karar sayılı ilamı)
Tüm dosya kapsamından; yargılama devam ederken davacı vekilinin, 15/10/2024 tarihli dilekçe ile bildirdiği, duruşma katılamayacağına ilişkin mazeret beyanı ile birlikte davacı şirketin tasfiye edilmiş olduğundan vekillik görevinin sona erdiğini beyan ettiği, mahkememizce Ticaret Sicil Müdürlüğüne şirketin tasfiye edilip edilmediğinin bildirilmesi için yazılan müzekkereye cevap verildiği ve davacı şirketin 02/07/2020 tarihinde tasfiye işlemlerinin sonuçlanarak sicil kaydının terkin edildiği, bu nedenle 28/01/2025 tarihli celsede ''...Davacı şirketin tasfiye olduğu ve sicilden terkin olduğu bu durumda davacı vekilinin vekillik görevi sona erdiğinden ve yine Borçlar Kanunu 513/2 maddesi uyarınca; vekaletin sona ermesi vekalet verenin menfaatlerini tehlikeye düşürüyorsa vekalet veren veya mirasçısı ya da temsilcisi işleri kendi başına görebilecek duruma gelinceye kadar vekil veya mirasçısı ya da temsilcisi vekaleti ifaya devam etmekle yükümlü olduğundan sicil kayıtlarında şirketin yetkili müdürü olduğu anlaşılan ...'a meşruhatlı davetiye tebliği ile şirketin ihyası için dava açmak ve dava açtığına ilişkin tevzi evrakını ibraz etmek üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, şirketin ihyası için dava açılmadığı taktirde davanın taraf ehliyeti yokluğundan usulden reddedileceğinin ihtarına...'' şeklinde karar verilerek ara karar kurulduğu, meşruhatlı davetinin davacı şirket yetkilisine bizzat tebliğ edilmesine rağmen, şirketin ihyasına yönelik dava ikame edilmediği anlaşıldığından asıl ve birleşen davalar yönünden; aktif husumet yokluğundan davaların ayrı ayrı usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
-Asıl ve birleşen davalar yönünden;
-Aktif husumet yokluğundan davaların USULDEN REDDİNE,
A) Asıl dava yönünden;
1-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 410,40-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
2-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-7) göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
B) Birleşen dava yönünden;
5-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 434,90-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı davacı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 13/05/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır