T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2018/504 Esas
KARAR NO:2024/585
DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ:27/05/2018
KARAR TARİHİ:09/09/2024
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı, 28/05/2018 tarihli Görevsizlik kararı üzerine Mahkememiz yukarıdaki esasına kaydı yapılan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Poliçe numarasıyla davalı ... şirketi tarafından sigortalanan ... plakalı davalı ... Tic. Ltd.'ye ait araç ...'un kontrolündeyken tek taraflı kaza yaparak yolcu olan davacının kalıcı olarak sakatlanmasına sebebiyet verdiğini, davalının sigortaladığı aracın sürücüsünün tutulan kaza tutanağında ceza yargılanmasında tek ve tam kusurlu bulunarak cezalandırılmasına karar verildiğini, söz konusu haksız fiil sonucunda davacılardan ...'de sunmuş oldukları rapordan da görüleceği üzerine %18 kalıcı sakatlık oluştuğunu, ... %20 oranında kalıcı olarak sakatlandığını, ... ise yüzde %5 oranında kalıcı olarak sakatlandığını, davacıların söz konusu kalıcı güç efor kayıplarından dolayı maddi zarara uğramış olup bundan sonra çalışma hayatları ve faaliyetlerini hep eksik bir şekilde devam ettirecek olup aynı kazancı elde etmek için diğer insanlara oranla daha fazla güç efor sarf etmek zorunda kalacağını, bu sebeple 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun haksız fiile ilişkin hükümleri çerçevesinde davacının tazminat hakkının doğduğunu, ayrıca hayatının geri kalanına sakat olarak devam edecek olan davacınında manevi zararlarının meydana geldiğini, davacıların yaşadıkları maddi ve manevi zararın bir nebze olsun karşılanabilmesi için işbu belirsiz alacak davasının açılması zorunluluğu hasıl olduğunu, bu sebeplerle tahkikat sonucunda davacıların maddi ve manevi zararlarının değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere kalıcı sakatlık ile güç efor ve muhtemel kazanç kaybı için, davacılar ..., ... ve ...’in her biri için ayrı ayrı şimdilik 50’şer TL, yine davacı müvekkillerin her biri için bakıcı giderleri, geçici iş göremezlik ve zorunlu zararların karşılanması için şimdilik 50’şer TL olmak üzere her bir davacı için (..., ... ve ...) ayrı ayrı şimdilik toplam 100’er TL maddi tazminatın, toplamda bütün davacılar için şimdilik 300 TL maddi tazminatın bütün davalılardan olmak üzere haksız fiilin gerçekleştiği tarihinden itibaren (araç ticari bir araç olduğundan) avans faiziyle ile birlikte müştereken ve mütesel olarak tahsiline karar verilmesini ve ayrıca her bir davacı için ayrı ayrı 20.000’şer TL olmak üzere toplamda 60.000 TL manevi tazminatın davalı ... yağ. Tic. Ltd’den alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ...ŞTİ.vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkememizde görülmekte olan davaya konu kaza ile ilgili olarak .... Asliye Ceza Mahkemesi'nde ... Esas no. İle yargılama yapılarak bahsi geçen dosyada tek sanık olan ... hakkında 09.03.2018 tarihinde cezalandırılmasına ilişkin hüküm kurulduğunu, ilgili ceza dosyasında sanık ...'un davalı şirket ile herhangi bir bağı olmadığının anlaşıldığını, buna rağmen mahkememizde görülmekte olan davanın davalı aleyhine açıldığını, davalı şirket ile ilgili söz konusu davada pasif husumet yokluğunun mevcut olduğunu, davacıların içerisinde bulunduğu aracın kontrolünün ...'tayken davaya konu kazanın gerçekleştiğini, ...'un başka bir acentenin çalışanı olduğunu, davalı firma ile herhangi bir ilişkisinin olmadığını, kaldı ki davalı şirketin söz konusu safari turunu yapmak için gerekli belgelerinin bulunmadığını, araç ile davalı şirketin tek bağlantısının söz konusu aracın davalı şirket adına tescilli olması olduğu, bunun dışında ne safari gezisinin davalı şirketin organize ettiği bir gezidir ne de araç sürücüsü ... davalı şirketin çalışanı olduğunu, aksine, sürücünün başkaca bir firmanın çalışanı olduğunu, ilgili dava ile alakalı olmak üzere kanun maddesinin açık olduğunu, kaza ile ilgili olarak sorumlu kişilerin tespitinin ilk olarak araç işletenin tespiti ile mümkün olacağını, aracın gerçek işleteninin davalı şirketin kesinlikle olmadığını, kanun hükmü doktrin ve Yargıtay kararları açıkça göstermektedir ki aracı yalnızca rica üzerine adına tescil ettiren davalı şirketin kaza günü çıkılan safari turu ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığını, söz konusu safari turunu düzenleyen şirket tamamen ayrıdır ve kendi hesabına söz konusu turları düzenlemekte olup kendi işçilerini çalıştırdığını, bu nedenle davacı tarafından davalıya yöneltilen davanın tarafları açısından pasif husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, davacılar vekilinin davacılardan ...'ın %18, ...'ın % 20, ...'ın ise % 5 oranında kalıcı sakatlığının olduğunu belirtmiş ise de .... Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki yargılamaya ilişkin dosyada mübrez ilk alınan doktor raporlarında; ...'ın belinde ve kalçasında ağrı şikayeti olduğu, muayene sonrasında hayati tehlikesinin olmadığı, vücuduna kırık olduğunun tespiti ile ... ve yatak istirahati ile iyileşeceği, ...'ın göğsünde ağrı şikayeti olduğunu, muayene sonrasında hayati tehlikesinin olmadığı, ... ile iyileşeceği, ...'ın sol el bileğinde ağrı şikayeti ve şişlik olduğu, muayene sonrasında hayati tehlikesinin olmadığı, ... ile iyileşeceğinin belirtildiğini, ilk alınan ilgili raporlar ile davacının dilekçesinde belirtmiş olduğu durum arasında büyük farkın bulunduğunu, bu nedenle soruşturma/ kovuşturma aşamasında alınan doktor raporlarının esas alınması gerektiğini, davacıların her biri için talep ettiği 20'şer bin TL manevi tazminat miktarının ise fahiş olduğunu, hukuka ve hakkaniyete aykırı sonuçlar doğuracağını, maddi manevi tazminat davalarının hiçbir zaman zenginleşme aracı olarak kullanılmaması gerektiğini belirterek öncelikle haksız ve dayanaksız açılmış olan davanın reddine, davacı tarafından açılmış olan tazminat davasının davalı yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ....vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar tarafından davalı şirkete usulen uygun bir başvurunun yapılmadığını, davacılar tarafından davanın açılmasından önce usulüne uygun bir başvuru yapılmamış olup huzurdaki davada bu sebeple dava şartı noksanlığının söz konusu olduğunu, bu sebeple davanın usulden reddini talep ettiklerini, davacıların belirsiz alacak davası açmakta hukuki menfaatinin olmadığını, davanın dava dışı sürücü ...'a ihbar edilmesi gerektiğini, davaya konu taleplerin tümünün dava açıldığı tarih itibariyle zamanaşımına uğradığını, davaya konu kazanın davacıların tüm vücut fonksiyon kaybına ve çalışma ve meslekte kazanma gücü kaybına neden olmadığını, davacıların maluliyetten doğan geçici iş göremezlik ve bakıcı giderleri tazminatına ilişkin taleplerinin sigorta şirketi poliçesi teminatı kapsamının dışında olduğunu, davalı şirketin kazanç kaybına ilişkin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacının olay tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi yönündeki taleplerinin reddinin gerektiğini belirterek haksız ve yasal dayanaktan yoksun işbu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava; meydana gelen trafik kazasında davacıların yaralanmasına dayalı geçici ve daimi sakatlık tazminatının davalılardan tahsiline yönelik açılmış maddi tazminat davasıyla yine davacıların uğramış olduğu manevi zararın tazmini amacıyla açılmış bulunan manevi tazminat davasıdır.
Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, davacıların tedavilerine ilişkin Türkçe tercümelerini içeren evraklar, davacıların maluliyet ve kusur oranlarını gösteren ATK raporları dosyamız içerisine alınmıştır.
Dosya Aktüer, Sigorta Uzmanı ve Doktordan oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, 30/01/2024 tarihli bilirkişi raporu aldırılmıştır.
Davalı ....vekilinin ihbar talebi üzerine dava ...'a ihbar edilmiştir.
Davacılar vekili 06/09/2024 tarihli dilekçesi ile taraflar arasında yapılan protokole göre zararlarının tamamının karşılandığından ve ödendiğinden davanın konusuz kaldığını belirterek davanın konusuz kaldığı şeklinde hüküm oluşturulmasını talep ederek ilgili protokolü dilekçesi ekinde sunmuş olup yine aynı tarihli ikinci dilekçesi ile sulh protokolü uyarınca taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlığın kalmadığını, tarafların birbirlerinden herhangi bir vekalet ücreti ya da yargılama gideri taleplerinin olmadığını bu hususun da dikkate alınarak dosyanın karara çıkmasını talep etmiştir.
Sulh 6100 sayılı HMK'nın 313 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre " Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir. Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir.
Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir. Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir. Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir. İrade bozukluğu ya da aşırı yararlanma hâllerinde sulhun iptali istenebilir.
Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde tarafların dava konusu hususunda sulh oldukları ve davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep ettikleri, vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin bulunmadığı anlaşılmakla esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM: : Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın sulh nedeniyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Harçlar kanunu gereğince davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinden sonra vuku bulduğundan, maktu karar ve ilam harcının üçte ikisi olan 285,07 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 79,11-TL eksik harcın davacılardan müştereken müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafın vekalet ücreti talebi bulunmadığından vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına,
6-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK.'nın yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda karar verildi. 09/09/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır