T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2018/796 Esas
KARAR NO :2025/53
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:11/09/2018
KARAR TARİHİ:21/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı taraf ile davacı taraf arasında kurulan ticari ilişkiye bağlı olarak bir elektronik satış sözleşmesi ve cari hesap ilişkisinin bulunduğunu, davacı şirketin davalı borçludan söz konusu ticari ilişki sebebiyle doğan alacağını tahsil edememesi üzerine .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile borçlu aleyhine icra takibinin başlatıldığını, ödeme emrinin tebliğ edildiğini, davalı tarafın borca itiraz ettiğini, davacı ile davalı arasında süregelen ticari ilişki sebebiyle tarafların birbirlerine karşı tuttukları cari hesaplar ve diğer ticari kayıtların incelendiğinde davalının davacı şirkete 9.834,02 TL'lik ödenmemiş borcunun bulunduğunu, davalı tarafından .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini, asıl alacağa temerrüt tarihinden itibaren ticari işlerde uygulanan avans faizi oranıyla faiz uygulanmasına karar verilmesini, davalının takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmektedir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket ile arasında herhangi bir cari hesap sözleşmesinin mevcut olmadığını, cari hesap sözleşmesinin ilk unsuru olan yazılılık şekil şartının yerine gelmediğini, cari hesap ilişkisinden bahsedilebilmesinin mümkün olmayacağını, taraflar açısından sonuç doğuracak bir cari hesap ilişkisinden söz edilemeyeceğini, taraflar arasında cari hesap mutabakatının bulunmadığını, davacı tarafın iddia ettiği üzere vekil edenin 9.834,02 TL borcunun bulunmadığını, vekil edenle davacı tarafın devam eden ticari ilişkisinde kesin bir borç miktarının tespitini yapabilmenin ancak bilirkişi tarafından yapılacak bir inceleme ile tespit edileceğini, bu nedenlerle hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmektedir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulüne uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosya aslının dosya arasına alındığı anlaşılmıştır.
Dosya talimat yoluyla ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilerek Mali Müşavir ... bilirkişisine tevdi edilmiş, düzenlenen 08/03/2019 tarihli raporda;
Taraflar arasında ticari ilişkinin olduğu, ibraz edilen ticari defterlere göre davalı firmanın davacı firmadan alım yaptığı, Davalının 2018 yılı Aralık dönemine ait kapanış beratını henüz yapılmadığı 30/04/2019 tarihine kadar süresi bulunmaktadır. Ve Davacı firma ile çalışması Şubat 2018 döneminde sonlanmıştır. Bu nedenle Şubat dönemine ait berat davalı taraf için kapanış tasdiki yerine geçmektedir. Davalı tarafa ait yasal defterlerin açılış ve kapanış tasdikine ilişkin beratlarının zamanında yapıldığı, defter kayıtlarının usulüne uygun olduğu ve sahibi lehine delil olabilme vasfı taşıdığı, Davalının 2018 yılı sonu itibariyle davalı firmaya 8.570,13 TL tutarında borçlu olduğu, Davalı tarafın İcra takibi başlattığı 9.834,02 TL alacak rakamı ile Davacı tarafın borç tutarı olan 8.570,13 TL arasında 1.263,89 TL fark bulunmaktadır. Söz konusu fark 01/12/2017 tarihinde düzenlenen 1.263,90 TL tutarında ki iade faturasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı davacı tarafın defterlerinin incelenmesi neticesinde tespit edilebileceği, İade faturası Elektronik Fatura olarak TEMEL FATURA senaryosu ile düzenlenmiş olup, ilgili fatura için Noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi üzerinden bir itiraz yapılmamış ise davacı tarafın faturayı kabul etmiş sayılacağı, Bu nedenle takip konusu alacak 8.570,13 TL olması gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır.
Dosya Mali müşavir Seda Ağır bilirkişisine tevdi edilmiş düzenlenen 09/12/2019 tarihli raporda;
Davacı ve Davalı tarafın 2017- 2018 yılına hesap dönemine ilişkin tutulması zorunlu ticari defterlerinin, kanuna uygun, eksiksiz olarak tutulduğu, açılış ve kapanış onaylarının yetkili makamlarca zamanında yapıldığı tespit edilmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın 1 adet iade fatura konusu olduğu Taraflar arasında 1 fatura haricinde çekişme olmayıp Takdir ve kararın Sayın mahkemenize ait olmak üzere Huzurdadi davada 2 farklı sonuca ulaşıldığı, bunların; Sonuç 1; Davalı tarafından 61.12.2017 tarihinde ... nolu 1.263,90TL'lik faturaların Sayın Mahkemenizce kabul edilmesi halinde Davacı yanın Davalı yandan 8.570,13TL alacaklı olacağı, İİK 67/2 maddesi uyarınca takibin fatura ve cari hesaba dayanması bu kapsamda belirlenebilir ve likit olması sebebi ile ayrıca davacının %20 oranında olmak üzere 1.714,02TL icra inkar tazminatı talebinde bulunabileceği Sonuç 2; Davalı tarafından 01.12.2017 tarihinde ... nolu 1.263,90TL'lik faturaların Sayın Mahkemenizce kabul edilmemesi halinde Davacı yanın Davalı yandan 9.834,02TL alacaklı olacağı Sonuç ve kanaatine varılmaktadır. İİK 67/2 maddesi uyarınca takibin fatura ve cari hesaba dayanması bu kapsamda belirlenebilir ve likit olması sebebi ile ayrıca davacının %20 oranında olmak üzere 1.966,80TL icra inkar tazminatı talebinde bulunabileceği tespit edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Taraflar arasında, kurulan ticari ilişkiye bağlı olarak bir elektronik satış sözleşmesi ve cari hesap ilişkisinin bulunduğu, davacı şirketin davalı borçludan söz konusu ticari ilişki sebebiyle doğan alacağını tahsil edememesi üzerine .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile borçlu aleyhine icra takibinin başlattığı, ödeme emrinin tebliğ edildiği, davalı tarafın borca itiraz ettiği anlaşılmıştır.
Dosyamızda tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak alınan bilirkişi raporları ile; davacının davalı taraftan, -davacı tarafın kendisine elektronik tebligat yapılarak iade edilen ancak defterlerine işlemediği 1.263,90 TL bedelli fatura düşüldükten sonra- bakiye alacağının 8.570,13 TL olduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne, davalının .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 8.570,13 TL asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
İcra inkar tazminatı yönünden; İİK 67/2 maddesinde " Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." denilmektedir. Borçlunun icra inkar tazminatı ile mahkumiyeti açısından itirazın kötü niyetli olması şartı aranmayıp geçerli bir takibin ve itirazın bulunması, takip konusu alacağın belirlenebilir (likid) alacak olması ve davalının itirazında haksız olması gerekmektedir.
"Likid alacak" kavramına gelince ;eğer borçlu, ödeme emri ile kendisinden istenilen alacak bakımından borçlu olduğunu bilmekte veya bilmek durumunda ise ve buna rağmen itiraz ederse, itirazında haksızdır. O halde, borçlunun haksız olup olmadığının saptanabilmesi için, “alacağın bilinmekte veya bilinmek durumunda olması”nın ne anlama geldiği önem arz etmektedir.
Öğretide genel olarak kabul edildiği üzere, borçlu, alacaklının icra takibinde talep ettiği alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmekte veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda ise ve alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç yoksa, alacak likidedir.
Yargıtay’ın çeşitli kararlar vesilesiyle genel olarak yaptığı tanım da buna paraleldir: Ör- neğin, Hukuk Genel Kurulu'nun emsal kararlarında belirtildiği ve benimsendiği üzere , “alacağın gerçek miktarı belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacak likiddir."
Yargıtay'ın burada ifade ettiği, “borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise” ölçütü çok önemlidir. Burada dile getirilen borçlunun “yalnız başına” tespiti hususu, alacağın ve miktarının borçlu tarafından bütün unsurları ile bilinebilir (hesap edilebilir) olması ve bu konuda alacağın tespiti için ayrıca yargılama yapılmasına gerek olmaması anlamındadır.
Açıklamalar doğrultusunda davalı tarafın takibe haksız olarak itiraz ettiği ve takibi durdurduğu, alacağın likit ve belirlenebilir olduğu da dikkate alınarak, asıl alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine miktar itibari ile KESİN olarak karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
-Davalının .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 8.570,13 TL asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
-Asıl alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 615,40-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 118,78-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 496,62-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 8.570,13-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre vekalet ücreti red edilen miktarı geçemeyeceğinden 1.263,89-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; 118,78-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 118,78TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ,
6-Davacı tarafından yapılan; 1.400,00-TL Bilirkişi ücreti, 1.343,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 2.743,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 2.390,46-TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına,
8-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK yönetmeliğinin 47/1 maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda okunup usulüne uygun anlatıldı. 21/01/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır