T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/881 Esas
KARAR NO : 2025/786
DAVA : Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/02/2018
KARAR TARİHİ : 15/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ile 18/02/2013 tarihinde imzaladıkları sözleşme ile karşı tarafın acentesi olarak çalışmaya başladığını, sözleşmenin 15/07/2016 tarihinde yenilenerek belirsiz süreli iş sözleşesi olarak devam ettiğini, TTK 121/1 maddesinde "acentelik sözleşmesi belirli bir sürenin bitimiyle kendiliğinden sona ermemekte, fesih beyanında bulunulmamışsa acentelik sözleşmesi belirsiz süreli sözleşme haline gelmektedir" şeklinde belirtildiği, davalı müvekkiline ... 17. Noterliğinden ... tarih, ... yevmiye numarasıyla gönderdikleri ihtar ile acente sözleşmesini tek taraflı olarak fesih ettiklerini bildirdiklerini, bu ihtarnamenin 12/08/2017 tarihinde müvekkiline tebliğ edildiğini, TTK 121/2 maddesinde belirsiz süreli acenteliksözleşmesini, taraflardan her birinin 3 ay önceden ihbarda bulunmak şartı ile fesih edebilir hükmünün yer aldığı, karşı tarafın tebligatın yapıldığı 12/08/2017 tarihinde müvekkilinin bilgisayarındaki ekranı aynı gün kapattığını, ancak yapılan acente sözleşmesinin 6. Maddesi metnine göre şirket üç ay öncesinde acenteye bildirmek kaydı ile acenteye verilen yetkileri kısıtlayabalir hükmünün yer aldığını, ancak karşı tarafın sözleşmeye aykırı davranarak bildirimden itibaren 3 aylık süreyi beklemeden müvekkilinin kendisine ait olan ve işlem yaptığı sayfayı karartarak erişim ve işlem yapmasını engellediğini, bu durumunun müvekkilini zor durumda bıraktığını, ciddi ekonomik kayıplar yaşamasına neden olduğunu, davalı şirketin müvekkilinin portföyünden ciddi şekilde kar sağladığını, davalının sağladığı bu kar nedeniyle müvekkiline hiçbir tazminat ödemesinin de olmadığını, bu nedenlerle davalarının kabulünü, dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte 5.000,00-TL maddi, 45.000,00-TL manevi tazminatın haksız fesih ve kazanç kaybı sebebiyle ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile 25.01.2013 tarihinde acentelik sözleşmesi yapıldığı, 07.08.2017 tarihinde fesih sürecinin başlatıldığı, 7.11.2017 tarihinde azilname hazırlandığı ve ticaret sicile ilan için iletildiği, fesih acente bankaya teminat mektubu tutarı ödeme istemediğini belirterek, nakit TL ödemesi yapma karşılığında teminat mektubu iadesinin istediğini, fesih işlemi tamamlanmadan iadenin yapılamayacağının belirtildiğini ve 21.02.2018 tarihinde fesih işlemlerinin tamamlandığını, münfesih acentenin ayrıca başka sigorta şirketleriyle de çalıştığını, ticari anlamda bir zararı olmadığını, bildirdiği 5 adet poliçenin davacının yıllardır iş paylaşımı yaptığı ... tarafından yine davacının kendi isteği üzerine yaptığını belirlendiğini, Müvekkilinin tazminatı gerektiren bir davranışı bulunmadığını, davacıya münhasırlık acentelik verilmediğini, portföy hakkının belirli kurallara bağlı olduğunu, manevi tazminat talebinin nedeninin anlaşılamadığını bildirerek davanın reddine, masraf ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, TTK'da düzenlenen acentelik sözleşmesinin haksız feshi iddiası ile portföy tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Tebligatlar usulüne uygun yapılmış olup, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Değişik İş sayılı dosyasının tüm UYAP kayıtları, bilirkişi raporu v.s her türlü yasal delil dosya arasına alınmıştır.
Dosyanın ..., ... ve ...'na tevdi edildiği, bilirkişi heyetinin 03/01/2020 tarihli raporunda özetle ; tarafların ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı, taraf ticari ve defter kayıtlar üzerinde inceleme yapılamadığı, fesihten sonra yenilenen poliçelerin olup olmadığının tespit edilemediği, dosya mevcuduna göre genel prensipler kapsamında; gerçekleşen feshin haklı nedenlere dayanmaması ve TTK.122/1-c fıkrasındaki “Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir” hükmü de dikkate alındığında bu kapsamda hakkaniyet gereği Davacı/Acentenin, Denkleştirme/Partföy Tazminatı talebinde bulunabileceği, bu konudaki nihai değerlendirmenin Sayın Mahkeme' nin takdirinde olduğu, manevi tazminat talepleri bakımından takdirin Yüce Mahkeme'de olduğu, hakkaniyet indirimi hususunda takdirin Yüce Mahkeme'de olduğu, uyuşmazlık hakkında yalnızca görüş bildirdiği tespit ve rapor edilmiştir.
Dosyanın ..., ... ve ...'na tevdi edildiği, bilirkişi heyetinin 02/02/2020 tarihli ek raporunda özetle; tarafların ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı, Davalı sigorta şirketi nezdinde taraf ticari ve defter kayıtlar üzerinde inceleme yapılamadığı, fesihten sonra yenilenen poliçelerin olup olmadığının tespit edilemediği, dosya mevcuduna göre genel prensipler kapsamında; gerçekleşen feshin haklı nedenlere dayanmaması ve TTK.122/1-c fıkrasındaki “Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir” hükmü de dikkate alındığında bu kapsamda hakkaniyet gereği davacı/Acentenin, Denkleştirme/Portföy Tazminatı talebinde bulunabileceği, bu konudaki nihai değerlendirmenin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, manevi tazminat talepleri bakımından takdirin Yüce Mahkeme'de olduğu, hakkaniyet indirimi hususunda takdirin Yüce Mahkeme'de olduğu, uyuşmazlık hakkında yalnızca görüş bildirildiği tespit ve rapor edilmiştir.
Dosyanın ..., ...ve ...'a tevdi edildiği, bilirkişi heyetinin 04/04/2022 tarihli raporunda özetle; Davalı Sigortacının Bilirkişi Heyetinin 02.03.2022 tarihinde göndermiş olduğu e-mailinde talep etmiş olduğu tabloları, 01.04.2022 tarihinde mail ile yanıtlayarak göndermiş olduğu, bu tablolar üzerinde yapılan incelemede, davacının, Davalı tarafın Sigorta Acentesi olduğu sürede (18.01.2013 - 07.08.2017 tarihine kadar, toplam 1662 gün yaklaşık 4,55 yıl), satışına aracılık yaptığı toplam 1.444 farklı Sigorta Müşterisinin poliçelerinden 692,140,72 TL net prim üretimi yapmış olduğu, bu poliçelerden 112.692,13 TL acente komisyon geliri elde etmiş olduğu, yıllık komisyon geliri ortalamasının bu durumda (portföy tazminatı açısından gösterge olarak), 124.748,87 olarak hesap edilmiş olduğu (112.692,13 TL / 4,55 Yıl £ 24.748,87 TL/Yıl), davacı Acentenin feshini takip eden 12 ay süresince (08.08.2017 — 08.08.2018), davalı Sigortacının bu 1.444 müşterinin hiçbiri ile çalışmadığı, fesih sonrasında Sigortalıların poliçelerini iptal ettiği, beyan edilen tabloda anlaşılmaktadır; şöyle ki bu dönemde -1.099,35 TL eksi prim üretimi poliçe iptallerinden kaynaklanmış ve komisyon iadesinin de buna istinaden -477,66 TL olduğu tablodan anlaşıldığını, sonuç olarak, davacı Sigortacının beyan ettiği raporlar üzerinde yapılan incelemede, acente feshini takiben 12 ay süre boyunca, davacı acentenin portföyü kaynaklı bir kazanç elde etmediği, davacı acentenin faal olduğu döneme ait hasar prim oranı % 83,01 olarak hesap edildiği, bu orana idari masraflar ve acente komisyonu da dahil edildiğinde, teknik hasar prim oranının % 100'ü aşacağı, davacı tarafın, heyetimizin 18.03.2022 tarihinde istemiş olduğu bilgileri beyan etmediği, bu kayıtlar üzerinde herhangi bir inceleme yapılmadığı, davacının bilgi sunmaması ve portföy tazminatına yönelik ispat yükümlülüğünü yerine getirememesi, davalının davacı müşterileri ile çalışmaya devam etmediği, nedenleri ile bu yönde herhangi bir hesaplama yapılmadığını, Acentelik Sözleşmesi Feshinin, “Taraflar işbu sözleşmeyi, herhangi bir sebep göstermeksizin üç (3) ay öncesinde diğer tarafa iadeli taahhütlü mektup göndermek veya noterden ihtarname çekmek şartıyla her zaman feshedebilir” maddesine istinaden yapıldığı, uyuşmazlık hakkında yalnızca görüş bildirildiği rapor ve tespit edilmiştir.
Dosyanın ..., ... ve ...'a tevdi edildiği, bilirkişi heyetinin 11/01/2023 tarihli ek raporunda özetle; Davacının, Davalı tarafın Sigorta Acentesi olduğu sürede (18.01.2013 - 07.08.2017 tarihine kadar, toplam 1662 gün yaklaşık 4,55 yıl), satışına aracılık yaptığı toplam 1.444 farklı Sigorta Müşterisinin poliçelerinden 692,140,72 TL nı prim üretimi yapmış olduğu, bu poliçelerden 112.692,13 TL acente komisyon gelir elde etmiş olduğu, yıllık komisyon geliri ortalamasının bu durumda (portföy tazminatı açısından gösterge olarak), t24.748,87 olarak hesap edilmiş olduğu (112.692,13 TL / 4,55 Yıl £ 24.748,87 TL/Yıl), davacı Acentenin feshini takip eden 12 ay süresince (08.08.2017 — 08.08.2018), davalı Sigortacının bu 1.444 müşterinin hiçbiri ile çalışmadığı, fesih sonrasında Sigortalıların poliçelerini iptal ettiği, beyan edilen tabloda anlaşılmaktadır; şöyle ki bu dönemde -1.099,35 TL eksi prim üretimi poliçe iptallerinden kaynaklanmış ve komisyon iadesinin de buna istinaden -477,66 TL olduğu tablodan anlaşıldığını, davacı Sigortacının beyan ettiği raporlar üzerinde yapı incelemede, acente feshini takiben 12 ay süre boyunca, davacı acentenin portfi kaynal kazanç elde etmediği, davacı acentenin faal olduğu döneme ait hasar prim oranı 96 83,01 olarak hesap edildiği, bu orana idari masraflar ve acente komisyonu da dahil edildiğinde, teknik hasar prim oranının 96 100'ü aşacağı, davalı yan tarafından beyan edilen listeler, tarafımızca talep edilen |İisteleri karşılamadığını, bu nedenle denkleştirme tazminatı açısından objektif bir değerlendirmenin mümkün olmadığını, davacı yan tarafından beyan edilen herhangi bir liste bulunmadığını, bu nedenle denkleştirme tazminatı açısından objektif bir değerlendirme mümkün olmadığını, Portföy tazminatı talep eden davacının ispat yükümlülüğü bulunduğu, bu çerçevede hesaplamaya esas alınacak bilgi ve belgeleri sunması gerektiği, ispat yükü kendisinde olan davacının bilgi sunmaması ve portföy tazminatına yükümlülüğünü yerine getirememesi, davalının davacı müşterileri devam etmediği, nedenleri ile bu yönde herhangi bir hesaplama yapılmadığını, Acentelik Sözleşmesi Feshinin, “Taraflar işbu sözleşmeyi, herhangi bir sebep göstermeksizin üç (3) ay öncesinde diğer tarafa iadeli taahhütlü mektup göndermek veya noterden ihtarname çekmek şartıyla her zaman feshedebilir” maddesine istinaden yapıldığı, uyuşmazlık hakkında yalnızca türden bir bulguya rastlanmadığı, tespit ve rapor edilmiştir.
Dosyanın ... ve ...'e tevdi edildiği, bilirkişi heyetinin 27/02/2025 tarihli raporunda özetle; Hukuki tavsifi ve nihai takdiri mahkemeye ait olmakla birlikte, acentelik sözleşmesinin haklı bir sebep olmaksızın davalı tarafından ekran kapatmak suretiyle eylemli olarak veya feshi ihbarla fesholunduğu, davacının ilkesel olarak denkleştirmeye hak kazandığı, davalının sözleşmenin bitmesinden sonra eski acentesinin müşteri portföyünden bazı müşteriler çalışmaya devam ettiği, ancak bunun neticesinde acentenin devam etseydi yıllık gelirinin yaklaşık 9615'ine karşılık gelen bir gelire denk poliçe üretiminin devam ettiği; bu oranın kanundaki ifadesiyle “sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler” kategorisinde olmayabileceği, bununla birlikte mahkemede aksi kanaat oluşması durumunda davacının alabileceği hesaplanan 2.556,24 TL denkleştirme tutarının takdirinin hassaten mahkemeye ait olduğu rapor ve tespit edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı vs her türlü delil birlikte değerlendirildiğinde;
Dava, TTK'da düzenlenen acentelik sözleşmesinin haksız feshi iddiası ile portföy tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 23/16 hükmüne göre, sigorta acentesinin denkleştirme talep edebilmesi için, sigorta acentelik ilişkisinin sona ermesi nedeniyle sigortacının acentenin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi, hakkaniyetin tazminat verilmesini gerektirmesi, acentenin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmemiş olması yada kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olmaması şarttır. Bu şartlardan birinin mevcut olmaması halinde sigorta acentesi denkleştirme talep edemez. Bu şartları açıklayacak olursak; Sigortacının acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaat elde etmesi, acentenin aracılık ettiği veya akdettiği sözleşmeler dolayısıyla acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da prim elde etmeye devam etmesini ifade eder. Sigortacı tarafından önemli menfaat elde edilip edilmediğinin tespitinde, sigorta acentesinin ahdettiği yeni ya da yeni sayılabilecek sigorta sözleşmelerinin sayısı yanında bu sözleşmeler dolayısıyla elde edilen prim miktarı da esas alınmalıdır; zira sigortacının önemli menfaat elde edip etmediği hususunda acentenin portföyünün ekonomik değeri de belirleyicidir. Acentenin portföyünün ekonomik değeri acentenin aracılık ettiği veya ahdettiği sigorta sözleşmeleri dolayısıyla tahsil edilen veya edilecek olan prim miktarına göre belirlenir.
Sigorta acentesi, hakkaniyet gerektirdiği takdirde ve oranda denkleştirme talep edebilir. Bu koşul, somut durumun tüm özellikleri dikkate alınarak denkleştirme ödemesinin adil bir sonuç olup olmayacağının belirlenmesini ifade eder. Denkleştirme isteminin sınırları; sözleşmeden kaynaklanan menfaatler, sözleşmenin tarafları arasındaki risk paylaşımı, acentelik sözleşmesinin süresi, acentenin gelir miktarı, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmek için harcanan emek ve zaman, sözleşme dışı kazanç ve kayıplar, tarafların mal varlığı ve gelir ilişkileri, kişisel durum (Yaşlılık, sağlık durumu, çalışma yeteneği), işin önemi, acentenin tek firma-çok firma acentesi olması, markanın etkisi (unvanın) rekabet yasağının ihlal edilmesi, sözleşmenin sona erme nedeni ve varsa kusur oranları gibi hususlar göz önüne alınıp çizilir. (Koç, Mehmet, Acentenin Denkleştirme İstemi, 5. 90).
TTK 122 m. uyarınca, acentenin talep edebileceği denkleştirme tazminatı miktarı, son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı tüm ödemelerin (komisyon, prim vs.) yıllık ortalamasını aşamaz. Beş yıldan daha az süren acentelik ilişkilerinde talep edilebilecek denkleştirme tazminatında azami miktar, faaliyet gösterilen sürenin yıllık ortalamasıdır.
Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz.
Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir.” hükmünü amir olmakla birlikte SK m. 23/16'ya göre daha detaylı bir düzenlemeye sahip genel hüküm niteliğinde bir düzenlemedir.
Denkleştirme tazminatı miktarının belirlenmesi konusunda Yargıtay'ın emsal kararlarına göre; davalının adı geçen müşterisiyle devam eden ticari ilişkisi varsa elde ettiği menfaatin tespiti açısından ilgili yazışmalar, e-mailler, ticari defterler nazara alınmalı, davacı acentenin portföyündeki poliçelerini acentelik sözleşmesinin son bulmasından önce başka sigorta şirketlerine kaydırıp kaydırmadığı hususu tetkik edilmelidir. (Yargıtay 11. HD, 19.4.2017 tarih ve ,,, E. - ,,, K., Yargıtay 11. HD, 7.3.2017 tarih ve,,, E. - ,,, K. sayılı kararı)
Yukarıda verilmiş olan mevzuat (ve sözleşme hükümleri) gereğince acentenin denkleştirme talebinde bulunması için, sözleşmenin haklı sebep olmaksızın müvekkil tarafından fesholunmasının yanı sıra, müvekkilin, acentenin bulduğu müşterilerden sözleşmenin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesi ve hakkaniyetin de bu ödemeyi gerektirmesi lazımdır. Somut olayda değerlendirilmesi gereken hususlar haklı sebebin varlığı ve müvekkilin sona ermeyi müteakiben önemli menfaat elde edip etmediğidir.
Derdest davada taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin, davalı tarafça, ,,, 17. Noterliğinin ,,, tarih ve ,,, yevmiye nolu ihtarnamesi ile ''şirketimizle akdetmiş olduğunuz 18/01/2013 tarihli acentelik sözleşmesi ve ek sözleşmeler, şirketimizin sözleşmeden kaynaklı fesih hakkına dayanılarak feshedilmiştir'' şeklindeki gerekçe ile feshedildiği, görüldüğü üzere fesih ihtarında herhangi bir gerekçeye dayanılmadığı ve dolayısı ile feshin haksız olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı taraf cevap dilekçesinde, feshin haklı nedenle yapıldığı, davacının başka sigorta şirketleri ile de çalışması nedeni ile feshedildiğini beyan etmiş ise de, buna ilişkin somut bir delil sunulmadığı, yine davalı tarafça davacının ekranının davalı tarafından kapatıldığı, bunun neticesi olarak da davacının poliçe üretme imkanının kalmadığı anlaşılmıştır.
Yukarıda da belirtildiği üzere, mahkememizce dosyaya kazandırılan ve dosya kapsamına uygun denetime açık ve hükme elverişli 27/02/2025 tarihli bilirkişi raporu ile, acentelik sözleşmesinin haklı bir sebep olmaksızın davalı tarafından ekran kapatmak suretiyle eylemli olarak ve feshi ihbarla fesholunduğu, davacının ilkesel olarak denkleştirmeye hak kazandığı, davalının sözleşmenin bitmesinden sonra eski acentesinin müşteri portföyünden bazı müşteriler ile çalışmaya devam ettiği, ancak bunun neticesinde acentenin devam etseydi, bu oranın kanundaki ifadesiyle “sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler” kategorisinde olmayabileceği, bununla birlikte mahkemede aksi kanaat oluşması durumunda davacının alabileceği denkleştirme tutarının 2.556,24 TL olarak hesaplandığı anlaşılmıştır.
Bu durumda her ne kadar bilirkişi raporu ile hesaplanan 2.556,24 TL, “sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler” kategorisinde olmayabileceği şeklinde değerlendirilmiş ise de; davalının, sözleşmenin feshinden sonra, davacıya ait portföy ile yine davacının yıllık gelirinin yaklaşık % 15'ine karşılık gelen bir gelire denk poliçe üretimi gerçekleştirdiği, davanın ikame edildiği 2018 tarihi itibari ile hesaplanan miktarın, davacı tarafça talep edilebilecek önemli bir miktar olduğunun kabulü ile, maddi tazminat davası yönünden davanın kısmen kabulüne, 2.556,24 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
Manevi tazminat yönünden ise; salt sözleşmenin feshedilmiş olmasının davacıya manevi tazminat hakkı doğurmayacağı, yine fesih ihtarında davacı şirketin itibarını zedeleyecek bir ifadede bulunulmadığı anlaşıldığından manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Maddi tazminat davası yönünde;
-Davanın KISMEN KABULÜNE, 2.556,24 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-Manevi tazminat davası yönünden;
-Davanın REDDİNE,
3-Maddi Tazminat Talebi Yönünden;
-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 238,48-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 2.556,24-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre vekalet ücreti red edilen miktarı geçemeyeceğinden 2.443,76-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-Davacı tarafından (yapılan yatırılan harçtan/harçlardan iadesine karar verilen kısım düşüldükten sonra kalan); 615,40 TL Harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Manevi Tazminat Talebi Yönünden;
-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; 15.700,00-TL Bilirkişi ücreti, 1.156,75-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 16.856,75-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 861,80-TL lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan 32,70 TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 31,02 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davalı üzerinde bırakılmasına,
7-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 15/10/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır