T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/501 Esas
KARAR NO : 2025/696
DAVA : Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/09/2020
KARAR TARİHİ : 18/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Taraflar arasında akdedilen 24.04.2018 tarihli sözleşme gereği, davalı ... Tic. Ltd. Şti. tarafından, müvekkil şirket bünyesinde ... otomasyon sisteminin kurulması, geliştirilmesi ve kullanımının sağlanmasına yönelik anlaşma yapıldığını, anlaşma şartları davalı firma tarafından gereği gibi ifa edilmeyerek, kusurlu, ayıplı ve eksik ifa yapılmış olduğundan sözleşmenin feshinin tespiti ile ödenen bedellerin ve oluşan zararların faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini, bahse konu anlaşma şartları gereğince, davalı firma 24.04.2018 tarihli sözleşmenin 4. maddesine göre; müvekkil tarafından avans olarak 50.000,00 TL+ KDV bedelin ödenmesi karşılığında 180 gün süre içerisinde projeyi tamamlayarak müşteri sıfatı ile müvekkile teslim etmesi gerekmekte iken yüklendiği hizmeti süresi içerisinde bitiremediğini, avans bedeli olan 50.000,00+KDV (toplamda 59.000,00 TL) ise 27.04.2018 tarihinde davalı firmaya ödendiğini, davalı firma sözleşmede yazılı 180 günlük süre içerisinde edimini ifa edemeyerek projeyi tamamlayamadığını, bu sürenin dolmasından sonra, projeyi tamamladığı iddiası ile teslim etmek istemiş ise de müvekkili şirket bünyesinde ... isimli otomasyon sisteminin kurulum aşamasında pek çok eksiklik tespit edilerek, defalarca kez davalı firma eksikliklerin ve yanlışlıkların düzeltilmesi için ihtar edildiğini, bu talepler gereği davalı firmanın her seferinde bu eksiklik ve kusurları düzelteceğini beyan ettiğini, müvekkilinin iyi niyet prensibi çerçevesinde, davalı firmadan pek çok kez yazılımın kullanılabilir hale getirilmesi için talepte bulunmuş ancak bu taleplerine karşılık olumlu bir sonuç alamadığını, davalı tarafın ... isimli sistemin kurulması karşılığında sözleşme ile belirtilen ücretin tamamını (59.000,00+59.000,00 TL olmak üzere toplamda 118.000,00 TL) tahsil etmiş olsa da, esasında altından kalkamayacağı bir yazılım sistemini vaat ederek, iki yılı aşkın bir süredir davacı müvekkilin hem zamanının verimsiz bir şekilde harcanmasına neden olmuş, hem de ödenen meblağın karşılığı alınamadığından zarara uğramasına neden olduğunu, davalı firma 24.04.2018 tarihinde imzalanan ve 27.04.2020 tarihinde avans bedeli ödenen sözleşme ile 180 gün içerisinde tamamlanması planlanan proje için en son ana kadar müvekkili tarafından bildirilen tüm eksiklikleri kabul ederek düzelteceğini beyan ettiğini, ancak bu beyanlara karşılık vaat ettiği şekilde kullanılabilir bir sistem teslim edemediğini, mail yazışmaları incelendiğinde, ticaret unvanına sahip olan ve tacir olarak uzun süredir bu meslek ile uğraşmakta olduğunu iddia eden davalı tarafın, basiretli bir tacirin göstermesi gereken özeni hiçbir şekilde göstermediği ve aksine hastalık, izin, tatil, elemanlarının yetersizliği ve yetkinsizliği, yanlış anlaşılma gibi pek çok bahane üreterek süreci uzatmayı tercih ettiği anlaşılmadığını, anlaşılan o ki davalı taraf da vaat ettiği şekilde projeyi teslim edemeyeceğini anlamış ve ılımlı bir yaklaşım sergileyerek, yaklaşık iki yıllık bir süre boyunca müvekkili oyalayarak kullanımı imkansız olan bir sistemi teslim etmeye çalıştığını, ancak davalı tarafça sözleşmede öngörülen şekilde hizmetin ifası sağlanamadığından ve sağlanamayacağı da anlaşılmış olduğundan, fatura kesildiği dönemde 21.06.2018 tarihli tutanak tanzim edilerek projenin esasında henüz tamamlanmamış olduğu taraflarca kabul edilerek birlikte imza altına alındığını, kaldı ki sözleşmenin 5. Maddesinde üstelenilen yükümlülüklerin gereği gibi ifa edildiğinin her iki tarafın mutabakatı ile tutanak tanzim etmek suretiyle belirleneceği yazıldığını, ortada mutabık kalınmış bir teslimat veyahut hizmet ifası bulunmamakta olduğundan iş bu tutanak tanzim edilemediğini, dilekçeleri ekinde bulunan tüm evrakların davalı firmanın projeyi süresinde teslim edemediğini ve projenin kusurlu olarak ifa edildiğinin davalı firma tarafından defalarca kez ikrar edildiğini gösterdiğini, gelinen son aşamada davalı firmanın projeyi olması gerektiği şekilde ve kullanıma hazır bir halde teslim etmesinin gerek elamanlarının uzmanlık alanında yetersiz oluşu, gerekse de sürecin bilinçli olarak askıda bırakılarak uzatılması gibi nedenlerle imkansız olduğu anlaşıldığını, bu sebeple, öncelikle yine iyi niyet kuralları çerçevesinde davalı firma bilinen iletişim kanalları ile aranmak suretiyle sorunların çözülmesi hedeflenmiş ancak davalı firmanın ayıplı olarak teslim ettiği bilişim sistemine ilişkin gelinen son aşamada müvekkile hiçbir şekilde geri dönüş yapmaması nedeniyle hukuki yollara başvurmaktan başka çare kalmadığını, ... 2. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davalının sözleşmede yazılı tebligat adresine ihtarname keşide edilmiş olmasına rağmen ihtarname iade olduğunu, sözleşmenin 8. maddesinde yazılı tebligat hükümleri gereğince davalı firmanın sözleşmede yazılı adresine tebligat çıkarılmış olmasına rağmen tebligat iade olduğunu, davalı tarafın değişen adresini müvekkile bildirmemiş olduğundan sözleşme hükmü gereği iş bu adrese yapılan tebligat ile bağlı bulunmadığını, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, dava konusu sözleşmenin feshi ile davalı firmaya ödenen 118.000,00 TL'nin 59.000,00 TL+ 59.000,00 TL olarak ödenme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, ...'e projenin sunulması için alınan Megaton Eğitim ve Danışmanlık'tan alınan danışmanlık hizmeti bedeli olarak 5.074,00 TL'nin ödeme tarihi olan 22.06.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, projenin tamamlanmaması ve müvekkil şirket nezdinde mevcut hali ile uygulanabilirliğinin bulunmaması nedeniyle,
... projesi kapsamında alınan personele ilişkin yapılan maaş ve sigorta masraflarının, zarar kalemi olarak 61.235,40 TL'nin ödenme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, toplamda 184.309,40 TL olarak belirlenen tarihlerden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; Taraflar arasında imzalanan 24.04.2018 tarihli sözleşmeye konu ...Otomasyon Sistemi müvekkil şirket tarafından davacı şirkete, sözleşmenin 4’ncü maddesinde sözü edilen 180 gün süre dolmadan, 21.06.2018 tarihinde bitirilerek teslim edildiğini, teslim edilmediğinin iddia edilmesi tamamen kötü niyet göstergesi olduğunu, TK, TBK ve ticari teamüllere tamamen aykırı bir iddia olduğunu, müvekkili şirketçe tanzim edilen 25.04.2018 tarih, ... sayı, 8.850,00.-TL tutarlı ve 21.06.2018 tarih,... sayı, 109.150,00.-TL tutarlı faturaların davacı şirkete teslim edildiğini, sözleşmeye konu iş için belirtilen tutarlar tahsil edildiğini, taraf resmi defterlerine işlendiğini, bu durumun inceleme ile ortaya çıkacağını, TTK'nın 23/2'nci maddesine göre faturayı alan, aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde itiraz etmez ise faturanın münderecatını kabul etmiş sayılacağını, yani 21.06.2018 teslim tarihinden 21 ay sonra 20.03.2020 tarihinde (tebliğ edilemediği belirtilen) ihtarname keşide edildiği iddia edilmesi ve 27 ay sonra 18.09.2020 tarihinde, dava dilekçesinin netice-i talep kısmında belirtildiği üzere "projenin tamamlanmadığı ve davacı şirket nezdinde mevcut hali ile uygulanabilirliğinin bulunmadığı" iddia edilmesi, TTK ve BK amir hükümlerine göre (kabul edilmemek kaydı ile) "açık ayıp" olarak izah edilmeye ve ayrıca (yine kabul edilmemek kaydı ile) "teslim alınmadığı" izah edilmeye çalışılmakta olduğunu, eğer ayıplı ise neden teslim alındığı, teslim alındı ise ödemenin yapılıp ve faturanın neden alındığının izahından kaçınıldığını, açık ifadenin mevcut olmadığını, bunların hepsinin TTK ve BK nezdinde kanuni olmayan beyanlar olduğunu, teslimden 27 ay sonra açılan ve TTK’nın m. 23/f.1-bent c hükmü ile TBK'nun 223'üncü maddesinin ikinci fıkrası açık hükmü hilafına ileri sürülen, kanuni vasıflandırmaya uymayan ve muğlak talepler içeren hukuksuz davanın reddine, dava masrafı ve ücreti vekâletin karşı yana tahmiline karar verilmesi talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, banka yazıları dosyamız içerisine alınmıştır.
Dosya mali uzman, nitelikli hesap uzmanı ve yazılım mühendisi bilirkişilere tevdi edilmiş, düzenlenen 04/03/2022 tarihli bilirkişi raporu ile; davaya konu ... yazılımı genelinde birden fazla modülde çok sayıda muhtelif hata, defo, kullanılabilirlik ve özellik eksikliğinin mevut olduğu, dolayısıyla söz konusu yazılımın mevcut haliyle ve tüm özellikleriyle birlikte son kullanıcının (Davacının) kullanımına tamamen elverişli olmadığı, tespit edilen tüm hataların söz konusu yazılımın doğrudan güncel olup olmamasıyla ilgili olduğunun söylenemeyeceği, ... tarafından projenin başlangıç tarihinin 22/03/2018 ve tamamlanma tarihinin 22/03/2020 olarak bildirildiği, “...” formunu Davacı taraftan ...'in 20/09/2018 tarihinde imzalamış olduğu, taraflar arasındaki eposta yazışmalarında teknik aksaklıklara ilişkin yazışmaların ve ilgili yazılım güncellemelerinin 02/09/2019 tarihi itibariyle devam etmiş olduğunun görüldüğü, yazılım geliştirme kaynaklı hataların teslimattan sonra da son kullanıcı (müşteri) tarafından tespit edilebilir olduğu, taraflar arasında İmzalanan Sözleşme kapsamında Davalı tarafından Davacı adına düzenlene 2 faturada toplam 118.000 TL'nın ve davacı tarafından davalıya yapılan 118.000 TL'nın her iki taraf Ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve taraf ticari defterlerinin birbirini doğruladığı, davalı tarafından davacı adına düzenlene faturalara yasal süresi içerisinde her hangi bir itirazda bulunulmadığı, fatura bedeli ve fatura içeriği ““...” açıklamasının da kabul edildiği, davalı tarafından her hangi bir gizli ya da açık ayıp ihbarında bulunulduğuna dair dosya kapsamında her hangi bir somut belge sunulmadığı, Taraf ticari defter kayıtlarına göre, taraf kayıtları birbirini doğruladığı, tarafların birbirinden söz konusu Proje kapsamından kaynaklanan borç/alacak bulunmadığı, somut olay yönünden davacının, ürünü ihtirazi kayıt dermeyan etmeden teslim aldığı, iade faturası tanzim etmediği, yazılım geliştirme kaynaklı hataların teslimattan sonra da son kullanıcı (müşteri) tarafından tespit edilebilir olmasına rağmen ödemeyi yapmış olduğu dikkate alındığında davalının davacıya iadesi gereken bir yük altında olmadığı belirtilmiştir.
Dosya mali uzman, nitelikli hesap uzmanı ve yazılım mühendisi bilirkişilere tevdi edilmiş, düzenlenen 04/11/2022 tarihli bilirkişi raporu ile; davaya konu ERP yazılımı genelinde birden fazla modülde çok sayıda muhtelif hata, defo, kullanılabilirlik ve özellik eksikliğinin mevut olduğu, dolayısıyla söz konusu yazılımın mevcut haliyle ve tüm özellikleriyle birlikte son kullanıcının (Davacının) kullanımına tamamen elverişli olmadığı, tespit edilen tüm hataların söz konusu yazılımın doğrudan güncel olup olmamasıyla ilgili olduğunun söylenemeyeceği, “...” formunu Davacı taraftan Mustafa Sel'in 20/09/2018 tarihinde imzalamış olduğu, ... tarafından projenin başlangıç tarihinin 22/0312018 ve tamamlanma tarihinin 22/03/2020 olarak bildirildiği, taraflar arasındaki eposta yazışmalarında teknik aksaklıklara ilişkin yazışmaların ve ilgili yazılım güncellemelerinin 02/09/2019 tarihi itibariyle devam etmiş olduğunun görüldüğü, yazılım geliştirme kaynaklı hataların teslimattan sonra da son kullanıcı (müşteri) tarafından tespit edilebilir olduğu, Sözleşmenin 2. Maddesinin “Ayrıca proje tesliminden itibaren 6 ay boyunca proje kapsamında olan tüm revizyon —geliştirme — talepleri, — sözleşmeye — konu — olan proje bedeli — içerisinde gerçekleştirilecektir.” Şeklinde olduğu, taraflar arasında İmzalanan Sözleşme kapsamında Davalı tarafından Davacı adına düzenlene 2 faturada toplam 118.000 TL'nın ve davacı tarafından davalıya yapılan 118.000 TL'nın her iki taraf Ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve taraf ticari defterlerinin birbirini doğruladığı, Ve Taraf ticari defter kayıtlarına göre, taraf kayıtları birbirini doğruladığı, tarafların birbirinden söz konusu Proje kapsamından kaynaklanan borç/alacak bulunmadı; davalı tarafından davacı adına düzenlene faturalara yasal süresi içerisinde her hangi bir itirazda bulunulmadığı, fatura bedeli ve fatura içeriği ““...” açıklamasının da kabul edildiği, somut olay yönünden davacının, ürünü ihtirazi kayıt dermeyan etmeden teslim aldığı, iade faturası tanzim etmediği, Yazılım geliştirme kaynaklı hataların teslimattan sonra da son kullanıcı (müşteri) tarafından tespit edilebilir olmasına rağmen ödemeyi yapmış olduğu dikkate alındığında davalının davacıya iadesi gereken bir yük altında olmadığı, taraflar arasında imzalanan Sözleşme kapsamında ... destekli Yazılım Projesinin 22.03.2018 tarihinde başladığı ve 22.03.2020 tarihinde bitirildiği, Söz konusu Projeye ... tarafından toplamda 69.120.00 TL destek sağlandığı, Teknik inceleme ve değerlendirmede, söz konusu Proje ile ilgili olarak “....hatalar gelişen ve artan kullanıcı ihtiyaçlarına bağlı değil; mantıksal, yazılımsal hatalar, çeşitli kararsızlıklar ve özellik eksiklikleri şeklinde tespit edilmiş olup, bu hususlar yazılım geliştirme aşaması dahilindedir. Dolayısıyla tespit edilen tüm hataların söz konusu yazılımın il imi Vİ igili ğu söylenemez.” Şeklindeki teknik değerlemenin, 22.03.2020 tarihinde Bitirilen Söz konusu Projenin tamamının AYIPLI olduğu yönünde kanaate varılması halinde, Davacı tarafından davalıya yapılan 118.000 TL proje bedelinin iade talebinin takdiri Mahkemenizde olduğu belirtilmiştir.
Dava, ticari nitelikteki hizmet sözleşmesinin feshi ile zararın tazmini talebine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı, davacının iddiaları, davalının savunmaları ve alınan bilirkişi raporu bir arada değerlendirildiğinde; Taraflar arasında 24.04.2018 tarihli ... otomasyon sisteminin kurulması, geliştirilmesi ve kullanımının sağlanmasına yönelik sözleşme imzalandığı, sözleşmenin gereği gibi ifa edilmediğinden bahisle davalı tarafa ödenen 59.000-TL+59.000-TL=118.000-TL sözleşme bedeli ile Danışmanlık Hizmet Bedeli olan 5.074-TL ve 61.235,40-TL'nin zarar taleplerine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 03/06/2021 tarihli ... esas ve ... karar sayılı kararında belirtildiği üzere; eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. İş sahibi ısmarladığı eserin belli nitelikler taşımasını, amacını karşılamasını arzu eder. Şayet ısmarlanan eser iş sahibinin beklentisini karşılamıyorsa sözleşmenin yararlar dengesi iş sahibi aleyhine bozulur. Bu bakımdan eser, fen ve sanat kurallarına uygun ve iş sahibinin amacını karşılar nitelikte imâl edilmelidir. Aksi halde eser ayıplıdır ve yüklenicinin ayıba karşı zararlı sonuçtan sorumluluğu ortaya çıkar. Bir tanımlama yapmak gerekirse; yüklenicinin ayıba karşı zararlı sonuçtan sorumluluk borcu, yüklenicinin eseri teslim borcunun tamamlayıcısı olarak, meydana getirdiği eserde ortaya çıkan ayıp ve eksiklikleri üstlenme borcudur. Bu gibi durumlarda eserde dürüstlük kuralları gereğince bulunması gereken niteliklerin yokluğu söz konusudur.
Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, TBK'nun 474-478 maddeleri arasında düzenlenmiştir. İmâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içersinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde ayıp halinde iş sahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır.
Eser sözleşmesi ilişkilerinde 6098 sayılı TBK'nın 474. maddesi hükümlerine göre iş sahibi açık ayıplarda eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz (makul süre içerisinde) eseri muayene ve açık ayıpları ihbar etmek zorunda olduğu, aksi halde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı hükümleri getirilmiştir. Bu hükümler gereğince gerek açık gerek gizli ayıplarda iş sahibinin ihbar zorunluluğu bulunmakta ise de yüklenici eserdeki işçilik, malzeme ve yapımla ilgili açık ve gizli ayıplardan dolayı sorumluluğu garanti ettiği süre için önceden kabul ettiğinden yüklenici lehine olan iş sahibinin ihbar zorunluluğunu aramaktan vazgeçtiği ve garanti süresi içinde ortaya çıkan bu ayıpları ücretsiz olarak gidermeyi sözleşme tarihinde peşinen kabul ve taahhüt ettiği kabul edilmektedir. İş sahibi ihbar zorunluluğu olmaksızın garanti süresi içinde ortaya çıkan açık ve gizli ayıplarla ilgili zamanaşımı süresi içinde seçimlik haklarını kullanarak yükleniciden ayıpların giderilmesini talep edebileceği gibi, aleyhine dava açabilecek ve iş bedelini ayıp giderim bedeli miktarınca ödemekten kaçınabilecektir (Yargıtay 15. H.D. 19.06.2014 gün,... E.... K. sayılı ilamı ile benzer uygulama ve içtihatları). Öte yandan, Borçlar Kanunu’nda ve TBK’da eserdeki açık ve gizli ayıpların yükleniciye bildirim şeklinin nasıl olacağına dair herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması ispat kolaylığı sağlar. Ancak ayıp ihbarı hukukî işlem olmayıp, hukukî işlem benzeri maddî vakıa olduğundan, Yargıtay’ın yerleşik içtihat ve uygulamalarında eser sözleşmelerinde aksi sözleşmede veya eki şartnamelerde kararlaştırılmadıkça taraflar tacir dahi olsa ayıp ihbarının her türlü delille ve bu arada tanık beyanı ile de ispatlanabileceği kabul edilmektedir.
Eserde ortaya çıkan ayıp, iş sahibinin eseri kullanamayacağı ve hakkaniyet kurallarına göre kabule zorlanamayacağı derecede ağır bir ayıp ise, iş sahibi eseri kabulden kaçınma hakkına sahip olup, sözleşmeden dönebileceği gibi, ayıbın ağırlığının bu derecede önemli olmadığı durumlarda iş sahibi, bu tür ayıplardan dolayı, eserdeki ayıbın büyüklüğüne göre, ücretten indirim veya büyük masrafı gerektirmemek kaydıyla eserin onarımını talep edebilecektir.
Somut olayda davacı ile davalı arasında, 24.04.2018 tarihli “...” başlıklı sözleşme akdedildiği, bu sözleşme ile davalının, davacının işyerinde kullanmak istediği bir Bilgisayar Yazılımını davacıya satmayı, teslim etmeyi ve davacının bilgisayarlarına, davacının bu yazılımdan haklı olarak beklediği kullanım menfaatlerini sağlayabileceği şekilde kurmayı ve geliştirmeyi borçlandığı; davacının da, sözleşmede kararlaştırılan bedeli ödemeyi taahhüt ettiği anlaşılmaktadır. Sözleşmenin 4 nolu maddessine göre; davalı (yüklenici), proje başlangıcı için kendisine avans olarak ödenecek 50.000 TL’nin hesabına geçmesinden sonra 180 gün içinde projeyi tamamlayarak davacıya teslim etmeyi, yine Sözleşmenin 6 nolu maddesi hükmüne göre; davalının (yüklenicinin) sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini (borçlarını) yerine getirmemesi, sözleşmenin herhangi bir hükmünü kısmen veya tamamen ihlal etmesi durumunda, davacı tarafından kendisine tanınacak 15 günlük süre içinde ihlallerine son vermemesi halinde, davacı (işsahibi) sözleşmeyi derhal feshetme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.. Sözleşmenin haklı nedenle davacı tarafından feshi halinde, davalı (yüklenici), davacıdan almış olduğu yazılım bedellerini bir hafta içinde, davacının (işsahibinin) bu iş için davalıdan (yükleniciden) satın aldığı donanım bedelleriyle birlikte günlük kurundan, davacının davalıya keseceği iade faturasına istinaden ödeyeceği anlaşılmaktadır. Söz konusu Sözleşmeye ek olarak düzenlenmiş olan 21.06.2018 tarihli sözleşmeye göre; 21.06.2018 tarihli fatura (davalı faturası) ...’e ibraz edilmek üzere kesilmiş (düzenlenmiş) olup, Proje Teslimi henüz tamamlanmamıştır. Proje Teslimi, ...Satış Sözleşmesinin (ana sözleşmenin) 5/2 nolu maddesi göre tutanakla yapılacak ve aynı maddeye göre ödemesi yapılacaktır. Dosya kapsamına göre, davacı (iş sahibi) tarafından avans ödemesi 27.04.2018 tarihinde yapılmış olduğundan, davalının (yüklenicinin) sözleşme ile yapımını üstlendiği işi (projeyi), 21.10.2018 tarihine kadar tamamlayıp davacıya teslim etmesi gerekmektedir. Davacı (iş sahibi), davalıya (yükleniciye) keşide ettiği 20.03.2020 tarihli ihtarname ile; sözleşme ile yapımı üstlenilen işin (projenin) yapımının ve tesliminin hala gerçekleşmediği (borcun ifa edilmediği), 15 gün içinde işin tamamlanıp tesliminin (borcun ifasının) talep edildiği, 15 gün içinde borç ifa edilmediği takdirde sözleşme feshedilmiş sayılacağından, sözleşmeye istinaden davalıya ödenen bedellerin ödeme tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte iadesi gerektiği (iadesinin talep edildiği), hususlarını bildirilmiştir. Mahkememizce konu teknik bilgiyi gerektirdiğinden dosya içerisinde Yazılım Mühendisinde yer alan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve düzenlenen 19.12.2024 tarihli son rapora göre davalı sözleşme ile yapımını üstlendiği işi, davacının bu işten haklı olarak beklediği kullanım menfaatlerini sağlayabileceği şekilde (davacının haklı olarak amaçladığı kullanıma elverişli şekilde) tamamlayamadığı ve bu şekilde davacıya teslimini gerçekleştiremediği bu sebeple davalı sözleşmeden kaynaklanan borcunun (asli borcunun) ifasında temerrüde düştüğü, davalı (borçlu) borcunu ihlal ettiği için, davacı sözleşmenin 6 nolu maddesi hükmü uyarınca sözleşmeyi feshetmeye hak kazanmış olduğu, davacı sözleşmeyi davalı keşide ettiği 20.03.2020 tarihli ihtarnamesinin davalıya keşide edilmesinden itibaren başlayan 15 günlük sürenin sonu itibariyle feshetmiştir, ihtarnamenin tebliğ şerhine rastlanmadığından dava tarihi olan 18.09.2020 tarihinden itibaren 118.000 TL’lik ödeme tutarının, davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dava dilekçesinde talep edilen davacının, ...’e sözleşmenin sunulması için ... Şirketinden alınan danışmanlık hizmeti bedeli olarak ödemiş olduğunu iddia ettiği 5.074,00 TL bakımından; davadışı-... Şirketi tarafından davacı adına 24.05.2018 ve 24.05.2018 tarihli, her biri 2.537,00 TL bedelli “Kurumsal Karne Danışmanlığı” açıklamalı faturanın düzenlenmiş olduğu ve bu fatura bedellerinin 22.06.2018 tarihinde davadışı şirkete Havale Yolu ile gönderilmiş olduğu anlaşılmaktadır, davacının, sözünü ettiği 5.074,00 TL’lik danışmanlık hizmeti masrafını, münhasıran söz konusu sözleşmeye istinaden (yani, davalının sözleşme konusu borcunu gereği gibi ifade edeceğine güvenmesinden dolayı) yapmış olduğunu ispat edemediğinden danışmanlık hizmeti bedeli olarak talep edilen 5.074,00 TL'ye ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Davacının, Projenin tamamlanmaması ve mevcut haliyle davacı nezdinde uygulanabilirliğinin bulunmaması sebebiyle, ... projesi kapsamında alınan personele ilişkin yaptığını iddia ettiği maaş ve sigorta masrafları tutarı olan 61.235,40 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, ilişkin talebi bakımından ise davalı sözleşme ile yapımını üstlendiği işi, davacının bu işten haklı olarak beklediği kullanım menfaatlerini sağlayabileceği şekilde (davacının haklı olarak amaçladığı kullanıma elverişli şekilde) tamamlayamamış ve bu şekilde davacıya teslimini gerçekleştirememiş olduğundan sözleşmeden dönülmüştür. Bu sebeple davacının, davalı ile söz konusu sözleşmeyi akdettiği için (yani, davalının sözleşme konusu borcunu gereği gibi ifade edeceğine güvendiği için) fazladan Personel çalıştırdığını ispata yönelik somut delile rastlanmadığından bu husustaki talebinin de reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE,
118.000,00-TL proje bedelinin dava tarihi olan 18/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine( danışmanlık hizmet bedeli ile zarar kalemlerine ilişkin)
2-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 8.060,58-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 3.147,55-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 4.913,03-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; 3.147,55-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 3.147,55 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan; 9.600,00-TL Bilirkişi ücreti, 432,10-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 10.032,10-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 6.422,82-TL lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı vekili tarafından yatırılan 100,00-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre 35,97-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kısmen kabul reddi oranında yapılan hesaplama sonucunda 845,10 TL'sinin davalıdan, 474,90 TL'sinin davacıdan tahsili ile Hazine adına gelir kaydına,
9-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı.18/09/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır