T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/515 Esas
KARAR NO : 2025/396
DAVA : İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 11/08/2021
KARAR TARİHİ : 06/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davalının ... 31. İcra Dairesindek... Esas sayılı dosyası ile aleyhine yürütülen 178.901,59 TL tutarındaki icra takibi nedeniyle düzenlenen alacağa ve İcra Dairesi'nin yetkisine itiraz ettiğini, taraflar arasında “Acentelik Sözleşmesi yapıldığını, davalı ile davacı şirket arasındaki sözleşme sona erdiğinde devir işlemlerinin gerçekleştiği ve ilgili işyerinde yapılan kasa nakit, süspan ve diğer denetimlerde davalı acentenin davacı şirket hesabına aktarması gereken bedellerde açık olduğunun tespit edildiğini, müşterilerin ödeme yaptıklarını beyan ettiklerini, müşteriler tarafından tahsil edilmiş olmasına rağmen tahsil kaydı düşülmemiş faturalar ve sorunlu durumdaki üye müşteri faturaları incelendiğinde 178.901,59 TL tutarında davacı şirkete aktarılması gereken miktarın aktarılmadığı öne sürülerek itirazın iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davalı tarafın, davacı şirketin çalışanı olduğu; acente sözleşmesinin muvazaalı olduğunu, davalının 01.04.2007-18.06.2018 tarihleri arasında davacı kargo şirketinin önce ... şubesinin sigortalı müdürü olarak işe başladığını, 2009 yılında ... şubesinde, daha sonra aynı yıl ... şubesinde 4-5 ay sigortalı olarak çalıştığını, daha sonra da zorlama ile acentelik sözleşmesi imzaladığını, davalı yanın faturaları ... adına kestiğini, gün sonunda elde edilen hasılatın ...hesabına aktarıldığını, iş yerinde çıkan kasa açığından hizmet akdi ile çalışan işçinin sorumlu tutulamayacağını, asıl işverenin yani ... sorumlu olduğu öne sürülerek davanın reddine ve %20 kötüniyet tazminatına karar verilmesi talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasında imzalanmış olan acentelik sözleşmesinden kaynaklı olarak, dava dışı müşterilerden davalı tarafça tahsil edildiği halde davacıya ödenmediği iddia edilen alacağın tahsili maksadıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptaline ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, Tutanaklar, ... numaralı arabuluculuk son tutanağı, Faturalar, ... 31. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası uyap sureti, Acentelik Sözleşmesi , Ticari defterler , Banka Kayıtları , Bilirkişi incelemesi , Uzman Görüşü , Yemin , Keşif , Yargıtay Kararları ve her türlü sair delil dosya arasına alınmıştır.
...31. İcra Müdürlüğü ...E. Sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 178.901,59 TL alacak üzerinden takip başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğu anlaşılmıştır.
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... talimat sayılı dosyasından alınan... ve ... tarafından sunulan 25/12/2023 tarihli raporunda özetle ; Davalı defterlerinde adres bildirilmediğinden inceleme yapılamadığını, davalı vekilinin beyanında davalının işçi olması nedeni ile defter tutmadığını bildirdiğini ve adres vermediğini, davalı ile ilgili ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün davalının ticaret sicil kaydının 2011 yılında Kargo Lojistik Hizmetleri adı ile kaydının yapıldığının bildirdiğini, GİB ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün müzekkere cevabında davalının 2010 yılında mükellefiyet kaydının açıldığını bildirdiğini ancak ekinde davalı gelir beyannamelerinin olup olmadığı konusunda bilgi verilmediğini, bu nedenle değerlendirme yapılmadığını, SGK ... İl Müdürlüğü tarafından verilen müzekkere cevabında davalının davacı yanında işçi olarak Nisan 2017- Nisan 2010 dönemleri arasında çalıştığını, 06/04/2010-10/09/2019 tarihi arasında SGK 4/a (içşi) olarak prim yatırılmadığını, bu dönemin davacının ifadesi ile davalının acente olarak faaliyet gösterdiği döneme denk geldiğini ancak SGK'nın gönderdiği belgeler içinde davalının 4/b (bağkur) olarak yatırdığı primin olup olmadığı konusunda bilgi vermediğini, bu nedenle bu konuda değerlendirme yapılamadığı tespit ve rapor edilmiştir.
Dosyanın ...ve ...'a tevdi edildiği, bilirkişi heyetinin 10/09/2024 tarihli raporunda özetle; ''...uyuşmazlığın acente-müvekkil değil, işçi-işveren uyuşmazlığına dönüşeceği, gerek ticari işletme ve gerekse acente bakımından "bağımsızlık” unsurunun gerçekleşmediği kabulünde davacı ile davalı arasında bir acentelik ilişkisinin olmayacağını, aksi halde yani "bağımsızlık” unsurunun varlığının kabulü halinde davacı ile davalı arasında bir acentelik ilişkisinin kurulmuş olacağı, davacı ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin acentelik olmadığı durumda davalının tacir olmayacağı ve mali nitelikli ticari defter tutma mükellefiyetinde olmayacağı, davalı tacir sıfatını deruhte etmiş olacağından mali nitelikli ticari defter tutma yükümlülüğünün söz konusu olacağı, uyuşmazlığın acente-müvekkil ilişkisi olarak kabulü halinde mevzuata uygun olarak tutulmuş olan davacı şirket ticari defter kayıtlarının sahibi lehine delil olarak kabul edilerek takip tarihi (10.03.2020) itibarıyla davacının davalıdan 178.901,59 TL alacaklı olduğunun görüldüğü tespit ve rapor edilmiştir.
Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Davacı taraf; davalı ile aralarında acente sözleşmesi akdedildiği ve bu sözleşme kapsamında davacının edimlerini yerine getirmediği iddiasına karşılık, davalı taraf davacı ile aralarında acentelik sözleşmesi bulunmadığını, bilakis iş akdi bulunduğunu, bahsi geçen sözleşmenin muvazaalı olduğunu beyan etmiştir.
Yine davalı taraf aşamalarda, davacı aleyhine ... 3. İş Mahkemesinin ... E.... K. sayılı dosyası ile, işçilik alacaklarından kaynaklı olarak dava açtığını, davacı ile aralarındaki akdin iş akdi olduğunun tespiti ile talepleri yönünden davanın kabulüne karar verildiğini ancak kararın henüz kesinleşmediğini bildirdiği anlaşılmıştır.
İş bu davada, taraflar arasındaki akdin mahiyetinin tespit edilmesi gerektiği ve nihayetinde, akdin iş akdi veya acentelik akdi olmasına göre verilecek olan kararın davamızı etkileyecek olması nedeni ile, iş bu dosyanın kesinleşmesinin bekletici mesele yapılmasına karar verilmiştir.
İş bu davanın kesinleşmesi beklenirken davalı vekilinin, celse arasında ... 3. İş mahkemesinin ...Esas ... Karar sayılı ilamını sunduğu, davaya konu ilam incelendiğinde, anılan dosyanın davacısının ..., davalısının ise ... Şirketi olduğu, yapılan yargılama neticesinde taraflar arasındaki ilişkinin acente ilişkisi olmayıp işçi işveren ilişkisi olduğuna karar verildiği, kararın ... BAM 19. Hukuk dairesinin 28/06/2024 tarih ve ... Esas,... Karar sayılı ilamıyla onandığı, yine kararın temyizi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 08/01/2025 tarih ve... Esas,...Karar sayılı ilamıyla onandığı, kararın kesinleştiği, dolayısıyla anılan dosyadan davacı ile davalı arasındaki ilişkinin işçi işveren ilişkisi olduğunun yargı kararı ile de tespit edilerek kesinleştiği, aynı amaçla mahkememizce bekletici mesele yapılan ... 3. İş mahkemesinin...Esas ... K sayılı dosyasının beklenmesine gerek kalmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, her ne kadar davacı vekili; davalı ile aralarında acente sözleşmesi akdedildiği ve bu sözleşme kapsamında davacının edimlerini yerine getirmediği iddiası ile davalı aleyhine başlatmış olduğu icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmiş ise de; yukarıda mahkeme ve dosya numaraları belirtilen kesinleşmiş yargı kararları ile taraflar arasındaki ihtilafın acentelik sözleşmesinden kaynaklanmadığı ve iş sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.
Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Yine; 4857 sayılı İş Kanunun 1.maddesinde "Bu Kanunun amacı işverenler ile bir iş sözleşmesine dayanarak çalıştırılan işçilerin çalışma şartları ve çalışma ortamına ilişkin hak ve sorumluluklarını düzenlemektir. Bu Kanun, 4.maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine ve işçilerine faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanır. İşyerleri, işverenler, işveren vekilleri ve işçiler, 3 üncü maddedeki bildirim gününe bakılmaksızın bu Kanun hükümleri ile bağlı olurlar." hükmünü amirdir .
6100 Sayılı HMK 114. Madde; (1) Dava şartları şunlardır:
a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması.
b) Yargı yolunun caiz olması.
c) Mahkemenin görevli olması.
ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması.
d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması.
e) Dava takip yetkisine sahip olunması.
f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması.
g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması.
ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi.
h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması.
ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması.
i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması.
(2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır.
115. Madde; (1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
(2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
(3) Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.
Açıklamalar doğrultusunda; her ne kadar davacı vekili; mahkememizde davalı ile aralarında acente sözleşmesi akdedildiği ve bu sözleşme kapsamında davacının edimlerini yerine getirmediği iddiası ile davalı aleyhine başlatmış olduğu icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmiş ise de; yukarıda mahkeme ve dosya numaraları belirtilen kesinleşmiş yargı kararları ile taraflar arasındaki ihtilafın acentelik sözleşmesinden kaynaklanmadığı, bilakis iş sözleşmesinden kaynaklandığının tespit edildiği, dolayısı ile görevli Mahkemenin Karşıyaka İş Mahkemesi olduğu anlaşıldığından, Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle davanın usulden REDDİNE,
2-Mahkememiz kararı kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili Karşıyaka Nöbetçi İş Mahkemesine gönderilmesine,
3-HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik ve yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri konusunda bu aşamada KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
4-Yargılama, harç ve masrafların görevli mahkemece dikkate alınmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 06/05/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır