T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/544 Esas
KARAR NO : 2025/432
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/08/2021
KARAR TARİHİ : 14/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'un, bazı ticari projelerini hayata geçirmek için kardeşi ile 1/2 oranında malik olduğu...'de bulunan yalıyı teminat göstererek kredi çekmek istediğiniistemiştir. Fakat yalı üzerinde annesi lehine kurulan, fakat intifa hakkı nedeniyle bankalardan istediği miktar krediyi temin edemediklerini, bunun üzerine davacının geçmişte bazı işlerde adi ortak olduğu ... proje için gerekli parayı verecek ... isimli kişiyle müvekkili tanıştırdığını, davacının ticaret hayatına yeni atılmanın verdiği acemilikle; ...'nin talebi ile ... A.Ş. isimli şirket ile bu para alış verişini düzenleyen 24.07.2014 tarihli bir sözleşme imzaladığını, bu sözleşmede ...'nin ... A.Ş'ye müvekkilin kız kardeşi .... ve geçmişte bazı işlerde adi ortak olduğu ... kefil olarak yer aldığını, sözleşme incelendiğinde her ne kadar taraflar arasındaki borçlanmayı düzenleme amacıyla düzenlenmiş gibi görünse de sözleşme aslında davacıya verilecek paranın oldukça yüksek faiziyle geri alınmasını amaçlayan ne olduğu belli olmayan bir sözleşme olduğunu, sözleşme kapsamında ... A.Ş'nin davacının geçmişte bazı işlerde ortağı olan ...'a 100.000,00 TL , müvekkilin de BAĞ-KUR primlerine ilişkin birikmiş borçları için ... tarafından ödendiğini, ... A.Ş.' nin ödediği 150.000,00 TL'ye ilişkin olarak 30.03.2016 vadeli 24.07.2014 tanzim tarihli ( yani sözleşme ile aynı tarihte) ... borçlu, ... alacaklı 150.000,00 TL'lik bedeli malen olan bono ...'nin isteği üzerine yine kendisi tarafından hazırlanıp aynı anda arkasına ...'un 24.07.2014 tarihli cirosu alınmak kaydıyla ... bu senedi ele geçirdiğini, 24.07.2014 tarihli işbu sözleşmenin yükümlülükleri yerine gelmeyince davacı tarafından ... 44. Noterliğinin ... yevmiye numaralı ve... tarihli ihtarnamesi ile sözleşmenin fesih edildiği bildirilmiş ve taraflar arasında 24/07/2014 tarihinde yapılan sözleşmenin fesih edildiğine birbirlerine karşı gayri kabili rücu olarak ibra ettiklerine dair 02/10/2014 tarihinde ayrıca bir sözleşme imzaladığını, ibra sözleşmesinin altında ... A.Ş. ve davalı ...'ye vekaleten avukatı imzaladığını, aynı ibra sözleşmesinin altında ... ve ...'un da imzalarının bulunduğunu, yine bu ibra sözleşmesinin 4.2 maddesinde "İşbu sözleşmeden doğacak her türlü uyuşmazlıklarda... mahkemeleri ve icra daireli yetkilidir hükmünün olduğunu, ibra sözleşmesi ile birlikte ...' nin isteği üzerine kendisine verilen 150.000 (yüzellibin) TL'lik senedin iadesi istenmiş ancak yanında bulunmadığını bilahare iade edeceğini zaten yapılan ibra sözleşmesi ile senedin de bir değerinin kalmadığını beyan ettiğini, aradan 3 yıl geçtikten sonra ...'nin ibralaşılmış olan bu senedin miktarı üzerinde hem yazıyla hem de rakamla 150.000 (yüzellibin) TL'nin önüne 50 (elli) rakamını eklemek suretiyle senette tahrifat yaparak geçmişte tanıdığı ... isimli şahsa cirolayarak verdiğini, ...'nın da bu senedi 2017 yılının başında ... Barosundan Avukatı ... vasıtasıyla icraya koyduğunu, davacı aleyhine başlatılan İcra Takibi için özellikle ... ilinin seçildiğini, söz konusu senedin ne alacaklısı ne borçlusunun ikametgahının ... olmadığı halde sadece tahrif edilen iş bu senedi ciro yoluyla alan ...' nın Avukatı ...'un ikamet ettiği yer olduğunu, Avukat ... ... 2. İcra Müdürlüğü' nde başlattığı ... Esas sayılı icra dosyasından hukuka aykırı ve kasıtlı bir ödeme emrinin gönderildiğini, ... 2. İcra Müdürlüğünce müvekkil ... ile alakası olmayan bir şahsa 18.01.2017 tarihinde tebliğ edilen ödeme emrinin zarfı açıldığında müvekkil ile ilgisi olmayan örnek 7 ilamsız takibe ilişkin bir ödeme emrinin bulunduğu, iş bu ödeme emrinde alacaklının ...- ..., borçlunun ... Tic. Ltd. Şti olduğunun görüldüğünü, bunun üzerine ... Nöbetçi İcra Müdürlüğü kanalıyla müvekkilin o tarihteki avukatı ... tarafından ... 2. İcra Müdürlüğüne gönderilen iade ve itiraz dilekçesinde" Öncelikle takibe konu ilamsız takipte taraf olmadığımızdan tebligatı iade ediyoruz. Bu sebeplerle takip ile hiçbir ilgimiz olmaması sebebiyle takibin durdurulması talepli borca, faizin tamamına ve ferilerine itirazımızı sunuyoruz." şeklindeki dilekçeyi ... 2. İcra Müdürlüğüne göndermiş ve gelen ...-... alacaklı, ...Ltd. Şti borçlu olan adi takiplere mahsus ödeme emrini de bu dilekçeyle gönderdiğini, davacıya gönderilen ve bir başkasına ait olan ödeme emrinin avukatının ise garip bir tesadüfle ...olduğunu, davacının ... ile hiçbir alakası olmadığı için şüphelenmediğini, davacının avukatı ... tarafından ... 2. İcra Müdürlüğü' ne gönderilen bu dilekçeyi 2. İcra Müdürü okuduğunda doğru olan ödeme emrini tekrar göndermesi gerekirken, görevini yapmadığını, anlamadıkları nedenlerle icra takibini kesinleştirme yolunu seçtiklerini, oysa sürenin şikayete tabi olan ödeme emrine ilişkin böyle bir iade karşısında doğru ödeme emrini göndermesi gerektiğini, çünki ödeme emri içinden çıkan ...'un başka bir müvekkiline ait belgelerin elimizde olması ve ... 2. İcra Müdürlüğüne göndermemizi izah edemeyeceklerini, belirtildiği gibi davacının yolu ...'e hiç düşmediği gibi ne ... ne de ...'u tanımadığını, yani içeriğinden davacının haberi olmadan tahrif edilen bu senedin maalesef bilerek ve isteyerek ...'un üstün gayreti İcra Müdürü' nün yardımıyla kesinleştirildiğini, icra hukukunda takibe ilişkin olmayan ödeme emri gönderilip iade alınmışsa hatalı ödeme emri yüzünden süresiz şikayete tabii olan bu durumda zarf üzerinde esas numarası olan ...Esas sayılı icra takibine ait kambiyo senetlerine mahsus ödeme emrini tekrar usulüne uygun tebligatla göndermesi gerekirken sürenin geçtiğinden bahisle maalesef kesinleştirildiğini, kesinleştirmeyi yapan İcra Müdürü ve ... hakkında, bilerek ve isteyerek tuzak kurarak takibi kesinleştirdiklerinden ... Cumhuriyet Savcılığı' na şikayette bulunduklarını, icra takibinin kesinleşmesi üzerine müvekkil tarafından ... Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilen şikayet dilekçesi sonucunda sürdürülen soruşturma sırasında ... ve ... için yapılan adres araştırmasında ...'de verilen adreslerin kendileriyle alakasının olmadığı kolluk araştırmasıyla ortaya çıktığını, yani tahrif edilen ve müvekkilin gözünden kaçırılarak , sırf kesinleştirmek için ...' de icraya konan senet üzerinde İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunun da görüldüğünü, soruşturma sırasında alınan 28.05.2018 tarihli ... Üniversitesi ... Tıp Fakültesi Ana Bilim Dalı Başkanının verdiği rapor'da senette tahrifat yapıldığının belirlendiğini, senedin alacaklısı olarak gözüken ...'un ... Cumhuriyet Başsavcılığı' na gönderdiği 10.04.2017 tarihli dilekçesinde de görüleceği üzere müvekkil tarafından kendisine verilen senedin 150.000 (yüzellibin) TL'lik bir senet olduğunu beyan ettiğini, 17.01.2019 tarihinde ... olay hakkında ifade verdiğini, Soruşturma sırasında suça konu olan iş bu senet 26.04.2017 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından emanete alındığını, davalılardan ... tüm aramalara rağmen bulunamadığı hakkında ... 2. Sulh Ceza Hakimliği' nin ... değişik iş sayılı 28.09.2017 tarihli yakalama kararı çıkarıldığını, ...' nın da verdiği tüm adreslerin kollukça yapılan araştırmada sahte olduğu asıl adresinin ...'da olduğunun ortaya çıktığını, soruşturma sırasında müvekkilin daha önceki avukatı olan ...'ın 16.07.2018 tarihli beyanında "...'nin kendisine" Bak o yalıyı ben ellerinden nasıl alacağım." beyanı ve olayın anlatımı müvekkile kurulan tuzağın bir delili olduğunu, davalılardan ...'nın hakkında çıkarılan yakalama kararı sonucunda 05.02.2019 günü ... Cumhuriyet Başsavcılığı yakalama bürosu ...Sayılı şüpheli sorgulama tutanağında "...Müsnet suçlamayı anladım. Ben yurt dışında yaşıyorum. Türkiye'deki işlerimin yürütülmesi için avukatıma vekaletname verdim. Alacak ilişkisinden dolayı 150.000 (yüzellibin) TL'lik bir senet olduğunu biliyorum. Onu takibe koymuştum. Karşı taraf itiraz etti. Adli Tıp Kurumu bildiğim kadarıyla bizim lehimize karar verdi. Ben ilk fırsatta avukatım ile irtibat kurup soruşturmayı yapan ... Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak ayrıntılı olarak ifade vereceğim. Suçlamaları da kesinlikle kabul etmiyorum..." dediğini, ...' nın 15.02.2019 tarihinde ... nezaretinde ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nda soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısına verdiği beyanda ise " ...Yurt dışında inşaat işiyle uğraşıyorum, ayrıca emlak işiyle de uğraşıyorum. ... Ltd. Şirketinin yetkilisi olan ... ile de inşaat işinde bir ortaklığımız oldu. Beraber daire alıp satıyorduk. Kendisinden alacağım söz konusu oldu. Bana parasal olarak geri dönüş yapmayınca bana senet vermek istedi. Yaklaşık 7-8 yıldır tanıdığım şüpheli ...'i ...'da da belli bir kariyeri olduğunu bildiğim için bana senet vermeyi teklif edince bir sakınca görmedim. Neden bana şahsi senedi vermediğini bilmiyorum. Bana şu an senet fotokopisinden gösterdiğiniz suça konu senedin arkasını ... cirolayarak bana verdi. Ben de senedi araştırması için avukatıma verdim, senette bana şu an gösterdiğiniz şekilde borçlusu ... olan 24.07.2014 tanzim tarihli 30.03.2016 ödeme tarihli ... emrine düzenlenen 50.150,000 TL bedelli senet idi. Senedin miktar kısmında müştekinin şikayetinde bahsettiği gibi 150.000,00 (yüzellibin) TL bedelli değildi. Aramızda ... ile yapılan iş karşılığında aslında alacağım olan miktar 50.150,000 TL bedelin çok üstündeki bir rakamdı. Gerçek alacak miktarını şu an tam hatırlamıyorum, dosyamda olması gerekir. Ben ...'in verdiği senetteki miktar kadar alacağımı kabul ettim. ...' nın ... kentindeki şirketimin adı da ...'dır. Suça konu senedin üzerinde benim herhangi bir yazı ve rakamım yoktur. İmza da bana ait değildir, bana verildiği sırada senedin ön yüzü tamamen dolu idi. ... de bana bu senedi ...'de verdi. Ben alacağımı alamayınca senedin tahsili için avukatıma verdim oynama yapmadım. Ben de mağdur oldum, suçlamayı kabul etmem. El yazı ve imza örneklerim ...'de alınmış idi, gerek duyulursa yeniden vermeye hazırım..." dediğini, davalıya ait iki ayrı ifadeyi dikkatinize sunuyorum davalı anlattığı gibi büyük işler yapan bir ticaret adamı olsaydı elindeki senedin miktarında şaşırması mümkün olmazdı. Kaldı ki Dunja isimli bir şirketin de olmadığını, yapılan soruşturma sonucunda diğer davalı ... ile beraber hem sahtecilik hem de dolandırıcılık suçunu işlediklerinden haklarında ... 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde ... Esas ile dava açılmıştır ve davanın devam ettiğini, senedin içeriğinde tahrifat yapılması nedeniyle Yargıtayın yerleşmiş ve Hukuk Genel Kurulu kararları doğrultusunda HMK 209. Madde gereğince, talebimiz üzerine ... 5. Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı davası sonuçlanıncaya kadar, ... 2. İcra Müdürlüğünün 22.11.2020 tarihli kararıyla takibin olduğu yerde (mevcut haliyle ) durdurulmasına karar verildiğini, senet içeriğindeki sahtecilik mutlak defilerden olup bu hususta iyiniyet iddiasının da dinlenemeyeceğini belirterek davacı tarafından ... adına 150.000 (yüzellibin) TL olarak düzenlenen ve ... tarafından yukarıda belirttiğimiz sebeplerle davalılardan yasadışı para veren ...'ye ciro edilen senet, bilahare 50.150.000 haline getirilerek diğer davalı ...' ya ciro edilip, senetle alakası olmayan ... 2. İcra Müdürlüğünde icraya konarak müvekkilin böyle bir senetten haberdar olup itiraz etmesinin önü alınmak kastıyla ödeme emrinde ...' nın avukatının başka bir işine ait ilamsız ödeme emri gönderilerek icra müdürünün de yardımıyla kesinleştirilen bu alacak bedelsiz olduğu gibi senet tekrar iade edilmediğinden davalı ... ve onun kullandığı şirket ... arasında ibralaşılmasına rağmen rakam ve yazı kısmının önüne 50 rakamı getirilmek suretiyle kambiyo senetlerinden olan bono senedinde sahtecilik yapıldığının ve dolasıyla bu senetten dolayı davacının borçlu olmadığının tespiti ve senedin iptaline, açmış oldukları işbu kısmi alacak davası ile söz konusu alacakla ilgili yukarıda arz ettiğimiz gibi ibralaşma olup bedelsiz kalan senet sahtecilikle içeriğinde tahrifat yapılarak değiştirilip icra takibi yapıldığından borçlu bulunmadığımızın tespitine ve senedin iptaline, arz ettikleri nedenlerle davalılar hakkında da ... 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dolandırıcılık ve sahtecilikten yargılama devam etmekte olup senet içeriğinde sahtecilik yapıldığı bilirkişi raporlarıyla tespit edildiğinden icra takibinin mutlak defi sayılan bu sebeplerle dava sonuna kadar teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkememizin 31/08/2021 tarihli ara kararı ile davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının davadan tesadüf eseri haberi olmuş ve taraflarına bilgi vermesi üzerine davaya müdahil olunduğunu, davacının dava dilekçesinde 24.07.2014 tarihli işbu sözleşmeden bahsetmiş, ve bu sözleşmenin ... 44. Noterliğinin ... yevmiye numaralı ve ... tarihli ihtarnamesi ile sözleşmenin fesih edildiğine. ve taraflar arasında 24/07/2014 tarihinde yapılan sözleşmenin fesih edildiğine birbirlerine karşı gayri kabili rücu olarak ibra ettiklerine dair 02/10/2014 tarihinde ayrıca bir sözleşme imzalandığından bahsettiğini, sözleşmeden 3 yıl sonra ise müvekkilimizin 150.000 TL (yüz ellibin türk lirası) bononun önüne 50 ibaresini ekleyerek bononun 50.150.000,000 (elli milyon yüz elibin türk lirası) olarak değiştirdiğini ve bu bonoyu ... isimli bir şahısa ciranta yaparak verdiğinden bahsettiğini, bu beyanlara ilişkin davalının bono üzerinde tahrifat yaparak değiştirdiğine ilişkin iddiaları ise tamamen hayal ürünü olup gerçeklikle bir ilgisi ve alakasının olmadığını, alacaklısının ... borçlusunun da ... olan ... 2. İcra dairesinin ...E. Sayılı dosyasında borçlu tarafından bu takibe itiraz edildiğini ve Mahkeme kararı ve bilirkişi raporları ile de sabit olduğu üzere bonoda tahrifat yapılmadığı bonodaki imza ve cirantaların davalıya ait olmadığı Mahkeme ve BAM dosyaları ile de sabit olduğunu, borçlu tarafın bu işleme ilişkinde itirazlar yaptığını, davalı hakkında farklı mahkemelere müracaat ederek suç duyurularında bulunduğunu ve bu davalar da hali hazırda derdest halde olduğunu, evveli emirde kesinleşmiş bir icra takibi, ve mahkeme kararı olmasına rağmen davacı ve vekilleri sürekli olarak şikayet ve yeni dava türleri ortaya çıkararak hukuk ve adalet düzeninin meşgul ettiğini, bu bonoya ilişkin davalardan bir tanesinin ise ... 2. Ağır ceza Mahkemesinin... E. sayılı dosyası olduğunu, bu dosyada ulusal kriminal büro tarafından da düzenlenen 28.07.2020 tarihli bir rapor mevcut olup raporun sonuç kısımında özetle ..... '''yazılımın ayrı/farklı bir kalemle yazıldığına ilişkin somut bir unsurun olmadığı, inceleme konusu belge boyunca tüm rakam ve tüm harf yazılımlarının tamamının aynı (tek bir) şahsın el ürünü olduğu '' tahrifata ilişkin somut done olarak dikkate alınıp alınmayacağının Mahkemenin takdirine ait olduğu, tahrifat ve eklentiler hususunda ise muhtemelen değil, kuvvetle muhtemel değil, çok kuvvetli muhtemel değil şeklinde değerlendirme raporunun mevcut olduğunu, davacının aynı olayı huzurdaki bu dava ile borcu olmadığının tespiti şeklinde davasını ikame etmiş ve yine aynı olaylara ilişkin iddialarda bulunmaya çalışmakta olduğunu, davacının borçlu olduğunu, davalı ile bir takım ticari faaliyetler içine girmiş ve borçlandığını, davaya delil olrak sunduğu sözleşme içeriklerinden de anlaşılacağı üzere yüksek miktarlarda bedeller üzerinden anlaşılmış ve bu durum iş bu sözleşmeler ile de sabit olduğunu, davalının sonradan haberi olan bir takım işlemler olsa da bundan kesinlikle bilgisi ve onayı ve dahlinin olmadığını, diğer bir hususun ise davanın usulüne ilişkin olduğunu, davanın konusu ve dava miktarının belli olduğunu, HMK ilgili maddeleri gereği davacı davasını harçlandırmak zorunda olduğunu aksi halde Mahkemenin davanın reddine karar vereceğini, davanın hem ihtiyati tedbire ilişkin teminatsız İhtiyati talebi hemde mahkememizce düzenlenen 31.08.2021 tarihli Tensip zaptında, '' Davanın kısmi açılan bir menfi tespit davası olmadığı, tahrifat yapıldığı ve borçlu olunmadığı iddia edilen senet bedelinin 50.150.000 TL olduğu, bu itibarla 856.436,62 TL harç yatırılması gerektiği anlaşıldığından davacı vekiline eksik olan 853.874,99 TL harcı yatırmak üzere 1 haftalık kesin süre verilmesine, bu süre içinde harcı tamamlamadığı takdirde Harçlar Kanununun 30. Maddesi ve HMK 150. Maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılacağının ihtarına, ihtarın iş bu tensip tutanağının tebliği ile birlikte yapılmış sayılmasına, sürenin tebliğden itibaren başlamasına, şeklindeki ara karardan dönülmesi taleplerinin 14.09.2021 tarihinde reddedildiğini, davacı tarafça henüz mahkemenin belirlediği 853.874,99 TL harç dosyaya yatırılmadığını, davanın Harçlar kanunun 30. Maddeye göre reddini talep ettiklerini, çünkü Mahkemece davacıya gönderilen harç ikmaline ilişkin kararda sonra duruşma yapılmış ve hala davacı tarafından bu harcın dosyaya ikmal ettirilmediğini, 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 30 – Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409'uncu maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlı olduğunu belirterek öncelikle davanın esasına geçilmeden 492 sayılı kanunun 30. Maddesi gereği davanın usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise işin esasına geçildiğinde daha önceden kesinleşmiş bir İcra Takibi ve Mahkeme kararları, Kriminal Raporlar olduğundan, davaya konu bono üzerinde herhangi bir tahrifat ve değişiklik yapılmadığının tespiti ile ki (daha önce tespit edilmiştir) davacının taleplerinin tümünün ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde belirtilen tüm hususların doğru olduğnuu, kendisinin ...'ye arkasını cirolayarak verdiği senedin 150.000,00 TL'lik bir senet olduğunu, daha sonra diğer davalı ...'ye ait ... A.Ş. ve ... ile yapılan sözleşmenin davacı tarafından bozulduğunu, diğer davalı ...'nin"senet şu anda yanımda değil, nasıl olsa ibralaştık" diyerek senedi iade etmediğini, aradan uzun zaman geçtikten sonra kendisinin cirolayarak verdiği 150.000,00 TL'lik senedin önüne yazı ve rakamla "elli" ilave ederek senette sahtecilik yapıp hiç alakası olmayan ... ilinde icraya koyduklarını, bu icra sebebiyle ... 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde sahtecilik ve dolandırıcılıktan diğer davalılar hakkında dava açıldığını ve halen devam ettiğini, o davada da ifade verdiğini, kendisinin bu davada 150.000,00 TL'lik senedin arkasını cirolayıp ...'ye verdiği için davalı gösterildiğini düşündüğünü, dava dilekçesinde yazılanların doğru olduğunu, diğer davalıların birbirlerini tanımadıklarını, davacı ...'un ailesinden kalan kıymetli gayrimenkulü ele geçirmek için bu sahtekarlığı yaptıklarını düşündüğünü belirterek bu sebeple hakkında açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava İİK 72. maddesine göre sahtecilik iddiasına dayalı menfi tespit davasıdır.
Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, ... 2. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosya UYAP sureti, ... 5. Ağır Ceza Mahkemesinin...ve ... Ceza Dava Dosya UYAP sureti dosyamız içerisine alınmıştır.
... 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; Mahkememiz dosya davalısı ... tarafından, yine Mahkememiz davacı ..., davalı ..., ... adına toplam 54.929.573,61 TL üzerinden takip başlatıldığı anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin Adli Yardım talebinin Mahkememizin 17/10/2022 tarihli ara kararı ile dava harcı yönünden kabulü ile, harç yönünden davacının adli yardımdan yararlanmasına karar verilmiştir.
Davamıza konu bono ... 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ...E sayılı sahtecilik ve dolandırıcılık yargılamasına konu olmuş, anılan senedin başına yazılan "50" ibaresinin sahte olarak eklendiği kesin olarak tespit edilmiştir. O halde, davacının düzenlediği bu bononun sadece 150.000,00 TL tutarlı bir bono olduğu anlaşılmıştır. Hayatın olağan akışı içerisinde de senedin düzenlendiği 2014 yılında Türk parasının alım gücü nazara alındığında, 50 milyon TL'nin üzerinde bir servet kadar borçlanmanın da salt bir bono ile mümkün olmadığı da ortadadır. Sahtecilik iddiası karşısında, bu kabil bir bononun düzenlenmesine sebep olan hukuki ilişki de davalı tarafça izah ve ispat edilememiştir.
Zira davaya cevap veren davalılardan ve senette de lehtar görünen ...'un beyanından senedin 150.000,00 TL tutarlı olduğu anlaşılmaktadır.
Bu sebeple senette yazılı 50.000.000,00 TL'lik kısım kadar davacının borçlu olmadığının kabulü gerekmiştir.
Davalılardan ... verdiği cevap dilekçesinde davacı iddialarını tam doğrulayarak beyanda bulunduğundan, bu davalı aleyhine davanın tam kabulüne karar vermek gerekmiştir. Eldeki sahtecilik eylemlerinde bu davalının dahili olduğu iddia edilmediği gibi, bu davalı tarafında davacıya karşı herhangi bir alacak iddiası da ileri sürülmemiştir. Bu sebeple bu davalı yönünden yargılama masraflarından sorumlu tutulmamıştır.
Diğer davalılar yönünden ise, davalı ... anılan senedi icraya koyarak eldeki davanın açılmasına sebep olduğundan, davalı... ise bonoyu ciro eden olması ile beraber, davaya verdiği cevapta bononun miktarının 50.150.000,00 olduğunu savunarak, davanın haksız açıldığını ileri sürmesinden, eldeki davanın açılmasına sebep olduğundan yargılama masraflarından sorumlu tutulmuştur.
Öte yandan, davacı yapılan bu sahtecilik işlemi sebebiyle bononun tamamen geçersiz olduğunu ileri sürmüş ise de bu iddiaya itibar edilememiştir. Zira 6100 sayılı HMK'nın 207. Maddesinde "çıkıntı olan kısmın geçersizliği" düzenlendiğinden, sahte olmayan 150.000,00 TL'lik asıl borç kısmı yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Ayrıca davacı yine tarafların ibralaştığını ileri sürerek bir kısım adi yazılı ibraname belgeleri sunmuş ise de 150.000,00 TL tutarlı dava konusu bonoya atıf yapan herhangi bir ibareye rastlanmadığı gibi, ibraname altında vekaleten hareket eden ...'ün vekil tayin edildiğine dair de bir belge bulunamamıştır.
Mahkememizce senedin asıl alacak kısmı olan 150.000,00 TL'nin vade tarihinden itibaren takip tarihine kadar işlemiş faiz miktarı bilirkişi marifeti ile hesaplatılmış, buradan davalı takip alacaklısının 4.768.750,05 TL fazla faiz talep ettiği ortaya çıkmış, bu sebeple hem davalı ... ve hem de ... yönünden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ... aleyhine açılan davanın tam KABULÜNE,
-Davacının bu davalıya 24/07/2014 tanzim tarihli, 30/03/2016 vade tarihli, 50.150.000,00 TL tutarlı görünen ve keşidecisi ... olan bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine,
2-Davalı ... aleyhine açılan davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,
-Davacının bu davalıya 24/07/2014 tanzim tarihli, 30/03/2016 vade tarihli, 50.150.000,00 TL tutarlı görünen ve keşidecisi ... olan bonodan dolayı 50.000.000,00 TL'lik kısmı yönünden borçlu olmadığının tespitine,
3-Davalı ... aleyhine açılan davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,
-Davacının bu davalıya ... 2. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı İcra takibine konu bononun 50.000.000,00 TL'lik kısmı kadar borçlu olmadığının ve anılan takipte 50.000.000,00 TL''lik asıl alacak ile 4.768.750,05 TL'lik faiz yönünden borçlu olmadığının tespitine,
4-Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 3.741.253,32-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 2.561,63-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 3.738.691,69-TL harcın davalılar ... ve ...'den müştereken müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.Tye göre hesaplanan 1.155.688,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalılar ... ile ...'den müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan; 2.561,63-TL Peşin/nisbi Harcın davalılar ... ve ...'dan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafından yapılan; 3.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 720,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 3.720,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 3.709,11-TL lik kısmının davalılar ... ve ...'dan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına,
10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı tarafın yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.14/05/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır