T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/56 Esas
KARAR NO : 2025/623
DAVA : Alacak (Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinden)
DAVA TARİHİ : 25/01/2021
KARAR TARİHİ : 09/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin ... A.Ş.’nin Türkiye’nin en köklü markalarından biri olduğunu, 700’ü aşkın bayilik ağı ile yine Türkiye’nin en önde gelen akaryakıt dağıtım firmalarından biri olduğunu, davacı şirket ile davalı şirket arasında; 26.06.2019 tarihli Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi ve eki niteliğinde 22.05.2019 tarihli Protokol, Ariyet Sözleşmesi, Cari Hesap Sözleşmesi, ve diğer sözleşmelerin akdedildiğini, davalı tarafa ... adresinde akaryakıt bayiliği hakkı ve işletmeciliğinin verildiğini, taraflarca akdedilen Protokol hükümleri uyarınca Müvekkili Şirketin, geri ödemesi TL para biriminden olacak şekilde ilk 6 ay ödemesiz, takip eden 28 ayda eşit taksitler halinde bila faiz geri ödenmek üzere 700.000-TL nakdi krediyi davalı yana sağladığını, ancak davalı yan verilen kredi geri ödemesini vadesinde gerçekleştirmediğini, hatta yapılan yapılandırma protokolüne de riayet etmeyerek tüm kredi borcunun muaccel hale gelmesine sebebiyet verdiğini, bunun yanında, asgari ürün alım taahhüdünde bulunan davalı taraf, sözleşmenin yürürlük süresi boyunca, müvekkili şirketten perakende standart satış fiyatından 750 m³ Benzin, 5.000 m³ Motorin, 750 ton LPG ve 5 ton madeni yağ alımı gerçekleştirmeyi taahhüt ettiğini, ancak davalı ...’in söz konusu alım taahhütlerini yerine getirmediğini, davalı şirket ile akdedilen Bayilik Sözleşmesi ve eki niteliğindeki tüm protokollerin davalı tarafça gönderilen ... Noterliği'nin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile haksız olarak feshedilmesi sebebiyle taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşme ve protokollerin de sona erdiğini, sözleşmesini fesheden davalı taraf, bu kez müvekkili şirket tarafından ... 17. Noterliğinin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek fesih bildiriminin öğrenildiği ve erken fesihten ve asgari ürün alım miktarından kaynaklanan cezai şart borcunu, kredi borcunu ve cari hesap borcunu ödemesi gerektiğini bildirir ihtarname ile davalı şirketi temerrüde düşürdüğünü, davacı şirketin erken fesihten kaynaklı ceza-i şart alacağının bulunduğunu; Taraflar arasında akdedilen Akaryakıt Bayilik Protokolünün 6.3 maddesinde "Protokol ve/veya Sözleşmenin davacı tarafından haklı veya bayi tarafından haksız suretle feshi halinde Bayi; … 150.000-USD cezai şartı TP'ye öder" denildiğini, bu kapsamda Bayilik Sözleşmesi ve eki niteliğindeki protokollerin Davalı Lökler tarafından haksız olarak feshedilmesi sebebiyle Müvekkili Şirketin asgari alım taahhüdüne aykırılık sebebiyle doğmuş olan cezai şart alacağının yanında 150.000-USD tutarında erken fesih cezai şart alacağın da doğduğunu, ayrıca Lökler ile akdedilen Otogaz Bayilik Protokolünün "Feshin Sonuçları" başlıklı 7.2 maddesinde ise Protokol ve/veya sözleşmenin TP Gaz tarafından haklı veya bayi tarafından haksız suretle feshi halinde Bayi'nin 60.000-USD cezai şartı ...'a ödeyeceği açıkça kararlaştırıldığını, bu noktada Bayinin otogaz bayilik sözleşmesinin haksız nedenle feshi nedeniyle müvekkili şirketin 60.000-USD cezai şart alacağının doğduğunu, bu doğrultuda müvekkili şirketin asgari ürün alım taahhüdünden kaynaklı toplam 531.224,85-USD, erken fesihten kaynaklanan 150.000-USD ve Otogaz Bayilik Protokolünün feshinden kaynaklı 60.000-USD olmak üzere toplamda 741.224,85-USD cezai şart alacağının bulunduğunu, davalı asgari ürün alım taahhüdüne aykırı hareket ettiğini, Bayilik Sözleşmelerinde, bayinin sözleşme konusu ürünleri satın alma yükümlülüğü asli yükümlülükleri arasında bulunduğunu, bayilere sözleşmede kararlaştırılmasa da dağıtıcısından ürün alma mecburiyetinin yüklendiğini, Protokol'ün "Asgari Ürün Alım Taahhüdü" başlıklı 4.4. maddesi uyarınca "Bayi, Protokol süresince; perakende standart satış fiyatından olmak ve Perakende satış yapmak üzere 750 m3 Benzini, 5.000 m3 Motorini,, 750 ton LPGyi ve 5 ton madeni yağı TP'den satın almayı kabul ve taahhüt etmiştir." şeklinde yazılmış olmasına rağmen davalı, sözleşmenin yürürlük süresince, Müvekkil Şirketten almış olduğu ürünler ile söz konusu taahhütlerini tutturamadığını, işbu Protokol'ün 4.5. maddesinde "Asgari Ürün Alım Taahhüdünden Kaynaklanan Cezai Şart" belirtildiğini, buna göre "Bayi, her ne sebeple olursa olsun, Bayilik sözleşme süresinin sonunda veya fesih tarihinde; "Asgari Ürün Alım Taahhüdü" maddesinde bahsi geçen ve taahhüt ettiği halde; -Perakende standart satış fiyatından ...'den satın almadığı beher m3 Beyaz Ürün için 85,00 USD, - Bayi, ...'den satın almadığı beher ton LPG için 85,00 USD, -Bayi, ...'den satın almadığı beher ton madeni yağ için 2.000,00 USD, tutarında cezai şart bedelini ödemeyi kabul ve taahhüt etmektedir.", şeklinde yazıldığını, davalı Lökler’in ise Benzin alımı bakımından 711,19 m3, Motorin bakımından 4.792,82 m3, LPG'den 639,60 ton ve madeni yağdan ise 4,51 ton eksik alım yaptığını, bu durumda davalı yanın; Benzin alımı bakımından 60.451,49-USD, Motorin alımı bakımından 407.389,28-USD LPG bakımından 54.366,09-USD ve Madeni yağdan 9.018,00-USD tutarında asgari alım taahhüdünden kaynaklı cezai şart borcunun doğduğunu, bayinin eksik alım yapmış olduğu ürünlerden kaynaklı toplam cezai şart orcunun 531.224,85-USD olduğunu, Müvekkili şirketin kar mahrumiyeti alacağının bulunduğunu, açıklanan maddeler ile müvekkili şirketin cezai şart alacağını talep edebileceğini, davalı şirketin söz konusu bu alacakları ödemekle mükellef olduğuna ve işbu hususların tarafların iradelerine uygun olarak defaatle hem Protokol'de hem de Sözleşme'de kararlaştırıldığına dair somut deliller olduğunu, taraflar arasında akdedilen Protokol'ün 6.3. maddesinde ve Otogaz Bayilik Protokolü'nün 7.2. maddesinde sözleşmenin ... tarafından haklı veya bayi tarafından haksız suretle feshi halinde bayinin, ...'nin uğrayacağı kar mahrumiyeti dahil sair zarar ve ziyanını tazmin edeceğinin kararlaştırıldığını, taraflar arasında Müvekkil Şirket'in akaryakıt ve otogaz sözleşmelerinin feshi halinde kar mahrumiyeti talep edebileceğinin açıkça belirlendiğini, davalının müvekkil şirkete kredi borcu bulunmadığını, taraflar arasında akdedilmiş olan Akaryakıt Bayilik Protokolünün 5.3 maddesinde belirtildiği üzere, müvekkili Şirket tarafından Davalı Şirkete nakit kredi verildiğini, "..., geri ödemesi TL para biriminden, ilk 6 ay ödemesiz, takip eden 28 ayda eşit taksitler halinde bila faiz geri ödenmek üzere 700.000-TL nakdi krediyi bayiye sağlamayı kabul ve taahhüt eder." şeklinde sözleşme hükmü bulunduğunu, akabinde ise firmanın borcu ödememesi sonrasında taraflar arasında bir yapılandırma protokolü imzalanarak kredi borcunun yeniden yapılandırıldığını ve 52 eşit taksite bölündüğünü, bunun yanında davalı, kredi geri ödemesini süresi içerisinde yapmaması sebebiyle yapılandırma protokolüne konu alacağa faiz işletilmesini ve işbu faize tekabül eden KDV miktarını ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, bu kapsamda davalı taraf yapılandırma protokolünde yer alan kredi borcu ve ferilerini belirtilen vadelerde ödemeyi taahhüt ettiğini, daha sonra ise davalı tarafın ödemelerde gecikmelere başladığını ve kalan taksitleri ödemediğini, bu kapsamda yine taraflar arasında akdedilmiş olan Yapılandırma Protokolü'nde yer alan "Taksit ödemelerinden herhangi bir tanesi vade tarihinde ödenmediği takdirde taksitlerin tamamı muaccel hale gelecek ve Bayi başkaca bir ihtara gerek kalmaksızın mütemerrit duruma düşecektir. Taksit ödemeleri için belirlenen vade tarihleri Taraflar yönünden kesin vade olarak kabul edilmekte olup kesin vadenin tüm sonuçları geçerlidir." hükmü uyarınca davalı yanın kredi taksitlerinde gecikmeye düşmüş olması sebebiyle tüm kredi borcu ve ferilerinin muaccel hale geldiğini, davalı taraf Müvekkil Şirket'e 08.06.2020 tarihinde 135.000-TL'lik herhangi bir açıklama bulunmayan bir ödemede bulunduğunu ve işbu ödemenin söz konusu kredi borcundan mahsup edildiğini, bu hususun davalı yanın göndermiş olduğu fesih ihtarında da kabul edildiğini ve ilgili bedelin kredi borcundan mahsup edilmesini talep ettiğini, bu kapsamda davalı yan hem yapılandırma protokolü hem de keşide etmiş olduğu ihtarname kapsamında kredi borcunun varlığını açıkça ikrar ettiğini, davacı şirketin sözleşmelerden kaynaklı olarak muaccel durumda bulunan bakiye kredi alacağının halen devam ettiğini ve davalı yan tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, taraflar arasındaki sözleşme ve protokollerin davalı yan tarafından haksız olarak feshedildiği hususunun göz önüne alındığında, Akaryakıt Bayilik Protokolünün "Feshin Sonuçları" başlıklı 6.3 maddesinde "Protokol ve/veya Sözleşmenin ... tarafından haklı veya Bayi tarafından haksız suretle feshi halinde Bayi; ...nin uğrayacağı kar mahrumiyeti dahil sair zarar ve ziyanı tazmin eder. ... Kredi borçları muaccel hale gelir." hükmünün düzenlendiğini, hem davalı yanın yapılandırma protokolüne aykırı hareket etmiş olması hem de bayilik sözleşmelerini haklı neden olmaksızın feshetmiş olması sebebiyle, Müvekkili Şirkete olan tüm kredi borcunun muaccel hale geldiğini, müvekkili şirketin nakdi kredi alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiğini, alacak taleplerinin tespitinde müvekkili şirketin defter ve kayıtlarının esas alınması gerektiğini, Protokolün 6.4 maddesinde "Taraflar işbu protokol ve buna bağlı olarak akdedilecek bayilik sözleşmelerimin tatbikinden doğabilecek ihtilafların halinde ...'nin kanuni defter ve kayıtlarının kesin delil teşkil edeceğini HMK'nın 193. Maddesi uyarınca delil sözleşmesi uyarınca delil sözleşmesi hükmünde olmak üzere kabul ederler. Bu bakımdan bahse konu sözleşmeler kapsamında taraflar arasındaki borç ve alacak miktarının bayiye teslimi yapılan ürün ve ariyet malların cins ve miktarlarının ve teslim tarihlerinin belirlenmesi gibi hususlarda tarafların kanuni defter ve kayıtları arasında mübayenet bulunursa ...'nin elinde bulunan sözleşme metni geçerli sayılacaktır." hükmünün kararlaştırıldığını, 6100 sayılı Kanun'un 193/1. maddesi gereği Müvekkil Şirket defter ve kayıtlarının kesin delil teşkil edeceğini ve bunun delil sözleşmesi olduğunu tarafların kabul ettiğini, davalı şirket mevzuat hükümlerine aykırı hareket etmek suretiyle Müvekkil Şirket'in zararına neden olduğunu belirterek fazlaya dair alacak, dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; taraflar arasında akdedilen sözleşme ve protokol hükümlerinin ihlali gereği ödenmesi gereken cezai şart bakımından 5.000-USD'lik kısmının işleyecek Devlet Bankalarının yabancı para cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesaplarına uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini,Kredi borcu bakımından 5.000-TL'lik kısmının işleyecek TCMB'nin kısa vadeli avanslar için uyguladığı değişken oranlı faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, taraflar arasında akdedilen sözleşme ve protokol hükümleri gereği ödenmesi gereken kar mahrumiyeti alacağının 5.000-TL'lik kısmının işleyecek TCMB'nin kısa vadeli avanslar için uyguladığı değişken oranlı faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ISLAH: Davacı vekili 05/03/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile; fazlaya ilişkin hakları ile ek dava açma, talepte bulunma, alacak ve sair her türlü hakkımız saklı tutulmak suretiyle toplamda 5.000,00- USD olarak talep ettikleri (dava dilekçemizde; taahhüt edilen miktardan eksik alımları karşılığı 3.000-USD cezai şart, akaryakıt sözleşmesinin erken feshinden kaynaklı 1.000 USD cezai şart ve LPG sözleşmesinin erken feshinden kaynaklı 1.000-USD cezai şart olarak talep ettiğimiz) taahhüt edilen miktardan eksik alımları karşılığı cezai şart alacağımızı 8.000 USD arttırarak, akaryakıt sözleşmesinin erken feshinden kaynaklı cezai şart alacağımızı 30.000-USD arttırarak, LPG sözleşmesinin erken feshinden kaynaklı cezai şart alacağımızı ise 7.000 USD arttırarak, cezai şart alacaklarımızı 45.000-USD arttırmak suretiyle toplamda 50.000-USD olarak kabulüne, davaya ilişkin ıslah talebimizin kabulü ile fazlaya ilişkin haklarımız ile ek dava açma, talepte bulunma, alacak ve sair her türlü hakkımız saklı tutulmak suretiyle 5.000,00- TL olarak talep ettiğimiz kar mahrumiyeti alacağımızı 745.000-TL arttırmak suretiyle toplamda 750.000-TL olarak kabulüne, davaya ilişkin ıslah talebimizin kabulü ile fazlaya ilişkin haklarımız ile ek dava açma, talepte bulunma, alacak ve sair her türlü hakkımız saklı tutulmak suretiyle 5.000,00- TL olarak talep ettiğimiz kredi alacağımızı 360.743,38 TL arttırmak suretiyle toplamda 365.743,38 TL olarak kabulüne, Kredi alacakları bakımından 19.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek Devlet Bankalarının yabancı para cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesaplarına uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline; cezai şart borçları bakımından temerrüt tarihinden itibaren işleyecek olan Devlet Bankalarının yabancı para cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesaplarına uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte, davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket ile davacı şirket arasında imzalanan akaryakıt bayilik sözleşmesi ve ekinde imzalanan protokollere göre müvekkili şirket münhasıran davacı şirketten satın almış olduğu akaryakıt ürünlerini mevzuat sınırları içerisinde satışının gerçekleştirildiğini, söz konusu davanın haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli olduğunu, davacı şirket, 19 Haziran 2020 tarihli 23002 sayılı ihtarnamesi ile ürün alım taahhütnamesinden kaynaklı olmak üzere müvekkil şirketten 531.224,85 USD cezai şart bedeli, akaryakıt bayilik protokolünün 6.3.maddesi uyarınca 150.000 USD cezai şart ve otogaz bayilik sözleşmesinin haksız feshi sebebiyle 60.000 USD cezai şart olmak üzere toplam 741.224,85 USD cezai şart alacağı olduğunu iddia ederek ihtarname gönderdiğini, söz konusu bedellerin davacı şirket verileri ile hesaplanabilir nitelikte olduğunu, davacı şirketin talep ettiği cezai şart kalemlerinden ikisinin maktu, sözleşmede yer alan cezai şart bedeli olduğunu, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi uyarınca, davalı şirketin aldığı beyaz ürün miktarının belli olduğu gibi, cezai şartında maktu nitelikte sözleşmede kararlaştırıldığını, davalının almadığı yıllık ürün miktarının belirli olduğu gibi dava dilekçesi içeriğinde de bu tutarın net olarak ifade edildiğini, keza istenebilecek kar kaybı tutarının 626.890,50 USD olarak belirtildiğini, cezai şartın ise 50.000,00 USD olarak maktuen kararlaştırıldığını, bu şekilde istenebilecek tutarın açıkça veya taraflarca belirlenebilir nitelikte olduğunu, şimdilik bunlardan ayrı ayrı 5.000,00.-TL’den toplam 10.000,00.-TL’nin fazlaya dair haklar saklı tutularak istenilmesinde hukuki yarar olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiğini, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edildiğini, davacı tarafından 05.07.2012 tarihinde 10.000.-TL üzerinden harcı ihmal edilerek fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak alacak davası açıldığını, somut olayda, davacıya davasını tam dava olarak sürdürmesi ve toplam alacak üzerinden eksik peşin harcı tamamlanması konusunda belirtilen yasa hükmü uyarınca kesin süre verilip, sonuca göre bir karar tesisi gerekirken belirtilen gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediğini, Yargıtay kararından da anlaşılacağı üzere, cezai şart alacağı davacı şirket tarafından hesaplanabilir nitelikte olduğunu, tüm kayıtların davacı şirket defterlerinde mevcut olduğunu, dolayısıyla ihtarnamede 741.224,85 USD olarak talep edilen cezai şart alacağının dava sırasında 5.000 USD olarak talep edilmesinin iyi niyetle bağdaşmayacak bir hareket olduğunu, dolayısıyla davacı şirketin cezai şart konusunda açıklama yapılmak suretiyle 538.848,47 TL üzerinden harcın tamamlatılmasına karar verilmesi gerektiğini, akaryakıt bayilik sözleşmesinin uygulanması aşamasında davacı şirket ile karşılıklı mutabakat sağlanmak suretiyle sözleşmeden kaynaklı borçlar için yapılandırma protokolü imzalanmadığını, 20.02.2020 tarihinden başlamak üzere 52 taksit olarak taksitlendirilmiş 741.824,20 TL tutarındaki borç ise aylık 14.265,82 TL tutarındaki bonoların nizami olarak gününde ödendiğini, söz konusu borcun ödenmesi sürecinde müvekkili şirketin davacı şirkete, ürün bedeli olarak 08.06.2020 tarihinde 135.000 TL gönderdiğini ve karşılığında akaryakıt ürünleri almak istediğini, ancak davacı şirket muaccel borcu olduğu gerekçesiyle akaryakıt vermediğini ve muaccel borçlarından düşüleceğinin bildirildiğini, her ne kadar 135.000-TL.nin ürün bedeli olarak gönderilmediği iddia edilse de 110.000-TL tutarındaki havalenin ... kodu (akaryakıt kodu) ile 25.000-TL.tutarındaki havalenin ise ...kodu (LPG kodu) ile gönderildiğinin yargılama sırasında yapılacak incelemeler neticesinde ortaya çıkacağını, davacı tarafın dilekçe ekinde sunmuş oldukları bono fotokopilerinden de görüleceği üzere 135.000 TL karşılığında henüz vadesi gelmeyen bonoların ödeme gerekçesiyle davacı şirket tarafından müvekkil şirkete teslim edildiğini, bu noktada yargılama sırasında özellikle 08.06.2020 tarihi itibariyle taraflar arasındaki muaccel borç alacak tutarının, alacak mevcutsa temerrüt şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespitinin ve özellikle 08.06.2020 tarihli 135.000 TL. tutarındaki ödemenin kayıtlarda ne şekilde yer aldığının bilirkişi marifetiyle tespit edilmesinin gerektiğini, dolayısıyla sözleşmenin sona ermesinde davacı tarafın kusurunun daha fazla olduğu için herhangi bir talepte bulunmasının hukuki dayanağının bulunmadığını, bununla birlikte cezai şart ve kar mahrumiyeti konusunda ileri sürülen taleplerin de yasal dayanağının bulunmadığını, bununla birlikte, davalı şirketin fesihte kusurlu olduğu ve kar mahrumiyeti talep edemeyeceği yönündeki beyanları saklı kalmak kaydıyla, davalı şirketin sözleşme süresinin tamamına yönelik kar mahrumiyeti talebinin de hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı şirket dava dilekçesinde cari hesap alacağı olduğunu iddia etmiş ise de müvekkili şirketin muaccel olmuş herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı şirket tarafından sözleşme ve protokollere aykırı olarak mevzuatı ihlal eden nitelikte keşide edilen faturalara itiraz edilerek iade faturası kesilmek suretiyle karşılık verildiğini, dolayısıyla davacı şirketin herhangi bir cari hesap alacağının da bulunmadığını, davalının peşin ödeme yapmasına rağmen akaryakıt göndermediği için sözleşmenin sona ermesinde kusurlu olduğu için kar mahrumiyeti ve cezai şart talep edemeyeceğini, sözleşmenin sona ermesinde her ne kadar davacı şirket kusurlu ise de mahkemece aksi kanaat hasıl olması halinde kar mahrumiyeti ve cezai şart konusunda emsal yargı kararları göz önünde tutularak bir değerlendirmenin yapılması gerektiğini ve bu kararlar çerçevesinde davacı şirketin davasının reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek öncelikle eksik harcın ikmali için davacı tarafa süre verilmesini, eksik harcın tamamlanmaması halinde davanın usulden reddini, aksi kanaat hasıl olması halinde davanın esastan reddini, tüm yargılama gider ve vekalet ücretinin davacı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, davalı vergi kayıtları dosyamız içerisine alınmıştır.
... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine yazılan talimat ile dosya Mali Müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 13/07/2021 tarihli raporda; davalının, 20.05.2020 tarihine kadar vadesi geçmiş borcu bulunmadığı, 08.06.2020 tarihinde akaryakıt ve LPG almak için havale ettiği 135.000.- TL için gecikmiş borcu sadece 20.05.2020 vadeli 14.265,85 TL lik senedinin olduğu, 13.07.2021 tarihi itibariyle davalı kayıtlarında ödenmemiş kredi borcunun 535.494,95 TL olduğu, davalının C/H kayıtlarına göre, 31.12.2020 tarihi itibariyle 29.904,63 TL alacaklı, 9.449,50 TL borçlu olduğu belirtilmiştir.
Dosya Akaryakıt Sektör Uzmanı, Mali Müşavir ve Nitelikli Hesaplama Uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 02/09/2023 tarihli raporda; davacı kayıtlarında yer alan cari hesap hareketlerinin incelemesinde, ihtarname tarihi itibari ile vadesi geçen ve gelecek senetler de dikkate alındığında davacı tarafın davalı taraftan 555.365,44 TL alacaklı olduğu, iş bu alacak miktarının davalı taraf kayıtları üzerinde aldırılan bilirkişi raporu ile yaklaşık uyumlu olduğu, taraflar arasındaki cari hesap hareketleri izlendiğinde, raporlama tarihi itibari ile davacı tarafın davalı taraftan 365.743,38 TL alacaklı olduğu, taraflar arasında akdedilen Sözleşme kapsamında davacı tarafın cezai şart talebi bakımından raporun mali değerlendirme bölümünde etraflıca değerlendirildiği üzere; Taahhüt edilen miktardan eksik alımları karşılığı toplam 78.142,66 USD cezai şart, Akaryakıt sözleşmesinin erken feshinden kaynaklı 150.000,00USD cezai şart, LPG sözleşmesinin erken feshinden kaynaklı 60.000,00USD cezai şart olmak üzere toplam 288.142,66 USD hesap edildiği, davacı tarafın Kar Mahrumiyeti talebi bakımından yapılan değerlendirmede, davacının mahalde yeniden bir bayilik ilişkisi kurabilmesi için geçecek makul süre sektörel olarak 6 Ay kabul edilebileceği göz önünde bulundurularak 55.479,55 USD hesap edildiği, davalı şirketin öz kaynaklarının – 475.110,73 TL olduğu ve şirketin kaydi değerler üzerinden sermayesinin tamamını yitirdiği tespit edilmiş olmakla, cezai şart talebinin davalı şirketin ekonomik mahvına sebep olup olmayacağı hususundaki takdirin mahkemeye ait olduğu, Mahkemece haklı nedenle feshin gerçekleştiği yönünde kanaat oluştuğu takdirde, sözleşme uyarınca davacı taraf cezai şart ya da yoksun kalına kar ödenmesi talebinde bulunamayacağı, ancak davalı tarafın peşin ödeme yapmasına rağmen akaryakıt göndermediği için sözleşmenin sona ermesinde davacını kusurlu olduğu iddiası haklı nedenle fesih için elverişli bir neden olmakla birlikte kanaatimizce ispata muhtaç olduğu, Mahkemece feshin haklı neden dayanmadığı kanaat oluştuğu takdirde, davacı taraf, Akaryakıt Bayilik Protokolünün 6.3 maddesinde kararlaştırılan haklı nedene dayanmayan feshe dayanan cezai şartı ve yoksun kalınan karını talep edilebileceği, Mahkemece davalı tarafça protokolün 4.5. maddesinde kararlaştırılan asgari alım taahhüdüne uygun davranılmadığı ve davacı tarafça da cezai şart talep edilmeyeceği yönünde haklı güven oluşturmadığı yönünde kanaat oluştuğu takdirde, bu hükme göre cezai şart talep edilebileceği, Mahkemeden talep edilen cezai şartın bayinin ticari varlığını devam ettirmesini tehlikeye düşürecek, ahlaka ve kişilik haklarına aykırı görülecek şekilde ağır olduğunun takdiri halinde doktrin görüşleri ve Yargıtay kararları uyarınca da indirilmesi gündeme gelebileceği belirtilmiştir.
Dosya yeniden oluşturulan ve akaryakıt sektör uzmanı, mali müşavir ve akaryakıt sözleşmelerinde uzman nitelikli hesap uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 10/06/2025 tarihli raporda; davacının defterleri ve davalı tara fça sunulan evraklar ve talimat raporu üzernde yapılan incelemeler sonucunda davacının davalı tara ftan Kredi Alacağının fesih tarihi itibari ile 555 .365 ,44 TL olmakla birlikte sunulan hesap ekstresine göre 31 .05 .2023 tarihi itibari ile 365 .743,38 TL olduğu, davacının bu davadaki talebinin başlangıçta 5 .000,00 TL olduğunun mahkeme tarafından kurulacak hükümde dikkate alınması gerektiği, Davacının bu talebinin 05 .03 .2024 tarihinde yapılan ıslah ile birlikte 365 .743 ,38 TL’sine çıkartmış olduğu, davacının dosya kapsamı ve rapor içeriğine göre Cezai Şart Alacakları: Eksik ürün alımından 78 .142 ,66 USD; akaryakıt erken feshi 150 .000 ,00 USD; otogaz erken feshi 60 .000 ,00 USD; toplam 288 .142 ,66 USD alacaklı olabileceği, davacının dosya kapsamıa göre talep edebileceği Kar Mahrumiyetinin 55 .479 ,55 USD (6 ay/180 gün makul süre üzerinden) olabileceği, Söz konusu hesaplanan 55 .479 ,55 USD kar mahrumiye tinin 05 .03 .2024 ıslah tarihi itibari ile karşılığının (1 Usd 31 ,5457) 1 .750 .141 ,24 TL olduğu, Haksız fesih hâlinde haklı, haklı fesih hâlinde reddedileceği, davacının iş bu davada ki talebinin başlagıçta 5 .000,00 TL olduğu ve bu tutarın da 05 .03 .2024 tarihinde yapılan ıslah ile birlikte 750 .000 ,00 TL’ye çıkartıldığı , davalının Mali Durumu ve TTK m . 22: 2019–2022 zarar ve özkaynak tabloları , davalının özkaynak eksikliğinin seviyesini gösterdiği, 288 .142 ,66 USD tutarındaki cezai şartın sunulan davalı mali verilerine göre davalı şirketi mahvedebilecek seviyede olduğu, Mahkeme, TTK m . 22 uyarınca iş bu tutarın davalının ekonomik mahvına sebep olabileceğine kanaat getirmesi halinde iş bu tutar ile ilgili indirim/iptal kararı verebileceğinin kabulünün gerektiği, İş bu cezai şart ile ilgili davacının ilk talebinin 5 .000 ,00 USd olmasına karşın 05 .03 .2024 tarihinde yapılan ıslah ile söz konusu bedelin 50 .000,00 USD’ye çıkartıldığı, sözleşmenin Haklı/Haksız Feshi: Haklı fesih iddiası somut belge ile desteklenemediğinin rapor içeriğinde i fade edildiği, bu durumda davalının feshinin haklı/haksız fesih durumuna ilişkin nihai değerlendirme ve takdirin mahkemeye ait olduğu, davacının krediden kaynaklanan TL alacağı ile Sayın mahkeme tarafından uygun bulunması halinde belirlenecek kar mahrumiyeti asıl alacaklarına davacı talebi doğrultusunda davalının temerrüdünün fesih ile birlikte oluştuğu kabul edilmesi durumunda fesih tarihinden itibaren 3095 Sy.K.nun 4489 Sy.K.nun ile değişik 2 .Maddesi gereğince T.C Merkez Bankası tarafından dönemde Kısa Vadeli Avans Kredilerine uygulanan faiz oranları üzerinden basit usulde(3095 Sy.K.m3)temerrüt faizi tahakkukunun uygun olacağı, davacının Mahkemenin nihai değerlendirmesi kapsanında davalı aleyhine hükmedilecek cezai şart alacaklarına ise davacı talebi doğrultusunda davalının temerrüdünün fesih ile birlikte oluştuğu kabul edilmesi durumunda fesih tarihinden itibaren 3095 Sk. nun 4489 SK. nun ile değişik 4/a maddesi gereğince birer yıllık dönemler itibariyle vadeli USD doları ve Euro hesaplarına Devlet Bankalarınca uygulanan en yüksek faiz oranı üzerinden kademeli olarak basit usulde (3095 SK. m .3) temerrüt faizi hesaplamasının yapılabileceği belirtilmiştir.
Dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ve protokollere aykırılık iddiasına dayalı olarak cezai şart kar mahrumiyeti alacağı ve yine davalıya kullandırıldığı iddia edilen kredi alacağının tahsiline ilişkindir.
Davacı ile davalı arasında 26.06.2019 tarihli akaryakıt bayilik sözleşmesüleri ile eki olan 22.05.2019 tarihli Protokol, Ariyet Sözleşmesi, Cari hesap sözleşmesi ve yapılandırma protokolü yapılmıştır.
Bu sözleşemeler kapsamında davacı tarafından davalıya 6 ay geri ödemesiz, 28 ay eşit taksitlerle geri ödemeli 700.000,00 TL kredi kullandırıldığı anlaşılmıştır. Yine sözleşmelerde, davalının sözleşme boyunca 750 m3 benzin, 5000 m3 motorin, 750 ton LPG ve 5 ton madeni yağ alma taahhüdünde bulunduğu görülmüştür. Bununla beraber davacının alım taahhütlerini ve kredi ödeme taahhütlerini yerine getirmediği, yapılandırma protokolüne de riayet etmediği yaptırılan bilirkişi incelemesi ile anlaşılmıştır.
Buna rağmen davalının ... Noterliği'nin... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmeyi feshettiği anlaşılmıştır.
Yaptırılan bilirkişi incelemesi ile davalının gerek maddi edimlerini ve gerekse de ürün alım taahhütlerini yerine getirmemesi sebebiyle yapılan bu feshin haksız olduğunun kabulü gerekmiştir. Bu sebeple davalının sözleşmeler gereği kredi borcunu, kar mahrumiyetini ve cezai şartı ödemesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Yukarıda özetlenen bilirkişi incelemesinde davacının davalıdan 365.743,38 TL kredi alacağı, 288.142,66 USD cezai şart alacağı, 55.479,55 TL kar mahrumiyeti alacağı olduğu hesap edilmiştir.,
Yine bilirkişi incelemesi ile cezai şart miktarının, davalının mahvına sebep olacağı tespitine yer verildiğinden, cezai şartın 10.000,00 USD olarak takdiri uygun görülmüştür.
Diğer kalemler yönünden ıslah ve taleple bağlılık ilkesi gereği tam kabul kararı vermek gerekmiştir.
Öte yandan, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi, cezai şartta yapılan takdiri indirimden kaynaklandığından, bu hususta davalı lehine yargılama masrafı vekalet ücretine hükmedilememiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,
-365.743,38 TL kredi alacağının 19/06/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-10.000,00 USD cezai şartın 15/06/2020 tarihinden itibaren 3095 sayılı faiz kanunun 4/a maddesine göre işleyecek faiziyle beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-750.000,00 TL kar mahrumiyeti alacağının 15/06/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 89.561,75-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 44.010,50-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 45.551,25-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 195.555,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan; 804,50-TL Peşin/nisbi Harcı, 43.206,00-TL Islah Harcı, olmak üzere toplam 44.010,50TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; 33.200,00-TL Bilirkişi ücreti, 1.427,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 34.627,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına,
7-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL Arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazine adına gelir kaydına,
8-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.09/07/2025
Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır