T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/701 Esas
KARAR NO:2024/572
DAVA:Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)
DAVA TARİHİ:04/11/2021
KARAR TARİHİ:18/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı şirketin .... Noterliği'nin ... yevmyile nolu, 03/03/2020 tarihli, araç satış sözleşmesi ile dava dışı ...'den ... şasi nolu, ... plakalı, ...model aracı satın aldığını, araç garanti süresi içerisinde aynı arızları tekrarladığı, bu arızaların bir türlü giderilemediği görülmekle aracın kronik gizli ayıplı olduğunun tartışmasız olduğunu, kronik mekanik arızası sebebiyle araç, güvenli ve sağlıklı bir sürüş sağlayamadığını, aracır sürekli tekrarlayan aynı veya bu arızların tetiklediği diğer farkıl arızalar nedeniyle defalarca servise gittiğini, araçtaki sorunların sürekli kendini yinelemekte ve yetkiki servis tarafından kesin kalıcı bir çözüm üretilememekte olduğunu, dava konusu aracın üretimden kaynaklı kronik mekanik arızası sebebiyle akan trafikte seyir halindeyken aniden kendiliğinden durmakta olduğunu, bu anı durma olayını davacının defalarca yaşamış ve ciddi kazalar atlattığını, davalılara ihtarnameler gönderilerek aracın ayıpsız yenisiyle değiştirilmesinin talep edildiğini, ancak bu talebe olumlu bir cevap alınamadığını, akabinde dava açmadan önce 01/10/2021 tarihinde davalılar ... ...'ya ... Otomotiv'e 18/10/2021 tarihinde ise diğer davalı ... ...'ya karşı dava şartı arabuluculuk başvurusu yapılarak müzkereler başlatıldığını belirterek gizli ayıplı dava konusu aracın ayıpsız ve yeni bir benzeri ile değiştirilmesine, mümken değilse aracın satış bedelinin faizi ile iadesine, dosya kapsamında bilirkişi raporundan sonra arttırılmak suretiyle şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama harç ve gideri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı ... ... ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının aracını üçüncü bir şahıstan satın almış olduğunu ne davalının ne de diğer davalıların davacı ile arasında bir hukuki ilişki bulunmadığını, dolayısıyla davalılara TTK ne de tamamlayıcı hükümleri içeren TBK nezdinde sorumluluk yükletilemeyeceğini, huzurdaki davada araç satış sözleşmesinin taraflarının 3.kişi ... olduğundan davanın pasif husumet yokluğunden reddine karar verilmesini gerektiğini, davalı şirketin davacıya karşı herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, ayıbın varlığını kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı ayıp ihbar sürelererine uymamış ve zamanaşımı süresi geçtikten sonra işbu davayı ikame etmiş olduğunu, araç satış bedeli 3. kişiye ödenmiş olduğundan davacının satış bedelinin davalılardan iadesi talebinin reddedilmesi gerektiğini, dava konusu araçta ayıp olarak nitelendirilecek bir sorun bulunmadığını, ortada davalıya kusur yükletilecek bir üretim hatası olmadığını hukuki mesnetten yoksun davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek davacının taleplerinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ... A.Ş. ve ... Otomotiv Servis ve Ticaret A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; araç üzerinde arıza var ise de bu arızanın dava konusu aracın kullanılması sonucu zaman içerisinde oluşabilecek bir olay olduğunu, otomobillerin kullandıkça yıpanan bir yapıya sahip olduğunu ve dava konusu aracın satılırken belirli bir garanti süresi ve kapsamı ile satıldığını, ayıptan doğan yasal hakların kullanımı için ihbar külfetinin yerine getirilmesi gerekmekte olup davacı tarafça yasadan kaynaklı işbu şart yerine getirilmediğini, davacının iddia ettiği durumu derhal bildirmek yeine derhal ayıp ihbarında bulunmayarak huzurdaki davayı ikame ettiğini, derhal ihbar şartının yerine getirilmemiş olduğunu, hatası olmadığını, aracın ilk olarak 22.06.2020 tarihinde 9.477 Km’deyken servise getirildiğini, vites geçişlerinde se geldiği, manevra halinde direksiyondan ses geldiği, klimayı kapatınca sıcak hava üflediği şikayetleriyle başvurulduğunu, vitsin kontrolünde 3. Vites dişlisinde hasar görüldüğünü ve onarıldığını arızanın giderildiğini, direksiyondan ses gelmesine rastlanmadığını, klima kapatılınca sıcak hava üflemesine karşı hava klapelerinin kapatılmasının tavsiye edildiğini, bunun bir arıza olmadığını, 19.08.2020 tarihli servis girişinde aracın 15.000 Km bakımın talep edildiğini ve aracın kendiliğinden stop ettiği, kasislerden geçerken ses geldiği şikayetlerinin olduğunu, aracın stop etme durumuyla ilgili olarak serviste yapılan incelemede bir arızaya rastlanmadığını, aracın direksiyonundan ses gelmesiyle ilgili kolun değiştirilerek arızanın giderildiğini, 3 ay sonra aracın tekrar direksiyonu çevirince tıkırtı sesi geldiği şikayetiyle servise giriş yaptığını, daha önce değişen sinyal kolunun garanti kapsamında tekrar değiştirildiğini, sorunun giderildiğini, 02.12.2020 tarihli servise araç içinden ses geldiği şikayetiyle gelindiğini, yapılan incelemede toz ve ısı kaynaklı aşınma ve ses oluşumuna rastlandığını, 26.07.2021 tarihli ziyarette aracın 41.607 Km’de iken kasisten geçerken... sesi geldiği şikayeti edildiğini, kavramanın değiştirildiğini, son servisin 01.09.2021 tarihinde 44.444 Km’de yapıldığını, vites geçişlerinde şikayet olduğunu, kavramanın yine garanti kapsamında değiştirildiğini, arızalarda aracın kullanım şeklinin de etkili olduğunu, vitesin uygun şekilde değiştirilmemesinin arızaya neden olabildiğini, aracın kendiliğinden stop etmesiyle ilgili bir arızaya rastlanmadığını, taleplerin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, benzer davalarda Yargıtay tarafından tarafların hak ve menfaatlerinin dengeli gözetilmesi gerektiğinin belirtildiğini, dayanaksız tazminat davasının reddinin gerektiğini, araç iadesinde aracın kullanım süresince sağladığı faydaların araç bedelinden mahsup edilmesinin gerektiğini, aracın satış tarihinden zapt edildiği tarihe kadar davacının zilyetliğinde kalması nedeniyle istihsal ettiği faydaların da araç bedelinden mahsup edilmesi gerektiğini, davanın usul yönünden reddinin gerektiğini belirtmiştir.
DELİLLER :Taraflara usulüne uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, araç satış sözleşmesi, ihtarname dosya içerisine alınmıştır.
Dosya keşif yapılmak suretiyle makine mühendisi bilirkişi, nitelikli hesaplama uzmanı, otomotiv uzmanı bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 22/06/2023 tarihli raporda dava konusu araçta ilk satın almada ortaya çıkan vites kutusu arızasının kullanım kaynaklı olduğu ve ücretsiz tamir yoluyla giderildiği, araçta mevcut haliyle bir gizli veya açık ayıbın varlığından söz edilemeyeceği, araçtan faydalanamama halinin süreklilik kazandığının söylenemeyeceği, aracın değiştirilmesini gerektirecek veya araçta bir değer kaybı oluşturacak bir arıza halinin olmadığı belirtilmiştir.
Dosya yeniden ek rapor düzenlenmek üzere bilirkişi heyetine tevdi olunmuş düzenlenen 07/02/2024 tarihli raporda araçtaki arızaların giderilmiş olduğu, araçtaki stop etme durumunun araçtaki bir arızadan kaynaklanmadığı, araca alınan akaryakıtın kalitesinin tesadüfen kötü olması durumunda ortaya çıkan ve aracın bir özelliği olarak kendi motorunu korumaya alması hali olduğu, alıcının araçta teslim anında mevcut bazı ses durumları için onarım hakkını kullandığı ve bu kapsamda yapılan onarım ile ayıpların giderildiği; bu durumda araçta inceleme tarihi itibariyle herhangi bir ayıp mevcut olmadığı tespit edilmiş olduğundan davacının TBK m. 227 uyarınca aracın benzeri ile değiştirme yahut sözleşmeden dönerek bedeli iadesini sağlama imkanı bulunmadığı belirtilmiştir.
Dinlenen Davacı tanığı ... "Ben davacı şirkette çalışanım, davacı şirket bünyesindeki araçları servise götürülmesi gerektiğinde ben götürüyorum, dava konusu aracın birçok kez arızası çıkması nedeniyle ... ... servisine ben götürdüm, hatta bir keresinde servise ben götürürken hatırladığım kadarıyla yaklaşık 7-8 ay önce araç stop etti, stop edince aracı yeniden P'ye alıp tekrar motoru çalıştırdım ve hareket etti. Benim araç ile ilgili bilgim ve görgüm bu şekildedir, tanıklık ücreti talebim yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Dinlenen davacı tanığı ... "Ben dava konusu aracı 2 yıl 8 aydır kullanıyorum bu araç 2.500 km de iken ikinci el olarak satın alınmıştır. Bu aracı ben işe gidip gelmek için şahsi olarak kullanıyorum. Bu araç daha önce ... Oto'dan satın alındığını duydum. Araç satın alındığı tarihten yaklaşık 1 ay sonra başlayarak sürekli arızalar vermektedir, özellikle vitesi P'den D'ye alarak frenden ayağımı çektiğimde aracın hareket etmesi gerekiyor iken stop etmesi ve tekrar aracı çalıştırın uyarısı gelmesi çok sık rastlanan arızalardandır, bunun yanı sıra vitesin 2'den 3. vitese geçişte yüksek ses çıkartması problemi vardı, bu arıza için ... ... Şubesi'ne aracı yaklaşık 2 sene önce götürdüm, araç serviste tamir edildi, yine araçta direksiyonu çevirirken tıkır tıkır sesler geliyordu, servise götürdüğümde airbag söküldü ve yeniden takıldı, araç satın alındığında garanti kapsamındaydı, garanti kapsamında olduğu için serviste ücretsiz olarak tamirlerini yaptırdım, ancak stop etme problemi çözülemedi ve servisteki çalışanlarda bu araçlarda bu problemin olduğunu ve çözümün olmadığını belirttiler. Araç stop etme probleminden dolayı e-5'de trafikte dahi kaldı ve yine aynı uyarıyı vererek aracı tekrar çalıştırın uyarısı çıktı. Diğer arızalar servisçe giderildi ancak stop etme arızası hala devam etmektedir. " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Dinlenen davacı tanığı ... " Davaya konu aracı kullanan ...'un abisi benim arkadaşımdır, aynı araçtan 2020 modeli bende de vardı, o yüzden araçları kıyasladığım için dava konusu araçla ilgili bilgi sahibiyim, dava konusu araçla bir keresinde düğüne gitmiştik, düğün dönüşü araç stop etti, benim olayla ilgili bilgim görüm bu kadardır, tanıklık ücreti talebim yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur.
GEREKÇE:
Dava; davaya konu aracın ayıplı olup olmadığı, ayıbın gizli ayıp olup olmadığının tespiti ile ayıplı ise yeni benzeri ile değiştirilmesi, mümkün olmaması halinde aracın satış bedelinin faizi ile iadesini ve ayrıca zarar nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkin olduğu tespit edildi.
Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Sıfat, dava konusu kılınan sübjektif hakla davanın tarafları arasındaki ilişkiyi ifade eder ve dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilmiş kişilerin maddi hukuk bakımından gerçekten hak sahibi veya yükümlü konumunda bulunup bulunmadığına ilişkin bir kavramdır (Tanrıver, Süha: Medeni Usul Hukuku, C. I, Ankara 2016, s. 512). Davacı tarafta yer alan taraf için aktif dava sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada, "sıfat" yerine "husumet" terimi de kullanılmaktadır.
Sıfat, dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re’sen göz önünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerekir. Bir kişinin belli bir davada davacı ya da davalı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi, davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def’î de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re’sen nazara alınması gerekli hukukî bir durumdur (Kuru, Baki: Medeni Usul Hukuku El Kitabı, C. I, Ankara 2020, s. 331 vd.; Yargıtay HGK, 24/06/2021, E. 2017/1-1270, K. 2021/846 , §§16-17).
Dava dilekçesince davacı veya davalı olarak gösterilenler şeklî taraf kavramına göre o davanın tarafı olsalar da, bu her zaman davanın taraflarının taraf sıfatına sahip oldukları anlamına gelmez. Çünkü davacı olarak taraf sıfatına sahip olabilmek için dava konusu hakkın sahibi olmak gerekir. (Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/Özekes, Muhammet: Medenî Usûl Hukuku Ders Kitabı, 6. Bası, İstanbul 2018, s. 148) Bu nedenle, Mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemez; dava, sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Görüldüğü üzere, taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def'i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir (Yargıtay HGK, 17/12/2019 tarihli ve 2015/10-3541 E., 2019/1383 K. sayılı kararı).
Dava, ayıplı araç satışı nedeniyle aracın yeni benzeri ile değiştirilmesi, mümkün olmaması halinde aracın satış bedelinin faizi ile iadesini ve ayrıca zarar nedeniyle maddi tazminat talebinden ibarettir. Dava konusu uyuşmazlığın temelini oluşturan hukuki vakıalar, 6098 sayılı TBK'nun 219 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK'nun 219. maddesine göre "Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.
" kanuni tanımdan anlaşılacağı üzere yasal düzenleme alıcıya karşı satıcının sorumluluğunu düzenlemiştir. Bu itibarla davacı ile aralarında herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmayan üretici/ithalatçı ve tedarikçi olan davalılar ... ... Anonim Şirketi ile ... Otomotiv Servis ve Ticaret Anonim Şirketi ve ithalatçı şirket olan ... ... ... Anonim Şirketi'nin davacı alıcıya karşı ayıba karşı tekeffül hükümleri çerçevesinde ayıplı mal satışından dolayı sorumlu tutulmaları hukuken mümkün değildir.
Nitekim ticari satımdan kaynaklanan uyuşmazlıklara bakan Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin, üretici, ithalatçı vs. gibi satım sözleşmesinin doğrudan tarafı olmayan kişilerin ayıba karşı tekeffül hükümlerine göre sorumlu olmayacaklarına dair yerleşik uygulaması mevcuttur. Daire emsal nitelikteki bir kararı: “…Ne var ki, satıcının ayıba karşı tekeffülü düzenleyen TBK hükümlerine göre alıcıya karşı satıcının sorumluluğu bulunmaktadır. ... Bu itibarla ithalatçı şirket olan bu davalıyı satıcının ayıba karşı tekeffülü hükümleri çerçevesinde hukuki ayıplı mal satışından dolayı sorumlu tutmak doğru değildir” şeklindedir (Bkz. Yargıtay 19. HD'nin 09/05/2016 tarihli ve 2015/12073 E., 2016/8453 K. sayılı kararı).
Türk Hukukunda üreticinin sorumluluğuna ilişkin özel bir sorumluluk düzenlenmemiş olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun satım akdi hükümlerine göre sorumlu olmayacak üretici veya tedarikçi firmalar ancak garanti vermeleri halinde ayıba karşı sorumlu olacakları izahtan varestedir. Somut vakıada davalı üretici/ithalatçının garanti verdiğine ilişkin bir iddia ve belge de bulunmamakla birlikte davalıların söz konusu aracı dava dışı ...'e sattıkları dosya kapsamından anlaşılmakla davacı tarafından davalılar aleyhine açılmış bulunan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafından davalılar aleyhine açılmış bulunan DAVANIN PASİF HUSUMET YOKLUĞUNDAN REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 368,30-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-7) göre hesaplanan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar kurulmasına yer olmadığına,
6-1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazine adına gelir kaydına,
Dair, davalı ... ... vekilinin yüzüne karşı, 5235 sayılı Kanun'un 33-(1), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-(1) ve devamı maddeleri uyarınca, gerekçeli kararın usulen taraflardan her birine tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre dahilinde, Mahkememize dilekçe ile başvurmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.18/07/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
İşbu evrak, 5070 Sayılı Elektronik İmza Yasası kapsamında imzalanmıştır.