T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/17 Esas
KARAR NO : 2025/720
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/01/2022
KARAR TARİHİ : 24/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının borçlu ile girdiği ticari ilişkiye binaen düzenlenen faturaların konusu 46.865.06 EUR ( kırkaltıbinsekizyüzaltmışbeş euro altı sent ) meblağındaki alacak borçlu tarafından ödenmemiş, bundan dolayı borçlu hakkında ... 11. İcra Müdürlüğü nezdinde ... esas sayılı dosya ile 18.05.2018 tarihinde icra takip işlemlerine başlandığını, borçlu vekilince 01.06.2018 tarihinde takip dosyasına itiraz evrakının sunulduğunu, 05.06.2018 tarihinde takibin durdurulmasına icra takibince karar verildiğini, lâkin ne itiraz dokümanı ne de takibin durdurulduğuna ilişkin herhangi bir evrakın taraflarına tebliğ edilmediğini, bu durumun mevcut icra dosyasından da açıkça anlaşılabilir olduğunu, işbu gerekçe ile, itirazın iptali davası ve arabuluculuk başvurusu için kanuni süre, tebliğ tarihinden itibaren değil itirazı öğrenme tarihinden itibaren başladığını, takibe ilişkin itiraz ve / veya dairece takibin durdurulduğu kararı tarafımıza tebliğ edilmediğinden dolayı, durumun varlığını öğrenmiş oldukları tarih olan 18.06.2021 tarihinde, usulüne uygun bir şekilde arabulucu kurumuna taraflarınca müracaat edildiğini, müracaat sonucunda arabuluculuk sürecinde, karşılıklı görüşme neticesinde anlaşmaya varılmadığını, bundan dolayı işbu davayı Mahkeme nezdinde açma gereğinin doğduğunu, davacının dental hizmetler ve diş sağlığı alanlarda malzeme tedariki sağlayan bir firma olup, borçlu ile aralarındaki ticari ilişki gereği 25.02.2014 tarih ve ... numaralı. 20.03.2014 tarih ve ... numaralı, 20.03.2014 tarih ve ... numaralı.... tarih ve ... numaralı...tarih ve ... numaralı. 07.04.2014 tarih ve ... numaralı, 09.05.2014 tarih ve ... numaralı faturalar düzenlenmiştir İşbu faturalarda vade, faturanın düzenlenmesinden sonraki 30 gün olarak kararlaştırıldığını, borçlu, faturaların düzenlenmesinin ardından borçlu tarafından ne yazılı ne de sözlü bir şekilde, kanuni süresi içinde, fatura alacağına yönelik itiraz etmediğini belirterek borçlu vekilince ... 11. İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı icra dosyasına ilişkin itirazın iptaline ve takibin devamına, borçlu hakkında icra inkar tazminatı ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı/alacaklı tarafından davalı hakkında 18.05.2018 tarihinde ... 11. İcra Dairesi' nin... E. Sayılı dosyasıyla haksız olarak takip başlatıldığını, iş bu takibe davalı tarafından usulüne uygun olarak 01.06.2018 tarihinde itiraz edildiğini, akabinde 05.06.2018 tarihinde ise takip durdurulduğunu, dava konusu takibin durdurulmasının üzerinden 3,5 seneyi aşkın bir zaman geçtiğini, buna rağmen itirazımıza karşılık davacı/alacaklı tarafından herhangi bir dava ikame edilmediğini, bugün huzurdaki davanın ikame edilmesi ise dava hakkının zamanaşımına uğramasına sebep olduğunu, İİK m.67/1 hükmüne göre, "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." şu halde dava zamanaşımına uğradığını, işbu husus icra dosyasında da sabit olduğunu, bu hususun açıklığa kavuşturulması için Mahkeme tarafından ... 11. İcra Dairesi' ne müzekkere yazılarak... E. Sayılı dosyanın aslının, aslının tesliminin mümkün olmadığı halde UYAP sistemi üzerinden dosyanın taranarak dava dosyasına eklenmesini talep ettiklerini, son olarak, davacı/alacaklının iddialarını kabul anlamına gelmemek koşuluyla belirtmek isteriz ki alacaklı olduğu iddiasıyla takip başlatan bir kişinin 3,5 seneyi aşkın bir süre boyunca icra dosyasını takip etmemiş ve takibin durdurulmuş olduğunu öğrenmemiş olması da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu hususta bize göstermektedir ki, davacı/alacaklı taraf kötü niyetli olarak aslında alacaklı olmadığı bir bedel üzerinden takip başlatıldığını, davacı/alacaklı tarafın 25.02.2014 tarihli, ... numaralı fatura, 20.03.2014 tarihli, ... numaralı fatura, 20.03.2014 tarihli, ... numaralı fatura, 31.03.2014 tarihli, ... numaralı fatura, 25.04.2014 tarihli, ... numaralı fatura, 07.04.2014 tarihli, ... numaralı fatura, 09.05.2014 tarihli, ... numaralı faturalara dayanarak alacaklı olduğu iddiasında olduğunu, oysa davacı/alacaklının iddia ettiği faturaların gerçekte mevcut olmadığını, işbu faturaların davalıya asla teslim/tebliğ edilmediğini, davalının ticari defterlerinde de kayıtlarının olmadığını, bu sebeple faturaların varlığına ve içeriğine itiraz ettiklerini, davalının ... ve ...şirketlerinden medikal ürün tedarik ettiğini, her ne kadar davacı/alacaklı yalnızca ... olsa da ... şirketi de davac/alacaklı ...şirketiyle aynı kişiye aittir ve her iki şirketinde yetkilisinin aynı kişi olduğunu, davalının 2013-2014 yılları arasında davacı/alacaklı ... şirketine toplam bedeli 43.552-EUR olan 12.08.2013 tarihinde ... Bank ... Şubesi' nden 7.245-EUR, 09.04.2013 tarihinde ... Bank ... Şubesi' nden 7.500-EUR, 06.11.2013 tarihinde ... Bankası ...Şubesi' nden 13.737-EUR, 07.06.2013 tarihinde ... Bank ... Şubesi' nden 5.070-EUR, 24.01.2014 tarihinde... Bank ... Şubesi' nden 10.000-EUR ödemeleri yaptığını, işbu ödemelere karşılık davacının ...şirketi tarafından toplam bedeli 50.989,27- EUR olan 15.04.2013 tarihli ... numaralı 5.984,27-EUR bedelli fatura, 13.05.2013 tarihli ... numaralı 4.800-EUR bedelli fatura, 09.07.2013 tarihli... numaralı 5.900-EUR bedelli fatura, 16.08.2013 tarihli ... numaralı 3.600-EUR bedelli fatura, 24.10.2013 tarihl... ve... numaralı toplam 13.005-EUR, 08.11.2013 tarihli ...numaralı 1.000-EUR bedelli fatura, 20.02.2014 tarihli ... numaralı 14.200-EUR bedelli fatura, 19.03.2014 tarihli ... ve... numaralı toplam 2.500-EUR bedelli faturaların kesildiğini, belirtilen ödemelere ek olarak davalı tarafından ... şirketine fatura karşılığı toplamı 54.727-EUR olan 25.01.2013 tarihinde ... Bankası ...Şubesi' nden 28.099-EUR, 10.02.2014 tarihinde ... Bankası ... Şubesi' nden 26.628-EUR ödemelerin yapıldığını, işbu bu ödemelere karşılık ... şirketi tarafından toplam bedeli 4.932,26-EUR olan 13.05.2013 tarihli ... numaralı 448,30-EUR, 05.07.2013 tarihli ... numaralı 2.414,92-EUR, 09.09.2013 tarihli ... numaralı 943,20-EUR, 10.03.2014 tarihli ... numaralı 1.125,84-EUR bedelli faturalar kesildiğini, her ne kadar davacı yalnızca ... şirketi olsa da, davacı/alacaklı ... şirketiyle, davalının alacaklı olduğu ... şirketi aynı kişiye ait olduğunu, davalı adına kesilmesi gereken faturaların bir kısmı da ... şirketi üzerinden kesildiğini ancak davacı/alacaklı yanın dava dilekçesinde iddia ettiği faturaların hiçbiri gerçeği yansıtmadığını, sonuç olarak davacı/alacaklı gerçekte mevcut olmayan, müvekkile tebliğ edilmeyen ve davalının ticari defterlerinde de yer almayan faturalar için kötü niyetli olarak icra takibi başlattığını, buna ek olarak, davacı/alacaklı şirketin sahibi ...şirketi üzerinden fatura kesmesi gerekirken, ... şirketi üzerinden fatura keserek yine kötü niyetli olarak hareket ettiğini, işbu sebeple alacaklı oldukları fazlaya ilişkin tutara ait haklarını saklı tuttuklarını belirterek haksız ve kötü niyetli olarak ikame edilen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava 6098 sayılı TBK'nın 232. maddesine göre menkul satış sözleşmesinden kaynaklı semen alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK 67.m göre iptali talebidir.
... 11. İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı icra dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine 7 adet vade tarihi ve miktarı yazılı fakat dayanak belgelerin ne olduğu (fatura mı, senet mi, sözleşme mi vs) açıkça takip talebinde belirtilmeyen toplam 46.865,06 EUR tutarlı ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine bu takibin durduğu görülmüştür.
Davacı dava dilekçesinde bu belgelerin birer fatura olduğuna değinmişse de içeriklerinden (mal alımı, hizmet ifası vs) bahsetmemiştir. Ayrıca dava dilekçesinin ekine yabancı dilde bir kısım çıktılar eklediği görülmüştür.
Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nın 119/1-(f) maddesine göre davacı dava dilekçesinde ve 129/1-(e) maddesine göre de davalı cevap dilekçesinde dava konusu her bir vakıayı hangi delille ispat edeceğini belirtmek zorundadır. Devamın 145. Maddesinde de bundan sonra delil bildirilemeyeceği düzenlenmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde hangi vakıayı hangi delille ispat edeceğini tek tek belirtmemiştir. Örneğin, şu faturaya konu şu mal veya hizmet şu tarihte sağlanmış ve karşı tarafa teslim edilmiştir, bunun delile de şudur gibi bir izahat yapmamıştır. Fakat sadece dilekçenin ikinci sayfasında deliller başlığı altında icra dosyası, arabuluculuk başvuru tutanağı, arabuluculuk son tutanağı, alacaklı tarafından düzenlenen faturalar, vekaletname delil olarak sıralanmıştır. Her ne kadar 6. Sırada karşı tarafın delillerine karşı delil sunma hakkı saklı kalmak kaydıyla her türlü delil diye de ucu açık bir ifade yazılmış ise de yukarıda yazılı HMK 119/1-(f) ve 145. Maddeleri gereği karşı tarafın muvafakatı olmadan, dava dilekçesinde yazılı olanlardan başkaca delil bildirmek usulen mümkün değildir.
Bunun yanında mahkemenin resen başvuracağı deliller olan, keşif, ticari defter incelemesi, isticvap, resmi makamların belgeleri de delil olarak celbi caizdir.
Bilindiği üzere fatura tek taraflı bir düzenleme belgesi olup, bir tarafın tak başına düzenlediği bir belge ile karşı taraf nezdinde alacaklı olması için faturanın mevcudiyeti yeterli değildir.
Ya davalı tarafa bu faturaların tebliğ edildiği ispat edilmeli, bu durumda 6102 sayılı TTK'nın 1530/4. maddesine göre davalının 30 gün içinde buna itiraz edip etmediği değerlendirilir, itiraz etmemiş ise faturalardan dolayı temerrüde düşmüş sayılır. Ya da davalı bu faturaları kendi defterine kaydetmiş ise TTK 83 ve HMK 222. maddesi muvacehesinde bu kayıtla borçlu hale gelir.
Ya da davacının fatura içeriğindeki mal ya da hizmetlerin teslim edildiğini ya da ifa edildiğini HMK 200 ve devamı maddelerine göre yazılı delille ispat etmesi gerekir.
Somut olayda, aşamalarda verilen ek sürelere rağmen davacı, faturaları davalı tarafa tebliğ ettiğini, ya da malları davalıya teslim ettiğini yazılı bir delil ile ispat edememiştir.
Yaptırılan bilirkişi incelemesinde, davalı kayıtlarında da bu faturaların kaydına rastlanmamıştır.
Mahkememizce Gümrük Müdürlüğü'nden taraflar arasındaki ticareti gösteren belgeler istenmiş ise de, gönderilen kayıtlarda davacı ile davalı arasında bir mal alışverişi tespit edilememiştir.
Dosya Mali Müşavir, Gümrük Uzmanı, Nitelikli Hesaplama Uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 05/12/2023 tarihli raporda; Davacı taraf, davalıdan ticari alacağı tahsil edemediği gerekçesi ile ... 11.İcra Dairesinin ...dosya numarası ile 22.05.2018 tarihinde 45.865,06.- EUR alacağı üzerinden davalı aleyhine takibe geçtiği; davalının icra takibine, takip miktarına, borca, itiraz ettiği, bu itiraz üzerine davacının davalı aleyhine yaptığı takibin devamı huzurdaki davayı açtığı, davalı taraf 2013-2014-2015 yılı ticari defterini ibraz ettiği, ticari defterlere dayanak teşkil eden belgeleri ( fatura , dekont, makbuz, gümrük beyan vb. ) ibraz etmediği, ticari defterlere dayanak teşkil eden belgeler ( fatura , dekont, makbuz gümrük beyan vb. ) ibraz edilmediği, davacı tarafta uyuşmazlık konusu ile ilgili olarak bilgi ve belge ibraz edilmediği, dosya kapsamında kanaat verici şekilde görüş oluşturulması mümkün olamadığı, tarafların mahkeme masrafları, vekâleti ücreti, icra - inkâr tazminatları ve benzeri taleplerinin Mahkemenizin takdiri içinde kaldığı belirtilmiştir.
Dosya yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 24/07/2025 tarihli ek raporda; taraflar arasındaki uyuşmazlığın 7 adet fatura karşılığından oluşan icra takibine davalının itirazı ile takibin durmasına müteakip itirazın iptaline ilişkin olduğu, davacının Yurt dışı firma olduğundan tarafımızdan Mali olarak bir kayıt incelenemediği, davalı tarafın bir önceki raporda anlatıldığı üzere 2013, 2014 ve 2015 yılları defterlerinde kapalı kayıt olarak ödeme yaptığı ve bu kayıtlarla borç alacak tespit edilemeyeceğinin anlaşıldığı, Mahkemece Banklara yazılan müzakkereler neticesinde ise bankalardan gelen hesap ekstresi ve dekontlarına ve anlaşılabildiği kadarı ile davalı tarafından 48.445,00 Euro ödeme yapıldığının müşahede edildiği, bu noktada Mali olarak, teknik değerleme neticesinde huzurdaki davanın nihayete erebileceği kanaatine varıldığı, teknik değerlendirme neticesinde ise, İcra takibine dayanak yapılan 7 adet faturada ki mal veya hizmetin ve teslim şeklinin ne olduğunun fiili olarak faturalardan anlaşılamadığı, dolayısıyla herhangi bir mal veya hizmetin davalıya teslim veya ifa edilip edilmediğinin bu aşamada ilgili evraklardan anlaşılamadığı belirtilmiştir.
Son tahlilde davacı taraf, sadece ve sadece tek taraflı düzenlenen 7 adet fatura çıktısına dayanarak karşı taraftan alacaklı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış ve yürütmüş olduğundan, yukarıda sayıldığı minvalde alacağını ispat edemediğinden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gereçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 10.501,97-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 112.691,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 150,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile tahsili ile Hazine adına gelir kaydına,
6-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK yönetmeliğinin 47/1 maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.24/09/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır