T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/459 Esas
KARAR NO : 2025/490
DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/06/2022
KARAR TARİHİ : 02/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin ... yetkili satıcısı olan davalı ...Ltd. Şti.’den (“...”) 2021 model 0 KM. ... marka ve model aracı satın aldığını, davalı ...’in bu aracı davacı şirketin adresi olan ...'a teslim etmeyi taahhüt ettiğini, aracın satış bedeli olan 564.000,- TL'nin müvekkil Şirket tarafından davalı ...’e ödendiğini, davalı ...’in, aracın plaka işlemlerini halledebilmek adına davacı şirketten vekaletname istediğini ve bu yolla aracın ... plaka sayısını aldığını, davacı şirketle davalı ...’in yüz yüze bir araya gelmeden tüm satış anlaşmasını ...'dan yapmış olduğunu, anlaşmaya göre aracın 0 KM olarak müvekkil Şirket adresine/...'a teslim edileceğinin kararlaştırıldığını, davalılardan ...’in nakliye firması sahibi olduğunu, davalı ...’in aracı teslim borcunu ifa etmek adına anlaşmalı olduğu davalı ...'i ayarladığını, davacı şirkete ait ve fakat henüz teslim edilmemiş olan aracı, davalılardan ...'in ... plaka sayılı çekicisine yükleyerek davacı şirkete teslim edilmek üzere aracı yola çıkardığını, davacı şirketin, aracın teslimini beklerken, nakliye çekicisinin yolda kaza yaptığını ve kaza sonucunda davacı şirket adına plaka kaydı yapılmış ve fakat henüz teslim edilmemiş aracın bu kazada pert olduğu bilgisine ulaştığını, davacı şirkete verilen harici bilgiye göre, davalılardan ...'in şoförü davalı ...’den araçları yükledikten sonra yolda arıza yapan bir minibüsü aracına yüklediğini, bu yüklemenin kayıt dışı ve şoförün ek ücret alması ile yapıldığını, kayıt dışı ve yolda yapılan bu ek yükleme dolayısıyla aracın yük dengesinin değiştiğini ve bu sebeple nakliye aracının yolda hakimiyetini kaybederek viyadüğe yuvarlanması suretiyle kazanın meydana geldiğini, davacı şirkete ulaşan ... Sigorta A.Ş.’nin davalılardan ...'in aracın nakliyesi için kendileri ile Taşıyıcı Sorumluluk Sigortası yaptırdığını ve aracın perte çıktığını bildirdiğini, davalı Sigorta Şirketinin ... Hasar Dosya Numarası, ... Poliçe Numarası ile aracın sigorta bedeli üzerinden sovtaj bedelini düştükten sonra hasar tutarı olan 176.165,27 TL’yi davacı şirkete 15.12.2021 tarihinde ödediğini, müvekkil Şirketin işbu ödemeyi ihtirazi kayıtla ve fazlaya ilişkin tüm yasal hakları saklı kalmak kaydıyla aldığını, davacı şirketin zararını bir nebze de olsa azaltmak adına bu yola başvurmak zorunda kaldığını, davaya konu aracın tescil tarihinin 22.10.2021 olduğunu, aracın pert olduğu tarihin 24.10.2021 ve davacı şirkete davalı Sigorta Şirketi tarafından ödeme yapılan tarihin ise 15.12.2021 olduğunu, davacı şirkete yaklaşık 2 ay sonra ödeme yapıldığını, Mahkemece de bilindiği üzere, belirtilen tarihlerde dünyada yaşanan pandeminin, otomotiv çip krizi, ülkemizde yaşanan ekonomik sıkıntılar, oynak ve her gün yükselen döviz kurları vb. sebeplerle piyasada neredeyse 0 KM araç bulunmasının imkansız olduğu 2. el araçların bile neredeyse bulunamadığı, sabahtan akşama araç fiyatlarının arttığı bir dönem olduğunu; aracın satış bedelinin davalı ...’e ödemesinin yapıldığı 22.10.2021 tarihinde 1 USD Doları 9,6177 TL iken Sigorta Şirketi tarafından davacı şirkete ödemenin yapıldığı tarihte 1 USD Doları % 50 artışla 14,6833 TL olduğunu, bu itibarla davacı şirketin 0 KM aracını satın aldıktan sonra Sigorta Şirketi tarafından dosyanın kapatıldığını ve ödeme yapıldığı tarihte aynı marka ve model 0 KM aracın piyasa fiyatının, 564.000 TL iken ortalama 975.000 TL’ye yükseldiğini, Türk Borçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ve yasal mevzuat birlikte değerlendirildiğinde, davalılardan ...’in ayıba karşı tekeffül sorumluluğu altında, dava konusu aracı 0 KM ayıpsız ve hasarsız olarak müvekkil Şirkete teslim etmek zorunda olduğunu, davacı şirketin araç teslim tutanağını, aracını teslim almadan imzalamaktan imtina ettiğini, davalı ...’e ait araç teslimat formunun, aracın ayıpsız olarak teslimi halinde imzalanmak üzere davacı şirkete gönderildiğini ve fakat aracın davacı şirkete ayıpsız teslim edilemediğinden bu formun imzalanmadığını, davacı şirketin aynı zamanda araç kiralama faaliyeti ile de uğraştığını, söz konusu aracı kiraya vermek üzere satın aldığını; dilekçe ekinde sundukları ön protokolden de anlaşılacağı üzere davacı şirkete araç ayıpsız teslim edilmiş olsa idi, davacı şirketin aracı kiraya vereceğini, davacı şirketin bu açıdan da zarara uğradığını, tüm bu sebeplerle, kendileri tarafından dava şartı zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ve ...arabuluculuk numarası ile dosyanın "anlaşamama" olarak kapatıldığını, bu nedenle işbu davayı açma zorunluluğu doğduğunu belirterek arz ve izah edilen nedenlerle, fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, davalılardan birlikte ve müteselsilen öncelikle hasar ödeme tarihindeki dava konusu aracın 0 km ve ayıpsız piyasa bedelinin tespiti ile davacı şirkete ödenen hasar tutarı ve sovtaj bedeli farkının davalılardan ticari faizi ile tahsiline, bu talebin kabul görmemesi halinde araçta meydana gelen değer kaybının tahsiline, davacı şirketin mahrum kaldığı kira bedelinin ticari faizi ile tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili UYAP sistemi üzerinden sunmuş olduğu 21.11.2022 tarihli dilekçesi ile; "Öncelikli talebimiz olan hasar ödeme tarihindeki dava konusu aracın 0 km. ve ayıpsız piyasa bedelinin tespiti ile müvekkilime ödenen hasar tutarı ve sovtaj bedeli farkının davalılardan tahsili, talebimizin kabul görmemesi halinde araçta meydana gelen değer kaybının tahsiline şeklindeki terditli talebimiz belirsiz olup alacağımızın belirlenmesi yargılamayı gerektirmektedir. Bu talebimize ilişkin tarafımızca istenen bedel fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 9.000,00 TL'dir. Diğer talebimiz olan müvekkilimce mahrum kalınan kira bedeli de yine fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'dir." şeklinde talep sonucunu açıklamıştır.
ISLAH: Davacı vekili 22/03/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile; dava harca esas değeri 10.000. TL iken bilirkişilerce tespit edilen 45 günlük kira kayıplarına ilişkin alacaklarını davalılardan ... açısından 20.000 TL artırarak 30.000 TL'ye çıkarttıklarını belirtmiştir.
CEVAP: Davalı ... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde belirtilen hususların tamamen gerçeklere ve hukuka aykırı olduğunu, davacı Şirketin işbu dava ile haksız, kötü niyetli olarak sebepsiz zenginleşmek istemediğini, Gerçekten müvekkil davalı ... ile davacı arasında 21.10.2021 tarihli "Araç Sipariş/Satış" sözleşmesi imzalandığını, söz konusu sözleşmenin ... 23. Noterliğinin ... tarihli ve...yevmiye no.lu vekaletnameye dayalı olarak davacı Şirket adına yetkili temsilci ... ve yine davalı ... yetkilisi tarafından imzaladığını, bu şekilde sözleşmenin tamamlandığını, söz konusu vekaletnameye dayalı olarak gerçekleştirilen araç satış sözleşmesi sonrasında yine bu vekaletnameye dayalı olarak aracın davacı Şirket yetkilisi ...'ya teslim edildiğini, davacı şirket yetkilisi tarafından araçla ilgili olarak plaka, trafik tescil vb. işlemler yapıldığı gibi, aracın İstanbul'daki davacı Şirkete teslimi için gerekli nakil işlemlerinin de yetkili temsilci ... vasıtasıyla gerçekleştirildiğini, belirtilen tüm hukuki işlemler sonrası, aracın satışı ve teslimi sonrasında, araç ile ilgili olarak davalı ...’in herhangi bir fiili ve hukuki sorumluluğu kalmadığını, bu nedenle davacı tarafın dava dilekçesinde belirtmiş olduğu hususların, tamamen gerçeklere ve hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçesinde söz konusu sözleşmenin İstanbul'dan yapılmış olduğu ve anlaşmaya göre satım konusu aracın davacının adresine,...’a teslim edileceğinin kararlaştırıldığı belirtilmişse de bu hususun gerçeklere ve hukuka aykırı olduğunu, taraflarca imzalanan 21.10.2021 tarihli satım sözleşmesinin 2. maddesinde; "... ardından satıcının adresinden teslime alınacaktır. Aracı teslim alma borcu alıcıdadır." hükmüne göre satım sözleşmesi düzenlediğini, davacı tarafça teslim yükümlülüğünün İstanbul'da olduğuna dair sözleşmede herhangi bir hüküm bulunmadığını, bu yönde aracın İstanbul’da davacının adresine teslim edileceğine dair iddianın, gerçeklere ve hukuka aykırı olduğunu, söz konusu sözleşmenin yetkili vekil ile Diyarbakır'da sözleşme yetkili gerçekleştirildiğini/imzalandığını ve davacı asil ...'da olsa bile, yetkili temsilci vasıtasıyla sözleşmenin ...'da imzalandığını, verilen vekaletnameye dayalı olarak imzalanan "Araç Satış Sözleşmesi"nin geçerli olduğunu, söz konusu sözleşmeye göre de aracın vekilin zilyetliğine teslim edilerek hukuki işlemlerin tamamlandığını, tüm bu işlemlerden davacı asilin bilgisinin mevcut olduğunu, söz konusu hukuki işlem ve eylemlerin özgür iradeyle gerçekleştirildiğinden hukuken geçerli olduğunu, TMK m. 97'ye göre "temsilciye yapılan teslim, temsil edilene yapılmış gibi zilyetliği geçirir" düzenlemesi karşısında, vekilin zilyetlik iradesi kapsamında uhdesine-fiili hakimiyetine aracı geçirmiş olması nedeniyle, "başkası için zilyet sıfatı"nı haiz olduğundan kuşku bulunmadığını, kaldı ki vekaletnamede satış konusu araç ile ilgili olarak çok geniş yetkilerle yetkilendirilmiş olan vekilin, her türlü işlem ve/veya eylemde bulunma yetkisini haiz olduğu ve vekilin işlemlerinin "davacı asili bağladığı" hususlarının açık olduğu, davacının iddiasının aksine, sözleşme hükmüne göre aracın teslim yerinin Diyarbakır olduğunu, davalı ...’in sözleşmeye uygun olarak aracı davacıyı temsilen sözleşmeyi imzalayan yetkili ...’ya teslim ettiğini ve sözleşmenin bu şekilde tamamlandığını, bu çerçevede işbu davada yetkili mahkemenin ... Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, ... Ticaret Mahkemelerinin yetkisiz olduğunu, bu yönden de yetki itirazında bulunduklarını ve "yetkisizlik kararı" verilmesini talep ettiklerini, vekil sıfatıyla aracı teslim alan ...’nın, davalı ... dışında davacı ile kurmuş olduğu irtibat neticesinde İstanbul'a naklini sağlamak amacıyla aracı diğer davalı ...’in çalışanı ...’a 22.10.2021 tarihinde düzenlenen "teslim tutanağı" ile teslim ettiğini, sonrasında davalı ...’in “anlaşmalı olduğu ...’in ayarlanıp aracı davacıya teslim etmek üzere yola çıkardığı" hususunun tamamen gerçeklere ve hukuka aykırı olduğunu, diğer davalı ...’in müvekkil ... ile herhangi bir irtibatı bulunmadığını, aralarında davacının belirttiği gibi herhangi bir anlaşma bulunmadığını, bu yöndeki davacı iddialarının tamamen kurguya dayalı olup, gerçeklere ve hukuka aykırı olduğunu, davalı ...’in, dava konusu aracın davacı/alıcıya vekaleten ...’ya teslimiyle satım sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerinin sona erdiğini ve herhangi bir hukuki sorumluluğunun bulunmadığını, malın tesliminden sonraki süreçte, vekalet ilişkisine dayalı olarak davacı ile vekalet görevini gören kişi arasında söz konusu işin görünümünden kaynaklı ihtilaflarda muhatabın vekil olacağı, 3. şahıs konumuna gelmiş olan davalı ...’in herhangi bir kusur ve sorumluluğunun söz konusu olmayacağını, bu nedenle işbu davanın müvekkil ...’e karşı yöneltilmesi hukuken mümkün olmadığı için husumet itirazında bulunduklarını, teslimden sonraki süreçte söz konusu kazanın ve zararın meydana gelmesinde davalı ...’in herhangi bir müdahilliği olmadığı gibi, kusur ve sorumluluğunu gerektirecek bir durumun da bulunmadığını, bu çerçevede oluşan zarar ile müvekkil arasında kurulan/kurulabilen "uygun illiyet bağı" bulunmadığını, bu hususun ne sözleşmeden ne de haksız fiil sorumluluğundan kaynaklanmadığını, her ne kadar işbu dava, "Belirsiz Alacak Davası" olarak açılmışsa da söz konusu davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının zarar ile ilgili iddialarının kabulü anlamına gelmemek üzere, davacı tarafında da sunulan belgelerden davacının iddia etmiş olduğu zarar miktarının önceden belirlenebilir olduğu, bu yönüyle dava açılırken belirli olan alacak kalemleri yönünden işbu davanın açılamayacağını, ayrıca, her ne kadar davacı; "1-) Öncelikle hasar ödeme tarihindeki dava konusu aracın 0 km. ve ayıpsız piyasa bedelinin tespiti ile müvekkilime ödenen hasar tutarı ve sovtaj bedeli farkının davalılardan ticari faizi ile tahsiline, 2-) Yukarıda 1 nolu talebimizin kabul görmemesi halinde araçta meydana gelen değer kaybının tahsiline, 3-) Müvekkilimce mahrum kalınan kira bedelinin ticari faizi ile tahsiline," taleplerinde bulunmuşsa da, söz konusu belirsiz alacak davası ile talep edilen alacak kalemlerinin ve her bir talep yönünden miktarlarının dava dilekçesinde açıklamadığını, bu nedenle dava dilekçesinin HMK'nın amir hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, dilekçedeki taleplerin açıklatılması ve/veya dilekçenin reddine karar verilmesini talep ettiklerini, Satış sözleşmesinde aracın Diyarbakır'da teslim edileceğinin, müvekkil ...’in ...'da olduğunu, açık bir şekilde kararlaştırıldığını ve aksine bir düzenleme olmadığını, davacı tarafın bu hususu ispat etmesi gerektiğini; müvekkil ...’in aracın nakliyesi ile ilgili herhangi bir yükümü olmadığı açık olan bir durumda diğer davalı ... ile nakliye anlaşması yapılmadığını ve bedelinin de müvekkil ... tarafından karşılanmadığını/karşılanmasının söz konusu olamayacağını, satılan malın İstanbul'a teslim yükümlülüğü söz konusu olsaydı ilgili nakliye bedelinin müvekkil ... tarafından karşılanması gerekeceğini, söz konusu bedelin davacı tarafından nakliye şirketine yapılıp yapılmadığı hususunun davacıya sorulmasını talep ettiklerini, bu açıdan dava dilekçesindeki "davalının, müvekkil şirketin aracı ayıpsız ve hasarsız olarak teslim etme yükümünü ihlal ettiği, söz konusu aracın ayıpsız teslim edilmediğinden araç teslimat formunu imzalanmadığı" yönündeki iddiaların, gerçeklere ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın, müvekkil ...’e yönelik olarak, ayıba karşı tekeffül sorumluluğu kapsamında, sözleşme gereğince teslim edilen aracın daha sonra kaza sonrasında zarara uğraması nedeniyle irtibat kurularak kusurlu ve sorumlu olduğunun ifade edilerek işbu davanın açılmasının gerçeklere ve hukuka aykırı olduğunu, davacının haksız, kötü niyetli olarak sebepsiz zenginleşmek istediğini, söz konusu aracın mülkiyetinin davacıya geçtiğinin bizzat kendi işlem ve beyanları ile sabit olduğunu, aracın nakliye esnasında kazaya uğraması sonucu uğranılan zararla ilgili olarak nakliye sözleşmesinden kaynaklı sigorta bedelinin diğer davalı Sigorta Şirketinden talebinin ve tahsilinin bizzat "araç maliki" sıfatıyla gerçekleştirildiğini, bu uğurda davalı Sigorta Şirketinden 176.165,27 TL tahsilat yapıldığını, davacının dilekçesinde haksız ve kötü niyetli olarak araçla ilgili olarak sigorta bedelinin alınmış olması yanında kazaya karışan ve satım konusu hasarlı aracın davacı tarafından teslim alındığının belirtilmemiş olduğunu, davacının sigorta bedelini aldığı gibi, aracı da bizzat teslim aldığını; davacının dava konusu aracı daha sonra sattığı ve gelir elde ettiğini düşündüklerini, bu hususun ilgili Trafik Sicil Müdürlüğünden ve Noterler Birliğinden araştırılmasını talep ettiklerini, Her ne kadar davacı pandemi, otomotiv çip krizi vb. sebeplerle aracın piyasa fiyatının 564.000 TL'den ortalama 975.000 TL'ye yükseldiğini ifade etmek suretiyle söz konusu zararı müvekkil...’den tazmin etmek istese de davacının "kar elde etmek" amacı ile kurulan bir şirket olduğunu, söz konusu şirketin basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü olduğunu, bunun gibi, söz konusu satım sözleşmesinden kaynaklı herhangi bir hukuki sorumluluğun kabulü anlamına gelmemek üzere, tahsil edilen tutarın getirisi, hasarlı aracın da değerinin arttığı yerinde durmadığı nazara alındığında, davacı iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, haksız, kötü niyetli ve sebepsiz zenginleşmek amaçlı işbu davayı açtığını, TMK m. 2-3'de düzenlenen iyi niyet ve dürüstlük kuralları uyarınca işbu davanın reddedilmesi gerektiğini, her ne kadar davacı dilekçesinde şirketin aynı zamanda araç kiralama faaliyeti ile uğraştığını, dava konusu aracın kiraya verilmek üzere alındığını, araç ayıpsız teslim edilmiş olsaydı kiraya verileceğini ifade ederek mahrum kalınan kira bedelinin ticari faiziyle tahsilini talep etmişse de, söz konusu iddiaların gerçeklere ve hukuka aykırı olduğunu, aracın satım sonrası hangi amaç için kullanılacağının davalı ...’i ilgilendirmediğini, buna dair dosyada herhangi bir delil, diğer araç bilgileri, muhasebe kayıtları da bulunmadığını, davacı şirketin ticari defter muhasebe kayıtlarının celbini talep ettiklerini, davalı ...’in sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirerek satım konusu aracı davacıya vekili marifeti ile tam, sağlam olarak teslim ettiğini; sonraki süreçteki olaylar ve olası gelirlerin işbu davanın konusu olmadığını, müvekkil şirketin herhangi bir kusur ve sorumluluğunu da gerektirmediğini, davacı şirketin enerji, gayrimenkul, sanayi ve ticaret alanlarında faaliyet göstermekte olduğunu ve araç kiralama konusunda faaliyette bulunduğuna dair bir delili de dosyaya sunmadığını, bu nedenle davacının söz konusu olayı fırsata dönüştürmek suretiyle; haksız, kötü niyetli olarak sebepsiz zenginleşmek amacıyla işbu davayı açtığını, bu nedenle davanın öncelikle usulden aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep ettiklerini, belirterek Mahkemenin yetkisizliğine; davacının dilekçesindeki taleplerin açıklattırılmasına ve/veya dava dilekçesinin reddine, belirsiz alacak davasının şartları oluşmadığından davanın usulden reddine, malın tesliminden sonraki süreç yönünden taleplerin müvekkil davalıya karşı yöneltilmesi hukuken mümkün olmadığı için husumet itirazının kabulüne; davanın öncelikle usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatteyse haksız, kötü niyetli ve sebepsiz zenginleşme amaçlı açılmış olan davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin dava dilekçesinde, TBK m. 219 maddesinde yer alan ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayandığını ve ayrıca satışa konu aracın davacı şirketin adresinde teslim edileceğini iddia ve beyan ettiğini, davacının davasına dayanak yaptığı, TBK m. 219 maddesinde yer alan ayıba karşı tekeffül hükmünün TBK’nın “Taşınır Satışı” başlığı altında yer aldığını, davalı Sigorta Şirketinin sorumluluk poliçesi tanzim ettiği diğer davalı ... ile davacı Şirket arasında satış akdi veya başkaca bir akit bulunmadığını, dayanılan satış akdinin davacı Şirket ile diğer davalı ... arasında olduğunu; davacı Şirketin taşıma akdinin diğer davalılar ... ile ... arasında akdedildiğini iddia ettiğini, davalı ... Otomotivin bu iddiayı reddettiğini, uyuşmazlığın haksız fiile değil, satış akdine dayandığını, talebin ise satış akdine konu aracın ayıplı olmasından kaynaklandığını, bu halde davacı Şirketin ancak satış akdinin tarafı olan Davalı ...'e karşı pasif husumet yöneltebileceğini, taşıma akdini davalı/satıcı ...'e karşı üstlenen davalı ... ile davalı ...'e sorumluluk poliçesi tanzim eden müvekkil Sigorta Şirketine pasif husumet yöneltilemeyeceğini, davacı ile bu davalılar arasında hukuki bir ilişki (sözleşme veya haksız fiil) bulunmadığını, davalı ...’in davacı Şirket’e bir bedel ödemesi halinde, davalılar ... ve müvekkil Sigorta Şirketinin davalı ...'in kusuru olması halinde (TTK sınırlı sorumluluk ve poliçe hükümleri ile bağlı ve sınırlı olmak üzere) rücu iddiasında bulunabileceğini, ancak bu durumun davacı Şirkete davalılar ... ve müvekkil Sigorta Şirketine pasif husumet yöneltme hakkı vermediğini, bu nedenle davanın müvekkil Sigorta Şirketi yönünden pasif husumet yokluğundan reddini ettiklerini, Sigortalı davalı ...’in dava konusu hasarda nakliyeci sıfatına sahip olduğunu, bu nedenle sigortalı/davalı ...’in sorumluluğunun TTK m. 875 ve devamında düzenlenen "taşıyıcının sorumluluğu" kapsamında olduğunu, buna bağlı olarak müvekkil Sigorta Şirketinin sorumluluğunun da TTK’da düzenlenen "taşıyıcının sorumluluğu" hükümleri kapsamıyla sınırlı olduğunu, sigortalı/davalı ... ile sigortalı/davalı ...’e sorumluluk poliçesi tanzim eden müvekkil Sigorta Şirketine TBK m. 219 maddesinde yer alan ayıptan sorumluluk hükümleri kapsamında sorumluluk yöneltilemeyeceğini, TTK’nın taşıma akitlerinde, nakliyeci yönünden sınırlı sorumluluk kuralı getirdiğini, nakliyecinin sınırlı sorumluluğunu düzenleyen TTK m. 882/1 maddesinin “Gönderinin tamamının zıyaı veya hasarı hâlinde, 880 ve 881 inci maddeler uyarınca ödenecek tazminat, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır.” hükmünü havi olduğunu, davacı şirketin davasını oluşturan ... plakalı ... marka aracın ruhsatında aracın ağırlığının 1.558 kg olarak kayıtlandığını, hasar tarihi olan 24.10.2021 günü itibariyle TCMB SDR kuru 13.574 TL olduğunu, buna göre sigortalı nakliyeci davalı ...’in sorumluluğunun (1.558kg x 13,574TL TCMB SDR kuru x 8,33SDR=) 176.165,27 TL ile sınırlı olduğunu, bu nedenle müvekkil Sigorta Şirketinin 15.12.2021 günü davacı Şirkete 176.165,27 TL ödediğini, işbu dava ile davacı Şirketin taşıyıcının sorumluluğunu aşan miktarda talepte bulunduğunu, davacının talebinin müvekkil Sigorta Şirketi yönünden TTK m. 882/1 maddesine aykırı ve haksız olduğunu belirterek davanın davalılar ... Sigorta A.Ş. ve ... yönünden reddine; yargılama harç ve giderleri ile arabuluculuk ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, dava ve arabuluculuk vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Sigorta A.Ş.’ye verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinden özetle; Mahkeme nezdinde ayıba karşı tekeffül nedeniyle müvekkil ... aleyhine açılan alacak davasını kabul etmediklerini, öncelikle açılan bu davada mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca “Davalılardan herhangi birisinin ikametgahı mahkemesinde tüm sorumlulara maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.”, 16/1 maddesiuyarınca “Trafik kazasının meydana geldiği yer mahkemesinde tazminat davası açılabilir.” ve 14/2 maddesi uyarınca “Trafik sigortası şirketinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde de maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.” hükümlerinin düzenlendiğini, davacı yanın işbu davayı yukarıda zikredilen maddelerin hiçbirine dahil olmayan kendi yerleşim yeri olan İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığını, ancak yetkili mahkemenin kazanın gerçekleştiği ... Asliye Ticaret Mahkemesi veya davalı müvekkilin yerleşim yeri olan ... Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, bu nedenle yetki ilk itirazında bulunma zorunluluğu doğduğunu, davacının ayıba karşı tekeffül nedeniyle açmış olduğu davanın aynı zamanda dava zamanaşımı süresi geçtiği için reddedilmesi gerektiğini, zira satıcının ayıba karşı tekeffül borcundan doğan davaların malın alıcıya teslim edilmesinden itibaren bir yıl geçince zamanaşımına uğradığını (TBK m. 207/1), davacı yanın bu süreyi geçirdiğini ve bu nedenle davanın reddedilmesi gerektiğini, davalı ...’in nakliye firması sahibi olduğunu, diğer davalı ...’in kendi anlaşmalı olduğu müvekkil ...’i ayarladığını ve davacıya ait olan aracı, müvekkil ...’in ... plaka sayılı çekicisine yükleyerek davacıya teslim edilmek üzere aracı yola çıkardığını, aracın teslimi için yola çıkılmışken nakliye çekicisinin yolda hesapta olmayan mücbir sebeplerle kaza yaptığını ve bu kaza sonunda davacıya ait aracın teslim edilemediğini, davacının aracı taşıyan çekicinin müvekkilin kusuru nedeniyle kaza yaptığına dair beyanlarını kabul etmediklerini müvekkil ...’in şoförünün, davalı ... araçları yükledikten sonra yolda arıza yapan bir minibüsü aracına yüklediği iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacı yanın buna ilişkin beyanlarını ispata yarar delilleri varsa bunları sunması gerektiğini, aracın yolda hakimiyetini kaybetmesinin ve viyadüğe yuvarlanmak suretiyle kazanın meydana gelmesinin tamamen yoldaki ulaşım şartlarının kısıtlı olması, hava şartları ve diğer beklenmeyen ve hesap edilemeyen mücbir nedenlerden kaynaklandığını, kısacası bu kazanın müvekkil ...’in kusuru nedeniyle değil hesap edilemeyen başka birtakım nedenlerle meydana geldiğini, kazanın gerçekleşmesi akabinde müvekkil ... ile taşımacılık (sigorta?) akdi bulunan sigorta şirketi ... Sigorta A.Ş.’nin davacıya müvekkil ...’in aracın nakliyesi için kendileri ile Taşıyıcı Sorumluluk Sigortası yaptırdığını ve aracın perte çıktığını bildirdiğini, davalı Sigorta ... Hasar Dosya Numarası, ... Poliçe Numarası ile aracın sigorta bedeli üzerinden uzman bilirkişi tarafından hesaplanan hasar tutarı olan 176.165,27 TL’yi davacıya ödediğini, bu şekilde davacının bütün zararının karşılandığını, davacı vekilinin dünyada yaşanan pandemi, otomotiv çip krizi, ülkemizde yaşanan ekonomik sıkıntılar, oynak ve her gün yükselen döviz kurları vb. sebeplerle piyasada neredeyse 0 KM aracın bulunmasının imkansız olduğunu, 2. el araçların bile neredeyse bulunamadığını, sabahtan akşama araç fiyatlarının arttığı bir dönem olduğunu, aracın satış bedelinin davalı ...’e ödemesinin yapıldığı 22.10.2021 tarihinde 1 USD Doları 9,6177 TL iken davalı Sigorta Şirketi tarafından davacıya ödemenin yapıldığı tarihte ise 1 USD Doları % 50 artışla 14,6833 TL olduğunu bu itibarla müvekkilinin 0 KM aracını satın aldıktan sonra Sigorta Şirketi tarafından dosyanın kapatıldığını ve ödeme yapıldığı tarihte ile fiyat farkı bulunduğunu ileri sürerek sigorta tarafından ödemenin yapıldığı tarihle sonraki tarihler arasında fiyat farkı bulunduğunu ileri sürdüğünü, Mahkemece bilindiği üzere bu aracın bedeli ile alakalı satışın yapıldığı tarihteki rayiç bedelin baz alınması gerektiğini, zira daha sonra bedel açısından doğacak zarar hesaplamasında perte çıkan araç açısından bu aracın bedelinin yükselebileceği gibi düşebileceğini, nasıl ki aracın bedeli düşerse o düşen bedel üzerinden ödeme yapılmayacaksa aracın daha sonra artan bedeli üzerinden de ödeme yapılmasının hukuken ve hakkaniyet açısından doğru olmayacağını, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da ayıptan kaynaklanan zararların tazmininde dikkate alınacak tarihin aracın satışının resmi olarak gerçekleştirildiği tarih olduğunun belirtildiğini, aracın ilerleyen tarihte fiyatı düştüğünde nasıl ki davacıya aracın satış tarihindeki bedelden daha aşağı bir bedel ödenmeyecekse aynı şekilde o tarihten sonraki artışların da dikkate alınmaması gerektiğini, davacı vekilinin pandemi ve otomotiv çip krizini ve ülke ekonomisinde yaşanan problemleri sebep göstererek talebini buna dayandırdığını, aracın satın alındığı tarihin 2021 senesinin son ayları olduğunu, halbuki pandeminin dünyaya 2019 senesinde ülkemize ise 2020 yılının nisan ayında geldiğini, yani bu hususun davacı açısından hesaplanamayacak ve ciddi zarara uğratabilecek bir durum değil öngörülebilir ve hesaplanabilir bir durum olduğunu, bunun dışında serbest piyasada kur konusunda meydana gelen oynaklıklar veya diğer hususların sadece davacıyı değil ülkede yaşayan bütün müteşebbisleri de etkileyebilecek bir husus olduğunu, kaldı ki ...’in anlaşmalı olduğu sigorta şirketinin dönemin şartlarını ve her türlü hususu dikkate alarak bir hesaplama yaptığını ve bu hesaplama sonucunda davacıya bir teklifte bulunduğunu ve davacı tarafın da bunu kabul ederek teklif edilen bedeli aldığını, nitekim Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 23.12.2014 tarihli kararında "satış tarihi itibarıyla satılanın, ayıplı ve ayıpsız değerleri arasındaki oran, satış bedeline yansıtılacağını, satılanın, tarafların kararlaştırdıkları satış hedefi gözetilmeksizin, satış tarihi itibarıyla gerçek ayıpsız rayiç değeri ile mevcut ayıplı haldeki rayiç değeri ayrı ayrı belirlenerek, bu iki değerin birbirine bölünmesi suretiyle elde edilecek oran, satış bedeline uygulanacaktır." (13. HD. 23.12.2014, ...) denildiğini, bu anlamda Yargıtay 13. Hukuk Dairesi kararı uyarınca da ayıpta bedel hesaplanırken satış tarihinin baz alınması gerektiğinin bir şekilde belirtildiğini belirterek davalı aleyhine açılan davanın reddine karar verilerek yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı tarafın üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
TANIK BEYANLARI :
Mahkememizin 19/02/2024 tarihli celsesinde dinlenen davalı tanığı ...; " Ben ...'in yanında şoför olarak çalışıyordum, bana aracı ... bayisinde teslim ettiler, aracı teslimatçı teslim etti, şu anda isimlerini hatırlamıyorum, ... aracı çekiciye yükledim ve ... trafik kazası geçirdim, benim kullandığım araç çekiciydi, 6-7 araç yüklenebiliyordu, dava konusu araç ile birlikte toplamda 6 araç yüklüydü, kazada çekici devrildi, ... marka araç da pert oldu, ...isimli şahsı tanımıyorum, davacı kaskodan parasını almıştı, aracı dışarıda yaptırmış olduğunu biliyorum, dedi. beyanı okundu imzası alındı.
Davalı ... vekilinin talebine istinaden 22/10/2021 tarihli teslimat tutanağı tanığa gösterilerek soruldu: Bana göstermiş olduğunuz 22/12/2021 tarihli teslimat tutanağında teslim alan kısmındaki imza bana aittir, aracı kazasız olarak aldığıma dair tutanak düzenledik, teslim eden kısmında yazılı ... isimli şahsı halihazırda hatırlayamadım, her bayiye araç aldığımdan araç teslim edenleri hatırlamam mümkün değildir dedi.
Davalı ..... Sigorta vekilinin talebine istinaden soruldu: Araçların taşıma istiap vardır, fazladan bir yükleme yapılması mümkün değildir, araç istiap hattına göre yükleme yapmaktayız" şeklinde beyanda bulunmuştur.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, davacı şirket firma kayıtları, davaya konu araçlara ilişkin ölümlü / yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağı düzenlenmediğine ilişkin bilgi, hasar bilgisi dosyamız içerisine alınmıştır.
Dosya kusur ve hasar konusunda uzman ve nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 24/04/2023 tarihli bilirkişi raporu ile; ... plakalı çekici sürücüsü dava dışı ...’ın maddi hasar ile neticelenen dava konusu trafik kazasında % 100 (yüzde yüz) oranında asli derecede kusurlu olduğu, dava konusu ... plakalı otomobilin sıfır araç olduğu trafiğe çıkış yapmadığından dolayı aracın değerinin belirlenmesinde aracın fatura değerinin geçerli olduğu, ... plakalı otomobilin PERT TOTAL işlemi gördüğünden dolayı değer kaybının bulunmadığı, davalı/satıcı ... İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin davaya konu ... plakalı aracı davacı Şirket yetkilisine teslim ettiği, araç satım sözleşmesinde aracın nakliyesine ilişkin bir hükme yer verilmediği, ayrı bir taşıma sözleşmesi ve/veya taşıma belgesi düzenlenmediği, aracın taşıma için dava dışı ...’a davacı şirket yetkilisi tarafından teslim edildiği belirtilmiştir.
Dosya yeniden önceki heyete Mali Müşavir,sigorta / aktüerya uzmanı eklenmek suretiyle yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 11/01/2024 tarihli bilirkişi raporu ile; mali yönden; davacı taraf ticari defter kayıt ve belgelerinin incelenmesinde, davacının 2021 yılı içerisinde araç kiralama açıklamalı herhangi bir fatura düzenlenmediği, dosya içerisinde davacının araç kiralama işi yaptığını gösterir herhangi bir bilgi veya belge bulunmadığı, bu nedenle kar kaybı hesabı yapılamadığı, sigorta yönünden; ... Sigorta A.Ş. ile ...'in 13/10/2021/2022 vadeli ... Poliçe Numarası ile aracın nakliyesi için kendileri ile Taşıyıcı Sorumluluk Sigortası yapıldığı, bu poliçenin (ABONMAN) YURT İÇİ TAŞIMALARINI KAPSADIĞI, davalı Sigorta Şirketinin taşıyıcının sorumluluğu ile sınırlı olmak üzere sorumlu olduğu, Poliçede araç başı 2.000.000,00 TL – kaza başı 10.000.000,00 TL sıfır araç taşımaları için teminat bulunduğu, davacı ...'nın davasını oluşturan ... plakalı ... marka aracın ruhsatında, aracın ağırlığı 1.558 kg olduğu görülerek, hasar tarihi olan 24.10.2021 günü itibariyle TCMB SDR kuru 13.574.TL üzerinden; 176.165,27 TL ile sınırlı sorumluluğu olduğunu iddia ederek, bu tutarı 15/12/2021 günü Davacı ...'ya 176.165,27TL ödediği, bu durumun TTK md. 882 ile getirilen sorumluluk sınırı uygulanması anlamına geldiği ancak taşıyıcının sorumluluğunun sınırına ilişkin ilgili düzenlemeye TTK md. 884 ve 886 hükümleri ile istisna getirilmiş bulunduğu belirtilmiştir.
Dosya yeniden önceki heyete Makina Mühendisi ve Taşıma Uzmanı bilirkişide eklenmek suretiyle tevdi edilmiş, düzenlenen 12/11/2024 tarihli bilirkişi raporunda; takdiri Mahkemeye ait olmak üzere dava konusu aracın kaza tarihi 24.10.2021 itibariyle Serbest piyasa rayiç değeri olarak belirlenen 561.000,00TL tutardan, 371.569,00TL tutarın tenzili ile, bakiye hasar tutarının 189.431,00TL olacağı, davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılan 176.165,27TL tutarındaki ödemenin de tenzili ile bakiye hasar tutarının 13.265,73TL olacağı, takdiri Mahkemeye ait olmak üzere, dava konusu aracın davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılan ödeme tarihi 15.12.2021 itibariyle Serbest piyasa rayiç değeri olarak belirlenen 724.400,00TL tutardan, 371.569,00TL tutarın tenzili ile, bakiye hasar tutarının 352.831,00TL olacağı, davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılan 176.165,27TL tutarındaki ödemenin de tenzili ile bakiye hasar tutarının 176.665,73TL olacağı, dosya kapsamında yer alan davacı şirkete ait E-Yoklama Fişinde yer alan faaliyet bilgileri içerisinde “... – Motorlu Hafif Kara Taşıtlarının ve Arabaların Sürücüsüz Olarak Kiralanması ve Leasingi” faaliyet kolunun yer aldığı; Dava konusu ... plakalı aracın kaza tarihi 24.10.2021 tarihi itibariyle pert total olması nedeniyle, davacının dava konusu aracını kiralayamamasından kaynaklanan ve tarafımızca yerine yeni bir aracın alınabilmesi için belirlenen 45 günlük Kira Kaybı Zararının ortalama 30.000,00TL olacağı, dava dosyamıza konu ...plaka sayılı 2021 model ... marka aracın “pert “ olmasında Trafik Kazası “Tespit Tutanağına göre Meydana gelen kazanın trafik kurallarına uyulduğunda, “önlenebilir bir KAZA” niteliğinde olduğu, kaçınılmazlık faktörünün etkisinin olmadığı, diğer davalı ...’in Kasti ve pervasızca bir hareketinin görülmediği, davalı sigorta şirketi yönünden; Nakliyecinin düzenleyen TTK882.1 maddesi hükmüne havi olduğu, ayrıntılı olarak yapılan incelemede, istihap haddinin aşılmadığı ve taşıma işinin yapılmasında sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün ihlalinin bulunduğundan ve taşıyıcının pervasızca ve kasten zarara sebebiyet verdiğinden söz edilemeyeceğinin kabulü ile, taşıyıcının sorumluluğu her şekilde SDR tutarı ile sınırlı olacağı, takdirin Mahkemeye ait olmak üzere, dava konusu aracın kaza tarihi 24.10.2021 itibariyle Serbest piyasa rayiç değeri olarak belirlenen 561.000,00TL tutardan, 371.569,00TL tutarın tenzili ile, bakiye hasar tutarının 189.431,00TL olacağı, davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılan 176.165,27TL tutarındaki ödemenin de tenzili ile bakiye hasar tutarının (189.431,00 – 176.165,27) 13.265,73TL olacağı, dava konusu aracın davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılan ödeme tarihi 15.12.2021 itibariyle Serbest piyasa rayiç değeri olarak belirlenen 724.400,00TL tutardan, 371.569,00TL tutarın tenzili ile, bakiye hasar tutarının 352.831,00TL olacağı, davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılan 176.165,27TL tutarındaki ödemenin de tenzili ile bakiye hasar tutarının (352.831,00 – 176.165,27) 176.665,73TL olacağı kanaatine varılmış olsa da, davalı Sigorta Şirketinin Azami SDR sınırı ile taşınan emtianın gerçek zararından sorumluluğunun bulunduğunun Mahkeme tarafından da kabulü ile raporda yapılan hesaplamada da görüleceği üzere; (1.558kg x 13,574TL x 8,33SDR=) 176.165,27 TL ile sınırlı olduğu ve bu tutarında Davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından , 15/12/2021 günü Davacı ...'ya 176.165,27TL olarak ödendiği ve sigorta şirketinin sorumluluğunu yerine getirdiği, Kira Kaybı Yönünden davalı sigorta şirketinin sorumluluğu değerlendirildiğinde ise; öncelikle mahkemenin vermiş olduğu görev çerçevesinde, davacının iştigal konularında araç kiralama hizmet verdiği nazara alınarak ve aracın kaza nedeni ile kiralanmadığı ve mahrum kalınan gelir kaybından söz edilebileceği heyetimizce değerlendirilmekle, hesaplanan 45 gün süre ile devamlı olarak kiralanması halinde talep edebileceği azami tutar olduğu, varsayımın aralıksız kiralanmasına yönelik olduğu dikkate alındığında, işbu tutardan herhangi bir indirime gidilip gidilmeyeceğinin elbette hukuki takdiri Mahkemeye ait olmak üzere; kira kaybı zararının bir yansıma zarar olduğu, Taşıma Sorumluluk Sigorta Poliçesinde işbu şekilde oluşacak yansıma zararlarının da teminata dahil edildiğine dair herhangi bir özel şartın olmadığı görülmekle birlikte yukarıda da ayrıntılı olarak açıklanmış olduğu üzere, sigorta şirketinin SDR ile sınırlı azami sorumluluğunu yerine getirdiği anlaşılmakla, işbu zarardan davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğundan söz edilemeyeceği kanaatine ulaşılmış olup, diğer davalılar yönünden hukuki takdirinin elbette Mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.
Dava, Ticari satımdan kaynaklanan munzam zararın tahsili ile mahrum kalınan karın tahsiline ilişkin alacak davasıdır.
Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Öncelikle davalı tarafın yetki itirazının incelenmesinde, haksız fiilden doğan dava, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabileceğinden ve davalılardan sigorta şirketinin merkezinin İstanbul olması ve HMK 7. Maddesi gereği mahkememiz dosyasında davalı şirketlerden biri hakkında mahkememizde yetkili olması halinde diğerleri yönünden de mahkememizde dava açılabileceği anlaşıldığından davalıların yetki itirazının reddine karar verilmiştir.
Somut olayda Davacının Honda yetkili satıcısı davalı ... A.Ş.'nden satın aldığı... plakalı ... marka aracın 22/10/2021 tarihinde davacı adına tescilinin yapılarak satış bedeli olarak 564.000,00-TL'nin 22/10/2021 tarihinde bayiye ödendiği, davacının iddiası ile davalı ... tarafından söz konusu aracın davacıya teslim edilmek üzere davalı ...'e ait ... plakalı çekiciye yüklenerek yola çıktığı 24/10/2021 tarihinde meydana gelen kaza olayı neticesinde aracın pert olduğu ve taşıma sigortacısı davalı ... Sigorta A.Ş. Tarafından aracın piyasa bedeli olarak belirlenen 563.350,00-TL'den sovtaj bedeli olarak belirlenen 371.569,00-TL düştükten sonra hasar tutarı olan 176.165,27-TL'nin 15/12/2021 tarihinde davacıya ödendiği, aracın satın alma tarihi olan 22/10/2021 tarihinde 1 USD dolar kurunun 9,6177 iken ödeme yapıldığı tarihte dolar kurunun 14,6833 -TL olduğu bu itibarla aracın hasar ödeme tarihindeki ayıpsız bedelinin tespiti ile hasar ödeme tarihindeki hasar tutarı ve sovtaj bedeli farkının tahsili, terditli olarak araçta meydana gelen değer kaybının tahsili ile mahrum kalınan kira kaybının tahsili istemine yönelik olduğu anlaşılmıştır.
TBK 49/1. Maddesine göre: '' Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' O halde zarar verenin, zarar görenin durumunun haksız fiilden önceki duruma getirilmesi ve maddi kaybının tam olarak giderilmesi esastır. Yapmış olduğu haksız fiille zarar veren işletenin verdiği zararı eksiksiz olarak gidermesi gerektiğinden, sigorta poliçesi ile işletenin sorumluluğunu üstlenen sigortacının da meydana gelen zarardan, dava dışı davalı şirkete sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olması nazara alınarak tamamından sorumlu olacağı açıktır.
Davacı taraf 24/10/2021 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde 2 ay geçtikten sonra davacıya yalnızca 176.165,27,-TL ödeme yapılmış olduğunu, kazadan sonra döviz kurlarındaki ani artış nedeniyle araç fiyatlarında da ani bir yükseliş meydana geldiğini, davacının bu nedenle munzam zararının söz konusu olduğunu, munzam zararın varlığında borçlu kusurlu olmadığını ispat etmedikçe bu zarardan da sorumlu olduğunu iddia etmiştir.
Munzam (aşkın) zarar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122/1. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun ... gün ve ...esas ... karar sayılı kararında da değinildiği üzere; bu konuda kanıtlanması gereken, belli paranın gününde ödenmemesinden doğan zarardır. Alacaklı, borcun kendisine geç ödenmesi yüzünden uğradığı zararın ne olduğunu ve miktarını kanıtlamak durumundadır. Doğaldır ki bu zarar paranın zamanında ödenmemesinden dolayı mahrum kalınan olası (muhtemel) kar ya da varsayılan (farzedilen) gelir değildir. Bu zarar davacının öz varlığından, ekonomik ve sosyal faaliyetlerinden, toplum içindeki statüsünden, başına gelen olaylardan kaynaklanan somut olgular nedeniyle uğramış olduğu zarardır. Hal böyle olunca davada istenen zararı doğuran somut olayın ve bu nedenle uğranılan zararın kanıtlanması gerektiği açıktır.
Munzam zararın tazmini için alacaklı, uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu somut olgulara dayanarak inanılır, kesin ve net bir biçimde kanıtlamak zorundadır. Genel ve soyut nitelikteki enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin temerrüt faizinden yüksek oranda olması, munzam zararın gerçekleştiği ve kanıtlandığı anlamına gelmez. davacının enflasyon ve mevduat faizinin yüksekliği gibi genel olguları değil, şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğünü kanıtlaması gerekir. Aksi halde soyut ve doğrudan davacının zararını ifade etmeyen, genel ekonomik gelişmeler TBK'nın 122. maddesinde sözü edilen munzam zararın tazminini gerektirmez(Yargıtay18. Hukuk Dairesi'nin 14.12.2015 Tarih, ... E.-... K. Sayılı kararı).
Bunun gibi, borçlunun borcunu ödemede temerrüde düşmesi durumunda, alacaklının başkaca bir hususu kanıtlamadan sadece ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumu TBK' nin 122. maddesindeki munzam zararın kanıtı olarak göstermesi ve ekonomik gelişmelerin getirdiği olumsuzluğun gerçek zarar olarak kabulü mümkün değildir. Zira, alacaklının somut olarak herhangi bir zarara uğradığını kanıtlamaksızın salt enflasyon (ya da onun yarattığı diğer olumsuzluklar) oranında bir zarara uğradığının varsayılması, 3095 sayılı Kanunla belirlenen faiz oranlarını mahkeme kararıyla enflasyon oranına çıkaracak niteliktedir. Bu ise mümkün değildir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... Esas ... Karar sayılı ilamı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ...Esas .... Karar sayılı ilamı).
Bu halde TBK'nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan-munzam zararın, ülkede varlığı kabul edilen genel ekonomik olumsuzlukların (enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri vb. gibi) “malum ve meşhur” olgular olarak kabulü ile değil, bunlar dışında davacının durumuna özgü somut olaylarla kanıtlanması gerekir. Davacı ileri sürdüğü munzam zararını somut olgularla kanıtlamadıkça zarar miktarının saptanması gerçekçi olmayıp varsayımsal kalacaktır.
Somut olayda davacı taraf dava dilekçesinde, aracın satış bedelinin davalı ...’e ödemesinin yapıldığı 22.10.2021 tarihinde 1 USD Doları 9,6177 TL iken Sigorta Şirketi tarafından davacı şirkete ödemenin yapıldığı tarihte 1 USD Doları % 50 artışla 14,6833 TL olduğunu, döviz kurlarındaki ani artış nedeniyle nedeniyle zararı oluştuğunu, 21.11.2022 tarihli dilekçe ile hasar ödeme tarihindeki dava konusu aracın 0 km ve ayıpsız piyasa bedelinin tespiti ile ödenen hasar tutarı ve sovtaj bedeli farkının tahsilini diğer bir deyişle tahsil edilen paranın alacaklının zararını karşılar nitelikte olmadığını belirterek zararın hesaplanmasını terditli olarak bu talebin kabul görmemesi karşısında değer kaybı bedeli istemiş ise de, davacı tarafın iddiası bu haliyle, muhtemel kâr kaybına ve farz edilen gelire ilişkin olup, munzam zarar niteliğinde olmadığı gibi, soyut iddia olarak ileri sürülen bu hususlar somut ispat vasıtası olarak dikkate alınması da mümkün değildir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 04/03/2020 tarih,... Esas, ... Karar sayılı; 23/01/2018 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı; 16/12/2014 tarih, ...Esas,... Karar sayılı ilamları). Buna göre zararın ne şekilde oluştuğunu konusunda ispat külfeti üzerinde olan davacının munzam zararın varlığını somut deliler ile ispatlayamadığının kabulü gerekmiş ve bu yönden davanın reddine karar verilmiştir.(Emsal için bkz.İst.BAM 43 HD ... E ... K sayılı kararı, Ankara BAM 21 HD'nin ... E ...K sayılı kararı).
Ayrıca, yerleşik yargı kararlarına göre, bir araçta değer kaybı oluşabilmesi için aracın tamir edilerek trafiğe çıkması ve pert total işlemi görmemesi gerekmektedir. Ancak dava konusu araç pert total (ağır hasarlı) işlem gördüğünden araçtaki toplam maddi zarar, aracın kazadan önceki ikinci el rayiç satış değeri ile kazadan sonraki hurda değeri arasındaki fark olup bu nedenle ayrıca bir değer kaybı zararı oluşması söz konusu olmadığından bu yönden de davacı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Dosya delillerinin incelenmesinde; davacı ve ... arasında yapılan 21/10/2021 tarihli Araç Sipariş/ Satış Sözleşmesi ile ... model araç alımı için anlaşıldığı, sözleşmede sipariş edilen mal, tescil belgesi çıkarılmasının ardından satıcının adresinde teslim alınacaktır, aracı teslim alma borcu alıcıdadır maddesinin yer aldığı, satış için davacı tarafça ... 23. Noterliğinde düzenlenen vekaletnamede her türlü motorlu motorsuz araçlar ile her türlü iş makinelerini kesin olarak veya mülkiyeti saklı tutulmak kaydıyla, satış bedellerini ödemeye, satış bedellerini geri almaya, araç tescil geçici yol belgelerini, tescil kayıtlarını çıkartmaya, teslim almaya vs.yetkili olmak üzere ...'nın tayin edildiği, ruhsatın davacı şirket adına 22/10/2021 tarihinde tescil edildiği, ... A.Ş. ile davacı şirket arasında 22/10/2021 tarihli, davaya konu araca ilişkin 563.350,01 TL fatura düzenlendiği, 22/10/2021 tarihli teslimat tutanağı ile davaya konu aracın davacı şirketin vekalet verdiği ... tarafından ... plakalı çekiciye eksiksiz ve kazasız olarak teslim ettiğinin imza altına alındığı anlaşılmış olup, mevcut dosya delillerinin değerlendirilmesi neticesinde davalı/satıcı ... İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin davaya konu ... plakalı aracı davacı Şirket yetkilisine teslim ettiği, araç satım sözleşmesinde aracın nakliyesine ilişkin bir hükme yer verilmediği, ayrı bir taşıma sözleşmesi ve/veya taşıma belgesi düzenlenmediği, aracın taşıma için dava dışı ...’a davacı şirket yetkilisi tarafından teslim edildiği anlaşılmakla davalı satıcının meydana gelen hasardan herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi ile, Sigortacı (olayımızda Nakliyat Sigortası yönünden davalı) teminat sağladığı konu hakkında “geçerli bir sigorta ilişkisi kurduktan sonra” kural olarak oluşan rizikolardan (6102 Sayılı TTK Md.1409 ve Md.1421 hükmü uyarınca) sorumludur ve en kısa tarifi ile hasar; Sigorta Poliçesi Genel Şartlarında ve/veya özel şartlarda yer alan rizikonun gerçekleşmesi (ve bu sebeple sigortalının/sigorta ettirenin menfaatinin zarara uğraması) halinde, sigortacının tazminat ödeme yükümlülüğünün doğması durumu olduğu, bu yüzden sigortacı “sigorta ettirenin kasti bir eyleminden kaynaklanmadığı sürece”, sigortalısı kusurlu olsa bile, sigorta güvencesi sağladığı rizikoya bağlı olan, ancak düzenlediği poliçenin genel ya da özel şartları ile çelişmeyen “gerçek zarar/hasar” için (6102 Sayılı TTK Md.1427, Md. 1429 ve Md.1459 hükmü uyarınca) tazminat ödemekle yükümlü olduğu, sigortacıya tazminat ödeme yükümlülüğü getiren sigorta sözleşmeleri, 6102 Sayılı TTK. Md. 1401/1 nazarından “sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği” sözleşme türü ise de; sigortacıya (somut olay bakımından davalıya) düzenlediği poliçenin bağlı olduğu “genel” ya da (6102 Sayılı TTK Md. 1425 uyarınca poliçe metninde yer alması kaydıyla) taraflar arasında kararlaştırılan “özel şartlarla” çelişen (yahut da poliçenin vadesi dışında yani münakit sigorta sözleşmesinin geçerli ve yürürlükte olduğu dönemin öncesinde veya sonrasında vuku bulan) ve/veya sigorta güvencesi sağladığı teminatın dışında kalan hasar/zarar için tazminat ödeme yükümlülüğü getiren herhangi bir düzenlemenin mevcut olmadığı, ... Sigorta A.Ş. ile ...'in 13/10/2021/2022 vadeli ... Poliçe Numarası ile aracın nakliyesi için kendileri ile Taşıyıcı Sorumluluk Sigortası yapıldığı, Poliçede araç başı 2.000.000,00 TL – kaza başı 10.000.000,00 TL sıfır araç taşımaları için teminat bulunduğu, ancak; davalı ...'in TTK882 maddesi kapsamında sorumlu olduğu bedeli davacıya ödediğine ilişkin savunmasının incelenmesinde; TTK taşıma akidlerinde, nakliyeci yönünden, kuralı getirdiği, nakliyecinin düzenleyen TTK882.1 maddesi hükmüne havi olduğu, davacı ...'nın davasını oluşturan ... plakalı ... marka aracın ruhsatında, aracın ağırlığı 1.558 kg olarak kayıtlandığı, hasar tarihi olan 24.10.2021 günü itibariyle TCMB SDR kurun 13.574.TL olduğu, buna göre sigortalı / nakliyeci davalı <...>'ın sorumluluğunun (1.558kg x 13,574TL x 8,33SDR=) 176.165,27 TL ile sınırlı olduğu, bu nedenle; davalı ...'in, 15/12/2021 günü Davacı ...'ya 176.165,27TL ödediği, taşıyıcının sınırlı sorumluluğu bakımından her ne kadar TTK md. 882 düzenlemesi ile (kg) ve (özel çekme hakkı SDR) ile sınırlı bir sorumluluk sistemi oluşturulmuşsa da, düzenlemenin devamında taşıma işinin yapılmasında sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün ihlali halinde tam zıya halinde ödenmesi gereken tazminatın üç katı sorumluluk (TTK md. 884) ve kasten ve pervasızca davranışla zarara sebebiyet vermede ise sorumluluk sınırlarına ilişkin kuralların uygulanamayacağının (TTK md. 886) belirtildiği, somut olayda istihap haddinin aşılmadığı ve taşıma işinin yapılmasında sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün ihlalinin bulunduğundan ve taşıyıcının pervasızca ve kasten zarara sebebiyet verdiğinden söz edilemeyeceğinin kabulü ile, taşıyıcının sorumluluğu her şekilde SDR tutarı ile sınırlı olacağı kanaatine ulaşıldığı, bu bağlamda raporda yapılan hesaplamada da görüleceği üzere; (1.558kg x 13,574TL x 8,33SDR=) 176.165,27 TL ile sınırlı olduğu ve bu tutarında Davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından , 15/12/2021 günü Davacı ...'ya 176.165,27TL olarak ödendiği ve sigorta şirketinin sorumluluğunu yerine getirdiği anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamında yer alan davacı şirkete ait E-Yoklama Fişinde yer alan faaliyet bilgileri içerisinde “... – Motorlu Hafif Kara Taşıtlarının ve Arabaların Sürücüsüz Olarak Kiralanması ve Leasingi” faaliyet kolunun yer aldığı; Dava konusu ... plakalı aracın kaza tarihi 24.10.2021 tarihi itibariyle pert total olması nedeniyle, davacının dava konusu aracını kiralayamamasından kaynaklanan ve yerine yeni bir aracın alınabilmesi için belirlenen 45 günlük Kira Kaybı Zararının ortalama 30.000,00TL olacağı, davacının iştigal konularında araç kiralama hizmet verdiği nazara alınarak ve aracın kaza nedeni ile kiralanmadığı ve mahrum kalınan gelir kaybından söz edilebileceği değerlendirilmekle, raporda yapılan tespitlere itibar edilerek ayrıca kira kaybı zararının bir yansıma zarar olduğu, Taşıma Sorumluluk Sigorta Poliçesinde işbu şekilde oluşacak yansıma zararlarının da teminata dahil edildiğine dair herhangi bir özel şartın olmadığı görülmekle birlikte sigorta şirketinin SDR ile sınırlı azami sorumluluğunu yerine getirdiği anlaşılmakla, işbu zarardan davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğundan söz edilemeyeceği anlaşılmış olup, ... plakalı çekici sürücüsünün maddi hasar ile neticelenen dava konusu olayda kusurlu olduğu değerlendirilerek neticeten Mahkememizce davacının davasının kısmen kabulü ile, 24.10.2021 günlü kaza olayı nedeniyle davacı adına kayıtlı ... plakalı araç için hesaplanan 21.000,00-TL (kazanç kaybı bedeli) maddi tazminatın davalı taşıyıcı ...'den haksız fiil tarihi olan 24.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davanın davalı ... Sigorta A.Ş. ve ... A.Ş. Yönünden reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile,
1-a)24.10.2021 günlü kaza olayı nedeniyle davacı adına kayıtlı ... plakalı araç için hesaplanan 21.000,00-TL (kazanç kaybı bedeli) maddi tazminatın davalı ...'den haksız fiil tarihi olan 24.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
1-b)Davanın davalı ... Sigorta A.Ş. ve ... A.Ş. Yönünden REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 1.434,51-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 512,33-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 922,18-TL harcın davalı ...'den alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 21.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre vekalet ücreti red edilen miktarı geçemeyeceğinden 9.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak ilgili davalıya verilmesine,
5-Davalılar ... Sigorta A.Ş. ve ... A.Ş. kendilerini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak ilgili davalılara verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan; 170,78-TL Peşin/nisbi Harcı, 341,55-TL Tamamlama Harcı, olmak üzere toplam 512,33TL harcın davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan; 8.700,00-TL Bilirkişi ücreti, 465,50-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 9.165,50-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 6.415,85-TL lik kısmının davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına,
9-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davada haklı çıkma oranına göre 1.120-TL'sinin davalı ...'den, 400,00-TL'sinindavacıdan tahsiliyle Hazine adına gelir kaydına,
10-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, davalı ... Sigorta vekilinin ve ... vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 02/06/2025
Katip Hakim
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır