T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/475 Esas
KARAR NO : 2025/407
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 23/05/2007
KARAR TARİHİ : 07/05/2025
Mahkememizin 2014/176 Esas, 2016/640 Karar, 14/12/2016 tarihli kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ...Esas, ...Karar, 10/02/2020 tarihli kararı Bozularak Mahkememiz yukarıdaki esasına kaydı yapılan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesi ile; şirkete ... tarafından el konulduğunu ve şirketin 2002 ila 2006 yıllarını kapsayan faaliyet raporlarına göre şirket yöneticisi ve denetçisi olan davalıların görevlerini gereği gibi ifa etmeyerek şirketi zarara uğrattıklarını, yapılan denetimde 2003 yılının 2.yarısında şirketin ... grubuna bağlı diğer şirketlerin hisselerini ve ... ailesinin hisselerini satın alarak aileye fon sağladıklarını yada borçlanma yolu ile firmalarını zarara uğrattıklarını, yöneticilerin şirketi basiretli bir yönetici gibi yönetmeyerek şirketin mali durumunun bozuk olduğunu ve temettü dağıtamayacak durumda olduğunu bildikleri halde ... grubunun diğer şirketlerinin değersiz hisselerini satın aldıklarını, yapılan bu yatırımların son derece zarar verici şirkete artı değer katmayan tasarruflar olduğunu, hisseleri satın alınan grup şirketlerinin mali yapılarının bozuk olduğunu bilmeleri gereken durumda olduklarını, alınan hisselerin grup şirketler olan ... Tic AŞnin toplam 240 adet hissesini, ...Tic AŞ'nin 20.750 adet hissesinin, ... AŞnin 48 adet hissesinin, ...Tic AŞ'nin toplam 1150 adet hissesinin, ...TAŞ'nin 1.800.000adet hisseinin, ...TAŞ'ye ait 44.000.000adet hissesinin, ...TAŞ'ye ait toplamda 12.989.964 adet hissesinin nominal değerleri üzerinden grup şirketlerinin ve ... ailesinin sahip olduğu hisselerden satın alındığını, davalıların bu satın alma ile ilgili yönetim kurulu kararlarında imzalarının bulunduğunu ve bazı davalıların da bu dönemde denetim kurulu üyesi olarak görev yaptıklarını, alınan hisselerin değersizliği nedeni ile şirketin zarara uğramasından davalıların müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ISLAH: Temlik alan ... tarafından ıslah ile birlikte dava değeri 5.876.249,49TL’ye yükseltilmiştir.
CEVAP: Davalılardan ... vekili vermiş olduğu cevap dilekçesi ile, iddia edilen pay alımlarının bir kısmının kendi yönetim kurulu üyeliği döneminde yapıldığı, yönetimden istifa ettikten sonraki işlemlere ilişkin sorumluluğu kabul etmediği gibi alınan hisse senetlerinin de zararlandırıcı işlemler olmayıp şirketin bilakis kar ettiğini, ortada zarar bulunmaması nedeni ile davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... cevap dilekçesi ile; yapılan hiçbir işlemin hukuka aykırı ve zararlandırıcı olmadığını, görev yapılan dönemde ... ve ...'in imtiyaz sözleşmelerinin iptalinin yapılacağının ve daha sonra da ... Bankasına el konulacağının bilinmesinin beklenemeyceğini, şirketin olağan şekilde yönetildiğini, alınan hisselerin zararlandırıcı değil kar getirici işlemler olduğunu, kaldı ki ticari hayatın olağan işleyişinde bazı taarruflar nedeni ile zarar edilmesinin olası olduğunu, her zarardan yönetim kurulun şahsi sorumluluğunun doğmayacağını, zararın da ispata muhtaç olduğunu, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... cevap dilekçesi ile; kendisinin şirkette aslında ücretli bir çalışan olduğunu ve şirketin asıl yönetiminin ... ailesine ait olduğunu, tasarrufların da ... ailesinin direktifleri doğrultusunda yapıldığını, ...nin de bu durumu gayet iyi bildiğini, işlemler nedeni ileş irketin zarara uğradığı iddiasının da gerçeği yansıtmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... vekili vermiş olduğu cevap dilekçesi ile, haberi ve onayı olmadan şirkete denetçi atandığını, aslında ücretli bir çalışan olduğunu, şirket içi yazışmalardan bu durumun belli olduğunu, göstermelik bir denetçi olması nedeni ile yapılan iş ve işlemleri denetleme şansının bulunmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... ve ...'a tebligat yasası hükümlerine uygun şekilde dava dilekçesi ve duruşma gününün bildirildiği halde, davalı yan duruşmaya gelmemiş, cevap ve delil bildirmemiş ve bu nedenle davacı yanın iddilarını reddetmiş kabul edilmiştir. Bu davalılar daha sonra vekil tutarak beyanda bulunmuş ve davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, 6762 sayılı eTTK'nın 341. maddesine göre, davalı yönetici ve deneticilerin davacı temlik eden şirketi zarara uğrattıklarından bahisle tazminat talebidir.
Davacı tarafın iddiası, esasen hiçbir kıymeti olmayan bir kısım dava dışı şirket hisselerinin ve ... ailesine ait hisselerin davacı şirket nam ve hesabına satın alınarak, şirketin zarara uğratıldığı iddiasına dayanmaktadır.
Mahkememizce, iddialar hakkında müteaddit defalar bilirkişi incelemeleri yaptırılmış, evvela 29.12.2010 tarih, ... E ve ...K sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, bu kararın temyizi üzerine Yargıtay 11. HD'nin 14.05.2013 tarih, ... E ve ... K sayılı bozma ilamı ile dava dışı hisselerin satın alınmasının davacı için bir zarar olduğu, davalıların yönetici ve denetici olmaları sebebiyle kusursuz olduklarını ispat etmedikleri sürüce bu zarardan sorumlu olduklarını belirterek bozma kararı verilmiştir.
Bu karar üzerine dosya yeni esasa kaydedilmiş ve bozmaya uyularak, yeniden bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. Bu incelemeler neticesinde de mahkememizce 14.12.2016 tarih,... E ve ... K sayılı karar ile davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş, bu kararın temyizi üzerine Yargıtay 11. HD'nin 22.12.2021 tarih, ... E ve ... K sayılı kararı ile "dava dışı satın alınan hisselerin satın alınma tarihinde piyasa değerinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek, böyle bir artı değeri var ise bunun zarardan mahsup edilerek zarar miktarının tayin edilmesi gerektiği" gerekçesi ile bozma kararı verilmiştir.
Mahkememizce, dosya yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler, son Yargıtay bozma ilamında belirtildiği gibi, satın alınan hisselerin bir kıymetinin olup olmadığının tespiti için dosyaya bir kısım belgeler girmesi gerektiği 06.03.2024 tarihli ön raporla bildirilmiş, ne var ki verilen süreye rağmen iki taraftan da bu kabil belgeler dosyaya sunulmamıştır. Öte yandan, gerek davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'un 244. maddesinde belirtilen ve hem de 6100 sayılı HMK'nın 145. Maddesinde belirtilen delil bildirme süreleri de geçtiğinden, davanın açıldığı tarihin üzerinden geçen zaman da nazara alınarak bu hususta tekrardan süre verilememiştir. Mevcut delil durumuna göre bilirkişiden rapor alınması yoluna gidilmiştir.
Mahkememizce son bozma kararı sonrasında yapılan yargılama ile dosya bozma öncesi rapor sunan bilirkişilere tevdi edilmiş, düzenlenen 05/04/2025 tarihli ek raporda; davacı şirket, Holding bünyesinde faaliyette bulunan grup şirketlerinden biri olup, ... A.Ş.'nin yukarıda belirtilen yönetim kurulu kararları çerçevesinde ... ailesinden satın alınan grup şirketlere ait hisselerin alım kararlarının, davacı şirket yararına makul ekonomik bir gerekçeye dayanması gerektiği, dava dosyasına sunulan grup şirketlerinden ... A.Ş, ...A.Ş. ve ...A.Ş.'nin 2003 ve 2004 yılı bilançolarına göre, sermayelerini tamamen kaybettiği ve teknik olarak borca batık olduğu açık ve net iken ve davalılarca söz konusu şirketlere ait mali değerleme raporu ile hisselerin piyasa değerinin defter değerinden fazlasıyla değerli olduğu hususunda değerleme raporu alınmadan hisse alımı yapılmış olmasından dolayı 6762 sayılı TTK 336 ve diğer maddeleri uyarınca toplam 339.000.- TL. davalıların sorumlu oldukları ve sorumluk miktarlarının aşağıdaki tablodaki gibi olduğu,
¸Davacı, ... 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 01.08.2003 tarih ...ve 14.08.2003 tarih ... sayılı Tedbir Kararlarına aykırı olarak ticari dayanaktan yoksun bazı ... firmalarına fon aktarımı amacıyla yapılan 5311.769,31 TL. zararın davalılardan tahsilini talep edilmiş olup, Fon aktarımı yapılan 19 adet şirketin 2003 ve 2004 yılı bilançoları ve mizanlarının dosyaya ibraz edilmediği, işbu şirketlerin mali yapısıyla ilgili inceleme yapılamadığı, ancak en son 10.05.2007 tarihi itibarıyla kapanış kayıtları sunulan ... A.Ş.'nin “136 Diğer Alacaklar” defteri kebir hesabı altında açılmış muavin hesaplarda izlenen işbu grup şirketlerinden bir kaçının alacak bakiyelerinin dava konusu tutarların altında bulunduğu ve ayrıca ilgili grup şirketlerinden alacak bakiyelerinin 70.05.2007 tarihi itibarıyla fazlasıyla şirket aktifinde kayıtlı durumda bulunduğu ve işbu şirketlerin borca batık veya piyasa değerinin defter değerinin çok altında olduğun ilişkin belgeler sunulmadığından ve de zarar oluştuğu ispata muhtaç olduğundan 5.311.769,31 TL. fon aktarımından davalılarının sorumlu olmadığı sonucuna varıldığı, sayın mahkeme aksi kanaatte ise davalılarının sorumlu oldukları miktarların aşağıdaki tablodaki gibi olacağı;¸
Davacı, ...Grubuna ait ...ve... İmtiyaz Sözleşmelerinin 12.06.2003 tarihinde iptal edilmesine rağmen çeşitli tarihlerde eski yönetim kurulu üyeleri tarafından finansman sağlanmasından dolayı oluştuğunu iddia ettiği toplam 161.866,46 TL zarara ilişkin talebi incelendiğinde, dava dosyasına ibraz edilen ticari defter kayıtlarına göre ... A.Ş. Ve ... A.Ş. ile ilgili ödemelerin 01.09.2003 - 12.02.2004 tarihleri arasında yapılmış ve toplam tutarın (148.101,35 + 13.765,21—) 161.866,56 TL. olduğu,...A.Ş. ile ilgili dosyaya ibraz edilen 2007 yılı ticari defter kayıtlarına göre ise, ...A.Ş.'den 14.994,49 TL,... A.Ş.'den ise 161.259,27 TL tutarında alacak bakiyelerinin 10.05.2007 tarihi itibarıyla davacı şirketin aktifinde kayıtlı bulundukları, diğer ifade ile davacı şirketin iki şirketten alacaklı olduğu görülmüş olup, iki şirkete yapılan ödemeler ile ilgili olarak da; tazmini talep edilen alacak tutarlarının bu şirketlerle karşılaştırmalı mutabakatının yapıldığı, alacağın takibe alındığı ve karşılık ayrılarak dönem zararı kaydedildiği, bahsi geçen grup şirketlerinin acze düştüğü, dolayısıyla da anılan alacak tutarının “borç ödemeden aciz belgesine” bağlandığı ve değersiz alacak olarak zarar kaydedildiğine ilişkin verilere rastlanmadığında, diğer bir ifadeyle işbu şirketlerin borca batık veya piyasa değerinin defter değerinin çok altında olduğun ilişkin belgele sunulmadığından ve de zarar oluştuğu ispata muhtaç olduğundan 161.866,56 TL. fon aktarımından davalılarının sorumlu olmadığı sonucuna varıldığı, sayın mahkeme aksi kanaatte ise davalılarının sorumlu oldukları miktarların aşağıdaki tablodaki gibi olacağı belirtilmiştir.
Görüldüğü üzere bilirkişiler, dava konusu yapılan hisselere yapılan harcamaların dökümünü ortaya koymuştur. O halde 5.812.635,77 TL miktarında şirket kasasından para çıktığı anlaşılmaktadır. Bu miktarın zarar olmadığını ispat külfeti ise davalılardadır. Yani, alınan hisselerin bir kıymet arz ettiğini ispat külfeti davalılardadır. Zira; davamızın önceki kararlarının bozmasına dair Yargıtay 11. HD'nin 14.05.2013 tarih,... E ve ...K sayılı kararında da işaret edildiği üzere, eTTK 336., 337. ve 338. maddelerine göre şirketten çıkan bir bedelin, zarar değil kar olduğunu ispat külfeti yönetici ve deneticilerdedir.
Bu aşamaya kadar, alınan hisselere yapılan ödemeler bilirkişi marifeti ile tespit edilmiş olmasına rağmen, davalılar bu hisselerin bir kıymetinin olduğunu ispat edememişlerdir, buna dair delil bildirme süresinde herhangi bir delil sunamamışlardır.
O halde şirketten çıkan 5.812.635,77 TL'nin şirket zararı olduğunu kabul etmek ve bu zarardan TTK 341. Maddesine göre davalıların müşterek ve müteselsil sorumlu olduklarının kabulüne karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ve dosya içeriğine göre;
1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,
-5.812.635,77 TL'nin 03/07/2003 tarihinden itibaren işleyecek avans faizle ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine
2-Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 397.061,15-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 135,00-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 396.926,15-TL harcın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 566.632,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; 135,00-TL Peşin/nisbi Harcın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan; 43.500,00-TL Bilirkişi ücreti, 300,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 43.800,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 43.325,84-TL lik kısmının davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı ... tarafından yapılan 500,00 TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 5,42 TL'lik kısmının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı ... tarafından yapılan 100,00 TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 1,09 TL'lik kısmının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Yargıtayda Temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.07/05/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır