T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/604 Esas
KARAR NO : 2025/762
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/09/2022
KARAR TARİHİ : 07/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Takibe konu çekin arka yüzünde de görüleceği üzere ibraz edilen banka tarafından ödeme yasağı kararı bulunduğundan işleme alınmadı diye şerh düşüldüğünü,... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası ile ödemeden men kararı verildiğini, söz konusu çekten ödemeden men kararı alındıktan sonra tekrardan cirolanarak davalı/alacaklı yan tarafından ...adına vekaleten ... A.Ş.'ye ibraz edildiğini, ilgili banka tarafından da ilgili çek nedeniyle ödemeden men yasağı olduğundan dolayı herhangi bir işlem yapılmadığının çekin arkasına işlendiği, bu işlemden sonra davalı alacaklı yan tarafından ... 14. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığını, ayrıca ciro silsilesinin kopuk olduğuna ve çek üzerindeki cirantalardan müvekkilu şirkete ait kaşe kullanılarak ancak imza başkası tarafından atılmak suretiyle ciro edildiğinden, ciro silsilesi bozulduktan sonra yapılmış ciroların hukuken geçerliliği bulunmamakta olduğunu, senedi bankaya ibraz eden ve icraya koyan davalı alacaklı meşru hamil olmadığından takibin müvekkili yönünden iptali gerektiğini, dava konu çek üzerindeki diğer cirantalar tarından, davalıya karşı .... 19. İcra Hukuk Mahkemesi ... Esas , Birleşen ...Esas ve Birleşen .. Esas saylı dosyalarında takibin iptali yönünden dava açıldığını, davaların kabulüne ve takibin iptaline karar verildiğini, müvekkili şirket ile diğer cirantaların bugüne kadar kesinlikle ticari bir ilişkisi olmadığını, müvekkilinin ne keşideciyi ne de diğer cirantaları tanımadığını, müvekkilinin kaşesi taklit edilerek kıymetli evrak üzerine basıldığını, müvekkilinin kesinlikle böyle bir kaşe kullanmadığını, ilgili kaşenin sahtecilik ürünü olduğunu, sahte kaşenin üstüne sahte imza atılarak müvekkili şirketi ciranta konumunda göstermeye çalıştıklarını, davaya konu çekin müvekkili tarafından cirolanmış olsa idi zaten müvekkilinin ticari defterlerinde böyle bir kaydının bulunacağını, müvekkili şirketin bugüne kadar herhangi bir vergi, sigorta borcu dahi bulunmadığını ve iş yerinde 38 kişi çalıştıran saygın bir firma olduğunu, dolayısıyla böyle bir borcu bulunmayan ve müvekkilin elinin ürünü olmayan imza ile müvekkili aleyhine kötü niyetli olarak geçilen takibin iptali gerektiğini, teminatsız yahut teminat mukabili olarak tedbiren ... 14.İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası hakkında tedbir kararı verilmesine ve icra takibinin durdurulmasına, haklı davalarının kabulü ile müvekkili aleyhine 14.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibinin iptaline, davalının %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına ve %10 para cezasına mahkûmiyetine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 15/09/2025 tarihli dilekçe ile; ''...Müvekkil şirket tarafından davalı şirket aleyhine 12.09.2022 tarihinde açılan menfi tespit davasını, HMK’nın 180. maddesi uyarınca TAMAMEN ISLAH etmek istiyoruz. Dava dilekçemizde her ne kadar davaya konu çekteki imzanın müvekkile ait olmayıp dava konusu çek ve muhtemelen müvekkil hakkında icra takibine geçilen diğer çekler doldurulup imzalanmak suretiyle piyasaya sürüldüğü belirtilmiş ise de müvekkil şirket yetkilileri tarafından dava konusu çekin kendilerinin imzaladığı bildirilmiştir. Fakat davaya konu çek cirantalardan Murat Polat tarafından kaybedilmiştir....tarafından ... Cumhuriyet Başsavcılığı ... soruşturma sayılı dosyası ile şikayet yapılmış ve ... 19.İcra Hukuk Mahkemesi...E. Sayılı dosyası ile de yetkiye , imzaya , borca itiraz davası açılmıştır. Bu dosyaların celbini talep etmekteyiz. Çalıntı çek nedeniyle müvekkil şirketin borçlu olmadığının tespiti gerekmektedir. HMK 180. madde gereğince, işbu bildirimden itibaren 1 hafta içinde yeni dava dilekçemizi sunacağımızı beyan ederiz...'' şeklindeki dilekçe ile davasını tam ıslah etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; dava konusu çekin, davacı ... tarafından davadışı ...'a verildiğini, davacı yanın süreci uzatmak adına çekteki imzasına itiraz ettiğini, ya da çekteki imzayı kasten yetkisiz temsilciye attırarak piyasayı dolandırmaya çalıştığını, davacının menfi tespit talebinde haklı olabilmesi için aynı zamanda çekteki imzayı benimsediğini veya imzaya icazet vermemiş olması gerektiğini, davacı şirketin ticaret sicil kayıtlarına bakıldığında bir aile şirketi olduğunu, aynı soyismini haciz kişilerin davacı şirkette dönemsel olarak ortak olduklarının anlaşıldığını, dava dilekçesinde davacı şirket yetkilisi olarak ...'a ait imza sirküsü sunulduğunu, çekteki imzanın diğer şirket ortaklarına ait olma ihtimalinin bulunduğunu, dava dilekçesinde çek hakkında ödeme yasağı bulunduğu belirtilmiş ise de çeki çaldırdığını ileri süren ve bu nedenle çek iptal davası açan kişinin davacı değil, davadışı ... olduğunu,...'ın ise davacıdan sonraki ciranta olduğundan bu durumda davacı da dahil olmak üzere davacıya kadar olan tüm cirantalar arasında bir ilişki bulunduğu ve tüm ciroların gerçek olduğunun anlaşıldığını, davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, vekalet ücreti ile yargılama giderinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davasıdır.
Taraflara Usulune Uygun Davetiye Tebliğ Edilmiş Olup, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan ... Soruşturma sayılı dosyasının soruşturma evrakları, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .. Soruşturma sayılı dosyasının tüm UYAP kayıtları, ... 19. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının tüm UYAP kayıtları,...5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının tüm UYAP kayıtları, ... 19. İcar Hukuk Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasının tüm UYAP kayıtları, İstanbul ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının tüm UYAP kayıtları ve her türlü yasal delil
dosya arasına alınmıştır.
Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
HGK'nun ... E, ...K. Nolu 17.11.2022 tarihli ilamında belirtildiği üzere; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 170/b maddesinin aynı Kanun’un 72. maddesine yaptığı yollama gereğince kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte de menfi tespit davası açılabileceği açıkça anlaşılmaktadır. İİK’nin 72/1. maddesi, “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir” hükmünü haizdir. Buna göre borçlu, henüz aleyhine başlatılmış bir icra takibi yokken alacaklıya karşı borçlu bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası açabileceği gibi aleyhine icra takibine başlanmasından sonra da menfi tespit davası açması mümkündür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümler poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun koyucu, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (TTK m. 778 ve 818).
Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 133/2. maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil, ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.
Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu, ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir anlatımla borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def’îni kullanması hâlinde ise, ne temel borç ilişkisine, ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta, borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir.
Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgilerine karşı öne sürülebilen mutlak def’îlere dayanmaktadır. Örneğin kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) md. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) md. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).
6102 sayılı TTK'nın 792. maddesinde "Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790'ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür." şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiştir. Bu düzenleme uyarınca rıza hilafına elden çıktığı ileri sürülen çekin istirdatına yahut menfi tespite karar verilebilmesi için davacının dava konusu yaptığı çekin yetkili hamili olduğunu kanıtlaması yanında, çeki elinde bulunduran yeni hamilin çeki kötü niyetle iktisap ettiğini ya da iktisapta ağır kusuru bulunduğunu ispat etmesi gereklidir. Bu durum karşısında davada ispat yükü çekin istirdatına karar verilmesini talep eden davacıya ait olup aksinin kabulü kıymetli evrakın mücerretlik ilkesini ortadan kaldırır.
Kambiyo senetlerinden doğan alacağa karşı borçlunun ancak senedin hükümsüzlüğüne taalluk eden veya senetten anlaşılan defilerle alacaklıya karşı şahsen haiz olduğu defileri ileri sürebileceği bu defilerden bazılarının mutlak, bazılarının ise nispi olduğu, senette sahtecilik definin mutlak defilerden olduğundan ve iyiniyetli hamil de dahil herkese karşı ileri sürülebileceğinde tereddüt bulunmamaktadır. Çekteki imzanın sahte olması, senetteki taahhüdün bulunmadığı yönündeki defilerden olup herkese karşı ileri sürülebileceğinden imzaları davacı şirket temsilcilerine ait olmayan davaya konu çeklere ilişkin sahtelik iddiasının iyiniyetli de olsa hamile karşıda ileri sürülebileceği aşikardır.
Davacı dava dilekçesinde davaya konu ...Şubesine ait 10/12/2018 keşide tarihli ve keşidecisi ..., lehdarı ...( ...) ile cirantaları ..., davacı ( ... Şti.), ...Tic Ltd. Şti., ... Tic. Ltd Şti., ...ve ... olan ve 9.000,00 TL bedelli çek arkasındaki müvekkiline ait olduğu iddia edilen kaşe ve imzanın müvekkiline ait olmadığını, davacı tarafa borçlu olmadıklarını beyanla borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiş ise de; dava devam ederken davacının yukarıda da açıklandığı üzere davasını ıslah ettiği ve imzanın müvekkili şirket yetkililerine ait olduğunu, ancak çeki ciro ettikleri ... tarafından kaybedildiğini ve bu nedenle borçlu olmadıklarının tespitini talep ettiği, davacının imzaların istiklali prensibi gereği kendi imzası ve cirosundan sorumlu olduğu, çeki kaybettiğini iddia ettiği dava dışı ...'ın çeki kaybetmiş olması durumundan kaynaklı olarak menfi tespit davası ikame edemeyeceği, zira çekin mücerretlik ilkesi gereği düzgün ciro silsilesi uyarınca çeki elinde bulunduranın meşru hamil olarak kabul edilmesi gerektiği, davacının da imzaların istiklali gereği davalıya karşı borçlu olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 445,13-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 9.970,27-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan alınarak Hazine adına gelir kaydına,
Dair, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı okunup usulüne uygun anlatıldı.07/10/2025
Katip
Hakim