T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/616 Esas
KARAR NO:2024/616
DAVA:Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:15/09/2022
KARAR TARİHİ:17/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketlerin ... ... A.Ş.’den ihale ile alınan ve kamuoyunda ... Projesi olarak bilinen eski ... likör fabrikası arazisi üzerine residans ve otel inşaatını davacı adi ortaklığı kurduklarını, inşaatı tamamlayarak ... teslim ettiklerini,Müvekkili adi ortaklığın ... Projesinin, davalılardan ... Sigortanın jeran olarak yer aldığı ... nolu poliçe ile tüm risklere karşı sigorta güvencesine alındığını, poliçenin USD cinsinden olduğunu ve primlerin de USD olarak ödendiğini, diğer davalıların koasürans sigortası ile sigorta güvencesinde yer aldıklarını ve hisselerinin ... %30, ... %30, ... %25, ... %15 şeklinde olduğunu, Müvekkili şirketin alt yüklenicilerinin ve çalışanlarının da ... sigorta kapsamında olduğunu ve iki çalışanın değişik tarihlerde (... 17.10.2014; ... 23.10.2015) iş kazası sonucu vefat ettiklerini ve sigorta şirketlerine hasar ihbarı yaptıklarını, ölen işçilerin yakınlarının destekten yoksun kalmalarından dolayı maddi ve manevi tazminat talebiyle davalar açtıklarını, davaların davalı sigorta şirketlerine ihbar edildiğini, akabinde iş mahkemeleri tarafından verilen kararlar nedeniyle ilamlı icra takiplerinin başlatıldığını ve müvekkili şirketlerin bu takipleri de sigorta şirketlerine bildirerek icra dairelerine ödeme yapılmasını istediğini, davalı sigorta şirketlerinin ödemeye yanaşmaması üzerine alacaklıların müvekkili şirketlere haciz işlemlerini yaptırdığını ve alacaklılar ile yapılan yoğun görüşmeler sonucunda, sigorta şirketleriyle de mutabık kalınarak resmi ve haricen yapılan ödemeler ile müvekkili şirketlerin ibra edildiğini, Müvekkili şirketler tarafından davalı sigorta şirketlerinin bilgisi ve onayı dahilinde hak sahiplerine ödeme yapılmasına rağmen sigorta şirketleri de zamanında ödeme yapmayarak müvekkili şirketin zararlarının artmasına neden olduklarını, ...’ın vefatı dolayısıyla jeran şirket aracılığıyla defalarca ödeme talep etmelerine rağmen ödeme yapmadıklarını ve ... İcra Müd. ... E sayılı dosyası ile takip başlattıklarını ve davalı sigorta şirketlerinin bu dosyaya hisseleri oranında ödeme yaptıklarını, müvekkili şirketler tarafından yabancı para üzerinden prim ödemesi yapılmasına rağmen sigorta şirketleri tarafından ödemelerin TL olarak yapıldığını, bu ödemelerin dahi toplam zararı karşılamaya yetmediğini ve ödemelerin zamanında yapılmaması nedeniyle müvekkili şirketin kur farkından dolayı munzam zarara uğradığını (TBK m.122), Yargıtay HGK’nın 10.11.1999 gün ve 13-353/929 sayılı kararında munzam zararın enflasyon ve buna bağlı olarak döviz kurları, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının faiz oranları ile birlikte getirisinin temerrüt faizinden fazla olması halinde munzam zararın varlığının karine olarak kabul edilmesi gerektiği yönünde Olduğunu, Somut olayda müvekkili şirketin poliçesinin döviz poliçesi olması, primlerinin döviz üzerinde alınması, ödemelerin zamanında yapılmamasından dolayı müvekkili şirketin kur farkından dolayı uğradığı zararın; ... davasına ilişkin olarak 1.558,03 USD ve 994,47 USD olmak üzere toplam 2.552,50 USD olduğunu, ... davasına ilişkin19.367,81 USD kur farkı zararı olmak üzere iki olaydan toplam kur farkı zararının 21.929-0,31 USD olduğunu, İleri sürerek söz konusu miktarın (21.929-0,31 USD) davalı sigortacı şirketlerden hisseleri oranında ve sigortacıların ödeme tarihlerinden itibaren 3095 sayılı Konun 4-a maddesine göre devlet bankalarının kamu bankalarının fiilen ödedikleri bir yıllık mevduat faizi oranında faiziyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsil olarak tahsiline ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesi talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ... Sigorta A.Ş. Vekili Cevap Dilekçesinde Özetle ;
huzurdaki davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığını, davacı şirketlerin yaptıkları ödemelerin TL olarak yapıldığını ve yaptığı ödemeye istinaden icra takibini de TL olarak başlattığını, müvekkili sigorta şirketinin de ödemesini TL olarak eksiksiz yerine getirdiğini, müvekkili Sigorta şirketinin bir kusuru bulunmadığı halde davacının döviz kuru kaynaklı bir zararı müvekkili şirketten talep edemeyeceğini; davacının iddia ettiği gecikmede de müvekkili şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığını, munzam zararın talep edilebilmesi için davalının kusurlu olması gerektiğini, müvekkili Sigorta şirketinin koasürans payı oranında ödeme yaptığını ve yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davanın müvekkilleri yönünden reddini talep ettiklerini, ... için .... İcra Müd. ... E dosyasına 24.11.2021 tarihinde 204.740,60 TL, ... için de 19.03.2021 tarihinde payı oranında asıl alacak ve ferilerle birlikte ve ibranameye uygun bir şekilde 460.445,44 TL ödendiğini ve akabinde taraflarına iletilen karar harçları ve masraf için 14.06.2021 tarihinde 17.814,36 TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin payı oranında sorumluluğunu yerine getirdiğini, birden fazla sigortacının müşterek olarak düzenledikleri poliçelerde müteselsil sorumluluk hükümlerinin uygulanmayacağını, davacı tarafça talep edilen munzam zarar koşullarının oluşmadığını ve reddi gerektiğini, müvekkili şirketin dosyayı ödeme ile sonlandırmak için yoğun bir gayret gösterdiğini, davacının protokol içeriğine ilişkin bitmeyen talepleri nedeniyle gecikmenin yaşandığını ve ödemelerin mümkün olan en erken tarihte yapıldığını, ...’a ilişkin olarak müvekkili şirketin davacı tarafından ibra edildiğini, ibra edildiği halde davanın açılmasının kötü niyetli olduğunu; zira ibranamede her ne ad altında olursa olsun müvekkili şirketten tazminat talep edilmeyeceğinin kararlaştırıldığını ve ayrıca ödeme gününün de kararlaştırıldığını, davacının ödeme tarihindeki TL değerini USD kuruna dönüştürerek müvekkili şirketin ödeme tarihindeki kur farkını talep etmesinin sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını, davacının TL cinsinden yaptığı ödemeyi müvekkilinden USD olarak talep edebilmesinin mümkün olmadığını, tazminat ödemelerinin döviz kuru üzerinden talep edilmesinin yasal olarak mümkün olmadığını, ancak hasar tarihindeki kur üzerinden TL karşılığının ödenebileceğini, poliçede her bir hasar için 5.000,00 USD tenzili muafiyet bulunduğunu ve bunun tenzil edilmesi gerektiğini aksi halde sebepsiz zenginleşmenin söz konusu olacağını, faizin dava tarihinden önce başlatılması gerektiğini ve hükmedilecek faizin yasal faiz olması gerektiğini, ileri sürerek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. Cevap Dilekçesinde Özetle; müvekkili ... Sigorta şirketinin herhangi bir kusuru bulunmadığından kur artışları gerekçe gösterilerek munzam zarar talebinde bulunulmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin koasürans payı oranında ödeme yaptığından başkaca bir sorumluluğu bulunmadığını, davaya konu olayda munzam zarar koşulları oluşmadığından davanın reddi gerektiğini, tazminatın döviz kuru üzerinden talep edilmesinin mümkün olmadığını, poliçede hasar tarihindeki TCMB kuru üzerinden hasarın TL olarak hesaplanacağı ve ödeneceğinin düzenlendiğini, müvekkili şirket aleyhine bir miktara hükmedilmesi halinde müvekkili şirketin temerrüt tarihinin ihbar dilekçesinin tebliği tarihi olarak tespit edilmesi gerektiğini, bu tarihten itibaren faiz iletilmesi gerektiğini ve müvekkili şirketin davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden dolayı yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olmayacağının kararlaştırıldığını, ileri sürerek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. Cevap Dilekçesinde Özetle; Dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, davacı şirket tarafından yapılan ödemelerin ve müvekkili şirket aleyhine başlatılan TL türünden olduğunu; dolayısıyla davacının ödeme ve tahsil tarihinde dövize dönüştürerek aradaki farkı talep etmesinin mümkün olmadığını ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin payı doğrultusunda asıl alacak ve ferileri olarak ödeme yaptığını, davacının alacağını tahsil ettiğini Davacının şirket olduğu ve basiretli bir tacir olmanın getirdiği sorumluluk nedeniyle ibraname imza ettiğini, ibranamede hiçbir şerh veya çekince ileri sürmediğini ve hür iradeleriyle asıl ve yan ödemeleri kabul ettiğini, davacının munzam zarar talebinin oluşmasında müvekkili şirketin bir kusuru bulunmadığı gibi poliçe kapsamında teminatta değerlendirilemeyeceğini, poliçenin sadece iş kazaları sonucu meydana gelen zararları teminat altına aldığını, davacı yan tarafından iddia olunan munzam zarar şartlarının somut olayda gerçekleşmediğini, davacının temerrüde düşmesinde müvekkili şirketin bir kusurunun bulunmadığını, davacının munzam zararına ilişkin iddialarının soyut ve mesnetsiz olduğunu, müvekkili şirketin poliçe kapsamındaki tüm sorumluluğunu yerine getirdiğini, tüm ödemeleri yaptığını ve herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını, Müvekkili şirketin ...’ın ölümüyle ilgili olarak .... İcra. Müd.... E sayılı dosyasına 26.11.2021 tarihinde toplam 204.809,96 TL ödeme yaptığını, ...’ın ölümüne ilişkin de taraflar arasında imza edilen sülf ve ibraname ile %30 pay oranı gereğince asıl alacak ve ferilerine karşılık olarak toplam 460.445,44 TL müvekkili ... Sigorta tarafından ödeme yapıldığını, ayrıca .... İCRA Müd. 22.178,42 TL ödeme yapıldığın, protokollerde müvekkili şirketin “gayrıkabilirücu” şartı ile ibra edildiğini, müşterek olarak düzenlenen poliçelerde sorumluluğun müşterek ve müteselsil kabul edilemeyeceğini, poliçeye göre ödemenin döviz kuru olarak yapılmasının öngörülmediği ve TL olarak tazminin söz konusu olduğunu, ileri sürerek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. Cevap Dilekçesinde Özetle; dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, davacı şirket tarafından yapılan ödemelerin ve müvekkili şirket aleyhine başlatılan TL türünden olduğunu, dolayısıyla davacının ödeme ve tahsil tarihinde dövize dönüştürerek aradaki farkı talep etmesinin mümkün olmadığını ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin payı doğrultusunda asıl alacak ve ferileri olarak ödeme yaptığını, davacının alacağını tahsil ettiğini, davacının şirket olduğu ve basiretli bir tacir olmanın getirdiği sorumluluk nedeniyle ibraname imza ettiğini, ibranamede hiçbir şerh veya çekince ileri sürmediğini ve hür iradeleriyle asıl ve yan ödemeleri kabul ettiğini, davacının munzam zarar talebinin oluşmasında müvekkili şirketin bir kusuru bulunmadığı gibi poliçe kapsamında teminatta değerlendirilemeyeceğini, poliçenin sadece iş kazaları sonucu meydana gelen zararları teminat altına aldığını, davacı yan tarafından iddia olunan munzam zarar şartlarının somut olayda gerçekleşmediğini, davacının temerrüde düşmesinde müvekkili şirketin bir kusurunun bulunmadığını, davacının munzam zararına ilişkin iddialarının soyut ve mesnetsiz olduğunu, müvekkili şirketin poliçe kapsamındaki tüm sorumluluğunu yerine getirdiğini, tüm ödemeleri yaptığını ve herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını, müvekkili şirketin ...’ın ölümüyle ilgili olarak İcra 30.11.2021 tarihinde toplam 173.978,15 TL ödeme yaptığını, ...’ın ölümüne ilişkin de taraflar arasında imza edilen sülf ve ibraname ile %25 pay oranı gereğince asıl alacak ve ferilerine karşılık olarak toplam 383.704,53 TL müvekkili ... Sigorta tarafından ödeme yapıldığını, sulh ibraname düzenlenerek 15.518,55 TL ödeme yapıldığını, müşterek olarak düzenlenen poliçelerde sorumluluğun müşterek ve müteselsil kabul edilemeyeceğini, poliçeye göre ödemenin döviz kuru olarak yapılmasının öngörülmediği ve TL olarak tazminin söz konusu olduğunu, ileri sürerek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dosya üçlü bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 28/02/2024 tarihli raporda; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı adi şirketin yapımını üstlendiği inşaatı ... Klozu ile sigorta teminatına alan davalıların, söz konusu inşaat sırsında iki işçinin farklı tarihlerde vefatı ile neticelenen iki ayrı iş kazasından dolayı davacı adi şirket tarafından müteveffa yakınlarına ilamlı icra neticesinde ödenen tazminat miktarının, davacılar tarafından poliçe kapsamında tazmin edilmesi sürecinde kur farkından dolayı davacı adi ortaklığın uğradığı zararların tazminini isteyip isteyemeyeceği ve faiz hususları üzerinde toplandığı, Sigorta sözleşmesinin USD üzerinde kurulmasına göre davacı adi şirketin, üçüncü kişi zarar görenlere fiili ödeme tarihindeki USD kur karşılığının, davalılardan kendisine ödenmesini isteyebileceği, davalıların ise USD miktarının davacıya kendilerinin fiili ödeme tarihindeki TCMB kuru üzerinde TL karşılığını ödeyebileceği; somut olayda davacı vekilinin munzam zarar olarak nitelendirdiği zararının, esasında munzam zarar değil sigorta sözleşmesinin gereği gibi ifa edilmemesi olduğu ve bu hususun (nitelendirme) Sayın Mahkemenin takdirinde olduğunun değerlendirildiği, dava dosyasında, tarafların ... dosyası bakımından ödemelerine ilişkin herhangi bir veri olmadığı ve bu dosya hakkındaki kanaatlerimizin tarafların beyanlarına ve kabulleri ile yer yer davacının iddiası kapsamında hesapların yapıldığı ve davacı yanın tarafların ödemelerini ispat eden belgeleri sunma izni verip vermeme hususunun Mahkemenin takdirinde olduğu, bu kapsamda davalıların yukarıda arz edilen şekilde hesaplanan borçları ise;
- Davalı ... Sigortanın ... Ve ... dosyalarından dolayı davacı şirkete toplam borcunun (4.210,87+452,17)= 4.663,04 USD olduğu,
- Davalı ... Sigortanın ... Ve ... dosyalarından dolayı davacı şirkete toplam borcunun (11.772,23+1.330,73)= 13.102,96 USD olduğu,
-Davalı ... Sigortanın ... Ve ... dosyalarından dolayı davacı şirkete toplam borcunun (3.594,96+422,53)= 4.017,49 USD olduğu,
- Davalı ... Sigortanın ... Ve ... dosyalarından dolayı davacı şirkete toplam borcunun (3.481,41+257,02)= 3.738,43 USD olduğu TTK m.1482 gereği sorumluluk sigortası kapsamındaki alacak bakımından davanın zamanaşımına uğramadığının değerlendirildiği, davanın nitelendirilmesi yönünden yukarıdaki kanaatimizin paylaşılması halinde davacının 3095 sayılı Kanunun 4-a maddesine göre talep ettiği faizin yerinde olduğu, buna karşılık davanın munzam zarara dayandığı kabul edilirse alacağın TL alacağı olmasından dolayı faiz talebinin kanuni faiz olarak yorumlanabileceğinin değerlendirildiği, davacı sigortalının zararının kendi ödeme tarihinden itibaren başlamasından dolayı ihbar tarihinden itibaren faiz işletilmesini istemesinin yerinde olmayacağı ve dava tarihinden itibaren başlamasının yerinde olacağının değerlendirildiği sonuç ve kanaatine varmışlardır.
Dosya üçlü bilirkişi heyetine ek rapor tanzim edilmiş için tevdi edilmiş, düzenlenen 22/07/2024 tarihli ek raporda;
Davacı yana ait sigortalı işyerinde meydana gelen iki (2) ayrı iş kazası sebebi ile uğranılan zararı davalıların müşterek sigorta payları oranında tam ve gereği gibi zamanında tazmin etmemeleri sebebi ile davacının ödemek durumunda kaldığı tazminatın TL cinsinden olduğu, davacı ödemesi TL olmasına karşın, davalıların USD cinsinden sigorta teminatı verdiği, bu nedenle davacının ödeme tarihleri gözetilerek davalılardan USD cinsinden tazmin talebinin sigorta sözleşmesi ile uyumlu olduğu, davacının 3.kişi zarar görenler lehine hükmedilen tazminatları TL olarak ödediği ve TL olarak sigortacılara yansıttığı, sigortacıların da TL olarak ödemeleri yaptığı, bu durumda esasen munzam zarar iddiasının dosya kapsamında sabit olmadığı, kök rapor değerlendirme ve sonuçlarını değiştirecek yeni sonuç ve kanaat hasıl olmadığı sonuç ve kanaatine varmışlardır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Dava, özel sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat talebine ilişkin açılan tazminat davasıdır.
Dosyada yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporları, sigorta poliçeleri, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından davacı vekili her ne kadar müvekkili şirketlerin ... ... A.Ş.’den ihale ile alınan ve kamuoyunda ... Projesi olarak bilinen eski ... fabrikası arazisi üzerine residans ve otel inşaatını davacı adi ortaklığı kurduklarını, inşaatı tamamlayarak ... teslim ettiklerini,Müvekkili adi ortaklığın ... Projesinin, davalılardan ... Sigortanın jeran olarak yer aldığı ... nolu poliçe ile tüm risklere karşı sigorta güvencesine alındığını, poliçenin USD cinsinden olduğunu ve primlerin de USD olarak ödendiğini, diğer davalıların koasürans sigortası ile sigorta güvencesinde yer aldıklarını ve hisselerinin ... %30, ... %30, ... %25, ... %15 şeklinde olduğunu, Müvekkili şirketin alt yüklenicilerinin ve çalışanlarının da... sigorta kapsamında olduğunu ve iki çalışanın değişik tarihlerde (... 17.10.2014; ... 23.10.2015) iş kazası sonucu vefat ettiklerini ve sigorta şirketlerine hasar ihbarı yaptıklarını, ölen işçilerin yakınlarının destekten yoksun kalmalarından dolayı maddi ve manevi tazminat talebiyle davalar açtıklarını, davaların davalı sigorta şirketlerine ihbar edildiğini, akabinde iş mahkemeleri tarafından verilen kararlar nedeniyle ilamlı icra takiplerinin başlatıldığını ve müvekkili şirketlerin bu takipleri de sigorta şirketlerine bildirerek icra dairelerine ödeme yapılmasını istediğini, davalı sigorta şirketlerinin ödemeye yanaşmaması üzerine alacaklıların müvekkili şirketlere haciz işlemlerini yaptırdığını ve alacaklılar ile yapılan yoğun görüşmeler sonucunda, sigorta şirketleriyle de mutabık kalınarak resmi ve haricen yapılan ödemeler ile müvekkili şirketlerin ibra edildiğini, Müvekkili şirketler tarafından davalı sigorta şirketlerinin bilgisi ve onayı dahilinde hak sahiplerine ödeme yapılmasına rağmen sigorta şirketleri de zamanında ödeme yapmayarak müvekkili şirketin zararlarının artmasına neden olduklarını, ...’ın vefatı dolayısıyla jeran şirket aracılığıyla defalarca ödeme talep etmelerine rağmen ödeme yapmadıklarını ve İstanbul ... İcra Müd. ... E sayılı dosyası ile takip başlattıklarını ve davalı sigorta şirketlerinin bu dosyaya hisseleri oranında ödeme yaptıklarını, müvekkili şirketler tarafından yabancı para üzerinden prim ödemesi yapılmasına rağmen sigorta şirketleri tarafından ödemelerin TL olarak yapıldığını, bu ödemelerin dahi toplam zararı karşılamaya yetmediğini ve ödemelerin zamanında yapılmaması nedeniyle müvekkili şirketin kur farkından dolayı munzam zarara uğradığını (TBK m.122), Yargıtay HGK’nın 10.11.1999 gün ve 13-353/929 sayılı kararında munzam zararın enflasyon ve buna bağlı olarak döviz kurları, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının faiz oranları ile birlikte getirisinin temerrüt faizinden fazla olması halinde munzam zararın varlığının karine olarak kabul edilmesi gerektiği yönünde olduğunu, Somut olayda müvekkili şirketin poliçesinin döviz poliçesi olması, primlerinin döviz üzerinde alınması, ödemelerin zamanında yapılmamasından dolayı müvekkili şirketin kur farkından dolayı uğradığı zararın; ... davasına ilişkin olarak 1.558,03 USD ve 994,47 USD olmak üzere toplam 2.552,50 USD olduğunu, ... davasına ilişkin19.367,81 USD kur farkı zararı olmak üzere iki olaydan toplam kur farkı zararının 21.929-0,31 USD olduğunu, İleri sürerek söz konusu miktarın (21.929-0,31 USD) davalı sigortacı şirketlerden hisseleri oranında ve sigortacıların ödeme tarihlerinden itibaren 3095 sayılı Konun 4-a maddesine göre devlet bankalarının kamu bankalarının fiilen ödedikleri bir yıllık mevduat faizi oranında faiziyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsil olarak tahsiline karar verilmesini talep etmiş ve yapılan yargılamada meydana gelen zararın davalı sigorta şirketleri tarafından geç yapıldığı anlaşılmış ise de; davacı yana ait sigortalı işyerinde meydana gelen iki (2) ayrı iş kazası sebebi ile uğranılan zararı davalıların müşterek sigorta payları oranında tam ve gereği gibi zamanında tazmin etmemeleri sebebi ile davacının ödemek durumunda kaldığı tazminatın TL cinsinden olduğu, davacı ödemesi TL olmasına karşın, davalıların USD cinsinden sigorta teminatı verdiği, bu nedenle davacının ödeme tarihleri gözetilerek davalılardan USD cinsinden tazmin talebinin sigorta sözleşmesi ile uyumlu olduğu, davacının 3.kişi zarar görenler lehine hükmedilen tazminatları TL olarak ödediği ve TL olarak sigortacılara yansıttığı, sigortacıların da TL olarak faizi ile birlikte ödemeleri yaptığı, ödeme sonrası tarafların birbirini ibra ettiği, dolayısı ile davacı tarafın ödemiş olduğu zararı yasal faizi ile birlikte tahsil ettiği ve davalıları ibra ettiği, yine dosya kapsamından davacı tarafın uğradığını iddia ettiği munzam zarar iddiasının dosya kapsamından sabit olmadığı anlaşıldığından ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 6.852,61 TL harcın mahsubu ile Hazineye gelir kaydına, fazladan alınan 6.425,01 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 62.177,08 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 17/09/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır