T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/643 Esas
KARAR NO : 2025/473
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/09/2022
KARAR TARİHİ : 28/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan asıl ve birleşen Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının 01.01.2021 tarihli 13.000.000 TL tutarlı davacı şirket yetkili ...’ın imzasının taklit edildiği senedi ... 3. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosya ile takibe koyduğunu ve takibi kesinleştirdiğini, davacı tarafından davalı ... hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığı’na ... soruşturma numarası ile suç duyurusunda bulunulmuş ve tedbir talep edildiğini, davacının mallarının hacizli olması ve davayı açmak için gerekli harç ve teminatı yatıracak nakdi gücü bulunmaması sebebiyle başlangıçta bu yolun tercih edildiğini, soruşturma devam ederken davacının 21 adet taşınmazına ve araçlarına haciz konulmuş, satışları talep edildiğini, davacının taşınır taşınmaz bütün malları hacizli olup teminat karşılığında takiplerin durdurulduğunu, davacının edindiği taşınmazların hepsi haksız yere tasarrufun iptaline konu olmuş, hesaplarına hacizler konulmuş, bu nedenle şirketin faaliyetleri tamamen aksadığını, davacı aleyhine açılan diğer tüm takiplerin durmuş ve itirazın iptali davalarının devam etmekte old uğunu ancak işbu davaya konu ... 3. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı takibin kesin olduğunu, birçok taşınmazın kıymet takdirleri hali hazırda yapıldığını, hatta bir taşınmazın açık artırması için ihale günü verildiğini belirterek öncelikle teminatsız olarak veya davacının ekonomik imkanlarının yetersiz olması sebeplerinden ötürü uygun görülecek bir miktarla icra takibinin durdurulması için ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne, haklı davanın kabulüne ve ... 3. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı icra takibinin iptaline, alacağın yüzde yirmisinden az olmamak kaydıyla davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkememizin 14/10/2022 tarihli ara kararı ile davacı vekilinin takibin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, davacı vekilince ara karar istinaf edilmiş İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile istinaf isteminin kısmen kabulüne karar verilerek Mahkememiz ara kararının kaldırılmasına tekrar değerlendirilmesine karar verilmiş, Mahkememizce yapılan yeniden değerlendirme ile ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dilekçesinde davalının geçimini dolandırıcılık ve muvazaalı işlemler ile sağladığını iddia ettiğini, davalının adli sicil kaydı incelendiğinde davalının hiçbir suç kaydının olmadığını, davacının bu iddiasını somutlaştırarak ispat etmesi ve huzurdaki dava ve icra takibine konu senet ile illiyet bağını ispatlaması gerektiğini, davacının bu iddiasının suç isnadı olup TCK kapsamında iftira suçunun unsurlarını taşıdığından şikayet haklarını saklı tuttuklarını, zira ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... Esas sayılı dosyasında müvekkilin dolandırıcılık faili olduğuna dair herhangi bir somut tespit yapılmadığı gibi 26.10.2022 tarihli Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunda da senedin sahteliğine dair hiçbir değerlendirmeye yer verilmemiş, senetteki imzanın davacı şirket yetkilisi ...'a ait olduğu tespit edildiğini, davacının ... 1. İcra Hukuk Mahkemesi ...Esas sayılı borca itiraz davasını da 17.10.2022 tarihinde açtığını, borca itiraz davasının şartlarını dahi sağlamayan dosyanın karar çıktığını ve davanın red edildiğini, davacının senet borcunu ödememek için ya da ödeme süresini uzatabilmek icin işlem yapmamıza engel olmak veyahutta işlem yapmamızı yavaşlatmak amacıyla huzurdaki davayı ve bir çok ikame haksız davayı aynı zamanlarda açtığını belirterek davacı vekilinin tedbir talebinin İİK madde 72/3 uyarınca reddine, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma Numaralı dosyasından alınmış olan 26.10.2022 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda dava konusu senetteki imzanın davacı şirket yetkilisi ...'a ait olduğu tespit edilmiş olup, davacının iddiaları haksız ve mesnetsiz olup davanın reddine, alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı hakkında ... 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibinde bulunulduğunu, davacı şirketin Türk Ticaret Kanunu 329 vd maddeleri kapsamında kurulmuş Tek ortaklı Anonim Şirket olduğunu, TTK m. 372 kapsamında imza şekli başlığı altında "(1) Şirket adına imza yetkisini haiz kişiler şirketin unvanı altında imza atarlar. 40 ıncı maddenin ikinci fıkrası hükmü saklıdır. (2)Şirket tarafından düzenlenecek belgelerde şirketin merkezi, sicile kayıtlı olduğu yer ve sicil numarası gösterilir." şeklinde düzenlendiğini, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 30.12.2020 tarihinde yayınlanan davacı şirket Anasözleşmesinin Şirketin İdaresi Ve Temsili başlıklı 8. Maddesinde, TTK m 372 hükmüne paralel olarak "Şirketin yönetimi ve dışarıya karşı temsili Yönetim Kurulu'na aittir. Şirket tarafından verilecek bütün belgelerin ve yapılacak sözleşmelerin geçerli olabilmesi için, bunların şirket ünvanı altına konmuş ve şirketi temsile yetkilikisi veya kişilerin imzasını taşıması gereklidir...." şeklinde düzenlendiğini, takibe esas bonoda şirket ünvanı altına konulmuş imza bulunmadığını, dolayısıyla yalın atılan imzanın sadece şirket yetkilisi ...'ın şahsını borç altına sokan bir imza olduğunu, ayrıca Adli Tıp Kurumu'nun söz konusu imzanın ...'a ait olmadığı yönünde rapor verdiğini, bu rapor üzerine de alacaklı ... hakkında ceza davası açıldığını, ceza dava dosyasında alacaklı görünen, davalı ... beyanlarında ... isimli kişiden alacaklı olduğunu, davacı şirketle ticari ilişkisinin olmadığını açıca beyan ve ikrar ettiğini, senet alacaklısı görünen ... hakkında ... 23. Ağır Ceza Mahkemesi'nde ... Esas sayılı dosya ile Dolandırıcılık ve Sahtecilik suçlaması ile dava açıldığını, 25.01.2023 tarihli celesede "Sahtecilik ve Dolandırıcılığa teşebbüs suçlarından" ayrı ayrı mahkumiyet kararı verildiğini, takibe esas bonoda davacı şirketin sorumlu olmasını gerektirecek bir imza bulunmadığını, şirket yetkilisinin şeklen şahsi imzasının yer aldığını, bu imza ile ilgili olarak ta, alacaklı görünen kişi hakkında "Sahteclik ve Dolandırıcılık" suçlarından mahkumiyet kararı verildiği gözetilerek, HKM 209 maddesi de dikkate alınarak, icra takibinin HMK 390 vd maddeleri kapsamında tedbiren öncelikle teminatsız olarak, aksi halde uygun bir teminat karşılığında icra takibinin durdurulmasına, davacı şirketin ... 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takibe konu edilen bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, davalının dava değerinin %20 aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Asıl dava, kambiyo senetlerinde imza inkarına dayalı menfi tespit davası, birleşen dava da kambiyo senedinde şekle aykırılık iddiasına dayalı menfi tespit davasıdır.
Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, davacı şirket sicil kayıtları, ... 3. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya UYAP sureti, Bireysel Kredi Başvuru Formu evrakları, ... 23. Ağır Ceza Mahkemesinin ... Ceza Dava Dosyası Uyap sureti dosyamız içerisine alınmıştır.
Dava konusu bono hakkında ceza soruşturması ve kovuşturmasında yaptırılan Adli Tıp Kurumu imza incelemesinde sunulan raporlarda, bono altındaki imzanın şirket yetkilisine ait olduğu tespitlerine yer verilmiştir. Ne var ki yine bu soruşturma ve kovuşturmalarda yaptırılan fizik incelemesinde "söz konusu senette yapıştırıcı izlerinin mevcut olduğu, uygun yapıştırıcı ile senedi çağrıştıracak ögelerin görülmeyecek şekilde kapatılma yöntemi ile imzalatıldığının belirtildiği ve bu durumun iğfal kabiliyeti olduğu" rapor edilmiştir. Yaptırılan bu inceleme neticesinde davalının mahkumiyetine karar verilerek, hükmün kesinleştiği görülmüştür.
Davalı ceza soruşturmasında bonoda yazılı 13.000.000,00 TL'yi borç olarak verdiğini savunmuştur. Mahkememize verilen cevaplarda ise borcun asıl sebebine dair bir izahat yapmadığı görülmüştür. Bununla beraber mahkememizce, davacının davalı lehine bu miktar bono düzenlemesini gerektiren herhangi bir hukuki ilişki olup olmadığına dair bilirkişi incelesi de yaptırılmıştır.
Dosya Mali Müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş düzenlenen 12/03/2024 tarihli raporda; davacı tarafça ibraz edilen yasal defterlerin (HMK md. 222) sahipleri lehine delil niteliklerinin bulunduğu, davacı tarafça uyap üzerinden sunulan ticari defterlerin tamamı üzerinde yapılan incelemeler sonucunda davacı ile davalı arasında ki herhangi bir ticari ilişkiye rastlanılmadığı, davaya konu senetle ilgili davacı tarafça uyap üzernden sunulan defterlerde herhangi bir kayda rastlanılmadığı, iş bu tespitlere ve davacı tarafça uyap üzerinden sunulan ticari defterlere göre davacının iş bu davada ki menfi tespit talebinin kabulünün gerektiği belirtilmiştir.
Hayatın olağan akışı içerisinde, senet düzeleme tarihi itibari ile bir servet ölçeğinde olan 13.000.000,00 TL'nin bankalar tarafından dahi kolay kolay müşterilerine vermediği, bu miktar parayı vereceği zaman da birçok ipotek, kefalet vs teminatlar aldığı piyasa şartlarında, davalının bu miktar parayı elden vermesi ve sadece bir bonoya bağlayarak borç olarak vermesi mümkün değildir. Gerek yapılan fiziki senet incelemelerinde tespit edilen sahtecilik ve gerekse de mahkememizce yaptırılan mali bilirkişi incelemesi de bu durumu doğruladığından, davacının davalıya bu bonodan dolayı borçlu olmadığı kanaatine varılmıştır.
Öte yandan son celselerden hemen evvel, davalı Cumhuriyet başsavcılığına müracaat ettiğini, ceza yargılamasında incelenen senedin, aslında davamıza konu senet olmadığını, değiştirilmiş olabileceğini ileri sürerek bunun bekletici mesele yapılmasını talep etmiş ise de bu talep kabul görmemiştir. Zira davacı, yıllar süren yargılamanın hiçbir aşamasında böyle bir iddiada bulunmayıp, ceza yargılaması kesinleştikten sonra, mahkemede yaklaşık inandırıcı bir delil sunmaksızın böyle bir iddia ileri sürmesi yargılamayı uzatmaya matuf bir hamle olarak değerlendirilmiştir. Kaldı ki, davacının bu iddiası, olağanüstü kanun yolu iddiası olup, iddialarının bilahere doğru çıkması durumunda dahi HMK 374 ve devamı maddelerine göre yargılamanın iadesi talep etme hakkının tartışılması mümkündür. Bu aşamada, mevcut yargılamanın sürüncemede kalmaması adına mevcut delillere göre asıl davanın kabulü yönünde aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.
Sahtecilik işlemleri ile oluşturulan senedin kötü niyetli olarak takibe konulması sebebiyle de İİK 72.m göre davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmetmek gerekmiştir.
Her ne kadar davacı, birleşen davada imzaların kaşe altına atılmamasından dolayı da davacıyı borç altına sokmayacağından bahisle menfi tespit talep etmiş ise de, sahte belgede ayrıca şekil eksikliğine dayalı menfi tespit davası açılmasında davacının hukuki yararı yoktur. Hukuki yarar HMK 114/1-(h) maddesine göre dava şartı olduğundan, 115/2. Maddesine göre birleşen davanın usulden reddi gerekmiştir.
Birleşen dava usulden reddedildiğinden, davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmetmek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Asıl davanın KABULÜNE,
-Keşidecisi davacı olarak belirtilen 15/04/2021 keşide tarihli, lehtarı davalı olan 13.000.000,00 TL tutarlı, 01/06/2021 tarihli bonodan ve bu bononun takibe konulduğu, ... 3. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı takibinden dolayı davalının davacıya borçlu olmadığının tespitine,
-2.726.473,97 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Birleşen davanın hukuki yarar yokluğundan REDDİNE,
3-Asıl dava yönünden;
a-Harçlar Kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 888.030,00-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 222.014,36-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 666.015,64-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
b-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 738.000,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
c-Davacı tarafından yapılan; 222,01-TL Peşin/nisbi Harcı, 221.792,35-TL Tamamlama Harcı, olmak üzere toplam 222.014,36TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Birleşen dava yönünden;
a-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 221.392,10-TL'nin davacı tarafa iadesine,
b-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan müzekkere, posta, tebligat masraflarından oluşan toplam 937,00 TL yargılama masrafının kabul red oranı dikkate alınarak 468,50-TL lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan 3.500,00 TL bilirkişi ücretinin kabul red oranı dikkate alınarak 1.750,00-TL lik kısmının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davalı üzerinde bırakılmasına,
7-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.28/05/2025
Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır