T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
.
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
.
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
.
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/07/2021
NUMARASI:....
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16/07/2021 tarih ve 2020/385 E. - 2021/511 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalının 01/02/2018 tarihli sözleşme ile elektrik elektronik mühendisi olarak müvekkili şirkette çalışmaya başladığını, şirket çalışmaları ve projeleri hakkında bilgi edindiğini, müşteri portföyünü, firmanın izlediği kalite politikasını, ticari ve sanayi sırlarını öğrendiğini, bilahare işten ayrılıp sözleşmenin 4.4. maddesinde belirtilen 24 aylık süreye uymadan ... ... ... A.Ş. de 15/06/2020 tarihinde çalışmaya başladığını, söz konusu şirketin rakip firma niteliğinde bir firma olduğunu, sözleşmenin 4.4 maddesi gereğince çalışanın belirtilen süreye uymadan rakip firmadan çalışmaya başlaması nedeniyle rekabet yasağını ihlal ettiğini ileri sürerek sözleşme hükmü gereğince ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 10.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında akdedilen sözleşmedeki rekabet yasağına aykırılıktan kaynaklı cezai şart alacağı talep ve dava edildiğinden davanın iş mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, davalının çalışanları arasında yalınızca müvekkilini ücretsiz izine ayırdığını ve manevi baskı yarattığını, bu nedenle müvekilinin iş akdini fesih etmek zorunda kaldığını, yine rekabet yasağı maddesinin geçerli olabilmesi için Kanun'da belirtilen ,"işçinin, müşteri çevresini veya üretim sırlarını bilmesi ve aynı zamanda bu bilgilerin işçi tarafnıdan kullanılması halinde işverenin önemli bir zarara uğrayacak olması" şartının da arandığını, ancak müvekkilinin davalı şirkette bu pozisyonda çalışmadığını, davalını çeşitli şantiyelerinde sadece teknik koordinatör ve şantiye şefinin verdiği işleri yaptığını, temel görevinin projenin teknik şartnamesine uygun yapılıp yapılmadığının kontrolü olduğunu, proje hazırlamadığını, ihaleye teklif hazırlamadığını, ihaleye davacı adına katılmadığını, davacı şirketin sırlarına vakıf olmadığını, ayrıca dava konusu miktarın belirlenebilir olduğu halde belirsiz bir alacakmış gibi kısmen talep etmesinde hukuki yararının bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının iş akdin feshinde haklı olmadığı, sözleşmenin 4.4. maddesinde rekabet yasağının düzenlendiği, sözleşmenin davalı tarafından feshi haklı nedene dayanmadığından rekabete ilişkin hükmünün geçerli olduğu, TBK'nın 444. maddesinin rekabet yasağı hükümünün geçerli olması için aradığı, süre ve coğrafi sınır belirlemesi yönünden incelenmesinde; rekabet yasağı geçerlilik şartı için öngörülen sürenin yasanın aradığı 24 ayı aşmadığı, ancak coğrafi sınırın belirtilmediği ve bu haliyle çalışma özgürlüğü ilkesine aykırı düzenlendiği görülmekte ise de, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin süreklilik arz eden uygulamaları da nazara alınarak bu hükmün yok sayılmadığı, hükmün şirketin faaliyet alanı ile sınırlı olacağının kabul edildiği, bu kabule göre, davalının, davacının faaliyet alanı olan İstanbul ve Ankara da faaliyet gösteren ve aynı alanda iştigal eden firmada çalıştığından rekabet hükmünü ihlal ettiği, ancak bu durumun tek başına rekabet yasağının ihlal edildiğinin kabulü için yeterli olmadığı, ayrıca aynı Yasa'nın 444/2. maddesinde sayılan, davalının edindiği bilgi ve sırların aynı zamanda davacı işverenin önemli bir zararına neden olabilecek nitelikte olmasını gerektiği, davalının davacı iş yerinde çalıştığı sırada hizmet ilişkisinin kendisine müşteri çevresi veya üretim sırları yada işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edime imkanı sağladığı ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılmasının, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olduğunun davacı tarafından ispatı gerektiği halde dosya kapsamında davacının bunu ispata yarar delileri sunmadığı gibi, bu hususa ilişkin olarak davalının, çalıştığı sırada davacının iş sırları ve müşteri bilgilerine sahip olacak konumda çalışmadığı, her hangi bir eğitim verilmediği yönündeki itirazı karşısında da aksini kanıtlar delilleri sunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalının çalıştığı pozisyon ve yaptığı görev itibariyle 6102 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 444. maddesinde belirtilen bir konumu bulunduğunu, müvekkili şirketin alanında faaliyet gösteren sayılı şirket bulunduğundan davalının rakip firmada işe girmesinin müvekkilini zarara uğrattığını, müvekkilinin yalnızca şirket merkezi Ankara' da faaliyet göstermemekte olup ... ... Şirketinin merkezi İstanbul' da tamamlanan ve halen yapım aşamasında olan önemli projeleri olduğunu, davalının müvekkilinin müşterisi olan firmalarla irtibat halinde olduğunu, bu durumun tekbaşına davalının ... ... ... firmasında çalışmasının müvekkili şirketin zararına sebep olabilecek nitelikte olduğunu ispatladığını, taraflar arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde sözleşme süresi, feshi ve tazminatlarıyla ilgili 4. maddesinin "Personel kendi isteği ile işten ayrılması halinde, işverenin onayı olmaksızın işveren ile aynı iş konusu işleri yapan rakip firmalarda işten ayrılış tarihinden itibaren 24 aylık süre dolmadan çalışamaz. Çalışması durumunda işte profesyonelleşme, deneyim kazanma, işverenin sorumluluğunda olan projelerin tamamlanamama risk bedeli olarak aldığı en son aylık brüt ücretinin 3 yıllık (36 aylık) tutarı kadar tazminat ödemeyi kabul eder." şeklinde olduğunu, davalı iş akdini feshettikten sonra müvekkil şirketin onayını almaksızın ve süresi beklenmeksizin rakip firmada çalışmaya başlamasıyla işbu rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünü ihlal etmiş olup anılan cezai şart miktarının tahsili gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, rekabet yasağı sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, Borçlar Kanunu'nun 444/2. maddesi uyarınca, davalının edindiği bilgi ve sırların aynı zamanda davacı işverenin önemli bir zararına neden olabilecek nitelikte olmasını gerektiği, davalının davacı iş yerinde çalıştığı sırada hizmet ilişkisinin kendisine müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edime imkanı sağladığı hususu ile bu bilgilerin kullanılmasının, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olduğunun davacı tarafından ispat edilemediği, davalının, çalıştığı sırada davacının iş sırları ve müşteri bilgilerine sahip olacak konumda çalışmadığı, davalıya her hangi bir eğitim verilmediği, davanın ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 05/07/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/07/2024
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.