T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/819 Esas
KARAR NO:2024/647
DAVA:Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:02/12/2022
KARAR TARİHİ:23/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında yapılan ve davalının iştigal konusuna giren tadilat-dekorasyon konusunda, davacı şirket tarafından davalıya avans adı altında ödemeler yapıldığını, davalı şirketin çek ile ödemeleri tahsil ettikten sonra, ... tarafından şirkete el konulduğunu, şirketin gayri faal hale geldiğini, davalı şirketin, üstlendiği işleri yerine getirmese de, davaya konu 174.643,00 TL bedeli tahsil ettiğini, davacının davalı şirkete ... tarafından el konulması üzerine, iyi niyetli olarak davalı şirkete ödediği bedellerin iadesini bugüne kadar beklediğini, ne var ki davalı şirketin, yapmadığı iş karşılığında davacıdan avans adı altında aldığı 70.000,00 TL bedelli ve 28.09.2018 keşide tarihli çekin tahsili için .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine başladığını, davacı tarafından süresinde yapılan itiraz üzerine icra takibinin durduğunu, davacı tarafından davalı şirkete, avans adı altında, ...Bankası, ... şubesi'nde verilme, İstanbul keşide yerli, 31.07.2018 keşide tarihli, ... seri numaralı, 50.000,00 TL , ...Bankası, ... şubesi'nde verilme, İstanbul keşide yerli, 31.08.2018 keşide tarihli, ... seri numaralı, 50.000,00 TL, ...Bankası, ... şubesi'nde verilme, İstanbul keşide yerli, 31.09.2018 keşide tarihli, ... seri numaralı, 70.000,00 TL, ...Bankası, ... şubesi'nde verilme, İstanbul keşide yerli, 31.10.2018 keşide tarihli, ... seri numaralı, 64.643,00 TL bedelli çeklerin verildiğini, bahsi geçen çeklerden 31.07.2018, 31.08.2018, 31.10.2018 tarihli olanların, davacı şirket banka hesabından takas sisteminde ödendiğini, davalı şirket tarafından 31.09.2018 tarihli çekin bankaya ibraz edilmediğini, çeki kaybettiğini iddia eden davalının, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı dosyası ile çekin zayi nedeniyle iptalini sağladığını, Mahkeme kararı üzerine çekin tahsili için .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine başlatıldığını, icra takibine yapılan süresinde itiraz sebebiyle, icra takibinin durduğunu, davacının davalı şirketten avans adı altında yaptığı ödemeler ve ödemeler karşılığında iş/hizmet almaması sebebiyle, toplam 174.643,00 TL alacağının bulunduğunu, bu sebeple söz konusu alacağın, çeklerin ödenme tarihinden itibaren ayrı ayrı avans faizleri ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, davacının aynı zamanda ...Bankası, ... şubesi'nde verilme, İstanbul keşide yerli, 31.09.2018 keşide tarihli, ... seri numaralı, 70.000,00 TL bedelli çekin .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine konu edilmesi sebebiyle, borçlu olmadığının tespitinin gerektiğini belirterek davanın kabulü ile davacı tarafından davalıya ödenen toplam 174.643,00 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına konu İstanbul keşide yerli, 31.09.2018 keşide tarihli, ... seri numaralı, 70.000,00 TL bedelli çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirkete 6758 sayılı Kanun'un 19/2 maddesi hükmü uyarınca ve CMK'nın 133. Maddesi gereğince .... Sulh Ceza Mahkemesinin, 07/06/2018 tarihli, ... D. İş sayılı kararı ile el konulmuş olup ... (Fon) kayyum olarak atanmıştır(ek-1) ve şirket ... yönetimine geçtiğini, Fon Kurulunun 27.09.2018 tarihli ve ... sayılı kararıyla yeni Müdürler Kurulu/Yönetim Kurulu heyeti atanarak göreve başlamış bulunduğunu, şirketin tüzel kişiliği halen devam etmekte ise de yönetimi ...'ye ait olduğunu, taraflarınca da ... kayyımlarınca vekaletname verildiğini, alacak davası ile menfi tespit davası ile ilgili taleplerin aynı davada ileri sürülemeyeceğini, davacının 174.643,00 TL'nin iadesine ilişkin alacak talebi bir eda davası olup 70.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine ilişkin tespit davasıyla bir arada görülmesinin mümkün olmadığını, her iki davanın konularının farklı olduğunu, bu nedenle usule aykırı olarak açılan davanın reddedilmesi, aksi halde davaların ayrılması gerektiğini, davacı borçlunun menfi tespit davası açmasında hukuki bir yararın bulunmadığını, davacının menfi tespit talebiyle ilgili zorunlu arabuluculuk yoluna başvurmamış olup dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte sözleşme konusu işin yapılmadığının ispat yükünün davacıda olduğunu, ispat edilmeyen davanın reddi gerektiğini, davacının davalı tarafından üstlenilen işin mahiyetinin tam olarak açıklanamadığını, davalı şirkete ... tarafından kayyum atandığından kayyum atanmadan önceki üstlenilen işleri kayyumlarca bilinmesinin mümkün olmadığını, ayrıca iş bedelini çek olarak ödediğini ve üstlenilen işin yapılmadığını iddia eden davacının ödemeyi yaptığını ve işin ne olduğunu ve yapılıp yapılmadığını ispat etmesi gerektiğini, zira çekin bir ödeme aracı ve bağımsız borç ikrarını içeren bir kambiyo senedi olduğunu, bu nedenle de davacının ...,, ..., ... ve ... seri numaralı çeklerin iddia ettiği işle ilgili verildiğini ve diğer iddialarını ispat etmesi gerektiğini, davalının üstlendiği işin yapılmadığı iddiasını kabul etmediklerini, davacı tarafın davalı şirkete kayyum atanmasını fırsata çevirmeye çalıştığını, davalı şirkete yapmış olduğu ödemeleri iade almaya çalıştığını, bu durumun davacının kötüniyetli olduğunu açıkça ortaya koymuş olup davanın hiç bir iddiasının gerçeği yansıtmadığını belirterek usul ve yasaya aykırı, mesnetten yoksun davanın öncelikle usulden reddine, mahkemeniz aksi kanaatte ise ispat olunamayan davanın esastan reddine karar verlmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya UYAP sureti, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosya UYAP sureti, ... Bankasından dava konusu çeklerin 01/01/2018 - 31/12/2018 tarihleri arasındaki ekstreleri, çek görüntüleri dosyamız içerisine alınmıştır.
Dosya Mali Müşavir, İnşaat Mühendisi ve Nitelikli Hesaplama Uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 28/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda; davacı tarafın incelenen ticari defter kayıt ve belgelerine göre, davacının 31.12.2018 tarihi itibari ile, davalı tarafa 08.06.2018 tarihinde 10.000,00 TL. banka yolu ile ödeme yaptığı, davacının davalı tarafa 4 adet toplamı 234.643,00 TL. bedelli çek verdiği, verilen çeklerden 3 adet toplamı 164.643,00 TL. bedelli çek tutarının ödendiği, 28.09.2018 tarihli ... numaralı 70.000,00 TL. bedelli çekin banka kayıtları ve ticari defter kayıtlarına göre ödenmediği, davalı taraf incelenen ticari defter kayıt ve belgelerine göre, davalı tarafın 22.11.2018 tarihi itibari ile, davacı taraftan 4 adet toplamı 234.643,00 TL. bedelli çek aldığı, 08.06.2018 tarihinde 10.000,00 TL. banka yolu ile tahsilat yaptığı ve ticari defterlerine 120 Alıcılar Hesabında davacı tarafa 244.643,00 TL. borç olarak işlediği, davalı tarafından savunma olarak işlerin yarım bırakıldığı yönündeki mail metninde kalan işlerden bahsediliyorsa da, işin hangi miktarda tamamlandığı ve alacağa hak kazanıldığının davalı tarafından ispatının gerekeceği kanaatiyle, taraf defterlerinde avans ve borç olarak görünen kısmın karşılığı hizmet görüldüğüne yönelik ispat yükünün yerine getirilmediği belirtilmiştir.
Davacı vekili tarafından 02/05/2024 tarihli beyan dilekçesi ile davalı tarafça yapılması gereken işlerin cinsi, miktarı, metrajları ile tutarlarına ilişkin excel tablosunu içeren CD dosyamıza sunulmuştur.
... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan talimat ile Mahallinde tutulan 06/06/2024 tarihli Keşif tutanağı ile dosya Mali Müşavir ve İnşaat Mühendisinden oluşan bilirkişilere tevdi edilmiş, düzenlenen 26/06/2024 tarihli raporda; İnşaat Mühendisi bilirkişi değerlendirmesinde keşif mahallinde dava dosyası içerisinde yapılan incelemeler neticesinde; taraflar arasında yapıldığı belirtilen “eser sözleşmesinin” dava dosyası içerisinde yer almadığının tespit edildiği, ayrıca, keşif mahallinde keşif sırasında hazır bulunan ...’nin (dava dışı) şirket yetkilisi olduğunu beyan eden ... tarafından verilen beyanda; “4,5 yıl önce bu binayı kiraladık. Kiraladığımızda binada yeni tadilat görmüş herhangi bir yer yoktu. Terk edilmiş, çıplak bakımsız bir haldeydi. Şu kadar ki, binada duvar dahi yoktu. Elektrik tesisatından mobilyasına kadar aklınıza gelebilecek her şeyi Milli Eğitim Bakanlığı talimatları doğrultusunda biz yaptırdık. Bu nedenle bilirkişilerin şu anda bizim yaptırdıklarımız dışında görebilecekleri iş bulunmamaktadır. Binayı gezmelerinde ve fotoğraf almalarında sakınca yoktur.” şeklinde belirtilmiş olup, beyanına istinaden taşınmazın son durumuna ilişkin fotoğraflar çekildiği, dava dosyası içerisinde taraflar arasında yapılan eser sözleşmesinin yer almaması, keşif mahallinde hazır bulunan taşınmazda kiracı olarak bulunan dava dışı şirket (...) yetkilisi olduğunu beyan eden ...’ın beyanında; “..Kiraladığımızda binada yeni tadilat görmüş herhangi bir yer yoktu. Terk edilmiş, çıplak bakımsız bir haldeydi. Şu kadar ki, binada duvar dahi yoktu. Elektrik tesisatından mobilyasına kadar aklınıza gelebilecek her şeyi Milli Eğitim Bakanlığı talimatları doğrultusunda biz yaptırdık. Bu nedenle bilirkişilerin şu anda bizim yaptırdıklarımız dışında görebilecekleri iş bulunmamaktadır..” şeklindeki beyanı neticesinde, taşınmazda tadilat-dekorasyon işi kapsamında davacı tarafından talep edilen ve davalı tarafça imalatların yapılıp/yapılmadığı hususunda bir değerlendirme yapılamadığı, Mali Müşavir bilirkişi değerlendirmesinde; raporun önceki bölümlerinde ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere keşif sürecinde beyan edilen ifade ve beyanlar dışında taraflarına ibraz edilen her hangi bir yasal defter, belge, çek veya başka bir ödeme belgesi ve olayı açıklayıcı somut bir belge sunulmadığından konu ile ilgili mesleki bir inceleme yapılamadığı, bu nedenle dava konusu olay ile ilgili mesleki bir değerlendirme yapılamadığı belirtilmiştir.
Dava, eser sözleşmesine dayalı olarak avans verildiği iddia olunan çeklerden ötürü işin yapılmadığı ve çeklerin bedelsiz kaldığı iddiasına dayalı olarak açılmış bulunan alacak ve menfi tespit davasıdır.
Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Öncelikle Mahkememiz ön inceleme celsesinde 6102 sayılı TTK 5/A maddesinin açık düzenlemesi ve Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2020/85 Esas, 2020/454 Karar ve 13.02.2020 tarihli ilamı uyarınca, dava tarihi itibariyle ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabuluculuğa gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığına hükmedilmiş olması dikkate alınarak davalı tarafın arabulucuk yönünden itirazının reddine karar verilmiştir.
....İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasıyla ilamsız takibe konu 28.09.2018 keşide tarihli ... seri no'lu 70.000,00-TL bedelli çek yönünden takibe itiraz edildiği ve takibin durdurulmasına karar verildiği iddia edilerek açılan menfi tespit davasına ilişkin olarak hukuki yararın bulunmadığına ilişkin davalı itirazının vd. itirazlarının yapılacak yargılama sonucunda değerlendirilmesine karar verilmiştir.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konu ile ilgili kavramlar ile mevzuatın irdelenmesinde yarar bulunmaktadır.
HGK'nun 2020/11-698 E, 2022/1545 K. Nolu 17.11.2022 tarihli ilamında belirtildiği üzere; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 170/b maddesinin aynı Kanun’un 72. maddesine yaptığı yollama gereğince kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte de menfi tespit davası açılabileceği açıkça anlaşılmaktadır. İİK’nin 72/1. maddesi, “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir” hükmünü haizdir. Buna göre borçlu, henüz aleyhine başlatılmış bir icra takibi yokken alacaklıya karşı borçlu bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası açabileceği gibi aleyhine icra takibine başlanmasından sonra da menfi tespit davası açması mümkündür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümler poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun koyucu, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (TTK m. 778 ve 818).
Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 133/2. maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil, ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.
Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu, ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir anlatımla borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def’îni kullanması hâlinde ise, ne temel borç ilişkisine, ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta, borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir.
Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgilerine karşı öne sürülebilen mutlak def’îlere dayanmaktadır. Örneğin kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur.
Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özel- likle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s. 16). Başka bir ifadeyle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.
Bedelsizlik iddiası, TTK’nın 687. maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir.
Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı TBK’nın 77 ve devamındaki maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’îni dermeyan etme hakkını vermektedir.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) md. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) md. 6). Fakat, alacaklının dayan- dığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).
Öte yandan, eser sözleşmelerinde teslim, yüklenicinin tamamladığı eseri sözleşmeyi ifa etmek niyeti ile iş sahibinin fiili hakimiyetine geçirmesi olarak tanımlanmaktadır. Yargıtay 15 HD'nin 2020/1047 E 2020/2622
K sayılı ilamında belirtildiği üzere " Teslimi kanıtlama yükü somut olaydaki savunmaya göre taşeronlarda olmakla, bu teslimin nasıl kanıtlaması gerektiği davanın çözüm noktasını oluşturmaktadır. Taşeronun (yüklenicinin) meydana getirdiği eseri teslim ettiği vakıasını, teslim, hukuki işlem değil, hukuki fiil olduğundan kural olarak her tür kanıtla bu arada tanıkla dahi ispat edebilir. Bu açıklamalar ışığında somut olayda taraflarca işin bırakılması ya da durdurulmasından sonra taraflarca delil tespiti yoluyla yapılan imalâtların seviyesi belirlenmediğinden, dairemizin yerleşik içtihat ve uygulamalarında eser sözleşmesinin varlığı halinde taşeronların (yüklenicinin) gerçekleşip, teslim ettiği işlerin, her türlü delille ve bu arada tanık beyanıyla ispatlanabileceklerdir." yüklenicinin eserin yapılıp teslim edildiğini ispatlaması gerekir.
Eldeki dosyada, davacı taraf davalının iştigal konusuna giren tadilat-dekorasyon konusunda yapılacak işler için davalıya avans adı altında ödemeler yaptığını iddia etmiş olup, davalı vekili akdi ilişkiyi inkar etmemekle davacı tarafından gönderilen "yarım kalan işler ile ilgili firmadan dönüş alamadığını avans olarak ödenen tutarların yapılan işler tutarının çok üzerinde olduğunu bu nedenle iadesi gerektiğini " içerin e-posta içeriği mail yazışmasını dosyaya ibraz etmiş olup, davacı vekilin buna karşılık 30.01.2023 tarihli dilekçesinde "davalı, her ne kadar dosyaya bir yazışma sunmuş olsa da bu yazışma içeriğinden de işin yapılmadığı anlaşılmaktadır" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmiş olup, 28/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda; davacı tarafın incelenen ticari defter kayıt ve belgelerine göre, davacının 31.12.2018 tarihi itibari ile, davalı tarafa 08.06.2018 tarihinde 10.000,00 TL. banka yolu ile ödeme yaptığı, davacının davalı tarafa 4 adet toplamı 234.643,00 TL. bedelli çek verdiği, verilen çeklerden 3 adet toplamı 164.643,00 TL. bedelli çek tutarının ödendiği, 28.09.2018 tarihli ... numaralı 70.000,00 TL. bedelli çekin banka kayıtları ve ticari defter kayıtlarına göre ödenmediği, davalı taraf incelenen ticari defter kayıt ve belgelerine göre, davalı tarafın 22.11.2018 tarihi itibari ile, davacı taraftan 4 adet toplamı 234.643,00 TL. bedelli çek aldığı, 08.06.2018 tarihinde 10.000,00 TL. banka yolu ile tahsilat yaptığı ve ticari defterlerine 120 Alıcılar Hesabında davacı tarafa 244.643,00 TL. borç olarak işlediği, davalı tarafından savunma olarak işlerin yarım bırakıldığı yönündeki mail metninde kalan işlerden bahsediliyorsa da, işin hangi miktarda tamamlandığı ve alacağa hak kazanıldığının davalı tarafından ispatının gerekeceği kanaatiyle, taraf defterlerinde avans ve borç olarak görünen kısmın karşılığı hizmet görüldüğüne yönelik ispat yükünün yerine getirilmediğine ilişkin tespitler yer almıştır.
Mahkememizce mahallinde keşif yapılarak bilirkişi raporu aldırılmış olup, 06/06/2024 tarihli bilirkişi raporunda; İnşaat Mühendisi bilirkişi değerlendirmesinde keşif mahallinde dava dosyası içerisinde yapılan incelemeler neticesinde; taraflar arasında yapıldığı belirtilen “eser sözleşmesinin” dava dosyası içerisinde yer almadığının tespit edildiği, ayrıca, keşif mahallinde keşif sırasında hazır bulunan ...’nin (dava dışı) şirket yetkilisi olduğunu beyan eden ... tarafından verilen beyanda; “4,5 yıl önce bu binayı kiraladık. Kiraladığımızda binada yeni tadilat görmüş herhangi bir yer yoktu. Terk edilmiş, çıplak bakımsız bir haldeydi. Şu kadar ki, binada duvar dahi yoktu. Elektrik tesisatından mobilyasına kadar aklınıza gelebilecek her şeyi Milli Eğitim Bakanlığı talimatları doğrultusunda biz yaptırdık. Bu nedenle bilirkişilerin şu anda bizim yaptırdıklarımız dışında görebilecekleri iş bulunmamaktadır. Binayı gezmelerinde ve fotoğraf almalarında sakınca yoktur.” şeklinde belirtilmiş olup, beyanına istinaden taşınmazın son durumuna ilişkin fotoğraflar çekildiği, dava dosyası içerisinde taraflar arasında yapılan eser sözleşmesinin yer almaması, keşif mahallinde hazır bulunan taşınmazda kiracı olarak bulunan dava dışı şirket (...) yetkilisi olduğunu beyan eden ...’ın beyanında; “..Kiraladığımızda binada yeni tadilat görmüş herhangi bir yer yoktu. Terk edilmiş, çıplak bakımsız bir haldeydi. Şu kadar ki, binada duvar dahi yoktu. Elektrik tesisatından mobilyasına kadar aklınıza gelebilecek her şeyi Milli Eğitim Bakanlığı talimatları doğrultusunda biz yaptırdık. Bu nedenle bilirkişilerin şu anda bizim yaptırdıklarımız dışında görebilecekleri iş bulunmamaktadır..” şeklindeki beyanı neticesinde, taşınmazda tadilat-dekorasyon işi kapsamında davacı tarafından talep edilen ve davalı tarafça imalatların yapılıp/yapılmadığı hususunda bir değerlendirme yapılamadığı, Mali Müşavir bilirkişi değerlendirmesinde; raporun önceki bölümlerinde ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere keşif sürecinde beyan edilen ifade ve beyanlar dışında taraflarına ibraz edilen her hangi bir yasal defter, belge, çek veya başka bir ödeme belgesi ve olayı açıklayıcı somut bir belge sunulmadığından konu ile ilgili mesleki bir inceleme yapılamadığı, bu nedenle dava konusu olay ile ilgili mesleki bir değerlendirme yapılamadığına ilişkin tespitler yer almıştır. Davalı vekilince, dava konusu yazışmaların yapıldığı tarihte davacı şirkete ait adresin "..." olduğu, keşfin ise 19/A adresinde yapılmış olduğu ileri sürülmüş olup, 23.09.2024 tarihli duruşmada söz konusu adreste yeniden inceleme talebinde bulunmadıklarını ispat yükünün davacıda olduğunu beyan etmiş ancak yukarıda da açıklandığı üzere, yüklenicinin eserin yapılıp teslim edildiğini ispatlaması gerekmekte olup, davalı tarafça eserin yapılıp teslim edildiğine dair dosyaya herhangi bir somut delil sunulamamış olduğundan bu yöndeki davalı itirazlarına itibar edilmemiştir.
Tüm hususlar birlikte incelendiğinde; davanın kabulü ile, ....İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında takip ve dayanak 28.09.2018 keşide tarihli, ... seri no'lu 70.000,00-TL bedelli çek nedeni ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, ... Bankası A.Ş. ... Şubesi'ne ait, 31.07.2018 keşide tarihli, ... seri numaralı, 50.000,00 TL bedelli çek, ... Bankası A.Ş. ... Şubesi'ne ait, 31.08.2018 keşide tarihli, ... seri numaralı, 50.000,00 TL bedelli çek, ... Bankası A.Ş. ... Şubesi'ne ait 31.10.2018 keşide tarihli, ... seri numaralı, 64.643,00 TL bedelli çekler yönünden davacının borçlu olmadığınının tespitine, söz konusu çekler nedeniyle davacı tarafça yapılan her bir ödemenin ödeme tarihlerinden(çeklerin keşide tarihlerinde ödendiği tespit olunmakla) itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafça banka havale yolu ile davalıya ödenen 10.000,00-TL'nin ödeme tarihi olan 08.06.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine şeklinde karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM : Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜ ile,
1-....İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında takip ve dayanak 28.09.2018 keşide tarihli, ... seri no'lu 70.000,00-TL bedelli çek nedeni ile davacının davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE,
2-... Bankası A.Ş. ... Şubesi'ne ait, 31.07.2018 keşide tarihli, ... seri numaralı, 50.000,00 TL bedelli çek, ... Bankası A.Ş. ... Şubesi'ne ait, 31.08.2018 keşide tarihli, ... seri numaralı, 50.000,00 TL bedelli çek, ... Bankası A.Ş. ... Şubesi'ne ait 31.10.2018 keşide tarihli, ... seri numaralı, 64.643,00 TL bedelli çekler yönünden davacının borçlu olmadığınının TESPİTİNE, söz konusu çekler nedeniyle davacı tarafça yapılan her bir ödemenin ödeme tarihlerinden(çeklerin keşide tarihlerinde ödendiği tespit olunmakla) itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Davacı tarafça banka havale yolu ile davalıya ödenen 10.000,00-TL'nin ödeme tarihi olan 08.06.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Harçlar Kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 16.711,56-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 4.177,90-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 12.533,66-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 38.696,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan; 4.177,90-TL Peşin/nisbi Harcı, 3.030,30-TL Keşif Harcı, 11.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 5.529,75-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 23.737,95TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına,
8-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13)- (14) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsiliyle Hazine adına gelir kaydına,
9-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 23/09/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır