T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/90 Esas
KARAR NO : 2026/518
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 08/10/2020
KARAR TARİHİ : 06/07/2026
... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas,.. Karar sayılı Yetkisizlik kararı üzerine Mahkememiz yukarıdaki esasına kaydı yapılan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesi ile; davacı ...'in 27/08/2018-24/10/2018 tarihleri arasında yapılan ameliyat ve tedaviler neticesinde sakat kaldığı, Dr. ...'ın 10/10/2018-10/10/2019 döneminde Tıbbi Kötü Uygulamaya ilişkin mali sorumluluk sigorta poliçesi ile davalı şirket nezdinde sigortalı olduğu, Dr. ...'ın mesleki faaliyetinden dolayı sözleşmenin bitiş tarihinden iki yıl sonrasına kadar çıkabilecek taleplerin de teminat dahilinde olduğu, Dr. ...'ın yaptığı ameliyat ve tedaviler sonrası bir türlü iyileşemeyen davacının son olarak ... hastanesinde ameliyat ve tedavi edildiği, tedavi sonrası davacının bacağında 10 cm kısalma olduğu, hastane evrakları incelendiğinden bunun nedeninin önceki ameliyatlardan dolayı olduğu, bu nedenle şimdilik 1.000,00 TL sakatlık tazminatı ile 150.000,00 TL manevi tazminatın 23/07/2020 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın ... Hastanesi'nde davacı ...'e uygulanan tedavinin tıbbi uygulama hatası içerdiği ve dava dışı Dr. ...'ın tıbbi müdahalelerinin müvekkil şirket tarafından Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile teminat altına alındığı iddiasıyla açıldığını belirttiğini, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca davalı şirketin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri olan İstanbul'un yetkili olduğunu ifade ederek yetkisizlik itirazında bulunduğunu, davanın sigortalı Dr. ...'a ihbar edilmesini talep ettiğini, sigortacı ile sigortalı arasındaki sözleşme gereği poliçe genel şartları uyarınca riziko alacağının ödenebilmesi için taleplerin teminat kapsamında olması gerektiğini vurguladığını, dava dışı hekimin mesleki faaliyetine son verip vermediğinin ve tazminat talebinden haberdar olduğu tarihin tespiti gerektiğini bildirdiğini, poliçe teminatına ve esasa ilişkin beyanda bulunma haklarını saklı tuttuklarını açıkladığını, davacının tedavi gördüğü sağlık kuruluşlarından tüm hasta kayıtlarının celbini talep ettiğini, tıbbi sürecin hiçbir aşamasında yer almayan sigorta şirketinden hekimin yerine geçerek savunma yapmasının beklenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunduğunu, deliller toplandıktan sonra dosya kapsamında uzman bilirkişi incelemesi yaptırılmasını istediğini, davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddini, davanın Dr. ...'a ihbarını, davacı ...'e ait tüm hasta kayıtlarının ilgili hastanelerden celbini, ilgili hekimin beyanı ve kayıtlar temin edildikten sonra uzman bilirkişi incelemesi yaptırılmasını, haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, tedavi evrakları dosyamız içerisine alınmıştır. Davacının sosyo ekonomik durum araştırması yaptırılmıştır.
Mahkememizin 23/10/2023 tarihli celse ara kararı ile davacı vekilinin adli yardım talebinin 6100 sayılı HMK.nun 3345.maddesi koşulları davacı yararına gerçekleşmiş olmakla kabulüne karar verilmiştir.
Dosya Ortopedi Uzmanı ve Nöroloji Uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 16/06/2022 tarihli raporda; ...'e uygulanan ameliyat ve tedavilerin tıp kurallarına uygun gerçekleştirildiği, ilk ameliyat öncesi enfeksiyon bulgusu saptanmadığı, kalça protez çıkığının enfeksiyona bağlı olmadığı, travma veya epilepsi nöbetinin olası nedenler olduğu, protez luksasyonu ve enfeksiyonun bilinen komplikasyonlar olduğu, ...'ın tedavi yönteminde kusur veya özensizlik bulunmadığı belirtilmiştir.
Dosya ATK 7. İhtisas Kuruluna gönderilmiş, düzenlenen ...tarih, ... sayılı raporda; Kalça protezi ameliyatı sonrası yanlış tedavi nedeni ile protezlerin tutmadığı ve bacağında kısalık meydana geldiği iddia edilen Hikmet kızı 01/02/1983 doğumlu ... hakkında düzenlenen adli ve tıbbi belgelerin değerlendirilmesinde; Sağ kalçasında ağrı şikayetiyle 27/08/2018 tarihinde başvurduğu Özel ... Hastanesi’nde yapılan muayene ve tetkikleri sonucu koksartroz tanısı konulan kişiye sağ kalçasından total protez ameliyatı yapıldığı, 04/09/2018 tarihinde taburcu edildiği, 14/09/2018 tarihinde düşme sonucu sağ kalçasındaki ağrı şikayetiyle tekrar başvurduğu, muayene ve çekilen grafisi sonucunda sağ kalçasındaki protezin yerinden çıktığı görüldüğü, yatırılarak kapalı yolla redükte edilmeye çalışıldığı, redükte edilememesi üzerine ameliyata alınarak açık redüksiyon yapıldığı, doktor istem formunda yer alan antibiyotik tedavilerinde; 14/09/2018 tarihinde... uygulandığı, 15-26 Eylül arası tarihlerde herhangi bir antibiyotik bilgisi kayıtlı olmadığı, 27/09/2018 tarihinde ...gr iv uygulandığı, sonraki takiplerinde ..., ..., ..., ..., ...oral tedavi şemalarının düzenlendiği, 11/10/2018 tarihli yara yeri kültürü sonucunda E. Coli ürediği, antibiyogramda ... ve ... duyarlı olduğu, 12/10/2018 tarihinde ...ve ...tedavileri stoplandığı, 13-16/10/2018 ve 21-24/10/2018 tarihlerine ait kayıtlı antibiyotik bilgisi bulunmadığı, kişinin 24/10/2018 tarihinde şifa ile taburcu edildiğinin belirtildiği, ancak kişinin 24/10/2018 tarihinde bulantı, kusma, balgam ve öksürük şikayetleriyle ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları bölümüne başvurduğu ve yatırıldığı, tetkiklerinde ...olduğu, takiplerinde Ortopedi ve Enfeksiyon konsültasyonları istenildiği, yara yeri kültürü alındığı ve antibiyograma uygun şekilde medikal tedavisinin düzenlendiği, takiplerinde sağ kalça ağrısı, hareket kısıtlılığı ve protez enfeksiyonu nedeniyle ameliyat edilmek üzere Ortopedi bölümüne devredildiği, 29/11/2018 tarihinde yapılan ameliyatında protezin çıkartıldığı, teikosit ve sement ile spacer oluşturularak yerleştirildiği, ameliyat sonrası yoğun bakım ve Ortopedi servisinde takip ve tedavilerinin yapıldığı, 08/01/2019 tarihinde tekrar ameliyata alındığı, cilt altı dokulardan abse drenajı yapıldığı, spacer çıkartıldığı, kırık hattının pesudoartroz olduğu ve kürete edildiği, redüksiyon sonrası serklaj yerleştirilerek ameliyatın sonlandırıldığı, 29/01/2019 tarihinde taburcu edildiği, 24/01/2023 tarihinde yapılan muayenesinde; sağ bacak uzunluğu sola göre 10 cm kısa olduğu, sağ kalça fleksiyon 70°, abdüksiyon 45°, addüksiyon 15°, sol kalça fleksiyon 100°, abdüksiyon 45°, addüksiyon 15° olduğu, pelvis grafisinde serklaj teli uygulanan sağ femur proksimalindeki fraktürlerin kaynamış olduğu, sağ femur torakanter bölümünden itibaren iliak kanat komşuluğunda süperior ve laterale yer değiştirdiği ve bu bölgede iliak kemikle kısmi ankiloz gösterdiği anlaşılmakla; kişiye sağ koksartroz tanısıyla 27/09/2018 tarihinde ... Hastanesi’nde yapılan sağ total kalça protezi ameliyatının endikasyonunun ve tekniğinin tıbben uygun olduğu, ameliyat sonrası erken dönem çekilen grafilerinde, primer ameliyatında uzun femoral stent kullanılmış olduğu, stent kullanılmasına bağlı femur diafizer bölgede intraop oluştuğu anlaşılan kırık izlendiği, bu kırığın yapılan ...kalça protezi ameliyatının her türlü dikkat ve özene rağmen görülebilen bir komplikasyonu olarak değerlendirildiği, ayrıca kişinin kalça ekleminde abduktor kolun aşırı uzamasına bağlı abduktor kol yetersizliği meydana geldiği ve bu durumun ameliyat sonrası tekrarlayan eklem çıkıklarına neden olduğu, tekrarlayan eklem çıkıklarının yapılan total kalça protezi ameliyatının her türlü dikkat ve özene rağmen görülebilen bir komplikasyonu olarak değerlendirildiği, kişide çıkık tespit edilmesi üzerine redüksiyon uygulanmasının komplikasyon yönetimi açısından uygun olduğu, dosya kapsamından kişinin ameliyat bölgesinde yara yeri enfeksiyonu geliştiğinin anlaşılmakla birlikte Kurulumuzca istenmesine rağmen ilgili hastanede kişi adına düzenlenmiş tıbbi belgelerde kişinin şikayeti, muayene notları, yapılan işlemler ve günlük gözlem notlarına ait bilgilerin yetersiz olduğu, dolayısıyla dosya içeriğinden yara yeri enfeksiyonunun ne zaman oluştuğunun anlaşılamadığı, takiplerinde yara yeri kültüründe üremesi olan kişiye yattığı dönemde uygun ve yeterli dozda antibiyotik verilmediği, ayrıca 24/10/2018 tarihinde taburcu edilen kişinin aynı gün başka bir sağlık merkezine bulantı, kusma şikayetleri ile başvurusunda yapılan tetkiklerinde enfeksiyon parametrelerinin yüksek olduğu ve protez enfeksiyonu nedeniyle tekrar ameliyat edildiği göz önüne alındığında kişinin ilgili hastaneden 24/10/2018 tarihinde taburcu edilmesinin tıbben uygun olmadığı, tüm bu bulgular birlikte değerlendirildiğinde; Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. ...'ın uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığı, dava dosyasında yapılan ameliyata ilişkin onam formunun bulunmadığı, maluliyete ilişkin hususlarda 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu’ndan görüş alınabileceği belirtilmiştir.
Dosya ATK 2. İhtisas Kuruluna gönderilmiş, düzenlenen 22/01/2024 tarih,...sayılı raporda; ...’in 27/09/2018 tarihinde uygulanan kalça protezi ameliyatı ve gelişen komplikasyonları sebebiyle 30.03.2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu raporları hakkında yönetmeliği, Kas İskelet Sistemi, Alt Ekstremite: Tablo 3.3 10 cm kısalık %25, Tablo 3.33.a Girdlestone artroplasti %50, Baltazard Formül (%25 + %50)= %62.5, Tablo 3.2= %32 olduğuna göre; kişinin tüm vücut engellilik oranının %32 (yüzdeotuziki) olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 12 (oniki) aya kadar uzayabileceği belirtilmiştir.
Dosya ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde Adli Tıp Anabilim Dalı bölümünden oluşturulan aralarında ortopedi, göz psikiyatrı, nöroloji, beyin ve sinir cerrahisi uzmanında bulunduğu heyetten aldırılan 09/09/2024 tarihli raporda;27/08/2018 tarihinde olduğu sağ koksartroz nedeniyle sağ kalça total protez ameliyat olduğu ve tedavi gördüğü anlaşılan Hikmet ve Seniha kızı, 01/02/1983 doğumlu ...'in ve vasisi ...'in aydınlatılmış onamı alınarak yapılan adli tibbi muayenesinde elde edilen muayene bulguları, Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı ve Ruh Sağlığı ve Hastalıkları tarafından düzenlenmiş konsültasyon rapor sonucu ile kişi hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde yer alan, ayrıntılandırılarak yukarıya aktarılan bilgi ve bulgular birlikte değerlendirildiğinde; kişinin 27/08/2018 tarihinde sağ kalça total protez ameliyat olduğu, vücudunda meydana gelen intraoperatif femur diafiz kırığı ve revizyon operasyonu birlikte değerlendirildiğinde geçici iş göremezlik süresinin olay tarihinden itibaren 12 (oniki) aya kadar uzayabileceği ve bu süre zarfında kişinin “0100 malul sayılması gerektiği, geçici iş göremezlik güresi-içerisinde, 9 (dokuz) ay süreyle başka birini yardımına ihtiyaç duyabileceği, olay tarihinde yürürlükte bulunan 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Raporları Hakkında Yönetmelik” hükümlerine göre;27/08/2018 tarihinde maruz kalmış olduğu sağ kalça total protez ameliyatına bağlı vücudunda meydana gelen yürüyüş bozukluğu arızası nedeniyle;kas iskelet sistemi: Tablo 3.4 (Yürüyüş Bozukluğuna Bağlı Özürlülük Oranları) > Ciddi >L> %96 Kişinin mevcut durumu itibariyle; 27/08/2018 tarihinde geçirmiş olduğu sağ kalça total protez ameliyatına bağlı sürekli (kalıcı) tüm vücut özür oranının geçici iş göremezlik süresi bitiminden itibaren %96 (yüzdedoksanaltı) olduğu, Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, T.C. Sağlık Bakanlığı...'ın 07/10/2022 tarihli ... numaralı sağlık kurulu raporunda: Dava konusu ameliyat ve komplikasyonları ile illiyeti bulunmayan kişinin kendisinde mevcut hastalıkların (mental retardasyon, splenektomi, epilepsi, orak hücreli anemi) hesaplamaya dahil edildiği, ancak raporumuzda dava konusu ameliyat ve komplikasyonları ile illiyeti bulunanlar dahil edildiğinden oranlar arasında fark bulunduğu, her ne kadar ayrıntılı psikiyatrik muayenesinde geçirdiği operasyon süreci ve sonrasındaki komplikasyonlara sekonder gelişen Kronik Depresif Bozukluk tanısı konulmuş ise de ilaç tedavisi ve psikoterapi ile saptanan psikolojik bozukluğun herhangi bir sekel bırakmadan tamamen düzelebileceğinin tıbben bilindiği ve olay tarihinden günümüze kadar herhangi bir psikiyatrik tedavi almadığı dikkate alındığında; kişinin en az 6 (altı) ay ilaç tedavisinin alınması ve psikiyatrik takiplerine devam etmek koşuluyla mevcut psikiyatrik klinik tanısının sürmesi halinde kalıcı özür oranının belirlenmesi için tekrar anabilim dalımıza yönlendirilmesinin uygun olduğu, kişide tarafımızdan saptanan geçici iş göremezlik süresi ve oranı, başkasının yardımına ihtiyaç duyma süresi ve sürekli (kalıcı) tüm vücut özür oranı ile 27/08/2018 tarihinde geçirmiş olduğu sağ kalça total protez uygulaması arasında doğrudan illiyet (nedensellik) bağı bulunduğu belirtilmiştir.
Dosya yeniden ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde oluşturulan heyete tevdi edilmiş, düzenlenen 18/12/2024 tarihli ek raporda; 27/08/2018 tarihinde olduğu sağ koksartroz nedeniyle sağ kalça total protez ameliyat olduğu ve tedavi gördüğü anlaşılan Hikmet ve Seniha kızı, 01/02/1983 doğumlu ... hakkında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenmiş 09/09/2024 tarih ve ...-... sayılı bilirkişi heyet raporu ile kişi hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde yer alan, ayrıntılandırılarak yukarıya aktarılan bilgi ve bulgular birlikte değerlendirildiğinde; kişinin kendisinde mevcut hastalıklar ((mental retardasyon, splenektomi, epilepsi, orak hücreli anemi) değerlendirme dışı tutulduğunda sadece dava konusu ameliyat ve komplikasyonlarına bağlı sekel durumların kişiyi kısmi bağımlı veya tam bağımlı duruma sokmadığı, dava konusu ameliyat ve komplikasyonlarına bağlı olarak geçici iş göremezlik süresi içerisinde kişinin 9 (dokuz) ay süreyle başka birinin bakımına muhtaç olduğu ancak 9 ayın sonunda bakıcıya muhtaç durumda olmadığı belirtilmiştir.
Dosya Aktüer, Sigorta Uzmanı ve doktor bilirkişiden oluşan heyete tevdi edilmiş, düzenlenen 27/06/2025 tarihli raporda; sigorta yönünden; Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında her bir olay için azami teminat tutarı 800.000 TL’dir. Her durumda sözleşme kapsamında ödenecek tazminat miktarı 800.000 TL’yi aşamayacağı, teminat tutarı maddi, manevi tazminat, yargılama giderleri ve hükmolunacak faiz tutarları için geçerli olduğu, davaya konu olay tarihinin 29.08.2018, ...nolu poliçe vadesinin 10.10.2018-10.10.2019, tazminat talep tarihinin ise 23.07.2020 olduğu, Genel Şartlarda belirtildiği üzere poliçe kapsamındaki mesleki faaliyeti ifa ederken, sözleşme tarihinden önceki on yıllık dönemdeki veya sözleşme süresi içinde mesleki faaliyeti nedeniyle verdiği zararlara bağlı olarak sözleşme süresi içinde kendisine yapılan tazminat taleplerine karşı poliçe teminat sağlamakta olduğu, Dr. ...’ın talep tarihi olan 23.07.2020 tarihinde (zarar görenin doğrudan sigortacıya başvurduğu tarih/arabuluculuk başvurusu tarihi) davalı şirket tarafından düzenlenen poliçesinin bulunmaması sebebiyle dava konusu talebin teminat kapsamı dışında olduğu, tazminat hesabı yönünden ; detayları raporun başlangıcında açıklandığı üzere, ameliyatı yapan hekimin uygulamalarını değerlendirilen raporlarda kusura ilişkin herhangi bir oran gösterilmediğinden, nihayetinde dava dışı hekimin kusuruna ilişkin takdir ve değerlendirme yetkisinin münhasıran Mahkemede olması nedeniyle kusur durumu dikkate alınmadan hesaplama yapıldığı, Anayasa Mahkemesi kararı sonrasında oluşan durum ile ilgili Yargıtay’ın yakın zamanda verdiği net kararlar doğrultusunda hesaplamada, TRH-2010 yaşam tablosu ve bilinmeyen dönem için her yıl %10 arttırım ve %10 iskonto yapılmasını öngören “progressif rant” tekniğine göre hesaplama yapıldığı, sakatlık tazminat hesabında yasal asgari ücretlerin net tutarlarının, bakıcı gideri hesabında brüt tutarlarının esas alındığı, davacı ...’in; 12 aylık geçici iş göremezlik zararının 24.677,58 TL, % 14 sürekli iş göremezlik zararının 9.109.953,44 TL, 9 aylık yardımcı bakıcı zararının 20.855,15 TL olduğu belirtilmiştir.
Dosya yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 19/01/2026 tarihli ek raporda; sigorta yönünden; Rizikonun gerçekleşme tarihi, Genel Şartlar uyarınca 23.07.2020 olup, bu tarihte davalı sigorta şirketi nezdinde yürürlükte bir poliçe bulunmadığı, iki yıllık uzatılmış teminat hükmünün, sigortalının mesleği bırakmaması nedeniyle uygulanamayacağı, bu nedenle dava konusu tazminat talebinin sigorta teminatı dışında kaldığı, davalı ... Sigorta Şirketi yönünden tazminat sorumluluğu bulunmadığı, önceki bilirkişi heyet raporundaki sigorta yönünden yapılan değerlendirmenin aynen geçerliliğini korumakta olduğu, tazminat hesabı yönünden; detayları raporun başlangıcında açıklandığı üzere, ameliyatı yapan hekimin uygulamalarını değerlendirilen raporlarda kusura ilişkin herhangi bir oran gösterilmediğinden, nihayetinde dava dışı hekimin kusuruna ilişkin takdir ve değerlendirme yetkisinin münhasıran Mahkemede olması nedeniyle kusur durumu dikkate alınmadan hesaplama yapıldığı, Anayasa Mahkemesi kararı sonrasında oluşan durum ile ilgili Yargıtay’ın yakın zamanda verdiği net kararlar doğrultusunda hesaplamada, TRH-2010 yaşam tablosu ve bilinmeyen dönem için her yıl %10 arttırım ve %10 iskonto yapılmasını öngören “progressif rant” tekniğine göre hesaplama yapıldığı, sakatlık tazminat hesabında yasal asgari ücretlerin net tutarlarının, bakıcı gideri hesabında brüt tutarlarının esas alındığı, davacı ...’in; 12 aylık geçici iş göremezlik zararının 24.677,58 TL, % 14 sürekli iş göremezlik zararının 12.777.118,93 TL, 9 aylık yardımcı bakıcı zararının 20.855,15 TL olduğu belirtilmiştir.
Dava, tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Bilindiği üzere, Hekim ile hasta arasındaki ilişki vekalet sözleşmesine dayalı olup, uyuşmazlığın temelini teşhis ve tedavi hizmetini üstlenen doktorun bu kapsamda mevcut sorumluluğu ve özen borcu oluşturmaktadır. Buna göre vekil, vekalet görevini yerine getirirken yöneldiği sonucun elde edilememesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışlarının özenli olmayışından doğan zararlardan sorumludur. O nedenle vekil konumunda olan ve tedavi işlemlerini yapanların bilim ve teknolojinin getirdiği bütün imkanları kullanmak suretiyle söz konusu özen borcunu yerine getirmeleri gerekir. Vekil özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. Doktor hastasının zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa, bir tereddüt doğuran durumlarda bu tereddütünü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür.(Emsal için bkz BAM 43 HD ... )
Somut olayda, ATK 7. İhtisas Kurulu raporu ile, Kalça protezi ameliyatı sonrası yanlış tedavi nedeni ile protezlerin tutmadığı ve bacağında kısalık meydana geldiği iddia edilen Hikmet kızı 01/02/1983 doğumlu ... hakkında düzenlenen adli ve tıbbi belgelerin değerlendirilmesinde; Sağ kalçasında ağrı şikayetiyle 27/08/2018 tarihinde başvurduğu Özel ... Hastanesi’nde yapılan muayene ve tetkikleri sonucu koksartroz tanısı konulan kişiye sağ kalçasından total protez ameliyatı yapıldığı, 04/09/2018 tarihinde taburcu edildiği, 14/09/2018 tarihinde düşme sonucu sağ kalçasındaki ağrı şikayetiyle tekrar başvurduğu, muayene ve çekilen grafisi sonucunda sağ kalçasındaki protezin yerinden çıktığı görüldüğü, yatırılarak kapalı yolla redükte edilmeye çalışıldığı, redükte edilememesi üzerine ameliyata alınarak açık redüksiyon yapıldığı, doktor istem formunda yer alan antibiyotik tedavilerinde; 14/09/2018 tarihinde ... uygulandığı, 15-26 Eylül arası tarihlerde herhangi bir antibiyotik bilgisi kayıtlı olmadığı, 27/09/2018 tarihinde ... uygulandığı, sonraki takiplerinde ...,...veya ..., ..., .... veya ..., ...oral tedavi şemalarının düzenlendiği, 11/10/2018 tarihli yara yeri kültürü sonucunda E. Coli ürediği, antibiyogramda Gentamisin ve nitrofurantoin duyarlı olduğu, 12/10/2018 tarihinde ... ve ... ve öksürük şikayetleriyle ...Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları bölümüne başvurduğu ve yatırıldığı, tetkiklerinde ... olduğu, takiplerinde Ortopedi ve Enfeksiyon konsültasyonları istenildiği, yara yeri kültürü alındığı ve antibiyograma uygun şekilde medikal tedavisinin düzenlendiği, takiplerinde sağ kalça ağrısı, hareket kısıtlılığı ve protez enfeksiyonu nedeniyle ameliyat edilmek üzere Ortopedi bölümüne devredildiği, 29/11/2018 tarihinde yapılan ameliyatında protezin çıkartıldığı, teikosit ve sement ile spacer oluşturularak yerleştirildiği, ameliyat sonrası yoğun bakım ve Ortopedi servisinde takip ve tedavilerinin yapıldığı, 08/01/2019 tarihinde tekrar ameliyata alındığı, cilt altı dokulardan abse drenajı yapıldığı, spacer çıkartıldığı, kırık hattının pesudoartroz olduğu ve kürete edildiği, redüksiyon sonrası serklaj yerleştirilerek ameliyatın sonlandırıldığı, 29/01/2019 tarihinde taburcu edildiği, 24/01/2023 tarihinde yapılan muayenesinde; sağ bacak uzunluğu sola göre 10 cm kısa olduğu, sağ kalça fleksiyon 70°, abdüksiyon 45°, addüksiyon 15°, sol kalça fleksiyon 100°, abdüksiyon 45°, addüksiyon 15° olduğu, pelvis grafisinde serklaj teli uygulanan sağ femur proksimalindeki fraktürlerin kaynamış olduğu, sağ femur torakanter bölümünden itibaren iliak kanat komşuluğunda süperior ve laterale yer değiştirdiği ve bu bölgede iliak kemikle kısmi ankiloz gösterdiği anlaşılmakla; kişiye sağ koksartroz tanısıyla 27/09/2018 tarihinde Özel ... Hastanesi’nde yapılan sağ total kalça protezi ameliyatının endikasyonunun ve tekniğinin tıbben uygun olduğu, ameliyat sonrası erken dönem çekilen grafilerinde, primer ameliyatında uzun femoral stent kullanılmış olduğu, stent kullanılmasına bağlı femur diafizer bölgede intraop oluştuğu anlaşılan kırık izlendiği, bu kırığın yapılan total kalça protezi ameliyatının her türlü dikkat ve özene rağmen görülebilen bir komplikasyonu olarak değerlendirildiği, ayrıca kişinin kalça ekleminde abduktor kolun aşırı uzamasına bağlı abduktor kol yetersizliği meydana geldiği ve bu durumun ameliyat sonrası tekrarlayan eklem çıkıklarına neden olduğu, tekrarlayan eklem çıkıklarının yapılan total kalça protezi ameliyatının her türlü dikkat ve özene rağmen görülebilen bir komplikasyonu olarak değerlendirildiği, kişide çıkık tespit edilmesi üzerine redüksiyon uygulanmasının komplikasyon yönetimi açısından uygun olduğu, dosya kapsamından kişinin ameliyat bölgesinde yara yeri enfeksiyonu geliştiğinin anlaşılmakla birlikte Kurulumuzca istenmesine rağmen ilgili hastanede kişi adına düzenlenmiş tıbbi belgelerde kişinin şikayeti, muayene notları, yapılan işlemler ve günlük gözlem notlarına ait bilgilerin yetersiz olduğu, dolayısıyla dosya içeriğinden yara yeri enfeksiyonunun ne zaman oluştuğunun anlaşılamadığı, takiplerinde yara yeri kültüründe üremesi olan kişiye yattığı dönemde uygun ve yeterli dozda antibiyotik verilmediği, ayrıca 24/10/2018 tarihinde taburcu edilen kişinin aynı gün başka bir sağlık merkezine bulantı, kusma şikayetleri ile başvurusunda yapılan tetkiklerinde enfeksiyon parametrelerinin yüksek olduğu ve protez enfeksiyonu nedeniyle tekrar ameliyat edildiği göz önüne alındığında kişinin ilgili hastaneden 24/10/2018 tarihinde taburcu edilmesinin tıbben uygun olmadığı, tüm bu bulgular birlikte değerlendirildiğinde; Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. ...'ın uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığı tespit edilmiştir.
Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.1. maddesi, "Bu sigorta sözleşmesi, 1219 sayılı Kanunun Ek 12 nci maddesi çerçevesinde, serbest ya da kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların poliçe kapsamındaki mesleki faaliyeti ifa ederken, sözleşme tarihinden önceki on yıllık dönemdeki veya sözleşme süresi içinde mesleki faaliyeti nedeniyle verdiği zararlara bağlı olarak sözleşme süresi içinde kendisine yapılan tazminat taleplerine, bu taleple bağlantılı yargılama giderleri ile hükmolunacak faize ve sigortalı aleyhine ileri sürülen tazminat talebine ilişkin makul giderlere karşı poliçede belirlenen limitler dahilinde teminat sağlar." şeklindedir. Genel şartların B.5. maddesinde de zarar görenin doğrudan dava hakkı düzenlenmiş olup, B.5. Doğrudan Dava Hakkı başlıklı maddesi "Zarar gören, uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının tazminini, sigorta sözleşmesi için geçerli zamanaşımı süresi içinde kalmak şartıyla, doğrudan sigortacıdan isteyebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Yine, B.1. Rizikonun Gerçekleşmesi başlıklı maddesinde; "Sigorta sözleşmesinin konusuna ilişkin olarak sigortalının kendisine tazminat talebinde bulunulduğunu öğrendiği ya da zarar görenin doğrudan doğruya sigortacıya başvurduğu anda riziko gerçekleşmiş sayılır." şeklinde düzenlenmiştir. B.3.3. Tazminatın Ödenmesi başlıklı maddesinde ise; Sigorta tazminatı, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmasından kırkbeş gün sonra muaccel olur. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmişse süre işlemez. Araştırmalar, rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmasından ya da zarar görenin doğrudan sigortacıya başvurmasından başlayarak üç ay içinde tamamlanamamışsa; sigortacı, tazminattan mahsup edilmek üzere, tarafların mutabakatı veya anlaşmazlık hâlinde mahkemece yaptırılacak ön ekspertiz sonucuna göre süratle tespit edilecek hasar miktarının en az yüzde ellisini avans olarak öder. Borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer. " ayrıca C.9. Zamanaşımı başlıklı kısmında ise; "Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve sigorta tazminatına ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar." şeklinde düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, dava konusu müdahaleyi yapan dava dışı hekim ile davalı arasında akdedilen Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi'nin 05.10.2018 düzenleme tarihli başlangıç ve bitiş tarihlerinin 10.10.2018-10.10.2019 tarihi olduğu, genel şartlar gereği poliçe tarihinden önceki 10 yıllık dönemde meydana gelen rizikoları olay başına 800.000,00 TLye kadar sigorta teminat altına aldığı, uyuşmazlık konusu eylemin 27.08.2018-24.10.2018 tarihleri arası dönemi kapsayan ameliyatlar ve tedavi neticesinde meydana geldiğinin anlaşıldığı, davacının genel şartlar B.5 ve TTK'nın 1478. maddesi uyarınca doğrudan davalı sigortacıya başvuru hakkının bulunduğu, davacı vekili tarafından 23.07.2020 tarihinde arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu ve 08.10.2020 tarihinde işbu davanın açıldığı, uyuşmazlığa konu tedavi ve ameliyatların poliçe vadesi içinde meydana geldiği ve Genel şartların B.5. maddesinde de zarar görenin doğrudan dava hakkı düzenlenmiş olup, B.5. Doğrudan Dava Hakkı başlıklı maddesi "Zarar gören, uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının tazminini, sigorta sözleşmesi için geçerli zamanaşımı süresi içinde kalmak şartıyla, doğrudan sigortacıdan isteyebilir." hükmü uyarınca davacının doğrudan dava açma hakkı bulunmakta olup davanın genel zamanaşımı süresi içerisinde açılabileceğinin düzenlendiği, her ne kadar bilirkişi aktüerya raporunda sigorta yönünden yapılan değerlendirmeler başlığı altında "....tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortasında teminatın belirlenmesinde esas alınan kriter, zarar tarihi değil, tazminat talebinin sigortalıya veya doğrudan sigortacıya yöneltildiği tarihte poliçenin yürürlükte olup olmadığıdır, tazminat talebinin yöneltildiği 23.07.2020 tarihinde, davalı sigorta şirketi nezdinde Dr.... adına düzenlenmiş yürürlükte bir poliçe olmadığı sabittir. Genel Şartlar uyarınca poliçe süresi sona erdikten sonra yaklaşık 9 ay sonra yöneltilmiş olması sebebiyle, dava konusu talebin sigorta teminatı dışında kaldığı" kanaatine varılmış olduğu şeklinde bir tespitte bulunulmuş ise de; Genel Şartlar B.1. Rizikonun Gerçekleşmesi başlıklı maddesinde; "Sigorta sözleşmesinin konusuna ilişkin olarak sigortalının kendisine tazminat talebinde bulunulduğunu öğrendiği ya da zarar görenin doğrudan doğruya sigortacıya başvurduğu anda riziko gerçekleşmiş sayılır." şeklinde, B.3.3. Tazminatın Ödenmesi başlıklı maddesinde ise; Sigorta tazminatı, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmasından kırkbeş gün sonra muaccel olur. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmişse süre işlemez. Araştırmalar, rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmasından ya da zarar görenin doğrudan sigortacıya başvurmasından başlayarak üç ay içinde tamamlanamamışsa; sigortacı, tazminattan mahsup edilmek üzere, tarafların mutabakatı veya anlaşmazlık hâlinde mahkemece yaptırılacak ön ekspertiz sonucuna göre süratle tespit edilecek hasar miktarının en az yüzde ellisini avans olarak öder. Borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer. " şeklinde düzenlenmiş olduğu, Genel Şartlar "B.1. Rizikonun Gerçekleşmesi" maddenin devamında düzenlenen hükümlerin sigorta ettirenin ve sigortacının sorumluluklarına ilişkin düzenlemeleri içerdiği zira sigorta tazminatının rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmasından kırkbeş gün sonra muaccel olacağının açıkça düzenlendiği anlaşılmakta olup, madde hükmünün zarar gören aleyhine yorumlanamayacağı kaldı ki B.3.6. Zarar Görenle İlişkide İfa Yükümlülüğü başlıklı maddesinde de; "Sigortacı, sigortalıya karşı ifa borcundan tamamen veya kısmen kurtulmuş olsa da, zarar gören bakımından ifa borcu, zorunlu sigorta miktarına kadar devam eder. Sigorta ilişkisinin sona ermesi, zarar görene karşı ancak, sigortacının sözleşmenin sona erdiğini veya ereceğini yetkili mercilere bildirmesinden bir ay sonra hüküm doğurur." şeklinde düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Manevi tazminat yönünden; Gerek 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi, gerekse de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalı yakınlarına verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri gözönünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez ve yine...gün ... sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de açıklandığı üzere zarar görenin müterafik kusurunun varlığı halinde bu durumun manevi tazminatın takdirinde gözönünde bulundurulması gerekir.
Bu açıklamalar ışığında somut olayda, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, maluliyetin tespit tarihi, tarafların kusur durumları da dikkate alınarak davacı lehine 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1- Davanın KISMEN KABULÜ ile, davacı ... için 1.000,00-TL'lik maddi ve 50.000,00-TL'lik manevi olmak üzere toplam 51.000,00-TL tazminat alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (Sigortanın ZMMS Poliçe limiti ile 800.000-TL sınırlı olmak üzere) davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
2-Fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine,
3-Maddi tazminat talebi yönünden;
-Harçlar Kanunu gereğince ve karar tarihi itibariyle alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 515,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 216,25 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre vekalet ücreti dava değerini geçemeyeceğinden 1.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden Davacıya verilmesine,
-Davacı tarafından yapılan 515,75 TL peşin/nisbi harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Manevi tazminat talebi yönünden;
-Harçlar Kanunu gereğince ve karar tarihi itibariyle alınması gereken 3.415,50 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden davacıya verilmesine,
-Davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına(14.03.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 25.12.2024 Tarihli ...E., ... K. Sayılı Karar karara göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Yargılama Giderlerinden Sorumluluk” Başlıklı 326. Maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan; ‘’Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.” hükmü Manevi Tazminat davaları yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak İPTALİNE, Kararın Resmî Gazetede yayımlanmasından (14.03.2025) başlayarak dokuz (9) ay sonra yürürlüğe girmesine, karar verilmiştir.)
5-Davacı tarafından yapılan 515,75 TL peşin/nisbi harcı, 2.400,00 TL bilirkişi ödemeleri, 754,75 TL tebligat+posta+diğer masraflar, olmak üzere toplam 3.670,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Dosyada Adli yardım talebi kabul edilmiş olup, 15.000,00 TL bilirkişi ücreti, 2.495,00 TL tebligat+posta+diğer masraflar, olmak üzere toplam 19.895 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Yargılama aşamasında alınan ATK raporları uyarınca oluşan 5.173,00 TL ATK Fatura ücretinin davalıdan alınarak ATK'ya ödenmesine,
8-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına,
9-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 06/07/2026
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır