T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/900 Esas
KARAR NO:2024/673
DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:29/12/2022
KARAR TARİHİ:30/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin ... Belediyesi’nin hakim ortak (%50’den fazla hissesine sahip ortak) olduğunu, kentin alt ve üstyapı ihtiyaçlarına kaliteli çözümler getirmek amacıyla kurulmuş özel hukuka tâbi ve bağımsız bütçeli bir kamu iştirakidi olduğunu, ... tarafından açılan ihalelere katılan davacı şirketin, ihaleyi kazanması halinde ihale konusu işi parçalara bölerek alt yüklenicilere yaptırdığını, davacı şirket ile .... Ltd. Şti. (Bundan böyle “Davalı” ya da “Taşeron” olarak anılacaktır) arasında 19 Ağustos 2013 tarihli “199.000.000,00.-TL+KDV Teklif Bedelli ‘İstanbul Geneli Yollarda Kullanılmak Üzere Yol Beton Elemanı Alımı ve Yaya Alanları ile Geometrik Düzenleme (UTK) Yapım ve Onarım İşi’ Kapsamında Asya Yakası 2. Kısım İşine Ait Sözleşme” (Bundan böyle “Sözleşme” olarak anılacaktır.) akdedildiğini, davacı şirket ile davalının işçileri arasında herhangi bir asıl-alt işverenlik ilişkisinin bulunduğunu, ancak taşeronda çalışmış işçilerin davacı şirkete asıl işveren sıfatı yönelterek ikame ettikleri davalar neticesinde davacı şirketin söz konusu işçilere, icra zoru altında yüklü miktarda ödemeler yapmak zorunda kaldığını, bu doğrultuda davacı şirketin icra zoru altında ödemiş olduğu bedelleri, personelin taşeronda çalıştığı süreyle sınırlı şekilde oranlayarak taşerona rücu ettiğini, bu kapsamda taşerona muhtelif tarihlerde muhtelif tarihli faturalar tanzim ve tebliğ ettiğini, nitekim Sözleşme’nin 29. maddesi "Yüklenicinin sözleşme konusu işte çalıştıracağı personelle ilgili sorumlulukları ve buna ilişkin şartlarda Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümleri uygulanır.” hükmününe haiz olduğunu, Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nin 34/5. Maddesinde ise “Yüklenicinin iş verdiği alt yüklenicilerin gündelikçi, haftalıkçı veya aylıkçı olarak işyerinde çalıştırdığı işçi, personel ve teknik elemanların tamamı da yüklenicinin elemanları hükmünde olup, bunların ücretlerinin ödenmesinden de doğrudan doğruya yüklenici sorumludur. Yüklenici, bunların ücretleri hakkında da aynen kendi elemanları gibi ve yukarıdaki fıkralarda belirtildiği şekilde işlem yapmak zorundadır.” hükmüne yer verildiğini, taraflar arasındaki Sözleşme ve Yapım İşleri Genel Şartnamesinin, söz konusu bedellerin ödenmesinin taşeron’un sorumluluğunda olduğunu açıkça belirttiğini, Anayasa Mahkemesi’nin 19/9/2019 tarih ve 2019/42 E – 2019/73 K sayılı ilamıyla işçilere ödenen işçilik alacaklarının alt yükleniciye rücu edilebilmesinin, sözleşmede açık hüküm bulunmasa dahi mümkün olduğunun kararlaştırıldığını, bu doğrultuda davacı şirketin tüm çabalarına rağmen fatura bedellerinin ve cari hesap alacağının tahsil edilememesi karşısında icra takibi başlatma zorunluluğunun hasıl olduğunu ancak ne var ki davalı yan takibe haksız şekilde itiraz ederek takibin durmasına neden olduğunu, davalının yapmış olduğu itiraz neticesinde tanzim edilen takibin durduğuna ilişkin tensip zaptı ise taraflarına tebliğ edilmediğini, davacı şirketçe tanzim edilen faturaların içeriğinde hangi icra dairesinin hangi esas numaralı dosyası kapsamında ve hangi işçi için ödeme yapıldığının açıkça belirtildiğini, buna rağmen davalı yanın herhangi bir sorumluluk üstlenmemekte, mahkeme kararlarına rağmen faturaların herhangi bir hukuki incelemeden geçirilmediğini iddia etmekte ve davacı şirketin hem mevzuattan hem de taraflar arasındaki sözleşmelerden ... haklarını, haksız şekilde itiraz ederek gasp ettiğini, taraflar arasındaki görüşmeler devam etmiş, neticeten zorunlu dava şartı kapsamına arabuluculuğa başvurulmuş ancak yapılan görüşmeler neticesinde arabuluculuk aşamasında da herhangi bir anlaşmaya varılamadığını, davalı yanın itirazlarında haksız ve kötü niyetli olduğunu, borçlunun, açık mevzuat ve sözleşme hükümlerine rağmen, art niyetli bir şekilde borçlara ve icra takiplerine itiraz ederek borcundan kurtulmayı amaçladığını belirterek fazlaya ilişkin hak ve taleplerimiz saklı kalmak kaydıyla .... İcra Müdürlüğü’nün ... E sayılı dosyasına yapılan haksız itirazın iptali ile takip devamına ve davalı aleyhine takip çıkışının %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle takibe dayanak gösterilen faturalara, cari hesaba, ticari defter ve tutanaklara itiraz ettiklerini, söz konusu faturaları kabul etmemekle birlikte öncesindeki hiçbir dayanak ilam, icra evrakının davalıya tebliğ edilmediğini, bildirilmediğini ve davalarda ihbarda bulunulmadığını, davalının, davacı taraf ile İstanbul Geneli Yollarda Kullanılmak Üzere Yol Beton Elemanı Alımı ve Yaya Alanları ile Geometrik Düzenleme Yapım ve Onarım İşi kapsamında ... İhale Kayıt Numaralı işine ait sözleşmede anlaşıldığını ve davalının adi ortaklığı kapsamında çok kısa süre çalışmış olup işe giriş ve çıkış tarihleri dikkate alındığında kıdem tazminatı, yıllık izin alacağı , işe başlatmama tazminatı, boşta geçen süre ücreti, ihbar tazminatına hak kazandığını, öncelikle İCRA TAKİP DOSYASINDA TAKİBE DAYANAK BELGEDE ....İcra Müd.... Esas sayılı takip dosyasında 2.324,49TL yazmakta olup icra yansıtması ise 4.363,27TL yazdığını, itirazın iptali talep edilen icra dosyasında (...) hangi işçi ya da hangi mahkeme kararının infazının yapıldığının anlaşılmadığını, davacı tarafın söz konusu takibe dayanak İş Mahkemesi Dava dosyalarında davaya davalı şirketleri dahil etmediğini, ihbarda bulunmadığını ve davalının hukuki dinlenilme, savunma hakkının ihlal edilmiş, iş bu ilamların kesinleşmesi nedeniyle yaptığı ödemeler için davacının davalılara haksız ve kötüniyetli olarak iş bu davayı açtığını, davacı yanın davayı ihbar etmesi gerekirken ihbar etmeyerek kusurlu davranmış olması sebebiyle kusuruna kendisinin katlanması gerektiğini, hizmet alım ihalelerinin aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabildiğini, takibe dayanak yapılan ilamlarda yazılı tüm dönemlerde davalı şirketlerde çalışmadığını, davacının kuruluşta çalışan işçilerin hiç değişmemiş ancak çalıştıran yüklenici firmaların değişmiş olup esasen işçilerin davacının işçileri olduğunu, davacı şirketin yaptığı ödemelerden davalının herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, kaldı ki kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava konusu yapılan alacakların zamanaşımına uğradığını, yine davalıların çalıştırdığı işçiler için talep edilen alacak kalemlerinden davalı şirketlerin sorumlu olacağına dair SÖZLEŞMEDE AÇIK hükmün bulunmadığını, yine İhbar Tazminatı ve Yıllık İzin ücretinden son yüklenici sorumlu olup davalı şirketlerin sorumluluğunun bulunmadığını, yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüştüğünü, sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenicinin sorumlu olacağını, ihbar tazminatından son işverenin sorumlu olduğunu, davalının son iş veren olmadığını, işe iade talebine istinaden yapılan ödemelere ilişkin olarak davalı şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, işçinin hizmet aktinin feshi sonrasında davacı aleyhine açtığı işe iade davasında davanın işçi lehine sonuçlandığını, işe iade edilmeme halinde de bir bedel ödenmesine karar verildiğini ve işçinin işe iade edilmemesi nedeniyle işverenin işçiye bu bedeli ödemesi halinde; işçinin hizmet aktini yüklenici ile imzalamasına rağmen, işyerinin davalı işverenlere ait olmaması ve davalı iş verenlerin son yüklenici olmaması nedeniyle işçinin işe iadesinin davalı iş verenler tarafından gerçekleştirilmesinin hukuken ve fiilen imkansız olduğunu, işe iade etmesinin de mümkün olmadığını, bu alacak kalemleri yönünden de rücu istemine açıkça itiraz ettiklerini, davacının kusurlu davranışı nedeniyle ödediği, icra masrafları, icra vekalet ücreti ve icra takip tarihi sonrası faiz kalemlerini davalıdan istemesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek ayrıca davacının sözleşme ile rücu davası açma imkanının 6552 sayılı kanunla kaldırıldığından davanın tamamen reddine, icra inkar tazminatı talepleri de usul ve yasaya aykırı olup itiraz ederek iş bu istemlerinin de reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya UYAP sureti, .... İş Mahkemesinin... sayılı dosya UYAP sureti, .... İş Mahkemesinin ... sayılı dosya UYAP sureti, dava dışı davalı şirket işçisi ... ve ...'un hizmet cetveli, işyeri unvan listesi, sosyal güvenlik kayıt belgesi, işe giriş ve çıkış bildirgeleri dosya içerisine alınmıştır.
.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 4.363,27 TL alacak üzerinden takip başlattığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğu anlaşılmıştır.
Dosya Mali Müşavir, İşçilik Alacakları Konusunda Nitelikli Hesaplama Uzmanından oluşan bilirkişilere tevdi edilmiş, düzenlenen 20/09/2023 tarihli raporda; davacı taraf .... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyası ile davalı taraftan 4.363,27 TL. alacak talebinde bulunduğu, davacı tarafın incelenen ticari defter kayıt ve belgelerine göre, davacı tarafın davalı taraftan 30.12.2021 takip tarihi itibari ile davalı taraftan 4.363,27 TL. alacaklı olduğu, bu alacak tutarının, davacı tarafça icra takibine konu alacağı oluşturan mahkeme ilamlarına dayalı işçi ödemelerinden kaynaklandığı ve bu ödemelerin işçilerin davalı şirket nezdinde çalıştıkları süre ile orantılı olarak hesaplanmış olduğu, Mahkememizin taraflar arasında rücuya ilişkin sözleşme hükmünün varlığını kabul ettiği ihtimalde tüm alacak tutarı olan 4.363,27 TL den davalı şirketin sorumlu olduğu, aksi ihtimalin kabulü halinde davalı şirketin TBK 167 gereği tutarın yarısından sorumlu olup bu tutarın da 4.363,27/2= 2.181,63 TL olduğu, davacı tarafın %20 tazminat talebinin Mahkememiz takdirinde olduğu belirtilmiştir.
Davacı vekiline Yapım İşleri Genel Şartnamesini sunmak üzere süre verilmiş olup, davacı vekilince Yapım İşleri Genel Şartnamesi sureti dosyamıza sunulmuştur.
Dosya yeniden Hesap Uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 26/02/2024 tarihli ek raporda; asıl işveren ile alt işverenler arasındaki ilişki genellikle bir hizmet alım sözleşmesine dayalı olduğundan, uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasındaki sözleşme koşullarına bakılmalı, sözleşmede bu husus düzenlenmiş ise bu düzenleme esas alınmalı, eğer bir düzenleme bulunmuyor ise TBK 167. maddesi burada da uygulanma gerektiği, sözleşme’nin 29. maddesi "Yüklenicinin sözleşme konusu işte çalıştıracağı personelle ilgili sorumlulukları ve buna ilişkin şartlarda Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümleri uygulanır.” hükmüne haiz olduğu, Yapım İşleri Genel Şartnamesi 34/5. Maddesinde ise “Yüklenicinin iş verdiği alt yüklenicilerin gündelikçi, haftalıkçı veya aylıkçı olarak işyerinde çalıştırdığı işçi, personel ve teknik elemanların tamamı da yüklenicinin elemanları hükmünde olup, bunların ücretlerinin ödenmesinden de doğrudan doğruya yüklenici sorumludur. Yüklenici, bunların ücretleri hakkında da aynen kendi elemanları gibi ve yukarıdaki fıkralarda belirtildiği şekilde işlem yapmak zorundadır.” hükmüne yer verildiğinin belirtildiği, belirtildiği üzere asıl işverenin kanundan kaynaklanan sorumluluğu sadece işçiye karşı olduğu, Asıl işveren ile alt işveren arasındaki iç ilişkide 4857 sayılı yasanın 2/6. maddesinde düzenlenen sorumluluk hükümlerine dayanılmasının mümkün olmadığı, hizmet alım sözleşmelerinde, asıl işveren tarafından işçiye ödenen işçilik alacaklarının, alt işverene ne oranda rücu edilebileceğine dair bir düzenlemenin bulunmadığı, Genel Şartnameye yollama yapıldığı, fakat asıl işveren-alt işveren ilişkisinde asıl işverenin sorumluluğunun “başkasının sözleşme kaynaklı bir borcundan sorumluluk” olduğundan, asıl işverenin yaptığı ödemelerin tamamı için alt işverene rücu hakkına sahip olduğu sonucuna varıldığı, EmsalYargıtay6.H.D. 2021/556 E., 2021/550 K. 04.10.2021 tarih sayılı kararında hizmet alım sözleşmelerinin; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmeler olduğu, bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine ettirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesi olduğu, sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirileceği, iş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususunun ihtilaflı olmadığı, SGK kayıtları da bu hususu doğruladığı, hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğunun olmadığı, işveren ile yüklenicinin İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerinden olduğunun belirtildiği, bununla birlikte davacının rücu talebinin kapsamı ve sınırı konusunda nihai takdirin Mahkememize ait olduğundan davacı asıl işverenin dava dışı işçiye ödediği tutarın TBK 167. maddesi gereğince yarısı oranında alt işverenlere rücu edebileceğinin kabulü halinde ya da hizmet alım sözleşme hükmünün varlığının kabulü doğrultusunda tamamını rücu edebileceğinin kabulü halinde hüküm altına alınmak üzere kök raporda 2 seçenekli olarak tespit ve hesaplama yapıldığı, bu itibarla sonuç olarak davalı itirazları irdelendiğinde kök rapordaki tespit ve hesaplamalarda değişiklik yapılmasını gerektirir bir hususun tespit edilmediği belirtilmiştir.
Dosya yeniden bilirkişilere tevdi edilmiş, dava konusu işçilerin davalı şirket bünyesinde çalıştığı süreler dikkate alınmak suretiyle rapor tanzimi istenmiş olup düzenlenen 24/08/2024 tarihli 2.ek raporda; Yargı içtihatları doğrultusunda kıdem tazminatından asıl işveren ile son alt işveren tümünden diğer alt işvrenler kendi dönemlerinden sorumlu olduğu, Yıllık izin ve ihbar tazminatı fesih ile muaccel olmakla asıl işveren ile son alt işverenin sorumlu olduğu, fazla mesai hafta tatili ve UBGT alacaklarında ise işyeri devri kuralları gereği asıl işveren ve devralan işveren sorumlu olup devreden işveren de devir tarihinden itibaren iki yıl boyunca sorumlu olduğu, daha sonra kendisine rücu edilemeyeceği, dosya kapsamında davalı işveren son alt işveren olmadığı, bu kapsamda her iki kişinin de kıdem tazminatlarından kendisinde çalıştığı dönem açısından sorumlu olduğunun kabulü ihtimaline göre hesaplamalar yapıldığı, dosyada mevcut....İş Mahkemesinin 18.12.2020 tarih 2019/... E, 2020/... K sayılı kararına göre; 11.832,00 TL Kıdem tazminatı, 1.783,00 TL İhbar Tazminatı, 4.594,00 TL yıllık izi, 1.605,00 TL fazla mesai, 213,00 TL UBGT, 413,00 TL Hafta Tatili Alacağı olmak üzere toplam tutarın: 20.440,00 TL, ...'un Dosyada mevcut .... İş Mahkemesinin 28.03.2017 tarih ... K. sayılı kararına göre; 4.277,44 TL Kıdem tazminatı, 2.246,93 TL İhbar Tazminatı, 1.259,99 TL yıllık izin olmak üzere toplam 7.784,36 TL, 20.440,00 TL +7.784,36 TL = 28.224,36 TL toplam tutar, 11.832,00 TL +4.277,44 TL= 16.109,44 TL (Kıdem Taz. Tutarları), davalının sorumlu olduğu Kıdem Tazminatı tutarının toplam alacak tutarına oranı 16.109,44 x 100/28.224,36 = %57, dava edilen toplam tutarın 4.363,27 TL, 4.357,27x57/100= 2.489,32, sonuç olarak davacı asıl işverenin dava dışı işçilere ödediği tutarın TBK 167.maddesi gereğince yarısı oranında alt işverenlere rücu edebileceğinin kabulü halinde 1.244,66 TL ya da hizmet alım sözleşme hükmünün varlığının kabulü doğrultusunda tamamını rücu edebileceğine kanaat etmesi halinde ise 2.489,32 TL nin hüküm altına alınacağı belirtilmiştir.
Dava, davacı işverenle yüklenici alt işveren davalı tarafından çalıştırılan işçilere davacı tarafından ödenen işçilik alacaklarının davalıdan rücuen tahsiline ilişkin olarak başlatılan takibe vaki itirazın iptali davasıdır.
Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde; "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden ... yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur." hükmü bulunmaktadır.
Dava konusu olayda davacı ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusudur ve işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla getirilmiş olan sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. maddesi "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludur. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklinde düzenleme mevcut olup, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları belirtilmiştir.
Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, teknik şartname ve genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümleri ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmesi gerekmektedir. Tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin, ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve taraflar arasında karşılıklı düzenlenen diğer belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, asıl işveren ödemiş olduğu miktarın tamamını, ilgili alt işverenden rücuen tahsilini talep edebilirken alt işverenin, asıl işverenden rücu imkanı yoktur. Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı dikkate alınmalıdır. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 24/05/2018 tarihli 2015/38873 E. 2018/6205 K., yine aynı Daire'nin 31/05/2018 tarihli 2016/2779 E. 2018/6452-K:; 11/05/2017 tarihli 2016/7790 E. 2017/5936K. sayılı ilamları)
Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 25/01/2021 tarihli, 2019/2330 E., 2021/175 K. sayılı kararı; "İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir..." şeklindedir.
İşçilik ücretlerden asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1.ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 05/05/2023 tarihli 2023/1118 Esas, 2023/1683 Karar sayılı kararı ile; " Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'inci Hukuk DAiresi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasında ki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilamı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemizin istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin ( alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş kanunu'nda işçiyi, korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin ( yüklenici ) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözlemelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilik özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici ( alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda yüklenicinin ( alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'inci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın asıl işverence yüklenicinin ( alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi ( alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin uygulaması doğrultusunda gidilmesi gerekmiştir..." şeklinde uyuşmazlığın giderilmesine karar verilmiştir.(Emsal için bkz İst.BAM 45 HD'nin 2020/2361 E 2024/141 K sayılı kararı)
Emsal karar, TBK'nın 167.maddesinde yer alan " ...borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça..." hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde, kararda da ifade edildiği gibi hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlendiği ve bu şartlarla sözleşme imzalandığı için işçiye ödenen dava konusu bedellerden asıl işverenin de sorumlu olduğuna dair bir hüküm yer almadığı takdirde asıl işverenin sorumluluğuna gidilemeyecektir.
Taraflar arasındaki sözleşme’nin 29. maddesi "Yüklenicinin sözleşme konusu işte çalıştıracağı personelle ilgili sorumlulukları ve buna ilişkin şartlarda Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümleri uygulanır.” hükmüne haiz olduğu, Yapım İşleri Genel Şartnamesi 34/5. Maddesinde ise “Yüklenicinin iş verdiği alt yüklenicilerin gündelikçi, haftalıkçı veya aylıkçı olarak işyerinde çalıştırdığı işçi, personel ve teknik elemanların tamamı da yüklenicinin elemanları hükmünde olup, bunların ücretlerinin ödenmesinden de doğrudan doğruya yüklenici sorumludur. Yüklenici, bunların ücretleri hakkında da aynen kendi elemanları gibi ve yukarıdaki fıkralarda belirtildiği şekilde işlem yapmak zorundadır.” hükmüne yer verildiğinin belirtildiği, buna karşın taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmelerinde davacı işverenin sorumluluğuna dair bir hükme yer verilmediğinden davalı şirket işçileri çalıştırdığı döneme isabet eden işçilik alacakları nedeniyle sorumludur.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporlarında; davacı tarafın dosya içerisine sunmuş olduğu 08.07.2019 tarihli ... ait dekontu ile, ... nolu Esas dosyasında, borçlu ... A.Ş ... .... İcra Dairesi açıklamasının yer aldığı 16.837,25 TL. bedelli ödeme yaptığı, davacı taraf ticari defterlerine göre, davacı tarafın yapmış olduğu ödemenin, 07.08.2019 tarihli ... numaralı yevmiye maddesi ile ticari defterlere 16.837,25 TL ödeme olarak işlenmiş olup, davacı taraf ticari defterlerine davalı taraftan 2.324,49 TL alacak olarak işlendiği, davacı tarafın dosya içerisine sunmuş olduğu 04.02.2021 tarihli ... Bankasına ait dekont ile, .... İcra Dairesi Müdürlüğü hesabına, ... SYL dosya ... Elemanl. açıklamalı 48.716,89 TL. ödeme yaptığı, davacı tarafın, davalı tarafa 04.08.2021 tarihli ... sıra numaralı “... Say. Yaz. ... İcra Müd.... ...” açıklamalı 2.038,78 TL. bedelli fatura düzenlemiş ve ticari defterlerine alacak olarak işlediği, davacı tarafın incelenen ticari defter kayıt ve belgelerine göre, davacı tarafın 30.12.2021 takip tarihi itibari ile davalı taraftan 4.363,27 TL. alacaklı olduğu, bu alacak tutarı, dava dilekçesi ekinde ve açıklayıcı beyan dilekçesi ekinde gösterilen, davacının çalışmış olduğu alt yüklenicilerde çalıştığı süreyle oranlı olarak rücu edilmesi amacıyla oluşturulan ödemelerin dağıtım tablolarıyla ile örtüştüğü, ....İş Mahkemesi'nin ... sayılı kararı gereği ödeme yapılan işçi ...’ün davalı şirkette toplam 124 gün çalıştığı tüm alt işverenler nezdinde çalıştığı sürenin 2963 gün olduğu, toplam güne davalı şirket nezdinde çalıştığı süreyi orantıladığımızda 124x 100/ 2963= 4,1850 olduğu dolayısıyla toplam ödenen tutarın %4,1850 inden davalı şirketin sorumlu tutulabileceği, toplam ödenen tutar üzerinden yapılan hesaplamada; 48.716,89 x 4,1850 =2.038,80 TL sonucuna ulaşılmakta ve rücu fatura tutarının 2.038,78 TL olmakla tutarın doğru olduğu, yine ....İş Mahkemesi'nin ... K sayılı kararı gereği ödeme yapılan ve takibe konu edilen diğer alacak kalemi olan ...’un davalı şirket nezdinde 152 gün çalıştığı bunun tüm alt işverenler nezdinde çalıştığı toplam 1101 güne orantılandığında 52x100/1101 =13,8056 olduğu, dolayısıyla ödenen tutarın %13,8056 inden sorumlu tutulabileceği, toplam ödenen tutar üzerinden yapılan hesaplamada; 16.837,25 x 13,8056 =2.324,49 TL sonucuna ulaşıldığı, rücu fatura tutarının 2.324,49 TL olmakla tutarın doğru olduğu, SGK kayıtlarından dava dışı her iki işçinin HDC kayıtları incelenmiş olup, ...'un ... Kurum nolu işyerinde ... Ltd. Şti. ... İnşaat A.Ş. adi ortaklığında 104 Aracı sıra no.su nda 22.08.2013 ile 21.01.2014 (152 gün) tarihleri arasında kayıtlı bulunduğu, diğer İşçi ... de ... Kurum nolu işyerinde ... Ltd. Şti. ... İnşaat A.Ş. adi ortaklığında 104 Aracı sıra no.sunda 16.09.2013 - 06.01.2014 (113 gün) 10.01.2014 20.01.2014 ( 11) gün olmak üzere çalıştığı, bu bilgilerin davacı tarafın sunduğu kayıtlarla örtüştüğü, dosya kapsamında davalı işveren son alt işveren olmadığı, bu kapsamda her iki kişinin de kıdem tazminatlarından kendisinde çalıştığı dönem açısından sorumlu olduğunun kabulü gerektiği değerlendirilmek suretiyle bu yönden yapılan hesaplamalara itibar edilerek neticeten davanın kabulü ile, ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile, icra takibinin takip talebindeki şartlarla aynen devamına, alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile,
1-)....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın İPTALİ ile, icra takibinin takip talebindeki şartlarla aynen devamına,
2-)Alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine,
3-)Harçlar Kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 427,60-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 80,70-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 346,90-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 4.363,27-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-)Davacı tarafından yapılan; 80,70-TL Peşin Harç, 3.600,00-TL Bilirkişi ücreti, 104,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 3.784,70TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-)6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13)- (14) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazine adına gelir kaydına,
7-)Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı okunup usulüne uygun anlatıldı. 30/09/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır