T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/904 Esas
KARAR NO:2025/397
DAVA:Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ:29/12/2022
KARAR TARİHİ:06/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davacının huzurdaki davanın, Kamu İhale Kanunu'nun ilgili hükümleri kapsamında ihale yoluyla hizmet alımları yapan ve ihale makamı sıfatını haiz bir kamu kurumu olan davacı kurum ile davalı şirket arasında muhtelif tarihlerde akdolunan hizmet alımına dair sözleşmeler uyarınca, sözleşme kapsamında çalışmış olan personellere ödenen işçilik alacaklarının/tazminatlarının sözleşme ve yasal mevzuat gereği davalı şirketten rucüen tazmini amacıyla ikame olunduğunu, davacı kurum tarafından ödenen işçilik alacaklarında / tazminatlarında davalı şirketein sorumluluğunda olan miktarların kıdem tazminatı bordrolarında görülmekte olduğunu, rücuen davacı kuruma ödenmesi lazım gelen miktarların personel ...'a ödenen miktarın 13.892,50 TL, ödeme tarihi 21/07/2020 olan ödeme kalemi kıdem tazminatı olduğunu, davacı kurumun sermayesinin tamamı doğrudan ve dolaylı olarak... ortaklıklardan olduğunu, 4646 sayılı Doğalgaz Piyasası Kanunu ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun bu kanuna dayanarak yürürlüğe koyduğu mevzuata tabi olarak, İstanbul genelinde doğalgaz dağıtım hizmetini ifa etmekte olduğunu, davacı kurumun sermayesinin tamamının doğrudan ve dolaylı olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ait olması sebebiyle, (2/d maddesi gereği) 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında olduğunu, buna göre davacı şirket nezdinde her tür kaynaktan karşılanan mal alımı, hizmet alımı ve yapım işlerinin, Kamu İhale Kanunu kapsamında dışarıdan ihale ile temin edilmekte olduğunu, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu çerçevesinde ihale ile hizmet alımlarında yapılan sözleşme ve şartnamelerdeki düzenlemelerin davacı kurumun taraf inisiyatifiyle olmadığını, Kamu İhale Kurumu'nun talimat ve uygulamaları doğrultusunda (doğrudan Kurum tarafından) düzenlendiğinden, bu durumun davacı kurumun ihale makamı olması sonucunu doğurmakta olduğunu, bir başka anlatımla, davacı kurumun hizmet alımı yaptığı firmalar bakımından asıl işveren statüsüne sokmamakta olduğunu, açıklanan nedenle davacı kurumun dava konusu hukuki ilişkide, davalı şirket karşısında ihale makamı sıfatına haiz olduğunu, nitekim davacı kurum ile davalı şirket arasındaki sözleşmede, davacı kurumun işin yapılmasını, yürütülmesini ve işçilerin organizasyonunu bir bütünlük içinde yükleniciye (davalı Şirket'e) bırakmış olduğunu, ayrıca taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde, sözleşme konusu işlerle ilgili yüklenicinin çalıştıracağı personele ilişkin İş Kanunları ve diğer mevzuattan kaynaklanan sorumlulukların yükleniciye ait olduğu taraflarca imza altına alınmış olduğunu, diğer yandan, ihale sözleşmesi kapsamında ihale makamının işçilik alacaklarından sorumlu olmadığı hususunun (son derece açık olduğunu, buna ilişkin emsal Yargıtay Kararları ışığında, davacı kurumun ihale makamı olduğunun ve taraflar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin kurulmadığının, dava dışı personellere ödenen tüm miktarlardan davalı tarafın sorumluluğu olduğunun ve rücu olunan miktarların davacı şirkete ödenmesi gerektiğinin kabulünün gerekmekte olduğunu, (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 1994/3430 E. Ve 11466 K. Sayılı kararı, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2016/17703 E. ve 2016/15101 K. Sayılı kararı), davacı kurumun Kamu İhale Kanunu kapsamında tanınan haklarını kullanmak süretiyle davalı şirkete sözleşme konusu işi ihale ettiğini, yanlızca ihale makamı sıfatın haiz olduğunu, kaldı ki sözleşmenin ilgili maddeleri ve emsal Yargıtay Kararları incelendiğinde, işçilik alacaklarından ihaleyi alan yüklenici firmanın (davalı Şirket'in) sorumlu olduğunun açıkça anlaşılmakta olduğunu, davacı kurumun yapmış olduğu işçilik ödemeleri kapsamında davalı şirkete rücu etme hakkının bulunmakta olduğunu, zira ihale makamı olan davacı kurumun personellere haklarını ödemiş olduğunu ve davalı şirketin tüm bu ödemeler bakımından sorumlu olduğunun şarih olduğunu, davacı kurumun dosyaya arz olunacak sözleşmelere rağmen ihale makamı sıfatına haiz olmadığı yönünde bir takdir oluşması durumunda, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin genel hukuka göre nitelendirilmesi ve davalı şirketin dava dilekçelerinde açıklanan bedellerin ne kadarından sorumlu tutulması gerektiğinin bilirkişi marifetiyle hesaplanması gerektiğini iddia ve beyanla davanın kabulü ile tahkikat sürecinde ve bilirkişi incelemesi neticesinde ortaya çıkacak olan miktarda artırmak üzere ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalması kaydıyla 1.000,00 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalıya usulüne uygun tebligat yapıldığı ancak cevap dilekçesi sunmadığı görüldü.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, davacı şirketçe davalı şirket bünyesinde sözleşme kapsamında çalışmış olan personele yapıldığı iddia edilen ödemelerin rücuen tahsili talebine ilişkindir.
Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, Davalı Şirket Bünyesinde Sözleşme Kapsamında Çalışmış Olan Personellere Yapılan Ödeme Dekontları, Kıdem Tazminatı Tabloları Ve Sair Evraklar , ilgili Personellere Dair SGK Kayıtları ile Çalışma Sürelerine ve İşe Giriş - Çıkış Tarihlerine Dair Kayıtlar , Tanık, Bilirkişi İncelemesi ve sair yasal tüm delil
dosya arasına alınmıştır.
Dosyanın ...'a tevdi edildiği, bilirkişinin raporunda özetle ; Rücuen tazminata konu, işçiye ödenen kıdem tazminatının Mahkeme ilamına göre mi yoksa re'sen mi davacı tarafından hesaplanıp ödenip ödenmediğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgeye dosyada rastlanılmadığını, rücuen tazminata konu, işçiye ödenen kıdem tazminatının re'sen hesaplanıp davalı şirket işçisine hangi kriterlere göre ve neye dayanılark ödendiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgeye dosyada rastlanılmadığını, kıdem tazminatının davacı veya davalı tarafından ödeneceğini veya hangi oranda sorumlu olunacağına ilişkin dosyada herhangi bir sözleşme, bilgi ve belgeye rastlanılmadığını, rücuen tazminata konu kıdem tazminatına konu işçinin iş sözleşmesi, bir tarafın (dava dışı işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşme olduğunu, buna göre, iş sözleşmesinin üç unsuru, iş görme, ücret ve bağımlılık olduğunu, rücuen tazminata konu kıdem tazminatı davacı tarafından ödenen işçinin, davalı şirketin sigortalı işçisi olduğu anlaşıldığını, bu sebeple de işçilik alacaklarından davalı şirketin sorumlu olduğu sonucuna ulaşılabileceğini, dosyada rücuen tazminat olarak ödendiği iddia edilen 13.892,50 TL.'nin ödeme belgesine dosyada rastlanılmadığını, davacının hak kazanma koşullarının takdiri ve değerlendirmesi Sayın Mahkemeye ait olduğunu, personel ...'a ödenen miktarın 13.892,50 TL, ödeme tarihi 21/07/2020 olan ödeme kalemi kıdem tazminatı olduğu tespit ve rapor edilmiştir.
Dosyanın ...'a tevdi edildiği, bilirkişinin ek raporunda özetle ; personel ...'a ödenen miktarın 13.892,50 TL, ödeme tarihi 21/07/2020 olan ödeme kalemi kıdem tazminatı olduğu tespit ve rapor edilmiştir.
Davacı vekilinin 23/01/2025 tarihli ıslah dilekçesinde özetle;
21.01.2025 tarihli duruşmasında tarafımıza ıslah dilekçesi sunmak ve ıslah harcını yatırmak üzere süre verildiğini, 1.000 TL olarak açılan davanın 12.892,50 TL ıslah edilerek, 13.892,50 TL alacağın, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek faizleriyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacı şirkete ödenmesi yönündeki ıslah taleplerine, ıslah dilekçesinin kabulü ile davalı tarafa tebliğine, ıslah dilekçemiz doğrultusunda toplam 13.892,50 tl üzerinden kabulüne, 13.892,50 tl'nin, her bir ödeme tarihinden itibaren işlemeye başlatılacak faizleri ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkil şirkete ödenmesine, Yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; hizmet alım sözleşmeleri kapsamında çalıştırılan işçiye ödenen işçilik alacaklarından, davalının sorumlu olduğu iddiası ile ödenen bedellerin davalıdan tahsili istemine ilişkin olup uyuşmazlık rücuen tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı ve rücu miktarı noktasında toplanmıştır.
Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde; "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur." hükmü bulunmaktadır.
Dava konusu olayda davacı ile davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusudur ve işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla getirilmiş olan sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. maddesi "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludur. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklinde düzenleme mevcut olup, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları belirtilmiştir.
Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, teknik şartname ve genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümleri ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmesi gerekmektedir. Tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin, ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve taraflar arasında karşılıklı düzenlenen diğer belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, asıl işveren ödemiş olduğu miktarın tamamını, ilgili alt işverenden rücuen tahsilini talep edebilirken alt işverenin, asıl işverenden rücu imkanı yoktur. Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı dikkate alınmalıdır. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 24/05/2018 tarihli 2015/38873 E. 2018/6205 K., yine aynı Daire'nin 31/05/2018 tarihli 2016/2779 E. 2018/6452-K:; 11/05/2017 tarihli 2016/7790 E. 2017/5936K. sayılı ilamları)
Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 25/01/2021 tarihli, 2019/2330 E., 2021/175 K. sayılı kararı; "İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir..." şeklindedir.
İşçilik ücretlerden asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 1.ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 05/05/2023 tarihli 2023/1118 Esas, 2023/1683 Karar sayılı kararı ile; " Somut olaya gelince; ... Bölge Adliye Mahkemesi 7'inci Hukuk DAiresi ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasında ki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilamı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemizin istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin ( alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş kanunu'nda işçiyi, korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin ( yüklenici ) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözlemelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilik özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici ( alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda yüklenicinin ( alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla ... Bölge Adliye Mahkemesi 7'inci Hukuk Dairesi ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın asıl işverence yüklenicinin ( alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi ( alt işveren) tamamen sorumlu tutan ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin uygulaması doğrultusunda gidilmesi gerekmiştir..." şeklinde uyuşmazlığın giderilmesine karar verilmiştir.(Emsal için bkz İst.BAM 45 HD'nin 2020/2361 E 2024/141 K sayılı kararı)
Emsal karar, TBK'nın 167.maddesinde yer alan " ...borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça..." hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde, kararda da ifade edildiği gibi hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlendiği ve bu şartlarla sözleşme imzalandığı için işçiye ödenen dava konusu bedellerden asıl işverenin de sorumlu olduğuna dair bir hüküm yer almadığı takdirde asıl işverenin sorumluluğuna gidilemeyecektir.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 167/1'ncimaddesi ile Yüksek Yargıtay'ın bu konudaki oturmuş ve yerleşmiş içtihatlarına göre, asıl işveren ile alt işveren arasındaki sözleşmede işçinin hak ve alacaklarından hangi tarafın ne oranda sorumlu olacağına ilişkin hüküm bulunmakta ise rücu alacağının sözleşme hükümlerine göre belirlenmesi gerekmektedir. Şayet taraflar arasındaki sözleşmede bu hususta açık bir hüküm bulunmamakta ise işçinin hak ve alacaklarından güncel son kararlar uyarınca alt işverenin alacakların tamamında sorumlu oldukları kabul edilerek rücu alacağının tespiti gerekmektedir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2021/32 K. 2021/848 T. 13.10.2021)
Yargıtay'ın konuya ilişkin yerleşik içtihatlarıyla kabul edilen görüşü, yukarıda yer verilen iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, yüklenicinin sorumlu olduğu “ücretler”in içerinde ulusal bayram ve genel tatil günleri ile fazla çalışma saatlerine dair ücretleri ile kıdem tazminatı olduğunun kabulü yönünde olduğu, (Yarg.13.H.D. 28.01.2016 Tarih, 2015/33001E-2016/02063 K.)
Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Davanın, davacı şirketçe davalı şirket bünyesinde sözleşme kapsamında çalışmış olan personele yapıldığı iddia edilen ödemelerin rücuen tahsili talebine ilişkin olduğu, dosyamızdan alınan ve dosya kapsamına uygun denetime açık ve hükme elverişli bilirkişi raporu ile; davacı kurumun davalı şirket bünyesinde istihdam edilen personel ...'a 21/07/2020 tarihinde 13.892,50 TL, kıdem tazminatı ödemesi yaptığı, işçilik alacaklarından davalı tarafın sözleşme gereği sorumlu olduğunun tespit edildiği anlaşıldığından davanın kabulü ile 13.892,50 TL alacağın 1.000 TL si dava tarihinden, 12.892,50 TL si ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine miktar itibari ile kesin olarak karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE,
-13.892,50 TL alacağın 1.000 TL si dava tarihinden, 12.892,50 TL si ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 949,00-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 301,70-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 647,30-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 13.892,50-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan; 80,70-TL Peşin/nisbi Harcı, 221,00-TL Islah Harcı, 5.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 100,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 5.401,70TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ,
5-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan alınarak Hazine adına gelir kaydına,
6-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda okunup usulüne uygun anlatıldı. 06/05/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır