T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/179 Esas
KARAR NO : 2025/512
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/03/2023
KARAR TARİHİ : 16/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı taraftan alacağının tahsili için davalı aleyhinde ... 34. İcra Dairesi ...Esas sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlattığını, davalı borçlunun, borcu olmadığını beyan ederek, borca, faize ve ferilerine itiraz ettiğini, borçlunun itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı ile davacı arasındaki 14.12.2021 düzenleme tarihli, 14.12.2021 faiz başlangıç tarihli, ... no.lu 7.346,16 TL tutarında fatura ve 16.12.2021 düzenleme tarihli, 16.12.2021 faiz başlangıç tarihli, ... no.lu 3.732,48 TL tutarında faturanın mevcut olduğunu, bu faturalardan kaynaklı borcun davalıca ödenmesi gerekirken bugüne kadar taraflarına herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine davalı hakkında ... 34. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasıyla fatura alacağına dayalı olarak 11.979,11 TL tahsili amacıyla genel haciz yoluyla takip yapıldığını, davalının 19.07.2022 tarihinde borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalının, icra takip dosyasına sundukları faturalardan dolayı borçlu bulunduğunu, davalının itirazında davacıya borcu olmadığından bahisle borca itiraz ettiğini, ancak icra takip dosyasına sunulan faturalarla ile ilgili herhangi bir açıklama getirmediğini ve ödeme belgesi de sunmadığını, davalının davacıya takibe konu faturalardan dolayı borçlu olduğunu, Mahkeme tarafından takibe konu faturalar tetkik edildiğinde davalı borçlunun, alacaklı davacıya borçlu olduğunun anlaşılacağını, davalı borçlunun bu itirazının tamamen kötü niyetli olup, alacağı sürüncemede bırakmaya müteveccih olduğunu, zaten itirazın sebepten mücerret, afaki ve mesnetsiz olmasının bu kötü niyeti gösterdiğini, bu kötü niyetli itirazın kaldırılması ve takip konusu alacağın tahsili için iş bu davayı ikame zarureti hasıl olduğunu, davanın kabulü ile davalının ... 34. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasına yaptığı haksız itirazın iptaline, davalı aleyhine %20 İcra İnkar tazminatına hükmedilmesine, mahkemece davanın itirazının iptali olarak görülmesinin mümkün olmadığı düşüncesi varsa alacak davası olarak davanın yürütülmesine karar verilmesini talep ettiklerini, takibe konu fatura miktarının net şekilde belli likide olduğunu, Borçlu, alacaklının icra takibinde talep ettiği alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmekte veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda ise ve alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç yoksa, alacağın likide olduğunu, Yargıtay’ın çeşitli kararlar vesilesiyle genel olarak yaptığı tanımın da buna paralel olduğunu, örneğin, Hukuk Genel Kurulunun bir kararında belirtildiği ve diğer bazı kararlarda da benimsendiği üzere, “alacağın gerçek miktarı belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise” alacağın likid olduğunu, “Dava; fuzulen ödenen aylıklarının ferileriyle birlikte tahsili için borçlu aleyhine girişilen icra takibine, borçlunun vaki itirazının iptali ile icra takibinin devamına ve borçlunun yüzde 40 icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkin olup, takip konusu alacağın likit, yani belirgin olması, başka bir anlatımla hak etmediği aylıkları her ay kendisine ödenen borçlunun herhangi bir hesaplamaya gerek olmaksızın yalnız başına borç miktarını bilebilecek durumda olması karşısında borçlunun icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerekir” (10.HD 14.2.2005, ...); 13. HD 24.11.1998, ...; 13. HD 2.3.2006, .... 17 HGK 12.3.2003,... (Kazancı)., Mahkemece ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini, rehinle temin edilmemiş muaccel ve vadesi gelmiş söz konusu alacak kalemleri için ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini, nitekim Yargıtay 19 H.D 2013/18723E. 2014/1804 K.;“Mahkemece faturalar, yazar kasa fişleri ve mal teslimi fişlerine dayalı ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ibraz edilen bu belgelere göre alacağın varlığı ve muaccel olduğu konusunda mahkemece bir kanaat edinilmesi halinde ihtiyati haciz isteğinin kabulüne (....) , Yargıtay 19 H.D ...E. ...K.İhtiyati Haciz Karar verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığına dair kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın kesin şekilde ispatlanması gerektiği değildir.”şeklinde olduğunu belirterek davalı/borçlunun ... 34. İcra Dairesi ... Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, ihtiyati haciz talebinin teminatsız olarak kabulüne, Mahkeme aksi kanaatteyse uygun ve makul bir teminat karşılığında teminatlı kabulüne, haksız ve kötüniyetle takibe itiraz eden davalının takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkememizin 16/03/2023 tarihli ara kararı ile davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davadan haricen 10.10.2023 tarihinde muttali olup vekaletnameyi ibraz etmiş bulunduklarını, dosya içerisindeki tebligatlar ve dosya içeriğine alınan adres sorgusu incelendiğinde tüm tebligatların usulsüz olduğunun ortaya çıkacağını, dava dilekçesi ve tensip zaptının davalı adına "..." adresine tebliğe çıkarıldığını, tebligat söz konusu adreste, davalı tarafından tanınmayan... beyanıyla mahalle muhtarı imzasına tebliğ edildiğini, dosyaya alınan kayıtlarda da görüleceği üzere 10.05.2023 beyan ve taşınma tarihi itibariyle davalının adresi "..." olup adres kayıt sistemi dışındaki bir adreste muhtar imzasına tebliğ yapılmasının mümkün olmadığını, işbu sebeple dava dilekçesi ve tensip zaptının tebliğinin usulsüz olduğunu, tebliğin usulsüzlüğü ile davalının anayasal hakkı olan adil yargılanma, hukuki dinlenilme ve dilekçe verme haklarının elinden alındığını, işbu sebeple tebligatın selahiyetinin resen dikkate alınması gereken bir husus olduğunu, Hukuk Genel Kurulu 02.07.2003 tarih, ... E. ... K; “...tebligatın usulüne uygunluğu hakimin resen göz önüne alması gereken kamu düzeni yanı ağır basan hususlardandır.” Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 19.01.2017 tarih,... E. ... K; “Yargılamanın hukuka uygun ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunmanın özgürce ileri sürülebilmesi ve delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile olanaklıdır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve bu Kanun'un uygulanması için çıkarılan Tüzük hükümleri tamamen şeklidir ve titizlikle uygulanması gerekir. Bir davada yapılan tebligatların usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığım hâkim kendiliğinden denetlemelidir. Davanın taraflarının, usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkım kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.” Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 06.02.2020 tarih... E. ... K; “Bu nedenle, mahkemece usulsüz tebligat nedeniyle davalıya Tebligat Kanunu gereğince yasaya uygun olarak tebligat yapılarak davalının savunması ve delillerini sunması sağlanarak elde edilecek deliller tüm dosya içeriği ile bir değerlendirmeye tabi tutularak karar verilmesi gerekirken usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.” yeklinde olduğunu, öncelikle tebligatın usulsüzlüğüne, vekaletname sunma tarihi olan 10.10.2023 tarihi itibariyle davadan muttali olduklarının kabulü ile işbu cevap dilekçesinin süresinde olduğuna karar verilmesi Sayın Başkanlığın tensip ve takdirlerine arz ve talep olunduğunu, davacının, ... 34. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasına dayanak faturalar sebebiyle davalıdan alacaklı olduğunu iddia ettiğini, işbu iddiaların hukuki mesnetten yoksun olup davanın reddi gerektiğini, davacı tarafından düzenlenen faturalarda bahsi geçen malların davalıya teslim edilmemiş olup davacı tarafından öncelikle bu tespit olgusunun ispatı gerektiğini, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 29.11.2021 tarih, ... E.,... K; “Davacı, satım sözleşmesine konu malların davalıya teslim edilmesine rağmen ödeme yapılmadığını iddia etmiş, davalı ile satım ilişkisinin kurulmadığını, fatura konusu malların kendisine teslim edilmediğini savunmuştur. Uyuşmazlık, davacı tarafça faturası düzenlenen malların davalıya teslim edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır. Fatura tek başına alacağın varlığına delil olmaz ve yine davalının da söz konusu faturaların altında yer alan teslim alan kısmında imzası bulunmamaktadır. Bu durumda dava konusu ürünlerin teslimi hukuki bir işlem olup, ancak TMK 6. ve HMK. 190 ve 200 maddeleri gereği yazılı delillerle ispat edilebilir. Dosyaya ibraz edilen faturalar malın teslim edildiğini göstermez. Davacı yasal delillerle teslim olgusunu ispat etmelidir. Dava dosyasında yer alan servis fişlerinden LED TV’ye ilişkin olan servis fişi incelendiğinde; davalının imzasının yer almadığı anlaşılmaktadır. Yine dava konusu yapılan buzdolabı, saç düzleştirici ve elektrik süpürgesi bakımından teslim belgesi ve birbirini doğrulan servis fişleri de bulunmamaktadır. Mahkemece, dava konusu yapılan ürünlerin davalıya tesliminin yasal delillerle ispatlanamadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle davanın kabulüne ilişkin karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir." şeklinde olduğunu belirterek haksız davanın esastan reddine, alacağın % 20’sinden az olmamak üzere davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, ... 34. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya UYAP sureti, ... ve ...'a ait sicil dökümleri, vergi beyannameleri, BA - BS formları dosyamız içerisine alınmıştır.
... 34. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine 11.979,11 TL üzerinden takip başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğu anlaşılmıştır.
Dosya Mali Müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 21/01/2024 tarihli raporda; davacı tarafın ... 34. İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosya ile davalı taraftan 11.078,64 TL. fatura alacağı ve 900,47 TL. faiz olmak üzere toplam 11.979,11 TL. alacak talebinde bulunduğu, davacı taraf alacağa dayanak olarak, 14.12.2021 tarihli ... sıra numaralı 7.346,16 TL. ve 16.12.2021 tarihli ... sıra numaralı 3.732,48 TL. bedelli fatura sunduğu, tarafların incelenen ticari defter kayıt ve belgelerine göre, davacı tarafın takibe ve davaya konu etmiş olduğu faturaların her iki tarafın ticari defterlerine işlendiği, davacı tarafından alacağa dayanak fatura içeriği malların davalı tarafa teslim edildiğine dair dosya içerisine veya tarafıma herhangi bir bilgi veya belge sunulmadığı, davacıya ait BA-BS Formalarının incelenmesinde, takibe ve davaya konu faturaların davacı tarafından BS Formunda bildirildiği, davalı 2021 yılında İşletme defterine tabi olduğu, bu nedenle 2021 yılında Ba-Bs Formu verilme zorunluluğu olmadığı, davacı tarafın 2021 yılı ticari defter kayıt ve belgelerine göre, davacının 31.12.2021 tarihi itibari ile davalı taraftan borç-alacak bakiyesinin olmadığı, tarafların %20 tazminat talebinin Mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir.
Taraf itirazları uyarınca dosya yeniden bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 24/08/2024 tarihli ek raporda; davacı tarafın ... 34. İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosya ile davalı taraftan 11.078,64 TL. fatura alacağı ve 900,47 TL. faiz olmak üzere toplam 11.979,11 TL. alacak talebinde bulunduğu, davacı taraf alacağa dayanak olarak, 14.12.2021 tarihli ... sıra numaralı 7.346,16 TL. ve 16.12.2021 tarihli ... sıra numaralı 3.732,48 TL. bedelli fatura sunduğu, tarafların incelenen ticari defter kayıt ve belgelerine göre, davacı tarafın takibe ve davaya konu etmiş olduğu faturaların her iki tarafın ticari defterlerine işlendiği, taraf ticari defterlerine göre, davacı tarafın takibe konu etmiş olduğu faturalara ilişkin davalı tarafından süresi içerisinde itiraz edildiğine dair dosya içerisinde herhangi bir bilgi veya belge bulunmadığı, davalı tarafından davaya konu faturalara ilişkin iade faturası düzenlenmediği, davacı tarafından alacağa dayanak fatura içeriği malların davalı tarafa teslim edildiğine dair dosya içerisine veya tarafıma herhangi bir bilgi veya belge sunulmadığı, davacıya ait BA-BS Formalarının incelenmesinde, takibe ve davaya konu faturaların davacı tarafından BS Formunda bildirildiği, davalı 2021 yılında İşletme defterine tabi olduğu, bu nedenle 2021 yılında Ba-Bs Formu verilme zorunluluğu olmadığı, davacı tarafın 2021 yılı ticari defter kayıt ve belgelerine göre, davacının 31.12.2021 tarihi itibari ile davalı taraftan borç-alacak bakiyesinin olmadığı, davacı tarafın davalı taraftan alacaklı olup olmadığı ve tarafların %20 tazminat talebinin Mahkeme’nin takdirinde olduğu belirtilmiştir.
... Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan talimat ile davalı ...'ın yemini yaptırılarak " dava konusu faturalarda yer alan mallar bana teslim edilmedi. ...'a borcum yoktur. Namusum, şerefim ve kutsal saydığım değerler üzerine yemin ediyorum." şeklinde beyanı alınmıştır.
Dava; itirazın iptali davasıdır.
Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirdiğinde;
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının davalı taraftan alacağına istinaden 2 adet toplamı 31.800,00-TL bedelli çekin banka yolu ile toplam 40.500,00-TL bedelle tahsil edildiği, davacının ticari defter kayıtlarında tahsilatlara ilişkin olarak hatalı olarak 60.596,52-TL tutarlı hesap düzeltme olarak kaydedildiğine yönelik itirazının uyuşmazlığın toplandığı nokta olduğu anlaşılmaktadır.
Davalı tarafın davacı taraftan düzenlenen faturalarda bahsi geçen malları teslim etmediğini beyan ettiği, davalının savunması, vasıflı ikrar niteliğinde olup iddiayı kanıtlama yükümlülüğü, ikrar eden tarafa (davalıya) değil, vakıayı ileri süren tarafa (davacıya) aittir.
Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda; davacı tarafın ... 34. İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosya ile davalı taraftan 11.078,64 TL. fatura alacağı ve 900,47 TL. faiz olmak üzere toplam 11.979,11 TL. alacak talebinde bulunduğu, davacı taraf alacağa dayanak olarak, 14.12.2021 tarihli ... sıra numaralı 7.346,16 TL. ve 16.12.2021 tarihli ... sıra numaralı 3.732,48 TL. bedelli fatura sunduğu, tarafların incelenen ticari defter kayıt ve belgelerine göre, davacı tarafın takibe ve davaya konu etmiş olduğu faturaların her iki tarafın ticari defterlerine işlendiği, taraf ticari defterlerine göre, davacı tarafın takibe konu etmiş olduğu faturalara ilişkin davalı tarafından süresi içerisinde itiraz edildiğine dair dosya içerisinde herhangi bir bilgi veya belge bulunmadığı, davalı tarafından davaya konu faturalara ilişkin iade faturası düzenlenmediği, davacı tarafından alacağa dayanak fatura içeriği malların davalı tarafa teslim edildiğine dair dosya içerisine herhangi bir bilgi veya belge sunulmadığı, davacıya ait BA-BS Formalarının incelenmesinde, takibe ve davaya konu faturaların davacı tarafından BS Formunda bildirildiği, davalı 2021 yılında İşletme defterine tabi olduğu, bu nedenle 2021 yılında Ba-Bs Formu verilme zorunluluğu olmadığı, davacı tarafın 2021 yılı ticari defter kayıt ve belgelerine göre, davacının 31.12.2021 tarihi itibari ile davalı taraftan borç-alacak bakiyesinin olmadığının anlaşıldığı, davacının davalı taraftan alacağına istinaden 2 adet toplamı 31.800,00-TL bedelli çekin banka yolu ile toplam 40.500,00-TL bedelle tahsil edildiği, davacının ticari defter kayıtlarında tahsilatlara ilişkin olarak hatalı olarak 60.596,52-TL tutarlı hesap düzeltme olarak kaydedildiğine yönelik itirazının değerlendirmesinde davacı taraf ticari defterlerinde yer alan 60.596,52-TL tahsilat kaydının muhasebeci hatası olup olmadığı taraf ticari defter kayıtlarının karşılaştırması sonucu anlaşılamadığı, öte yandan davacı tarafın davalı asile yemin teklifinde bulunduğu ve davalı ...'ın yaptırılan yemini üzerine davacının davalıdan herhangi bir alacağı olmadığı kesin delille tespit edilmiştir. Bu nedenlerle sübut bulmayan davanın reddi gerektiği takdir edilmiş ve davacının takipte kötü niyeti sabit olmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın sübut bulmadığından REDDİNE,
2-Şartları oluşmadığı anlaşılmakla davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 410,82-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 11.979,11-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına,
7-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazine adına gelir kaydına,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE,
Dair miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı okunup usulüne uygun anlatıldı. 16/06/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır