T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/210 Esas
KARAR NO:2024/604
DAVA:İtirazın İptali
DAVA TARİHİ:06/03/2023
KARAR TARİHİ:12/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkil, Türkiye Sermaye Piyasalarında Finansal Aracılık hizmetleri alanında faaliyet gösterdiği, SPK tarafından yapılan teknik alt yapı organizasyon, sermaye ve insan kaynakları yeterliliği incelemeleri sonucunda kaldıraçlı alım-satım işlemleri yapma ve Sermaye Piyasası Araçlarının alım Satımına Aracılık (BİS nezdinde vadeli işlemler ve Opsiyon Piyasası pay piyasası (VOİP) gibi piyasalarda işlem yapma ve alım-satıma aracılık ) yetkileri verildiği, Davalı 07.07.2021 tarihinden itibaren müvekkil şirket bünyesinde müşteri temsilcisi olarak görev yapmakta iken 21.10.2022 tarihinde istifa ederek İş akdine aykırı bir şekilde müvekkil şirket ile aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir şirkette çalışmaya başladığı, Davalı, sözleşmede yer alan rekabet yasağına aykırı olarak aynı alanda faaliyet gösteren bir başka aracı kurumda çalışmaya başlamasından doğan Cezai şart ödemesi için ... İcra Md ... E Sayılı dosyası ile İcra takibi başlatıldığı, başlatılan icra takibine haksız ve kötü niyetli itirazda bulunulduğu ve takibin durdurulduğu, haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamı ile 96 20 *den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesi gerektiği, Taraflar arasında 07.07.2022 tarihli İş sözleşmesi imzalandığı, davalı 21.10.2022 tarihinde istifasını sunduğu, İş akdinin 10.6 maddesi gereğince “çalışan herhangi bir sebep ile İstanbul, İzmir, Ankari Bursa, Balıkesir, Adana, Antalya ve Samsun sınırları içinde Şirketin faaliyet gösterdiği alanlarda faaliyet gösteren her hangi bir şirkette iş akdinin fesih tarihinden itibaren 8 (sekiz ay) ay süre çalışamaz” davalı kötü niyetli olarak sözleşmeye aykırı hareket ettiğinden dolayı cezai şartı ödemekle yükümlü olduğu, İş akdinin “Cezai şart başlıklı 13 maddesi gereği, ihlal nedeniyle “...çalışan aldığı son ücreti üzerinden 6 aylık brüt ücreti tutarında tazminatı İşverene Cezai şart olarak ödemeyi peşinen kabul ve beyan eder.” İşçi çalıştığı işyerine dair teknik bilgilere birçok kez sahip olmakla işi ve işvereni ile ilgili kritik bilgilere sahip olabildiği, işçinin işvereni ile olan ilişkisinde bu bilgileri gizleme yükümlülüğü olması gerektiği, Rekabet yasağı koşulları, çalışanın fiil ehliyetine sahip olması, sözleşmede yazılı şekilde yapılması, ve işverenin korunmaya değer haklı bir menfaatinin varlığı olduğu, rekabet yasağı sözleşmesi ile asıl amaçlanan çalışanın iş ilişkisi içindeyken işverenin işleri, müşteri kitlesi veya ticari sırları konusunda edindiği bilgileri iş ilişkisi sona erdikten sonra korumaya çalışmak oldu; Bu aşamada; Müşterileri tanıma, İş sırlarını öğrenme, bilgilerin kullanılması halinde işverene zarar verme ihtimali kriterlerinin dikkate alınması ile somut olayda sayılan tüm koşulların gerçekleştiği, davalının tüm afaki itirazlarının reddi gerektiği, Yukarıda arz ve izah olunan sebepler ve Mahkemece resen nazara alınacak hususlar ışığında, fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; Davalının haksız ve hukuka aykırı itirazlarının iptaline, takibin devamına, davalının *6 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.
CEVAP:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; HMK.m.6 maddesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça genel yetkili mahkemenin davalı gerçek veya tüzel kişinin yerleşim yeri mahkemesi olacağından davalının yerleşim yeri İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, yetki itirazının kabulü gerektiğini, akdedilen sözleşmenin 10 ve 13 maddeleri gereği taraflar arasında rekabet yasağı şartı bulunduğunu, davalının bu şartlara aykırı davrandığı iddiasıyla işbu dava ikame edildiğini, davalının 07.07.2021 tarihinden 21.10.2022 tarihine kadar özen ve sadakat yükümlülüklerine uygun olarak davacı şirkette müşteri temsilcisi olarak çalıştığını, davacı tarafından davalı hakkında öncelikle ilamsız icra takibi başlattığını, davalının itirazı üzerine işbu itirazın iptali davası ikame edildiğini, davalının İstanbul'da bulunan benzer kurumda görev aldığından bahisle rekabet yasağına mugayir hareket ettiğini iddia ettiğini, rekabet yasağı koşulları TBK.m.444/2-1 fıkrasına göre yapılmış olsa dahi davalının, davacının hangi sırlarına vakıf olduğunu, bu sırlara aykırı hangi davranışları ile davacıyı zarara uğrattığı hususlarında her hangi bir açıklamada bulunmadığını, davalının davacı şirketin sırlarına vakıf olmak bir yana yatırımcıların bilgilerinin dahi çalışmış olduğu ekrana “*****" yıldızlı olarak geldiğini, yatırımcıların bilgisine sahip olmadığını ve bu sebeple istese dahi yeni çalıştığı şirkete davacı şirketin sırlarını taşıyamayacak olması nedenleriyle rekabet yasağı kaydının kesinlikle hükümsüz olduğunun ortada olduğunu, TBK.m445 göre rekabet yasağının hangi koşullarla sınırlandırılabileceği hüküm altına alındığını, düzenlemede ayrıca işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete uygun olarak tehlikeye düşürecek biçimde olmaması gerektiği belirtilmiş ise de taraflarca imzalanan sözleşmede 5 büyük şehre ilave olarak Balıkesir, Antalya ve Samsun da sayılarak davalının yasal çalışma hakkını sona erdirecek nitelikte hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı hakkında başlatılan icra takibinin kötü niyetli olduğunu, haksız ve hukuka ve yasaya aykırı açılmış işbu davanın reddi ile davacının kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, haksız ve hukuka ve yasaya aykırı açılan davanın reddine, kötü niyetli başlatılan takip nedeniyle davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
.... İcra Müdürlüğü'nün ... icra dosyasının uyap üzerinden dosyamız arasına alındığı anlaşıldı.
.... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı icra dosyasının incelemesinde; cezai şart alacağından kaynaklı alacak olmak üzere 41.425,87-TL asıl alacak, 900,59-TL faiz olmak üzere toplam 42.326,46 TL borcun ödenmesi amacıyla 06.12.2022 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçlunun 15.12.2022 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizin 13/03/2023 tarihli ... sayılı kararı ile İstanbul 6, 7,8 ve 9 Nolu Asliye Ticaret Mahkemelerinin birine tevzi edilmek üzere gönderilmiştir.
Dosyanın 23/03/2023 tarihli tevzi formu ile .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sırası kaydı yapıldığı, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas... Karar 24/03/2023 tarihli kararı ile dosyanın İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verildiği görülmekle dosyanın mahkememizin 2023/210 Esas sayılı dosyasına tevzi olduğu anlaşılmıştır.
Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan 04.01.2023 tarihli arabuluculuk son anlaşmazlık tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların anlaşamadığı anlaşılmıştır.
Davacı ve davalı tarafın sunmuş oldukları tüm deliller dosya içerisine alınmış, mahkememizce davaya konu icra takip dosyası celp edilerek incelenmiş ve tarafların sunmuş oldukları sözleşme, müzekkere cevapları ve taraf beyanları üzerinde mahkemece haksız rekabet konusunda uzman bilirkişi heyeti tarafından bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde bilirkişi tarafından 20.06.2024 tarihinde düzenlenen bilirkişi heyet raporuna göre; "Taraflar arasındaki rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünün, TBK. m. 445/1 hükmünde yer alan “yer, zaman ve işlerin türü bakımından” uygun sınırlamalar içeren geçerli bir sözleşme olduğunu, taahhütnamenin, TBK. m. 444/2 hükmünde öngörülen “müşteri çevresi veya üretim sırları ile ilgili elde idilen bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması” şartını da taşıdığını, sözleşme uyarınca davacının talep edebileceği cezai şart tazminatının 41.425,86 TL olarak hesaplandığını, davacının, davalıya gönderdiği ve davalıdan cezai şart talebinde bulunduğu ihtarnamenin davalıya tebliğ edilemediği görüldüğünden; icra takibi ile talep edilen 41.425,86 TL. ana para talebinin yerinde olduğunu, 900,59 TL. işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığını, davacının, davalıdan 06.12.2022 icra takip tarihi itibariyle 41.425,86 TL. ana para talebinde bulunabileceğini, cezai şartın fahiş olup olmadığının tespiti bakımından işçi-işveren arası bu sözleşmede, bu miktarda cezai şartın yüksek olmadığı taahhüdünden ziyade, sayın mahkemece hakkaniyet indirimi yapılmasının değerlendirilebileceği, cezai şartın iki yıl süreye belirlenebilecekken sekiz aylık süre ile sınırlı tutulması, ceza miktarının aylık maaş miktarı üzerinden hesaplanması, ceza miktarının fahiş olduğuna ve bu durumun davalıyı yoksulluğa sürekleyeceğine ilişkin somut bir delil sunulmaması gibi hususlar dikkate alındığında, indirim talebinin ispata muhtaç olduğunu, davacı açısından, icra inkar tazminatı talep etme şartlarının da oluştuğu tespit ve rapor edilmiştir." şeklinde rapor düzenlenmiştir.
6098 sayılı TBK’nın 445. maddesi “(1)Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. (2)Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.” hükmünü haiz olup, anılan madde hükmü ile 6098 sayılı Kanun 818 sayılı Kanun'dan farklı olarak, rekabet yasağı ile ilgili doğrudan mutlak bir geçersizliğin öngörülmediği, Anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile somut olgu nazara alınarak rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı bakımından hakime uyarlama yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır. Hakime tanınan bu yetkinin gerek müstakil açılan bir uyarlama davasında ve gerekse de ihlal halinde açılacak bir tazminat davasında kullanılabileceği kuşkusuzdur. Ayrıca aynı Kanun'un 444/2. maddesi “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.”
"... rekabet yasağının işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması halinde geçerli olacaktır.Bu durumda TBK 444/2 hükmü uyarınca öncelikle, rekabet yasağı düzenlemesinin geçerli olup olmadığının veya aşırı nitelikte olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir..."Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 10.04.2019 tarihli 2018/1393 E., 2019/2838 K.
"...Ancak; 6098 sayılı TBK.’nın 182/ son maddesi gözönünde bulundurularak; kararlaştırılan cezai şartı fahiş olup olmadığı hususunda re'sen araştırma yapılarak bir değerlendirme yapılması, fahiş olduğu takdirde cezai şartta indirim yapılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, bu hususda hiç değerlendirme yapılamadan eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamış bununla birlikte dosyada yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf bu yönden kabulü ile HMK 353(1)b-2 uyarınca hükmün kaldırılmasına tek geçim kaynağı emeği ve bunun karşılığında aldığı maaşı olan işçinin rekabet etmeme taahhüdüne aykırı davranması karşılığında öngörülen 12 aylık brüt maaşına denk gelen cezai şartın fahiş olduğu ,hakkaniyet gereği, cezai şart takdiren % 60 oranında tenkis edilmesi hak ve nesafet kurallarına daha uygun olacağından, 7.290-TL nin cezai şart olarak davalıdan ihtarnamenin tebliği tarihi 22.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline ,fazla istemin tenkis nedeniyle reddine ,fazla istem tenkis nedeniyle reddolunduğundan davalı yararına vekalet ücreti ve yargı giderine hükmolunmamasına karar verilmiştir..." T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2018/962 Esas, 2019/1439 Karar.
Öte yandan TBK 420 maddesi kapsamında yapılan değerlendirmede, hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun geçersiz olacağı belirtilmiş ise de Yargıtay 11. HD 2017/3977 E 2019/990 K 11.02.2019 T'li ve yine aynı Dairenin 2018/3000 E 2019/4468 K 17.06.2019 T.' li emsal kararlarında da işaret edildiği üzere, taraflar arasındaki sözleşmenin hem hizmet ilişkisinin devamı sürecinde geçerli olan bir hizmet sözleşmesini, hem de hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra da yükümlülükler öngören bir rekabet etmeme sözleşmesini ihtiva ettiğinin kabulü ile hizmet sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine konulan cezai şart hükümlerinin geçersiz olduğunu hüküm altına alan TBK'nın 420. maddesinin, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında yer alan rekabet etmeme sözleşmesine de uygulanması söz konusu olmayacaktır.(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesi 2018/1311 esas, 2019/1298 karar sayılı kararı)
Davalının davacı şirket nezdinde; 07.07.2021-21.10.2022 tarihleri arasında satış müşteri temsilcisi olarak çalışması sırasında işyerinin müşteri portföyü ile ilgili bilgilere erişim imkanı elde ettiği, işten ayrıldıktan sonra rekabet yasağında belirlenen 8 aylık süre içinde aynı işi yapan başka bir şirkette çalışmaya başladığı, davacı şirketin davalıya yönelik rekabet yasağı getirmekte haklı menfaati olduğu değerlendirilmiştir.Zira Borçlar Kanunu'nun ilgili hükmünde işverene önemli bir zarar verilmesi ihtimalinin olması rekabet yasağı bakımından yeterli görülmüştür.
Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde toplanan deliller, davacı ve davalı beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacının iş akdi sona erdikten sonra çalışmaya başladığı dava dışı şirketin faaliyet ve iş konularının davacı şirket ile aynı olması davalı işçinin davacı şirkette çalışırken sahip olduğu iş sırlarını, davacı şirketin müşterilerine ait bilgileri kullanabilme ihtimali mevcut olup bu durum davacı aleyhine zarara yol açabilecektir. Ayrıca davacı tarafından mahkememizde dinletilen tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere davalı tarafın müşterilerin bir kısım bilgilerini edindiği anlaşılmıştır. Davacının bu şekilde çalışması taraflar arasında düzenlenen rekabet yasağı ve gizlilik taahhüdüne aykırıdır. Taraflar arasında imzalanan rekabet etmeme yasağını içeren sözleşme uyarınca davalı 8 ay boyunca İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Balıkesir, Adana, Antalya ve Samsun bölgesinde davacı ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren işlerle çalışmamayı taahhüt etmiş, bu taahhüde aykırı davranılması halinde 6 aylık brüt maaşı kadar cezai şart ödemeyi kabul etmiştir. Rekabet yasağı hükmü süre ve konu yönünden geçerlidir. Davalı tarafın davacı şirketten ayrıldıktan sonra yine aynı şehirde İstanbul'da çalışması nedeniyle rekabet yasağı hükmü yer bakımından da geçerlidir.
Cezai cezai şart miktarının fahiş olup olmadığı belirlenirken;
- Tarafların ekonomik durumları, özel olarak borçlunun ödeme gücü,
- Alacaklının, asıl borcun ifa edilmesi halinde elde edeceği yarar ile, cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul ve adil ölçü,
- Sözleşmeye aykırı davranılması yüzünden alacaklının uğradığı zarar; borçlunun borcunu yerine getirmemek suretiyle sağladığı yarar,
- Borçlunun kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı ölçüt alınmalı ve sonuçta hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun bir cezai şart miktarına hükmedilmelidir. Cezai şartın fahiş olup olmadığının tespiti bakımından işçi-işveren arası bu sözleşmede, Cezai şartın iki yıl süreyle belirlenebilecekken sekiz aylık süre ile sınırlı tutulması, ceza miktarının aylık maaş miktarı üzerinden hesaplanması, ceza miktarının fahiş olduğuna ve bu durumun davalıyı yoksulluğa sürekleyeceğine ilişkin somut bir delil bulunmadığı anlaşılmakla cezai şartın kabulüne karar verilmiş, davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 41.425,86 TL üzerinden devamına, asıl alacak 41.425,86 TL alacak üzerinden takibin takip talebindeki şartlarla kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine ayrıca alacağın likit olması nedeniyle takibe haksız itiraz eden borçlu davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasındaki takibin 41.425,86 TL üzerinden devamına, asıl alacak 41.425,86 TL alacak üzerinden takibin takip talebindeki şartlarla kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine
2-İİK. 67/2. Maddesi uyarınca asıl alacağın %20’si oranında (8.285,17-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 2.829,80-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 511,21-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 2.318,59-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre vekalet ücreti red edilen miktarı geçemeyeceğinden 900,60-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan; 179,90-TL Başvuru Harcı, 511,21-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 691,11TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan; 14.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 277,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 14.277,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 13.973,22-TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına,
8-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kısmen kabul reddi oranında yapılan hesaplama sonucunda 3.053,61 TL'sinin davalıdan, 66,38 TL'sinin davacıdan tahsili ile Hazine adına gelir kaydına,
Dair, taraf vekillerinin ve asilin yüzüne karşı, 5235 sayılı Kanun'un 33-(1), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-(1) ve devamı maddeleri uyarınca, gerekçeli kararın usulen taraflardan her birine tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre dahilinde, Mahkememize dilekçe ile başvurmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.12/09/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır