T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/569 Esas
KARAR NO:2025/491
DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:08/09/2023
KARAR TARİHİ:02/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Takibe konu çekin düzenlenme tarihi altında yer alan imzanın davacıya ait olmadığını, çek üzerinde davacıya ait olduğu iddia edilen imza ile mahkemeye işbu dava dilekçesi ile sunulan vekaletname suretindeki imzanın açıkça görüleceği üzere birbiri ile örtüşmediğini, çek üzerindeki imzanın çıplak gözle incelendiğinde dahi davacının yazı stili ile uyuşmayacak nitelikte farklı çizgilerin bulunan bir imza
olduğunu, bu nedenle davacının imzasının taklit edildiğinin açık olduğunu, yapılacak bilirkişi incelemesinde bu hususun tespit edileceğini, davalı ile davacı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı gibi çekte cirosu bulunan firmalar ile de davacının herhangi bir ilişkisinin bulunmadığını, 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu’nun 72.maddesinde “borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski haline iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.” denildiğini, tüm bu sebeple öncelikle teminatsız olarak icra takibinin durdurulmasına, yargılama neticesinde de davacının borçlu olmadığının tespitine, davalının %20 den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile 14.06.2021 tarihinde takip başlatıldığını, davacı tarafından .... İcra Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas satılı dosyasıyla borçlu tarafından imza itirazında bulunulduğunu, bu hususta ilgili mahkeme tarafından imza incelemesi yapılacak olup bu hususta tespit yapılacağını, davacı vekilinin dilekçesinde .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasına dayanak yapılan ... ... Şubesine ait ... çek numaralı 02.05.2021 keşide tarihli 55.000,- TL tutarlı çek ile kambiyo denetlerine özgü takip başlatıldığını, takip dosyasına imza itirazında bulunulmuş olduğunu, bu hususta ... İcra Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyası ile dava açıldığı, bunun dışında davacı hakkında .... İcra Ceza Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasıyla karşılıksız çek keşide etmek suçundan cezalandırılması için davacı aleyhine dava açıldığını iddia ettiğini, davalı şirketin faktoring şirketi olduğunu, faktoring işlemi çerçevesinde çek devraldığını, davaya konu çekte müşterisi olan ve davalı şirketten önce cirosu bulunan ... Tic. Paz. Ltd. Şti.’den kanuna uygun olarak devraldığını ve karşılığını müşterisine ödediğini, mahkemenin de takdir edeceği üzere davalının çekin yasal hamili olduğunu, çeki bankaya süresinde ibraz ettiğini, davalı şirketin yasanın yüklediği tüm sorumlulukları eksiksiz olarak yerine getirdiği davaya konu çeki hukuka uygun olarak Faktoring Sözleşmesi ile çekin alımına sebep olan fatura ile birlikte devralan iyi niyetli hamil konumunda olduğunu, 6361 sayılı yasanın 9. Maddesi 2. Fıkrası hükmü gereğince faktöring şirketlerinin çeki devralırken çeki tevsik eden belge niteliğinde bulunan taraflar arasındaki ilişkiyi gösteren faturanın mevcudiyetinin yeterli görüldüğü, kanunen davalıya başka bir sorumluluk yüklenmediğini, çek üzerinde düzgün ciro silsilesi olduğundan son hamil olan davalı şirketin kanuna göre iyi niyetli hamil durumunda olduğunu, davacı keşidecinin vekalet ile kambiyo senedi düzenleme ve imzalama konusunda 3.şahıslara yetki verip vermediğini, eğer verdiyse bu 3. Şahıslara ait bilgilerin, varsa bu şahıslara ilişkin imza örneklerinin de istenerek gerekli incelemelerin yapılmasını talep etiklerini, davacının çek hesabının bulunduğu bankada ödemiş olduğu başkaca çeklerin olup olmadığının ilgili bankadan sorulmasını talep ettiklerini, davanın reddi, dava giderleri ile ücreti vekâletin karşı tarafa yüklenmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, Vekaletname sureti , ... 5.Noterliği 17.08.2016 tarih ... yevmiye sayılı imza sirküsü, 3.2021/... numaralı arabuluculuk anlaşamama tutanağı dosya arasına alınmıştır.
.... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davalı ... ANONİM ŞİRKETİ tarafından davacı ... ve ... ... Elektrik Tic. Paz. Ltd. Şti aleyhine toplam 58.654,68 TL üzerinden takip başlatıldığı anlaşılmıştır.
Dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 09/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Çekte bulunan imzanın davacıya ait olup olmadığı konusunun tarafımdan tespitinin mümkün olmadığını,davacı kayıtlarının tarafımdan incelenmesinin mümkün olmaması nedeniyle davacının dava dışı ... ... Elektrik Tic. Paz. Ltd. Şti ile ticari ilişkisinin var olup olmadığının tespitinin tarafından yapılanmayacağını, dosya muhteviyatı ve davalı ... A. Ş. defter ve kayıtlarında yapılan incelemede davalının dava dışı ... Tic. Paz. Ltd. Şti ’ne yapılan sözleşmeye dayanarak yaptığı finansman işleminde 6361 Sayılı Kanun ve buna bağlı yönetmelik hükümlerine bir aykırılık tespit edilemediğini, yapılan işlem çerçevesinde ödeme aracı olarak alınan çekte ciro silsilesinde bir kopukluk bulunmadığını, tarafından yapılanların sadece tespit olduğunu, bu hususta herhangi bir yapılmadığını, tespitlerin değerlendirme ve takdiri Sayın Mahkeme’nin yetkisinde bulunduğunu, delillerin değerlendirilmesi ve nihai takdiri ile hukuki tavsifi 6100 sayılı HMK m. 266/c.2 hükmü gereği tamamen Sayın Mahkeme’nin yetkisinde bulunduğunu, tarafların tazminat ve diğer tüm taleplerinin değerlendirilmesinin hukuksal değerlendirmeyi gerektirdiği ve Sayın Mahkemenin takdiri olduğu tespit ve rapor edilmiştir.
... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan talimat ile davacı ...'nun imza örnekleri aldırılmıştır. ... A.Ş.'nin 26/12/2023 tarihli yazısında ... tek yetkili olup vekalet ya da yetki belgesi temsil bulunmadığı bildirilmiştir.
Dosya ATK Fizik İhtisas Kuruluna gönderilmiş, düzenlenen 25/02/2025 tarih, 2024/... sayılı raporda; İnceleme konusu çekte ... adına atılı keşideci imzası ile ...'nun mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'nun eli ürünü olmadığı tespit ve rapor edilmiştir.
Dava, kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davasıdır.
Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Davaya esas .... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının ... A.Ş., borçluların ... ... ve ... Tic. Paz. Ltd. Şti.olduğu, 52.330,00 TL asıl alacak, 1.091,68 TL işlemiş faiz, 5.233,00 TL %10,00 karşılıksız çek tazminatı olmak üzere toplam 58.654,68 TL alacak için takip başlatıldığı, takibe konu 02/05/2021 vade tarihli, 55.000,00 TL bedelli senedin gösterildiği anlaşılmaktadır.
.... İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde itiraz eden borçlunun ..., alacaklının ... A.Ş.olduğu, davanın ... aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine mahsus icra takibine ilişkin yetkiye, asıl alacağa, işlemiş ve işleyecek faiz oranı, miktarlarına, takibe, borca, imzaya itirazlarının kabulü ile takibin dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasına, takibin iptaline, %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ilişkin açıldığı, .... İcra Hukuk Mahkemesinin 21/11/2024 tarihli ... Karar sayılı kararı ile davacı ...'nun davalı ... A.Ş.adına açmış olduğu icra takibine itiraz ( borca itiraz) davasının kabulüne karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır.
....İcra Ceza Mahkemesi'nin ... E sayılı dosyası ile karşılıksız çek keşide etme suçundan dolayı açılan davanın derdest olduğu anlaşılmıştır.
Dosya ATK Fizik İhtisas Dairesine gönderilerek imza incelemesi yaptırılmış olup inceleme konusu çekte ... adına atılı keşideci imzası ile ...'nun mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'nun eli ürünü olmadığı tespit ve rapor edilmiştir.
Toplanan deliller ve mali inceleme kapsamında dosya muhteviyatı ve davalı ... A. Ş. defter ve kayıtlarında yapılan incelemede davalının dava dışı ... Tic. Paz. Ltd. Şti ’ne yapılan sözleşmeye dayanarak yaptığı finansman işleminde 6361 Sayılı Kanun ve buna bağlı yönetmelik hükümlerine bir aykırılık tespit edilemediği, yapılan işlem çerçevesinde ödeme aracı olarak alınan çekte ciro silsilesinde bir kopukluk bulunmadığı tespit edilmiştir.
HGK'nun 2020/11-698 E, 2022/1545 K. Nolu 17.11.2022 tarihli ilamında belirtildiği üzere; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 170/b maddesinin aynı Kanun’un 72. maddesine yaptığı yollama gereğince kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte de menfi tespit davası açılabileceği açıkça anlaşılmaktadır. İİK’nin 72/1. maddesi, “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir” hükmünü haizdir. Buna göre borçlu, henüz aleyhine başlatılmış bir icra takibi yokken alacaklıya karşı borçlu bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası açabileceği gibi aleyhine icra takibine başlanmasından sonra da menfi tespit davası açması mümkündür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümler poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun koyucu, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (TTK m. 778 ve 818).
Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 133/2. maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil, ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.
Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu, ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir anlatımla borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def’îni kullanması hâlinde ise, ne temel borç ilişkisine, ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta, borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir.
Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgilerine karşı öne sürülebilen mutlak def’îlere dayanmaktadır. Örneğin kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) md. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) md. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).
Öte yandan, dava konusu çekin 02/05/2021 keşide tarihi nazara alındığında, uyuşmazlığın 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 13/12/2012 tarihinden sonra meydana gelmiş bulunması sebebiyle 6361 Sayılı Yasa kapsamında olduğu, Yasanın 9. Maddesi’nde ‘Bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktöring şirketine devri halinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri faktöring şirketine karşı ileri süremez; meğer ki faktöring şirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.’ hükmü yer almaktadır.
Faktoring Şirketlerinin yasadan doğan hakkını kullanması bir başka yasa veya yasa maddesi ile yasaklanmadığı sürece her zaman savunma olarak ileri sürülebilir. TMK 2. maddesinde ve 6361 Sayılı Yasa'nın 9. maddesinde iyi niyet savunmasının Faktoring Şirketleri tarafından kullanılmasını yasaklayan yasa maddesi mevcut değildir. TMK 3. maddesinde belirtildiği üzere Faktoring şirketi ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermediği taktirde iyi niyet iddiasında bulunamaz.
Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmeliğin 22/2. maddesine göre; Birinci fıkrada belirtilen hususlara ilave olarak faktoring şirketleri kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş veya doğacak fatura veya benzeri belgelerle tevsik edilemeyen alacakları satın alamazlar veya tahsilini üstlenemezler düzenlemesi uyarınca, faktoring şirketlerinin devir aldığı alacak, bir kambiyo senedinden kaynaklanıyor olsa bile, alacağı doğuran temel ilişkiye ait fatura veya benzeri belgelerle bunu tevsik etmeleri gerekmektedir.
Kanun ve Yönetmelikte açıkça, faktoring şirketlerinin kambiyo senedine dayalı olsa bile, bir mal satışından veya hizmet arzından doğmayan alacakları devralamayacakları düzenlenerek, kambiyo senedinin içerdiği hakkın soyutluğu ilkesi ortadan kaldırılmıştır. Buna göre faktoring şirketleri, ancak bir mal satışından ya da hizmet arzından doğan alacağın ifası için verilen kambiyo senetlerini, ciro ve teslim yolu ile devralabilmektedirler. Burada kambiyo senedindeki hakkın devri için yapılan ciro ve teslim, alacağın devrinin hukukî sonuçlarını doğurmaktadır. Senet borçlusu, faktoring işleminden haberdar olduğu andan itibaren, faktoring müşterisine karşı ileri sürebileceği şahsî defileri, faktöre karşı da ileri sürebilmektedir.
Şahsî defilerin faktoring şirketine karşı ileri sürülebilmesi, işlemin taraflarının, kambiyo ilişkisinin sıralı tarafları olmasına bağlıdır. Buna göre, senette düzenleyen ya da keşideci, lehtar ile faktoring şirketi arasında faktoring sözleşmesinin bulunması ve senedin de ciro ve teslim yolu ile lehtardan faktoring şirketine geçmesi hâlinde, lehtar ile arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan şahsî defıleri, faktoring şirketine karşı ileri sürebilmektedir. Ciro ve teslim yoluyla devraldığı bir senedi, aradaki temel ilişki nedeniyle devreden borçlu, senedi kendisinden devralan ile faktoring şirketi arasında faktoring sözleşmesinin bulunması ve senedin, ciro ve teslim yoluyla kendisinden devralandan faktoring şirketine geçmesi hâlinde, temel ilişkiden kaynaklanan şahsi defileri faktoring şirketine karşı ileri sürebilecektir. Somut olayda, dava konusu faktoring işlemin taraflarının, kambiyo ilişkisinin sıralı tarafları olduğu, senette düzenleyen ya da keşidecinin düzenlediği çekin faktoring sözleşmesine konu edilerek, fatura borçlusu tarafından ... ... tarafından ciro ve teslim yolu ile davalı faktoring şirketine geçtiği yapılan mali inceleme ile yapılan işlemlerin faktoring mevzuatına uygun yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte; senede karşı mutlak defiler, senet hamili olan herkese karşı ileri sürülebilir. Gerek doktrinde ve gerekse uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması” “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. Borçlunun hamil/alacaklıya karşı senet metninde imzaya ilişkin iddiası mutlak def’idir. "Senetteki imzanın inkarı halinde, imzanın borçluya ait olduğunu ispat yükü belgeyi elinde bulunduran senet alacaklısına aittir. İmzada sahtecilik iddiası kambiyo senetlerinde mutlak defi olup, lehdar ve ciro yolu ile hamil olan cirantalara ve son hamile karşı ileri sürülebilir....." (Yargıtay 11. HD 2020/5093 E. 2021/5318 K.)
Somut olayda, ATK tarafından davaya konu çek üzerinde yapılan imza incelemesi ile, inceleme konusu çekte ... adına atılı keşideci imzası ile ...'nun mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'nun eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir.
Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde; her ne kadar davalı ... A. Ş. defter ve kayıtlarında yapılan incelemede davalının dava dışı ... Tic. Paz. Ltd. Şti ’ne yapılan sözleşmeye dayanarak yaptığı finansman işleminde 6361 Sayılı Kanun ve buna bağlı yönetmelik hükümlerine bir aykırılık tespit edilememiş ise de, davaya konu işbu çekin davacının elinde iken zayi olduğu ve çekteki imzanın sahte olduğu, sahte imza ile piyasaya sunulduğu,
davacının işbu çeklerden kaynaklı davalılara karşı sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmış olup bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde işbu çeke dayanılarak başlatılan icra takibinde davacının davalılara borcu bulunmadığı anlaşılmakla, davanın kabulü ile ....İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında takip ve dayanak çek (Keşidecisi- ..., lehdar ... Ltd. Şti. olan, 02.05.2021 keşide tarihli, ... seri nolu, 55.000,00 TL bedelli çek) nedeni ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının takipte kötü niyetli olduğu sabit olmadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile ....İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında takip ve dayanak çek (Keşidecisi- ..., lehdar ... Ltd. Şti. olan, 02.05.2021 keşide tarihli, ... seri nolu, 55.000,00 TL bedelli çek) nedeni ile davacının davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE,
2-Davalının takipte kötü niyetli olduğu sabit olmadığından kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 3.757,05-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 939,27-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 2.817,78-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; 939,27-TL Peşin/nisbi Harcı, 3.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 1.394,75-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 5.334,02TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsiliyle hazine adına gelir kaydına,
7-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 02/06/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır