T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/689 Esas
KARAR NO : 2025/267
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/09/2018
KARAR TARİHİ : 17/03/2025
Mahkememizin 2018/832 Esas, 2019/1016 Karar, 16/12/2019 tarihli kararı, BAM 43. Hukuk Dairesinin 2020/1519 Esas, 2023/898 Karar, 28/09/2023 tarihli ilamı ile Kaldırılmakla Mahkememiz yukarıdaki esasına kaydı yapılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirkete spor malzemesi toptan satış hizmeti verdiğini, faturalar düzenlendiğini ve yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak davalının ticari ilişkiden kaynaklanan borcunu ödememesi üzerine alacağın tahsili için ... 25.İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyasından ilamsız icra takibi yapıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, bu nedenlerle itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari bir işlemin olduğu ancak herhangi bir alacak bakiyesinin olmadığını, davalı tarafından davacıya ... 12.Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile "..firmanızca satılan ürünlerde 3619 adet kadın pratik çorap 6.514,20 TL, 3723 adet kadın temiz çorap 7.446 TL, 3664 adet kadın kamp çorabı 6.961,60 TL ürünün ayıplı olduğu, işbu malların ayıplı olduğunun davacı yana iletildiği, mail atıldığı, hatalı ürünlerin davacı yanca görüldüğü, tespit edildiği ancak iadesinin sağlanmadığı, adı geçen ayıplı ürünlerin ve iade faturasının alınması..." ihtar ve ihbar edildiğini, bu ihtara rağmen ayıplı ürünlerin davacı yanca iade alınmadığını ve dava konusu takibin yapıldığını, bu nedenlerle davanın reddine, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Mahkememizin ... Esas, ...Karar, 16/12/2019 tarihli kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş, BAM 43. Hukuk Dairesinin ... Esas, ...Karar, 28/09/2023 tarihli ilamı ile; "Somut olayda, faturalara konu emtianın davalıya Mart 2018'de teslim edildiği hususu ihtilaflı değildir. Ayıp ihbarına konu ihtarname ise 01/06/2018 tarihinde çekilmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, ürünlerin bir kısmının açık ayıplı olduğu ve süresinde ayıp ihbarı bulunmadığı belirtilmiştir. Mahkeme tarafından ise, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı ve ayıp iddiasının soyut olduğu gerekçesi ile davalının ayıp savunmasına itibar edilmeyerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, bilirkişi raporunda ve mahkeme kararında TBK'nın 225/2. Maddesi değerlendirilmemiştir. Bu nedenle eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması doğru olmamıştır. Bu durumda, mahkemece bilirkişi heyetine dosya yeniden tevdi edilerek, önceki rapora itirazda değerlendirilerek tarafların iddia ve savunmaları kapsamında, davaya konu ürünlerin ayıplı olup olmadığı, ayıp var ise satıcının mesleği gereği bu ayıpları bilebilecek durumda olup olmadığı, bilebilecek durumda ise ayıp oranındaki indirim bedeli ile varsa davacı alacağının tespiti yönünde rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. "denilerek Mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkememizce yeniden yapılan yargılamada dosya kapsamında alınan 29.05.2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Her ne kadar davalı tarafından sipariş öncesinde, davacıdan istemiş olduğu çorap ölçüleri ve /veya emsal çorap ürünü davacıya sunulmamış olsa da; davacının ( satıcının ) mesleği gereği çorap üretimi ile uğraşması sebebi ile her firmanın kullandığı makine tipi, ayarı , çorap detaylarının birbirinden farklılık gösterebilmekte ve bu doğrultuda müşterinin talebinin önem arz etmekte olduğunun bilincinde olacak tecrübede olduğunu; davacı firmanın çoraplarda olması gereken bayan -erkek ölçü farklılığına , yada çorapların unisex formda olması durumunda olması gereken ölçü aralıklarına hakim bir tecrübeye, davalıdan daha çok vakıf olmasının düşünülmesi gerekmekte olduğu, zira davacının üretici konumunda, davalının ise üretilen çorapların satıcısı konumunda olduğu; kadın çoraplarında ki ölçü farklılıkları, özellikle de beyaz kadın çoraplarının ölçülerinin erkek çorap ölçülerine yakın ve denk gelecek büyüklükte olması ve davacı tarafça erkek-kadın çoraplarında ... bir ölçü istediğine dair bir bilgilendirme yazısının bulunmaması sebebi ile bütün bayan çorap ölçüleri yönünden dava konusu incelemesi yapılmış olan kadın çoraplarının ölçüler açısından ayıplı olduğu ve söz konusu erkek ve kadın çoraplarının - davalı tarafından hem erkek hem de bayan çoraplarının davacıya aynı anda sipariş edilmiş olduğu göz önüne alındığında ( faturalarda bayan- erkek ayrımı yapılmadan aynı anda fatura kesildiği göz önüne alındığında ) davacı tarafından aynı zaman diliminde üretildiği göz önüne alındığında, işin uzmanı olan davacı açısından kalite kontrol sürecinde rahatlıkla tespit edilebilecek ayıplar olduğu kanaatine varılmıştır. Beyaz renkteki bayan çorapların iplik renginin beyaz renk karşısında baskın renk olması sebebi ile iç iplik kalıntılarının uzunluğu ,davacı açısından ürünlerin kendi bünyelerinden sevkinden önce yapılması gereken kalite kontrol , hatta üretim safhasında belli olabilecek şekilde açık ayıp formunda olduğu kanaatine varılmıştır. Davalının ihtarnamede belirtmiş olduğu miktardaki çorapların, ancak pazarcılara toptan satılması durumunda, dava tarihi göz önünde bulundurulduğunda 0.50 TL/ adet karşılığında olabileceği, bu sebeple ihtarnamede belirtilen 11.006 adet ürünün toplam rayiç bedelinin 5.503,00 TL olacağı, davalının 01.06.2018 tarihli ihtarnamesinde belirtmiş olduğu, ihtarname öncesinde davalı tarafından davacıya mail yada sözlü ayıp ihbarında bulunulduğu bilgisi, davacı tarafından davalının bu ihtarına karşılık olumsuz bir bildirimin olmaması ( dosya kapsamında tespit edilememiştir ) sebebi ile, ürünlerin davacı tarafından davalı tarafa yükleme tarihi olan 14-17-22.03.2018 tarihleri ile davalı tarafından davacıya çekilen 01.06.2018 tarihli ihtarname arasında geçen sürenin takdirinin Mahkemeye ait olduğu" belirtilmiştir.
Dosya yeniden kök raporda teknik yönden yapılan tesitlere ilaveten (bu yönden yapılan taraf itirazları değerlendirilmeksizin) ayıplı ürünlere ilişkin olarak ayıp oranındaki indirim bedeli yönünden taraf itirazlarını irdeler şekilde alternatifli olarak hesaplama yapılmak üzere bilirkişilere tevdi edilmiş, 28/01/2025 tarihli raporda; eğer Mahkemece, davalının çorapları kendi bünyesinde sondaj yöntemi ile kontrol etmeden direk müşterisine göndermiş olması sebebi ile, müşterisine göndermiş olduğu çoraplardaki ayıp olgusunun sorumluluğunu kendi bünyesine almış olduğu yönde kanaat oluşur ise, davalının ayıplı malın davacıya geri iadesi seçimlilik talebi göz önüne alınırsa faturalardan doğan borcunun 50.170,43 TL olacağı, davalının deposundaki ayıplı ürünleri davalıya iade etmeyeceği, kendi bünyesinde tutacağı alternatifi göz önüne alınırsa, davalının üzerinde markasının bulunduğu ayıplı ürünleri ücret karşılığı elden çıkarması durumunda, faturalardan doğan borcunun 51.974,43 TL olacağı, davalının üzerinde markasının bulunduğu ayıplı ürünleri piyasaya satmak istememesi durumunda , Faturadan doğan borcunun 50.170,43 TL olacağı, eğer Mahkemece, davalının çorapları kendi bünyesinde sondaj yöntemi ile kontrol etmeden direk müşterisine göndermiş olması sebebi ile , müşterisine göndermiş olduğu çoraplardaki ayıp olgusunun sorumluluğunu üzerine almadığı yönde bir kanaat oluşturulur ise, davalının ayıplı malın davacıya geri iadesi seçimlilik talebi göz önüne alınırsa, faturalardan doğan fatura borcunun 34.850,74 TL olacağı, davalının deposundaki ayıplı ürünleri davalıya iade etmeyeceği, kendi bünyesinde tutacağı alternatifi göz önüne alınırsa, davalının üzerinde markasının bulunduğu ayıplı ürünleri ücret karşılığı elden çıkarması durumunda, Faturalardan doğan borcunun 36.654,74 TL olacağı, davalının üzerinde markasının bulunduğu ayıplı ürünleri piyasaya çıkarmak istememesi durumunda , faturadan doğan borcunun 34.850,74 TL olacağı, Mahkemenin ayıp ihtarının davalı tarafından süresinde yapılmadığı yönünde kanaat geliştirmesi durumunda davalının icra takibi dava dosyası tarihi itibariyle, davalı firmaya faturadan doğan borcunun 57.446,28 TL olduğu belirtilmiştir.
Tarafların iddia ve savunmaları, BAM karar ilamı, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde;
Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, ... 25. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, "faturadan doğan alacak" sebebine dayalı olarak 57.446,27 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 04/06/2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı taraf ürünlerin ayıplı olduğunu savunmuştur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.
Bununla birlikte TBK m.225/1 hükmüne göre ise ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulması mümkün değildir. Ağır kusur (iğfal) halinde alıcı, ticari satımdaki ayıp ihbar sürelerine uyulmaksızın, kanundan doğan haklarını kullanabilir. TBK m.225/2 düzenlenmesinde ise satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hükmün geçerli olduğu düzenlenmiştir. Bu hükme göre satıcılığı meslek edinmiş bir kişi, bilmesi gereken ayıpların alıcı tarafından kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri süremez. Ayrıca fıkrada kullanılan "bilmesi gereken" şeklindeki ibare, satıcılığı meslek edinmiş kişilerin her türlü ihmalini kapsar.
Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, ... E.- ...K. Sayılı kararı).
Ayıba karşı tekeffül borcu, satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaat edilen vasıfların bulunmamasından veya satılan şeyin değerini yahut akit gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu tutulmasını ifade eder. Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.
Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir.
Ayıbın öğrenilmesinden itibaren TBK'nın 223/2. Maddesi gereği ayıp ihbarının derhal satıcıya yapılması gerekir. Aksi halde satılan iddia olunan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Görüldüğü üzere alıcının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanabilmesi için muayene ve ihbar külfetini yerine getirmesi gerekir. Ancak, satıcının ağır kusurlu olması ya da satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gerekin ayıplar bakımından ayıp ihbarı aranmaz.
Mahkememizce alınan bilirkişi raporları ile, mali yönden yapılan incelemede; davacı taraf 2018 yılı yasal defter ticari münasebet kayıtlarına göre , davacı taraf davalı tarafa 14.03.2018 tarihli ( ... nolu ) , 17.03.2018 tarihli ( ... nolu ) ve 22.03.2018 tarihli ( ... nolu ) faturalarla toplam 57.446,28 TL tutarında vermiş olduğu hizmetin karşılığı olarak davalı taraftan herhangi bir ödemenin yapılmadığı tespit edilmiş olup, teknik yönden yapılan incelemede; davacı firmanın çoraplarda olması gereken bayan-erkek ölçü farklılığına , yada çorapların unisex formda olması durumunda olması gereken ölçü aralıklarına hakim bir tecrübeye, davalıdan daha çok vakıf olmasının düşünülmesi gerekmekte olduğu zira davacının üretici konumunda, davalının ise üretilen çorapların satıcısı konumunda olduğu dikkate alınarak, kadın çoraplarında ki ölçü farklılıkları, özellikle de beyaz kadın çoraplarının ölçülerinin erkek çorap ölçülerine yakın ve denk gelecek büyüklükte olması ve davacı tarafça erkek-kadın çoraplarında ... bir ölçü istediğine dair bir bilgilendirme yazısının bulunmaması sebebi ile kadın çoraplarının ölçüler açısından ayıplı olduğu ve söz konusu erkek ve kadın çoraplarının - davalı tarafından hem erkek hem de bayan çoraplarının davacıya aynı anda sipariş edilmiş olduğu göz önüne alındığında ( faturalarda bayan- erkek ayrımı yapılmadan aynı anda fatura kesildiği göz önüne alındığında ) davacı tarafından aynı zaman diliminde üretildiği göz önüne alındığında, işin uzmanı olan davacı açısından kalite kontrol sürecinde rahatlıkla tespit edilebilecek ayıplar olduğu, davacı açısından ürünlerin kendi bünyelerinden sevkinden önce yapılması gereken kalite kontrol, hatta üretim safhasında belli olabilecek şekilde açık ayıp formunda olduğu, satıcının ağır kusurlu olması ya da satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından ayıp ihbarı aranmayacağı bu doğrultuda davacının (satıcının) mesleği gereği çorap üretimi ile uğraşması sebebi ile her firmanın kullandığı makine tipi, ayarı çorap detaylarının birbirinden farklılık gösterebilmekte ve bu doğrultuda müşterinin talebinin önem arz etmekte olduğunun bilincinde olacak tecrübede olduğu dikkate alındığında dava konusu ürünlerdeki ayıplardan sorumlu olduğunun değerlendirildiği, bilirkişi raporuyla yerinde yapılan incelemede davalıya sevk edilen ayıplı ürün sayısının 11.006 adet olduğu, bu ürünlerden davalının deposunda bulunan ürün sayısının 3.608 adet olduğu, davalı deposunda bulunmayan ürün sayısının ise 7.398 adet olduğu, her ne kadar davalı yan söz konusu ayıplı ürünleri davacıya iade etmek istediğini bildirmiş ise de davalı deposunda bulunmayan ürün sayısının 7.398 adet olduğu ve bu ürünleri elden çıkarmış olduğu dikkate alındığında bu ürünlerin her ne kadar ayıplı konumunda olsa da maddi anlamda bir değer taşıdığı ve dava tarihi itibariyle 0,50-TL/adet fiyatına rayiç fiyattan toptan satışının söz konusu olabileceği kanaatine varılmış olup, bilirkişi raporuyla tespit edilen 11.006 adet ayıplı ürünlerin fatura tutarı itibariyle dava tarihindeki toplam değerinin 22.595,54-TL olduğu, bu ürünlerden davalının deposunda bulunan 3608 adet ürün fatura tutarı itibariyle dava tarihindeki değerinin 7.275,85-TL olduğu söz konusu ayıplı ürünlerin ayıplı olarak rayiç değerinin ise 3.608*0.50-TL= 1.804,-TL olduğu ve ayıp oranında indirim yapıldığında davalının ayıplı ürünler sebebi ile zararının (7.275,85-TL-1.804,00)= 5.471,85-TL olarak hesaplandığı, davalının deposunda bulunmayan 7.398 adet ürünün fatura tutarı itibariyle dava tarihindeki değerinin ise 15.319,70-TL olduğu söz konusu ayıplı ürünlerin ayıplı olarak rayiç değerinin ise 7.398*0.50-TL= 3.699,-TL olduğu ve ayıp oranında indirim yapıldığında davalının ayıplı ürünler sebebi ile zararının (15.319,70-TL-3.699,00)= 11.620,70-TL olarak hesaplandığı, dolayısı ile ayıp oranında davacının alacağından indirilmesi gereken toplam tutarın (11.620,70-TL+5.471,85-TL)=17.092,55-TL olduğu, buna göre davacı tarafça davalıya verilen ürün karşılığında düzenlenen toplam 57.446,28-TL tutarındaki fatura alacağından ayıp oranında indirim yapılarak (57.446,28-TL-17.092,55-TL)= 40.353,72-TL bakiye alacak talebinde bulunabileceği anlaşılmış olup, neticeten davanın kısmen kabulü ile, ... 25.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile, takibin 40.353,72-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak tutarına takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek % 9,00 oranında ve değişen oranlarda işleyecek yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
1-)... 25.İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın KISMEN İPTALİ ile, takibin 40.353,72-TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, asıl alacak tutarına takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek % 9,00 oranında ve değişen oranlarda işleyecek yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-)Alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine,
3-)Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 2.756,56-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 693,81-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 2.062,75-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre vekalet ücreti red edilen miktarı geçemeyeceğinden 17.092,55-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-)Davacı tarafından yapılan; 693,81-TL Peşin/nisbi Harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-)Davacı tarafından yapılan; 3.800,00-TL Bilirkişi ücreti, 192,65-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 3.992,65-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 2.804,68-TL lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına,
8-)Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK yönetmeliğinin 47/1 maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı.17/03/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır