T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/725 Esas
KARAR NO :2025/428
DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:26/07/2019
KARAR TARİHİ:13/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesi ile, davacının, eğlence ve kültür ürünlerini ziyaretçilerle buluşturan ... mağazalarının sahibi tüzel kişilik olduğunu, davalı şirketin ise ... internet sitesinin yayın hakkı sahibi olan şirket olduğunu, davalı şirkete ait web sitesinde "...'da sadece sansür değil, sömürü, angarya, mobing de var" başlıklı gerçek dışı, yanıltıcı, haksız ve davacı şirkete hiçbir dayanağı olmayan isnatlarda bulunan bir haber yayınlandığını, söz konusu yayında davacı ... mağazaları hakkında iftira içeren, yanıltıcı ve yalan bilgiler verilmekte olup, kamuoyunda yanlış algı yaratmaya ve böylelikle davacının ticari itibarının zedelenmeye çalışıldığını, yayının gerçek dışı olup, hukuka uygunluk kriterlerine haiz olmadığını, söz konusu haberde her ne kadar davacı çalışanlarıyla konuşulduğundan bahsedilmişse de bu hususun büyük şaibe yarattığını, zira söz konusu haberde bahsi geçen şekilde davacının mağazalarda hiçbir kitaba sansür uygulamadığı gibi, çalışanlara da sömürü, angarya yada mobbing uygulanmadığını, kaldı ki davacıya karşı böyle bir iddia ile açılmış iş davası vb.davanın da bulunmadığını, yayının, görünür gerçeklik ilkesine uygun olmadığını, yayının, davacının haklarını v ticari itibarını ağır surette etkilediğini, davacı tarafından birçok internet sitesine karşı da erişimin engellenmesi talebinde bulunulduğunu, ....Sulh Ceza Hakimliği tarafından ... D.İş sayılı dosyası ile verilen kararla haberlerin hukuka aykırı olduğu tespit edilerek, erişme engelleme kararı verildiğini, dava konusu yayında öz ve biçim arasındaki dengenin bozulduğunu, dava konusu habere karşı yaptıklarını erişimin engellenmesi talebinin kabul edildiğini beyanla, haksız yayın sebebi ile 50.000TL manevi tazminatın, yayın tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, dava konusu ifadelerin hukuka aykırılığının tespiti ile ve masraflarının davalılardan alınmak suretiyle kararın tirajı en yüksek ulusal gazetede yayınlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili mahkememize vermiş olduğu cevap dilekçesi ile, davalılardan ...'ın müdürlüğünü yaptığı diğer davalı ... Şti'nin haber sitesi ... Haber portalının sahibi olduğunu, ancak ...'ın ... Şti dışında ... Haber portalı ile haber içeriklerinin hazırlanması veya editörlüğü gibi bir sorumluluk üstlenmediğini, dava konusu haber ile hiç bir ilgisi olmadığını, bu nedenle bir sorumluluğunun da bulunmadığını, haberin herhangi bir hareket içerdiğini kabul etmemekle birlikte, söz konusu haberden 5651 sayılı Kanun'a göre haberi oluşturan içerik sağlayıcıların sorumlu olduğunu, davalı ...'ın şirketin hiçbir borcundan şahsen sorumlu olmadığını, bu nedenle bu davalı hakkında husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu yazının davalı ... tarafından hazırlanarak yayımlandığını, söz konusu yazıda ...'da çalışan işçilerle yapılan röportaja yer verildiğini, söz konusu röportajda belirtilen hususlara ilişkin benzer iddiaları çeşitli yayınevleri ve yazarların da dile getirdiğini, haberde kullanılan kitaplara sansür uygulandığı iddiasının işçi emekçiler tarafından dile getirilirken, aynı iddiaların yazarlar ve yayınevleri tarafından da dile getirildiğini, aslında davacının dilekçesinde belirttiğinin aksine görünür gerçekliğin haber içeriğinde mevcut olduğunu, bu anlamıyla sansür iddiası ile haberde kullanılan ifadelerin birbiri ile uyumlu olduğunu, söz konusu haberde geçen davalıların yorumlarının ise, röportajda geçen bilgiler ile uyumlu olduğunu, üstelik röportajın yapılması ve yayınlanmasının birbiri ile yakın zamanlı ve güncel olduğunu, yazının bütünü ile incelendiğinde, davalıların kimseye hakaret etme, karalama kastı bulunmadığının görüleceğini, haberin ise kişilik hakkı ihlali olarak değil, fikir ve düşünce özgürlüğünün bir parçası olan basın özgürlüğü kapsamında yer alması gerektiğini, nitekim kişinin ifadelerden rahatsız olmasının manevi tazminat talep etmesi için yeterli olmadığını, bir yayın kuruluşu olan davacının, bir haber sitesine yapılan haber hakkında dava açmasının dahi, basın etiğinden habersiz olduğunu ve sansürcü uygulamalarına devam ettiğinin en önemli göstergesi olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, davaya konu internette yayınlanan haberin çıktısı, ....Sulh Ceza Mahkemesinin ... D.İş sayılı kararı, ....Sulh Ceza Mahkemesinin ... D.İş sayılı kararı, SGK işe giriş bildirgesi , İTO kayıtları, haber ekran görüntüleri celp olunmuştur.
Dava, davalı ... Tic. Ltd. Şti.'ne ait olan ... adresinden yapılan haberlerin haksız ve gerçek dışı olduğu iddiasına dayalı manevi tazminat talebine ilişkindir.
BOZMA; Mahkememizin 22/06/2021 Tarih ... sayılı dosyası ile davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş olup Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 01/11/2023 Tarih 2021/3145 Esas 2023/3064 Karar sayılı ilamı ile kararın kaldırılmasına karar verilerek Mahkememizin yukarıda belirtilen esasına kaydedilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 01/11/2023 Tarih 2021/3145 Esas 2023/3064 Karar sayılı kararının kaldırılmasına gerekçesinde özetle; "...davalı ... vekilinin husumet itirazında bulunduğu, ancak dosyada mevcut bilgi ve belgelerden, işbu davalının, diğer davalı şirketteki konumunun belli olmadığı gibi Mahkemece bu konuda bir araştırma yapılmadığı da anlaşıldığından eksik inceleme ile hüküm tesisi isabetsiz olup..." şeklinde karar verilmiştir.
Dosyanın Bilişim Uzmanı ...'e tevdi edildiği, bilirkişinin 07/02/2025 Tarihli raporunda ; https://haber...org.tr/.../...- ...-262022 adresi için güncel olarak yapılan incelemede haber sayfasının içeriğinin yayından kaldırılmış olduğunu, arşiv kaydı incelemelerinde ise; 03.06.2019 tarihli arşiv kayında “...'da sadece sansür değil, sömürü, angarya, mobbing de var: Çalışanlar anlatıyor...” başlıklı haberin yer aldığı, haber tarihinin 30.04.2019 olduğu ve yazar/editörün “...” olduğunu, 2019 yılına ait internet sitesinin künye bilgilerine bakıldığında, “Sahibi: ... ve Ticaret Limited Şirketi, Haber Müdürü: ..., ... ve Editörler: ..., ...” isimlerinin yer aldığı tespit ve rapor edilmiştir.
Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 01/11/2023 Tarih 2021/3145 Esas 2023/3064 Karar sayılı bozma ilamı öncesinde yapılan yargılama neticesine özetle; ''...Somut olayda; davalı şirketin yayın hakkı sahibi olduğu "..." web sitesinde "...'da sadece sansür değil, sömürü, angarya, mobing de var" şeklinde haber yapıldığı, haber içeriğinde kesin bir dil kullanılarak davacıya ait ... mağazasında sansür, sömürü, angarya ve mobing uygulandığının belirtildiği, ancak ... mağazasında sansür, sömürü, angarya, mobing uygulandığına dair bir delil bulunmadığı, tanık beyanlarının bu hususu ispata yeterli olmadığı, bu itibarla davaya konu haberin yayın tarihi itibariyle güncel, görünür gerçekliğe ve genel yayın ilkelerine uygun olmadığı, haberin TMK'nın 24 ve 25. Maddesinde korunmuş olan kişilik haklarını ihlal ettiği, bundan dolayı 5187 sayılı Basın Kanunun 13. Maddesine göre davalı şirketin en üst yöneticisi konumundaki davalı ... ile eser sahibi olan diğer davalı ... da hukuken sorumlu olduğu, haber içeriği ve tarafların sosyal konumları dikkate alındığında 15.000,0-TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olacağı kanaatine varılmakla, bu miktar üzerinden ve yayım tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek sureti ile davanın kısmen kabulüne...'' şeklinde karar verildiği, kararın istinafı üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 01/11/2023 Tarih 2021/3145 Esas 2023/3064 Karar sayılı bozma ilamı ilamı ile "...davalı ... vekilinin husumet itirazında bulunduğu, ancak dosyada mevcut bilgi ve belgelerden, işbu davalının, diğer davalı şirketteki konumunun belli olmadığı gibi Mahkemece bu konuda bir araştırma yapılmadığı da anlaşıldığından eksik inceleme ile hüküm tesisi isabetsiz olup..." şeklindeki gerekçe ile kaldırıldığı, dosyamızda bozma ilamı doğrultusunda yargılamaya devam olunarak ticaret sicil kayıtlarının celbedildiği, kayıtlara göre davalılardan ...'ın davalı şirketin ortağı ve münferiden yetkilisi olduğunun tespit edildiği, yine kayıtlardan görev süresinin 29/09/2026 tarihinde sona ereceği anlaşılmıştır.
Her ne kadar davalılardan ... husumet iddiasında bulunmuş ve mahkememiz kararı bu davalı yönü ile inceleme yapılmadığı nedeni ile kaldırılmış ise de; gelen kayıtlardan, davalının şirket ortağı ve yetkilisi olduğu anlaşılmıştır.
Dava, davalı ... Tic. Ltd. Şti.'ne ait olan ... adresinden yapılan haberlerin haksız ve gerçek dışı olduğu iddiasına dayalı manevi tazminat talebine ilişkindir.
Yapılan yargılama, davacı tarafın iddiaları, davalının beyanları, tanık beyanı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Tarafların iddia ve savunmaları ve dosyada toplanan deliller nazara alınarak tanık dinlenmesine karar verilmiş olup, talimat yolu ile dinlenen tanık ... "Ben Eylül 2018- Nisan 2019 yılları arasında İstanbul ... çalıştım. Ben deneme sürecinde iken 6 aylık deneme sürecim bitmeden işten çıkartıldım. Ben işte çalışırken işten çıkarılmamın haksız olduğunu düşünüyorum. Çünkü hastane evraklarım da sabit olması ile Akciğer enfeksiyonu olmuştur. Bu durumu bildirmek için ... ile iletişime geçtim. ...'ı da önceden ... haberde çalışmam sebebiyle tanıyorum. ...'ı aradım, işten çıkarıldığımdan ve haksız yere işten çıkarıldığımdan bahsettim. Ben ayrıntıları ile ...'a durumu söyledim. Ben sadece anlattım. Haber yap veyahut da haber yapma diye bir şey söylemedim. Ben reportaj da vermedim. Diğer çalışan arkadaşlarım verdi. Ben ...'nun ... kitabının mağaza müdürü istenilmesi halinde raflardan çıkarılacağını, raflara teşhir olarak konulmayacağını söyledi. Bu durumu da eklemek istiyorum. Bilgim ve görgüm bunlardan ibarettir." şeklinde beyanda bulunarak beyanını imzası ile tasdik etmiştir.
Haberin veriliş ve habercilik ilkesi dikkate alındığında; Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere, basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır.
Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir, ancak basın özgürlüğü de sınırsız olmayıp, yayınlarında anayasanın temel hak ve özgürlükler bölümü ile türk medeni kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Ayrıca basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. o anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
Somut olayda; davalı şirketin yayın hakkı sahibi olduğu "..." web sitesinde "...'da sadece sansür değil, sömürü, angarya, mobing de var" şeklinde haber yapıldığı, haber içeriğinde kesin bir dil kullanılarak davacıya ait ... mağazasında sansür, sömürü, angarya ve mobing uygulandığının belirtildiği, ancak ... mağazasında sansür, sömürü, angarya, mobing uygulandığına dair bir delil bulunmadığı, tanık beyanlarının bu hususu ispata yeterli olmadığı, bu itibarla davaya konu haberin yayın tarihi itibariyle güncel, görünür gerçekliğe ve genel yayın ilkelerine uygun olmadığı, haberin TMK'nın 24 ve 25. Maddesinde korunmuş olan kişilik haklarını ihlal ettiği, bundan dolayı 5187 sayılı Basın Kanunun 13. Maddesine göre davalı şirket ile en üst yöneticisi konumundaki davalı ... ve eser sahibi olan diğer davalı ...'ın da hukuken sorumlu olduğu, haber içeriği ve tarafların sosyal konumları dikkate alındığında 15.000,0-TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olacağı kanaatine varılmakla, bu miktar üzerinden ve yayım tarihi olan 30/04/2019 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek sureti ile davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABUL-KISMEN REDDİ ile 15.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihi olan 30/04/2019 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte müştereken ve müselsilen davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 1.024,65-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 853,88-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 170,77-TL harcın müştereken ve müselsilen davalılardan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 15.000,00-TL vekalet ücretinin müştereken ve müselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davacı vekili tarafından yatırılan 5.825,30-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre 1.747,59-TL ile davacı tarafından yatırılan 853,88-TL harç giderinin toplamı olan 2.601,47-TL'nin müştereken ve müselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalılar vekili tarafından yatırılan 200,00-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre 140,00-TL'nin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
7-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalılar vekillerinin yokluğundan (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/05/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır