T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/98 Esas
KARAR NO : 2025/459
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/02/2023
KARAR TARİHİ : 26/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... A.Ş. (...) 1976 yılında kurulmuş olup havalimanları, limanlar, otoyollar, barajlar, hidroelektrik santralleri, arıtma tesisleri, fabrikalar, endüstriyel tesisler, gıda tesisleri, boru hatları, karma kullanımlı kompleks yapılar ve oteller dahil olmak üzere tüm altyapı ve üstyapı projelerinde uzmanlığı ile ...’un (...) en büyük 250 uluslararası inşaat şirketi sıralamasında yer alan ülkemizin önde gelen şirketlerinden olduğunu, diğer davacı ... Ltd. Şti. (Ustoll) ise bahçe mobilyaları konusunda faaliyet gösteren ve bu alandaki uzmanlığı ile bilindiğini, bu kapsamda olmak üzere ...’da bulunan ...müvekkil ... tarafından işletilmekte olduğunu, davacı ... tarafından, otelin faaliyeti kapsamında iş yapmış olduğu tedarikçileri adına düzenlenerek keşide edilen (aralarında iş bu davaya konu icra takibinin dayanağı olan çekin de olduğu) yaklaşık 40 adet çek müvekkil şirketin ...’da bulunan adresinden ...’da bulunan otele kargo ile gönderilmek üzere teslim edilmiş ancak söz konusu çeklerin tamamı kargo taşıması sırasında üçüncü kişiler tarafından çalındığını, söz konusu çeklerin çalınması ile ilgili olarak, ilgililer hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ... Hz. sayılı dosyası nezdinde suç duyurusunda bulunulduğunu ancak diğer çeklerin ele geçiren kötüniyetli kişiler tarafından bankaya ibraz edilmesi üzerine işbu icra takibine konu çekin zayi olduğunun tespiti ve iptali talebi ile ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ...Esas sayılı dosyası nezdinde açılan davada, Mahkeme’nin 12.01.2023 tarihli kararı ile ödeme yasağı konulmasına karar verildiğini, bunun üzerine çek bedelini tahsil edemeyen davalı, eldeki icra takibini başlatarak kötüniyetli bir şekilde haciz baskısı ile çek bedelinin tahsili yoluna gittiğini, söz konusu takipte gönderilen ödeme emrinin davacı şirkete 07.02.2023 tarihinde tebliğ edildiğini, söz konusu çekin alacaklı tarafından suç teşkil eden bir fiil sonucu ele geçirildiğini, çek üzerindeki lehtar imzası sahte olarak atıldığından, geçersiz/sahte olduğundan, davalı yetkili hamil olmadığını, İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesi gereğince, icra deposuna giren paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmesi gerektiğini belirterek öncelikle İcra ve İflas Kanunu’nun 72/3. maddesi gereğince Sayın Mahkemece uygun görülecek teminat karşılığında ,,, 13. İcra Müdürlüğü’nün ,,,Esas sayılı dosyasına girecek paranın alacaklıya ödenmemesi konusunda müvekkil şirketler yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davacı şirketlerin ,,, 13. İcra Müdürlüğü’nün ,,,Esas sayılı dosyası nezdinde yapılan takip nedeniyle müvekkil şirketlerin takip alacaklısına borçlu olmadığının tespitine, icra ve İflas Kanunu’nun 72/5. maddesi gereğince, takip alacaklısının %20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkememizin 13/02/2023 tarihli ara kararı ile davacının tedbir talebinin kabulüne karar verilmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava konusu çekin keşidecisi olup çekteki imzasına bir itirazının bulunmadığını, dava dilekçesinde dava konusu çekin keşide edildikten sonra çekin lehtarı olan ...'a gönderilmek üzere kargoya verildiğinin belirtildiğini, davacının dava konusu konusu çeki keşide edip çekin lehtarına gönderilmek üzere kargoya verdiğini beyan ettiğine göre hem çekteki imzasını hem de çekteki borç ilişkisini kabul etmiş demek olduğunu, TTK 687.maddesi uyarınca bile bile borçlunun zararına iktisap etmiş olmadıkça şahsi defiiler dahi iyiniyetli yetkili hamile karşı ileri sürülemez iken davacının müvekkile ileri sürebileceği şahsi bir defiisinin dahi bulunmadığını, bu nedenle de çekin keşidecisi olan davacı, dava konusu çekten ötürü davalıya karşı sorumlu olduğunu, dava dilekçesinde çekteki imzanın çekin lehtarı olan Ustoll Furniture şirketi yetkilisine ait olmadığı iddia edilmiş ise de ; çekteki lehtar imzasının sahte olması, TTK 677 maddesinde belirtilen imzaların istiklali prensibi gereği çekteki imzasına itiraz etmeyen keşideciyi sorumluluktan kurtaran bir sebep olmadığını, çekin diğer davacı ... şirketine ulaşamadan kaybolmuş olması ve bu şirketin çekin iptali için dava açmış olması, davaya taraf olmayan müvekkili bağlamadığı gibi davacıyı borçtan kurtaran bir sebep de olmadığını, zaten çekte ödeme yasağı bulunması çekin icra takibine konu edilmesine engel teşkil etmediği gibi davalının kötüniyetli olduğunu da göstermeyeceğini, TTK 790. maddesinde, meşru hamilin teselsül eden cirolardan anlaşılacağının belirtildiğini, ciro silsilesinin muntazam bir şekilde birbirini takip edip etmediği incelenirken dış görünüşü incelemek yeterli olup, cirantalardan birinin imzasının sahte olması veya temsilci sıfatıyla senedi imzalayan şahsın imza yetkisinden yoksun olmasının ciro zincirini etkilemeyeceğini, dava konusu çekin ciro silsilesinde bir kopukluk bulunmadığına göre müvekkil TTK'nun 790. maddesine göre yetkili ve meşru hamil olduğunu, davalının çekte ödeme yasağı bulunduğunu çeki bankaya ibraz anında öğrendiğini, bu nedenle iyiniyetli olduğunu, çekteki ciro silsilesinden de anlaşılacağı gibi, davalının, dava konusu çeki aralarındaki ticari ilişkiye istinaden ... Plastik şirketinden aldığını, çekte ödeme yasağı bulunması nedeniyle çek bedelini tahsil edememiş ve bu nedenle de büyük bir mağduriyet yaşadığını, hatta çeki kendisine veren ... şirketi ve yetkilisi hakkında suç duyurusunda dahi bulunmuş olup soruşturma ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın... nolu dosyasıyla devam ettiğini, yani davalının somut olayda hiçbir kötüniyeti bulunmayıp bizzat suçun mağduru olduğunu, dava dilekçesinde davalının kötüniyetli olduğuna dair somut hiçbir delil de sunulmadığını, bu nedenle nedenle de şahsi bir defi ileri sürmeyen ve çekteki imzasına itiraz etmeyen davacı, dava konusu çekten ötürü müvekkile karşı sorumlu olup davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, ayrıca davacı tacir olduğundan basiretli hareket etme yükümlülüğü altında olduğunu, mevzuat gereği çeklerin kargo aracılığıyla taşınmasının yasaklandığını, böylesine büyük ve kurumsal bir şirketin bunu bilmemesinin imkansız olduğunu, çekin cüzi bir sigorta bedeli ödeyerek güvenceli gönderilme imkanı varken mevzuat gereği yasaklanan bir yolun tercih edilmesi davacının tamamen kendi kusurundan kaynaklandığını, bu nedenle basiretsiz davranışlarının sonucuna müvekkil değil, davacının kendisinin katlanması gerektiğini, zaten mevzuata aykırı hareket eden davacının kendi kusurunu müvekkile yüklemesi 'hiç kimse kendi kusurundan yararlanamaz' ilkesine de aykırılık teşkil etmediğini, davacının çekteki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığı iddiasıyla borçlu bulunmadığının tespitini talep etmiş ise de , Yargıtay 19. HD'nin... E, ... K sayılı ilamında; yetkisiz temsilcinin düzenlediği başka çekleri benimseyip ödeyen davacının, dava konusu çekten sorumlu olacağı karara bağlandığını, ayrıca davacının menfi tespit talebinde haklı olabilmesi için çekteki imzayı benimsememiş veya imzaya icazet vermemiş olması gerektiğini, davacı tarafın takibe konu çekte lehtar, diğer davalı Karnallar ise davacıdan sonraki ciranta olduğunu, dava konusu çekin davacı tarafından Karnallar şirketine verilip verilmediğinin ortaya çıkması için her iki şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelemesini talep ettiklerini, biran için çekteki imzanın davacı şirket yetkililerine ait olmadığı varsayımında dahi davalı aleyhine tazminata mahkum edilmesine yasal olanak bulunmadığını, çekin davalıya ciro yoluyla geçtiği ve davacı ile davalı arasında başka cirantalar bulunduğunun görüleceğini, davalının çeki davacıdan almadığından çekteki imzanın davacıya ait olup olmadığını bilecek durumda olmadığını, bu nedenle iyiniyetli olduğunu, davalının çekten doğan alacağının tahsili amacıyla iyiniyetle takip başlattığını, bu nedenle yapılacak inceleme neticesinde, çekteki imzanın davacı şirket yetkililerine ait olmadığı tespit edilse dahi davalının tazminatla sorumlu tutulması mümkün olmadığını belirterek davanın reddine, davacıların %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, ... 13. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyası, ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası ve ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... CBS Soruşturma sayılı dosyasının UYAP suretleri, Bankacılık Hizmet Sözleşmesi aslı, davacı ... Şirketi'nin ticaret sicil kayıtları, ... Ltd. Şti.'nin ve davalı şirketin 2022 BA - BS formları, dekont aslı, bankacılık işlemleri sözleşme aslı, ... 9. Sulh Ceza Mahkemesinin ...Ceza D.iş sayılı dosya UYAP sureti dosyamız içerisine alınmıştır.
... Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan talimat ile davacı şirket yetkilisi ...'ın yazı ve imza örnekleri aldırılmıştır.
... 13. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davalı tarafından davacılar ve dava ... Şti. Ve ... Şti. aleyhine toplam 55.253,08 TL üzerinden takip başlatıldığı anlaşılmıştır.
... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan talimat ile davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yaptırılmak üzere dosya mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 17/08/2023 tarihli bilirkişi raporu ile; davacı ... Şti.'nin ticari deflerlerinin usulüne uygun olarak tanzim edildiği noter açılış ve kapanış kayıtlarının kanuni sürelerinde yaptırılmış olduğu defterlerin birbirini teyit ettiği ve TTK hükümlerine göre sahibi lehine delil niteliği taşıdığı hususları tespit edildiği, davaya konu çeklerin davacılar ile davacılardan sonraki cirantalar yönünden yapılan incelemede davaya konu... vade ... seri nolu 50.000,00 TL'lik çekin ...Ltd. Şti.'nin ticari defterlerinde kayıtlı ... A.Ş. cari hesabında 120.21 hesap kodu ile kayıtlı 22.10.2022 tarihli faturaya istinaden verildiği ve bu ödemenin de 2023 yılında...A.Ş. tarafından ödendiği, yapılan incelemelerde ...Ltd. Şti.'nin sadece ...A.Ş. arasında ticari bir ilişkinin var olduğu dosyada adı geçen diğer cirantalar ile hiçbir ticari ilişkinin bulunmadığının tespit edildiği belirtilmiştir.
Dosya Mahkememizce Mali Müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 26/01/2023 tarihli bilirkişi raporu ile ; talimat yolu ile alınan 17/08/2023 tarihli Bilirkişi Raporuna göre, “Davacı ...Ltd. Şti.'nin ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tanzim edildiği noter açılış ve kapanış kayıtlarının kanuni sürelerinde yaptırılmış olduğu defterlerin birbirini teyit ettiği ve TTK hükümlerine göre sahibi lehine delil niteliği taşıdığı hususları” tespit edilmiş olduğu, davalı 2022 yılı Ticari defterlerinin, 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, talimat yolu ile alınan 17/08/2023 tarihli Bilirkişi Raporuna göre, “Yapılan incelemelerde .... Şti.'nin sadece ...Aş. arasında ticari bir ilişkinin var olduğu dosyada adı geçen diğer cirantalar ile hiçbir ticari ilişkinin bulunmadığı tespit edilmiş olduğu, davalının, dava konusu...vade ... seri no.lu 50.000,00 TL'lik ... Bankası çekinde kendisinden önce ciranta olarak görünen dava dışı ...Ltd.Şti.ile aralarında ticari ilişki olduğu, işbu çeki cari hesap ilişkisine istinaden ticari defterlerine 14.12.2022 tarihinde çek alımı olarak kayıt etmiş olduğu, talimat İle ... 3.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından Davacı Şirket Yetkilisi ...'ın 6 sayfa imza ve yazı örnekleri alındığı görülmekte olduğu, takdirin Mahkemeye ait olduğu, davalı yana ait incelenen 2022 yılına ait ticari defterlerinde, dava konusu çekin cirantalarından dava dışı ...şirketi dışında dava konusu diğer çek cirantaları ile ve davacı firmalar ile bir ticari ilişkisine rastlanmamış olduğu, dava dışı ....Ltd.Şti. ve ...Ltd.Şti.şirketlerinin ticari defterlerinin ve belgelerinin incelenmesi Takdirinin Sayın Mahkemenize ait olduğu belirtilmiştir.
Dosya yeniden bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 23/10/2024 tarihli ek raporda; ek rapor kapsamında yapılan tespitler ve değerlendirmeler sonucunda, kök raporda yapılan tespit ve değerlendirmelerde değişiklik olmadığı, davalı ve dava dışı bağlı oldukları Vergi Daireleri Müdürlükleri tarafından Mahkemeye gönderilen cevap yazı ekleri olan BA BS Bildirimlerine göre, davalı ve Dava dışı ...Ltd.Şti.'nin BA BS Bildirimleri arasında bir fark olmadığı, davalı ... şirketi tarafından dava dışı ...Ltd.Şti.'ne toplam tutarı KDV Hariç 2.542.851,-TL olan 2 Adet fatura düzenlenmiş olduğu, bu faturaların davalı BS Bildirimlerinde ve dava dışı ....Ltd.Şti BA Bildirimlerinde olduğu, davalı ticari defterlerine göre bu satışların 14.12.2022 tarihinde 20 nolu yevmiye maddesi ile kayıt edilmiş olduğu, Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu belirtilmiştir.
Dosya ATK Fizik İhtisas Kuruluna gönderilmiş, düzenlenen ... tarih, ... sayılı raporda; inceleme konusu çek arka yüzde atılı 1.ciro imzası ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ın eli ürünü olmadığı belirtilmiştir.
... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma no'lu dosyası ile yürütülmekte olan soruşturma kapsamında nitelikli dolandırıcılık konusu ile alakalı suç ve suça ilişkin faillerin yakalanmalarına yönelik yapmış oldukları eylemlerin tespitine yönelik çalışma yürütüldüğü ve ... 9.Sulh Ceza Hakimliği'nin... D.İş sayılı dosyası ile keşidecisi ....A.Ş. Olan bir kısım çeklere ilişkin el koyma kararı verildiği anlaşılmıştır.
Dava, kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davasıdır.
Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Dava kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davasıdır.
Davaya esas ... 13. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; alacaklının ...ŞİRKETİ, borçluların ...ŞİRKETİ, ...ŞİRKETİ, ...Ltd. Şti. Ve ...Şti.olduğu, 50.000,00 TL asıl alacak, 103,08 TL faiz, 5.000,00 TL tazminat, 150,00 TL komisyon olmak üzere toplamda 55.253,08 TL alacak için takip başlatıldığı, takibe konu olarak ... günlü, ... seri numaralı, 50.000,00 TL tutarındaki senedin gösterildiği anlaşılmaktadır.
Dosya ATK Fizik İhtisas Dairesine gönderilerek imza incelemesi yaptırılmış olup, inceleme konusu çek arka yüzde adına atılı 1.ciro imzası ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ın eli ürünü olmadığı belirtilmiştir.
Toplanan deliller ve mali incelemeler kapsamında davacı ... Şti.'nin ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tanzim edildiği noter açılış ve kapanış kayıtlarının kanuni sürelerinde yaptırılmış olduğu defterlerin birbirini teyit ettiği ve TTK hükümlerine göre sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davalı 2022 yılı Ticari defterlerinin, 6102 sayılı TTK. ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, yapılan incelemelerde ... Ltd. Şti.'nin sadece ... Aş. arasında ticari bir ilişkinin var olduğu dosyada adı geçen diğer cirantalar ile hiçbir ticari ilişkinin bulunmadığı, davalının, dava konusu ...vade ... seri no.lu 50.000,00 TL'lik ... Bankası çekinde kendisinden önce ciranta olarak görünen dava dışı ...Şti.ile aralarında ticari ilişki olduğu, işbu çeki cari hesap ilişkisine istinaden ticari defterlerine 14.12.2022 tarihinde çek alımı olarak kayıt etmiş olduğu, davalı yana ait incelenen 2022 yılına ait ticari defterlerinde, dava konusu çekin cirantalarından dava dışı ... şirketi dışında dava konusu diğer çek cirantaları ile ve davacı firmalar ile bir ticari ilişkisine rastlanmamış olduğu tespit edilmiştir.
HGK'nun... E,... K. Nolu 17.11.2022 tarihli ilamında belirtildiği üzere; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 170/b maddesinin aynı Kanun’un 72. maddesine yaptığı yollama gereğince kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte de menfi tespit davası açılabileceği açıkça anlaşılmaktadır. İİK’nin 72/1. maddesi, “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir” hükmünü haizdir. Buna göre borçlu, henüz aleyhine başlatılmış bir icra takibi yokken alacaklıya karşı borçlu bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası açabileceği gibi aleyhine icra takibine başlanmasından sonra da menfi tespit davası açması mümkündür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümler poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun koyucu, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (TTK m. 778 ve 818).
Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 133/2. maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil, ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.
Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu, ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir anlatımla borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def’îni kullanması hâlinde ise, ne temel borç ilişkisine, ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta, borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir.
Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgilerine karşı öne sürülebilen mutlak def’îlere dayanmaktadır. Örneğin kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) md. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) md. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).
Bununla birlikte; senede karşı mutlak defiler, senet hamili olan herkese karşı ileri sürülebilir. Gerek doktrinde ve gerekse uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması” “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. Borçlunun hamil/alacaklıya karşı senet metninde imzaya ilişkin iddiası mutlak def’idir. "Senetteki imzanın inkarı halinde, imzanın borçluya ait olduğunu ispat yükü belgeyi elinde bulunduran senet alacaklısına aittir. İmzada sahtecilik iddiası kambiyo senetlerinde mutlak defi olup, lehdar ve ciro yolu ile hamil olan cirantalara ve son hamile karşı ileri sürülebilir..." (Yargıtay 11. HD ... E. ... K.)
Somut olayda, ATK tarafından davaya konu çek üzerinde yapılan imza incelemesi ile, inceleme konusu çek arka yüzde atılı 1.ciro imzası ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ın eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir.
Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde; yapılan mali incelemede davacı firma ile çekin lehdarı ve cirantaları arasında borç alacak bakiyesi bulunmadığı, davacının işbu çeklerden kaynaklı davalılara karşı sorumluluğunun bulunmadığı, davaya konu işbu çeklerin davacının elinde iken zayi olduğu ve çekteki imzanın sahte olduğu, sahte imza ile piyasaya sunulduğu, davacılar ile takip eden cirantalar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı anlaşılmış olup bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde işbu çeke dayanılarak başlatılan icra takibinde davacının davalılara borcu bulunmadığı anlaşılmakla, davanın kabulü ile ... 13.İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında takip ve dayanak çek (Keşidecisi- ... A.Ş.,lehdar ... Şti. olan, ... keşide tarihli, ... seri nolu, 50.000,00 TL bedelli çek) nedeni ile davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının takipte kötü niyetli olduğu sabit olmadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile ... 13.İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında takip ve dayanak çek (Keşidecisi-... A.Ş.,lehdar ...Ltd. Şti. olan, 25.01.2023 keşide tarihli, ... seri nolu, 50.000,00 TL bedelli çek) nedeni ile davacıların davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE,
2-Davalının takipte kötü niyetli olduğu sabit olmadığından kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE,
3-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 3.415,50-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 853,88-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 2.561,62-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
5-Davacılar tarafından yapılan; 853,88-TL Peşin/nisbi Harcı, 4.500,00-TL Bilirkişi ücreti, 5.900,00 TL ATK fatura ücreti,859,5-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 12.113,38TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
6-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 26/05/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır