T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/108 Esas
KARAR NO:2024/153
DAVA:Tanıma Ve Tenfiz
DAVA TARİHİ:26/01/2024
KARAR TARİHİ:26/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tanıma Ve Tenfiz davasının dosya üzerinden yapılan incelemesi sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 13/08/2013 tarihinde bir kredi sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmenin 01/07/2014 tarihinde uzatıldığını ve nihayet 06/07/2015 tarihli Kredi Uzatma Sözleşmesi No 2 imzalandığını, işbu kredi sözleşmesi kapsamında davacının davalı şirkete 30.000.000 ABD doları borç verdiğini, davalı şirketin borcunu ödemediğini, bunun üzerine davacının sözleşmenin 10.maddesinde yer alan Tahkim Sözleşmesi kapsamında ödenmiş olan 30.000.000 ABD doları ile o tarihte işlemiş olan 7.531.288,14 ABD doları tutarındaki faizi ile işleyecek faizin ödenmesini talep ettiğini, Tahkim Yargılamasının Londra Uluslararası Tahkim 2014 kurallarına göre yapıldığını ve nihai kararın 05/11/2020 tarihine Birleşik Arap Emirlikleri Dubai'de verildiğini, tahkim heyeti tarafından hükmün parçasını oluşturan 05/12/2020 tarihinde Düzeltme ve Açıklığa Kavuşturma Zaptı düzenlenerek bazı ufak yazım hatası ve tipografi düzelmeleri yapıldığını, verilen karar ile davacının davalı şirketten karada belirtilen miktarlarda alacaklı olduğunun yargılama sonucunda sabit olduğunu, söz konusu tahkim kararının Malta'da tanıma ve tenfiz edildiğini ve davalının hiçbir şekilde itiraz etmediğini, kararın Malta'da davalı aleyhine kesinleştiğini, tahkim anlaşmasının geçerli ve bağlayıcı olduğunu, işbu hakem kararının tanınması ve tenfizinin New York Konvansiyon hükümlerine tabi olduğunu, davacının alacağı muaccel olup hakem kararının bağlayıcı ve kesin olduğunu, kararın tanınması ve tenfizi için tüm koşulların mevcut olduğunu, tanıma ve tenfiz yargılamasında revizyon yasağına uyulması ve sadece tahkim kararı ile sınırlı olarak inceleme yapılması gerektiğini, davalı şirkete ve şirket yetkilisine ait olan çok sayıda gayrimenkulün elden çıkarıldığını, bu nedenlerle Londra Uluslararası Tahkim 2014 Kuralları kapsamında verilen 05/11/2020 tarihli hakem kararının tanınmasına ve tenfizine, işbu kararın tanınması ve tenfizi için gerekli olan süre içinde davalının mal kaçırma riski kesin olduğundan teminatsız olarak aksi halde makul bir teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava taraflar arasında aktedildiği beyan edilen kredi sözleşmesine istinaden Londra Uluslararası Tahkim 2014 Kuralları kapsamında verilen 05.11.2020 tarihli yabancı hakem kararının tanıma ve tenfizi talebidir.
Gerek davacının dosyaya sunduğu 13.08.2023 tarihli Kredi Sözleşmesi başlıklı sözleşmenin incelenmesinde ve gerekse, tanıma ve tenfizi istenen 05.11.2020 tarihli hakem kararının incelenmesinde, taraflar arasındaki ilişki bir kredi ilişkisi olarak nitelendiği görülmektedir. Sözleşmede ödünç verilen ana para, faizi ve geri ödeme usulü ile ödünç verilen paranın ne amaçla kullanılacağı detaylı bir şekilde izah edilmiştir. Hakem kararının incelenmesinde de aradaki ilişki bir kredi sözleşmesi olarak nitelenmiş ve hüküm de kredi sözleşmelerine münhasır ana para ve faize mütedair kurulmuştur.
Tanıma ve tenfiz yargılamasına bakan mahkemenin, MÖHUK ve sair mevzuat muvacehesinde, yabancı mahkeme/hakem kararlarını tadil etme, tavsifi değiştirme gibi bir yetkisi yoktur. Tanıma ve tenfiz yargılamasına bakan mahkemenin görevi temelde 5718 sayılı yasanın 62. maddesindeki red sebeplerinin olup olmadığını irdelemek ve 4686sayılı MTK hükümlerine göre tanıma ve tenfiz talebini kabul ya da reddetmektir.
O halde, somut olayda taraflar arasındaki sözleşme ve tahkim yargılaması, aradaki alacak borç ilişkisini ödünç para manasına gelen “kredi” olarak nitelendirdiğine göre, tanıma ve tenfiz yargılamasını yapacak mahkeme de bu niteleme ile bağlıdır.
Yabancı memleketlerde, kredi verme işlemlerinin ülkemizde olduğu gibi banka ve finans kuruluşlarının tekelinde olmaması, başkaca özel yatırımcı kişi ya da şirketler tarafında da, gerek yatırım ortağı alırken ve gerekse de sair surette kredi kullandırılması, yani ödünç para verilmesi de bu durumu değiştirmez. Taraflar tüzel kişi tacir olup, aradaki ilişki iç mevzuatımız yönünden, 6102 sayılı TTK’nın 4/1(f) maddesinde belirtildiği gibi ödünç para verme işlemidir. Esasen anılan TTK 4/1-(f) maddesinde, “bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara,” dair işler tek tek sayılmakla yetinilmemiş, ayrıca “…ve ödünç para işlerine dair düzenlemeler...” diye de belirtilmekle, banka ve finans kuruluşlarına ait olmasa bile tacirler arasında yapılan ödünç para verme işlerine dair düzenlemelerin bu madde kapsamında olduğu ayrıca vurgulanmaktadır. Görüldüğü üzere, kanun koyucu, sadece banka ve finans kuruluşlarındaki kredi işlemlerini değil, (kredi kuruluşundan olsun ya da olmasın) diğer ödünç para verme işlemlerini de TTK 4. Maddesi kapsamında saymıştır. Dolayısı ile somut olayda da, aradaki ilişkinin gerek sözleşme içeriğinden ve gerekse hakem kararı içeriğinden, ödünç para verme mahiyetindeki “kredi sözleşmesinden” kaynaklandığı sabittir.
O halde, Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun 25.11.2021 tarih ve 1232 sayılı kararında açıkça TTK’nın 4(f) maddesindeki işlemlerden kaynaklı davalar için, İstanbul’daki 6,7,8 ve 9. Asliye Ticaret Mahkemelerini iş dağılımı bakımından yetki ve görevlendirdiği nazara alındığında, eldeki tanıma ve tenfiz yargılamasına da bu mahkemelerde bakılması gerekmektedir.
Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun anılan kararına rağmen eldeki davaya mahkememizin bakıp bakamayacağı meselesine gelince;
Bilindiği üzere 5235 sayılı ADLÎ YARGI İLK DERECE MAHKEMELERİ İLE BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YETKİLERİ HAKKINDA KANUN’nun 5/5. maddesinde “Özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde, ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak, daireler arasındaki iş dağılımı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenebilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır. Daireler, tevzi edilen davalara bakmak zorundadır.” hükmü yer almaktadır. Görüldüğü üzere, esasen bir iş dağılımı olan bu husus, kanunun “Daireler, tevzi edilen davalara bakmak zorundadır.” lafzı ile neredeyse bir görev ilişkisi gibi düzenlenmiştir.
Bunun içindir ki, eldeki davaların istinaf incelemesine bakan İstanbul BAM 13. HD’nin 28.12.2023 tarih, 2023/... E ve 2023/... K sayılı emsal kararında;
“…Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 35 inci maddesine dayalı olarak verdiği, 2023/4482 esas, 2023/5883 karar sayılı, Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairelerinin kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine yönelik 16/10/2023 tarihli ilamı ile; Hakimler ve Savcılar Kurulu 1 inci Dairesi'nin 25/11/2021 tarihli ve 1232 sayılı kararının, mahkemelerin görevine ilişkin değil daireler arasındaki iş dağılımının belirlenmesine ilişkin olduğu, diğer ifade ile kararda belirtilen finans davalarına bakacak asliye ticaret mahkemeleri ile aynı yerde bulunan diğer asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olmayıp iş dağılımı ilişkisi olduğu, bu sebeple, açılan davanın konusu banka ve finans uyuşmazlıklarına ilişkin ise adliye tevzi bürosunun, dosyayı anılan karar doğrultusunda ilgili mahkemeye tevzi etmesinin gerektiği, tevzinin yanlış yapılması durumunda dosya kendisine tevzi edilen asliye ticaret mahkemesinin, bu durumu tespit ederek dosyanın doğru daireye tevzi edilmek üzere tevzi bürosuna iadesine/gönderilmesine karar vereceği, dosya kendisine yanlış tevzi edilen asliye ticaret mahkemesinin vereceği kararın, teknik anlamda bir görevsizlik kararı olmadığı, gönderme kararı niteliğinde olduğu belirtilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; Hakimler ve Savcılar 1 inci Dairesinin 1232 sayılı kararında belirtilen asliye ticaret mahkemeleri ile aynı yerde bulunan diğer asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olmayıp, iş dağılımına ilişkin bulunduğundan, ilk derece mahkemesi tarafından davanın yanlış tevzii edildiğinin tespiti ile, dosyanın iş dağılımına göre finans davalarına bakmakla görevli İstanbul 6,7,8,9 Asliye Ticaret Mahkemeleri'ne tevzii edilmek üzere tevzii bürosuna iadesine/gönderilmesine ve esasın bu şekilde kapatılmasına karar verilmesi gerekirken, 6100 Sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/1 fıkraları uyarınca davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır.” denilmiştir. Görüldüğü üzere, anılan emsal kararda mahkemenin yaptığı yargılama sonunda verdiği karar irdelenmiş ve gönderme kararı verilmesi gerektiğinden, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır. Bu emsal karar göz önüne alındığında, yargılamada daha en başta dosyanın iş dağılımı bakımından görevli mahkemeye gönderilmesi, HMK 30. maddesinde düzenlenen usul ekonomisi bakımından ehemmiyet arz etmektedir.
Esasen mahkememizce, talep hakkında 01.02.2024 tarih, ... sayılı kararı ile bu bağlamda gönderme kararı verilmiş ise de, dosya bilahere kendisine tevzi olan İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesi19.02.2024 tarih, 2024/... E ve 2024/... K sayılı kararı ile dosyayı karşı gönderme kararı ile mahkememize geri göndermiştir.
Bilindiği üzere, iki mahkeme arasında yargı çevresi, görev ve kesin yetki halinde davaya bakmakta karşılıklı uyuşmazlık çıkması halinde merci tayini hususu HMK 21, 22 ve 23. maddelerinde düzenlenmiş olmasına karşın, iş dağılımı halinde çıkabilecek menfi uyuşmazlıklara dair sarih bir düzenleme yapılmamıştır. Bu noktada bir mevzuat boşluğu olduğunu söylemek mümkün. Öğretide de kabul edildiği üzere medeni usul hukukunda kıyasa başvurmak mümkündür. (PEKCANITEZ, Hakan, Medeni Usul Hukuku, 2016, 4. Bası, 59.s;ATALI, Murat, Medeni Usul Hukuku, 2023, 6. Bası, 16. S) O halde, görev ve yetkiye dair merci tayini hükümlerinin, iş dağılımı hususunda da kıyasen uygulanması mümkündür. Bunun için HMK 22. maddesine göre davaya bakacak ilk derece mahkemesini tayin edecek merci İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’dir.
Yapılan bu izahatlardan da anlaşılacağı üzere, mahkememizce gönderme kararı verildikten sonra, dosya kendisine tevzi olan İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahekemesi, kendisi de bu davaya bakmakla görevli görmüyorsa bu durumda HMK 22. maddesine göre merci tayini için dosyayı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne göndermesi gerekir idi. Zira dosyaya resen emsal olarak alınan İstanbul BAM 43. HD’nin 16.02.2023 tarih, 2023/... E ve 2023/... K sayılı kararı da bu yöndedir. Bu sebeple, anılan gerekçe ile merci tayini için dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememiz dosyasının merci tayini için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine,
2-Dosya esasının bu şekilde kapatılmasına
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 26.02.2024
Başkan ...
(e-imza)
Üye ...
(e-imza)
Üye ...
(e-imza)
Katip ...
(e-imza)