T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/160 Esas
KARAR NO : 2025/368 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 11/03/2024
KARAR TARİHİ : 22/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün... Esas sayılı dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde yapılan itiraz üzerine İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğunu, söz konusu itirazların hükümden düşürülmesi ve takibin devamı amacıyla süresi içerisinde işbu davanın ikame edildiğini, davalı şirket tarafından davacı şirket ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında, belli bir miktar levha siparişine ilişkin proforma faturalar düzenlendiğini, işbu siparişlerin davacı tarafından onaylandığı ve %30'luk ön ödeme gerçekleştirildiğini, daha sonra taraflar arasında kararlaştırılan miktarlardaki malların satışına ilişkin, davalı şirket tarafından 12.10.2021 tarihinde iki adet satış faturası düzenlendiğini ve davacı şirkete gönderildiğini, davacı şirketin, ilgili faturaların kendisine ulaşmasına takiben 13.10.2021 tarihinde ödemenin tamamını gerçekleştirdiğini ancak davalı şirket tarafından satışı gerçekleştirilen malların teslim edilmediği; akabinde davacı şirket yetkilileri tarafından ilgili malların teslim edilmesi aksi halde siparişin iptal edilerek yapılan ödemelerin iadesinin isteneceği hususunun mail üzerinden yazılı olarak ihtar edildiğini, işbu ihtar üzerine de davalı şirket tarafından malların teslim edilmemesi üzerine, davacı şirket tarafından işbu dava konusu 31.12.2021 tarihli iade faturasının düzenlendiğini, davacı şirketin iade faturasını davalı şirkete göndermesine takiben ilgili iade faturasındaki tutarın ödenmesi ihtarını içeren bir mail gönderildiğini, davalı şirketçe "sizden çok özür diliyoruz, gecikme için üzgünüz, önümüzdeki günlerde iade ödemesini gerçekleştireceğiz." vb. şeklindeki ifadelerle yanıt verilmesine rağmen ödemenin gerçekleştirilmediğini, bu süreçte davacı şirketin birkaç kez daha davalı şirketi iade ödemesi yapılması hususunda ihtar etmek durumunda kaldığını, davacı şirketin bu süreçte defalarca kez mağdur edildiğini, işlerinin sekteye uğradığı ve ticari anlamda ciddi zarara uğradığını, davacı şirketin davalı şirketten alacaklı olduğu meblağın, takibe konu edilen tutarla sınırlı olmayıp bu hususta davacı tarafça dava/takip konusu edilmeyen kısım için icra takibi başlatma, dava açma vb. fazlaya ilişkin hakların saklı tutularak işbu davanın açıldığı öne sürülerek davanın kabulüne, haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz eden borçlu (davalı) aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıya usulüne uygun tebligat yapıldığı ancak cevap dilekçesi ve ticari defterlerini sunmadığı görüldü.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında talep ettiği alacağa ilişkin davalı tarafın vaki itirazının haklı olup olmadığı yine davacı tarafın davalıdan icra dosyasındaki miktar kadar alacaklı olup olmadığı konusundan ibaret olduğu anlaşılmıştır.
Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, Davalı şirket tarafından düzenlenen proforma fotokopisi ve Türkçe çevirisi, Davacı şirketçe yapılan ödemelere ilişkin dekontlar, Davalı şirketçe düzenlenen faturaların fotokopisi ve Türkçe çevirileri, Davalı şirket ile müvekkil arasında geçen mail yazışmaları ve Türkçe çevirileri, Davacı şirketçe düzenlenen iade faturası ve Türkçe çevirisi, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası uyap sureti, Davalı şirkete ait ticari defterler, Davalı şirkete ait Ba-Bs formları, Bilirkişi incelemesi, Arabuluculuk son tutanağı , Tanık, isticvap, yemin, uzman raporu, yargıtay kararları, keşif ve sair ikamesi mümkün her türlü delil dosya arasına alınmıştır.
İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 34.206,50 Euro karşılığı 732.727.17 TL alacak üzerinden takip başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğu anlaşılmıştır.
Dosyanın SMMM ...'e tevdi edildiği, bilirkişinin 30/10/2024 tarihli raporunda özetle ;
Davacı tarafından verilen siparişlere ilişkin ödemeler yapıldığı, ancak siparişlerin teslim edilmediğinin iddia edildiği, dosyaya sunulan yazışmaların da bu iddiayı tasdik eder nitelikte olduğu, 11/05/2023 tarihi itibarıyla davacının davalıdan 34.206,50 euro alacaklı olduğu tespit ve rapor edilmiştir.
Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı şirket tarafından davacı şirket ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında, belli bir miktar levha siparişine ilişkin proforma faturaları düzenlendiği, işbu siparişlerin davacı tarafından onaylandığı ve % 30'luk ön ödeme gerçekleştirildiği, daha sonra taraflar arasında kararlaştırılan miktarlardaki malların satışına ilişkin, davalı şirket tarafından 12.10.2021 tarihinde iki adet satış faturası düzenlendiği ve davacı şirkete gönderildiği, davacı şirketin, ilgili faturaların kendisine ulaşmasına takiben 13.10.2021 tarihinde ödemenin tamamını gerçekleştirdiği ancak davalı şirket tarafından satışı gerçekleştirilen malların teslim edilmediği, akabinde davacı şirket yetkilileri tarafından ilgili malların teslim edilmesi aksi halde siparişin iptal edilerek yapılan ödemelerin iadesinin isteneceği hususunun mail üzerinden yazılı olarak ihtar edildiği, işbu ihtar üzerine de davalı şirket tarafından malların teslim edilmemesi üzerine, davacı şirket tarafından işbu dava konusu 31.12.2021 tarihli iade faturasının düzenlendiği, davacı şirketin iade faturasını davalı şirkete göndermesine takiben ilgili iade faturasındaki tutarın ödenmesi ihtarını içeren bir mail gönderildiği, davalı şirketçe "sizden çok özür diliyoruz, gecikme için üzgünüz, önümüzdeki günlerde iade ödemesini gerçekleştireceğiz." şeklindeki ifadelerle yanıt verilmesine rağmen ödemenin gerçekleştirilmediği iddia edilerek anlaşılan ve teslim edilmeyen mallar için ödenen bedelin tahsili için davacı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, davalı tarafın itirazı üzerine takibin durduğu ve iş bu davanın ikame edildiği, davalı tarafça davaya cevap verilmediği gibi ticari defterlerin de ibraz edilmediği, dosya kapsamındaki belgeler ve ödeme dekontlarından, davacı tarafça davalının...Bankası Topkapı Sanayi şubesindeki hesaba toplam 34.206,50 Euro ödeme gönderildiğinin anlaşıldığı, bu durumun dosyadan alınan bilirkişi raporu ile de sabit olduğu, davalı tarafın bu ödemenin karşılığı olarak malı gönderdiğine ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunmadığı ve açıklandığı üzere davaya cevap vermediği gibi defterlerini de ibraz etmediği, icra dosyasından talep edilen alacak miktarının bilirkişi raporunda tespit edilen alacak miktarı ile de uyumlu olduğu anlaşıldığından; davanın kabulüne, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin aynen devamına,
İcra inkar tazminatı talebi yönünden; İİK 67/2 maddesinde " Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." denilmektedir. Borçlunun icra inkar tazminatı ile mahkumiyeti açısından itirazın kötü niyetli olması şartı aranmayıp geçerli bir takibin ve itirazın bulunması, takip konusu alacağın belirlenebilir (likid) alacak olması ve davalının itirazında haksız olması gerekmektedir.
"Likid alacak" kavramına gelince; eğer borçlu, ödeme emri ile kendisinden istenilen alacak bakımından borçlu olduğunu bilmekte veya bilmek durumunda ise ve buna rağmen itiraz ederse, itirazında haksızdır. O halde, borçlunun haksız olup olmadığının saptanabilmesi için, “alacağın bilinmekte veya bilinmek durumunda olması”nın ne anlama geldiği önem arz etmektedir.
Öğretide genel olarak kabul edildiği üzere, borçlu, alacaklının icra takibinde talep ettiği alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmekte veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda ise ve alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç yoksa, alacak likidedir.
Yargıtay’ın çeşitli kararlar vesilesiyle genel olarak yaptığı tanım da buna paraleldir: Ör- neğin, Hukuk Genel Kurulu'nun emsal kararlarında belirtildiği ve benimsendiği üzere , “alacağın gerçek miktarı belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacak likiddir."
Yargıtay'ın burada ifade ettiği, “borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise” ölçütü çok önemlidir. Burada dile getirilen borçlunun “yalnız başına” tespiti hususu, alacağın ve miktarının borçlu tarafından bütün unsurları ile bilinebilir (hesap edilebilir) olması ve bu konuda alacağın tespiti için ayrıca yargılama yapılmasına gerek olmaması anlamındadır.
Alacağın likid olması bakımından “alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması" da şart değildir. ( İcra İnkar Tazminatı Açısından “Likid Alacak” Kavramı - Prof. Dr. Ejder Yılmaz/ Bankacılar Dergisi, Sayı 67, 2008)
Açıklamalar doğrultusunda; takibe konu alacağın likit ve belirlenebilir olduğu, yine davalının hakkındaki icra takibine haksız olarak itiraz ederek durmasına neden olduğu da dikkate alınarak asıl alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE,
-Davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin aynen devamına,
-Asıl alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 50.052,59-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 8.849,51-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 41.203,08-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 113.909,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan; 8.849,51-TL Peşin/nisbi Harcı, 5.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 207,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 14.056,51TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan alınarak Hazine adına gelir kaydına,
6-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 22/04/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır